ANA SAYFA

GÜNCEL İNDEKS

 

 


- Koyunlara bir haller oluyor - İnternet haber

- Koyunlar bu kez de dereye atladı!  - Milliyet - 14 Temmuz 2005

- EVENİNG STANDARD: “TERÖRİSTLER, LONDRA’DA ‘ATEŞTEN
  ~ ŞÜPHELİLER, KİMLİKLERİNİN BİLİNMESİ İÇİN KASTEN ÜZERLERİNDE

- Türk milletvekilleri Batı Trakya'da 14 Temmuz 2005 Milliyet
  ~ Türkler hâlâ inşaat yapamıyorlar; 50 bine yakın Batı Trakya Türk'ü, Türkiye'ye geldikleri için, vatandaşlıktan çıkarıldı. Yükseköğrenimli Türklerin işe girmeleri sorun...
  ~ Rum azınlık istediği gibi dernek ve vakıf kurabilir.
  ~ Patrik, kimseye danışmadan sormadan Papa'yı Türkiye'ye davet edebilir, çünkü onun da sıfatı "ekümenik", yani Papa Vatikan devletinin başıysa, o da bir nevi devlet başkanı; "ekümenik" sıfatı oradan geliyor.
  ~ "Avrupa Birliği Hıristiyan kulübüdür."

- Soykırım mı? Buyurun! 14 Temmuz 2005 Milliyet
  ~ Kimdi Boşnaklara kaçak silah gönderen?
  ~ BİR "Ermeni soykırımı" diye tutturmuş giderler, kararlar alırlar, hatta bazıları "Soykırım yoktur" demeyi bile cezalandırır...
  ~ VE iki katil Karadziç ile Mladiç hâlâ ortalıkta milli kahraman gibi dolaşıyor ve utanmaz Sırplar da katliamı anma toplantısına katılıyorlar.
  ~ Eğer, o katliamı Müslüman Boşnaklar yapsaydı, siz Hıristiyan kulübünün gücünü görürdünüz...

- Prof. Yaşargil'e en büyük ödül Yenişafak 13 Temmuz 2005

- ''ŞENER'DEN ERBAKAN'IN YERİNE OYNADIĞI'' İDDİALARINA CEVAP... 13 Temmuz 2005 

- BAŞBAKAN, ŞENER'E SERT ÇIKTI! - haber vitrini 

- SEZER'DEN ŞENER'E DESTEK GELDİ  - haber vitrini

- ARINÇ: ''ÜLKEMİZİN ADINI ONURLA DUYURANLAR MECLİSİMİZİN GÜCÜNÜ HİSSEDECEKTİR'' - Haber vitrini

- ŞENER, ERBAKAN'IN YERİNE Mİ OYNUYOR? - haber vitrini

- OSMANLI'DAN SONRA ORTADOĞU, HUZURA HASRET  - Haber vitrini
 
 
 
 
 


î Başa
Koyunlara bir haller oluyor - İnternet haber
14 Temmuz 2005 13:26  
Van'ın Geveş ilçesinde koyunların intiharından sonra bu kez de Bitlis'e bağlı Kokarsu köyünde kurt saldırısına maruz kaldığı iddia edilen 150 koyun dereye atladı.

     Bitlis'in Tatvan İlçesi'nde kurt saldırısından kaçan 150 koyunun dereye atlayarak telef olduğu iddia edildi.
     
     Dereye atlayan koyunların telef olduğu belirtildi.
     
     Kokarsu Köyü'nden Kemal Karaoğuz, olayın dün gece saatlerinde meydana geldiğini ifade ederek, ''Çobanların kurt saldırısından haberi yoktu. Çobanlar sabahın erken saatlerinde dereden geçerken 150 koyunun telef olduğunu görmüşler'' diye konuştu.
     
     Koyunların bir kısmında yaralanmalar ve karın bölgelerinde ezilmeler olduğunu söyleyen Karaoğuz, yaralı 6 koyunun da kesildiğini kaydetti.
     
     Çoban Mehmet Salih Yılmaz da ilk defa böyle bir durumla
     karşılaştığını, koyunların kurt saldırısından kaçarken dereye atlayıp boğulduğunu tahmin ettiğini söyledi.
Bu haber 1222 defa okundu.
 


î Başa
Koyunlar bu kez de dereye atladı!  - Milliyet - 14 Temmuz 2005

      Bitlis’in Tatvan İlçesi’nde kurt saldırısından kaçan 150 koyunun dereye atlayarak telef olduğu iddia edildi.
      Alınan bilgiye göre, Bitlis’e bağlı Kokarsu köyünde kurt saldırısına maruz kaldığı iddia edilen bin koyunluk sürüden 150 tanesi dereye atladı. Dereye atlayan koyunların telef olduğu belirtildi.
      Kokarsu Köyü’nden Kemal Karaoğuz, olayın dün gece saatlerinde meydana geldiğini ifade ederek, "Çobanların kurt saldırısından haberi yoktu. Çobanlar sabahın erken saatlerinde dereden geçerken 150 koyunun telef olduğunu görmüşler" diye konuştu.
      Koyunların bir kısmında yaralanmalar ve karın bölgelerinde ezilmeler olduğunu söyleyen Karaoğuz, yaralı 6 koyunun da kesildiğini kaydetti.
      Çoban Mehmet Salih Yılmaz da ilk defa böyle bir durumla karşılaştığını, koyunların kurt saldırısından kaçarken dereye atlayıp boğulduğunu tahmin ettiğini söyledi.
 
LONDRA’DAKİ BOMBALI SALDIRILAR...

 --

î Başa
EVENİNG STANDARD: “TERÖRİSTLER, LONDRA’DA ‘ATEŞTEN

 BİR HAÇ’ OLUŞTURMAK İSTEDİLER”

  --î Başa ŞÜPHELİLER, KİMLİKLERİNİN BİLİNMESİ İÇİN KASTEN ÜZERLERİNDE

 KİMLİK BELGELERİ BULUNDURMUŞLAR

   

            Londra, 14 Temmuz 05 (T.A.K):-Londra’da geçen hafta meydana gelen ve 52 kişinin ölümüne, 700 kişinin yaralanmasına neden olan bombalı saldırıların şüphelilerinin, başkentin kuzey, güney, doğu ve batı kesiminde dört bomba patlatarak kentin üzerinde “ateşten bir haç” oluşturmak istedikleri bildirildi.

