î Başa ASKERE MEKTUBU DEMİREL Mİ VERDİ? Haber Vitrini 28 Şubat döneminde bir kurmay yarbay tarafından kendisine yazılan cuntayla ilgili ihbar mektubunu Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel'in Genelkurmay'a göndermiş olabileceği ihtimali ortaya çıktı. 27 Temmuz 2005 Çarşamba 10:27
|
|
28 Şubat
döneminde Kurmay Yarbay Y.Y.'nin ordu içindeki ''cunta'' oluşumuna ilişkin
dönemin Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel'e gönderdiği mektubun, Demirel'den
gizli olarak değil, doğrudan Demirel tarafından Genelkurmay'a gönderilmiş
olabileceği ihtimali ortaya çıktı.
Mektup nedeniyle Y.Y'nin yargılandığı askeri
mahkeme kayıtlarında, mektubun ''Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreterliği
görevlilerince açılarak Demirel'e haber verilmeden Genelkurmay'a
gönderildiği'' belirtiliyor.
Ancak dönemin Cumhurbaşkanlığı eski Genel
Sekreter Yardımcısı Oğuz Özbilgin, kendisinin böyle bir mektubu açıp sonra
da Genelkurmay'a göndermesinin sözkonusu olamayacağını söyledi. Özbilgin,
''Cumhurbaşkanı'nın şahsına gelen bütün mektuplar kendisi veya özel
müşavirliği tarafından açılır. Üzerinde Demirel'in ismi varsa ve 'kişiye
özel' yazıyorsa, direkt olarak Genel Sekreter'ine veya özel müşavirliğine
gider. Kişiye özel bir mektubu genel sekreter açabilir veya doğrudan
Demirel'in bilgisine sunar. Genel Sekreter, mektubun içeriğini ciddi
bulmazsa Demirel'e iletmeyebilir. Kimse Cumhurbaşkanı'na gelen bir mektubu
ondan gizleyerek başka bir yere göndermek gibi bir şeye cesaret edemez''
dedi.
Kimse mektubu gizleyemez
9. Cumhurbaşkanı Demirel'in eski
danışmalarından Mustafa Başoğlu ise Cumhurbaşkanı adına yazılmış
mektupları Cumhurbaşkanı'nın yetki verdiği birisi dışında kimsenin
açamayacağını söyledi. Başoğlu, ''Demirel'in Genel Sekreter'ine o yetkiyi
verdiğine ihtimal vermiyorum. Bu mektubun sıradan bir mektup gibi sayılıp
açılmasına da ihtimal vermiyorum'' dedi.
Demirel'in bu mektubu okuyup Genelkurmay'a
gönderip göndermediği konusunda bir yorumda bulunamayacağını belirten
Başoğlu, ''Demirel'in bu konuda açıklama yapması, mektuba sahip çıkması
veya 'benden gizli gönderilmiştir, ben böyle bir mektup görmedim' demesi
gerekir. Ancak kimse Cumhurbaşkanı'ndan mektup gizlemeye cesaret edemez''
diye konuştu.
Demirel: Buna cüret edemezler
Mektupla ilgili gelişmeyi bir gazeteye
değerlendiren Süleyman Demirel, Köşk'e gelen mektupların önce görevliler
tarafından açıldığını ve tamamının Cumhurbaşkanı'na gösterilmediğini
söyledi. Demirel, gizlilik derecesine göre mektupların açılmadan
Cumhurbaşkanı'na getirildiğini belirterek, ''Devletin işleyen mekanizması
içinde Cumhurbaşka-nı'ndan kimse bir şey kaçırmaz, kimse buna cüret
edemez'' dedi. Cumhurbaşkanı Demirel'in döneminde, onbaşı Kadir
Sarmusak'ın ordu içinden Batı Çalışma Grubu'nun faaliyetleri ile ilgili
sızdırdığı belgeler eski Başbakan Necmettin Erbakan'a ulaşmıştı. Erbakan
belgeleri Cumhurbaşkanı Demirel'e vermiş, Demirel ise belgeleri
Genelkurmay Başkanlığı'na iletmişti.
