Kemal says Verba Volant, Scripta Manent

MESNEVİ

I. - II. C i l t
Sunuş

 

"Mevlana, "Mesnevi" sine "Birlik Dükkanı" demekte, "Mesnevi" yi "Mesnevi'miz, Birlik dükkanıdır;Birden başka ne belirirse puttur."  beytiyle övmekte. Birlik Dükkanı.. Her varlık o dükkanda yoğrulup yapılmakta, orda sergilenmekte, satılmakta; orda yıpranıp gene orda potaya girmekte, yenilenmekte. Sebepler sonuçları meydana getirmekte; sonuçlar, gene sebepler haline gelip başka sonuçlar belirmekte. Bu dükkanın bir ucu, dükkanı yapanın kudret elinde; öbür ucu, sonsuzluğa dek gitmekte ve gene o kudret eliyle sonu ön olmakta; her an yaratılmakta. Bu dükkanın alicisi, satıcısının kendisi."

"Mesnevi"
Tercümesi ve Serhi
I.- II. Cilt
Tercüme ve Serheden Abdülbaki Gölpınarlı


Dinle, bu ney nasıl şikayet ediyor, ayrılıkları nasıl anlatıyor. Diyor ki:
Beni kamışlıktan kestiklerinden beri feryadımla kadın da ağlayıp inlemiştir, erkek de. Ayrılıktan parça parça olmuş bir gönül isterim ki aşk ve özlem derdini anlatayım ona. Aslından uzak kalan kişi buluşma zamanını arar durur.Ben her toplulukta ağladım, inledim. iyi hallilerle de es oldum, kötü hallilerle de. Herkes kendi zannınca dost oldu bana. içimdeki sırlarımı ise kimse aramadı. Benim sırrım, feryadımdan uzak değil, fakat gözde, kulakta o ışık yok. Beden candan, can da bedenden gizli değil; fakat kimseye cani görmeye izin yok. Ateştir neyin bu sesi, yel değil. Kimde bu ateş yok ise, yok olsun o kişi. "Aşk ateşidir ki neye düştü, aşk coşkunluğudur ki şaraba düştü. Ney, bir dosttan ayrılana estir, dosttur, perdeleri perdemizi yırttı gitti. Ney kanlarla dolu bir yolun sözünü etmede. Mecnun'un aşk hikayelerini anlatmada. Ney gibi bir zehri, ney gibi bir panzehiri kim gördü? Ney gibi bir solukdaşı, bir hasret çekeni kim gördü?"Bu aklın mahremi, akılsızdan başkası değildir, dile de kulaktan başka müşteri yoktur. Gamımızla günler geçti, aksamlar oldu, günler yanışlarla yoldaş kesildi de yandı gittiler. Günler geçip gitti ise, de ki: Geçin gidin, pervamız yok. Sen kal ey dost, temizlikte sana benzer yok. Balıktan başka herkes suya yandı, rızkı olmayanın da günü uzadıkça uzadı. Ham; pişkin, olgun kişinin halini hiç mi hiç anlayamaz. Öyle ise sözü kısa kesmek gerek vesselam.

[ I, 1-18]

Hersey sevgilidir, aşıksa bir perde; diri olan sevgilidir aşıksa bir ölü. Kimin aska meyli yoksa kanatsız bir kusa döner; eyvahlar olsun ona. Sevgilimin ısıgı önde, artta olmadıkça nasıl önü-ardı akıl edeyim ben? Ask bu sözün söylenmesini ister; ayna gammaz olmaz da ne olur? Aynan, biliyor musun, neden gammaz degil? Yüzünden toz, pas silinmemis, arınmamıs da ondan.
[ I, 30-34 ]

Tanrı'dan edebi gözetmek için basari dileyelim:edepsiz, Tanrı'nın lütfundan mahrum kalmıstır.
[ I, 78 ]

Edepsiz, yalnız kendine kötülük etmez; bütün çevreye ateş salar. Su gök, edep yüzünden ısıklarla dopdolu bir hale gelmiştir; melek edep yüzünden suçtan arınmıştır, temiz olmuştur.
[ I, 79;91 ]

Ulu bir kişinin sofrası basında, ona karsı kötü zanda bulunmak, harisliğe kalkışmak küfürdür.
[ I, 86 ]

Asığın hastalığı hastalıklardan apayrıdır; aşk, Tanrı sırlarının usturlabıdır. Aşk ister bu yandan olsun, ister o yandan; sonunda o yana kılavuzdur bize. Askı anlatmak, bildirmek için, ne dersem diyeyim, asıl aşka geldim mi, o sözlerden utanır-kalırım. Dilin anlatısı aydınlatır, aydınlatır ama, dile düşmeyen, söze gelmeyen aşk, daha da aydındır.
[ I, 110-113 ]

Dile, özle; fakat ölçülü dile, özle; bir saman copu bir dağı kaldıramaz. Dünyayı aydınlatan güneş, birazcık yaklaşsa her şey yanar-gider.
[ I, 140-1 ]

Gerçek söz verişleri, gönül kabullenir; geçici söz verişlerse insani tasalandırır. Büyüklerin söz verişleri, yürüyüp duran bir definedir; ehil olmayanların söz verişleriyse akıp giden bir zahmettir, bir eziyettir.
[ I, 180-1 ]

Tavus kuşunun da düşmanı ayaklarıdır. Nice padişah vardır ki gücü kuvveti öldürmüştür onu.
[ I, 209 ]

Bu dünya bir dağdır, yaptıklarımızsa ses; ses yankılanır, gene bize döner gelir.
[ I, 215 ]

Çünkü ölülerin sevgisi eğleşmez; çünkü ölü bir daha dönüp gelmez. Dirinin aşkı gönüldedir, gözdedir; her solukta önceden de daha taze bir hale gelir.
[ I, 217-9 ]

Ölümsüz dirini askını seç çünkü cana canlar katan şarabı odur sana sunan. Sen bize o padişaha varmaya izin yok deme; kerem sahibi olanlara isler güç değildir.
[ I, 220-2 ]

Bu riyazatlar, bu cefalar potanın, gümüşten posayı ayırması içindir.
iyinin, kötünün sınanması, kaynayıp kötü tortudan ayrılması, üste ağması içindir altının.
[ I, 232-3 ]

Can yolu, kesin olarak bedeni yıkar; o yıkıntıdan sonra da yapar, düzen koşar onu. Altın definesini çıkarmak için yıkmıştır evi; o defineyle de evi, daha sağlam yapar.
[ I, 306-7 ]

Öfke ile istek, insani sası eder; cani doğruluktan ayırır. Garez geldi mi hüner örtülür; gönülden yüzlerce perde, gelir de gözün önüne çekiliverir.
[ I, 333-4 ]

O gönüllere gönül kesilenin haberlerinden birini duy; hani "Namaz ancak gönül huzuruyla tamamlanır" der.
[ I, 382 ]

Kim uyanıksa daha da beter uykudadır o; uyanıklığı uykusundan da beterdir onun. Canimiz, Tanrı'yla uyanık olmazsa uyanıklık, bir geçittir, bir boğaz gibidir bize.
[ I, 411-2 ]

Yolda, bundan daha sarp geçit yoktur; ne mutlu o kişiye ki yoldaşı haset değil.
[ I, 433 ]

Gümüşün dişi aktır, berraktır ama onun yüzünden el de kararır, elbise de. Ateşin, kıvılcımlarıyla al-al bir yüzü vardır ama yaptığı kötü işe bak, sonundaki karalığı seyret.
[ I, 452-3 ]

Hem gam çağında, hem esenlik çağında Tanrı'ya dayanmadan
tümden ona teslim olmadan başka her şey düzendir, tuzaktır.
[ I, 472 ]

Anlayışı, hatırı keskinleştirmekle Tanrı'ya yol bulunmaz;
padişahın lütfu ancak kırılmış, dökülmüş gönülleri alır katına.
[ I, 536 ]

Toprak emindir; ona ne ekersen hainlik etmez, onu biçersin. ilkbahar, Tanrı fermanını getirmedikçe toprak gizli şeyleri meydana çıkarmaz.
[ I, 514;516 ]

Gözüne görüş gücü verdi mi, gözünde bu alem gibi yüzlerce alem beydahlanır. Sana göre bu dünya pek büyüktür, sonsuzdur ama bil ki Tanrı gücüne karşı bir zerre bile değildir.
[ I, 527-8 ]

Ne vakte dek dünyayı zaptedeceğim, varlığımla su dünyayı dolduracağım diyeceksin? Dünya, bastan basa karla dolsa güneş bir baktı mi hararetle hepsini eritir gider. O hayal kuruşları tutar, hikmet haline getirir; o zehirli suyu şerbete dondurur. O işkiller koparan, zanlar türeten şeyleri tam inanç eder; kin sebeplerinden sevgileri bitirir.
[ I, 546-47;549-50]

Bir yere on tane mum getirseler,
görünüşte her biri öbüründen ayrıdır.
Fakat ışıklarına yüz cevirdin mi,
hiç şüphe yok ki birinin ışığı, öbüründen ayırt edilemez.
Dostun dostlarla birleşmesi hoştur;
sen mana eteğini tut; görünüş inatçıdır, bas çeker.
İnatçı görünüşü eziyetlerle erit-gitsin de
onun altında defineye benzeyen birliği seyret.
[ I, 683-84;687-88 ]

Tahta kılıçla savaşa gitme;
is basa düşmeden önce bir gör, anla onu.
Tahtaysa yürü, bir başka kılıç ara;
ama elmassa neşeyle gel beri.
Kılıç erlerin silahlığındadır, onları görmek kimyadır sana.
Bütün bilenler, bunu böyle demişlerdir,
böyle: Bilen alemlere rahmettir.
[ I, 719-21 ]

Gülen nar, bağı bahçeyi de güldürür;
erlerle sohbet seni de erlere katar.
Kati tas olsan, mermer kesilsen bile
bir gönül sahibine ulaştın mi inci olursun.
[ I, 726-7 ]

