î Başa
Yahudiler GAP i dogumla
kapiyor 20 Eylül 2005 |
|
01/09/2004
| |
|
|
|
|
|
http://www.bolsohays.com/haberac.asp?referans=3497
î Başa
ISRAIL’in GAP
topraklarini ele gecirmek icin yuruttugu sinsi
planlar bir bir gun yuzune cikiyor. BBP Genel
Baskan Yardimcisi Simsek yaklasik 2 bin Israilli
kadinin Sanliurfa’daki Italyan Hastanesi’nde
dogum yaptigini ve bu sayede dogan cocuklarin
Turk vatandasligi kazandigini soyledi.
SIMSEK tehlikenin buyuklugune
su sozlerle dikkat cekti: Dogum yapmak uzere
olan Israilli kadinlari Sanliurfa’da Italyan
Hastanesi’ne getiriyorlar. Cocuklarin
kimliklerinde dogum yeri olarak da
Turkiye-Sanliurfa yaziyor. Bu cocuklar buyuyunce
buraya gelip arazilerine (!)
donecekler...
YAHUDI kadinlari
Urfa’da doguruyor
Israil’in GAP
topraklarini ele gecirmek icin yuruttugu sinsi
planlar bir bir gun yuzune cikiyor. BBP Genel
Baskan Yardimcisi Simsek yaklasik 2 bin
Israil’li kadinin Sanliurfa’daki Italyan
Hastanesi’nde dogum yaptigini ve dogan
cocuklarin Turk vatandasligina kaydedildigini
soyledi
BBP Genel Baskan Yardimcisi
Atilla Simsek arazilerin mulkiyet haklarinin
satilmasinin ulke acisindan son derece sakincali
bir durum yaratacagini soyledi. Buyuk Birlik
Partisi Genel Baskan Yardimcisi Atilla Simsek
arazilerin mulkiyet hakkinin yabancilara
devredilmesinin ulkenin gelecegi acisindan son
derece sakincali bir durum ortaya cikardigini
soyledi. Sanliurfa’da 135 bin donum arazinin
satildigi bilgisinin kendilerine geldigini
soyleyen Simsek “Israilliler GAP bolgesinden
toprak satin alarak bu bolgeye yatirim
yapiyorlar. Bunu yakindan takip ediyoruz. Bu
toprak alimlarini ayni zamanda Buyuk Israil
Projesi icerisinde degerlendirmek gerekiyor.
Suriye Irak ve bizim Guneydogu Anadolu bolgemizi
icine alan bir proje bu. Bu amaclar
dogrultusunda Kuzey Irak’taki Kurtlere yardim
ediyorlar. Israil’in amaci orada Kurtleri
ayaklandirmak oradaki Kurtleri kontrol altina
almak istiyorlar. Bir yandan da toprak satin
alarak Buyuk Israil Projesini hayata gecirmek
istiyorlar. Bunun yaninda Sanliurfa’da Italyan
Hastanesi’nde 2 bin Yahudi cocugun dogdugu iddia
ediliyor. Israil’de dogum yapmak uzere olan
kadinlar Sanliurfa’ya getiriliyorlar. Cocuklarin
kimliklerinde dogum yeri olarak da
Turkiye-Sanliurfa yaziyor. Bu cocuklar 20 yasina
geldiklerinde tekrar bu bolgeye gelecekler ayni
zamanda bunlarin burada arazileri de olacak o
zaman ortaya cikacak tabloyu bir dusunun. O
bolgeye Israilliler yerlesmis olacaklar. Sikinti
burada” seklinde konustu.
Turkiye’de
satilan arazilerin tamamiyla yabancilarin
inisiyatifine gectigini ifade eden Atilla Simsek
“Turkiye’de topraklarin mulkiyetinin yabancilara
devredilmesi cok sakincali olur. Siz topragin
mulkiyet hakkini satiyorsunuz. Bu toprak
uzerindeki butun tasarrufunuzu yabancilara
devrediyorsunuz anlamina gelecektir. Yarin o
toprak uzerine bir sey yapmaya kalktiginizda bu
konuda hicbir tasarrufunuz bulunmayacak.
Yabancilar istediklerini yaparken siz bir hak
iddia edemeyeceksiniz. Ama bunun yaninda
kullanim hakkinin verilmesinde bir sakinca
gormuyorum.
AB’DE BILE TOPRAKLAR
SATILMIYOR
Ote yandan AB uyesi ulkelerin
hic birinde toprak satisi soz konusu degil.
Hicbir ulke toprak satmiyor. Sadece mulk edinme
hakki taniyor. AB’de bizde oldugu gibi
arazilerin mulkiyet hakkinin ulke disinda birine
devri soz konusu degil. Bu konuda da AB
orneklerinin iyice dusunulmesi gerektigini
dusunuyorum” dedi.
MULKIYET HAKKININ
DEVRI SOZ KONUSU
Yabancilara arazi
satilirken gecmiste yasanan orneklerin goz ardi
edinildigine de deginen Atilla Simsek sunlari
soyledi: “Canakkale Sehitler Aniti’nin
dikilecegi yer bir Ingiliz’e ait oldugu icin bu
anit oraya dikilemedi. Buna ozellikle dikkat
etmek gerekiyor.
Iste arazi satisinin
sonuclarina dair carpici bir ornek size.
Canakkale Sehitleri icin hazirlanan Anit
istenilen yere dikilemedi su an ki yere dikildi.
