benı
israıl yehudü hadu
î Başa
benı
israıl yehudü hadu
î Başa
Bismillahirrahmanirrahim
46 Ahkaf
10i,
|
10. |
Kul
eraeytüm in kane min ındillahi ve kefartüm bihı ve şehide şahidüm mim benı
israıle ala mislihı fe amene vestekbertüm innellahe la yehdil kavmez
zalimın
|
Ahkaf (10) |
De
ki: "Şuna vicdanınızda bir baktınız mı: Eğer bu, Allah tarafından
geldi de siz onu inkar ettiyseniz ve İsrail oğullarından bir
şahit de onun benzerine şahitlik edip iman getirdi de siz
kibirlenmek istediyseniz? Şüphe yok ki. Allah zalimleri doğru yola
çıkarmaz."
|
ENGLISH QURAN A. YUSUF ALİ |
| 46 - The Sandhills |
| In the name of Allah, Most
Gracious, Most Merciful. |
| 10. |
Say: "See ye? If (this teaching) be
from Allah, and ye reject it, and a witness from among the Children
of Israel testifies to its similarity (with earlier scripture), and
has believed while ye are arrogant, (how unjust ye are!) truly,
Allah guides not a people unjust."
|
ENGLISH QURAN BY M.H. SHAKIR |
| In the name of Allah, the
Beneficent, the Merciful. |
| 10. |
Say: Have you considered if it is from
Allah, and you disbelieve in it, and a witness from among the
children of Israel has borne witness of one like it, so he believed,
while you are big with pride; surely Allah does not guide the unjust
people. |
ENGLISH QURAN BY HILALI & KHAN |
| In the Name of Allâh, the Most
Beneficent, the Most Merciful. |
| 10. |
Say: "Tell me! If this (Qur'ân) is from
Allâh, and you deny it, and a witness from among the Children of
Israel ('Abdullâh bin Salâm ) testifies that this Qur'ân is from
Allâh [like the Taurât (Torah)], so he believed (embraced Islâm)
while you are too proud (to believe)." Verily! Allâh guides not the
people who are Zâlimûn (polytheists, disbelievers and wrong-doing).
| |
3 Ali
İmran 49i, 67y, 93i,
|
49. |
Ve
rasulen illa benı israıle ennı kad ci'tüküm bi ayetim mir rabbiküm ennı
ahlüku leküm minet tıyni ke hey'etit tayri fe enfühu fıhi fe yekunü tayram
bi iznillah* ve übriül ekmehe vel ebrasa ve uhyil mevta bi iznillah* ve
ünebbiüküm bi ma te'külune ve ma teddehırune fı büyutikum* innefı zalike
le ayetel leküm in küntüm mü'minın
|
Ali
İmran (49) |
Onu
İsrailoğullarına Peygamber olarak gönderecek; onlara diyecek ki:
"Ben, size Rabbinizden bir mucize ile geldim. Ben, size çamurdan kuş
biçiminde bir yaratık yaparım, içine üflerim; Allah'ın izniyle hemen
bir kuş olur. Yine Allah'ın izniyle, andan doğma körü ve abraşı iyi
eder, ölüleri diriltirim ve size evlerinizde yediklerinizi ve
biriktirdiklerinizi haber veririm. Eğer iman edecekseniz, şüphesiz
bunda size bir delil vardır. |
|
| 67. |
Abraham was not a Jew nor yet a Christian;
but he was true in Faith, and bowed his will to Allah's (which is Islám),
and he joined not gods with Allah. |
|
67. |
Ma
kane ibrahımü yehuddiyyev ve la nasraniyyev ve lakin kane hanıfem müslima*
ve ma kane minel müşrikın
|
Ali İmran (67) |
î Başa
İbrahim, ne Yahudi ne de hıristiyandı; ancak o,
lekesiz bir müslümandı ve Allah'a ortak koşanlardan da olmamıştı.
|
|
| 67. |
Abraham was not a Jew nor yet a Christian;
but he was true in Faith, and bowed his will to Allah's (which is Islám),
and he joined not gods with Allah.
|
| 67. |
Ibrahim was not a Jew nor a Christian but he
was (an) upright (man), a Muslim, and he was not one of the polytheists.
|
| 67. |
Ibrâhim (Abraham) was neither a Jew nor a
Christian, but he was a true Muslim Hanifa (Islâmic Monotheism - to
worship none but Allâh Alone) and he was not of Al-Mushrikûn (See
V.2:105). |
|
93. |
Küllüt
taami kane hıllel li benı israıle illa ma harrame israılü ala nefsihı min
kabli en tünezzelet tevrah* kul fe'tu bit tevrati fetluha in küntüm
sadikıyn
|
Ali
İmran (93) |
Tevrat
indirilmeden önce, İsrail'in kendisine yasakladığı şeyler
dışında bütün yiyecekler İsrailoğullarına helal idi. De ki:
"Haydi Tevrat'ı getirin de onu güzelce okuyun, eğer doğru
söylüyorsanız!" |
|
7 Araf
105i, 134i, 137i, 138i,
|
105. |
Hakıykun
ala el la ekule alellahi illel hakk kad ci'tümü bi beyyinetim mir rabbiküm
fe ersil meıye benı israıl
|
Araf (105) |
Allah'a
karşı birinci görevim, gerçekten başka birşey söylememektir.
Gerçekten ben size Rabbinizden apaçık bir delil ile geldim. Artık
İsrail oğullarını benimle beraber gönder." dedi. |
|
|
134. |
Ve
lemma vekaa aleyhimür riczü kalu ya mused'u lena rabbeke bima ahide ındek
le in keşefte annar ricze le nü'minenne leke ve le nürsilenne meake benı
israıl
|
Araf (134) |
Üzerlerine
azap çöktüğü vakit dediler ki: "Ey Musa sana verdiği söze dayanarak,
bizim için Rabbine dua et! Eğer bu azabı bizden sıyırırsan, andolsun
ki, sana kesinlikle iman eder ve İsrail oğullarını seninle
birlikte muhakkak göndeririz." |
|
|
137. |
Ve
evrasnel kavmellezıne kanu yüstad'afune meşarikal erdı ve meğaribehelletı
barakna fıha ve temmet kelimetü rabbikel husna ala benı israıle bima
saberu ve demmerna ma kane yesneu fir'avnü ve kavmühu ve ma kanu ya'rişun
|
Araf (137) |
Ve
o hırpalanıp ezilmekte bulunan kavmi yeryüzünün, bereketlerle
donattığımız doğusuna, batısına mirasçı kıldık. Ve Rabbinin
İsrail oğullarına olan o güzel va'di, sabretmeleri sebebiyle
tamamen tahakkuk etti ve Firavun ile kavminin yapageldikleri sanat
eserlerini ve yükselttikleri binaları yere serdik.