Temiz erlerin sevgisini ta caninin içine dik;
gönlü hoş kişilerin sevgisinden başka
bir sevgiye gönül verme.
Ümitsizlik köyüne gitme; ümitler var.
Karanlığa doğru yürüme, güneşler var.
[ I, 728-9 ]

Hadi bir gönül desten gıda ver gönlüne;
yürü devleti devlet sahibinden ara.
[ I, 731 ]

O ışığı canlara Tanrı saçmıştır;
bahtı olanlar da eteklerle o ışığı toplamıslar, elde etmişlerdir.
Yuzunu Tanrı'dan baskasına çevirmeyen kisi
o ısık sacısından elde etmistir.
Kimin ask etegı yoksa o ısık sacısından
bir pay elde edememistir.
[ I, 765-7 ]

Putların anası, bir put olan nefsimzidir;
cunku put yılandır; nefis putuysa ejderha.
Put kırmak kolayıdır, pek kolay;
fakat nefsi kırıp gecirmeyi kolay gormek
bilgisizliktir, bilgisizlik.
[ I, 777;783 ]

Tanrı, bize yardım etmek dilerse
gonlumuze, aglayıp inleme istegini verir.
Ne mutlu gozdur o goz ki onun icin aglar;
ne kutlu gonuldur ki onun icin yanar-kavrulur.
Her aglamanın sonu gulmektir;
sonu goren kisi mutlu bir kuldur.
Nerde akarsu varsa orada yesillik vardır;
nerde akan gozyası varsa oraya rahmet gelir.
[ I, 822-25]

Inleyen dolap gibi gozlerinden yaslar sac da
can alanından yesillikler bitsin.
Aglamak istiyorsan gozyası dokenlere acı;
acınmak ısıtıyorsan sen de acı arıklara.
[ I, 826-27 ]

Gam gordun mu bagıslanma dile;
cunku gam, yaptıgı isi yaratıcısının buyruguyla yapar.
Tanrı isterse gamın ta kendisi nese olur;
ayak bagının ta kendisi hurluk kesilir.
Ey ogul, gozunu acarsan
yumusaklık suyunun da Tanrı buyruguyla
varoldugunu gorursun, ofke atesinin de.
[ I, 841-2;857 ]

Suyla toprak, Isa'nın solugunu otlayınca kol-kanat actı;
bir kus oldu da uctu. Senin tesbihin,
suyla topraktan meydana gelen bir bugudur ama,
gonul gercekligiyle uflenen soluktan
suyla toprak canlanır, cennet kusu olur.
[ I, 870-1 ]

Kazanan Tanrı sevgilisidir
sozunu isit de dayanc yuzunden
sebebe sarılmakta tembellesme.
[ I, 919 ]

Bir gozumuz var, onda da bircok hastalıklar var;
oyleyse yuru kendi gorusunu dostun gorusunde yok et.
Bizim gorusumuze karsılık onun gorusunu elde etmek,
verilenin yerine alinan ne guzel karsılıktır;
onun gorusunde butun dileklerini bulursun.
[ I, 926-7 ]

Bu dunya zindandır;
biz de dunyadaki mahpuslarız;
del zindanı kurtar kendini.
[ I, 987 ]

Geminin icindeki su, gemiyi batırır;
gemi altındakı suysa gemiye arka olur.
Mali-mulku gonlunden surmustu de bu yuzden Suleyman,
ancak yoksul adini takınmıstı.
Agzi kapalı testi, ucsuz-bucaksız denizin ustunde
hava dolu bir gonulle yuzer-gider.
Icte yoksulluk havası oldu mu insan,
dunya denizinin ustunde eglesir.
Bu dunya, tumden onun mulkudur de
gonlunun gozunde hicbir sey degildir mal-mulk.
[ I, 990-94 ]

Imanını yenile; ama dille soyleyerek degil
a gizlice dilegini yenileyen kisi.
Dile uyus yenilendikce iman yenilenemez;
cunku nefsin dilegine uyus,
o kapinin kilididir ancak.
[ I, 1083-4 ]

Herseyin adi, bize gore, gorunusune uygundur;
fakat Tanrı'ya gore icyuzune uygundur.
Musa'ya gore sopasının adi sopadır;
fakat Tanrı katında o sopanın adi ejderhadır.
Hasılı sonumuz ne olacaksa,
Tanır katında gercekten adımız odur bizim.
[ I, 1244-5;1249 ]

Su kaza yuz kere yolunu vursa,
gene senin cadırını gokyuzunun yucesine o kurar.
Seni, aman yurduna goturup dikmek icin,
su korkutusunu lutuf, kerem say.
[ I, 1265-6 ]

Sen zulumle bir kuyu kazmadasın
ama sunu bil ki o kuyuyu kendin icin kazıyorsun.
Ipekbocegi gibi kendi cevreni orme;
kendin icin bir kuyu kazacaksan bari boyunca kaz.
Zayıfları yardımcısız sanma;
Kura'an'dan Allah'in yardımı geldi mi" suresini oku.
[ I, 1315-8 ]

A filan, insanlarda gordugun nice zulumler var ki bunlar,
onlara vuran, huyundur senin.
Inananlar birbirinin aynasıdır;
bu haberi Peygamber'den getirirler.
[ I, 1324;1333 ]

Sen dilersen ates tatlı su olur;
dilemezsen su da ates kesilir.
Bizdeki su istek de senin icadin;
zulumden kurtulmamız da senin lutfun.
Bu istegi biz istemeden vermissin bize;
ihsan definesini herkese acmıssın.
[ I, 1341-3 ]

Sunu bil ki safları yaran arslanla savasmak kolaydır;
arslan odur ki nefsini alteder.
[ I, 1394 ]

Korkmayın sozu, korkanlara sunulan yemektir;
bu yemek, korkanların harcı olan bir yemektir.
[ I, 1435 ]

Ey ogul, cebri, Tanrı kimin gozunu acmıssa o tanır.
[ I, 1472 ]

Kim saygı sayarsa,saygı gorur;
kim seker getirirse, badem helvası yer.
Temiz seyler kimler icindir? Temizler icin.
Sevgiliyi hos tut, hosluk gor;
incit, incin.
[ I, 1500-1 ]

Akla dayanan soz, inci olsa, mercan olsa,
cana ait bahis, gene baskadır.
Can bahsi, bir baska duraktır;
can sarabının bir baska kıvamı vardır.
[ I, 1507-8 ]

Tanrı'ya sukretmek
herkesin boynuna takılmıs bir gerdanlıktır;
herkesi borcudur; savasmak, yuzunu eksitmekse
kimseye borc da degildir;
sukur de denmez ona.

Her solugu, Tanri'dan yuzlerce mektup,
yuzlerce habercavusu kesilsin;
bir Yarabbi demesine karsılık Tanrı'dan,
altmis kere buyur kulum sesi gelsin.
[ I, 1587 ]

Aklı-fikri eren kisilerin istahları sabradır;
helvayı cocuklar arzular.
[ I, 1610 ]

Soz soylemek icin once duymak, dinlemek gerek.
Sen de soze, dinlemek yolundan gir.
[ I, 1636 ]

Bir lokmadan haset dogarsa, seni faka dusururse,
bilgisizlik gaflet meydana gelirse, o lokmayı haram bil.
[ I, 1655 ]

Lokma tohumdur, verdigi sey de dusunceler.
Lokma denizdir, incileri dusunceler.
Agza alınan helal lokmadan,
gonulden kulluga bir akis,
obur dunyaya gitmeyi kurus dogar.
[ I, 1657-8 ]

Dilden, agızdan ansızın cıkan soz,
bil ki yaydan firlamıs bir oktur sanki.
Ay ogul, o ok, bir daha geri donmez;
suyu bastan kesmek gerek.
[ I, 1667-8 ]

A dil, hem sonsuz bir haznesin sen;
hem dermanı bulunmaz bir dertsin sen.
[ I, 1711 ]

Yandım ben; birisi kavini tutusturmak isterse
benden tutustursun da cercopu alevlensin-gitsin.
[ I, 1730 ]

Sel selligini yapmaya, gurleyip akmaya basladı mı
basından kes seli;
yoksa her yani rezil eder, yıkar gider.
Fakat yıkılacakmıs alem, varsın yıkılsın,
gam yemem ben; yıkık yerin altında
padisahın definesi bulunur.
Tanrı'ya batmis kisi, daha da fazla batmak ister;
can denizinin dalgası gibi alt-ust olmayı diler.
Denizin dibi mi daha hos gelir ona,
ustu mu, onu noku mu daha guzeldir, kalkanı mı?
A gönül, nes'eyı beladan ayırd edersen,
vesvese tarafından paralanmış olursun.
Dilegine erişmekte seker tadı bile olsa
degil mi ki sevgili, dilekten vazgeçmeni istiyor;
vazgeç dilekten.
A dost, aşıkların yaşayışı ölmektedir;
gönül vermedikçe gönlü bulamazsın sen.
[ I, 1751-7;1759]

A gerceklerin övüncü, gerceklikte bulun, sen baskosesin;
bense kapına esigim senin.
Mana bakımından esik de nedir,
bas kose de ne? Bizim o sevgilimizin bulundugu yerde,
biz nerde, ben nerde?
A cani bizden, benden kurtulmus guzel,
a erkekte de, kadında da soze sıgmaz,
gozle gorulmez can.
Erkekle kadin bir olunca, o bir, sensin;
birler de yk olup gidince kalan, gene sensin.
Kendi kendinle hizmet,
agirlayis tavlasini oynamak icindir ki bu ben'i,
biz'i meydan getirdin.
Boylece de ben'ler, sen'ler bir can olur da
sonunda sevgiliye dalar-gider.
[ I , 1791-6 ]