Eger arazilerin mulkiyet haklarini devrettiginiz
zaman basiniza bunlar geliyor. Bunlari asla
unutmamak gerekir”
MADEN SAHALARINA DA
DIKKAT
Cok masum gorunmesine ragmen
Turkiye’de maden arastirmak icin izin alan
sirketlerin koy arazilerinin tapularini
aldiklarina da deginen Simsek “Maden arastirmak
icin izin alan sirketler koy arazilerinin
tapularini da aldilar. Su anda butun kullanim
haklari bu sirketlerin uzerinde. Bu sirketler
satin aldiklari bu topraklar uzerinde hukuki
olarak istedigi tasarrufu uygulama hakkina
sahip. Turkiye’de eger toprak satislari olacaksa
bu tur konularin enine boyuna dusunulmesi ve ele
alinmasi gerekir. Bunlarin tam olarak
dusunulmedigi verdigimiz orneklerden de acikca
ortada.”dedi
Bolgeyi yeniden
yapilandiriyorlar
Turkiye’nin komsusu
Irak’ta bugun olusturulmak istenen yapiya da
dikkat ceken Atilla Simsek burada meydana
getirilmek istenen yeni yapilanmanin bolgede
Israil hegemonyasi olusturacagini ve Buyuk
Israil Projesi’nde de toprak alimlarinin bir
asama oldugunu kaydederek soyle konustu: “Israil
Kuzey Irak’taki Kurtlerden faydalanmak isteyerek
burada kendi hedeflerini gerceklestirmek
istiyor. Ozellikle Necef’te Allavi bir Sii
devleti kurmak istiyor. Kuzey Irak bolgesine
Allavi’nin yolladigi 100 bin aile yerlesecek.
Bunun disinda Kirgizistan’dan getirilen Kurtler
Kuzey Irak’a yerlestiriliyor. Dolayisiyla Allavi
Kuzey Irak bolgesinin zaten Barzani ve
Talabani’ye terk etmis durumda. Irak’ta ortaya
cikan tablo bu. Turkiye’nin toprak butunlugu
acisindan gelecegi yonelik olarak bu olusumlara
da dikkat etmesi gerekir. Boylesi planlarin
yapildigi bir ortamda yabancilara hele de GAP
bolgesi’nde bahsettigimi cercevede toprak satisi
son derece tehlikeli ve Israil’in projeleri
dikkate alindiginda da bolgenin yeniden
yapilandirilmasinda bir arac olarak karsimiza
cikmakta.”
Papazlarin dili
cozuldu
Turkiye ile Avrupa Birligi
arasinda cetin muzakere tarihi pazarliklarinin
yasandigi su gunlerde papazlar tekrar sahneye
cikti. Fener Rum Patrigi Bartholemeos’un
ardindan Ermeni Patrigi Mesrop II de ustu kapali
olarak papaz okulu acmak istediklerini
soyledi
AKP Hukumeti’nin Avrupa Birligi
yolunda verdigi tavizlerden ilham alan azinlik
cemaatlerinin dini liderleri bir bir siraya
gecti. AKP Hukumeti’nden Heybeliada Ruhban
Okulu’nun acilacagi sozunu alan Fener Rum
Patrigi Bartholemeos’un ardindan Turkiye
Ermenileri Patrigi Mesrop II de papaz yetismeye
ihtiyaclari oldugunu ve bunun icinde okul
acilmasi gerektigini dillendirmeye basladi. Bir
gazeteye demec veren Patrik Mesrop II “AB’ye
uyum cabalarini bahane ederek devletten yeni
odunler koparmak istediginiz yonunde haberler
cikiyor Neden ayricalik pesindesiniz?” sorusuna
verdigi su cevapla azinliklarin AB sureci
arkasina siginarak bazi imtiyazlar koparmalarina
tepki gosteren cevrelerden duydugu rahatsizligi
dile getirdi: “AB’ye uyumu bahane etmemiz icin
bir neden yok. Biz Anayasa’nin ve uluslararasi
sozlesmelerin uygulanmasini istiyoruz. Tam
tersine AB’ye karsi olan cevreler bizim
ayricalik istedigimizi ileri surerek AB surecini
engellemeye calisiyorlar. Ornegin hem Rum hem
Ermeni azinligi hain ilan eden Ankara Ticaret
Odasi’nin ‘Icimizdeki Hancer Fener Rum
Patrikhanesi’ baslikli kitapcigi boyle bir
cabanin urunu.”
YASALAR
UYGULANMIYOR
Turkiye’de azinlik haklarina
duzenlemeler getiren yasalarin tam olarak
uygulanmadigini soyleyen Patrik Mesrop II
“Yasalar tam olarak uygulansa ide sorun olmazdi.
Biz Turkiye’nin AB uyeligi konusunda caylismalar
yaptikama Turkiye’nin uyum saglamasi gereken
noktalar da var” dedi. Turkiye Cumhuriyeti
devleti ile iliskilerini iyi oldugunu belirten
Patrik iliskilerin iyi olmasina ragmen bazi
sorunlarini ilgili makamlara aksettirdiklerini
ancak bir cozum alamadiklarini iddia etti.
MESROP DA OKUL ISTIYOR
Ermeni
Patrigi Mesrop II de ustu kapali olarak Fener
Rum Patrigi Bartholemeos gibi din adami
yetistirebilmek icin papaz okulu acmak
istedikleri soyledi. Mesrop II soyle devam etti:
“Turkiye’de Hristiyan vatandaslarin ibadet
ozgurlugune kimse karismiyor bu da dogru. Asil
sorun su: Bu kiliselerde gorev yapacak rahipler
nasil bulunacak? Rahipsiz kilise hahamsiz
sinagog imamsiz cami olur mu? Dinî ibadet kadar
dinî egitim de onemli degil mi? Hatta egitimsiz
ibadet mumkun mu? Uzmanimiz yok. Alaydan yetisen
rahipler kiliselerde dînî nasil vaaz
edecekler?”
AZINLIK OKULLARI SANCI
ICERISINDE
Mesrop II Ruhban Okulu’yla
ilgili tartismalari da carpici buldugunu
soyledi. Ruhban Okulu’nun MGK gundemine
alinmasinin azinliklarla ilgili konularin hâlâ
ulusal guvenlik konulari arasinda
degerlendirildigini dile getiren Mesrop II soyle
devam etti: Azinliklar bu ulkenin vatandaslari
olarak sorunlarina bir guvenlik sorunu olarak
bakilmasindan dolayi rahatsizlar. Azinlik
okullari da sanci icersinde. Ayrimciligi
korukleyen ibareler sadece kitaplarda degil.”