|
|
|
138. |
Ve
cavezna bi benı israilel bahra fe etev ala kavmiy ya'küfune ala asnamil
lehüm kalu ya musec'al lena ilahen kema lehüm aliheh kale inneküm kavmün
techelun
|
Araf (138) |
Ve
İsrail oğullarına denizi atlattık. Derken, bir kavme vardılar,
toplanmış kendilerine mahsus bir takım putlara tapıyorlardı. Dediler
ki: "Ey Musa, bunların birçok ilahları olduğu gibi sen de bize ilah
yap!" Dedi ki: "Siz gerçekten cahillik ediyorsunuz. Çünkü o
gördüklerinizin içinde bulundukları din, yok olmaya mahkumdur ve
bütün yaptıkları batıldır!" |
|
2 Bakara
40i, 47i, 62h, 83i, 113y, 120y, 122i, 140y, 246i,
|
246. |
E
lem tera ilel melei mim benı israıle mim ba'di musa* iz kalu li nebiyyil
lehümüb'as lena meliken nükatil fı sebılillah* kale hel aseytüm in kütibe
aleykümül kıtalü ella tükatilu* kalu ve ma lena ella nükatile fı
sebılillahi ve kad uhricna min diyarina ve ebnaina* fe lemma kütibe
aleyhimül kıtalü tevellev illa kalılem minhüm* vallahü alımüm biz zalimın
|
Bakara (246) |
Musa'dan
sonra İsrailoğullarının ileri gelenlerine baksana! Hani
peygamberlerinden birine: "Bize bir hükümdar gönder, Allah yolunda
savaşalım." dediler. O: "Ya üzerinize farz edilir de savaşmamazlık
ederseniz?" dedi. Onlar: "Neden Allah yolunda savaşmayalım?
Yurtlarımızdan çıkarıldık, çocuklarımızdan ayrı bırakıldık."
dediler. Bunun üzerine savaş, kendilerine farz kılındığı zaman, pek
azı dışındakiler dönüverdiler. Allah, o zalimleri bilir.
|
|
|
#140. |
Em
tekulune inne ibrahıme ve ismaıyle ve ıshaka ve ya'kube vel esbata kanu
huden ev nesara* kul e entüm a'lemü emillah* ve men
azlemü mimmen keteme şehadeten ındehu minellah* ve mallahü bi ğafilin amma
ta'melun
|
Bakara (140) |
î Başa
Yoksa
siz: "İbrahim de İsmail de İshak da Yakup da torunları da hep Yahudi
veya hıristiyan idiler." mi diyorsunuz? De ki: "sizler mi daha iyi
bileceksiniz, yoksa Allah mı? Allah'ın şahitlik ettiği bir gerçeği
bilerek gizleyenlerden daha zalim kim olabilir? Allah
yaptıklarınızdan gafil değildir.
|
|
| 140. |
Or do ye say that Abraham, Ismail, Isaac,
Jacob and the Tribes were Jews or Christians? Say: Do ye know better than
Allah. Ah! who is more unjust than those who conceal the testimony they
have from Allah. But Allah is not unmindful of what ye do!
|
| 140. |
Nay! do you say that Ibrahim and Ismail and
Yaqoub and the tribes were Jews or Christians? Say: Are you better knowing
or Allah? And who is more unjust than he who conceals a testimony that he
has from Allah? And Allah is not at all heedless of what you do.
|
| 140. |
Or say you that Ibrâhim (Abraham), Ismâ'il
(Ishmael), Ishâque (Isaac), Ya'qûb (Jacob) and Al-Asbât [the twelve sons
of Ya'qûb (Jacob)] were Jews or Christians? Say, "Do you know better or
does Allâh (knows better...; that they all were Muslims)? And who is more
unjust than he who conceals the testimony [i.e. to believe in Prophet
Muhammad Peace be upon him when he comes, written in their Books. (See
Verse 7:157)] he has from Allâh? And Allâh is not unaware of what you do."
|
|
122. |
Ya
benı israılezküru nı'metiyelletı en'amtü aleyküm ve ennı faddaltüküm alel
alemın
|
Bakara (122) |
Ey
İsrailoğulları, sizlere ihsan ettiğim nimetimi ve sizi bir
zamanlar alemlere üstün kılmış olduğumu hatırlayın.
|
|
|
120. |
Ve
len terda ankel yehudü ve len nesara hatta tettebia milletehüm* kul inne
hüdellahi hüvel hüda* ve leinitteba'te ehvaehüm ba'dellezı caeke minel
ılmi ma leke minallahi miv veliyyiv ve la nasıyr
|
Bakara (120) |
î Başa
Sen
onların milletlerine tabi olmadıkça Yahudiler de hıristiyanlar da
senden asla hoşnut olmazlar. De ki: "Her halde yol Allah yoludur."
Şanım hakkı için sana vahiyle gelen bu kadar bilgiden sonra, faraza
onların arzularına uyacak olsan, Allah'tan sana ne bir dost, ne de
bir yardımcı bulunur.
|
|
|
113. |
Ve
kaletil yehudü leysetin nesar ala şey'iv ve kaletin nesara leysetil yehudü
ala şey'iv ve hüm yetlunel kitab* kezalike kalellezıne la ya'lemune misle
kavlihim* fallahü yahkümü beynehüm yevmel kıyameti fıma kanu fıhi
yahtelifun
113.
î Başa
Hepsi de kitabı (Tevrat ve İncil'i) okumakta
oldukları halde Yahudiler: Hıristiyanlar doğru yolda değillerdir, dediler.
