| |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
Bitlis'in Tatvan İlçesi'nde kurt saldırısından kaçan 150 koyunun dereye atlayarak telef olduğu iddia edildi. Dereye atlayan koyunların telef olduğu belirtildi. Kokarsu Köyü'nden Kemal Karaoğuz, olayın dün gece saatlerinde meydana geldiğini ifade ederek, ''Çobanların kurt saldırısından haberi yoktu. Çobanlar sabahın erken saatlerinde dereden geçerken 150 koyunun telef olduğunu görmüşler'' diye konuştu. Koyunların bir kısmında yaralanmalar ve karın bölgelerinde ezilmeler olduğunu söyleyen Karaoğuz, yaralı 6 koyunun da kesildiğini kaydetti. Çoban Mehmet Salih Yılmaz da ilk defa böyle bir durumla karşılaştığını, koyunların kurt saldırısından kaçarken dereye atlayıp boğulduğunu tahmin ettiğini söyledi. | |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
| Bu haber 1222 defa
okundu. | |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
--
î Başa
EVENİNG STANDARD: “TERÖRİSTLER,
LONDRA’DA ‘ATEŞTEN
BİR HAÇ’ OLUŞTURMAK
İSTEDİLER”
--î Başa
ŞÜPHELİLER, KİMLİKLERİNİN BİLİNMESİ
İÇİN KASTEN ÜZERLERİNDE
KİMLİK BELGELERİ
BULUNDURMUŞLAR
Londra, 14 Temmuz 05 (T.A.K):-Londra’da geçen hafta meydana gelen ve 52
kişinin ölümüne, 700 kişinin yaralanmasına neden olan bombalı saldırıların
şüphelilerinin, başkentin kuzey, güney, doğu ve batı kesiminde dört bomba
patlatarak kentin üzerinde “ateşten bir haç” oluşturmak istedikleri
bildirildi.
Evening Standard gazetesinin soruşturmaya yakın kaynaklara dayanarak
verdiği haberde, perşembe sabahı yerel saatle 08.30’da King’s Cross istasyonunda
birlikte konuşurken görüntülenen bu dört kişinin daha sonra birbirlerinden
ayrılarak, doğu, batı ve güney istikametlerine hareket ettikleri
belirtildi.
Haberde, polisin, 19 yaşındaki Hasib Hüseyin olduğu belirtilen dördüncü
kişinin ise kuzeye gitmek için Northern Line hattı trenine binmek istediğini,
ancak bu hatta çalışan tren vagonlarından birinde aynı gün sabah 06.30’da
meydana gelen bir sorun nedeniyle bu hattın kapatılması yüzünden, istasyondan
çıkarak 30 numaralı belediye otobüsüne bindiğini düşündüğü bildirildi.
Soruşturmayı yürütenler, bu dört kişinin yanlarında bilinçli olarak
kimlik belgeleri ile kredi kartları bulundurduklarını belirterek, “İnsanların
kimliklerini öğrenmelerini istiyorlardı.
Onlar şehit olmak istiyorlardı” dedi.
Bazı soruşturmacıların, bu teoriyi, saldırıların sorumluluğunu üstlenen
“Gizli Örgüt” adlı grubun bildirisindeki, “Kahraman mücahitler, Londra’da kutsal
bir saldırıda bulundu ve şimdi İngiltere, kuzeyden güneye, doğudan batıya acı ve
dehşetle yanıyor’ şeklindeki ifadelere dayandırdığı belirtildi.
(AA/ÖZ/MG)
TBMM Milli Egemenlik Onur Ödülü'nün ilki, dünyaca ünlü Türk beyin cerrahı Prof. Dr. Gazi Yaşargil'e verildi. Yaşargil, "Tababetten mucize bekleniyor ama vicdan nedense konu dışında kalıyor" dedi.