Mesrop II ayrica Ermenilerin Turkiye’den toprak
satin aldiklari yonundeki haberleri de
yalanlayarak (!) “Van’da toprak satin alan
Ermeniler kimlermis? Soyle bir liste
yayinlasalar da herkes gorebilse bari. Elbette
Turkiye Cumhuriyeti vatandasi olan her Ermeni
istedigi yerde toprak da bina da
alabilir.”dedi
AKP Turkiye’yi
karanliga surukluyor
MHP MYK uyesi
Doc Dr. Kursat Eser iktidarin AB’ye uyum adi
altinda cikarttigi ve vatan topraklarinin
yabancilara harac mezat satilmasini saglayan
yasa ile gelecekte ulkede vahim sonuclarin
dogmasina neden olacagini soyledi. AKP
iktidarinin Turkiye’yi sonu mechul karanlik bir
noktaya tasidigini vurgulayan Eser “Yabanciya
harac mezat satilan vatan topraginin icerisinde
arsa ve binalar oldugu gibi tarim alanlari da
girmektedir. Yabancilarin tercih ettikleri
yerler icerisinde ulkemizin ve deniz turizminin
en guzel sahilleri oldugu gibi stratejik degere
sahip su ve enerji kaynaklarina yakin tarim
alanlarinin da oldugu gorulmektedir” dedi.
Yabancilarin almis olduklari topraklara
bakildiginda Sanliurfa Gaziantep Kilis Hatay
Adana Ankara Istanbul Izmir ve Antalya bolgeleri
oldugu dikkat cekiyor diyen Eser “Suriye
Yunanistan Israil Alman ve Ingilizlerin tercih
ettikleri bolgeler son derece dikkat cekicidir.
Yabancilarin mulk edindigi iller tablosu bunu
acikca ortaya koymaktadir. Yabanciya mulk
satisinin AB’nin yeni ulkelerdeki uygulamasina
bakildiginda ozellikle Polonya malta ve Cek
Cumhuriyetin de cok farkli bir uygulama
gorulmektedir. Turkiye muzakerelere bile
baslamamis ve baslayacagi da supheli olan bir
ulke olarak yabanciya mulk satisini saglayan tek
ulke konumundadir” diye
konustu.
Varligimiz yabanci ellere
teslim ediliyor
Ankara Ulku Ocaklari
Baskani Nuri Alici AKP’nin girdigi carpik
iliskiler yuzunden Turkiye’nin once dort bir
yandan simdilerde ise toprak alimlariyla
icimizden sarildigini soyledi. Turkiye’de yasa
ve kanunlarin dis gucler tarafindan
belirlendigini de vurgulayan Alici “Turkiye’nin
varligi gunden gune yabanci ellerine teslim
edilmektedir. Son yillarda ‘AB’ne tam uyeligin
hayali icinde” bir biri ardina inatla cikartilan
‘AB’ye uyum yasalari’ icinde olan ‘yabancilara
toprak edindirme’ yasasi ile ataga gecen ve
Turkiye’nin bircok yerinde ozellikle Guneydogu
Bolgesinde toprak arsa gayrimenkul alimini
hizlandiran ozellikle de basi ceken Israil’in bu
cabasi gelecek yillarin Turkiye’si icin dikkat
edilmesi gereken tehlikelerin en basinda yer
almaktadir” dedi.
Ekici: Yasa bir an
once iptal edilmeli
4916 Sayili yasa
ile yabancilara toprak alimi getirilmesi
yonundeki uygulamanin hizla devam ettigine
dikkat ceken MHP Genel Baskan Yardimcisi Mehmet
Ekici “Cumhuriyet tarihinde hic bir hukumet
simdiye kadar boyle bir kanunla yabancilara
vatan topragini satmanin onunu acmayi cesaret
edemedi. Sehitlerimizin kemikleri sizliyor.
GAP’a mufettis gonderdikleri yolunda haberler
okuyoruz. Ancak bu yetmez. Daha fazlasi
yapilmasi gerek. Ben bu girisimi samimi
bulmuyorum. Eger Turkiye Cumhuriyeti icin samimi
bir sey yapmak istiyorlarsa Meclis acilir
acilmaz bir an once bu gundeme getirilir ve
gereken yapilir” dedi. Yabancilara toprak
satilmasinin yaninda Turkiye’nin su kaynaklari
uzerine de stratejik bir oyun oynandigini
kaydeden Ekici “Yabancilarin ozellikle de
Israillilerin toprak aldigi yorelere
baktiginizda bu yorelerimizin su kaynaklari
oldugunu gorurusunuz. Bu Turkiye acisindan son
derece tehlikeli bir durumu ifade eder.
Atalarimiz bu topraklara geldiklerinde ozellikle
su boylarina sahip oldular. Biz simdi bu su
boylarini kendi elimizle yabancilara teslim
ediyoruz. Zaten topraklarimizda gozu olanlarin
en buyuk ruyasi Dicle ve Firat havzasini
Turkiye’nin elinden almak. Bu toprak satisinin
yasa cikararak gerceklesmesini saglayanlar
bunlari hic mi gormuyor” seklinde konustu. Vatan
topraklarini bilerek ve kendisini kullandirarak
sahsi veya firmasi adina yabancilar icin satin
alanlarin ihanet icerisinde olacaklarini
belirten Ekici “Vatan topragi her seyden
degerlidir. Bu topraklarin satilmasi kabuul
edilemez”dedi
Kaynak :
yenicag
| | | | | | |
î Başa
İstanbul’u satıyorum, gözlerim kapalı! - Milli Gazete - 20
Eylül 2005
Özelleştirme-güzelleştirme ile yağma-yeme
arasında bir ayrım da olsun. Onu bizim gibi münafıklar değil de, en azından,
ahlaklı, dürüst, vatansever, mümin, etikçi, AB’ci, devletine bağlı iş dünyası
yapsın. Var mı öyle bir iş, var mı öyle bir dünya!
Özetleyeyim:
1.
Kimsenin haberi olmadan, yüzde 15 TÜPRAŞ hissesi, Özelleştirme İdaresi’nin
yüksek takdiri ile bir gecede onların oldu.