(YENİ
ŞAFAK) |
î Başa YARBAYIN İHBAR MEKTUBUNDAN KIVRIKOĞLU SUİKASTİ ÇIKTI Haber Vitrini 28 Şubat sürecinde, Köşk'teki mektup trafiğinin Genelkurmay tarafından sıkıca izlendiği, Demirel'e yazılan bir mektubun da, okunup, Demirel'e verilmeden Genelkurmay'a gönderildiği ortaya çıktı. 26 Temmuz 2005 Salı 13:17
|
|
28 Şubat sürecinde, Köşk'teki mektup trafiğinin Genelkurmay
tarafından sıkıca izlendiği, Demirel'e yazılan bir mektubun da, okunup,
Demirel'e verilmeden Genelkurmay'a gönderildiği ortaya çıktı.
28 Şubat'ın hemen ardından, mart ayında bir kurmay yarbay, dönemin
Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel'e "kişiye özel ve gizli" bir mektup yazdı.
Yarbay, mektubunda, "Türk Silahlı Kuvvetleri'nde ürkütücü boyutta Alevi
kadrolaşmanın bulunduğu, bu konunun kendisine intikal ettiğini ve bir
vatandaş olarak devletin başı olması hasebiyle bilgi arzetmeyi
amaçladığını" belirtti.
Orduda Alevi kadrolaşma
Mektupta, GATA, Okullar Dairesi Başkanlığı, Tayin Daireleri Başkanlığı
gibi yerlerdeki Alevi kadrolaşmanın incelenmesi istendi. Mektupta, "Hatta
Cumhurbaşkanı yaveri Albay Reha da Alevidir" ifadesi yer aldı.
Kıvrıkoğlu'nun kurtulması
Mektupta, Genelkurmay Başkanı Orgeneral Hüseyin Kıvrıkoğlu'na,
Kıbrıs'ta düzenlenen suikastın "Allah'ın bir lütfu ile atlatıldığı"
yazarken, Orgeneral Çevik Bir'in Genelkurmay Başkanı olması için ya
Hüseyin Kıvrıkoğlu'nun ortadan kaldırılacağı ya da Kıvrıkoğlu'nun görev
süresinin bir yıl uzatılacağı öne sürüldü. Mektupta, "millet olarak duamız
her iki teşebbüsün de başarısızlıkla sonuçlanması olduğudur" denildi.
Mektup Özkasnak'a verildi
Mektup, Cumhurbaşkanlığı'na gelir gelmez, dönemin Cumhurbaşkanı Genel
Sekreter Yardımcısı tarafından Genelkurmay Genel Sekreteri Tümgeneral Erol
Özkasnak'a haber verildi ve mektup faksla gönderildi. Mektubun aslı daha
sonra Genelkurmay Başkanlığı'na gönderildi.
Kurmay subaya dava açıldı
Demirel'den, yıllarca gizlenen mektup nedeniyle, Kurmay Yarbay Y.Y.
hakkında, Askeri Ceza Yasası'nın "Astlık üstlük münasebetlerini
zedelemeye, amir veya komutanlara karşı güven hissini yok etmeye matuf
olarak alenen tahkir veya tezyif edici fiil ve harekette bulunanların
cezalandırılmasını" öngören 95/4'üncü maddesi uyarınca dava açıldı.
Yargılama sonucu, Kurmay Yarbay Y.Y, mahkum oldu. Y.Y'nin kararı temyiz
etmesi üzerine, Askeri Yargıtay 4. Dairesi, mahkumiyet kararını esastan
bozdu. Bu kez de Askeri Yargıtay Başsavcılığı, karara itiraz etti. Bunun
üzerine dosya Askeri Yargıtay Daireler Kurulu'na taşındı.
Karar: Mektup açılmamalıydı
Askeri Yargıtay Daireler Kurulu, Kurmay Yarbay Y.Y hakkındaki
mahkumiyet kararını bozarken, "kişiye özel" mektubun Cumhurbaşkanı'na
gönderilmeden açılıp okunmasını eleştirdi.