TBMM'nin açılışının 85. yıldönümü kutlamaları kapsamında bu yıl ilk kez verilen "TBMM Milli Egemenlik Onur Ödülü"ne, Tıpta çığır açan çalışmalarıyla uluslararası ün kazanan Beyin Cerrahı Prof. Dr. Gazi Yaşargil layık görüldü.
TBMM'de düzenlenen törende Prof. Yaşargil'e ödülü Meclis Başkanı Bülent Arınç sundu. Arınç, Milli Egemenlik Onur Ödülü için 10 binin üzerinde başvuru yapıldığını, değerlendirmeye alınan 143 aday arasından 4'ünün Meclis Başkanlık Divanı'nda görüşüldüğünü ve Prof. Yaşargil adının "oybirliği" ile kabul edildiğini anlattı.
'Bayrak kendini ve beni taşıdı'
Onur ödülüne layık görüldüğü için TBMM Başkanlık Divanı'na ve Türk milletine teşekkür eden Prof. Yaşargil de, "İlk ödülü bir beyin cerrahına vermekle uygarlık tarihinde insan beyninin önemini vurgulamış oldunuz" dedi. Ödülün, 70 yıl önce ilkokulda yaşadığı bir hatırayı canlandırdığını belirten Yaşargil, 23 Nisan töreninde okul müdiresinin Türk bayrağını taşıma görevini kendisine verdiğini, törenden sonra babasının "Bayrak direği sana ağır gelmedi mi?" diye sorduğunda ona, "Bayrak kendini ve beni kolayca taşıdı" cevabını verdiğini anlattı. Yaşargil, "Babam 'bak şu kızanın şevkine demişti'... İçime sanki bir kıvılcım düşmüştü. Bu ateş içimde devamlı yanar; sizlerde de olduğu gibi. Sizin ve milletimizin bana layık gördüğünüz 'onur ödülü' bayrağımız gibi hepimizi şevklendirsin" diye konuştu.
Tıptan mucize bekliyoruz, vicdanı unuttuk
Hayatının tatilsiz, bayramsız, haftada yedi gün çalışmakla geçtiğini bildiren Yaşargil, "tüm insanlık ve tabiatın tehlikeli bir geçit üzerinde olduğunu" belirtti. Uygarlığın çetrefil bir "ahlak sınavı" içinde olduğuna dikkat çeken Yaşargil, şöyle devam etti: "Dünyada 4 milyar insan çetin bir yaşama mücadelesi vermekte. Belleğin, zekanın ve yeteneklerin daha güçlenmesi için tababetten mucizevi çareler bekleniyor. Vicdan sorunu nedense hep konu dışında kalmakta. Çağın siyasal, ekonomik ve kültürel sorunları, 'gereken kudret beynimizde mevcuttur' yaklaşımıyla aşılabilir. Ancak insan beyni hem çok görkemli niteliklerde yaratıcılığa, hem de korkunç kötülüklere kaynak olabilir. İnsan beynindeki kötülüğe yenik düşme zafiyeti, bilim, sanat, felsefe ve din eğitimleriyle her zaman durdurulamıyor. Bazı bireyler ve gruplar zeka ve eğitim nitelikleriyle bağdaşmayan içgüdülerine yenik düşebiliyorlar; akıl, vicdan ve ahlak sınırları kolayca aşılıveriyor. Bunları bilimsel olarak açıklamakta zorlanıyoruz, fakat yakın gelecekte açıklayabileceğiz."
Beyin ne kadar kullanılırsa o kadar gelişir
İnsan beyninin çalışma sistemindeki kusursuzluktan da bahseden Yaşargil, beyinde 1 trilyon "nöroglia" adlı hücre bulunduğunu, beyin ne kadar kullanılırsa hücreler arasında o kadar fazla yeni bağlantı oluştuğunu belirtti. Yaşargil, hücrelerin neredeyse ışık hızında birbiriyle nasıl anlaştıklarının henüz somut olarak belirlenemediğini hatırlatırken, "İnsan beyni yanlış bir yaklaşımla bilgisayara benzetiliyor. Bilgisayarlar ikili sayılı sistemiyle çalışırken, her nöronun 10-15 bin bağ aracılığıyla, çok boyutlu çalışabildiği düşünüldüğünde karşımıza aklın alamayacağı sonsuz bir hesap çıkmaktadır" dedi. Yaşargil, gençlere, "Beyninize güvenin ve yılmadan çalışın. Beyninizdeki cevher iyi işlenirse kendinize, milletinize, insanlığa, tüm varlıklara, evrenimize büyük değerler kazandırılabilir" diye seslendi.