2. Bu arkadaşlar 6 ay boyunca
TÜPRAŞ’ın yönetimine bir Truva atı gibi girdiler. Kimse tuhaf karşılamadı.
Oradan zıplayıp ihaleye katıldılar, etkilediler. Ayıp bile olmadı.
3. 6 ay
sonunda, kaptıkları hisselerin değeri üç katına çıkmış, 799 küsur milyon dolar
gökten inmiş gibi oldu. Maliye Bakanı normal buldu.
4. Başkasının kazandığı
Kuşadası liman ihalesini kaptılar. Ancak kimsenin haberi olmayan bir düzenlemeyi
sadece onlar biliyordu.
5. Limana kazık çakıp beton atma ve işyerleri açarak
ihale parasını kirayla bir yılda çıkarma imkanı elde ettiler.
6. Kuşadası
halkı, huzursuz ahali problem çıkarınca, davalar filan gelince, “Ulan biz bu
hükümete kanun da çıkarttırırız” tavrı aldılar.
7. Ulan, hakikaten iktidarın
titiz çalışması sonucu bir gece ansızın o kanun da çıktı.
8. Sabah’ın pek
yerinde biçimde “KutmanOfer Kanunu” dediği ameliye ile, Kuşadası’ndaki tüm imar,
çevre, kıyı davaları düştü; belediyeler ile diğer müdahil kanunlar bypass
edildi.
9. Kanun öyle haso çıkmıştı ki, bu kadar olur; çünkü, Kuşadası
sayesinde İstanbul Galata limanını da “imtiyazlı” kılmıştı.
10. Hem, bu
imtiyazı sadece bir imtiyazlının bilmesi, hem de ihaleyi kazanacak olan (yani o
kadar mukadder idi) Kutman-Ofer biraderlere özel imar imtiyazı manasında.
11. Onlar da açıkçası, en yakın rakibe bile 3 milyar dolar fark ile ihaleyi
kazandı. Yani o kadar bonkör davrandılar. Niye bu kadar fark oldu sorusunun
cevabı da yakında ortaya çıkar herhalde.
12. Lakin, gözünü sevdiğim Türkiye
medyasının bir kısmı, Galata ihalesi için verilen 4 milyar 300 milyon doları
ayakta alkışladı. Ne büyük para idi bu! Hakkaten öyle idi de, üç yılı ödemesiz,
49 yıllığına, yıllığı bilmem kaç milyon dolardan kiralanmıştı Galata.
13.
Geçmişte, Cenevizli, Venedikli tacirler, Galata bankerleri bile bunu akıl
edememiş, ne Bizans, ne Osmanlı, ne Türkiye Galata’yı böyle satıvermişti. Yıllık
bilmem kaç milyon dolara, İstanbul’un siluetini alıyor, hükümet, Maliye Bakanı
sayesinde her türlü başka kanundan kaçıyor, yemeyip de yanında
yatıyordunuz.
19.9.2005 / UMUR TALU / SABAH
î Başa
Ayasofya da satışta - Milli Gazete - 20
Eylül 2005
İstanbul, ‘Yağma Hasan’ın böreği
Kültür ve
Turizm Bakanı Atilla Koç, Topkapı Sarayı ile Ayasofya Müzesi’nin de çok yakında
özel teşebbüsün hizmetine ve ihalesine sunulacağını söyledi. Müzelerin
işletmesini, korunmasını ve hediyelik eşyalarla tanıtılması için ihale
açacaklarını kaydeden Koç; “Bu Türkiye’de bir ilk olacak. Önce birkaç yerde
deneyelim dedik. Bunu bütün ören yerlerimize yayarsak gelirlerimiz daha iyi
olacak” diye konuştu.
ANKARA
Kültür ve Turizm Bakanı Atilla Koç,
itirafta bulunarak, kendisinin de tesadüfen öğrendiği İstanbul’da dünyanın en
büyük müzelerinden biri olan Arkeoloji Müzesi’nin 1.5 trilyonluk ödenek yüzünden
tam 14 yıl kapalı tutulduğunu açıkladı. Koç, müzelerin ve ören yerlerinin
işletilmesinde özelleştirilmeye gidileceğini söyledi.
Kültür ve Turizm
Bakanı Atilla Koç, Koç Holding Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa Koç ve Dr. Julian
Raby’nin katılımıyla Kültür ve Turizm Bakanlığı’nda bir toplantı
gerçekleştirildi. Bakan Koç, toplantıda yaptığı konuşmada, kendisinin bakanlığa
geldiği ilk gün, hiçbir projenin yarım kalmayacağı sözünü hatırlatıp, kapalı
müze sayının 36’dan 15’e indirilip yıl sonuna kadar üçe ineceğini, 130 olan
kapalı kütüphane sayısının 130’dan 50’ye indiğini açıkladı. Bakan Koç, sene
sonuna kadar kapalı kütüphane ve yarım kalmış proje kalmayacağını belirterek,
“Gayet iyi tasarlanmış, ama iyi yerleştirilememiş kültür merkezleri projelerimiz
vardı. Ben ve bakanlığım, Edirne’de 12 köprüsüyle varız. Anı Harabelerinde
varız. Ak Damar Kilisesi ile Van’da varız. Yanlız turizm bölgelerinde değil,
Kültür bölgelerinde de varız” dedi.
Bakan Koç, yakında Topkapı Sarayı ile
Ayasofya Müzesi’nin işletmesini, korunmasını ve hediyelik eşyalarıyla dünyaya
tanıtılması işlemlerinde özel teşebbüsün hizmetine ve ihalesine sunacaklarını
açıkladı. Bunun Türkiye’de bir ilk olacağını vurgulayan Bakan Koç, “Şartlarını
gayet iyi hazırladık. Önce bunu bir kaç yerde deneyelim dedik. Bunu bütün ören
yerlerimize yayarsak, dünyanın ve Türk firmaları bu işin içini girerse
gelirlerimiz ve ören yerlerimizin korunması ve yenilenmesi iyi olacak. İşte size
çarpıcı bir örnek vereyim. İstanbul’daki Arkeoloji müzesi 14 yıldan beri 1.5
trilyonluk eksiklik yüzünden kapalı tutuluyormuş. Tesadüfen öğrendim ve emir
verdim yapılmaya başlandı. Bu müze dünyanın en büyük müzelerinden birisi. Kapalı
kalması ve kimsenin de dikkatini çekmemesi çok acı bir hadise. İtiraf edeyim
bende tesadüfen öğrendim. Biz bu işleri özel teşebbüsle götürürsek onların etkin
ve performansa dayalı çalışmalarıyla bu gibi skandallar olmayacağını
düşünüyorum. Biz ve Türkiye hep beraber kazanacak. Bizim müteşebbislerimiz bu
konudaki yardımları bize güç vermektedir” diye konuştu.