Ten gozu gorebilir mi; gamlanman,
gulmen hayale gelebilir mi?
Sen gamlanmaya, gulmeye baglanmis gonule,
onu gormeye layik bir gonul deme.
Gama, guluse bagli olan kisi, bu iki egreti seyle diridir.
Onu, sonu olmayan yemyesil ask bahcesinde,
gamdan, nes'eden, baska ne de cok meyvalar var.
Asiklik bu iki halden de ustundur;
baharsiz, guzsuz yemyesildir, teru tazedir.
[ I, 1798-1802 ]

Biz balarilarina benziyoruz, kaliplarsa muma.
Kalibi mum gibi goz-goz, ev-ev yaratmis.
[ I, 1821 ]

Padisahin kulagi, gozu pencerededir;
erkek olsun, kadin olsun, kimin cani neye calisiyor,
onu gozetleyip durur.
[ I, 1832 ]

Dunyanin lutuflarda bulunmasi,
yaltaklanmasi hos bir lokmadir ama az ye o lokmayi;
cunku ateslerle dolu bir lokmadir o.
Ates gizlidir de tadi meydandadir;
fakat dumani isin sonunda belirir.
[ I, 1864-5 ]

Elinden geldikce kul ol, padisah olma.
Top gibi zahmetler cek, mihmetlere katlan, cevgen olma.
[ I, 1876 ]

Baharlardan tas yeserir mi hic?
Sen de toprak ol da senden renk-renk guller bitsin.
Yillardir gonuller tirmalayan tas oldun;
denemek icin bir zamancagiz da toprak kesil.
[ I, 1919-20 ]

Nerde mum konan yere benzeyen
bir soluktan parlasam,
orada butun bir dunyanin zorluklari cozuldu demektir.
Gunesin bile aydinlatamadigi karanlik
bizim solugumuzla kusluk cagina doner.
[ I, 1949-50 ]

Bir mumdan yakilan mumu goren,
gercekten de asil mumu gormustur.
Boylece o mumun isigi,
yuz muma nakledilse, o mumdan yuzlerce mum yakilsa,
sonuncusunu goren bile,
asil ilk mumu gormus sayilir.
Isigi sitersen son mumdan al;
istersen can mumundan; hicbir farki yoktur.
Istersen son mumun isigini gor;
istersen gecmislerin mumunu gor.
[ I, 1955-58 ]

Zati kendini, onu, ardi var saniyorsan,
bedene baglanmissin, candan mahrumsun.
Asagi, yukari, on, ard, bedenin sifatlaridir;
yonsuzlukse aydin canin oz sifatidir.
[ I, 2016-17 ]

A benim canim, bu dunyanin diregi gaflettir;
uyaniklik, afettir su dunyaya.
Uyaniklik o dunyadandir; uyaniklik ust gelirse
bu dunya alcalir-gider.
Uyaniklik gunestir, umitse buzdur sanki;
uyaniklik sudur, bu dunyasa kir.
Bu dunyada umit, haset cosup kopurmesin diye
o dunyadan bu aleme birazcik su sizar.
Fakat sizinti, o gizli dunyadan fazlaca geldi mi,
ne huner kalir bu alemde, ne ayip kalir.

Bu dunya ile bu dunyanin yolu meydanda
olsaydi bile gene pek az kisi bir soluk
orada kalabilirdi ancak.
[ I, 2110-11 ]

O sestir her sesin, her nagmenin temeli;
ses odur ancak, obur seslerin hepsi
o sesin yankisi.
[ I, 2116 ]

Tanrim, bu feryad edenin elinden feryad;
kimsenin elinden degil, bu medet isteyenin elinden medet. Kimsecikten care bulamam; ancak bana
benden yakin olandan care bulurum.
Cunku bu varlik, soluktan soluga ondan gelir;
varligim bitince de ancak onu gorurum ben.
Hani birisi, sana altin saysa kendine bakmazsin,
hep onu gozetirsin ya, onun gibi iste.
[ I, 2205-8 ]

Kendi cevreni tavaf ettikce; kendini tavaf eder sayilirsin?
Dinden donmussen sen; nasil olur da
Kabe'ye varmis sayilirsin? Kendindesin sen.
Verdigin haberlerin, haber verenden bir haberi bile yok.
Senin tovben sucundan beter.
A gecmis hallere tovbe etmeye kalkisan,
su tovbe etmekten ne vakit tovbe edeceksin?
Onu soyle.
[ I, 2213-15 ]

Bu dirhem vermek, comerde layiktir;
asikin comertligiyse can bagislamaktir.
Tanri ugruna ekmek verirsin; ekmek verirler sana.
Tanri ugruna can  bagislarsin, can bagislarlar sana.
[ I, 2244-45 ]

Adamlara yillarca yarin-yarin der, vaatlerde bulunur;
halk, kapisinda toplanir, bekler;
fakat bir turlu o yarin gelmez.
Insanin icindeki seyin az-cok
meydana cikmasi icin uzun bir zaman gerek.
[ I, 2288-9 ]

Sivrisinekten tut da file kadar butun yaratilmislar,
Tanri ayalidir. Tanri da ne de guzle bir aile reisi.
Calisip cabalamamizdaki bu gamlar, tasalar,
hep bizim varligimizin zorundan,
dumanindan meydana gelir.
[ I, 2304-5 ]

Tatli yasayan aci olur; bedenine tapan,
canini kurtaramaz.
[ I, 2311 ]

Allah saklasin, halktan bir umidim yok;
kanaatten bir dunya var gonlumde.
[ I, 2371 ]

Sen de bir-iki guncegiz yoksullugu dene de
yoksulluktaki iki kat zenginligi gor.
[ I, 2382 ]

Dinleyen, hem susuz, hem de arayici olursa, 
ogut veren, olu bile olsa soyler.
Dinleyen, yeni gelmis, usanmamis olursa,
dilsiz bile yuz dilli kesilir.
[ I, 2388-9 ]

Neyi guzellestirirler, hos bir hale getirirler,
bezerlerse, goren goz icin guzellestirirler; susleyip puslerler,
[ I, 2393 ]

"Insanlar icin bezenmistir" hukmunce Tanri bezemistir kadini; Tanri'nin bezediginden nasil kacilir?
Tanri kadini erkek onunla yatissin erkege es olsun diye yaratti; Adem nasil olur da Havva'dan ayrilabilir?
[I, 2434-5]

Kadin. Tanri isigidir, sevgili degil; kadin sanki yaraticidir;
yaratilmis degil.
[I,2446]

Aklin deveciye benzer, sense devesin; seni emrine rameder; ister-istemez, diledigi yere ceker, goturur.
[I, 2507]

Tanri, onu incitsinler de sinanmayi gorsunler diye gizlice,
cani bedenle birlestirmistir.
Incitenin haberi yoktur ki bunu incitmek,
Tanri'yi incitmektir; bu kupun suyu
irmak suyuyla birlesiktir.
Tanri, birisinin butun alemin dayanci,
signacagi zat olmasini murad etmistir de
onun icin bedenle ilgilenmistir.
[I, 2528-30]

Sevgi, acilari tatlilastirir; cunku sevgilerin temeli,
insani dogru yola goturmektir.
[I, 2591]

Eren, zehir yese bal olur; istekli yerse akli-fikri kararir.
[I, 2614]

Sevgi, yalniz dusunce, tamamiyle mana olsaydi
namazinin, orucunun sekilleri de yok olur-giderdi.
Dostlarin birbirlerine sunduklari armaganlar bile
dostlugu belirten seylerdir.
Bu armaganlar, gizli olan, gorunmeyen sevgilere
taniklik etsin diye sunulur.
[I, 2636-8]

Peygamber, Tanri buyurdu ki dedi;
ben ne yucelere sigarim, ne asagilara;
A ustun er, sunu bil ki ben, ne yeryuzune sigarim,
ne gokyuzune, ne de Ars'a.
Sasilacak sey su ki inanan kisinin gonluna sigarim ancak;
beni ariyorsan gonullerde ara.
[I, 2664-6]

Gonlundekini gizleme de gonlumdekiler meydana ciksin;
gucum neye yeterse buyur, hemen yapayim.
[I, 2693]

Ses diyordu ki: Comertlik, yoksullari, zayiflari aramakta;
guzellerin, cilali, tozsuz-passiz ayna aramalari gibi hani.
Guzellerin yuzleri, aynayla bezenir; ihsanin yuzu de yoksulla belirir.
Bunun icindir ki Tanri, "Vedduha" suresinde
"Ey Muhammed" buyurdu, "Yoksula pek bagirma".
[I. 2756-8]

Usta, hangi hunerle taninirsa kalfalarin, ciraklarin canlari da o hunerle ovunur.
[I, 2841]


Butun bu bilgilerin icinde olum gunu yol azigi olacak bulgi, yokluk bilgisidir.
[I, 2846]

Dunyada zamanin allamesi ol istersen.
Iste simdicek su dunyanin yoklugunu gor, zamanin gecip gittigini seyret hele.
[I, 2857]

Ogul, butun dunyayi  testi bil;
hem de agzina dek bilgiyle, guzellikle dopdolu bir testi.
Fakat bu bilgi, bu guzellik, dolu olusu yuzunden
derisine sigmayan zatin, guzellik Diclesinden ancak bir katre.
Gizli bir defineydi, dopdolu oldugundan
costu, kopurdu; topragi daha parlak bir hale getirdi.
Gizli bir defineydi, dopdolu oldugundan costu, kopurdu;
topragi daha parlak bir hale getirdi.
[I, 2873-5]

Acikinca kopek oluyorsun; kizgin, gecimsiz,
kotu damarli kesiliyorsun. Fakat doyunca da
bir les kesiliyorsun; divar gibi hic birseyden haberi olmayan,
ayagi bulunmayan biri lup gidiyorsun.
Bir soluk les oluyorsun, bir soluk kopek.
Arslanlarin yolunda nasil yelip yortacaksin?
[I, 2885-6]