'Yurt dışına erken gittim Türkçem kısır kaldı'
Prof. Gazi Yaşargil, konuşmasında, sınıf arkadaşı ünlü şair Can Yücel ve babası, dönemin Milli Eğitim Bakanı Hasan Ali Yücel ile ilgili bir anısını da, "Baykal'ın 'Yaşargil'i Hasan Ali Yücel yurt dışına gönderdi' sözlerini düzelterek" anlattı. Sınıfındaki beş arkadaşıyla Avrupa'da eğitim görmeye karar verdiklerini söyleyen Yaşargil, Bakan Yücel'in, kendisini ve Can Yücel'i çağırarak, "Kararınızı doğru buluyorum. Ama ben Milli Eğitim Bakanıyım. Oğlumu Avrupa'ya tahsil için göndermem yanlış anlaşılır. Sizin de gitmenizi istemiyorum. Çünkü bir insanın lisanı 18-24 yaşları arasında oturur. Eğer giderseniz lisanınız gelişmez" dediğini aktardı. "Dedikleri oldu. Edebiyatta sınıfımın en iyilerinden birisiydim. Can Yücel'le başa baş giderdim. Ama lisanım kısır kaldı. Benden önceki konuşmacıları kıskandım" diyen Yaşargil, Türkçesi akıcı olmadığı için, hazırladığı konuşma metnini okuyacağını söyledi.
Baykal: Eğitim sistemi bu sonucu getirdi
CHP lideri Baykal, konuşmasında, Prof. Yaşargil'in başarısının arkasında "cumhuriyetin eğitim politikasının önemli bir yeri olduğunu" özellikle vurgulaması dikkat çekti. Baykal, "Prof. Dr. Yaşargil'in başarısının ardında genç Cumhuriyet'in, Anadolu'da yeni oluşturulmaya çalışılan devletin eğitim politikasının, eğitim hedeflerinin, eğitim çabasının, oluşturduğu eğitim ortamının da hiç kuşku yok çok önemli bir yeri olmuştur. Yaşargil'i yurtdışına gönderen dönemin Milli Eğitim Bakanı Hasan Ali Yücel... Bu başarının arkasında Cumhuriyet aydınlanma kültürünün de bir yeri vardır" dedi.
Erdoğan: Başarının arkasında aile var
Törende konuşan Başbakan Erdoğan, Yaşargil'in mikrocerrahi ve beyin cerrahisinde bir ufuk noktası olduğunu belirtirken, "Olay sadece eğitim kurumlarıyla bitmiyor. Yaşargil Hocamızın biyografisini incelediğimizde asıl etkinin ebeveynden, özellikle anneden geldiğini bu tespitler ortaya koyuyor" dedi. Yurtdışında yaptığı sohbetlerde Yaşargil'in ismi anıldığında onurlandığını belirten Erdoğan, "Bilimdeki sınır tanımazlık Yaşargil Hocamızda bütünleşmiş. İlmi tahsil etmenin bedeli olur. Ama nerede olursa olsun ilmi bulacağız" diye konuştu.