Smitson
Vakfı ile mutabakat
Kültür ve Turizm Bakanlığı, Koç Holding ve
Washington’da yerleşik, dünyanın en büyük müze kompleksi ve araştırma
organizasyonu olan Smithson Vakfı ile bir mutabakat imzalayarak, ‘Türkiye’
konulu eserler sergileyecek. Mutabakat gereği sergiler ABD ile karşılıklı olacak
ve Smithson galerisindeki eserlerde Türkiye’deki müzelerde izleyicilerle
buluşacak. Koç Holding Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa Koç, toplantıda yaptığı
konuşmada, sponsurluk olarak destek vereceği mutabakat çerçevesindeki projelere
10 yıl boyunca destek olunacağını açıkladı.(iha)
î Başa
İstanbul’a küresel işgal - 20 Eylül
2005 - Milli Gazete Küresel şirketlerin yağmasına sunulan
İstanbul, adım adım yabancı şirketlere devredilerek özelleştiriliyor. Şehrin en
güzel yerlerinden olan Galata sahilinden sonra Haydarpaşa ve Zeytinburnu
sahilleri de halka kapatılarak yabancı kullanıcılara
hazırlanacak.
î Başa
Galataport sosyeteye hizmet
verecekTartışmalı bir şekilde özelleştirilen Galataport, hazırlanan
proje ile sosyeteye hizmet verecek bir alışveriş merkezi haline getirilecek.
Türkiye Denizcilik İşletmeleri tarafından satışa çıkarılarak 3 milyar 580 milyon
Avro’ya İsrail asıllı Ofer ailesi ile Global Menkul’ün sahibi Mehmet Kutman’a
satılan Galata, İstanbul’un son zamanlarda küresel sermayenin işgaline
uğradığını gösteren en önemli adımlardan birisi
oldu.
î Başa
Haydarpaşa DTM olacakİstanbul’un en önemli
simgelerinden birisi olan Haydarpaşa Garı, pek yakında Türk vatandaşlarının
ancak “izinle” girebilecekleri bir bölge olacak. Çünkü Gar ve liman çevresinde 1
milyon metrekarelik alan da uluslararası gayrimenkul sermayesinin yağmasına
sunuluyor. Bölge, Dünya Ticaret Merkezi ve Kruvaziye Yat Limanı olarak, tarihi
ve kültürel değerlerinden koparılarak yeni ve yabancı müşterilere
sunulacak.
î Başa
Sırada yeni portlar varZeytinburnu
Limanı için de, tıpkı Galataport ve Haydarpaşa limanında olduğu gibi Zeyport
hazırlıkları sürdürülüyor. Zeytinburnu sahilinde, 3 adet 5 yıldızlı otel
projesine start verildi. 17 Ağustos depremi sonrasında pilot bölge seçilen
Zeytinburnu’nda 2 bin 400 bina için alınan yıkım kararı “Kentsel Dönüşüm
Projesi” olarak adlandırılarak, yabancılara satışta gerekli altyapının
hazırlıkları sürdürülüyor.Sırada yeni portlar var
Zeytinburnu Limanı için de,
tıpkı Galataport ve Haydarpaşa limanında olduğu gibi Zeyport hazırlıkları
sürdürülüyor. Zeytinburnu sahilinde, 3 adet 5 yıldızlı otel projesine start
verildi. 17 Ağustos depremi sonrasında pilot bölge seçilen Zeytinburnu’nda 2 bin
400 bina için alınan yıkım kararı “Kentsel Dönüşüm Projesi” olarak
adlandırılarak, yabancılara satışta gerekli altyapının hazırlıkları
sürdürülüyor.
MUSTAFACANBEY- İstanbul
î Başa
Fransızların ünlü devlet
adamı Napolyon’un “Eğer dünya tek bir ülke olsaydı, başkenti İstanbul olurdu”
sözü İstanbul’un önemini ortaya koyuyor. Dünyanın en önemli kentlerinden biri
olan ve zaman zaman dünyaca ünlü şahsiyetler tarafından önemi dile getirilen
İstanbul, son zamanlarda küresel sermayenin işgaline uğruyor.
1453 yılında
Fatih Sultan Mehmet Han tarafından fethedilerek gelecek nesillere emanet edilen
İstanbul’da son zamanlarda devam eden özelleştirmeler ve özelleştirme
ihalelerine katılan alıcılar, kent üzerinde büyük oyunların oynandığını gözler
önüne seriyor.
î Başa
Yabancılar kapışıyorİstanbul’un
önemli yerleri bir bir yabancılara satılıyor. İstanbul’a vize uygulamaya kalkan
ve vatandaşın serbest dolaşımını önlemeye çalışan zihniyet nihayet amacına
ulaşıyor. İstanbul’un önemli yerleri özelleştirme adı altında birilerine
satılarak, halkın önüne set çekiliyor. Son dönemde tartışmalı bir şekilde
özelleştirilen ve halktan büyük tepki alan Galataport bunlardan biri. Türkiye
Denizcilik İşletmeleri tarafından satışa çıkarılan ve 3 milyar 580 milyar
Euro’ya İsrailli Ofer ailesine satılan Galataport, artık dünya sosyetesine
hizmet verecek.
Galataport projesi tam bir burjuva bölgesi oluşturmayı
amaçlıyor.
