ANA SAYFA

GÜNCEL İNDEKS

 

 


- Yahudiler GAP i dogumla kapiyor 20 Eylül  2005
  ~ ISRAIL’in GAP topraklarini ele gecirmek icin yuruttugu sinsi planlar bir bir gun yuzune cikiyor. BBP Genel Baskan Yardimcisi Simsek yaklasik 2 bin Israilli kadinin Sanliurfa’daki Italyan Hastanesi’nde dogum yaptigini ve bu sayede dogan cocuklarin Turk vatandasligi kazandigini soyledi.

- İstanbul’u satıyorum, gözlerim kapalı! - Milli Gazete - 20 Eylül 2005 

- Ayasofya da satışta - Milli Gazete - 20 Eylül 2005

- İstanbul’a küresel işgal - 20 Eylül 2005 - Milli Gazete 
  ~ Galataport sosyeteye hizmet verecek
  ~ Haydarpaşa DTM olacak
  ~ Sırada yeni portlar var
  ~ Fransızların ünlü devlet adamı Napolyon’un “Eğer dünya tek bir ülke olsaydı, başkenti İstanbul olurdu” sözü İstanbul’un önemini ortaya koyuyor. Dünyanın en önemli kentlerinden biri olan ve zaman zaman dünyaca ünlü şahsiyetler tarafından önemi dile getirilen İstanbul, son zamanlarda küresel sermayenin işgaline uğruyor.
  ~ Yabancılar kapışıyor
  ~ Galataport halka kapatılacak
  ~ Haydarpaşa’da büyük oyun
  ~ Galataport’tan sonra sıra Zeyport’ta

- ŞOK GELİŞME!.. IRAK POLİSİNİN DURDURDUĞU ARAÇTAN ARAP KIYAFETLİ 2 İNGİLİZ AJAN VE YOLA DÖŞENMEK ÜZERE HAZIRLANMIŞ MAYINLAR BULUNDU - Haber Vitrini 

- SPK, Unakıtan'ı Tüpraş konusunda yalancı çıkardı - Vatan - 17 Eylül 2005

- Kim bu Sami Ofer?- internethaber - 17 Eylül 2005 - Bekir Coşkun
  ~ Bugün türlü hilelerle bir kaç milyar dolar karşılığında İsrailli ve uluslararası şirketlere devlet ve milletin bekası olan varlıklar satılıyor. Petrol, haberleşme, demir çelik, bankalar, kıyılar...
  ~ ‘Özelleştirme-Güzelleştirme’den yana olanlar hep birlikte ‘Koç daha iyi idare eder... Koç daha iyi idare eder...’ diye zıpladılar.
  ~ Bunlar Türkiye’yi yönetemezler.
  ~ Yahudi işadamları ile otel odalarında iş bağlamak ile din-iman bezirganlığı çelişiyor.
 
 
 


î Başa
Yahudiler GAP i dogumla kapiyor 20 Eylül  2005
 
 
01/09/2004
 
http://www.bolsohays.com/haberac.asp?referans=3497
î Başa ISRAIL’in GAP topraklarini ele gecirmek icin yuruttugu sinsi planlar bir bir gun yuzune cikiyor. BBP Genel Baskan Yardimcisi Simsek yaklasik 2 bin Israilli kadinin Sanliurfa’daki Italyan Hastanesi’nde dogum yaptigini ve bu sayede dogan cocuklarin Turk vatandasligi kazandigini soyledi.
SIMSEK tehlikenin buyuklugune su sozlerle dikkat cekti: Dogum yapmak uzere olan Israilli kadinlari Sanliurfa’da Italyan Hastanesi’ne getiriyorlar. Cocuklarin kimliklerinde dogum yeri olarak da Turkiye-Sanliurfa yaziyor. Bu cocuklar buyuyunce buraya gelip arazilerine (!) donecekler...