Hıristiyanlar da: Yahudiler doğru yolda değillerdir, dediler. Kitabı
bilmeyenler de birbirleri hakkında tıpkı onların söylediklerini
söylediler. Allah, ihtilâfa düştükleri hususlarda kıyamet günü onlar
hakkında hükmünü verecektir. |
|
40. |
Ya
benı israılezküru nı'metiyelletı en'amtü aleyküm ve evfu bi ahdı ufi
biahdiküm ve iyyaye ferhebun
|
Bakara (40) |
Ey
israiloğulları, size lütfettiğim nimetimi hatırlayın, Bana
verdiğiniz sözü yerine getirin ki Ben de size olan ahdimi yerine
getireyim ve artık Benden korkun Benden |
|
|
47. |
Ya
benı israılezküru nı'metiyelletı en'amtü aleyküm ve ennı faddaltüküm alel
alemın
|
Bakara (47) |
Ey
İsrailoğulları, size ihsan ettiğim nimetimi ve vaktiyle sizi
diğer varlıklara üstün yaptığımı hatırlayın. |
|
|
62. |
İnnellezıne
amenu vellezıne hadu ven nesara ves sabiıne min amene billahi vel yevmil
ahıri ve amile salihan fe lehüm ecruhüm ınde rabbihim *ve la havfün
aleyhim ve la hüm yahzenun
|
hadu
Bakara (62) |
Şüphe
yok ki, iman edenler, Yahudiler, hıristiyanlar ve Sabiiler;
bunlardan her kim Allah'a ve ahiret gününe gerçekten iman eder ve
iyi bir amel işlerse, elbette bunların Rableri yanında mükafatları
vardır. Bunlara bir korku yoktur ve bunlar mahzun da
olmayacaklardır. |
|
|
83. |
Ve
iz ehazna mısaka benı israıle la ta'büdune illellahe ve bil valideyni
ıhsanev ve izl kurba vel yetam vel mesakıni ve kulu lin nasi husnev ve
ekıymus salate ve atüz zekah* sümme tevelleytüm ila kalılem minküm ve
entüm mu'ridun
|
Bakara (83) |
Ve
bir vakit İsrailoğullarından şöyle söz almıştık: "Allah'tan
başkasına tapmayacaksınız, ana-babaya, yakınlığı olanlara, öksüzlere
ve biçarelere de iyilik yapacaksınız. İnsanlara güzel söz söyleyin,
namazı kılın, zekatı verin." Sonra pek azınız müstesna olmak üzere
sözünüzden döndünüz, hala da dönüyorsunuz! |
|
45
Casiye 16i,
|
88
gasiye 16. |
Ve
zerabiyyü mebsusetün. |
|
16. |
Ve
le kad ateyna benı israılel kitabe vel hukme ven nübüvvete ve razaknahüm
minet tayyibati ve faddalnahüm alel alemın
|
Casiye (16) |
Andolsun
ki, Biz vaktiyle İsrail oğullarına kitap, hüküm ve
peygamberlik vermiştik. Kendilerini temiz rızıklardan
rızıklandırmıştık ve alemlerin üstüne geçirmiştik.
|
|
62 Cuma
6y,
|
6. |
Kul
ya eyyuhelleziyne hadu in ze'amtum ennekum evliyau lillahi min duninnasi
fetemennevulmevte in kuntum sadikıyne.
|
Cuma (6) |
î Başa
De
ki: "Ey Yahudiler, siz diğer insanların değil de yalnız kendinizin
Allah'ın dostları olduğunuzu iddia ediyorsanız, haydi ölmeyi temenni
edin, eğer (davanızda) samimi iseniz!
|
|
44 Duhan
30i,
|
30. |
Ve
le kad necceyna benı israiyle minel azabil mü
|
Duhan (30) |
Andolsun
ki, İsrail oğullarını o horlayıcı azaptan kurtarmıştık
|
|
6 El
Enam 146h,
|
146. |
Ve
alellezıne hadu harramna külle zı zufür ve minel bekari vel ğanemi
harramna aleyhim şühumehüma illa ma hamelet zuhuruhüma evil havaya ev
mahteleta bi azm zalike cezeynahüm bi bağyihim ve inna
lesadikun
146.
Yahudilere bütün tırnaklı hayvanları haram kıldık. Sırtlarında yahut
bağırsaklarında taşıdıkları ya da kemiğe karışan yağlar hariç olmak üzere
sığır ve koyunun iç yağlarını da onlara haram kıldık. Bu, zulümleri
yüzünden onlara verdiğimiz cezâdır. Biz elbette doğru
söyleyeniz. |
| 146. |
For those who followed the Jewish Law, We
forbade every (animal) with undivided hoof, and We forbade them that fat
of the ox and the sheep, except what adheres to their backs or their
entrails, or is mixed up with a bone: this in recompense for their willful
disobedience: for We are True (in Our ordinances). |
| 146. |
And to those who were Jews We made unlawful
every animal having claws, and of oxen and sheep We made unlawful to them
the fat of both, except such as was on their backs or the entrails or what
was mixed with bones: this was a punishment We gave them on account of
their rebellion, and We are surely Truthful. |
| 146. |
And unto those who are Jews, We forbade every
(animal) with undivided hoof, and We forbade them the fat of the ox and
the sheep except what adheres to their backs or their entrails, or is
mixed up with a bone. Thus We recompensed them for their rebellion
[committing crimes like murdering the Prophets, eating of Ribâ (usury),
etc.]. And verily, We are Truthful. |
22 Hac
17y,
|
17. |
İnnellezıne
amenu vellezıne hadu ves sabiıne ve nesara vel mecuse vellezıne eşraku
innellahe yefdılü beynehüm yevmel kıyameh innellahe ala külli şey'in
şehıd
|
Hacc (17) |
î Başa
İman
edenler, Yahudi olanlar, sabiiler (yıldıza tapanlar), hıristiyanlar,
mecusiler (ateşe tapanlar) ve müşriklere gelince, muhakkak Allah
kıyamet günü bunlann arasını şüphesiz ayıracaktır; çünkü Allah
herşeye şahittir.
|
|
| 17. |
Those who believe (in the Qurán), those who
follow the Jewish (scriptures), and the Sabians, Christians, Magians, and
Polytheists,- Allah will judge between them on the Day of Judgment: for
Allah is witness of all things. |
| 17. |
Surely those who believe and those who are
Jews and the Sabeans and the Christians and the Magians and those who
associate (others with Allah)-- surely Allah will decide between them on
the day of resurrection; surely Allah is a witness over all things.
|
| 17. |
Verily, those who believe (in Allâh and in
His Messenger Muhammad ), and those who are Jews, and the Sabians, and the
Christians, and the Magians, and those who worship others besides Allâh,
truly, Allâh will judge between them on the Day of Resurrection. Verily!