î Başa
Galataport halka kapatılacak100 bin
metrekarelik alanı olan Galataport projesinin sahil uzunluğu bin 200 metreyi
buluyor. Sahil şeridinin 600 metresine kuruvaziyer yolcu gemilerinin yanaşacağı
liman yapılması, geri kalanının ise diğer işletmelere ayrılması öngörüldü. Tesis
tamamlandığında liman bölümüne aynı anda iki küçük, bir büyük kruvaziyer gemi
yanaşabilecek. Diğer bölümlerde ise 5 ve 4 yıldızlı oteller, eğlence ve
alışveriş mekanları yer alacak. İşletmelerdeki toplam kapalı alanın 300 bin
metrekare olması bekleniyor. Tamamen zenginlere hitap eden bir proje ile bölge
vatandaşa tamamen kapatılacak.
Bak yeşil
yeşil!..Beyoğlu Belediye Başkanı Ahmet Misbah Demircan’ın sözleri
bu iddiaları doğruları nitelikte. Konuyla ilgili bir açıklama yapan Demircan,
“Yılda en az 2,5-3 milyon zengin turist gelerek bize günde en az 300 bin dolar
bırakacak” diyor. Demircan, “Fındıklı ve Beyoğlu’na çıkan Boğazkesen Caddesi’nde
düzenlemeler başlıyor. Bölge butik otellerle, cafelerle ve mağazlarla dolacak”
dedi. Hükümetin bu girişimleri önümüzdeki günlerde yeni tartışmaları gündemimize
taşıyacak gibi görünüyor.
î Başa
Haydarpaşa’da büyük
oyunHaydarpaşa garı ve limanı çevresindeki 1.000.000 m2’lik kamusal
alan da uluslar arası gayrimenkul sektörünün yağmasına sunuluyor. Dünya Ticaret
Merkezi ve Kruvaziye Yat limanı adı altında satılmaya çalışılan proje
kamuoyunda Manhattan projesi olarak biliniyor. Haydarpaşa garı, liman alanı ve
çevresi, İstanbul ve Anadolu’nun demiryolu ve ulaşım bağlantısı yok edilip,
tarihi-kültürel değerleri yağmalanıp, küresel şirketlerin emrine sunulmak
isteniyor. Türkiye Mimarlar Odası İstanbul Büyükkent Şubesi ve Birleşik Taşıma
Çalışanları Sendikası, bölgenin peşkeş çekilmemesi için büyük bir mücadele
veriyor. Sendika, konuyla ilgili bir açıklamasında “Dünya Ticaret Merkezi ve
Kruvaziyer Liman adı altında IMF ve Dünya Bankası’nın emri doğrultusunda IMF’ye
para aktarımı gerekçesiyle, küresel şirketlerin yağması gerçekleşirse,
Haydarpaşa alanı İstanbul’un 1970 yılındaki, nüfusuna eşit yeni kullanıcılara
açılacak, İstanbullular’a ve ülkemize kapatılacaktır” diyerek tepkisini dile
getiriyor.
Haydarpaşa Garı, limanı ve çevresini ve Türkiye’deki tüm limanları
özelleştirmeye açan ve küresel sermayenin şantiyesi haline getirecek olan
özelleştirme ve talan projelerine toplumunu tepkileri ise
sürüyor.
î Başa
Galataport’tan sonra sıra Zeyport’taÖte
yandan, 17 Agustos 1999 sonrası İstanbul Büyükşehir belediyesi Japon Jıcca
firması ile pilot bölge seçilen Zeytinburnu’nda deprem çalışması yaptıktan sonra
mevcut 16 bin 30 binadan 2400 binayı depreme dayanıksız olduğu için yıkma kararı
aldı. Bu kamuoyuna “kentsel dönüşüm” projesi diye sunuldu. Ancak Zeytinburnu
için önümüzdeki yıllarda önemli oranda değişime uğrayacak projeler hazırlandığı
belirtiliyor. Bu çerçevede, İstanbul Zeytinburnu sahilinde büyükşehir belediyesi
tarafından 3 adet 5 yıldızlı otel projesine de start verildi. Otel projeleri ile
birlikte buraya gelecek misafirlerin de karşılanabilmesi bir otel daha
yapılacak. Önceleri Kum deposu olarak kullanılan ve daha sonra gümrüklü sahaya
dönüştürülen Zeytinburnu Limanı’nda Büyükşehir Belediyesi aynı Galata Limanı’nda
olduğu gibi Zeyport yapma kararı aldı. Buranın da Galataport gibi önümüzdeki
aylarda ihaleye çıkması bekleniyor. Bu limanın da aynı anda 10 tane büyük yolcu
gemisinin yanaşabilecği şekilde yapılması bekleniyor. Öte yandan, şu anda devam
eden 3 adet 5 yıldızlı otelin yanı sıra aynı Dubai’deki gibi 7 yıldızlı Kalyon
Otel yapma projesi de Büyükşehir Belediyesi tarafından hazırlandı.
Bu arada,
Zeytinburnu’nda eski deri fabrikalarının olduğu yer Büyükşehir Belediyesi
tarafından yıkıldıktan sonra turizm ve kültür alanı ilan edildi. Bu alan da
uluslar arası turizm devlerinin ve Türkiye’deki büyük holdinglerin iştahını
kabartıyor. Ayrıca bölgede bulunan Türk Silahlı Kuvvetleri’ne ait, ağır bakım
ünitesinin kaldırılması ve o arazinin de turizm bölgesine katılması planlarının
yapıldığı bildiriliyor. Yine aynı bölgede bulunan Et ve Balık Kurumu’nun arazisi
için de önemli planlar yapıldığı haberleri geliyor.
|
î Başa
ŞOK GELİŞME!..
IRAK POLİSİNİN DURDURDUĞU ARAÇTAN ARAP KIYAFETLİ 2 İNGİLİZ AJAN VE YOLA
DÖŞENMEK ÜZERE HAZIRLANMIŞ MAYINLAR BULUNDU - Haber
Vitrini
Basra'nın Emin Dahili mevkiinde polis kontrol
merkezinde dur ihtarına uymayan bir araca Irak polisi tarafından ateş
açıldı. 20 Eylül 2005 Salı
00:06
|
|
Basra'nın Emin
Dahili mevkiinde polis kontrol merkezinde dur ihtarına uymayan bir araca
Irak polisi tarafından ateş açıldı.