CHP'li Bayındır'ın duygulu konuşması
TBMM Başkanı Arınç, Prof. Yaşargil'e TBMM Plaketi vermesi için de, beyninde tümör olan oğlu Prof. Yaşargil tarafından ameliyat edilen CHP Kırşehir Milletvekili Hüseyin Bayındır'ı sahneye çağırdı. Bayındır, sesi titreyerek yaptığı konuşmada, "Oğlum yaşamının baharında, 16 yaşında beyin tümörü gibi amansız bir hastalıkla karşı karşıya kaldı. Sayın Yaşargil'e duyarlılıklarından dolayı teşekkür ediyorum. İyi ki varsınız" dedi.
Arınç: Üstün Hizmet Ödülü de vereceğiz
Meclis Başkanı Bülent Arınç, TBMM'nin, Türkiye için çaba gösteren herkesi onurlandırmak ve desteklemek amacıyla Milli Egemenlik Onur ödülü verdiklerini belirtirken, ayrıca "Üstün Hizmet Ödülü" de vereceklerini bildirdi. Arınç, "Böylece eğitim, sağlık ve benzeri sosyal alanlarda milletine hizmet verenleri desteklemeyi amaçlıyoruz. Birçok adayın ismi bildirildi. Ekim-kasım aylarında sayı sınırı olmadan bu ödüller de sahiplerine verilmiş olacaktır" dedi.
TBMM BÜROSU
î Başa ''ŞENER'DEN ERBAKAN'IN YERİNE OYNADIĞI'' İDDİALARINA CEVAP... 13 Temmuz 2005 ''Yabancı sermayeye sınırlama getirilmeli'' sözleri nedeniyle ''Erbakan'ın yerine oynadığı'' iddia edilen Şener içini döktü. 14 Temmuz 2005 Perşembe 09:49
|
|
Bazı palavralara
şahit oldum ama, bu kadar büyüğüne, bu kadar desteksizine ilk defa
rastlıyorum. Burada, sizin aracılığınızla kamuoyuna ilan ediyorum ki,
hiçbir zaman farklı hesaplar içinde olmadım.
Bulunduğum her görevde sorumlu davrandım.
Ülkemin ve partimin güç kazanması için hiçbir fedakârlıktan kaçınmadım.
Herhangi birinin yerine oturmak istediğime ilişkin iddiaların tamamı
palavra.
AK Parti, ülkenin hasret kaldığı istikrarı
temsil etmektedir. Bu istikrarın devamı bakımından, AK Parti'deki istikrar
da son derece önemlidir. Ben ve kabine arkadaşlarım bu istikrarın üzerine
titremekteyiz.
Yabancı sermayeyle ilgili sözlerim maksatlı
çarpıtıldı. Kapalı ekonomiden yana değilim.
Yazılanların hepsi palavra!..
''Yabancı sermayeye sınırlama getirilmeli''
dediği için, ''Erbakan'ın yerine oynuyor'' iddialarına hedef olan Devlet
Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Abdüllatif Şener, mesajlarını Tercüman
aracılığıyla verdi:
''Bazı palavralara şahit oldum ama, bu kadar
büyüğüne, bu kadar desteksizine ilk defa rastlıyorum. Burada, sizin
aracılığınızla kamuoyuna ilan ediyorum ki, hiçbir zaman farklı hesaplar
içinde olmadım. Bulunduğum her pozisyonda, üzerime aldığım her görevde
sorumlu davrandım, ülkemin ve partimin güç kazanması için hiçbir
fedakârlıktan kaçınmadım. Tekrar ediyorum, farklı hesaplar içinde olduğum,
bir yerlere oynadığım, herhangi birinin yerine oturmak istediğime ilişkin
iddiaların tamamı palavra.''
Başlıklar sansasyonel: -Ankara Şener'i
konuşuyor. -Şener, Erbakan'ın yerine mi oynuyor? Acaba? Şener'in iki yıl
önce, isim vermeksizin Türkiye'deki liderlik geleneğini eleştirdiğine,
Erbakan'la arkadaşlarına yüklenmekten özel olarak kaçındığınaSon olarak da
''yabancı sermayeye sınır getirilmeli'' dediğine dikkat çekenlere göre
Şener, 'Saadet'in liderliğine oynuyor!..''
