Ölüdenİz ve Kelebek Vadisi'nden
1999 manzaraları!
Masmavi denizi ve muhteşem
güzelliği ile dünyanın sayılı doğa harikaları arasında yerini alan Fethiye
Ölüdeniz yıllarca yabancı turistlere kucak açtı. Dünyanın dört bir yanından
gelen turistler gönüllerince eğlendi, özgürce güneşlendi Ölüdeniz kıyılarında.
Kulaktan kulağa fısıltı halinde
yayıldı Kelebek Vadisi'nin güzelliği dünyaya. Ve yıllar boyu onbinlerce
sırt çantalı gezginin uğrak yeri oldu. Açık havada bol yıldızlı gecelerde;
ağaç köşklerde ya da plaja seriliveren uyku tulumlarındaki uykunun tadı,
plaj partilerinin ve gecenin sessizliğinde duyulan gitar tınılarının keyfi
ile kendilerini kelebekler gibi hür ve hafiflemiş hissediyordu buraya uğrayanlar.
Ulaşımı ancak denizyolundan
sağlanan vadiye gelen ziyaretçiler her türlü teknolojiden uzak, işletmecilerin
sunduğu basit hizmetlerle yetinip, doğayla baş başa olmanın tadını çıkardılar.
Bugün bu iki nadide beldemiz
Ölüdeniz ve Kelebek Vadisi ülkedeki turizmin yaşadığı sorunların daha da
fazlasını yaşıyor. Artık ne sırt çantalı, ne de gönüllerince güneşlenen
turistler var.
Kelebek Vadisi, 80'li yıllarda
SİT alanı ilan edildiği halde, alışık olunduğu gibi, inşaat yapmak için
kurulan kooperatiflerdeki kavgalara sahne oldu, ancak kelebeklerini betonlara
hapsetmeye hevesli rantçıların çabaları boşa çıktı. Ve tüm olumsuzluklara
rağmen gerçek konuklarını ağırlamayı sürdürdü.
Ölüdeniz de yıllarca mafya
kavgaları, inşaat tartışmaları yaşadı ve yenik düştü üstüste yapılan tesislerle.
15 bini turistik belgeli olmak üzere 30 bin yatak kapasiteli bir tatil
beldesi haline geldi. Yeşille mavinin kucaklaştığı bu milli park alanı
ve çevresi zamanla beton yapılarla boğuldu.
Ölüdenİz efsanesi
Çok uzun yıllar önce bir
kaptan yaşamış buralarda; oğlu ile birlikte malzeme taşırlarmış uzak denizlere.
Günün birinde yine denize açılmışlar fakat fırtınaya yakalanmışlar. Direkleri
kırılmış, yelkenleri yırtılmış. Kaptan tam geri dönecekken oğlu 'Buralarda
çok sakin bir koy var, denizlerdeki dalga orayı etkilemiyor, oraya sığınabiliriz'
demiş. Oğlu çok ısrar edince babası 'Eğer o söylediğin koyu bulamazsak
senin kafanı ellerimle uçuracağım' demiş. O dalgada koyu aramışlar ama
bulamamışlar. Baba o kızgınlıkla oğlunun kafasını uçurmuş. Ve sonra güvertede
geminin batmasını beklerken uyuyakalmış. Uyandığında gördüklerine inanamamış.
Gemi sakin bir koya yaklaşıyormuş. Gerçekten dışarıda büyük dalgalar varken
bu koyda her şey sakinmiş. Kaptan yaptığından çok pişman, denize bakarken
birden oğlunun kafasını görmüş sularda. Gemisi, oğlunun kafası ile birlikte
sürüklenerek girmiş bu koya. Baba ise bu vicdan azabına dayanamayarak kendini
Ölüdeniz'in mavi sularına bırakmış.
Efsane Despina
Bu hikaye Kelebek Vadisi'nin
karanlık ve aydınlık iki yüzünü gösterir. Despina bu vadide yaşamış bir
Rum kadındır. Faralya köylülerinin şimdiki yaşlıları onu gençlik veya çocukluk
yıllarından anımsarlar. Despina o yıllarda iyice yaşlanmıştır. Fakat o
haliyle koca buğday çuvalını sırtlayıp vadinin üstündeki Faralya köyüne
dik kayalıklardan tırmanarak taşır. Zaman zaman Despina'nın, sahildeki
bir kayanın üzerinden uzun uzun denize baktığını görürler. O, bir zamanlar
denizden gelip bir daha uğramayan sevgilisini beklemektedir. Despina bir
gün ortadan kaybolur. Ne ölüsü ne dirisi bulunur. Tıpkı Kelebek Vadisi'ndeki
Güdürümsu deresinin ve kelebeklerin yaz sonunda kaybolup gittiği gibi kaybolup
gider.
|