Irak polisine ateşle
karşılık veren araç, diğer polis araçlarının önünü kesmesiyle
durdurulabildi. Üzerlerinde Arap kıyafetleri bulunan 2 kişi, aracın
içinden İngiliz bayrağı sallayarak ateş edilmemesini istedi.
Araçtan indirilen
şahısların üst aramasında Iraklı değil İngiliz oldukları tespit edildi.
Araç içinde yapılan aramada yola döşenmek üzere hazırlanmış mayın ve silah
ele geçirildi.
Irak polisince
gözaltına alınan İngilizler, istihbarat servisine götürülerek sorgulanmaya
başlandı. Yakalananların Iraklı grupların saldırısına uğramaması için
aracın ele geçirildiği bölge ve istihbarat binası çevresinde İngiliz
polisi yoğun güvenlik önlemleri aldı. Ayrıca 3 İngiliz ve Irak helikopteri
havadan güvenliği sağlamaya çalışıyor. Iraklı otoritelerin 2 askeri
serbest bırakmayı reddetmesinin ardından İngiliz bugün Basra'nın
merkezindeki polis karakolunu kuşattı. Ardından göstericiler tarafından
çevrelenen ve taş yağmuruna tutulan İngiliz güçleri protestoculara uyarı
ateşi açtı. Bunun üzerine protestocular, 2 İngiliz tankını ateşe verdi.
Tanklardan inen askerler ateş etmeden geri çekildi. Olayda yaralanan olup
olmadığına dair bilgi
verilmedi.
|
î Başa
SPK, Unakıtan'ı Tüpraş konusunda yalancı çıkardı - Vatan - 17
Eylül 2005 |
|
 |
|
SPK Başkanı Cansızlar, Unakıtan'ın Tüpraş'ın yüzde
14.76'sının satışına ilişkin kararın İMKB'ye bildirilmesini
istemedikleri iddiasının doğru olmadığını belirterek, "SPK
bildirmeyin der mi? Bildirmemek mevzuata aykırı"
dedi |
 |
|
17.09.2005 | | |
Maliye Bakanı
Kemal Unakıtan'ın, Tüpraş'ın yüzde 14.76'sının satışına yönelik kararın
"SPK istemediği için İMKB'ye bildirilmediği"ne ilişkin açıklamasına
rağmen, Sermaye Piyasası Kurulu (SPK) Başkanı Doğan Cansızlar, "SPK'nın
istemediği doğru değil. 2003 yılında çıkarttığımız bir tebliğ var" dedi.
Cansızlar, durumu şöyle anlattı:
"Aksine Özelleştirme İdaresi
Başkanlığı'nın (ÖIB) bu kararı bildirmesi zorunlu. Zaten bu yüzden
inceleme yürütüyoruz. Bundan 10 yıl önce, 1995 yılında ÖİB'e SPK
tarafından gönderilen bir yazı var. Yazıda, 'Uzun zaman alabilecek satış
kararlarını, kararı aldığınız gün açıklamayın, bu piyasalarda bozucu etki
yapıyor' şeklinde bir ibare var. O döneme ilişkin bir yazı bu. Ancak 2003
yılında biz bir tebliği çıkarttık. Bu kararların derhal bildirilmesine
ilişkin çıkardığımız bu tebliğ Resmi Gazete'de yayımlandı. Ancak ÖİB'deki
arkadaşlar bu tebliği gösterince 'Biz bu tebliği bilmiyorduk. 95'teki
yazıyı esas alıyorduk' diyor."
Unakıtan, önceki gün yaptığı
toplantıda, "Piyasaları altüst edici etki yapıyor diye SPK 'Bu kararları
açıklamayın' dediği için İMKB'ye bildirmedik" demişti.
"Tebliği
bilmiyorduk" Gerekçe olamaz Cansızlar, 1995 yılında OİB'e SPK
Başkanı Ali İhsan Karacan imzasıyla gönderilen yazıyla ilgili "O zaman
SPK'dan bir yazı gitmiş. ÖİB bir saüş kararı alıp, 6 ay sonra yapacağı
satışı, kararı aldığı gün açıklıyor. Dönem itibarıyla da bu kararın
açıklanması piyasalarda dalgalanma yaratıyor. SPK Başkam da demiş ki,
'Kararı aldığın gün açıklama, satış zamanı açıkla'. Sonra 8 yıl sonra biz
2003 yılında bir tebliğ yayınladık. 'Böyle bir şey yok, açıklanacak'
dedik. Bu da Resmi Gazete'de yayımlandı. Bununla ilgili kurumları
bilgilendirdik. Duyurduk. Web sitemize koyduk. Biz arkadaşları 'Neden
açıklamadınız?' diye uyarınca, bize bu 95 tarihli yazıyı gösterdiler. Ama
Tebliği bilmiyorduk' dediler. Bu tabii ki bir gerekçe olamaz. Bilmemeleri,
mevzuata aykırılığı ortadan kaldırmıyor. Biz uyarımızı da yaptık,
incelemeyi de başlattık" diye konuştu.
Insider için de inceleme
başlattı SPK Başkanı Doğan Cansızlar, geçtiğimiz Mart ayında
Tüpraş'ın yüzde 14.76'sının Global Menkul Değerler aracılığıyla aralarında
israilli Sami Ofer'in de bulunduğu yabana fonlara satışında iki ayrı
inceleme yürüttüklerini söyledi. Cansızlar "Bu konuyla ilgili iki ayrı
inceleme yürütüyoruz. Birincisi ÖIB'in bu satişa olanak sağlayan 7 Ocak'ta
aldığı ÖYK kararını, bizim tebliğimize rağmen ve buna aykırı olarak
ÎMKB'ye bildirmemesiyle ilgili, ikincisi de satışta insider (içeriden
bilgi öğrenenlerin ticareti) olup olmadığına ilişkin"
dedi.