            Evening Standard gazetesinin soruşturmaya yakın kaynaklara dayanarak verdiği haberde, perşembe sabahı yerel saatle 08.30’da King’s Cross istasyonunda birlikte konuşurken görüntülenen bu dört kişinin daha sonra birbirlerinden ayrılarak, doğu, batı ve güney istikametlerine hareket ettikleri belirtildi.

            Haberde, polisin, 19 yaşındaki Hasib Hüseyin olduğu belirtilen dördüncü kişinin ise kuzeye gitmek için Northern Line hattı trenine binmek istediğini, ancak bu hatta çalışan tren vagonlarından birinde aynı gün sabah 06.30’da meydana gelen bir sorun nedeniyle bu hattın kapatılması yüzünden, istasyondan çıkarak 30 numaralı belediye otobüsüne bindiğini düşündüğü bildirildi.

            Soruşturmayı yürütenler, bu dört kişinin yanlarında bilinçli olarak kimlik belgeleri ile kredi kartları bulundurduklarını belirterek, “İnsanların kimliklerini öğrenmelerini istiyorlardı.  Onlar şehit olmak istiyorlardı” dedi.

            Bazı soruşturmacıların, bu teoriyi, saldırıların sorumluluğunu üstlenen “Gizli Örgüt” adlı grubun bildirisindeki, “Kahraman mücahitler, Londra’da kutsal bir saldırıda bulundu ve şimdi İngiltere, kuzeyden güneye, doğudan batıya acı ve dehşetle yanıyor’ şeklindeki ifadelere dayandırdığı belirtildi. (AA/ÖZ/MG)

 


î Başa
Türk milletvekilleri Batı Trakya'da 14 Temmuz 2005 Milliyet


CHP Grup Başkan Vekili Haluk Koç'u dinlerken, anladık ki, milletvekillerine haksızlık yapmışız. Haluk Koç kibar insan, bunu yüzümüze vurmadı ama, söyledikleri, haksızlığa uğradıklarını belirtiyordu.
Geçenlerde yazdık; bazı Yunan milletvekilleri Avrupa Konseyi'nde de yandaş bularak Gökçeada ve Bozcaada'nın özerkliğini istiyorlar ve kendilerini bu iki adanın milletvekili olarak ilan ediyorlardı.
Biz de "Siz neredesiniz bizim milletvekilleri, gidin Batı Trakya'da, Gümülcine ve İskeçe milletvekiliyiz! diye kartvizit dağıtın!" demiştik.
***
MEĞER gitmişler; bizim yazımızdan önce AKP ve CHP milletvekilleri Batı Trakya'ya gitmişler, köyleri dolaşmışlar. Yunan istihbaratı kendilerini adım adım izlemiş, görüşmeleri kamerayla saptamış. Haluk Koç her gittiği yerde Türklere, "Siz, Türk ve Müslüman azınlıksınız!" demiş...(x)
BATI Trakya'da Türk sıfatı ve adı kullanmak yasak, Yunanlılara göre Müslüman azınlık... Başında "Türk" kelimesi bulunan dernek isimleri değiştiriliyor, tabelalar indiriliyor, hem de polis zoruyla...
Devletler hukukunda "mütekabiliyet" diye bir kural var, Türkiye'deki Rum azınlık istediği gibi dernek ve vakıf kurabiliyor.
Yunanistan seçilmiş müftüleri bile tanımıyor. Türk azınlığın seçtiği İskeçe Müftüsü Mehmet Emin Aga ile Gümülcine Müftüsü İbrahim Şerif'e görev yaptırmıyorlar.
Mehmet Emin Aga'ya makamında saldırdılar, 15 yerinden şişlediler... Müftü yılmıyor, evinin duvarında "Ne mutlu Türk'üm diyene" levhası asılı duruyor.
***
YUNANİSTAN'daki Türk öğrenciler haftada sadece bir saat Türkçe öğrenebiliyor, o da din derslerinde... Yunanistan anlaşmalara rağmen Türkiye'nin gönderdiği Türkçe öğretmenlerine çalışma izni vermiyor.
î Başa Türkler hâlâ inşaat yapamıyorlar; 50 bine yakın Batı Trakya Türk'ü, Türkiye'ye geldikleri için, vatandaşlıktan çıkarıldı. Yükseköğrenimli Türklerin işe girmeleri sorun...
***
YA Türkiye'de?
î Başa Rum azınlık istediği gibi dernek ve vakıf kurabilir.
Rum azınlığı okullarında kendi dillerini öğrenebilir.
Fener Patrikhanesi istediği gibi davranabilir.
î Başa Patrik, kimseye danışmadan sormadan Papa'yı Türkiye'ye davet edebilir, çünkü onun da sıfatı "ekümenik", yani Papa Vatikan devletinin başıysa, o da bir nevi devlet başkanı; "ekümenik" sıfatı oradan geliyor.
Bizimkiler istedikleri kadar "Patrik, Eyüp Kaymakamı'nın denetimindedir" diye nutuk atsınlar, kendilerini aldatırlar, sıkıysa Patrik'e bir şey desinler, ya Avrupa kapısı kapanırsa; sanki kapı aralanmış da...
***
PEKİ, Avrupa bunu görmüyor mu?
Hiç görmez olur mu?
Onlar sadece Türkiye'ye gelir, Türkiye'yi teftiş ederler; varsın Yunanistan Avrupa Birliği üyesi olsun, Türk, Müslüman azınlığa yapılanlar onları hiç ırgalamaz.
İstedikleri kadar reddetsinler, kabul etmesinler, diş macunu tüpünden, mermi namludan çıkmıştır, laflarını bir daha geri alamazlar:
î Başa "Avrupa Birliği Hıristiyan kulübüdür."
Öyle de kalacaktır.
————————-
(x) Aydın Dumanoğlu (AKP), Arif Demirtutan (AKP), Necdet Budak (AKP), Mehmet Ceylan (AKP), Ömer İnan (AKP), Onur Öymen (CHP), Haluk Koç (CHP).