YAHUDI kadinlari Urfa’da doguruyor

Israil’in GAP topraklarini ele gecirmek icin yuruttugu sinsi planlar bir bir gun yuzune cikiyor. BBP Genel Baskan Yardimcisi Simsek yaklasik 2 bin Israil’li kadinin Sanliurfa’daki Italyan Hastanesi’nde dogum yaptigini ve dogan cocuklarin Turk vatandasligina kaydedildigini soyledi

BBP Genel Baskan Yardimcisi Atilla Simsek arazilerin mulkiyet haklarinin satilmasinin ulke acisindan son derece sakincali bir durum yaratacagini soyledi. Buyuk Birlik Partisi Genel Baskan Yardimcisi Atilla Simsek arazilerin mulkiyet hakkinin yabancilara devredilmesinin ulkenin gelecegi acisindan son derece sakincali bir durum ortaya cikardigini soyledi. Sanliurfa’da 135 bin donum arazinin satildigi bilgisinin kendilerine geldigini soyleyen Simsek “Israilliler GAP bolgesinden toprak satin alarak bu bolgeye yatirim yapiyorlar. Bunu yakindan takip ediyoruz. Bu toprak alimlarini ayni zamanda Buyuk Israil Projesi icerisinde degerlendirmek gerekiyor. Suriye Irak ve bizim Guneydogu Anadolu bolgemizi icine alan bir proje bu. Bu amaclar dogrultusunda Kuzey Irak’taki Kurtlere yardim ediyorlar. Israil’in amaci orada Kurtleri ayaklandirmak oradaki Kurtleri kontrol altina almak istiyorlar. Bir yandan da toprak satin alarak Buyuk Israil Projesini hayata gecirmek istiyorlar. Bunun yaninda Sanliurfa’da Italyan Hastanesi’nde 2 bin Yahudi cocugun dogdugu iddia ediliyor. Israil’de dogum yapmak uzere olan kadinlar Sanliurfa’ya getiriliyorlar. Cocuklarin kimliklerinde dogum yeri olarak da Turkiye-Sanliurfa yaziyor. Bu cocuklar 20 yasina geldiklerinde tekrar bu bolgeye gelecekler ayni zamanda bunlarin burada arazileri de olacak o zaman ortaya cikacak tabloyu bir dusunun. O bolgeye Israilliler yerlesmis olacaklar. Sikinti burada” seklinde konustu.

Turkiye’de satilan arazilerin tamamiyla yabancilarin inisiyatifine gectigini ifade eden Atilla Simsek “Turkiye’de topraklarin mulkiyetinin yabancilara devredilmesi cok sakincali olur. Siz topragin mulkiyet hakkini satiyorsunuz. Bu toprak uzerindeki butun tasarrufunuzu yabancilara devrediyorsunuz anlamina gelecektir. Yarin o toprak uzerine bir sey yapmaya kalktiginizda bu konuda hicbir tasarrufunuz bulunmayacak. Yabancilar istediklerini yaparken siz bir hak iddia edemeyeceksiniz. Ama bunun yaninda kullanim hakkinin verilmesinde bir sakinca gormuyorum.

AB’DE BILE TOPRAKLAR SATILMIYOR

Ote yandan AB uyesi ulkelerin hic birinde toprak satisi soz konusu degil. Hicbir ulke toprak satmiyor. Sadece mulk edinme hakki taniyor. AB’de bizde oldugu gibi arazilerin mulkiyet hakkinin ulke disinda birine devri soz konusu degil. Bu konuda da AB orneklerinin iyice dusunulmesi gerektigini dusunuyorum” dedi.

MULKIYET HAKKININ DEVRI SOZ KONUSU

Yabancilara arazi satilirken gecmiste yasanan orneklerin goz ardi edinildigine de deginen Atilla Simsek sunlari soyledi: “Canakkale Sehitler Aniti’nin dikilecegi yer bir Ingiliz’e ait oldugu icin bu anit oraya dikilemedi. Buna ozellikle dikkat etmek gerekiyor.