'Mahkeme bilgisiyle haberdar olduk' SPK'nm bu
durumdan Petrol İş'in Mayıs ayında başvurusu üzerine mahkemeden gelen
bilgiyle haberdar olduklarını söyleyen Cansızlar, ÖIB'in satışına dayanak
oluşturan 7 Ocak 2005 tarihli ÖYK kararının, ÖlB'ce kamuya
açıklanmamasının Özel Durumlar Tebliği'ne aykırılık oluşturduğuna karar
verdiklerini söyledi. SPK'nın bu karan, "ÖYK kararının kamuya
açıklanmaması, Seri 8/39 no'lu tebliğin (Özel Durumların Kamuya
Açıklanmasına ilişkin Esaslar) 5/h-10. maddesine aykırılık
oluşturmaktadır" şeklinde alındı. Cansızlar, bu kararın ardından, Ağustos
ayında gönderdikleri bir yazıyla da önce ÖİB'i uyardıklarım, ardından da
inceleme başlattıklarını söyledi. Cansızlar, başlattıkları insider
incelemesi için de şunları söyledi:
"ikinci incelememiz insider
olup olmadığıyla ilgili. Bu inceleme öyle kolay bir iş değil. Bu süreci
tek tek inceleyeceğiz. Bu yönde bir ilişki var mı, yok mu araştırılacak.
Tek tek ÖIB yetkililerinin ve gerekirse Global Menkul Değerler'in patronu
Mehmet Kutman'ın da bilgisine başvuracağız" dedi. Cansızlar, ayrıca, bu
incelemeye, gazetelerde yer alan haberleri ihbar kabul ederek
başladıklarını belirtti.
|
î Başa
Kim bu Sami Ofer?- internethaber - 17 Eylül 2005 - Bekir Coşkun
--------------------------------
î Başa
Bugün türlü hilelerle bir kaç milyar dolar
karşılığında İsrailli ve uluslararası şirketlere devlet ve milletin bekası olan
varlıklar satılıyor. Petrol, haberleşme, demir çelik, bankalar, kıyılar...
Türkiye Filistinlileştiriliyor. Doğru. İsrail
devleti satın alınan Filistin toprakları üzerine kuruldu, şimdi ise
Filistinliler devletlerinin bir kısmını geri alabilmek için
savaşıyorlar.
Gün gelir bugün bir iki milyar dolara satılan
değerleri 100 milyar dolar bile versek satmaya yanaşmazlar. Bugün milyar
dolarlarla satılanlar gün gelir devlet ve milletin bekası için milletin kanı
pahasına yedi düvele savaş açılarak geri alınmak zorunda kalınır. (s.ö.)
---------------------------------
| Kim bu Sami Ofer? |
 |
17 Eylül 2005
03:09
|
| Bekir Coşkun, Tüpraş'ın hisselerinin
önemli bir kısmının İsrailli iş adamı Sami Ofer'e satılmasına tepki
gösteriyor. Coşkun, bakın hükümete nasıl çatıyor... |
| |
Tüpraş hisselerinin yüzde 17.4'lük
kısmının İsrailli iş adamı Sami Ofer'e satılmasına tepkiler sürüyor. Bugün
de Hürriyet'ten Bekir Coşkun hükümete çattı: Bunlar
ülkeyi yönetemez
Yazı: Bekir Coşkun Kaynak: www.hurriyetim.com.tr
î Başa
‘Özelleştirme-Güzelleştirme’den yana olanlar hep
birlikte ‘Koç daha iyi idare eder... Koç daha iyi idare eder...’ diye
zıpladılar.
Kemal Abi mutlandı.
İçinden Ankaralı Oğuz’un
‘Gördün mü, gördün mü...’ türküsünü geçirdi.
(........)
İşte ucu Yüce Divan’a kadar gidecek olan bir rezalet, tam o
saatlerde patladı:
Meğer TÜPRAŞ’ın yüzde 14.7’lik bir hissesini
kamuoyundan gizli olarak, sessiz sedasız altı ay önce İsrailli işadamı
Sami Ofer’e satmışlar.
TÜPRAŞ önceki gün özelleştirilince Sami
Ofer’in havadan 240 milyon dolar para kazandığı ortaya çıktı.
Anladığım kadarıyla Başbakan’ın ‘Yolsuzluklara damardan girdik,
artık her şey şeffaf’ dediği günlerde, Sami Ofer ile kapıların arkasında
anlaşılmış ve TÜPRAŞ’ın yüzde 14.7’si satılmış.
Türkiye’nin haberi
yok...
Bunda şeffaflık var mı?
*
Kim bu Sami
Ofer?..
Bakın İsrail Haaretz Gazetesi ‘Ofer sadece İsrail’de
değil, tüm dünyada hükümetleri maymuna çevirmeyi bilir’ manşetini attı,
bizim daha ‘maymun’ olduğumuzdan haberimiz yokken.
Arkadaşımız
Çiğdem Toker dünkü Hürriyet’te Sami Ofer’e hisse satışının gizli-kapaklı
ve mevzuata aykırı nasıl satıldığının öyküsünü aktardı.
Vatan
Gazetesi ise dün Sami Ofer’in oğlunun 23 Ocak 2004’te Davos Viktoria
Otel’de Kemal Unakıtan ile, aynı gün Rinhaldi Otel’de Başbakan Erdoğan ile
görüştüğünü yazdı.
Doğru mu?..
*
Bence Meclis
Soruşturması gerekiyor.
Er-geç Yüce Divan’a uzanır bu iş.
Türkiye’yi yönetmeye kalkan, ama Türkiye’nin milyonda biri
TÜPRAŞ’ı ‘Koç bizden daha iyi idare eder’ diyerek, farkında olmadan
yeteneksizliklerini ve beceriksizliklerini itiraf eden Maliye Bakanı Kemal
Abi aslında haklıydı.
î Başa
Bunlar Türkiye’yi yönetemezler.
î Başa
Yahudi işadamları ile otel odalarında iş bağlamak ile din-iman
bezirganlığı çelişiyor.
Siz görseniz de, görmeseniz
de...
|