Eger tamamiyle zorluklara daldinsa, daralip kaldinsa sabret;  sabir genisligin anahtaridir.
[I, 2920]

Sakin dusuncelerden sakin.
Dusunce arslandir, yaban esegidir,
gonullerse ormanlar.
[I, 2921]

Perhizler, gercekten de ilacin temelidir; perhiz et de canindaki gucu-kuvveti seyret.
[I, 2923]

Piri sec, pirsiz bir yolculukta pek buyuk bir afetler, korkular, tehlikeler vardir. Bircok kere gittigfin yolda bile kilavuz olmadikca per-perisan olursun.
[I, 2955-6]

Her zahmete ofkelenmede, kin gutmedesin; peki ama silahlanmadan nasil ayna olacaksin?
[I, 2992]

Kimin bedeninde, atese tapan nefis olduyse,
gunes de onun buyruguna ram olur, bulut da.
Gonlu isik yakmayi, aydinlanmayi ogrenen kisiyi
gunes bile artik yakamaz.
[I, 3016-7]

Tanri'yi bir bilmek nedir? Kendini, o birin onunde yakip yandirmak. Gunduz gibi isiyip durmayi istiyorsan geceye benzeyen varligini yakadur.Bakiri kimyada eritir gibi varligini, onun varliginda eirt-gitsin. Iki elinle ben'e bis'e simsiki yapismissin; butun bu yikintilar ikiliken meydana gelmededir.
[I, 3021-4]


Savasci arslanin pesine dusen kisinin kebabi
gece-gunduz eksik olmaz.
[I, 3036]

Onu zatindan baska hersey fanidir;
madem ki onun zatinda fani degilsin, varlik arama.
[I, 3064]

Onun elinde, her olmayacak sey, olacak hale gelir;
her basi ceken yatisir, râm olur.
[I, 3080]

Her peygamberin, her erenin bir yolu-yordami vardir;
fakat degil mi ki Tanri'ya goturmede, hepsi de birdir.
[I, 3098]

Ey Tanri,  cana sen o duragi goster ki
orada soz, harfsiz biter. Goster de tertemiz can, 
basini ayak yapsin dao uzak mi uzak,
o genis mi  genis yokluk alanina girsin.
[I, 3104-5]

Parca-bucuktan bir araya gelisi, sayiya giris,
darliga sebeptir am ama duygularimiz,
bizi bir araya gelis alemine ceker.
O duygularla birlik alemini bil, anla da
biri istiyorsan o yana at sur.
[I, 3110-1]

Akilli  o kisidir ki cekilen beladan,
dostlarin olumunden  ibret alir.
[I, 3126]

Noksan sifatlardan munezzeh olanin huzurunda
gonlunuzu koruyun, gozetin de kotu zanlar yuzunden
utanca dusmeyin.
O, gizli seyleri de, dusunceleri de, kuruntulari da,
arayip taramalari da, ari-duru sutun icindeki kil gibi gorur.
[I, 3156-7]

Sekilden gecip gonlunu aritan kisi,
gizli seylere ayna kesilir.
Bizim gizli seylerimizi de,
his suphe yok ki anlar;
cunku inanan, inananin aynasidir.
[I, 3157-8]

Dostlarin ziyaretine eli bos gelmek, degirmene bugdaysiz gitmektir.
[I, 3183]

Ana rahmindeki cocuk gibi
azicik oyna, kimilda da,
sana isiklari goren duygular versinler.
[I, 3192]

Varligin aynasi nedir? Yokluk.
Ahmak degilsen yoklugu sec.
[I, 3213]


Cunku gercekten de ziddi meydana cikaran onu ziddi olan seydir; bal, sirkeyle belirir.
[I, 3223]

Kendisini olgun sanansa, ululuk sahibi Tanri'ya, bu zanni yuzunden ucup ulasamaz.
A sapik, olgunluk zannindan, vehminden daha beter birsey yoktur senin caninda.
Senden bu kendini gorus gidinceye dek gonlunden,
gozunden cok kanlar akar.
[I, 3225-27]

Irmak, kendi kendisini nerden aritacak?
Adamin bilgisi,
Tanri bilgisiyle fayda verir.
Kilic sapini nerden kesecek?
Yuru, bu yarayi cerraha goster de iyilestir.
Hic kimse, yarasinin kotulugunu, cirkinligini gormesin diye
her yaranin ustune sinek user.
O sinekler, senin dusuncelerindir, mallarindir;
yaran da hallerindeki karanlik.
[I, 3233-36]

Tanri, utanci  yuz batman agirliginda bir demir haline koymustur;
nice kisiler, gorunmez baglarla baglanip kalmistir.
Ululanmayla kafirlik,
o yolu oyle bir baglamistir ki ululanan,
kafir olan,
acikca ah bile edemez.
Tanri "Boyunlarina zincir vurduk, baslarini yukariya kaldirmislardir, indiremezler" dedi.
O zincirler bizden disarida degil.
[3252-4]

Senin guzelin, asil guzelin yuzune engel;
senin mursidin, asil mursidin
sozunu dinlemene engel.
Nice kafirler var ki din sevdasina dusmustur;
fakat suna-buna karsi ululanmak,
ad-san kaygisi,
onlara baglidir.
[I, 3257-8]

Hayir, umitsizlenme; neselen, sevin;
o feryada erisene karsi feryad et.
De ki: A bagislamayi seven, bagisla bizi; a eskimis, yerlesmis, muzminlesmis hastaliklarin hekimi de, yalvar.
[I, 3264-5]

A kardes, sana akip gelen hikmet,
Abdal'in kaynagindan geliyor,
sende egreti bu.
Ev, kendinde bir isik bulmustur ama o isik,
aydinlanmis bir komsudan parlamistir.
Sukret, aldanma, ululanma;
kulak ver, hic kendini gorme.
Yuzlerce yaziklar olsun,  yuzlerce eyvahlar olsun ki
bu egreti hal,
ummetleri ummetlikten uzaklastirir.
[I, 3267-9]

Kulum, koleyim o kisiye ki,
her konakta,
bir sofra basina cokecegini ummaz.
Adamin, bir gun evine ulasabilmesi icin
bircok konaklari birakip gitmesi gerek.
[I, 3280-1]

Kendini goren, birinin sucunu gordu mu, icinde cehennemden bir alevdir, belirir.
O ululanmaya da din gayreti adini takar; kendindeki o atese tapan nefsi gormez bile. Din gayretinin belirtisi bambaskadir; butun bir dunya o atesle yesermistir.
[I, 3360-2]

Nice kisiler vardir ki ibadet ederek yol azitmislardir;
ibadetleriyle Tanri raziligina ulasmaya,
sevap elde etmeye gonul vermislerdir.
Oysa, bu  gizli bir suctur;
nice bulanik seyler vardir ki sen ariduru sanirsin.
[I, 3397-8]

Tanri sarhosundan baska butun halk cocuktur.
Nefis isteginden kurtulan kisiden baskasi ergen degildir.
[I, 3443]

Tanri "Kitaplari yuklenmistir." dedi;
O'ndan olmayan bilgi, yuk olur adama. O'ndan olmayan, vasitasiz olarak  O'ndan gelmeyen bilgi,  gelin bezeyen kadini surdugu renk gibi tutmaz, ucar-gider. Fakat bu yuku de bir iyi tasirsan yukunu alirlar, bir hosluk bagislarlar sana.
Kendine gel de hevesine uyup o yuku tasima; taisma da icindeki bilgi ambarini gor. Boylece de rahvan giden bilgi atina bin;ondan sonra sirtindaki yuk duser gider.
[I, 3461-65]

Kendini, kendinin huylarindan arit da apari ozunu gor.
O vakit kitapsiz, muzakereci olmadan,
hocaya basvurmadan, peygamberlerin bilgilerini gonlunde gorursun.
[I, 3473-4]

O suret, goge de sigmaz, Ars'a da, ferse de.
Denize de sigmaz, baliga da. Cunku bunlar sinirlidir;
sayiya sigar seylerdir. Gonul Gonul aynasininsa, bil ki siniri yoktur.
Burada akil ya susar, ya yol azitir, yiter-gider
Cunku gonul, ya odur, yahut da odur gonul.
[I, 3500-3]

Gonullerini cilalayanlar, kokudan da kurtulmuslardir, renkten de.
Her solukta, durmadan, dinlenmeden bir guzellik seyrederler.
Bilginin seklini, kabugunu birakmamislardir da gozle goruse inanma bayragini yuceltmislerdir.
Dusunce gitmistir de aydinliga kavusmuslardir;
varliklarini bogazlamislardir da irfan denizi kesilmislerdir.
[I, 3505-6]

Herkesin urktugu, kactigi olume bile aci-aci gulumserler. Kimsecikler, onlarin gonullerine bir zarar veremez;
sedefe zarar gelir, inciye gelmez.
[I, 3507-8]

Beden ana gibi can cocuguna gebedir;
olumse dogum sancisidr, dogum titreyisidir.
Gecip gitmis canlarin hepsi de, o neseli can nasil dogacak diye beklesir.
[I, 3527-8]

Peygamber dedi ki: Birisinin gozunun ustune parmacigini koydun mu, o kisi, dunyayi gunessiz gorur.
Bir parmak bile Ay'a perde oluyor;
bu, padisahin, ayiplari ortmesinden bir belirti.
Bir nokta dunyayi ortuyor;
bir surcus yuzunden gunes tutuluyor. Dudaklarini yum da denizin dibine bak.
Tanri, denizi de insanin hukmu altina sokmustur.
[I, 3568-71]

Su akip duran iki goz kaynagi gibi hani; gozlerimiz, gonlun, canin buyruguna uymustur. Gonul dilerse goz, zehiri, yilani gorur; gonul dilerse, gozu parca-bucuklarda hapseder. Bu bes duygunun her biri, luleler gibi, gonlun dilegiyle, gonlun buyruguyla is gorur. Gonul ne tarafa buyurursa bes duygu, eteklerini cemrer de o yana kosar. Musa'nin elindeki sopa, nasil Musa'ya uymussa elle ayak da, apacik, gonlun duygusuna uymustur. Gonul isterse ayak oyuna dalar; yahut da yavas yuruyusu birakir, hizli yuruyuse kacar.
[I, 3575-82]