Allâh is Witness over all things. |
17 Isra
2i, 4i, 101i, 103i, 104i,
|
104. |
Ve
kulna mim ba'dihı li benı israiyleskünül erda fe iza cae va'dül ahırati
ci'na biküm lefıfa
|
Isra (104) |
Arkasından
İsrailoğullarına şöyle dedik: "Firavun"un sizi çıkarmak istediği
arazide siz oturun! Sonra ahiret vaadi (kıyamet) geldiği vakit,
hepinizi toplayıp bir araya getireceğiz." |
|
|
*103. |
Fe
erade ey yestefizzehüm minel erdı fe ağraknahü ve mem meahu cemıa
|
Isra (103) |
Derken
Firavun onları o yerden belinletmek (sürüp çıkarmak) istedi, Biz de
hem kendisini, hem de beraberindekilerin tümünü birden boğuverdik;
arkasından da İsrail oğullarına dedik ki: "Haydi, yeryüzünde
yerleşin; sonra ahiret va'di geldiği vakit hepinizi dürüp bükerek
(bir araya) getireceğiz." |
|
|
101. |
Ve
le kad ateyna musa tis'a ayatim beyyinatin fes'el benı israıle iz caehüm
fe kale lehu fir'avnü innı le ezunnüke ya musa meshura
|
Isra (101) |
Andolsun
ki, Musa'ya apaçık dokuz mucize verdik. Sor İsrail
oğullarına; Musa onlara geldiği vakit, Firavun ona dedi ki: "Ey Musa
ben seni kesin büyüye tutulmuş sanıyorum!" |
|
|
4. |
Ve
kadayna ila benı israiyle fil kitabi le tüfsidünne fil erdı merrateyni ve
le ta'lünne ulüvven kebıra
|
Isra (4) |
Biz
İsrail oğullarına Kitap'da şu hükmü verdik: "Muhakkak siz
yeryüzünde iki defa fesat çıkaracaksınız ve muhakkak büyük bir
yükselişle yükseleceksiniz." |
|
|
2. |
Ve
ateyna musel kitabe ve cealnahü hüdel li beni israiyle ella tettehızu min
dunı vekıla
|
Isra (2) |
Musa'ya
da Kitap verdik ve onu İsrail oğullarına bir hidayet rehberi
kıldık; Benden başka bir vekil tutmayın diye. |
|
5 Maide
12i, 18y, 32i, 41h, 44h, 51y, 64y, 69h, 70i, 72i, 82y, 110i,
|
110. |
İz
kalellahü ya iysebne meryemezkür nı'metı aleyke ve ala validetik iza
eyyedtüke bi ruhıl kudüsi tükellimün nase fil mehdi ve kehla ve iz
alemtükel kitabe vel hıkmete vet tevrate vel incıl ve iz tahlüku minet
tıyni ke hey'etit tayri bi iznı fe tenfühu fıha fe tekunü tayram bi iznı
ve tübriül ekmehe vel ebrasa bi iznı ve iz huricül mevta bi iznı ve iz
kefeftü benı israıle anke iz ci'tehüm bil beyyinati fe kalellezıne keferu
minhüm in haza illa sıhrum mübın
|
Maide (110) |
Allah
o günde şöyle buyuracak: "Ey Meryem oğlu İsa, sana ve anana olan
nimetimi düşün; hani seni Cebrail ile destekledim, insanlarla hem
beşikte hem de yetişkin iken konuşuyordun; sana yazı yazmayı,
hikmeti, Tevrat'ı ve İncil'i öğrettim. Hani Benim iznimle çamurdan
kuş biçiminde birşey yapıyordun, içine üflüyordun da Benim iznim ile
bir kuş oluveriyordu; anadan doğma körü ve abraşlıyı Benim iznimle
iyi ediyordun; hani ölüleri Benim iznimle diriltiyordun ve hani
İsrailoğullarına açık delillerle geldiğinde, onlardan inkar
edenler: "Bu apaçık bir büyüden başka birşey değildir." demişlerdi
de, seni onlardan kurtarmıştım. Allah bütün Resulleri toplayacağı o
günde: "Size ne cevap verildi." diye soracak. Onlar da: "Bizim bir
bilgimiz yok, gizli olanları bilen ancak Sensin Sen!"
diyecekler. |
|
|
82. |
Le
tecidenne eşedden nasi adavetel lillezıne amenül yehude vellezıne eşraku
ve le tecidenne akrabehüm meveddetel lillezıne amenüllezıne kalu inna
nesara zalike bi enne münhüm kıssısıne ve ruhbanev ve ennehüm la
yestekbirun
|
Maide (82) |
î Başa
İnsanların
inananlara düşmanlık bakımından en azılısı olarak herhalde
Yahudilerle Allah'a ortak koşanları bulacaksın. İnananlara dostluk
bakımından en yakın olarak da her halde "Biz hıristiyanlarız."
diyenleri bulacaksın. Bunun sebebi, onların içinde bilgin keşişlerin
ve dünyayı terk etmiş rahiplerin bulunmasıdır ve bunlar büyüklük
taslamazlar.
|
|
| 82. |
Strongest among men in enmity to the believers wilt thou find the
Jews and Pagans; and nearest among them in love to the believers wilt thou
find those who say, "We are Christians": because amongst these are men
devoted to learning and men who have renounced the world, and they are not
arrogant.
| 82. |
Certainly you will find the most violent of people in enmity
for those who believe (to be) the Jews and those who are
polytheists, and you will certainly find the nearest in friendship
to those who believe (to be) those who say: We are Christians; this
is because there are priests and monks among them and because they
do not behave proudly.
| 82. |
Verily, you will find the
strongest among men in enmity to the believers (Muslims) the
Jews and those who are Al-Mushrikûn (see V.2:105), and you
will find the nearest in love to the believers (Muslims) those
who say: "We are Christians." That is because amongst them are
priests and monks, and they are not proud.
| | |
|
72. |
Le
kad keferallezıne kalu innellahe hüvel mesıhubnü meryem ve kalel mesıhu ya
benı israıla'büdüllahe rabbı ve rabbeküm innehu mey yüşrik billahi fe kad
harramellahü aleyhil cennete ve me'vahün nar ve ma liz zalimıne min ensar
|
Maide (72) |
"Meryem
oğlu Mesih Allah'tır." diyenler kesinlikle kafir oldular. Oysa Mesih
şöyle demişti: "Ey İsrailoğulları, hepiniz benim de sizin de
Rabbiniz olan Allah'a kulluk edin! Kim Allah'a ortak koşarsa, Allah
ona cennetini yasak etmiştir, varacağı yer ateştir ve zulmedenlerin
yardımcıları yoktur." |
|
|
70. |
Le
kad ehazna mısaka benı israıle ve erselna ileyhim rusüla küllema caehüm
rasulüm bi ma la tehva enfüsühüm ferıkan kezzebu ve ferıkay yaktülun
|
Maide (70) |
Andolsun
ki, Biz İsrailoğullarından teminat aldık ve kendilerine
peygamberler gönderdik. Canlarının istemediği bir hükümle bir
peygamber geldikçe, bir takımına yalancı dediler bir takımını da
öldürüyorlardı. |
|
|
69. |
İnnellezıne
amenu vellezıne hadu ves sabiune ven nesara men amene billahi vel yevmil
ahıri ve amile salihan fe la havfün aleyhim ve la hüm yahzenun
|
hadu
Maide (69) |
Şüphe
yok ki, iman edenler, Yahudiler, sabiiler ve hıristiyanlar
her kim Allah'a ve ahiret gününe iman edip de dürüstçe çalışırsa,
artık onlara korku yoktur ve onlar üzülecek de değillerdir.