Iste arazi satisinin sonuclarina dair carpici bir ornek size. Canakkale Sehitleri icin hazirlanan Anit istenilen yere dikilemedi su an ki yere dikildi. Eger arazilerin mulkiyet haklarini devrettiginiz zaman basiniza bunlar geliyor. Bunlari asla unutmamak gerekir”

MADEN SAHALARINA DA DIKKAT

Cok masum gorunmesine ragmen Turkiye’de maden arastirmak icin izin alan sirketlerin koy arazilerinin tapularini aldiklarina da deginen Simsek “Maden arastirmak icin izin alan sirketler koy arazilerinin tapularini da aldilar. Su anda butun kullanim haklari bu sirketlerin uzerinde. Bu sirketler satin aldiklari bu topraklar uzerinde hukuki olarak istedigi tasarrufu uygulama hakkina sahip. Turkiye’de eger toprak satislari olacaksa bu tur konularin enine boyuna dusunulmesi ve ele alinmasi gerekir. Bunlarin tam olarak dusunulmedigi verdigimiz orneklerden de acikca ortada.”dedi

Bolgeyi yeniden yapilandiriyorlar

Turkiye’nin komsusu Irak’ta bugun olusturulmak istenen yapiya da dikkat ceken Atilla Simsek burada meydana getirilmek istenen yeni yapilanmanin bolgede Israil hegemonyasi olusturacagini ve Buyuk Israil Projesi’nde de toprak alimlarinin bir asama oldugunu kaydederek soyle konustu: “Israil Kuzey Irak’taki Kurtlerden faydalanmak isteyerek burada kendi hedeflerini gerceklestirmek istiyor. Ozellikle Necef’te Allavi bir Sii devleti kurmak istiyor. Kuzey Irak bolgesine Allavi’nin yolladigi 100 bin aile yerlesecek. Bunun disinda Kirgizistan’dan getirilen Kurtler Kuzey Irak’a yerlestiriliyor. Dolayisiyla Allavi Kuzey Irak bolgesinin zaten Barzani ve Talabani’ye terk etmis durumda. Irak’ta ortaya cikan tablo bu. Turkiye’nin toprak butunlugu acisindan gelecegi yonelik olarak bu olusumlara da dikkat etmesi gerekir. Boylesi planlarin yapildigi bir ortamda yabancilara hele de GAP bolgesi’nde bahsettigimi cercevede toprak satisi son derece tehlikeli ve Israil’in projeleri dikkate alindiginda da bolgenin yeniden yapilandirilmasinda bir arac olarak karsimiza cikmakta.”


Papazlarin dili
cozuldu

Turkiye ile Avrupa Birligi arasinda cetin muzakere tarihi pazarliklarinin yasandigi su gunlerde papazlar tekrar sahneye cikti. Fener Rum Patrigi Bartholemeos’un ardindan Ermeni Patrigi Mesrop II de ustu kapali olarak papaz okulu acmak istediklerini soyledi

AKP Hukumeti’nin Avrupa Birligi yolunda verdigi tavizlerden ilham alan azinlik cemaatlerinin dini liderleri bir bir siraya gecti. AKP Hukumeti’nden Heybeliada Ruhban Okulu’nun acilacagi sozunu alan Fener Rum Patrigi Bartholemeos’un ardindan Turkiye Ermenileri Patrigi Mesrop II de papaz yetismeye ihtiyaclari oldugunu ve bunun icinde okul acilmasi gerektigini dillendirmeye basladi. Bir gazeteye demec veren Patrik Mesrop II “AB’ye uyum cabalarini bahane ederek devletten yeni odunler koparmak istediginiz yonunde haberler cikiyor Neden ayricalik pesindesiniz?” sorusuna verdigi su cevapla azinliklarin AB sureci arkasina siginarak bazi imtiyazlar koparmalarina tepki gosteren cevrelerden duydugu rahatsizligi dile getirdi: “AB’ye uyumu bahane etmemiz icin bir neden yok. Biz Anayasa’nin ve uluslararasi sozlesmelerin uygulanmasini istiyoruz. Tam tersine AB’ye karsi olan cevreler bizim ayricalik istedigimizi ileri surerek AB surecini engellemeye calisiyorlar. Ornegin hem Rum hem Ermeni azinligi hain ilan eden Ankara Ticaret Odasi’nin ‘Icimizdeki Hancer Fener Rum Patrikhanesi’ baslikli kitapcigi boyle bir cabanin urunu.”