***
Böyle durumlarda ne yapılır? Muhataba
ulaşılır. Dün, AB Eğitim ve Gençlik Programları Merkez Başkanı Nuri
Birtek'le birlikte gerçekleştirdiği toplantının ardından bir araya geldik.
''Sayın Şener'' dedik: Moraller nasıl? Bugünlerde herkes sizden bahsediyor
da. Gülümsedi: İşte görüyorsunuz; işimizde gücümüzdeyiz. Memleketimize bir
şeyler verebilmek için toplantıdan toplantıya koşturuyoruz. Söylenenlerle,
yazılanlarla fazla ilgilendiğimi söyleyemem. Sonra.. O hassas nokta:
Erbakan'ın yerine oynuyormuşsunuz. Fevkâlade ilginç bir iddia. Şener'in bu
konuda özel hassasiyete sahip olduğu verdiği cevaptan belli: Bak Serdar
Bey; ben bazı palavralara şahit oldum ama, bu kadar büyüğüne, bu kadar
desteksizine ilk defa rastlıyorum. Burada, senin aracılığınla kamuoyuna
ilân ediyorum ki, hiçbir zaman farklı hesaplar içinde olmadım. Bulunduğum
her pozisyonda, üzerime aldığım her görevde sorumlu davrandım, ülkemin ve
partimin güç kazanması için hiçbir fedakârlıktan kaçınmadım. Tekrar
ediyorum, farklı hesaplar içinde olduğum, bir yerlere oynadığım, herhangi
birinin yerine oturmak istediğime ilişkin iddiaların tamamı palavra. Şener
bu konuda hassas. Zira.. Söylediklerinin devamı şöyle: AK Parti, ülkenin
uzun yıllardır hasret kaldığı istikrarı temsil etmektedir. Bu istikrarın
devamı bakımından, AK Parti'deki istikrar son derece önemlidir. Ben ve
bütün kabine arkadaşlarım bu istikrarın üzerine titremektedir. Evet ama;
''Yabancı sermayeye sınır getirilmeli'' demesini neye yormalı? Şener,
sözlerinin maksatlı olarak çarptırıldığını söylüyor. Kapalı ekonomiden
yana olmadığını belirtiyor. Ve; Bu konunun daha fazla istismar edilmemesi
için ilave değerlendirmede bulunmak istemediğini ifade ediyor. Son sözü
de: ''Kimse heveslenmesin; birlik ve beraberliğimiz bundan sonra da devam
edecektir. Evet Bunlar, Şener'in söyledikleri. Şimdi; Gelelim, kendi
tespitlerimize: Dün sabahın erken saatlerinden itibaren, telefonlarımız
susmak bilmedi. Biz, bir yandan AK Parti diğer yandan da Milli Görüş
tabanına direkt olarak hitap eden bir yazarız ya. Soruyorlar haklı olarak:
- Şener, Milli Görüş'e gider mi?.. Partinin liderliğine oynar mı? Kuyuya
atılan bir taşı çıkartmak için uğraşan kırk akıllı. -Şener, Erbakan'ın
yerine mi oynuyor? -Hayır. -Peki bu tür lâflar nereden çıkıyor? -Sayın
Şener, samimi bir insan. AK Partili vekillerle temasını hiç kesmedi.
Kapısı her zaman açık oldu. Yakınındaki görevlilere de ''Vekillerimiz beni
istedikleri an ziyaret edebilirler. Kendilerine kolaylık sağlayın''
talimatını verdi. Şener, AK Parti teşkilâtına da yakınlık gösterdi.
Kendisine ulaşmak isteyenleri cevapsız bırakmamaya, problemleriyle
yakından ilgilenmeye gayret etti. Bu arada; bir fincan kahvenin kırk yıl
hatırı varmış. Şener, bir zamanlar aynı çatı altında omuz omuza çalıştığı
arkadaşlarını da ihmal etmedi. Bazı konularda farklı düşüncelere sahip
olmakla birlikte, komplekse kapılmadı. Dostluklarını bugünlere taşıdı.