[email protected]
 
 


î Başa
Soykırım mı? Buyurun! 14 Temmuz 2005 Milliyet


DÜNYADAKİ bütün dillerin sözlüklerinden bazı kelimelerin çıkarılması gerekir.
Nedir bu kelimeler?
Utanmazlık, yüzsüzlük, kalleşlik, hainlik, hem yapıp, hem de biz yapmadık diye gözyaşı dökmek...
Srebrenitsa katliamının onuncu yıl anma törenlerine katılanları görünce iğrendik, keşke biri çıksaydı da yüzlerine tükürseydi dedik.
O törende başı eğik olmayan tek insan vardı, o da Türkiye Cumhuriyeti'nin Dışişleri Bakanı Abdullah Gül.
Nedenini de birazdan açıklarız.
***
8 bin Boşnak'ın katledildiği bu katliam, etnik değil, tam bir dinsel katliamdı. Hıristiyan Sırplar, Müslüman Boşnakları öldürüp çukurlara atarken, Hıristiyan Avrupa bu katliamı seyretti, kılları bile kıpırdamadı. Birleşmiş Milletler'in o tarihte Barış Gücü'nden sorumlu Genel Sekreter Yardımcısı Kofi Annan, bu bölgenin "güvenlikli bölgeler" kapsamından çıkarılmasını isterken ve isteği kabul edilirken katliamın işaret fişeğini atıyordu.
Barış Gücü de tam "Barış Gücü"ydü hani, Hollandalı askerler katliamın silahlı seyircisiydiler.
***
SIRPLARA her taraftan silah yardımı yağarken, Boşnaklara silah ve cephane kaçak yollardan yetiştiriliyordu, o da yetiştirilebildiği kadar.
î Başa Kimdi Boşnaklara kaçak silah gönderen?
Türkiye Cumhuriyeti'ydi, üstelik silah kaçakçılarına komisyon ödeyerek...
Şimdi anladınız mı, o törende başını eğmeyen, dimdik tutan tek insanın Abdullah Gül oluşunu...
Çünkü o, Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin Dışişleri Bakanı'dır.
Ya ötekiler, utanmaz, rezil, sahtekâr adamlar, timsahın gözyaşlarını döküyorlar.
İngiliz Dışişleri Bakanı Straw, "Bu katliam, on yıl önce bunu önlemeyen uluslararası toplumun utancıdır" demiş...
Kimmiş bunlar?
Hele Hollanda'nın "operet askerleri", ne kadar da utanmazsınız!
***
BU katliamın olacağını söyleyen yok muydu?
O tarihte Birleşmiş Milletler'de Türkiye'nin daimi temsilcisi olan İnal Batu, Kofi Annan'ın raporuna karşı çıkmış ve "Bunu yapmayın, katliam olur" demiş, tanıklar ortada...
Katliama beş kala, kim dinler?
***
î Başa BİR "Ermeni soykırımı" diye tutturmuş giderler, kararlar alırlar, hatta bazıları "Soykırım yoktur" demeyi bile cezalandırır...
Peki, soykırım nedir?
İşte budur!
On yıl önce Srebrenitsa'da şehrin erkeklerini alıp götüren, kurşuna dizenler...
İşte soykırım budur!
Erkekleri öldürmüşlerdir ki, Boşnakların soylarını kurutsunlar, soylarını kırsınlar.
***
î Başa VE iki katil Karadziç ile Mladiç hâlâ ortalıkta milli kahraman gibi dolaşıyor ve utanmaz Sırplar da katliamı anma toplantısına katılıyorlar.
***
DÜNKÜ yazımız şöyle bitiyordu:
"Avrupa Birliği Hıristiyan kulübüdür!"
î Başa Eğer, o katliamı Müslüman Boşnaklar yapsaydı, siz Hıristiyan kulübünün gücünü görürdünüz...

[email protected]
 
 


î Başa
Prof. Yaşargil'e en büyük ödül Yenişafak 13 Temmuz 2005

TBMM Milli Egemenlik Onur Ödülü'nün ilki, dünyaca ünlü Türk beyin cerrahı Prof. Dr. Gazi Yaşargil'e verildi. Yaşargil, "Tababetten mucize bekleniyor ama vicdan nedense konu dışında kalıyor" dedi.

TBMM'nin açılışının 85. yıldönümü kutlamaları kapsamında bu yıl ilk kez verilen "TBMM Milli Egemenlik Onur Ödülü"ne, Tıpta çığır açan çalışmalarıyla uluslararası ün kazanan Beyin Cerrahı Prof. Dr. Gazi Yaşargil layık görüldü.

TBMM'de düzenlenen törende Prof. Yaşargil'e ödülü Meclis Başkanı Bülent Arınç sundu. Arınç, Milli Egemenlik Onur Ödülü için 10 binin üzerinde başvuru yapıldığını, değerlendirmeye alınan 143 aday arasından 4'ünün Meclis Başkanlık Divanı'nda görüşüldüğünü ve Prof. Yaşargil adının "oybirliği" ile kabul edildiğini anlattı.

'Bayrak kendini ve beni taşıdı'

Onur ödülüne layık görüldüğü için TBMM Başkanlık Divanı'na ve Türk milletine teşekkür eden Prof. Yaşargil de, "İlk ödülü bir beyin cerrahına vermekle uygarlık tarihinde insan beyninin önemini vurgulamış oldunuz" dedi. Ödülün, 70 yıl önce ilkokulda yaşadığı bir hatırayı canlandırdığını belirten Yaşargil, 23 Nisan töreninde okul müdiresinin Türk bayrağını taşıma görevini kendisine verdiğini, törenden sonra babasının "Bayrak direği sana ağır gelmedi mi?" diye sorduğunda ona, "Bayrak kendini ve beni kolayca taşıdı" cevabını verdiğini anlattı. Yaşargil, "Babam 'bak şu kızanın şevkine demişti'... İçime sanki bir kıvılcım düşmüştü. Bu ateş içimde devamlı yanar; sizlerde de olduğu gibi. Sizin ve milletimizin bana layık gördüğünüz 'onur ödülü' bayrağımız gibi hepimizi şevklendirsin" diye konuştu.