YASALAR UYGULANMIYOR

Turkiye’de azinlik haklarina duzenlemeler getiren yasalarin tam olarak uygulanmadigini soyleyen Patrik Mesrop II “Yasalar tam olarak uygulansa ide sorun olmazdi. Biz Turkiye’nin AB uyeligi konusunda caylismalar yaptikama Turkiye’nin uyum saglamasi gereken noktalar da var” dedi. Turkiye Cumhuriyeti devleti ile iliskilerini iyi oldugunu belirten Patrik iliskilerin iyi olmasina ragmen bazi sorunlarini ilgili makamlara aksettirdiklerini ancak bir cozum alamadiklarini iddia etti.

MESROP DA OKUL ISTIYOR

Ermeni Patrigi Mesrop II de ustu kapali olarak Fener Rum Patrigi Bartholemeos gibi din adami yetistirebilmek icin papaz okulu acmak istedikleri soyledi. Mesrop II soyle devam etti: “Turkiye’de Hristiyan vatandaslarin ibadet ozgurlugune kimse karismiyor bu da dogru. Asil sorun su: Bu kiliselerde gorev yapacak rahipler nasil bulunacak? Rahipsiz kilise hahamsiz sinagog imamsiz cami olur mu? Dinî ibadet kadar dinî egitim de onemli degil mi? Hatta egitimsiz ibadet mumkun mu? Uzmanimiz yok. Alaydan yetisen rahipler kiliselerde dînî nasil vaaz edecekler?”

AZINLIK OKULLARI SANCI ICERISINDE

Mesrop II Ruhban Okulu’yla ilgili tartismalari da carpici buldugunu soyledi. Ruhban Okulu’nun MGK gundemine alinmasinin azinliklarla ilgili konularin hâlâ ulusal guvenlik konulari arasinda degerlendirildigini dile getiren Mesrop II soyle devam etti: Azinliklar bu ulkenin vatandaslari olarak sorunlarina bir guvenlik sorunu olarak bakilmasindan dolayi rahatsizlar. Azinlik okullari da sanci icersinde. Ayrimciligi korukleyen ibareler sadece kitaplarda degil.” Mesrop II ayrica Ermenilerin Turkiye’den toprak satin aldiklari yonundeki haberleri de yalanlayarak (!) “Van’da toprak satin alan Ermeniler kimlermis? Soyle bir liste yayinlasalar da herkes gorebilse bari. Elbette Turkiye Cumhuriyeti vatandasi olan her Ermeni istedigi yerde toprak da bina da alabilir.”dedi

AKP Turkiye’yi
karanliga surukluyor

MHP MYK uyesi Doc Dr. Kursat Eser iktidarin AB’ye uyum adi altinda cikarttigi ve vatan topraklarinin yabancilara harac mezat satilmasini saglayan yasa ile gelecekte ulkede vahim sonuclarin dogmasina neden olacagini soyledi. AKP iktidarinin Turkiye’yi sonu mechul karanlik bir noktaya tasidigini vurgulayan Eser “Yabanciya harac mezat satilan vatan topraginin icerisinde arsa ve binalar oldugu gibi tarim alanlari da girmektedir. Yabancilarin tercih ettikleri yerler icerisinde ulkemizin ve deniz turizminin en guzel sahilleri oldugu gibi stratejik degere sahip su ve enerji kaynaklarina yakin tarim alanlarinin da oldugu gorulmektedir” dedi. Yabancilarin almis olduklari topraklara bakildiginda Sanliurfa Gaziantep Kilis Hatay Adana Ankara Istanbul Izmir ve Antalya bolgeleri oldugu dikkat cekiyor diyen Eser “Suriye Yunanistan Israil Alman ve Ingilizlerin tercih ettikleri bolgeler son derece dikkat cekicidir. Yabancilarin mulk edindigi iller tablosu bunu acikca ortaya koymaktadir. Yabanciya mulk satisinin AB’nin yeni ulkelerdeki uygulamasina bakildiginda ozellikle Polonya malta ve Cek Cumhuriyetin de cok farkli bir uygulama gorulmektedir. Turkiye muzakerelere bile baslamamis ve baslayacagi da supheli olan bir ulke olarak yabanciya mulk satisini saglayan tek ulke konumundadir” diye konustu.