|
|
| 69. |
Those who believe (in the Qurán), those who follow the Jewish
(scriptures), and the Sabians and the Christians,- any who believe in
Allah and the Last Day, and work righteousness,- on them shall be no fear,
nor shall they grieve.
| 69. |
Surely those who believe and those who are Jews and the Sabians
and the Christians whoever believes in Allah and the last day and
does good-- they shall have no fear nor shall they grieve.
| 69. |
Surely, those who believe (in the
Oneness of Allâh, in His Messenger Muhammad and all that was
revealed to him from Allâh), those who are the Jews and the
Sabians and the Christians, - whosoever believed in Allâh and
the Last Day, and worked righteousness, on them shall be no
fear, nor shall they grieve.
| | |
|
64. |
Ve
kaletil yehudü yedüllahi mağluleh ğullet eydıhim ve lüınu bi ma kalu bel
yedahü mebsutatani yünfiku keyfe yeşa' ve le yezıdenne kesıram minhüm ma
ünzile ileyke mir rabbike tuğyanev ve küfra ve elkayna beynehümül adavete
vel bağdae ila yevmil kıyameh küllema evkadu naral lil harbi atfeehellahü
ve yes'avne fil erdı fesada vallahü la yühıbbül müfsidın
|
Maide (64) |
î Başa
Bir
de Yahudiler: "Allah'ın eli bağlıdır." dediler ve dedikleri yüzünden
elleri bağlandı ve la'netlendiler. Hayır, O'nun iki eli de açıktır,
dilediği gibi nimet veriyor. Andolsun ki, sana Rabbinden
indirilenler, onlardan birçoğunun azgınlığını küfrünü artıracaktır.
Bununla birlikte, aralarına kıyamete kadar sürecek olan bir
düşmanlık ve kin bıraktık. Her ne zaman savaş için bir ateş
tutuşturdularsa, Allah onu söndürdü. Onlar yeryüzünde bozgunculuk
için koşarlar; Allah ise bozguncuları sevmez.
|
|
| 64. |
The Jews say: "Allah's hand is tied up." Be their hands tied up and
be they accursed for the (blasphemy) they utter. Nay, both His hands are
widely outstretched: He giveth and spendeth (of His bounty) as He
pleaseth. But the revelation that cometh to thee from Allah increaseth in
most of them their obstinate rebellion and blasphemy. Amongst them we have
placed enmity and hatred till the Day of Judgment. Every time they kindle
the fire of war, Allah doth extinguish it; but they (ever) strive to do
mischief on earth. And Allah loveth not those who do mischief.
| 64. |
And the Jews say: The hand of Allah is tied up! Their hands
shall be shackled and they shall be cursed for what they say. Nay,
both His hands are spread out, He expends as He pleases; and what
has been revealed to you from your Lord will certainly make many of
them increase in inordinacy and unbelief; and We have put enmity and
hatred among them till the day of resurrection; whenever they kindle
a fire for war Allah puts it out, and they strive to make mischief
in the land; and Allah does not love the mischief-makers.
| 64. |
The Jews say: "Allâh's Hand is
tied up (i.e. He does not give and spend of His Bounty)." Be
their hands tied up and be they accursed for what they
uttered. Nay, both His Hands are widely outstretched. He
spends (of His Bounty) as He wills. Verily, the Revelation
that has come to you from Allâh increases in most of them
their obstinate rebellion and disbelief. We have put enmity
and hatred amongst them till the Day of Resurrection. Every
time they kindled the fire of war, Allâh extinguished it; and
they (ever) strive to make mischief on earth. And Allâh does
not like the Mufsidûn (mischiefmakers).
| | |
|
51. |
Ya
eyyühellezıne amenu la tettehızül yehude ven nesara evliya' ba'duhüm
evliyaü ba'd ve mey yetevellehüm minküm fe innehu minhüm innellahe la
yehdil kavmez zalimın
|
Maide (51) |
î Başa
Ey
iman edenler, Yahudilerle hıristiyanları dost edinmeyin! Onlar,
birbirlerinin dostlarıdırlar. İçinizden her kim onlara yardaklık
ederse, muhakkak o da onlardandır. Allah ise zulmedenleri doğru yola
çıkarmaz.
|
|
| 51. |
O ye who believe! take not the Jews and the Christians for your
friends and protectors: They are but friends and protectors to each other.
And he amongst you that turns to them (for friendship) is of them. Verily
Allah guideth not a people unjust.
| 51. |
O you who believe! do not take the Jews and the Christians for
friends; they are friends of each other; and whoever amongst you
takes them for a friend, then surely he is one of them; surely Allah
does not guide the unjust people.
| 51. |
O you who believe! Take not the
Jews and the Christians as Auliyâ' (friends, protectors,
helpers, etc.), they are but Auliyâ' to one another. And if
any amongst you takes them as Auliyâ', then surely he is one
of them. Verily, Allâh guides not those people who are the
Zâlimûn (polytheists and wrongdoers and unjust).
| | |
|
44. |
İnna
enzelnet tevrate fıha hüdev ve nur yahkümü bihen nebiyyunellezıne eslemu
lillezıne hadu ver rabbaniyyune vel ahbaru bimestuhfizu min kitabillahi ve
kanu aleyhi şüheda' fe la tahşevün nase vahşevni ve la teşteru bi ayatı
semenen kalıla ve mel lem yahküm bi ma enzelellahü fe ülaike hümül
kafirun
|
hadu
Maide (44) |
Gerçekten
Biz, içinde bir hidayet, bir nur bulunan Tevrat'ı indirdik.
Kendilerini Allah'a teslim etmiş peygamberler, Yahudilere
onunla hükmederlerdi. Bir de Allah dostları ve ilim adamları da
Allah'ın kitabını muhafaza etmekle görevli olmaları ve üzerine şahit
olmaları dolayısıyla onunla hüküm verirlerdi. Artık insanlardan
korkmayın, Benden korkun ve Benim ayetlerimi birkaç paraya
değişmeyin! Ey hakimler, her kim Allah'ın indirdiği hükümlerle hüküm
vermezse, onlar hep kafirlerdir. |
|
| 44. |
It was We who revealed the Torah (to Moses): therein was guidance and
light. By its standard have been judged the Jews, by the prophets who
bowed (as in Islám) to Allah's will, by the rabbis and the doctors of law:
for to them was entrusted the protection of Allah's book, and they were
witnesses thereto: therefore fear not men, but fear Me, and sell not My
signs for a miserable price. If any do fail to judge by (the light of)
what Allah hath revealed, they are unbelievers.