Tıptan mucize bekliyoruz, vicdanı unuttuk

Hayatının tatilsiz, bayramsız, haftada yedi gün çalışmakla geçtiğini bildiren Yaşargil, "tüm insanlık ve tabiatın tehlikeli bir geçit üzerinde olduğunu" belirtti. Uygarlığın çetrefil bir "ahlak sınavı" içinde olduğuna dikkat çeken Yaşargil, şöyle devam etti: "Dünyada 4 milyar insan çetin bir yaşama mücadelesi vermekte. Belleğin, zekanın ve yeteneklerin daha güçlenmesi için tababetten mucizevi çareler bekleniyor. Vicdan sorunu nedense hep konu dışında kalmakta. Çağın siyasal, ekonomik ve kültürel sorunları, 'gereken kudret beynimizde mevcuttur' yaklaşımıyla aşılabilir. Ancak insan beyni hem çok görkemli niteliklerde yaratıcılığa, hem de korkunç kötülüklere kaynak olabilir. İnsan beynindeki kötülüğe yenik düşme zafiyeti, bilim, sanat, felsefe ve din eğitimleriyle her zaman durdurulamıyor. Bazı bireyler ve gruplar zeka ve eğitim nitelikleriyle bağdaşmayan içgüdülerine yenik düşebiliyorlar; akıl, vicdan ve ahlak sınırları kolayca aşılıveriyor. Bunları bilimsel olarak açıklamakta zorlanıyoruz, fakat yakın gelecekte açıklayabileceğiz."

Beyin ne kadar kullanılırsa o kadar gelişir

İnsan beyninin çalışma sistemindeki kusursuzluktan da bahseden Yaşargil, beyinde 1 trilyon "nöroglia" adlı hücre bulunduğunu, beyin ne kadar kullanılırsa hücreler arasında o kadar fazla yeni bağlantı oluştuğunu belirtti. Yaşargil, hücrelerin neredeyse ışık hızında birbiriyle nasıl anlaştıklarının henüz somut olarak belirlenemediğini hatırlatırken, "İnsan beyni yanlış bir yaklaşımla bilgisayara benzetiliyor. Bilgisayarlar ikili sayılı sistemiyle çalışırken, her nöronun 10-15 bin bağ aracılığıyla, çok boyutlu çalışabildiği düşünüldüğünde karşımıza aklın alamayacağı sonsuz bir hesap çıkmaktadır" dedi. Yaşargil, gençlere, "Beyninize güvenin ve yılmadan çalışın. Beyninizdeki cevher iyi işlenirse kendinize, milletinize, insanlığa, tüm varlıklara, evrenimize büyük değerler kazandırılabilir" diye seslendi.

'Yurt dışına erken gittim Türkçem kısır kaldı'

Prof. Gazi Yaşargil, konuşmasında, sınıf arkadaşı ünlü şair Can Yücel ve babası, dönemin Milli Eğitim Bakanı Hasan Ali Yücel ile ilgili bir anısını da, "Baykal'ın 'Yaşargil'i Hasan Ali Yücel yurt dışına gönderdi' sözlerini düzelterek" anlattı. Sınıfındaki beş arkadaşıyla Avrupa'da eğitim görmeye karar verdiklerini söyleyen Yaşargil, Bakan Yücel'in, kendisini ve Can Yücel'i çağırarak, "Kararınızı doğru buluyorum. Ama ben Milli Eğitim Bakanıyım. Oğlumu Avrupa'ya tahsil için göndermem yanlış anlaşılır. Sizin de gitmenizi istemiyorum. Çünkü bir insanın lisanı 18-24 yaşları arasında oturur. Eğer giderseniz lisanınız gelişmez" dediğini aktardı. "Dedikleri oldu. Edebiyatta sınıfımın en iyilerinden birisiydim. Can Yücel'le başa baş giderdim. Ama lisanım kısır kaldı. Benden önceki konuşmacıları kıskandım" diyen Yaşargil, Türkçesi akıcı olmadığı için, hazırladığı konuşma metnini okuyacağını söyledi.

Baykal: Eğitim sistemi bu sonucu getirdi

CHP lideri Baykal, konuşmasında, Prof. Yaşargil'in başarısının arkasında "cumhuriyetin eğitim politikasının önemli bir yeri olduğunu" özellikle vurgulaması dikkat çekti. Baykal, "Prof. Dr. Yaşargil'in başarısının ardında genç Cumhuriyet'in, Anadolu'da yeni oluşturulmaya çalışılan devletin eğitim politikasının, eğitim hedeflerinin, eğitim çabasının, oluşturduğu eğitim ortamının da hiç kuşku yok çok önemli bir yeri olmuştur. Yaşargil'i yurtdışına gönderen dönemin Milli Eğitim Bakanı Hasan Ali Yücel... Bu başarının arkasında Cumhuriyet aydınlanma kültürünün de bir yeri vardır" dedi.

Erdoğan: Başarının arkasında aile var

Törende konuşan Başbakan Erdoğan, Yaşargil'in mikrocerrahi ve beyin cerrahisinde bir ufuk noktası olduğunu belirtirken, "Olay sadece eğitim kurumlarıyla bitmiyor. Yaşargil Hocamızın biyografisini incelediğimizde asıl etkinin ebeveynden, özellikle anneden geldiğini bu tespitler ortaya koyuyor" dedi. Yurtdışında yaptığı sohbetlerde Yaşargil'in ismi anıldığında onurlandığını belirten Erdoğan, "Bilimdeki sınır tanımazlık Yaşargil Hocamızda bütünleşmiş. İlmi tahsil etmenin bedeli olur. Ama nerede olursa olsun ilmi bulacağız" diye konuştu.