Varligimiz yabanci
ellere teslim ediliyor

Ankara Ulku Ocaklari Baskani Nuri Alici AKP’nin girdigi carpik iliskiler yuzunden Turkiye’nin once dort bir yandan simdilerde ise toprak alimlariyla icimizden sarildigini soyledi. Turkiye’de yasa ve kanunlarin dis gucler tarafindan belirlendigini de vurgulayan Alici “Turkiye’nin varligi gunden gune yabanci ellerine teslim edilmektedir. Son yillarda ‘AB’ne tam uyeligin hayali icinde” bir biri ardina inatla cikartilan ‘AB’ye uyum yasalari’ icinde olan ‘yabancilara toprak edindirme’ yasasi ile ataga gecen ve Turkiye’nin bircok yerinde ozellikle Guneydogu Bolgesinde toprak arsa gayrimenkul alimini hizlandiran ozellikle de basi ceken Israil’in bu cabasi gelecek yillarin Turkiye’si icin dikkat edilmesi gereken tehlikelerin en basinda yer almaktadir” dedi.

Ekici: Yasa bir an
once iptal edilmeli

4916 Sayili yasa ile yabancilara toprak alimi getirilmesi yonundeki uygulamanin hizla devam ettigine dikkat ceken MHP Genel Baskan Yardimcisi Mehmet Ekici “Cumhuriyet tarihinde hic bir hukumet simdiye kadar boyle bir kanunla yabancilara vatan topragini satmanin onunu acmayi cesaret edemedi. Sehitlerimizin kemikleri sizliyor. GAP’a mufettis gonderdikleri yolunda haberler okuyoruz. Ancak bu yetmez. Daha fazlasi yapilmasi gerek. Ben bu girisimi samimi bulmuyorum. Eger Turkiye Cumhuriyeti icin samimi bir sey yapmak istiyorlarsa Meclis acilir acilmaz bir an once bu gundeme getirilir ve gereken yapilir” dedi. Yabancilara toprak satilmasinin yaninda Turkiye’nin su kaynaklari uzerine de stratejik bir oyun oynandigini kaydeden Ekici “Yabancilarin ozellikle de Israillilerin toprak aldigi yorelere baktiginizda bu yorelerimizin su kaynaklari oldugunu gorurusunuz. Bu Turkiye acisindan son derece tehlikeli bir durumu ifade eder. Atalarimiz bu topraklara geldiklerinde ozellikle su boylarina sahip oldular. Biz simdi bu su boylarini kendi elimizle yabancilara teslim ediyoruz. Zaten topraklarimizda gozu olanlarin en buyuk ruyasi Dicle ve Firat havzasini Turkiye’nin elinden almak. Bu toprak satisinin yasa cikararak gerceklesmesini saglayanlar bunlari hic mi gormuyor” seklinde konustu. Vatan topraklarini bilerek ve kendisini kullandirarak sahsi veya firmasi adina yabancilar icin satin alanlarin ihanet icerisinde olacaklarini belirten Ekici “Vatan topragi her seyden degerlidir. Bu topraklarin satilmasi kabuul edilemez”dedi