| 44. |
Surely We revealed the Taurat in which was guidance and light;
with it the prophets who submitted themselves (to Allah) judged
(matters) for those who were Jews, and the masters of Divine
knowledge and the doctors, because they were required to guard
(part) of the Book of Allah, and they were witnesses thereof;
therefore fear not the people and fear Me, and do not take a small
price for My communications; and whoever did not judge by what Allah
revealed, those are they that are the unbelievers.
| 44. |
Verily, We did send down the
Taurât (Torah) [to Mûsa (Moses)], therein was guidance and
light, by which the Prophets, who submitted themselves to
Allâh's Will, judged the Jews. And the rabbis and the priests
[too judged the Jews by the Taurât (Torah) after those
Prophets] for to them was entrusted the protection of Allâh's
Book, and they were witnesses thereto. Therefore fear not men
but fear Me (O Jews) and sell not My Verses for a miserable
price. And whosoever does not judge by what Allâh has
revealed, such are the Kâfirûn (i.e. disbelievers - of a
lesser degree as they do not act on Allâh's Laws ).
| | |
|
41. |
Ya
eyyüher rasulü la yahzünkellezıne yüsariune fil küfri minellezıne kalu
amenna bi efvahihim ve lem tü'min kulubühüm ve minellezıne hadu semmaune
lil kezibi semmaune li kavmin aharıne lem ye'tuk yüharrifunel kelime mim
ba'di mevadııh yekulune in utıtüm haza fe huzuhü ve il lem tü'tevhü
fahzeru ve mey yüridillahü fitnetehu fe len temlike lehu minellahi şey'a
ülaikellezıne lem yüridillahü ey yütahhira kulubehüm lehüm fid dünya
hızyüv ve lehüm fil ahırati azabün azıym
|
hadu
Maide (41) |
Ey
şanlı Peygamber, gerek ağızlarıyla "Biz inandık." deyip de
kalpleriyle inanmayanlardan, gerekse Yahudilerden küfürde
yarışanlar seni üzmesin! Onlar yalancılık etmek için dinlerler, sana
gelmeyen bir topluluk hesabına dinlerler, yerli yerinde söylenen
kelimeleri sonradan değiştirirler, "Size böyle fetva verilirse
tutun, verilmezse sakının!" derler. Allah, kimin fitneye düşmesini
dilerse sen onun lehine Allah'tan hiçbir şey koparamazsın. Onlar,
öyle kimselerdir ki, Allah, kalplerini temizlemek istememiştir.
Onların hakları dünyada zillet ahirette de büyük bir azaptır.
|
| 41. |
O Messenger! let not those grieve thee, who race each other
into unbelief: (whether it be) among those who say "We believe" with
their lips but whose hearts have no faith; or it be among the Jews,-
men who will listen to any lie,- will listen even to others who have
never so much as come to thee. They change the words from their
(right) places: they say, "If ye are given this, take it, but if
not, beware!" If any one's trial is intended by Allah, thou hast no
authority in the least for him against Allah. For such - it is not
Allah's will to purify their hearts. For them there is disgrace in
this world, and in the Hereafter a heavy punishment.
| 41. |
O Apostle! let not those grieve you who strive together
in hastening to unbelief from among those who say with their
mouths: We believe, and their hearts do not believe, and from
among those who are Jews; they are listeners for the sake of a
lie, listeners for another people who have not come to you;
they alter the words from their places, saying: If you are
given this, take it, and if you are not given this, be
cautious; and as for him whose temptation Allah desires, you
cannot control anything for him with Allah. Those are they for
whom Allah does not desire that He should purify their hearts;
they shall have disgrace in this world, and they shall have a
grievous chastisement in the hereafter.
| 41. |
O Messenger (Muhammad )!
Let not those who hurry to fall into disbelief grieve
you, of such who say: "We believe" with their mouths but
their hearts have no faith. And of the Jews are men who
listen much and eagerly to lies - listen to others who
have not come to you. They change the words from their
places; they say, "If you are given this, take it, but
if you are not given this, then beware!" And whomsoever
Allâh wants to put in AlFitnah [error, because of
his rejecting the Faith], you can do nothing for him
against Allâh. Those are the ones whose hearts Allâh
does not want to purify (from disbelief and hypocrisy);
for them there is a disgrace in this world, and in the
Hereafter a great torment.
| | | |
|
32. |
Min
ecli zalike ketebna ala benı israıle ennehu men katel nefsem bi ğayri
nefsin ev fesadin fil erdı fe keennema katelen nase cemıa ve men ahyaha fe
keennema ahyan nase cemıa ve le kad caethüm rusülüna bil beyyinati sümme
inne kesıram minhüm ba'de zalike fil erdı le müsrifun
|
Maide (32) |
Bunun
için İsrailoğullarına kitapta şunu bildirmiş idik: "Her kim
bir kişiyi, bir kişi karşılığı veya yeryüzünde bir bozgunculuğu
olmaksızın öldürürse, sanki bütün insanları öldürmüş gibi olur. Kim
de bir adamın hayatını kurtarırsa, bütün insanların hayatını
kurtarmış gibi olur." Andolsun ki, peygamberlerimiz onlara apaçık
delillerle geldiler de sonra içlerinden bir çoğu, bütün bunların
arkasından hala yeryüzünde bozgunculuk ve cinayette çizgiyi
aşmaktadırlar. |
|
|
18. |
Ve
kaleltil yehudü ven nesara nahnü ebnaüllahi ve ehıbbaüh kul fe lime
yüazzibüküm bi zünubiküm bel entüm beşerum mimmen halak yağfiru li mey
yeşaü ve yüazzibü mey yeşa' ve lillahi mülküs semavati vel erdı ve ma
beynehüma ve ileyhil mesıyr
|
Maide (18) |
î Başa
Bir
de Yahudiler ve hıristiyanlar: "Biz Allah'ı oğulları ve
sevgilileriyiz." dediler. De ki: "Öyle ise neden size
günahlarınızdan dolayı azap ediyor? Doğrusu siz, onun
yarattıklarından bir insan topluluğusunuz. O, dilediğini bağışlar,
dilediğini cezalandırır. Göklerin, yerin ve aralarındakilerin
hükümranlığı Allah'ındır ve sonunda dönüş de O'nadır!
|
| 18. |
(Both) the Jews and the Christians say: "We are sons of Allah,
and his beloved." Say: "Why then doth He punish you for your sins?