CHP'li Bayındır'ın duygulu konuşması

TBMM Başkanı Arınç, Prof. Yaşargil'e TBMM Plaketi vermesi için de, beyninde tümör olan oğlu Prof. Yaşargil tarafından ameliyat edilen CHP Kırşehir Milletvekili Hüseyin Bayındır'ı sahneye çağırdı. Bayındır, sesi titreyerek yaptığı konuşmada, "Oğlum yaşamının baharında, 16 yaşında beyin tümörü gibi amansız bir hastalıkla karşı karşıya kaldı. Sayın Yaşargil'e duyarlılıklarından dolayı teşekkür ediyorum. İyi ki varsınız" dedi.

Arınç: Üstün Hizmet Ödülü de vereceğiz

Meclis Başkanı Bülent Arınç, TBMM'nin, Türkiye için çaba gösteren herkesi onurlandırmak ve desteklemek amacıyla Milli Egemenlik Onur ödülü verdiklerini belirtirken, ayrıca "Üstün Hizmet Ödülü" de vereceklerini bildirdi. Arınç, "Böylece eğitim, sağlık ve benzeri sosyal alanlarda milletine hizmet verenleri desteklemeyi amaçlıyoruz. Birçok adayın ismi bildirildi. Ekim-kasım aylarında sayı sınırı olmadan bu ödüller de sahiplerine verilmiş olacaktır" dedi.

  • TBMM BÜROSU

  •  
     




    î Başa
    ''ŞENER'DEN ERBAKAN'IN YERİNE OYNADIĞI'' İDDİALARINA CEVAP... 13 Temmuz 2005 


    ''Yabancı sermayeye sınırlama getirilmeli'' sözleri nedeniyle ''Erbakan'ın yerine oynadığı'' iddia edilen Şener içini döktü.
    14 Temmuz 2005 Perşembe 09:49

     

    Bazı palavralara şahit oldum ama, bu kadar büyüğüne, bu kadar desteksizine ilk defa rastlıyorum. Burada, sizin aracılığınızla kamuoyuna ilan ediyorum ki, hiçbir zaman farklı hesaplar içinde olmadım.

    Bulunduğum her görevde sorumlu davrandım. Ülkemin ve partimin güç kazanması için hiçbir fedakârlıktan kaçınmadım. Herhangi birinin yerine oturmak istediğime ilişkin iddiaların tamamı palavra.

    AK Parti, ülkenin hasret kaldığı istikrarı temsil etmektedir. Bu istikrarın devamı bakımından, AK Parti'deki istikrar da son derece önemlidir. Ben ve kabine arkadaşlarım bu istikrarın üzerine titremekteyiz.

    Yabancı sermayeyle ilgili sözlerim maksatlı çarpıtıldı. Kapalı ekonomiden yana değilim.

    Yazılanların hepsi palavra!..

    ''Yabancı sermayeye sınırlama getirilmeli'' dediği için, ''Erbakan'ın yerine oynuyor'' iddialarına hedef olan Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Abdüllatif Şener, mesajlarını Tercüman aracılığıyla verdi:

    ''Bazı palavralara şahit oldum ama, bu kadar büyüğüne, bu kadar desteksizine ilk defa rastlıyorum. Burada, sizin aracılığınızla kamuoyuna ilan ediyorum ki, hiçbir zaman farklı hesaplar içinde olmadım. Bulunduğum her pozisyonda, üzerime aldığım her görevde sorumlu davrandım, ülkemin ve partimin güç kazanması için hiçbir fedakârlıktan kaçınmadım. Tekrar ediyorum, farklı hesaplar içinde olduğum, bir yerlere oynadığım, herhangi birinin yerine oturmak istediğime ilişkin iddiaların tamamı palavra.''

    Başlıklar sansasyonel: -Ankara Şener'i konuşuyor. -Şener, Erbakan'ın yerine mi oynuyor? Acaba? Şener'in iki yıl önce, isim vermeksizin Türkiye'deki liderlik geleneğini eleştirdiğine, Erbakan'la arkadaşlarına yüklenmekten özel olarak kaçındığınaSon olarak da ''yabancı sermayeye sınır getirilmeli'' dediğine dikkat çekenlere göre Şener, 'Saadet'in liderliğine oynuyor!..''