Gonul dilerse el, parmaklarla hisaba koyulur; yahut da tutar, kitap yazar. Gonul acaba Suleyman'in muhrunu mu buldu ki bu bes duygunun yularini da eline almis; Bes duyguyu, disaridan buyruguna almis kolaycacik; icerideki bes duygu da gene onun buyrugunda. On duygu, yedi uvuz...daha da dile gelmez neler de neler. Sen, artk say.
[I,3583;3588-90]

Oyleyse sen de hangi esi istiyorsan,
var, ona git; onda yok ol,
onun seklinde, onun huylarina burun.
Isik istiyorsan isiklanmaya hazirlanan;
uzaklasmak istiyorsan, kendini gor, uzaklas.
Yook, eger su yikik zindandan kurtulmak istiyorsan,
dosttan bas cekip ayrilma;
"Secde et de yaklas"
[I, 3618-20]

Gonul tahti, degil mi ki nefis isteklerinden arindi; artik
"Rahman Arsa hakimdir; diledigi gibi tasarruf eder"
ayetinin hukmunu seyret.
Bundan boyle, Tanri ,gonule vasitasiz hukmeder;
cunku gonul, bu baglantiyi elde etmistir.
[I, 3678-9]

Kendine bir bak, korkudan titreyip duruyorsun.
Bilki yokluk da boyle tir-tir titremektedir.
Yuce mevkiler elde etsen bile gene kaybetmek korkusundan can cekisirsin.
Guzeller guzeli Tanri askindan baska ne varsa hictir; seker bile yesen can cekismektir.Hatta can cekismek de ne? Olume ugramaktir. Abihayata el atmamaktir.
[I, 3697-3670]

Atese benzeyen sehvet, yanip durdukca eksilmez;
o, ona, dilegini vermemekle eksilir.
Bir ates odun attikca hic soner mi? Hic odunu yakmaz mi?
Fakat odun atmazsan ates soner; cunku bu cekinmek,
atese su serper.
[I, 3461-65]

Alem onsekiz bin de olsa, daha fazla da olsa her goz,
bu onsekizi goremez.
Zaten her esinti, her zerre bir pencere;
fakat gozu acik olmayan,
orada bir kapi var diyebilir mi hic?
[I, 3769;3779]

Cocuk canlanacagi vakit ona, gunes yardimci olur.
Gunes yuzunden cocuk; oynamaya baslar;
gunes, hemencecik can bagislar ona.

Ana karnindaki cocuga
gunesin isigi vurmadikca
obur yildizlardan, sekilden baska birsey elde edemez.
Ana karnindaki cocuk,
guzel yuzlu gunese hangi yoldan baglanir,
bu ilgiyi nasil bulur?

Bizim duygumuzdan uzak olan gizli bir yoldan.
Gokyuzundeki gunese nice yollar var.
Bir yol var, altin o yoldan, gunesten gidalanir.
Bir yol var, tas o yoldan, gunesin tesiriyle yakut olur.
Bir yol ki la'le kizil bir renk verir.
Bir yol ki nala simsek bagislar.
Bir yol ki myvayi oldurur,
bir yol ki saskina yurek yurek verir.
[I, 3789-96

Ofke padisahlara padisahtir da bizim kolemiz. Ben, ofkeye de gem vrumusumdur.
[I, 3505-6]

Gece, gunduzun isini-gucunu giderir;
akli bastan alan, yakip yandiran su cansizliga bak hele.
Derken gene gunduzun isigiyla gece yok olur-gider;
o yalimi arttikca artan atesle cansizlik yanar.
O uyku, o duygusuzluk, karanliktir ama
Abihayat da karanliklar icin de degil mi?
Akillar o karanliklarla yenilenmiyor mu?
Sarki soyleyenin duraklamasi
sesine ses katmiyor mu?
Zitlar zitlarla beliriyor.
Tanri, kalbin icindeki kara noktada aydinlik yaratmistir.
[I, 3507-8]

Onun eli, kiriklari sarar, onarir;
onun kirmasi, gercekten de onarmaktir.
Fakat sen kirarsan, gel, yap bakalim der;
yapamazsan; elin, ayagin yok ki.
Demek ki kirmak, kirilani onaran kisinin harcidir.
Dikmeyi bilen, yirtar da;
neyi satarsa, yerine daha iyisini alir o.
[I, 3527-8]

 

İKİNCİ CİLT

 

"Hicbir sey yoktur ki hazineleri indimizde olmasin; ama biz onu, bilinen miktardan fazla indirmeyiz."
Toprak susuz kerpic olmaz;
ama su da cok olursa gene kerpic olmaz.
[II,Onsoz]

Bu agzi yum da apacik gor: O dunyanin gozbagi, bogazdir, agzidir.
[II, 11]


Akil, bir baska akilla cift oldu mu, isik cogaldi, yol belirdi demektir. Fakat nefis, bir baska nefisle sevindi mi, karanlik artar, yol belirsiz olur.
[II, 26-7]

Gonul aynasi arindi, tertemiz oldu mu, sudan, topraktan disari, sekiller gorursun.
Hem resmi gorursun, hem ressami; hem devlet yaygisini seyredersin hem yayani.
[II, 72-3]

Guzel guzeli ceker; bunu bil de ona, "Temizler, Temizlerindir" ayetini oku. Dunyada hersey, birseyi cekmistir; sicak scagi cekmistir, soguk sogugu. Asli olmayanlar, asli olmayanlari ceker-durur. Olumsuzler de olumsuzlerden sarhostur. Cehennemlikler cehennemlikleri ceker; isiklilar isiklilari ister.
[II, 80-2]

Nice dualar vardir ki ziyan etmedir; olup gitmedir; noksan sifatlardan munezzeh Tanri, ululugundan duymaz o duayi.
[II, 141]

Malini, duzenbaz bir dusman alip-gotururse
bir yol kesen, bir yol keseni goturmus olur.
[II, 135]

Dunyada diken tohumunu eken kisi;
kendine gel, onu gul bahcesinde arama sakin.
[II, 154]

Sufinin defteri, harflerin karalamasi degildir;
kar gibi bembeyaz gonulden baska defteri yoktur onun.
[II, 1160]

Canlarin gunesi de, bizim
beden pencerelerimizin icinde birbirinden ayrilir.
Fakat gunes degirmisine baktin mi, zaten birdir o;
ama beden perdeleriyle ortulen, zanna, supheye dusmustur.
Ayrilik, Hayvani Ruhtadir; Ruh-i Insaniyse zaten birdir.
Cunku Tanri, isigini sacmistir onlara,
onun isigi, imkani yok, ayrilmaz, paralanmaz.
[II, 186-189]

Insanlarin yerinde ev kurma.
Kendi isini kendin gor; yabancinin isini gorme.
Yabanci da kim?
Senin topraktan yapilmis bedenin;
hani gamlanan, onun yuzunden ya; o iste.
O iki yuzlu, bedenine misk surer de
canini, kulhanin ta dibine atar.
[II, 263-264;268]


Bedenine yagli-balli yemekler verdikce
ozunde bir semizlik goremezsin.
Beden, miskler icinde olsa gene de
olum gunu, pis kokusu duyulur.
Miski bedenine degil, gonlune sur;
misk nedir;
ululuk sahibi Tanri'nin tertemiz adi.
[II, 265-267]

Dusuncen gulse gul bahcesisin;
dikense kulhanina atilacak odunsun.
[II, 278]

Hikmeti  istedigin kadar soyle;
sen ehil degilsen uzaktir o senden.
Ister yaz, belirt, Ister soyle, anlat; faydasi yok.
O senden yuzunu gizler a inatci, baglarini koparir da kacar senden.
Fakat yanar-yakilirsan, okumasan bile yanisini gorur de
o bilgi, elinde alismis bir kusa doner. O, her usta olmayan kisinin yaninda durmaz. Koylunun evindeki tavus kusu gibi hani.
[II, 318-322]

Sana, Tanri'yi anmaya, ona dua etmeye izin verildi;
o dua edisten gonlune bir ululuk geldi.
Kendini Tanri'yla konusuyor gordun;
hey gidi-hey, niceler var ki bu zan yuzunden Tanri'dan ayri dustu.
[II, 339-40]

Dini, babandan bedava miras olarak buldun,
o yuzden basini diktin, sukretmiyorsun.
Mirasa konan adam, malin degerini ne bilecek?
[II, 373-4]

Aglatirsam rahmetim cosar; 
o cosup kopuren de nimetlerimi yer-icer.
Birisine, birseyi vermek istemezsem,
o istegi de vermem, o seyi de belritmem ona;
fakat birinin gonlunu de daralttim mi, gonlunu acarim, ferahlatirim onu.
Acimam, o guzel aglayislara baglidir;
birisi agladi mi aciyis denizi kabardi, dalgalandi demektir.
[II, 374-76]

Can, birisinin yuzune seker gibi guldum mu,
halkin eksi yuzunden ne zarar gelir ona?
[II, 415]

 

Cop, copcesine suyun ustunde akar-gider;
duru suysa bulanmadan akar- durur.
[II, 420]

Can Isa'n seninle beraber,
ondan yardim iste;
hos bir yardimcidir o.
Isa'dan beden diriligini arama;
Musa'ndan Firavun'un dilegini dileme.
Gonlune, gecim dusuncesini az getir.
Sen kapida, kapi esiginde ol da,
nese az gelmez, rizkin azalmaz.
[II, 451;454-455]

 

Bu beden, canin otagidir; yahut da Nuh'un gemisine benzer.
[II, 456]