Nay, ye are but men,- of the men He hath created: He forgiveth whom
He pleaseth, and He punisheth whom He pleaseth: and to Allah
belongeth the dominion of the heavens and the earth, and all that is
between: and unto Him is the final goal (of all)"
| 18. |
And the Jews and the Christians say: We are the sons of
Allah and His beloved ones. Say: Why does He then chastise you
for your faults? Nay, you are mortals from among those whom He
has created, He forgives whom He pleases and chastises whom He
pleases; and Allah's is the kingdom of the heavens and the
earth and what is between them, and to Him is the eventual
coming.
| 18. |
And (both) the Jews and the
Christians say: "We are the children of Allâh and His
loved ones." Say: "Why then does He punish you for your
sins?" Nay, you are but human beings, of those He has
created, He forgives whom He wills and He punishes whom
He wills. And to Allâh belongs the dominion of the
heavens and the earth and all that is between them, and
to Him is the return (of all).
| | | |
|
12. |
Ve
le kad ehazellahü mısaka benı israıl ve beasna minhümüsney üşera nekıyba
ve kalellahü innı meaküm lein ekamtümüs salate ve ateytümüz zekate ve
amentüm bi rusülı ve azzertümuhüm ve akradtümüllahe kardan hasenel le
ükeffiranne anküm seyyiatiküm ve le üdhılenneküm cennatin tecrı min
tahtihel enhar fe men kefera ba'de zalike minkümfe kad dalle sevaes sebıl
|
Maide (12) |
Andolsun
ki, Allah, İsrail oğullarından söz almıştı, içlerinden on iki
kefil de göndermiştik ve Allah: "Haberiniz olsun Ben sizinle
beraberim. Andolsun ki, eğer siz namazı kılar, zekatı verir,
peygamberime inanır, kendilerine kuvvetle yardım eder ve Allah'a
gönülden ödünç verirseniz, kesinlikle günahlarınızı silerim ve sizi
altından ırmaklar akan cennetlere koyarım. Bundan sonra içinizden
her kim nankörlük edip küfre saparsa, artık düz yolun ortasından
sapmış, kendini zayi etmiş olur." diye buyurmuştu.
|
|
40 Mumin
53i,
|
53. |
Ve
le kad ateyna musel hüda ve evrasna benı israilel kitab
|
Mumin (53) |
Andolsun
ki, Biz Musa'ya o hidayeti verdik ve İsrail oğullarına o
kitabı miras kıldık, |
|
16 Nahl
118 h,
|
118. |
Ve
alellezıne hadu harramna ma kasasna aleyke min kabl ve ma zalemnahüm ve
lakin kanu enfüsehüm yazlimun
118.
Sana anlattıklarımızı, daha önce, yahudi olanlara da haram kılmıştık. Biz
onlara zulmetmedik, fakat, onlar kendilerine haksızlık
ediyorlardı.
| 118. |
To the Jews We prohibited such things as We have mentioned to
thee before: We did them no wrong, but they were used to doing wrong
to themselves.
| 118. |
And for those who were Jews We prohibited what We have
related to you already, and We did them no injustice, but they
were unjust to themselves.
| 118. |
And unto those who are
Jews, We have forbidden such things as We have mentioned
to you (O Muhammad ) before [in Sûrat-Al-An'am, (The
Cattle), see Verse 6:146]. And We wronged them not, but
they used to wrong themselves.
| | | |
27 Neml
76i,
|
76. |
İnne
hazel kur'ane yekussu ala benı israıle ekserallezı hüm fıhi yahtelifun
|
Neml (76) |
Haberiniz
olsun ki, bu Kur'an İsrail oğullarına, ihtilaf edip
durdukları şeylerin pek çoğunu anlatır. |
|
4 Nisa
46h, 160h,
|
160. |
Fe
bi zulmim minellezıne hadu harramna aleyhim tayyibatin ühıllet lehüm ve bi
saddihim an sebılillahi kesıra
160.
Yahudilerin yaptıkları zulümden, bir de çok kimseyi Allah yolundan
çevirmelerinden, menetmelerinden dolayı kendilerine (daha önce) helâl
kılınmış bulunan temiz ve iyi şeyleri onlara haram kıldık. |
|
46. |
Minellezıne
hadu yüharrifunel kelime am mevadııhı ve yekulune semı'na ve asayna vesma'
ğayra müsmeıv ve raına leyyem bi elinetihim ve ta'nen fid dın ve lev
ennehüm kalu semı'na ve eta'na vesma' venzurna leane hayral lehüm ve
akveme ve lakil leanehümüllahü bi küfrihim fe la yü'minune illa
kalıla
|
hadu
Nisa (46) |
O
Yahudi olanlardan kimileri kelimelerin yerlerini değiştirip,
dillerini eğip bükerek, dine dokunarak "Dinledik, isyan ettik." ,
"Dinle dinlenilmez olsaydın." ve "Bizi güt." diyorlar. Böyle
diyeceklerine "Dinledik, itaat ettik.", "Dinle ve bizi gözet."
deselerdi elbette haklarında daha hayırlı ve daha dürüst olurdu.
Fakat inkarları yüzünden Allah kendilerini lanetlemiştir. Onun için
pek azı dışında imana gelmezler. |
| 46. |
Of the Jews there are those who displace words from their
(right) places, and say: "We hear and we disobey"; and "Hear, may
you not hear"; and "Ráìná"; with a twist of their tongues and a
slander to Faith. If only they had said: "We hear and we obey"; and
"Do hear"; and "Do look at us"; it would have been better for them,
and more proper; but Allah hath cursed them for their Unbelief; and
but few of them will believe.
| 46. |
Of those who are Jews (there are those who) alter words
from their places and say: We have heard and we disobey and:
Hear, may you not be made to hear! and: Raina, distorting (the
word) with their tongues and taunting about religion; and if
they had said (instead): We have heard and we obey, and
hearken, and unzurna it would have been better for them and
more upright; but Allah has cursed them on account of their
unbelief, so they do not believe but a little.
| 46. |
Among those who are Jews,
there are some who displace words from (their) right
places and say: "We hear your word (O Muhammad ) and
disobey," and "Hear and let you (O Muhammad ) hear
nothing." And Râ'ina with a twist of their tongues and
as a mockery of the religion (Islâm). And if only they
had said: "We hear and obey", and "Do make us
understand," it would have been better for them, and
more proper, but Allâh has cursed them for their
disbelief, so they believe not except a few.
| | | |
61 Saff
6i, 14i,
|
14. |
Ya
eyyuhelleziyne amenu kunu ensarallahi kema kale 'ıysebnu meryeme
lilhavariyyiyne men ensariy ilellahi kalelhavariyyune nahnu ensarullahi
feamenet taifetun min benuy israiyle ve keferet taifetun feeyyednelleziyne
amenu 'ala 'aduvyihim feasbehu zahiriyne.
|
Saff (14) |
Ey
iman edenler, Allah yardımcıları olun! Nitekim Meryem oğlu İsa
havarilere: "Allah yolunda benim yardımcılarım kimdir?" dedi.
