|
| |||
| î Başa
Siyasetcisi, askeri ve yüksek
bürokratı ile Ankara gününü gün etsin bakalım!.
Vatansever köşe yazarları en vatanseverin Demirel
mi, Ecevit mi; Son Padişah’ın hain mi
değil mi diye derin geyiğini kovalayadursun ve de aziz milletimizin mutlu
azınlığı,haramzadeleri, yüce divanlık muhteremleri, emekli zengin paşaları
ile bunların ayak işlerinden nemalanan bizdeki adı ile sanatçı diye anılan
bir nevi hizmet elemanları, pisliğinde boncuk varmış gibi, müteahhit
patronların acaip maaşlarla beslediği medya yıldızları falan, ülkeye
sırtlarını dönmüş vaziyette, Ege’nin
Akdeniz’in sularında şen şakrat çimedursunlar!..
Aslan gibi evlatlarımızı kaybedeiyoruz... Bu yazıyı yazarken Van’da bir assubayımızın, eşkıya takibinde şehit olduğu haberi geldi. Çukurca’da, mayına veroiğimiz dört arslanı yeni toprağa verdik. î Başa Bu şehitlerin yüzü suyu hürmetinedir ki; Bu vatan “ne bunlara”, ”ne onlara” kalmayacaktır !.. î Başa Yani ne dağdaki AB-ABD taşeronu eşkıya çetesi ve uzantılarına,ne de deniz kenarında yayılmış durumdaki ABD-AB acentası ve beslemeleri haramzadelere... Çukurca’da anlamlı bir tören yapıldı. 06.2005 tarihinde, PKK militanlarının döşedikleri mayına basması sonucu görevi başında şehit olan J.Üstğ. Adnan BAHAT'ın adı, Çukurca’daki “ Çok Programlı Liseye “ verildi. Hatırlamanız lazım, bir süre önce Tunceli’de ölü ele geçirilen bir eşkiyanın cesedi, yandaşları tarafından propaganda gösterileri ile Çukurca’da gömülmüştü. Bu sırada göstericiler, ”Çukurca TC’ye mezar olacak” diye bağırmışlardı.Çukurca Kaymakam’ı olaya müdahale etmiş, Çukurca’lılar Devlet’in varlığını hissedince militanlara karşı çıkmışlardı. Şehit Üstteğmen Adnan Bahat’ın liseye adının verilmesi ile ilgili törene katılan Çukurca’lılar, ilçelerinde görev yapan ve halkla bütünleştiği için çok sevilen Başkomiser Oguz YURDAER’i de minnetle andılar.Kaymakamlık ilçede bir park yaptırdı. Parkta bulunan, Selçuklu Mimarisi tarzındaki çeşmeye ilçede ki görevi süresince üstün hizmet ve gayret gösteren Başkomiser Oguz YURDAER' in adı verildi. î Başa Eşkiyanın dediği gibi elbetteki Çukurca TC’ye mezar olmayacaktır. Ama bu ülkenin kahraman evlatları, Çukurca gibi vatan toprakları uğruna, göğüslerini düşmanın namlusuna açacaklardır. Adları da sonsuza kadar abideleşecektir. Bu saldırgan sürü canımızı yakıyor. Bunun en önemli sebeblerinden birisi, bölgede çakıl taşına bile hakim olan Özel Tim ekibinin dağıtılmasıdır.28 Şubat’ın malum paşaları ile siyasileri bunun müsebbibidir. Öğrendiğimize göre, saldırganla mücadele için Avrupa ülktelerindeki yasaların çıkarılması isteniyor. AB uğruna atılan imzalar, eşkıya çetesi ile, bu güne kadar maskeli gezen milislerini cesaretlendirdi. Alenen Türk topraklarını istiyorlar. Meydan okuyorlar. Sabah gazetesi şöyle yazdı... “Orgeneral Başbuğ, terörle mücadele için Avrupa'da geçerli kanunlar bizde olsun yeter dedi. SABAH, o kanunları buldu.Başbuğ, ‘İngiltere'de örgüt rengi taşıyan rozet takamazsın. Bizde canlı bomba ölümsüz ilan ediliyor’ demişti... SABAH, yasayı inceledi. Bize demokrasi dersi verenler bakın terörle nasıl savaşıyor: Terör örgütlerinin toplantılarına destek verenler veya katılanlar 10 yıl hapis cezasına çarptırılır. Terör örgütünü destekleyen nitelikte müzik çalanlar ve pankart taşıyanlar en az altı ay hapis yatar. Terör örgütleri için para ve yardım toplayanlar beş yılını demir parmaklıkların ardında geçirir. Teröristler hakkında bilgi sahibi olup da bunu polise vermeyenler de beş yıla mahkûm edilir. Polis, tutuklama izni olmaksızın gerekçeli şüphe ile tutuklama yapar. “ Bu yasalar hemen çıkarılmalıdır... Kim çıkaracak?.. |
| |||
| Aziz milletimiz çoğunluk olarak umursamıyor ama,
memleketin nasıl elden gittiğini görebilenlere ipuçu ya da hatırlatma