    ***

    Böyle durumlarda ne yapılır? Muhataba ulaşılır. Dün, AB Eğitim ve Gençlik Programları Merkez Başkanı Nuri Birtek'le birlikte gerçekleştirdiği toplantının ardından bir araya geldik. ''Sayın Şener'' dedik: Moraller nasıl? Bugünlerde herkes sizden bahsediyor da. Gülümsedi: İşte görüyorsunuz; işimizde gücümüzdeyiz. Memleketimize bir şeyler verebilmek için toplantıdan toplantıya koşturuyoruz. Söylenenlerle, yazılanlarla fazla ilgilendiğimi söyleyemem. Sonra.. O hassas nokta: Erbakan'ın yerine oynuyormuşsunuz. Fevkâlade ilginç bir iddia. Şener'in bu konuda özel hassasiyete sahip olduğu verdiği cevaptan belli: Bak Serdar Bey; ben bazı palavralara şahit oldum ama, bu kadar büyüğüne, bu kadar desteksizine ilk defa rastlıyorum. Burada, senin aracılığınla kamuoyuna ilân ediyorum ki, hiçbir zaman farklı hesaplar içinde olmadım. Bulunduğum her pozisyonda, üzerime aldığım her görevde sorumlu davrandım, ülkemin ve partimin güç kazanması için hiçbir fedakârlıktan kaçınmadım. Tekrar ediyorum, farklı hesaplar içinde olduğum, bir yerlere oynadığım, herhangi birinin yerine oturmak istediğime ilişkin iddiaların tamamı palavra. Şener bu konuda hassas. Zira.. Söylediklerinin devamı şöyle: AK Parti, ülkenin uzun yıllardır hasret kaldığı istikrarı temsil etmektedir. Bu istikrarın devamı bakımından, AK Parti'deki istikrar son derece önemlidir. Ben ve bütün kabine arkadaşlarım bu istikrarın üzerine titremektedir. Evet ama; ''Yabancı sermayeye sınır getirilmeli'' demesini neye yormalı? Şener, sözlerinin maksatlı olarak çarptırıldığını söylüyor. Kapalı ekonomiden yana olmadığını belirtiyor. Ve; Bu konunun daha fazla istismar edilmemesi için ilave değerlendirmede bulunmak istemediğini ifade ediyor. Son sözü de: ''Kimse heveslenmesin; birlik ve beraberliğimiz bundan sonra da devam edecektir. Evet Bunlar, Şener'in söyledikleri. Şimdi; Gelelim, kendi tespitlerimize: Dün sabahın erken saatlerinden itibaren, telefonlarımız susmak bilmedi. Biz, bir yandan AK Parti diğer yandan da Milli Görüş tabanına direkt olarak hitap eden bir yazarız ya. Soruyorlar haklı olarak: - Şener, Milli Görüş'e gider mi?.. Partinin liderliğine oynar mı? Kuyuya atılan bir taşı çıkartmak için uğraşan kırk akıllı. -Şener, Erbakan'ın yerine mi oynuyor? -Hayır. -Peki bu tür lâflar nereden çıkıyor? -Sayın Şener, samimi bir insan. AK Partili vekillerle temasını hiç kesmedi. Kapısı her zaman açık oldu. Yakınındaki görevlilere de ''Vekillerimiz beni istedikleri an ziyaret edebilirler. Kendilerine kolaylık sağlayın'' talimatını verdi. Şener, AK Parti teşkilâtına da yakınlık gösterdi. Kendisine ulaşmak isteyenleri cevapsız bırakmamaya, problemleriyle yakından ilgilenmeye gayret etti. Bu arada; bir fincan kahvenin kırk yıl hatırı varmış. Şener, bir zamanlar aynı çatı altında omuz omuza çalıştığı arkadaşlarını da ihmal etmedi. Bazı konularda farklı düşüncelere sahip olmakla birlikte, komplekse kapılmadı. Dostluklarını bugünlere taşıdı. Şener, vefaya önem veriyor, birlikte yaşananların kadrini kıymetini biliyor diye. Saadet'in başına oynadığı filan iddia edenler, AK Parti'yi bu yolla karıştırabileceklerine inanıyorlarsa. Beyhude çaba! AK Parti buralardan yıkılmaz. Yıkılsa yıkılsa, hak ve özgürlük taleplerini duymazdan geldiği için yıkılır!

    (TERCÜMAN)

     
     

     





    î Başa
    BAŞBAKAN, ŞENER'E SERT ÇIKTI! - haber vitrini 


    Başbakan Tayyip Erdoğan, ''Biz, dünya devleri gelsin diye gırtlak patlatıyoruz. Kabine üyesi bir arkadaşımız yabancı sermaye karşıtı sözler söylüyor'' diye çıkışınca, Şener yanlış anlaşıldığını söyledi.
    13 Temmuz 2005 Çarşamba 15:12

     

    Bakanlardan, her konuda konuşmamalarını isteyen Tayyip Erdoğan, son ABD seyahatinde dünya devi şirketlerin patronlarıyla yaptığı görüşmeleri kabine üyelerine anlatırken şunları söyledi:

    ''Gittiğimiz her yerde daha fazla yatırımcı çekmek için uğraşıyoruz. Bunun için gırtlak patlatırken, kabine üyesi bir arkadaşımızın ağzından yabancı sermaye karşıtı sözler çıkıyor. Bu sözler yabancı sermayeyi ürkütür. Kriz beklentisindekilerin ekmeğine yağ sürmeyin.'' Erdoğan'ın bu sözleri üzerine Şener, ''Yanlış anlaşıldım'' dedi.

    Devler gelsin diye gırtlak patlatıyoruz

    Erdoğan, Kabine toplantısında Şener'e çok sert çıktı: Biz, dünya devleri gelsin diye gırtlak patlatıyoruz, arkadaşımız yabancı sermaye karşıtı sözler söylüyor

    Başbakan Yardımcısı Abdüllatif Şener'in yabancı sermayeye ilişkin çıkışı Bakanlar Kurulu'na damgasını vurdu. Başbakan Tayyip Erdoğan, ''Biz, dünya devleri gelsin diye gırtlak patlatıyoruz. Kabine üyesi bir arkadaşımız yabancı sermaye karşıtı sözler söylüyor'' diye çıkışınca, Şener yanlış anlaşıldığını söyledi. Erdoğan, bakanlardan hükümet programı ve Bakanlar Kurulu'nda kararlaştırılan konular dışında konuşmamalarını da istedi. Başbakan Erdoğan, son ABD seyahatinde dünya devi şirketlerin patronlarıyla yaptığı görüşmeleri kabine üyelerine anlatırken şunları söyledi: ''Gittiğimiz her yerde ülkemize daha fazla yatırımcı çekmek için uğraş veriyoruz. Dünya devlerini ülkemize yatırıma çağırdık. Biz bunun için gırtlak patlatırken basında, kabine üyesi bir arkadaşımızın ağzından yabancı sermaye karşıtı sözler çıkıyor. Lütfen hassasiyet gösterin. Bu tür sözler yabancı sermayeyi ürkütür. Türkiye'de kriz ortamı beklentisi içinde olanlar var. Birilerinin ekmeğine yağ sürmeyin.'' Yanlış anlaşıldığını belirten Şener de, eleştirisinin nakit akışı yüksek sektörlerdeki yabancı sermayenin hızlı kâr transferi yapmasına yönelik olduğunu vurguladı.