Havarileri: "Biz Allah (yolunun) yardımcılarıyız." dediler Bunun
üzerine İsrail oğullarından bir grup iman etti, bir grup
inkar etti. Biz de iman edenleri düşmanlarına karşı destekledik o
suretle onlar üstün gelip yüze çıktılar. |
|
|
6. |
Ve
iz kale 'ıysebnu meryeme ya beniy israiyle inniy resulullahi ileykum
musaddikan lima beyne yedeyye minettevrati ve mubeşşiren biresulin ye'tiy
min ba'diy-ismuhu ahmedu felemma caehum bilbeyyinati kalu haza sıhrun
mubiynun.
|
Saff (6) |
Bir
vakit de Meryem oğlu İsa: "Ey İsrail oğulları, ben size
Allah'ın elçisiyim. Önümdeki Tevrat'ın doğrulayıcısı ve benden sonra
gelecek, adı Ahmed olan bir peygamberin müjdecisi olarak geldim."
dedi. Sonra o, onlara apaçık delillerle gelince: "Bu apaçık bir
büyüdür!" dediler. |
|
32 Secde
23i,
|
23. |
Ve
le kad ateyna musal kitabe fe la tekün fı miryetim mil likaihı ve cealnahü
hüdel li benı israiyl
|
Secde (23) |
Andolsun
ki (Biz) vaktiyle Musa'ya kitap vermiştik. Şimdi de sen ona
kavuşmaktan şüpheye düşme. Onu İsrail oğulları için bir
hidayet rehberi kılmıştık. |
|
26 Suara
22i, 59i, 197i,
|
197. |
E
ve lem yekül lehüm ayeten ey ya'lemehu ulemaü benı israıl
|
Suara (197) |
Beni
İsrail bilginlerinin onu bilmesi, onlar için bir delil değil mi?
|
|
|
59. |
Kezalik
ve evrasnaha benı israıl
|
Suara (59) |
ve
onlan İsrail oğullarına miras kıldık |
|
|
22. |
Ve
tilke nı'metün temünnüha aleyye en abbedte benı israıl
|
Suara (22) |
O
başıma kaktığın nimet de İsrail oğullarını kul köle edinmiş
olmandır!" |
|
20 Taha
47i, 80i, 94i,
|
94. |
Kale
yebneümme la te'huz bi lıhyetı ve la bi ra'si innı haşıtü en tekule
ferrakte beyne benı israıle ve lem terkub kavlı
|
Taha (94) |
Harun:"Ey
anamın oğlu, sakalımı ve başımı tutma! Emin ol ki,"dediğime bakmadın
da İsrail oğulları arasına ayrılık düşürdün." dersin diye
korktum." dedi. |
|
|
80. |
Ya
benı israıle kad enceynaküm min adüvviküm ve vaadnaküm canibet turil
eymene ve nezzelna aleykümül menne ves selva
|
Taha (80) |
Ey
İsrail oğullan, sizi gerçekten düşmanınızdan kurtardık, Tür
dağının sağ yanında size söz verdikve sizlere kudret helvası ile
bıldırcın indirdik. |
|
|
47. |
Fe'tiyahü
fe kula inna rasula rabbike fe ersel meana benı israıle ve la tüazzibhüm
kad ci'nake bi ayetim mir rabbik vesselamü ala menittebeal hüda
|
Taha (47) |
Haydi,
varın da ona deyin ki: "Haberin olsun, biz Rabbinin elçileriyiz,
artık İsrail oğullarını bizimle gönder, onlara işkence etme,
biz sana Rabbinden bir mucize ile geldik, selam da doğruya uyanlara!
|
|
9 Tevbe
30y,
|
30. |
Ve
kaletil yehudü uzeyrunibnüllahi ve kaletin nesaral mesıhubnüllah zalike
kavlühüm bi efvahaham yüdahiune kavlellezıne keferu min kabl
katellehümullahü enna yü'fekun
30.
î Başa
Yahudiler, Uzeyr Allah'ın oğludur, dediler. Hıristiyanlar da, Mesîh
(İsa) Allah'ın oğludur dediler. Bu onların ağızlarıyla geveledikleri
sözlerdir. (Sözlerini) daha önce kâfir olmuş kimselerin sözlerine
benzetiyorlar. Allah onları kahretsin! Nasıl da (haktan bâtıla)
döndürülüyorlar!
| 30. |
The Jews call Ùzair a son of Allah, and the Christians call
Christ the son of Allah. That is a saying from their mouth; (in
this) they but imitate what the unbelievers of old used to say.
Allah's curse be on them: how they are deluded away from the Truth!
| 30. |
And the Jews say: Uzair is the son of Allah; and the
Christians say: The Messiah is the son of Allah; these are the
words of their mouths; they imitate the saying of those who
disbelieved before; may Allah destroy them; how they are
turned away!
| 30. |
And the Jews say: 'Uzair
(Ezra) is the son of Allâh, and the Christians say:
Messiah is the son of Allâh. That is a saying from their
mouths. They imitate the saying of the disbelievers of
old. Allâh's Curse be on them, how they are deluded away
from the truth!
| | | |
10 Yunus
90i, 93i
|
90. |
Ve
cavezna bi benı israilil bahra fe etbeahüm fir'avnü ve cünudühu bağyev ve
adva hatta iza edrakehül ğaraku kale amentü ennehu la ilahe illezı amenet
bihı benu israile ve ene minel müslimın
|
Yunus (90) |
Derken
İsrail oğullarını denizden geçirdik. Firavun askerleriyle takip
ve taarruz etmek için derhal arkalarına düştü. Sonunda boğulma
kendini sıkboğaz edince: "İnandım, gerçekten de İsrail
oğullarının iman ettiği Allah'tan başka tanrı yok, ben de O'na
teslimiyet gösterenlerdenim!" dedi. |
| 93. |
Ve le
kad bevve'na benı israıle mübevvee sıdkıv ve razaknahüm minet
tayyibat femahtelefu hatta caehümül ılm inne rabbeke yakdıy beynehüm
yevmel kıyameti fıma kanu fıhi yahtelifun
|
|
Yunus (93) |
Gerçekten
İsrail oğullarını çok güzel bir yurda yerleştirdik ve hoş
nimetlerden rızıklandırdık. Sonunda görüş düşmeleri de kendilerine
ilim (Kur'an) geldikten sonra oldu. Şüphe yok ki, ayrılığa
düştükleri şeylerde, Rabbin kıyamet günü aralarında hükmünü
verecektir. |
|
43
Zuhruf 59i,
|
59. |
İn
hüve illa abdün en'amna aleyhi ve cealnahü meselel li benı israıl
|
Zuhruf (59) |
Hayır,
o (İsa) kendisine nimet verdiğimiz ve İsrail oğullarına örnek
kıldığımız halis bir kuldur. |
|