anlamında yazıyorum.. ABD tarafından net biçimde tehdit edildik... Nedeni bellidir... Kandil dağındaki bir avuç eşkiyaya, "Başım şıkışık, Irak'ta yeni bir cephe açamam" diye operasyon düzenlemeyi rededen ve Ankara'ya "Bunları alın siyaset yapszınlar terör biter" diye akıl öğreten ABD, Türkiye ile savaş edebileceğini söylüyor... İncirlik'ten falan vazgeçemeyeceği ortada iken!.. Çünkü; ABD ve AB Türkiye üzerinde planladıkları Kürt devleti için yeni bir etabı yoğunlaştırdılar. Bu oyun son derece kurnazca bir plana dayalı olarak ilerliyor. Kabaca şöyle diyebiliriz. Batı ve taşeronları sanki bu güne kadar besleyip büyütmemişler, hep karşı çıkmışlar gibi PKK’yı hedef alacaklar. PKK’yı lanetleyecekler ve Türk milletine “Bakın teröriste karşıyız, Terörün başlarını tasfiye ediyoruz. Dağdaki militanların şehirlere dönmesine siyasete girmesine yol açılmalıdır. Kürtçü istekler siyasi zeminde kabul edilmelidir. Federasyonlara icazet verimelidir. Böylece huzur bulunur” dayatmasını çağdaş demokratlığın gereği olarak dayatacaklar. Böylece Türkiye’nin coğrafyası, çok uluslu şirketlerin yeniden dünya nizamı çerçevesinde şekillendirilecek!.. Çok uluslu şirketler geçen yüzyılın başından beri Türk topraklarının, kontrol edebilecekleri şekilde, aşiret ağalarının kontrolühde kendilerine “arka bahçe” olarak üs haline gelmesini istiyorlar. Bu hedef Kuzey Irak’ta Barzani Cumhuriyeti adımı ile Batı’yı umutlandırdı. Sıra Türkiye’de... Dikkatinizi çekiyorum... Medyadaki malum çete, bir süredir ağız birliği şekilde PKK’yı lanetleyip, ”Kürt aydınlarının önünü tıkayan Apo” yazıları yazıyorlar. Hepsi, geçen altı ay öncesine kadar İmralı tellallığı ile ünlüydüler. Şimdi Apo’ya karşı bir “Kürt aydını” protitipini yaldızlıyorlar, bir takım isimleri zikrediyorlar!. Verdikleri isimler, Barzani ve Talabani için çalışan Kürtçülerdir... Medyamızın bu muhteremleri, değerli yazarlar da Barzani ve Talabani muhabbetleri ile ünlüdürler ve hep beraber, ABD torbasından otladıkları rivayet edilir. Düne kadar arka çıktıkları PKK’ya şimdi karşılar!.. Gazetelerinde PKK’nın genelkurmay kontrolünde eylem yaptığını bile yazabiliyorlar!.. O gazetelerin patronları da bir yandan generallere şirinlik yapıyor, el altından haberler gönderip hükümeti şikayet ediyorlar, askerleri kendilerine yakın bulduklarını söylüyorlar, beri yanda da işte böyle gazetelerini Kürtçü propagandaya bayrak yapıyorlar..! Görüyoruz ki oyun yeni değil!.. Bugün suyüzüne çıkarılan oyunun son 15 yıldır yoğun olarak gözden uzak oynandığını da anlıyoruz... AB’ye gireceğiz diye imzalanan teslimiyet yasalarının özgürleştirdiği düşman güçler, artık alenen işgal provaları yapacak hale geldiklerinden, icraatlarına ve geçmişlerine bakıp neler yaptıklarını öğreniyoruz. Ve daha acısı ... Devleti koruma adına namusları üstüne yemin eden gelmiş geçmiş tüm siyasi kadroların bu işlere nasıl göz yumduklarını, ülkeyi korumakla yükümlü güvenlik kadrolarının da ya uyuduklarını ya da engellendiklerini de öğreniyoruz... Mesela şu Hikmet Fidan olayı... Hani şu birbirlerine düşmeleri sonucu infaz edilen eski PKK’lı yeni Barzanici aşiret reisi... Ölümünü fırsat bilip, Apo’ya karşı Kürtçü harekete zemin hazırlarcasına yayınlar sürdüren malum gazete Hikmet Fidan haberleri yayınlıyor. Bu haberlerde Fidan’ın arkasından ağıt yakanlardan kendisinin Türk toprakları üzerinde devlet kurma hayali ile dolu hızlı bir stratejisyen, aktif bir ayrılıkçı kimlik olduğunu öğreniyoruz.. Geçtiğimiz günlerde bu köşede, Nusaybin eski belediye başkanını yazmıştım. Bu kimlikler, bir dönem PKK’nın yandaşları olarak Türkiye’nin siyasi platformunda dolaşmış ve sağladıkları siyaset ayrıcalığı ile bölücü hareketin yol almasını sağlamışlar. PKK çetesi darbe yiyip tutunamaz hale gelince saf değiştirip, Batı’dan gelen plan ve program dahilinde, aynı amaç ayrı araçla yol almayı seçmişler.. Hikmet Fidan’la ilgili konulara yoğunlaşan gazetelerden birinde ilginç bir anektod var.. Konuyu araştıran yazar diyor ki; “İnsan Hakları Dernekleri'nin birinde, bu yakınlarda Hikmet Fidan cinayeti konuşulurken, bu konuda PKK'nın, daha yaygın deyişle "örgüt"ün parmağından söz eder biri. Dernekte görevli bir genç, bu sohbetten tedirgin olur: "Sus!" diye uyarır karşısındakini,"Burada böyle şeyler konuşma! Duyulur, kulaklarına gider. Sonra hain derler." Nedir bu korku? PKK korkusu, örgüt korkusu!” Bu yazarın yansıttığı anektoddan da anlaşılıyor ki söz konusu dernek PKK’nın kontrolündedir. Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nde, terör örgütünün yasal derneği!.. Dikkat çekici bir başka konuya gelince her ne hiktmetse bu ve bunlar gibiler acaip servet sahibidirler... Bu hikaye burada elbetteki bitmiyor.. Somut eylemlerini yansıtacağız... Böylece içinde bulunduğumuz durumun vahameti daha net anlaşılacak. |