Şener, vefaya önem veriyor, birlikte yaşananların kadrini kıymetini
biliyor diye. Saadet'in başına oynadığı filan iddia edenler, AK Parti'yi
bu yolla karıştırabileceklerine inanıyorlarsa. Beyhude çaba! AK Parti
buralardan yıkılmaz. Yıkılsa yıkılsa, hak ve özgürlük taleplerini
duymazdan geldiği için yıkılır!
(TERCÜMAN) |
|
î Başa SEZER'DEN ŞENER'E DESTEK GELDİ - haber vitrini DSP Genel Başkanı Zeki Sezer, Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Abdüllatif Şener'in, ''yabancı sermaye düşmanı olarak damgalanmaya çalışıldığını, neredeyse vatan haini ilan edileceğini'' savundu. 13 Temmuz 2005 Çarşamba 14:11
|
|
ANKARA - DSP
Genel Başkanı Zeki Sezer, Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Abdüllatif
Şener'in, ''yabancı sermaye düşmanı olarak damgalanmaya çalışıldığını,
neredeyse vatan haini ilan edileceğini'' savundu.
Sezer, Şener'in bazı sektörlerde yabancı
sermayenin sınırlandırılması yönündeki sözlerinden sonra, başta hükümetten
olmak üzere belli çevrelerde Şener'e karşı ciddi bir kampanya açıldığını
belirtti.
Sezer, ''Hükümetin, ilkesiz, akıldışı, ülke
çıkarlarını gözetmeyen, 'babalar gibi satarım' sözünde simgeleşen bir
anlayış ile sürdürdüğü özelleştirmenin peşkeşe dönüşmesi endişesi
kamuoyunda ciddi olarak vardır. Sayın Şener'in açıklamaları, bunun bir
boyutu ile dahi olsa basının ve ilgili çevrelerin gündemine taşınması gibi
Türkiye için çok yararlı bir sonuç doğurmuştur. Durum böyleyken, Sayın
Şener'in açıklamalarından dolayı bu ölçüde karalanmaya çalışılması üzüntü
vericidir'' dedi.
|
î Başa ARINÇ: ''ÜLKEMİZİN ADINI ONURLA DUYURANLAR MECLİSİMİZİN GÜCÜNÜ HİSSEDECEKTİR'' - Haber vitrini TBMM Başkanı Bülent Arınç, ''Türkiye'nin adını onurla tüm dünyaya duyuran, emek veren ve bu ülkenin halkını şerefle temsil eden her vatandaşımız, bundan sonra arkasında Meclisimizin gücünü hissedecektir'' dedi. 13 Temmuz 2005 Çarşamba 13:52
|
|
ANKARA -Milli
Egemenlik Onur Ödülü Töreni'ndeki konuşmasına, ''Bugün bizim için son
derece heyecan verici bir gündür'' diye başlayan Arınç, heyecanın en
önemli nedeninin bir ilkin gerçekleştirilmesi olduğunu söyledi.
TBMM'nin 85. yılında verilen ''Milli
Egemenlik Onur Ödülü''nün çok önemli ve değerli olduğunu belirten Arınç,
''Meclisimiz, Türkiye için çaba gösteren herkesi desteklemek,
onurlandırmak ve sonraki kuşakları yüreklendirmek için bu ödülü vermeyi
kararlaştırmıştır'' dedi.