A bize guc seyleri kolaylastiran,
dunyada, olmayacak seylerden sen bizi kurtar.
Rizik diye gosterdigin meger tuzakmis.
Herseyi nasilsa oyle goster bize.
[II, 467-468]

Zanlar, kimi  cagda yanlis olur
ama bu ne bicim zandir ki
yoldan kor olarak geliyor?
A baskalarina aglayan goz,
gel, bir zamancagiz otur da kendine agla.
Dal, aglayan bulutun yuzunden yeserir, tazelesir;
mum, aglayisi yuzunden
daha da aydin bir hale gelir.
[II, 479-481]

Bir parilti vurmasa da
denizden su cekebilecek hale gelinceye dek
iyi dostlardan gelen parilti,
gerekli bir seydir.
Ilk once gelen aksi taklit bil;
ardi-ardina gelmeye basladi mi,
gercek olur artik.
Gercek akse ulasincaya dek
dostlarindan ayrilma.
Sedefi birakma;
o katre daha inci olmadi ki.
[II, 567-569]

Her peygamber, ummetine, temiz bir yurekle, size getirdigim haberlere karsilik, bir ucret istemiyorum dedi.
Ben kilavuzum dedi, size musteri Tanri'dir; Tanri, benim tellalligimin karsiligini iki bastan da verdi.
[II, 575-576]

Sabir, iman yuzunden bas taci olur;
cunku sabri olmayanin imani yoktur.
Peygamber, yureginde sabir olmayanin,
Tanri'ya imani yoktur dedi.
[II, 601-602]

Varlik alemi carelerle dopdolu ama
Tanri, sana bir pencere acmadikca,
hicbir caren yoktur.
Simdi, ondan haberin bile yok ama
ihtiyacin oldu mu,
onu belirtir Tanri.
[II, 683-4]

Tanri'yi, Tanri'ya mensub olmayi istiyorsan
yokluga don.
Bu yokluk, gelir yeridir;
kacma ondan...
Bu varlik da, az-cok, gider yeridir.
[II, 689-90]

Sevgilinin sekli yoktur.
Ister bu dunyanin aski olsun,
ister o dunyanin, bu, boyledir.
[II, 704]

Gunesin isigi duvara vurdu, onu isitti;
duvar egreti bir isiktir, elde etti.
A yuregi temiz er,
ne diye bir kerpice gonul verdin?
Hic sonmeden isiyani ara.
[II, 709-10]

A kisi, sen hem kendi aklina asiksin,
hem de kendini puta tapanlardan ustun goruyorsun. Duyguna vuran akil isigidir;
onu, bakirin ustundeki altin yaldiz gibi egreti bil.
Insandaki guzellik de altin yaldizdir; oyle olmasaydi guzellik kart esege doner miydi?
[II,711-13]

Azar-azar, yavas-yavas, o guzelligi alirlar ondan...Azar-azar, yavas-yavas, fidan kurur gider. Yuru "Yasattigimizin gucunu-kuvvetini azaltiriz" ayetini oku; gonle girmeye, gonul almaya bak,
kemige gonul verme.
[II, 715-16]

Cunku gonul guzelligi gecmez guzelliktir;
o guzelligin devleti abi hayatin sakiysidir.
Su da kendidir,
sakiy de kendi.
Tilsimin kirildi mi, her ucu de bir oldu gitti.
Fakat bu birligi,
kiyas yoluyla anlayamazsin sen
[II, 717-19]

Esegin sirti hem dukkandir, hem maldir,
hem kazanc...
Inciye benzeyen gonlun,
yuzlerce bedenin sermayesidir.
[II, 727]

Esek nefsin bosanmis kaciyor; bir kaziga bagla onu;
ne vakte dek isten, yukten kacip duracak?
Ister yirmi yillik yol olsun,
ister otuz yillik, ister ikiyuz yillik.
Ona sabir yukunu yuklemek,
ona bu yuku tasitip goturmek gerek.
[II, 730-31]

Birisi, ansizin bir define buluverir de,
ben de bunu istiyordum iste;
artik isle-gucle, dukkanla ne isim var der.
Baht isidir bu; ama pek az olur boyle sey.
Bedende guc-kuvvet oldukca
calisip kazanmak gerek.
Calisip cabalamak, define bulmaya engel degil ya.
Sen isten ayak cekme de
kismetse o da arkadan gelsin.
[II, 734-36]

Garibin biri, tez-tez bir ev aramadaydi...
Bir dost, onu aldi, yikik bir eve goturdu.
Eger dedi, su evin tavani olsaydi,
evin evime bitisik olurdu.
Eger arada bir de baska oda olsaydi
ayalin dincelirdi.
Garib, evet dedi, dostlara bitisik olmak hostur
ama bu sivri egerin ustunde oturulmazki.
[II, 740-43]

Mihengin varsa, altini sec,
yoksa yuru, bilgine git,
kendini rehin et.
Ya da caninda mihenk olmali.
Yolu bilmiyorsan
yalniz yola dusme.
[II,747-48]

Is yapan, is yurdunda gizli;
is yurduna git de onu apacik gor.
Is yurdu, madem ki is yapanin yeri;
ordan disarda kalan, gaflete dusmustur.
Oyleyse is yurduna, yani yokluga gel de
sanati da, sanatkari da bir arada beraberce seyret.
[II, 760; 762-63]


Sen, ben filan kisiden asagi miyim ki
bahtim, talihim dustukce dusuyor diyorsun,
ona hased ediyorsun.
Zaten haset bir baska eksiklik, bir baska ayip...
Hatta butun asagiliklardan asagi, beter birsey.
[II, 805-806]

Hic kimse Tanri'dan arlanmaz;
Tanri'ya hasetr eden kisi, hicbir yerde yoktur.
[II, 814]


Demiri yumusatan, altini ari-duru bir hale koyan ates, ayvaya, taze elmaya yarar mi hic? Elmanin; ayvanin da az bir hamligi olabilir; fakat olgunlasmasi icin demiri yumusatan ates gerekmez, az bir hararet yeter. Demireyse o hararet, o az yalim yetmez. Cunku demir, o ejderhanin yalimini ceker-durur. Demir, zorluklar ceken yoksuldur. Orsun altinda, atesin icinde benzi kipkizildir, hos bir haldedir.
[II,829-32]

Gonul olmazsa beden,
konusmayi ne bilsin?
Gonul aramazsa bedenden,
arastirmayi ne anlasin?
[II, 839]

Insanoglu dilinin altinda gizlidir;
su dil, can kapisinin perdesidir.
Yel perdeyi kaldirdi mi,
evin icinde ne var, belirir bize.
O evde inci mi var, bugday mi,
evin ici altin hazinesi mi, yoksa yilanlarla,
akreplerle mi dolu?
Yoksa iceride define mi var da kiyisinda yilan bekliyor? Cunku altin definesi de bekcisiz olmaz ya.
[II, 847-50]


Atesi sozle bildin, tam inanca erdin;
fakat olgunlugu ara;
bilip inanmada konaklama.
Yanmadikca gozle gorup inanmaya erisemezsin;
bu inanci istiyorsan
atese dal, ates icinde otur.
[II, 862-63]

Kulak da gormeye baslarsa goz kesilir,
yoksa soz, ancak kulakta kalir.
[II, 864]

Bir pire icin
yepyeni kilimi yakmayalim;
senden de goz yummak dogru degil.
[II, 873]

Herkes onceden kendi ayibini gorseydi,
hic kendini duzgun bir hale sokmayi elden kor muydu?
A babam, bu halkin, kendisinden haberi bile yoktur da insanlar, birbirlerinin ayiplarini soylerler.
[II,883-84]

 

Irmak kiyisinda suyu sakinan, suyu gormeyen kisidir.
[II, 896]

Nekeslik, verilecek karsiliklari gormemektir;
inciyi gormesi denize dalani sevindirir.
[II, 900]

Comertlik gozden geliyor, elden degil.
Gorustur is goren;
gozu gorenden baskasi kurtulamadi gitti.
[II, 902]


And olsun o Tanri'ya ki peygamberleri,
hem de ihtiyaci oldugundan degil,
lutfundan, ululugundan gondermistir.
Paril paril parlayan o isik,
canlara vurdu da Adem,
o isikla bilgi sahibi oldu.
Hani Ibrahim'in cani o isikla isiklandi da
hic kayirmadan ates yalimlarina daldi.
[II, 908; 912;915]

Sende ne var,
sen ne elde ettin;
denizin dibinden
nasil bir inci cikardin?
Olum gununde bu duygu kalmaz;
can isigin var mi ki
gonlune dost olsun?
Mezarda bu goze toprak dolar.
Korun bile gozunu aydinlatacak
isigin var mi?
[II, 941-43]

Meyvalar once gonul dusuncesindedir;
sonunda meydana cikar, gorunur.
Bir is yaptin,
agac diktin ya;
sonunda,
ilk harfi okudun demektir.
[II, 973-74]

Senden bir iyilik,
yahut kotuluk meydana gelmeden,
bir zamancagiz bile
issiz-gucsuz oturamazsin.
Bu ise koyulma istegi de,
gizledigin meydana ciksin diye satasir sana.
Dusuncen, ipin ucunu cekip durdukca
ten igi nasil durabilir ki?
[II, 999-1000]

Bu dunya da durmadan dogurur, o dunya da.
Her sebep anadir, eseri de dogurdugu cocuktur.
Fakat eser de dogdu mu, sebep kesilir de
o da sasilacak eserler dogurur.
Bu sebepler, soydan-sopa surer gider ama
gormek icin adam akilli aydin bir goz gerek.
[II, 1002-4]


Bil ki gorunen sekil, yok olur-gider;
mana alemidir olumsuz olan.
Niceye bir testinin sekliyle oynayip duracaksin?
Birak testinin seklini, suyu ara.
[II,1022-23]