    YABANCININ YANINDAYIZ

    Hükümet Sözcüsü Cemil Çiçek de, Türkiye'ye daha fazla yabancı sermaye çekilebilmek için ciddi çabalar harcandığını belirterek, ''Politikalarımızı da bu çerçevede sürdürüyoruz'' dedi. Şener'in değerlendirmelerinin Telekom'un özelleştirilmesi konusunda, 1994 yılındaki Anayasa değişikliği girişimleri ile bağlantılı olduğunu vurgulayan Çiçek, 1999'da Anayasa'da özelleştirmeyle ilgili düzenleme yapıldığını hatırlattı. Çiçek, ''Şener'in açıklamalarının, yabancı sermayenin, Türkiye'ye gelmesinde bir kriz yaratıp yaratmayacağına'' ilişkin soruya ise ''Kriz lafları konuşulduğu anda Türkiye'nin eski rahatsızlıkları gündeme geliyor. Türkiye'de kriz olmasını gerektirebilecek ya da bu lafın telaffuz edilmesini mümkün kılacak hiçbir gelişme bulunmuyor. Türkiye'de kriz beklentisi içerisinde olan kesimler var. Bunun arkasında siyasi talepler de olabilir. 'Hükümet bir tökezlese de biz de buradan nema çıkarsak' diyenler de olabilir'' diye konuştu. Terör olaylarını da değerlendiren Çiçek, ''Biz şunu gördük ki, Türkiye'de suç işleyen bazı insanlar, pekâla bazı ülkelerde özgürlük savaşçısı olarak görülebilmektedir'' dedi.

    (tercüman)

     




    î Başa
    SEZER'DEN ŞENER'E DESTEK GELDİ  - haber vitrini


    DSP Genel Başkanı Zeki Sezer, Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Abdüllatif Şener'in, ''yabancı sermaye düşmanı olarak damgalanmaya çalışıldığını, neredeyse vatan haini ilan edileceğini'' savundu.
    13 Temmuz 2005 Çarşamba 14:11

     

    ANKARA - DSP Genel Başkanı Zeki Sezer, Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Abdüllatif Şener'in, ''yabancı sermaye düşmanı olarak damgalanmaya çalışıldığını, neredeyse vatan haini ilan edileceğini'' savundu.

    Sezer, Şener'in bazı sektörlerde yabancı sermayenin sınırlandırılması yönündeki sözlerinden sonra, başta hükümetten olmak üzere belli çevrelerde Şener'e karşı ciddi bir kampanya açıldığını belirtti.

    Sezer, ''Hükümetin, ilkesiz, akıldışı, ülke çıkarlarını gözetmeyen, 'babalar gibi satarım' sözünde simgeleşen bir anlayış ile sürdürdüğü özelleştirmenin peşkeşe dönüşmesi endişesi kamuoyunda ciddi olarak vardır. Sayın Şener'in açıklamaları, bunun bir boyutu ile dahi olsa basının ve ilgili çevrelerin gündemine taşınması gibi Türkiye için çok yararlı bir sonuç doğurmuştur. Durum böyleyken, Sayın Şener'in açıklamalarından dolayı bu ölçüde karalanmaya çalışılması üzüntü vericidir'' dedi.

     




    î Başa
    ARINÇ: ''ÜLKEMİZİN ADINI ONURLA DUYURANLAR MECLİSİMİZİN GÜCÜNÜ HİSSEDECEKTİR'' - Haber vitrini


    TBMM Başkanı Bülent Arınç, ''Türkiye'nin adını onurla tüm dünyaya duyuran, emek veren ve bu ülkenin halkını şerefle temsil eden her vatandaşımız, bundan sonra arkasında Meclisimizin gücünü hissedecektir'' dedi.
    13 Temmuz 2005 Çarşamba 13:52

     

    ANKARA -Milli Egemenlik Onur Ödülü Töreni'ndeki konuşmasına, ''Bugün bizim için son derece heyecan verici bir gündür'' diye başlayan Arınç, heyecanın en önemli nedeninin bir ilkin gerçekleştirilmesi olduğunu söyledi.

    TBMM'nin 85. yılında verilen ''Milli Egemenlik Onur Ödülü''nün çok önemli ve değerli olduğunu belirten Arınç, ''Meclisimiz, Türkiye için çaba gösteren herkesi desteklemek, onurlandırmak ve sonraki kuşakları yüreklendirmek için bu ödülü vermeyi kararlaştırmıştır'' dedi.

    Üstün Hizmet Ödülü için birçok adayın kendilerine bildirildiğini ifade eden Arınç, Ekim ya da Kasım ayı içinde, sayı sınırı olmayan bu ödülün de sahiplerine takdim edileceğini, ''Böylece, Türkiye içinde hayır işleyen ve adları duyulmayan kahramanlara bir vefa göstermiş olacağını'' söyledi.

     



    î Başa
    ŞENER, ERBAKAN'IN YERİNE Mİ OYNUYOR? - haber vitrini


    SP'lilerin Abdüllatif Şener'le ilişkileri diğer bakan ve partililere göre hep farklı oldu. Bu nedenle yabancı sermaye konusunda Başbakan Erdoğan'la çelişen açıklamaları, SP'de şaşkınlık yerine 'beklenen gelişme' şeklinde karşılandı.
    13 Temmuz 2005 Çarşamba 13:43

     

    Siyaset yaz molası verse de, erken seçim ve kongre hesaplarının ardı arkası kesilmeyecek. Başkent kulislerindeki en sıcak tartışma, Başbakan Yardımcısı Abdüllatif Şener'in durumu. Başbakan ve kurmayları, yabancı sermayeyi Türkiye'ye çekmek için ülke ülke gezerken, Şener, 'yabancı sermayeye sınır getirilmemesi halinde Arjantin'e döneriz' çıkışıyla dikkatleri üzerine çekti. Bakanlar Kurulu'nun 'aykırı sesinin' sözleri, hükümet içindeki konumu düşünüldüğünde anlamlı bulundu. Çünkü çıkış, 59'uncu Hükümet'in ilk günlerinde yaşanan kriz hatırlatıldığında daha da önem kazandı.

    Beklenen gelişme

    Başbakan Erdoğan, bir geceyarısı operasyonuyla Özelleştirme İdaresi'ni Şener'den alıp, Maliye Bakanı Kemal Unakıtan'a bağlamıştı. Böylece 1984'ten sonra ilk kez Özelleştirme İdaresi, Başbakanlık veya Başbakanlığın uygun gördüğü Devlet Bakanlığı sorumluluğundan alınıp, Maliye Bakanlığı'na verilmişti.

