BASINDAN
     -----------------
 

 
 
 
 
3 TEMMUZ 1999 CUMARTESİ
 

Ölüdenİz ve Kelebek Vadisi'nden 1999 manzaraları!

Masmavi denizi ve muhteşem güzelliği ile dünyanın sayılı doğa harikaları arasında yerini alan Fethiye Ölüdeniz yıllarca yabancı turistlere kucak açtı. Dünyanın dört bir yanından gelen turistler gönüllerince eğlendi, özgürce güneşlendi Ölüdeniz kıyılarında. 

Kulaktan kulağa fısıltı halinde yayıldı Kelebek Vadisi'nin güzelliği dünyaya. Ve yıllar boyu onbinlerce sırt çantalı gezginin uğrak yeri oldu. Açık havada bol yıldızlı gecelerde; ağaç köşklerde ya da plaja seriliveren uyku tulumlarındaki uykunun tadı, plaj partilerinin ve gecenin sessizliğinde duyulan gitar tınılarının keyfi ile kendilerini kelebekler gibi hür ve hafiflemiş hissediyordu buraya uğrayanlar. 

Ulaşımı ancak denizyolundan sağlanan vadiye gelen ziyaretçiler her türlü teknolojiden uzak, işletmecilerin sunduğu basit hizmetlerle yetinip, doğayla baş başa olmanın tadını çıkardılar. 

Bugün bu iki nadide beldemiz Ölüdeniz ve Kelebek Vadisi ülkedeki turizmin yaşadığı sorunların daha da fazlasını yaşıyor. Artık ne sırt çantalı, ne de gönüllerince güneşlenen turistler var. 

Kelebek Vadisi, 80'li yıllarda SİT alanı ilan edildiği halde, alışık olunduğu gibi, inşaat yapmak için kurulan kooperatiflerdeki kavgalara sahne oldu, ancak kelebeklerini betonlara hapsetmeye hevesli rantçıların çabaları boşa çıktı. Ve tüm olumsuzluklara rağmen gerçek konuklarını ağırlamayı sürdürdü. 

Ölüdeniz de yıllarca mafya kavgaları, inşaat tartışmaları yaşadı ve yenik düştü üstüste yapılan tesislerle. 15 bini turistik belgeli olmak üzere 30 bin yatak kapasiteli bir tatil beldesi haline geldi. Yeşille mavinin kucaklaştığı bu milli park alanı ve çevresi zamanla beton yapılarla boğuldu. 
 

Ölüdenİz efsanesi
Çok uzun yıllar önce bir kaptan yaşamış buralarda; oğlu ile birlikte malzeme taşırlarmış uzak denizlere. Günün birinde yine denize açılmışlar fakat fırtınaya yakalanmışlar. Direkleri kırılmış, yelkenleri yırtılmış. Kaptan tam geri dönecekken oğlu 'Buralarda çok sakin bir koy var, denizlerdeki dalga orayı etkilemiyor, oraya sığınabiliriz' demiş. Oğlu çok ısrar edince babası 'Eğer o söylediğin koyu bulamazsak senin kafanı ellerimle uçuracağım' demiş. O dalgada koyu aramışlar ama bulamamışlar. Baba o kızgınlıkla oğlunun kafasını uçurmuş. Ve sonra güvertede geminin batmasını beklerken uyuyakalmış. Uyandığında gördüklerine inanamamış. Gemi sakin bir koya yaklaşıyormuş. Gerçekten dışarıda büyük dalgalar varken bu koyda her şey sakinmiş. Kaptan yaptığından çok pişman, denize bakarken birden oğlunun kafasını görmüş sularda. Gemisi, oğlunun kafası ile birlikte sürüklenerek girmiş bu koya. Baba ise bu vicdan azabına dayanamayarak kendini Ölüdeniz'in mavi sularına bırakmış. 

Efsane Despina
Bu hikaye Kelebek Vadisi'nin karanlık ve aydınlık iki yüzünü gösterir. Despina bu vadide yaşamış bir Rum kadındır. Faralya köylülerinin şimdiki yaşlıları onu gençlik veya çocukluk yıllarından anımsarlar. Despina o yıllarda iyice yaşlanmıştır. Fakat o haliyle koca buğday çuvalını sırtlayıp vadinin üstündeki Faralya köyüne dik kayalıklardan tırmanarak taşır. Zaman zaman Despina'nın, sahildeki bir kayanın üzerinden uzun uzun denize baktığını görürler. O, bir zamanlar denizden gelip bir daha uğramayan sevgilisini beklemektedir. Despina bir gün ortadan kaybolur. Ne ölüsü ne dirisi bulunur. Tıpkı Kelebek Vadisi'ndeki Güdürümsu deresinin ve kelebeklerin yaz sonunda kaybolup gittiği gibi kaybolup gider. 
 

ANA SAYFA

                                                          ||||

Hosted by www.Geocities.ws

1