Böyle bir ihtimal olarak yasal işlem yaptırması da Cumhurbaşkanı'nın
iradesi sonucu gerçekleşmesi gereken sonuçlar olması gerekmektedir.
|
|
|
|
| ||||||||||||||||||||
| ||||||||||||||||||||||
î Başa 28 ŞUBAT'ÇILARI DEMİREL'E İHBAR EDEN EMEKLİ YARBAY KONUŞTU... - Haber Vitrini 28 Şubat'çıları dönemin Cumhurbaşkanı Demirel'e ihbar eden emekli Kurmay Yarbay Yavuz Yıldar, Mektubun ardından Genelkurmay Askeri Mahkemesi tarafından tutuklandığını belirterek, "Tahliye kararı veren üç hakimin başlarına gelmeyen kalmadı" dedi. 26 Temmuz 2005 Salı 10:03
|
|
Cumhurbaşkanı
Süleyman Demirel'e yazdığı "kişiye özel" mektup Cumhurbaşkanına
iletilmeden Genelkurmaya gönderilen ve bu mektup nedeniyle yargılanan
Yıldar, "Orada yazdıklarımın hepsi doğruydu, hayal mahsulü ifadeler
değildi. O zaman böyle bir mücadele vermek gerekiyordu. Herkesin sustuğu
ortamda ben vatandaş olarak görevimi yaptım" dedi. Silahlı Kuvvetler'de
çok severek görev yaptığını ve kurumla bir sorununun olmadığını belirten
Yıldar, Demirel'e yazdığı uyarı mektubunu da emekli olduktan sonra normal
bir vatandaş olarak kaleme aldığını söyledi. Yıldar, "Alevi kadrolaşma çok
dikkat çekici boyuttaydı ve diğer konular da mektupta yazdığım gibiydi.
Bunu herkes görüyordu ancak kimse malumu ilan edemiyordu" diye konuştu.
"Tahliye kararı verenler sürüldü"
Mektubun ardından Genelkurmay Askeri
Mahkemesi tarafından tutuklandığını ve konuyu da tutuklandıktan sonra
öğrendiğini kaydeden Yıldar, "Tutukluluğuma itiraz ettim. İtirazımı
hiyerarşi gereği Deniz Kuvvetleri Askeri Mahkemesi'ne yaptım. Onlar da
tahliye kararı verdiler. Ancak tahliye kararı veren üç hakimin başlarına
gelmeyen kalmadı. Denizciydiler, karacı yapıldılar ve Erzincan'da
görevlendirildiler. Mahkemeye yaptıkları itiraz kabul edilip göreve geri
dönünce de YAŞ kararıyla ordudan atıldılar. Mücadelemizin esas amacı, bu
ülkede herkes başbakan da oluyor, cumhurbaşkanı da oluyor. Hiç kimse bunu
farklı yollarla ele geçirme hakkına sahip değildir. Bunu ortaya koymaktı"
diye konuştu.
(YENİ
ŞAFAK) |
| |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
Eski bakanlardan Namık Kemal Zeybek ise Vahdettin’in insanlık tarihinin gördüğü en büyük hanedanın son padişahı olduğunu belirterek sözlerini şöyle sürdürdü: "Ama hanedan bitmişti, tükenmişti, yapacak hiçbir şeyi yoktu dolayısıyla doğrusu geldi, Atatürk ortaya çıktı, Cumhuriyeti kurdu. Doğrusu Atatürk’tü yani Atatürk ile Vahdettin’in kıyaslanması bile mümkün değil, Vahdettin bile diyor ki ’Vatanı bu kurtaracak, kurtardıktan sonra isterse Cumhuriyet gelsin’ diyor. Ama Vahdettin’e bu anlamda hain demek hiçbir akıllı tarihçinin yapacağı birşey değildir. Atatürk’ün Nutuk’ta söylediği söz de hain değildir tereddi’dir (yozlaşma). Mütereddi (soysuzlaşmış), mütereddi olduğu belli, zaten mütereddi olmasalar onlar kurtarırlar bu vatanı." Kaynak: www.hurriyetim.com.tr | |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
|
| |||||||||||||||||||||
| ||||||||||||||||||||||
|
|
|
| |||||||||||||||||||
| |||||||||||||||||||||