Üstün Hizmet Ödülü için birçok adayın
kendilerine bildirildiğini ifade eden Arınç, Ekim ya da Kasım ayı içinde,
sayı sınırı olmayan bu ödülün de sahiplerine takdim edileceğini,
''Böylece, Türkiye içinde hayır işleyen ve adları duyulmayan kahramanlara
bir vefa göstermiş olacağını'' söyledi.
|
î Başa ŞENER, ERBAKAN'IN YERİNE Mİ OYNUYOR? - haber vitrini SP'lilerin Abdüllatif Şener'le ilişkileri diğer bakan ve partililere göre hep farklı oldu. Bu nedenle yabancı sermaye konusunda Başbakan Erdoğan'la çelişen açıklamaları, SP'de şaşkınlık yerine 'beklenen gelişme' şeklinde karşılandı. 13 Temmuz 2005 Çarşamba 13:43
|
|
Siyaset yaz
molası verse de, erken seçim ve kongre hesaplarının ardı arkası
kesilmeyecek. Başkent kulislerindeki en sıcak tartışma, Başbakan
Yardımcısı Abdüllatif Şener'in durumu. Başbakan ve kurmayları, yabancı
sermayeyi Türkiye'ye çekmek için ülke ülke gezerken, Şener, 'yabancı
sermayeye sınır getirilmemesi halinde Arjantin'e döneriz' çıkışıyla
dikkatleri üzerine çekti. Bakanlar Kurulu'nun 'aykırı sesinin' sözleri,
hükümet içindeki konumu düşünüldüğünde anlamlı bulundu. Çünkü çıkış,
59'uncu Hükümet'in ilk günlerinde yaşanan kriz hatırlatıldığında daha da
önem kazandı.
Beklenen gelişme
Başbakan Erdoğan, bir geceyarısı
operasyonuyla Özelleştirme İdaresi'ni Şener'den alıp, Maliye Bakanı Kemal
Unakıtan'a bağlamıştı. Böylece 1984'ten sonra ilk kez Özelleştirme
İdaresi, Başbakanlık veya Başbakanlığın uygun gördüğü Devlet Bakanlığı
sorumluluğundan alınıp, Maliye Bakanlığı'na verilmişti.
Abdüllatif Şener, AKP içinde Necmettin
Erbakan ve SP'lilerin kendilerine en yakın hissettikleri isimdi.
SP'lilerin Abdüllatif Şener'le ilişkileri diğer bakan ve partililere göre
hep farklı oldu. Bu nedenle yabancı sermaye konusunda Başbakan Erdoğan'la
çelişen açıklamaları, SP'de şaşkınlık yerine 'beklenen gelişme' şeklinde
karşılandı.
Şener'in farklılığı ilk kez Erbakan'ın RP'nin
Kayıp Trilyon davasından hapis ve siyaset yasağı cezasının kesinleşmesi
üzerine SP'nin kongre hazırlıklarının başlaması aşamasında gündeme geldi.
Recai Kutan'ın da artık genel başkanlık istememesi üzerine sayıları 40'ı
bulan ismin adaylığı parti içinde ortaya atıldı. Bu adaylar arasında AKP
içinden tek isim Şener oldu.
Gömlek değiştirmedi
Erbakan da partililerle yaptığı
değerlendirmelerde Abdullah Gül, Bülent Arınç gibi isimlere hep olumsuz
yaklaşırken, Şener hakkında sürekli sıcak mesajlar verdi. Parti içinde
Şener için, 'AKP içinde Milli Görüş gömleğini değiştirmeyenlerin başında o
geliyor. Bugüne kadar Milli Görüş çizgisine farklı uygulamalara tek ses
çıkaran isim oldu' görüşleri ifade edildi. Hatta parti yöneticileri AKP
içinde kendilerine en yakın isim olarak hissettiklerini, Şener'den,
'Latif' diye söz ederek gösterdiler. Şener'in yabancı sermaye konusundaki
son çıkışı da, partide 'Latif yuvaya' seslerinin yeniden yükselmesine
neden oldu. SP'lilere hükümete yönelik taleplerinin yerine getirilmesinde
en çok kolaylık sağlayan isim olduğu da öğrenildi.
Kongre sonbaharda
Şener'in, Erbakan'ın Maliye Bakanı ve eski
partisi FP'nin Grup Başkanvekili olması, bu tezi daha da güçlendiriyor.
