Bu eser, Prof.Dr. Haydar Baş Bey`in günümüzde yoğunlaşan, buna karşın toplumun büyük bir bölümünün habersiz veya duyarsız kaldığı; milletimizin doğrudan varlığı hedef alan, yerli ve yabancı kaynaklı tehditleri ve bunların tarihi sürecini en açık bir biçimde ortaya koyan bir çalışmasıdır.
Eserde, sırasıyla misyonerliğin tarihi seyri, bu çalışmalara kılıf(!) olarak üretilen düşünceler ve bu düşüncelerin İslami kaynaklarla çürütülmesi yer alıyor. Son bölümün başlığı ise "netice".
Kitabın kapağı ve arka kapaktaki tanıtım yazısı:
|
Avrupa'da Hıristiyanlık, misyonerlik çalışmaları ile masum görüntülerle dünyanın her ülkesine pazarlanırken; başlangıç olarak gayet samimi bir hava yaratılmaya çalışılır. Ancak hasıl olan netice; bu başlangıç gibi hoş ve samimi değildir. Gidilen yerlerde iktisadî çıkarlar ön planda tutularak ve siyasî, iktisadî, hukukî katliamlar yapılarak medeniyetler yok edilir. Mesela, Amerika'ya keşif adı altında yapılan çıkarma, Hıristiyanlığı hakim kılmak için; İnka, Aztek, Maya medeniyetlerinin yok edilmesiyle, yani Kızılderililerin ortadan kaldırılmasıyla neticelenmiştir. Afrika'da da durum bundan farklı olmamıştır. Gayet masum görüntülerle Afrika'ya uzanan misyonerler, bu bölgelerdeki yeraltı ve yerüstü kaynaklarını elde etmenin projesini hayata geçirmişlerdir. Ve yine Ortadoğu'da Arap-İslam aleminde faaliyet gösteren İngilizler tarafından yetiştirilip gönderilen binlerce misyonerin asıl gayesi; Osmanlı'nın bu bölgedeki hakimiyetini yok etmek, toprağını ve halkını parçalayarak kendi emellerine ve iktisadî, siyasî gayelerine alet etmektir. Ve neticede de böyle olmuştur. Dünyada misyonerlik hep bu yüzüyle insanlığa görünmüştür. Şimdi ise Oryantalizm, Diyalog gibi isimlerle ortaya çikmasının başka bir tarzda izahı mümkün değildir. Bugün de asıl maksat; Anadolu'yu parçalamak ve bu güzel toprakları kendi tasarruflarına almaktır. Nihai hedef budur. |
|||||||
Bütün bu delillerden sonra görülen odur ki; halen Ermeniler Büyük Ermenistan'ı kurma idealinden vazgeçmemişlerdir. Rusya hala sıcak denizlere inmenin hesabı içerisindedir. Yunanistan "Megola İdea" gayesinden zerre kadar vazgeçmemiştir. Ve İslam aleminde İran, tek başına liderliğini sürdürmenin gayreti içerisindedir. Suriye basit su meselelerini bahane ederek her türlü düşmanımızla ittifak etme peşindedir.
Bunların tamamı, misyonerliği, kendi gayelerine vasıl olabilmek için bir basamak olarak kullanmaktadır. O halde Türkiye bir ateş çemberi içerisindedir. Her günkünden daha ziyade bugün milletimiz, Kuvay-ı Milliye ruhu ile bir araya gelmenin zaruretini yaşamaktadır.
Zaten birliğimiz; hem dinî ve hem de millî mecburiyetimizdir.
Delilleriyle beraber, müşahhas olarak ortaya koyduğumuz bütün bu faaliyetler neticesi, üzülerek ifade etmek istiyoruz ki; binlerce gencimiz dininden dönüp, Hıristiyanlığa girmiş yani mürted durumuna düşmüştür. Bu durum millî bünyemizde tamiri zor belki de imkansız yaralar açmakta, ciddi tahribatlara sebep olmaktadır. Zira her zaman ifade ettiğimiz gibi bir milletin dinî bütünlüğü, millî bütünlüğüdür. İkisini birbirinden ayrı düşürmek imkansızdır.
Bu itibarla, milletçe örfümüze, adetimize, geleneğimize, kültürümüze sahip çıkarak, millî ve dinî değerlerimizi baş tacı etmek suretiyle siviliyle, askeriyle, işçisiyle, çiftçisiyle, amiriyle, memuruyla kısacası yediden yetmişe millet bireylerinin bir bünye gibi bir ve beraber olması lazımdır.
Gerçekten çok titiz bir çalışmanın ürünü olan bu kitabın yazarını tebrik, kendisini bu milletin bir parçası olarak gören her bireyin de bu kitabı kısa zamanda okumasını tavsiye ediyorum.
Kitabın kapağındaki hat'ta "Emrolunduğun gibi dosdoğru ol!" ayeti işlenmiş.
İcmal Yayınları, Mahmutbey cad. No:5 Şirinevler İstanbul, 212.552 67 87
3. Baskı, Haziran 2000