    Abdüllatif Şener, AKP içinde Necmettin Erbakan ve SP'lilerin kendilerine en yakın hissettikleri isimdi. SP'lilerin Abdüllatif Şener'le ilişkileri diğer bakan ve partililere göre hep farklı oldu. Bu nedenle yabancı sermaye konusunda Başbakan Erdoğan'la çelişen açıklamaları, SP'de şaşkınlık yerine 'beklenen gelişme' şeklinde karşılandı.

    Şener'in farklılığı ilk kez Erbakan'ın RP'nin Kayıp Trilyon davasından hapis ve siyaset yasağı cezasının kesinleşmesi üzerine SP'nin kongre hazırlıklarının başlaması aşamasında gündeme geldi. Recai Kutan'ın da artık genel başkanlık istememesi üzerine sayıları 40'ı bulan ismin adaylığı parti içinde ortaya atıldı. Bu adaylar arasında AKP içinden tek isim Şener oldu.

    Gömlek değiştirmedi

    Erbakan da partililerle yaptığı değerlendirmelerde Abdullah Gül, Bülent Arınç gibi isimlere hep olumsuz yaklaşırken, Şener hakkında sürekli sıcak mesajlar verdi. Parti içinde Şener için, 'AKP içinde Milli Görüş gömleğini değiştirmeyenlerin başında o geliyor. Bugüne kadar Milli Görüş çizgisine farklı uygulamalara tek ses çıkaran isim oldu' görüşleri ifade edildi. Hatta parti yöneticileri AKP içinde kendilerine en yakın isim olarak hissettiklerini, Şener'den, 'Latif' diye söz ederek gösterdiler. Şener'in yabancı sermaye konusundaki son çıkışı da, partide 'Latif yuvaya' seslerinin yeniden yükselmesine neden oldu. SP'lilere hükümete yönelik taleplerinin yerine getirilmesinde en çok kolaylık sağlayan isim olduğu da öğrenildi.

    Kongre sonbaharda

    Şener'in, Erbakan'ın Maliye Bakanı ve eski partisi FP'nin Grup Başkanvekili olması, bu tezi daha da güçlendiriyor. SP'nin sonbaharda kongreye gitmesi bekleniyor. Şener'in de kongre öncesi AKP'den istifa ederek SP'ye geçebileceği ifade ediliyor. Şener'le birlikte AKP'deki Milli Görüşçü milletvekillerin de SP'ye geçebileceği iddia ediliyor. Erbakan'ın veliahtlığı için en güçlü isimlerden biri de Numan Kurtulmuş.

    (akşam)

     




    î Başa
    OSMANLI'DAN SONRA ORTADOĞU, HUZURA HASRET  - Haber vitrini


    ABD'nin Büyük Ortadoğu Projesi'ni 1990'ların başından beri uygulamaya soktuğunu belirten BM Genel Sekreteri Annan'ın eski danışmanı Ghassan Salama Osmanlı'dan sonra Ortadoğu'da barışın hiçbir zaman olmadığını söyledi.
    13 Temmuz 2005 Çarşamba 13:41

     

    Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri Kofi Annan'ın eski özel siyasi danışmanlarından, Prof. Ghassan Salama, ''Osmanlı İmparatorluğu'ndan sonra Ortadoğu'da barış hiç olmadı'' dedi. Uluslararası İlişkiler Enstitüsü Başkanı ve Lübnan eski Kültür Bakanı da olan Prof. Ghassan Salama, Paris'teki uluslararası basın merkezinde düzenlenen bir konferansta yaptığı konuşmada, ''Osmanlı İmparatorluğu'ndan sonra Ortadoğu'da barış hiç olmadı'' dedi. Prof. Ghassan Salama, Berlin duvarının yıkılmasıyla 1990'lı yılların başında, ABD'nin Büyük Ortadoğu Projesi ile ilgili çalışmalarını yapmaya başladığına dikkat çekti. Prof. Salama, ''Bosna-Hersek savaşında ABD'yi görüyoruz, şöyle veya böyle ABD orada. Afganistan'da ABD, İran-Irak savaşında yine ABD'yi buluyoruz. ABD her girdiği yere demokrasi getireceği vaadiyle giriyor. Ama kendi demokrasisini getiriyor, o ülkenin istediği demokrasiden eser göremiyoruz'' diye konuştu.

    ''ABD aba altından sopa gösteriyor''

    ''ABD, Irak'a müdahalesinde özel asker kullanıyor, yani bir nevi taşeron firmalara ihale ediyor işi, bunun adına da profesyonel ordu diyor. Fransa ve İngiltere gibi ülkelerin lejyonerleri gibi, bunu da niçin yapıyor. Vietnam sendromuna tekrar düşmemek için.

    Görülen o ki, ABD yıllardır hazırlığını yaptığı Büyük Ortadoğu Projesi'ni ağır ağır dünyaya duyurmayı denedi, yarın uygulamaya geçince kimse yadırgamayacak bir durumu hazırlamış oldu. ABD'nin kendisiyle yakınlaşmak istemeyen bazı ülkelere ise aba altından sopa göstermeyi yeğliyor'' diyen Salame, İran, Suriye gibi ülkelere ABD'nin yaptığı uyarılara dikkat çekti

    Komşular ''güvenlik'' konuşacak

    Irak'a Komşu Ülkeler İçişleri Bakanları toplantısının 2.'si, 18-19 Temmuz'de Çırağan Sarayı'nda yapılacak. Gündemde, Irak içinde ve çevresinde güvenlik yer alacak. Toplantıya, Irak İçişleri Bakanı'nın yanısıra İran, Suriye, Mısır, Ürdün, Kuveyt, Suudi Arabistan ve Bahreyn İçişleri Bakanları davet edildi. BM Irak Özel Temslicisi Lahdar Brahimi'nin de toplantıya katılacağı belirtildi.

    (YENİŞAFAK)

     
    Hosted by www.Geocities.ws

    1