Kaynak : yenicag
 


î Başa
İstanbul’u satıyorum, gözlerim kapalı! - Milli Gazete - 20 Eylül 2005 

Özelleştirme-güzelleştirme ile yağma-yeme arasında bir ayrım da olsun. Onu bizim gibi münafıklar değil de, en azından, ahlaklı, dürüst, vatansever, mümin, etikçi, AB’ci, devletine bağlı iş dünyası yapsın. Var mı öyle bir iş, var mı öyle bir dünya!
Özetleyeyim:
1. Kimsenin haberi olmadan, yüzde 15 TÜPRAŞ hissesi, Özelleştirme İdaresi’nin yüksek takdiri ile bir gecede onların oldu.
2. Bu arkadaşlar 6 ay boyunca TÜPRAŞ’ın yönetimine bir Truva atı gibi girdiler. Kimse tuhaf karşılamadı. Oradan zıplayıp ihaleye katıldılar, etkilediler. Ayıp bile olmadı.
3. 6 ay sonunda, kaptıkları hisselerin değeri üç katına çıkmış, 799 küsur milyon dolar gökten inmiş gibi oldu. Maliye Bakanı normal buldu.
4. Başkasının kazandığı Kuşadası liman ihalesini kaptılar. Ancak kimsenin haberi olmayan bir düzenlemeyi sadece onlar biliyordu.
5. Limana kazık çakıp beton atma ve işyerleri açarak ihale parasını kirayla bir yılda çıkarma imkanı elde ettiler.
6. Kuşadası halkı, huzursuz ahali problem çıkarınca, davalar filan gelince, “Ulan biz bu hükümete kanun da çıkarttırırız” tavrı aldılar.
7. Ulan, hakikaten iktidarın titiz çalışması sonucu bir gece ansızın o kanun da çıktı.
8. Sabah’ın pek yerinde biçimde “KutmanOfer Kanunu” dediği ameliye ile, Kuşadası’ndaki tüm imar, çevre, kıyı davaları düştü; belediyeler ile diğer müdahil kanunlar bypass edildi.
9. Kanun öyle haso çıkmıştı ki, bu kadar olur; çünkü, Kuşadası sayesinde İstanbul Galata limanını da “imtiyazlı” kılmıştı.
10. Hem, bu imtiyazı sadece bir imtiyazlının bilmesi, hem de ihaleyi kazanacak olan (yani o kadar mukadder idi) Kutman-Ofer biraderlere özel imar imtiyazı manasında.
11. Onlar da açıkçası, en yakın rakibe bile 3 milyar dolar fark ile ihaleyi kazandı. Yani o kadar bonkör davrandılar. Niye bu kadar fark oldu sorusunun cevabı da yakında ortaya çıkar herhalde.
12. Lakin, gözünü sevdiğim Türkiye medyasının bir kısmı, Galata ihalesi için verilen 4 milyar 300 milyon doları ayakta alkışladı. Ne büyük para idi bu! Hakkaten öyle idi de, üç yılı ödemesiz, 49 yıllığına, yıllığı bilmem kaç milyon dolardan kiralanmıştı Galata.
13. Geçmişte, Cenevizli, Venedikli tacirler, Galata bankerleri bile bunu akıl edememiş, ne Bizans, ne Osmanlı, ne Türkiye Galata’yı böyle satıvermişti. Yıllık bilmem kaç milyon dolara, İstanbul’un siluetini alıyor, hükümet, Maliye Bakanı sayesinde her türlü başka kanundan kaçıyor, yemeyip de yanında yatıyordunuz.
19.9.2005 / UMUR TALU / SABAH
 
İstanbul, ‘Yağma Hasan’ın böreği


î Başa
Ayasofya da satışta - Milli Gazete - 20 Eylül 2005

İstanbul, ‘Yağma Hasan’ın böreği

Kültür ve Turizm Bakanı Atilla Koç, Topkapı Sarayı ile Ayasofya Müzesi’nin de çok yakında özel teşebbüsün hizmetine ve ihalesine sunulacağını söyledi. Müzelerin işletmesini, korunmasını ve hediyelik eşyalarla tanıtılması için ihale açacaklarını kaydeden Koç; “Bu Türkiye’de bir ilk olacak. Önce birkaç yerde deneyelim dedik. Bunu bütün ören yerlerimize yayarsak gelirlerimiz daha iyi olacak” diye konuştu.