SP'nin sonbaharda kongreye gitmesi bekleniyor. Şener'in de kongre öncesi
AKP'den istifa ederek SP'ye geçebileceği ifade ediliyor. Şener'le birlikte
AKP'deki Milli Görüşçü milletvekillerin de SP'ye geçebileceği iddia
ediliyor. Erbakan'ın veliahtlığı için en güçlü isimlerden biri de Numan
Kurtulmuş.
(akşam)
|
î Başa OSMANLI'DAN SONRA ORTADOĞU, HUZURA HASRET - Haber vitrini ABD'nin Büyük Ortadoğu Projesi'ni 1990'ların başından beri uygulamaya soktuğunu belirten BM Genel Sekreteri Annan'ın eski danışmanı Ghassan Salama Osmanlı'dan sonra Ortadoğu'da barışın hiçbir zaman olmadığını söyledi. 13 Temmuz 2005 Çarşamba 13:41
|
|
Birleşmiş
Milletler (BM) Genel Sekreteri Kofi Annan'ın eski özel siyasi
danışmanlarından, Prof. Ghassan Salama, ''Osmanlı İmparatorluğu'ndan sonra
Ortadoğu'da barış hiç olmadı'' dedi. Uluslararası İlişkiler Enstitüsü
Başkanı ve Lübnan eski Kültür Bakanı da olan Prof. Ghassan Salama,
Paris'teki uluslararası basın merkezinde düzenlenen bir konferansta
yaptığı konuşmada, ''Osmanlı İmparatorluğu'ndan sonra Ortadoğu'da barış
hiç olmadı'' dedi. Prof. Ghassan Salama, Berlin duvarının yıkılmasıyla
1990'lı yılların başında, ABD'nin Büyük Ortadoğu Projesi ile ilgili
çalışmalarını yapmaya başladığına dikkat çekti. Prof. Salama,
''Bosna-Hersek savaşında ABD'yi görüyoruz, şöyle veya böyle ABD orada.
Afganistan'da ABD, İran-Irak savaşında yine ABD'yi buluyoruz. ABD her
girdiği yere demokrasi getireceği vaadiyle giriyor. Ama kendi
demokrasisini getiriyor, o ülkenin istediği demokrasiden eser
göremiyoruz'' diye konuştu.
''ABD aba altından sopa gösteriyor''
''ABD, Irak'a müdahalesinde özel asker
kullanıyor, yani bir nevi taşeron firmalara ihale ediyor işi, bunun adına
da profesyonel ordu diyor. Fransa ve İngiltere gibi ülkelerin lejyonerleri
gibi, bunu da niçin yapıyor. Vietnam sendromuna tekrar düşmemek için.
Görülen o ki, ABD yıllardır hazırlığını
yaptığı Büyük Ortadoğu Projesi'ni ağır ağır dünyaya duyurmayı denedi,
yarın uygulamaya geçince kimse yadırgamayacak bir durumu hazırlamış oldu.
ABD'nin kendisiyle yakınlaşmak istemeyen bazı ülkelere ise aba altından
sopa göstermeyi yeğliyor'' diyen Salame, İran, Suriye gibi ülkelere
ABD'nin yaptığı uyarılara dikkat çekti
Komşular ''güvenlik'' konuşacak
Irak'a Komşu Ülkeler İçişleri Bakanları
toplantısının 2.'si, 18-19 Temmuz'de Çırağan Sarayı'nda yapılacak.
Gündemde, Irak içinde ve çevresinde güvenlik yer alacak. Toplantıya, Irak
İçişleri Bakanı'nın yanısıra İran, Suriye, Mısır, Ürdün, Kuveyt, Suudi
Arabistan ve Bahreyn İçişleri Bakanları davet edildi. BM Irak Özel
Temslicisi Lahdar Brahimi'nin de toplantıya katılacağı belirtildi.
(YENİŞAFAK)
|