Dunyadaki su kalip sedeflerinin hepsi de
can denizinden diridir;
Ama her sedefte inci yoktur;
gozunu ac da
her birinin gonlune, icine bak.
Onda ne var, bunda ne var; sen onu sec.
Cunku o deger bicilmez inci,
pek az bulunur.
[II, 1024-26]

Gonlune gelen bir tek dusunceden(se),
yuzlerce dunya, bir anda bas-asagi devrilir-gider.
[II, 1031]

Demek ki goruyorsun, dunyada her huner, her sanat,
bir dusunceyle durmada, olmada.
Evlerin, kosklerin, sehirlerin, daglarin, ovalarin, nehirlerin; Yeryuzunun, denizin, gunesin, gogun, baligin deniz yuzunden diri oldugu gibi,
dusunceyle diri oldugunu goruyorsun da,
Neden korlesiyorsun; neden aptalliktan beden,
sana Suleyman gorunuyor da,
dusunce, karinca oluyor?
[II, 1036-39]

Bilgisizlikten golgeyi insan goruyorsun da,
bu yuzden sence insan, bir oyuncak, degersiz birsey.
Hele dur; bir gun o dusunce, o hayal, ortusuz, perdesiz, bir kanat acsin...
O vakit gorursun ki daglar, pamuk gibi yumusamis,
su soguk-sicak yeryuzu yok oluip gitmis
Bir tek diri ve guzel Tanri'dan baska ne gok gorursun,
ne yildiz, ne de bir varlik.
[II, 1044-47]

Davud'un sesi pek guzeldi ama
guzel sesten anlamayana
bir sopadan cikan sesti ancak.
[II, 1076]

Insanin asil gidasi, Tanri isigidir;
ona hayvan gidasi vermek layik degildir.
Fakat hastalik yuzunden, gonul buna dustu;
gece-gunduz su icmede, toprak yemede.
Bunu yiyenin yuzu sararir,
ayaklari gevser, yuregi oynar. Nerde bu gida, nerde yol-yol goklerin gidasi.
O gida, devlete erisen oz kullarin gidasidir;
o, bogazsiz, aletsiz yenir.
[II, 1085-88]

Gonul, her dosttan bir gida alir;
gonul, her bilgiden bir temizlik elde eder.
[II, 1091]

Insan yesillige bakti mi, gonlu hoslanir,
gamsiz bir hale gelir,sevinir, neselenir.
Canimizla nese kavustu mu,
bizden iyilikler, bagislar dogar.
[II, 1097-8]

Can da toprak oldu, izleri de...
Topraginda da onun ayak izleri var.
Bu ize kavusmak icin toz ol ki
basi yuce kisilerin baslarina tac olasin.
[II, 1178-9]

Kulli can,parca-bucuk cana catti; can ondan bir inci aldi, koynuna koydu. Meryem, nasil gonuller kapan Mesih'e gebe kaldiysa can da koynuma koydugu o inciden gebe kaldi.
[II, 1186-7]

Bu sozler, mana bakimindan, Ya Rabbi sozune benzer...Harfler, tatli dudaktan cikan soluga tuzaktir. Kulun, Ya Rabbi demesine karsilik, buyur kulum cevabi gelirse nasil susar, nasil Ya Rabbi demez kul? Bir buyur kulum var ki duymana, isitmene imkan yok; fakat bastan sona dek de tadabilirsin onu.
[II, 1192-94]

Suyun sesine daha fazla asik olan, duvardan daha buyuk tas koparir, atar...O, suyun sesinden, bogazina dek saraba batar; yabanciysa "bluk" sesinden baska birsey duymaz.
[II, 1216-17]

Her bir kotu huyunu bir diken bil; dikenler, kac keredir,ayagini yaraladi.
[II, 1243]

Ya baltayi al, ercesine vur; Ali gibi su Hayber'in kapisini sok-gitsin. Ya da su dikeni gul fidani haline getir; atesi sevgilinin isigi haline sok. Sok da onun isigi senin atesini sondursun; onunla kavusmak dikenini gul bahcesi yapsin.
[II, 1247-49]

I rahmet suyunun kaynagi(ysa) mu'mindir; Ab-i hayat, ihsan sahibinin tertemiz canidir.
[II, 1256 ]

Beden agacinin kokune kurt dustu... Onu sokup atese atmak gerek. Kendine gel a yolcu, kendine gel...Aksam oldu; omur gunesi kuyuya dusmek uzere. Gucun kuvvetin varken su iki guncegiz olsun, kocaligini comertlik yolunda harca.
[II, 1267-69]

Duygu gozu attir; binense Tanri isigi;
zati binen olmadikca at ise yaramaz ki.
Tanri isigi, duygu isigina biner de can, ondan sonra Tanri'yi diler. Tanri isiginin bindigi duyguya yonel;
duygunun sahibidir o guzelim isik.
Duygu isigini Tanri isigi bezerse bu,
isik ustune isik olur.
[II, 1289;1293;1295-6]

El gizlidir; sen de yazi yazan kalemi seyret...
At doner-dolasir, eser-kosar da binici gizli.
Bak hele,
ok ucuyor, yay gizli;
canlar ortada da canlara can olan gizli.
[II, 1306-7]

Oku kirma, ofkeni kir; cunku ofke gozun, sutu kan sayiyor.
Oku op de padisaha gotur;
o kanlara bulanmis,
senin kaninla islanmis oku padisaha ilet.
[II, 1310-11]

Hicbir ayna, tekrar demir olmadi;
hicbir ekmek, varip harmanda bugday olmadi.
Hicbir uzum, artik koruk olmadi;
Pis, ol da bozulmadan kurtul...
Yuru, Burhan-i Muhakkik gibi nur ol.
[II, 1320-22]

Seyh,
Tanri gibi aletsiz isler gorur,
muridlere sozsuz dersler verir.
[II, 1326]

Gonul daglarindaki bu ses, kimin sesi?
Bu dag, kimi sesle dopdolu, kimi bom-bos.
O, nerde olursa olsun,
hikmet sahibidir, ustandir.
Ses su gonul dagindan eksik olmasin.
[II, 1330-1]

O'nun kupunun rengi, Allah boyasidir;
o kupte hersey, bir renge boyanir.
Birisi o kupe dusse de sen ona kalk,
cik kupen desen, nesesinden der ki:
Beni kinama, kup benim.
O, kup benim demek,
ben Hakk'im demektir;
rengi ates rengidir ama gene de demirdir o.
[II, 1348-50]

Meclise bulunan edepsiz,
olmayanlardan daha hostur;
halka da egridir ama
kapida degil mi ki?
[II, 1363]

Su, kirlenmis kisiye, bana kos der;
pis, kirli adamsa, sudan utaniyorum der.
Su der ki: Bu utanc, bensiz nasil gider? Bensiz, su pislik, nasil arinir?
[II, 1369-70]

Beden havuzuyla gonul havuzu,
birbirine bitisiktir; fakat
"aralarinda bir berzah var; birbirlerine karismazlar."
[II, 1374]

Canim ocaktir benim;
atesle hostur arasi.
Ates yurdudur;
bu yeter ocaga.
[II, 1379]

Gam, neseni arttirmaya basladi mi,
can bahceni guller, susenler kaplar.
[II, 1382]

Senin gibi hunerli kisinin vurdugu zincirin her halkasi, bir baska cesit delilik verir. Her halkanin vergisi, baska-baska hunerler. Eh, artik bana da her solukta bir baska cesit delilik ver.
[II, 1385-6]

Insanin varligi bir ormandir; o solugu duymussan cekin su varliktan. Varligimizda binlerce kurt, binlerce domuz; teimz-pis; guzel-cirkin binlerce huy var.
Buyruk, hangi huy ustunse onundur; madende altin, bakirdan fazlaysa o maden, altin madenidir.
Varliginda hangi huy ustunse; o huya sahip olan hayvanin seklinde kopusman gerek.
[II, 1419-22]

Dostlara bak; nerde dostluk belirtisi?
Dostlara yara, can gibi gelir.
Asik altina benzer, bela atese;
halis altin ates icinde hostur.
[II, 1461;1464]

Sunu bil ki padisah, padisahliga bos veren kisidir;
boyle kisinin isigi,
Ay'la gunes olmasa da parlar durur.
[II, 1472]

Demek gonlunu hangi dusunceye tapsirirsan tapsir; gizlice senden birsey alip goturecekler. A isin ustune dusen, her ne elde edersen, hirsiz, o yandan geliyor, emin birhalde calip gidiyor.
Oyleyse en iyi olan isle oyalan da senden, en bayagi seyi alip gotursun.
[II, 1508-10]

Sevgiden acilar tatilasir;
sevgi yuzunden bakirlar, altin olur.
Sevgi yuzunden tortular durulur, arinir.
Sevgiden dertler sifa bulur, sagalir.
Sevgiden, olu dirilir; sevgi yuzunden padisah kul kesilir.
Bu sevgi de, ilginin soncudur;
sacmasapan seylere kapilan, nasil olur da boyle bir tahta oturur?
[II, 1532-5]

Simsek cakar, soner; pek vefasizdir; sen, arinmamissin da o yuzden sonup gideni olumsuz olarak kalandan ayirdedemiyorsun.
Simsek guler; kime guler? Soyle.
O kisiye guler ki ona gonul verir.
[II, 1545-6]

Akil, akil oldugundandir ki islerin sonunu gorur; sonu gormeyen akil, nefis kesilir.
[II, 1551]

....seni, halden hale dondurur-durur; hem de halden hale dondururken ziddi da ziddiyla ortaya koyar.
Boylece de iki kanatli kus olursun; cunku a er, bir kanatli kus, ucamaz da ucamaz.
[II, 1555;1557]

Cakmagi gizlice cakiyorum dersen, gonulden gonule pencere yok mu dersin? Sonunda, yaptigini pencereden gorur; gonul de, su sozune taniklik eder.
[II, 1590]