ANKARA
Kültür ve Turizm Bakanı Atilla Koç, itirafta bulunarak, kendisinin de tesadüfen öğrendiği İstanbul’da dünyanın en büyük müzelerinden biri olan Arkeoloji Müzesi’nin 1.5 trilyonluk ödenek yüzünden tam 14 yıl kapalı tutulduğunu açıkladı. Koç, müzelerin ve ören yerlerinin işletilmesinde özelleştirilmeye gidileceğini söyledi.
Kültür ve Turizm Bakanı Atilla Koç, Koç Holding Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa Koç ve Dr. Julian Raby’nin katılımıyla Kültür ve Turizm Bakanlığı’nda bir toplantı gerçekleştirildi. Bakan Koç, toplantıda yaptığı konuşmada, kendisinin bakanlığa geldiği ilk gün, hiçbir projenin yarım kalmayacağı sözünü hatırlatıp, kapalı müze sayının 36’dan 15’e indirilip yıl sonuna kadar üçe ineceğini, 130 olan kapalı kütüphane sayısının 130’dan 50’ye indiğini açıkladı. Bakan Koç, sene sonuna kadar kapalı kütüphane ve yarım kalmış proje kalmayacağını belirterek, “Gayet iyi tasarlanmış, ama iyi yerleştirilememiş kültür merkezleri projelerimiz vardı. Ben ve bakanlığım, Edirne’de 12 köprüsüyle varız. Anı Harabelerinde varız. Ak Damar Kilisesi ile Van’da varız. Yanlız turizm bölgelerinde değil, Kültür bölgelerinde de varız” dedi.
Bakan Koç, yakında Topkapı Sarayı ile Ayasofya Müzesi’nin işletmesini, korunmasını ve hediyelik eşyalarıyla dünyaya tanıtılması işlemlerinde özel teşebbüsün hizmetine ve ihalesine sunacaklarını açıkladı. Bunun Türkiye’de bir ilk olacağını vurgulayan Bakan Koç, “Şartlarını gayet iyi hazırladık. Önce bunu bir kaç yerde deneyelim dedik. Bunu bütün ören yerlerimize yayarsak, dünyanın ve Türk firmaları bu işin içini girerse gelirlerimiz ve ören yerlerimizin korunması ve yenilenmesi iyi olacak. İşte size çarpıcı bir örnek vereyim. İstanbul’daki Arkeoloji müzesi 14 yıldan beri 1.5 trilyonluk eksiklik yüzünden kapalı tutuluyormuş. Tesadüfen öğrendim ve emir verdim yapılmaya başlandı. Bu müze dünyanın en büyük müzelerinden birisi. Kapalı kalması ve kimsenin de dikkatini çekmemesi çok acı bir hadise. İtiraf edeyim bende tesadüfen öğrendim. Biz bu işleri özel teşebbüsle götürürsek onların etkin ve performansa dayalı çalışmalarıyla bu gibi skandallar olmayacağını düşünüyorum. Biz ve Türkiye hep beraber kazanacak. Bizim müteşebbislerimiz bu konudaki yardımları bize güç vermektedir” diye konuştu.

Smitson Vakfı ile mutabakat
Kültür ve Turizm Bakanlığı, Koç Holding ve Washington’da yerleşik, dünyanın en büyük müze kompleksi ve araştırma organizasyonu olan Smithson Vakfı ile bir mutabakat imzalayarak, ‘Türkiye’ konulu eserler sergileyecek. Mutabakat gereği sergiler ABD ile karşılıklı olacak ve Smithson galerisindeki eserlerde Türkiye’deki müzelerde izleyicilerle buluşacak. Koç Holding Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa Koç, toplantıda yaptığı konuşmada, sponsurluk olarak destek vereceği mutabakat çerçevesindeki projelere 10 yıl boyunca destek olunacağını açıkladı.(iha)
 
İstanbul’a küresel işgal


î Başa
İstanbul’a küresel işgal - 20 Eylül 2005 - Milli Gazete 


Küresel şirketlerin yağmasına sunulan İstanbul, adım adım yabancı şirketlere devredilerek özelleştiriliyor. Şehrin en güzel yerlerinden olan Galata sahilinden sonra Haydarpaşa ve Zeytinburnu sahilleri de halka kapatılarak yabancı kullanıcılara hazırlanacak.

î Başa Galataport sosyeteye hizmet verecek
Tartışmalı bir şekilde özelleştirilen Galataport, hazırlanan proje ile sosyeteye hizmet verecek bir alışveriş merkezi haline getirilecek. Türkiye Denizcilik İşletmeleri tarafından satışa çıkarılarak 3 milyar 580 milyon Avro’ya İsrail asıllı Ofer ailesi ile Global Menkul’ün sahibi Mehmet Kutman’a satılan Galata, İstanbul’un son zamanlarda küresel sermayenin işgaline uğradığını gösteren en önemli adımlardan birisi oldu.