Aklini basina al da, tovbe ederim,
Tanri'ya siginirim deyip, bu umide arkani dayayip
suc etme, gunaha girme.
Tovbeye de bir parlaklik gerek...
Tovbeye de bir simsek, bir bulut sart.
Meyvaya hararet gerek, su gerek;
bunun icinde bulut gerek, simsek gerek.
Gonulden simsek cakmaz,
iki goz bulutu agmur yagdirmazsa,
korkutus, ofke atesi nerden yatisicak?
[II, 1654-7]

Gucun yettikce
ayrilik yoluna ayak basma;
benim icin en hoslanilmayan sey, bosamaktir.
[II,1753]

Kan, sehitlere sudan yegdir;
bu yanlis, yuzlerce dogrudan ustundur.
[II, 1768]

Ask seriati, butun dinlerden ayridir;
asiklara seriat da Tanridir,
mezheb de Tanri.
[II, 1771]

Hic edep gozetme, sira arama...
Daralmis gonlune ne gelirse soyle.
[II, 1785]

Neyzen ney'e ufurur hani; bu soluk, bu ses, ney'in harcidir da neyzenin degil mi?
[II, 1795]

 

Tas tahtaya yazi yazacak kisi, durmadan, dinlenmeden once onu ikar, siler; ondan sonra o harfleri yazar.
Tanri da gonlu kan haline getirir; horluk gozyasiyla yikar; ondan sonra da ona sirlar yazar.
[II, 1828-9]

Agir yukun altina giren hammal,
baskalarindan yuku kapar.
Hammallarin yuk icin savaslarini gor...
Is icin calisip cabalamak boyledir iste,
seyret hele.
[II, 1836-7]

Cennet, tiksindigimiz seylerle kaplanmistir;
cehennemlerse sehvetlerimizle kaplanmis.
[II, 1838]

Sen Isa'ya aci, esege acima; tabiati, aklina bas etme.
Tabiati birak da zari-zari aglasin;
sen ondan al da can borcunu ode.
Yillardir, esege kul oldun; yeter artik;
cunku esege kul olan, esegin ardindan gider.
[II, 1855-7]

Fakat Isa'nin esegi, gonul huyunu aldi; akillilarin duraginda durak sahibi oldu. Cunku akil ustundu; esek arik... Sisman olan, iri olan, esege bindi mi, esek busbutun ariklasir. A esek degerli, aklinin arikligindan bu perperisan esek, ejderha kesildi.
[II, 1859-61]

...akilli birinden gelen cefa,
bilgisizlerin vefasindan iyidir.
Peygamber, akildan dogan dusmanlik,
bilgisizinseviyesinden daha iyidir demistir.
[II, 1878]

Esek, esekliginden, sahibinden kacar; sahibi de yaratilisi iyi oldugundan pesine duser onun. Bir fayda umidiyle, bir ziyan korkusuyla pesine dusmez; bir kurt, yahut baska bir yirtici canavar, onu paralamasin diye kosar.
[II, 1900-1]

Arslan kesilmis bir erin avi, sevgidir, aciyistir; dunyada ilac, hastadan baska kimsecigi aramaz.
Nerde bir dert varsa deva oraya gider;
neresi alcaksa su, oraya akar.
Sana aciyis suyu gerekse yuru, alcal;
ondan sonra da aciyis sarabini ic, sarhos ol.
Ey ogul, ta basadek, rahmet icinde rahmet var;
bir tek rahmeti yeter bulma.
A yigit, gokyuzunu bile al ayaginin alinta;
gogun ustunden gelen nagmeleri dinle.
[II, 1939-42]

Can ayagindan beden bukagisini coz,
cikar da toplum cevrende donsun, dolassin.
Nekeslik zincirini
elinden, boynundan at...
Su kohne felekte yepyeni bir baht elde et.
[II, 1949-50]

Duzenini gordun ya, bir de o duzen nerden geldi? Yuru de baslangica dogru git. Asagilik dunyada ne varsa yucelerden gelmistir; hadi, gozunu yucelere dik.
[II, 1973-4]

Yucelere bakmak, once goz kamastirir ama goze isik verir, aydinlik bagislar.
Gozunu aydinliga alistir; yarasa degilsen o yana bak.Isin sonunu gormek, senin isiginin belirtisidir;
icinde bulundugun sehvete dusmektense, gercekte, mezarindir senin.
[II, 1975-77]

Hey gidi-hey...
Basta donup kosan nice bilgiler,
nice hunerler vardir ki insan,
onunla bas olmak isterken bas elden gider.
Basinin gitmemesini istiyorsan ayak ol;
tasarruf sahibi, tedbir sahibi kutba sigin.
[II, 1983-4]

A Tanri, su tas gonlu mum et; feryadini bir hos hale getir, acinmislardan et onu.
[II, 1993]

Bir dertlinin tasi damdan dustu*...
Ondan gercegi gizledik ama
gizlenmedi ki.
Fakat bilgisize, dertten uzak dusene
kac kere gosterdiler de
gene gormedi.
Aynanin gonlu temiz olmali ki
onda gorunen cirkin yuzu,
guzel yuzden ayird edebilesin.
[II, 2061-3]

Madem ki verdigin ilac, derdi arttiriyor;
sen de sozu, isteyene soyle;
"Abese"** suresini okuyuver.
[II, 2067]

* : "Tasi damdan dustu" sozu, bir adamin gizledigi bir seyin meydana ciktigini anlatan bir sozdur.
** : Abese(1-4) : "Yuzunu eksitti ve dondurdu kor geldi diye. Belki o, arinacaktir, ne bilirsin? Yahut da ogut alacaktir da ondan yararlanacaktir."

"Insanlar madenlerdir" sozunu hatirlasana; bir maden olur ki yuzbinlerce madenden degerlidir.
Gizli kalmis la'l madeni, akik madeni, yuzbinlerce bakir madeninden daha iyidir, daha ustundur.
A Ahmed, burda malin faydasi yok... Askla, dertle, dumanla dopdolu gonul gerek burda.
[II, 2077-9]

O sandi ki bana cefa etti;
hayir aynamdan tozu sildi-supurdu o.
[II, 2094]

Iki kisi bagdasti, uzlasti mi, hic suphe yok ki aralarinda,
birlestikleri birsey vardir.
Kus, kendi cinsinden olmayanla nasil ucar?  ...
[II, 2101-2]

Bulbullere yarasan yer, cayirlik-cimenliktir; bokboceginin en guzel yurdu da pisliktir.
[II, 2116]

Degil mi ki dunyada define var, yorulma, incinme...
Ancak hic bir yikik yeri de bos sanma.
Ne olur, ne olmaz de de
her dervisin yanina var;
bir belirti buldun mu da iyice saril,
don-dolas cevresinde.
Degil mi ki can gozu yok sende;
her varlikta bir define um.
[II, 2147-9]

Kim, Tanri'yla oturmak dilerse
erenlerin huzurunda otursun.
[II, 2164]

Bir suphedir, saldi onlara; kandirdi onlari... Ah, arkadaslardan ayrilmamak gerek.
[II, 2181]

Ruyada nice sasilacak seyler aydinlanir;
gonul, ruyada pencere gorur.
Uyanikken guzel bir ruya goren kisiyse ariftir;
onun bastigi topragi, gozune cek.
[II, 2237-8]

Agri-sizi, definedir; aciyislar ordadir;
deri yirtildi mi ic tazelenir.
[II, 2263]

Boylesine akil sahibi olmadansa bilgisiz olmak daha yeg;
eli delilige vurmak gerek.
Faydani nerde goruyorsan kac ondan.
Zehir ic, Ab-i hayati dok gitsin.
Kim seni overse sov o kisiyi.
Sermayeni, kazancini muflise borc ver.
Eminligi birak, korkulu yere var.
Ardan, hayadan vazgec;
ruva ol, adin, apacik rezile ciksin.
Ben uzagi dusunen akli sinadim;
bundan boyle kendimi deli divane edecegim ben.
[II, 2332-236]

Bir de eren, tutar da deliligi kendisine perde ederse, a kor,
onu nerden taniyabilirsin sen?
Fakat tam inanc gozun aciksa,
her tasin altinda bir cavus seyret.
[II, 2350-1]

Duyanin tiksintisinden feryad eden bilgi,
taklitten meydana gelmis, bellemekle elde edilmis bilgidir.
Yem icin, yiyecek icin ogrenilmistir, aydinlanmak icin degil.
O bilgiyi elde etmek isteyen kisi gibi o bilgi de
asagilik dunya bilgisidir.
Onu elde etmek isteyen,
halkin geri kalanlarini,
ileri gidenlerini elde etmek icin ister;
su dunyadan kurtulmak icin degil.
Bu cesit adam, fare gibi her yana delikler deler;
fakat isik, onu surdu mu, kapidan el ceker-gider.
[II, 2433-6]

Sozde kalan bilgi, cansizdir;
alicilarin yuzlerine asiktir o.
Bahse girisildigi zaman o bilgi,
degerli gorunur ama alicisi olmadi mi, olur-gider.
Benim musterim Tanri'dir,
"Allah satin almistir" buyrugunca odur beni yucelere ceken.
[II,2440-2]

Yarabbi, bu bagis bizim haddimiz degil; senin lutfun bu; zaten gizli lutuf sana layik. Elimizi tut; bizi, bizim elimizden satin al; perdeyi kaldir; perdemizi yirtma bizim. Bizi, su pis nefsin elinden satin al; cunku bicagi, kemigimize dayandi artik.A taci-tahti olmayan padisah, bizim gibi caresizden bu pek guclu bagi kim cozecek? Ey sevgi bagislayan, merhamet veren Tanri, bu cesit saglam kilidi, senin lutfundan baska ne acabilir?Biz, kendimizden sana bas cevirir, sana yuz tutariz; cunku sen bize, bizden de yakinsin. Bu dua da senin bagisin, bunu da sen ogrettin bize; yoksa kulhanda ne diye gul bahcesi bitsin?
[II, 2447-2453]

Hosted by www.Geocities.ws

1