î Başa Haydarpaşa DTM olacak
İstanbul’un en önemli simgelerinden birisi olan Haydarpaşa Garı, pek yakında Türk vatandaşlarının ancak “izinle” girebilecekleri bir bölge olacak. Çünkü Gar ve liman çevresinde 1 milyon metrekarelik alan da uluslararası gayrimenkul sermayesinin yağmasına sunuluyor. Bölge, Dünya Ticaret Merkezi ve Kruvaziye Yat Limanı olarak, tarihi ve kültürel değerlerinden koparılarak yeni ve yabancı müşterilere sunulacak.

î Başa Sırada yeni portlar var
Zeytinburnu Limanı için de, tıpkı Galataport ve Haydarpaşa limanında olduğu gibi Zeyport hazırlıkları sürdürülüyor. Zeytinburnu sahilinde, 3 adet 5 yıldızlı otel projesine start verildi. 17 Ağustos depremi sonrasında pilot bölge seçilen Zeytinburnu’nda 2 bin 400 bina için alınan yıkım kararı “Kentsel Dönüşüm Projesi” olarak adlandırılarak, yabancılara satışta gerekli altyapının hazırlıkları sürdürülüyor.Sırada yeni portlar var
Zeytinburnu Limanı için de, tıpkı Galataport ve Haydarpaşa limanında olduğu gibi Zeyport hazırlıkları sürdürülüyor. Zeytinburnu sahilinde, 3 adet 5 yıldızlı otel projesine start verildi. 17 Ağustos depremi sonrasında pilot bölge seçilen Zeytinburnu’nda 2 bin 400 bina için alınan yıkım kararı “Kentsel Dönüşüm Projesi” olarak adlandırılarak, yabancılara satışta gerekli altyapının hazırlıkları sürdürülüyor.

MUSTAFACANBEY- İstanbul
î Başa Fransızların ünlü devlet adamı Napolyon’un “Eğer dünya tek bir ülke olsaydı, başkenti İstanbul olurdu” sözü İstanbul’un önemini ortaya koyuyor. Dünyanın en önemli kentlerinden biri olan ve zaman zaman dünyaca ünlü şahsiyetler tarafından önemi dile getirilen İstanbul, son zamanlarda küresel sermayenin işgaline uğruyor.
1453 yılında Fatih Sultan Mehmet Han tarafından fethedilerek gelecek nesillere emanet edilen İstanbul’da son zamanlarda devam eden özelleştirmeler ve özelleştirme ihalelerine katılan alıcılar, kent üzerinde büyük oyunların oynandığını gözler önüne seriyor.

î Başa Yabancılar kapışıyor
İstanbul’un önemli yerleri bir bir yabancılara satılıyor. İstanbul’a vize uygulamaya kalkan ve vatandaşın serbest dolaşımını önlemeye çalışan zihniyet nihayet amacına ulaşıyor. İstanbul’un önemli yerleri özelleştirme adı altında birilerine satılarak, halkın önüne set çekiliyor. Son dönemde tartışmalı bir şekilde özelleştirilen ve halktan büyük tepki alan Galataport bunlardan biri. Türkiye Denizcilik İşletmeleri tarafından satışa çıkarılan ve 3 milyar 580 milyar Euro’ya İsrailli Ofer ailesine satılan Galataport, artık dünya sosyetesine hizmet verecek.
Galataport projesi tam bir burjuva bölgesi oluşturmayı amaçlıyor.

î Başa Galataport halka kapatılacak
100 bin metrekarelik alanı olan Galataport projesinin sahil uzunluğu bin 200 metreyi buluyor. Sahil şeridinin 600 metresine kuruvaziyer yolcu gemilerinin yanaşacağı liman yapılması, geri kalanının ise diğer işletmelere ayrılması öngörüldü. Tesis tamamlandığında liman bölümüne aynı anda iki küçük, bir büyük kruvaziyer gemi yanaşabilecek. Diğer bölümlerde ise 5 ve 4 yıldızlı oteller, eğlence ve alışveriş mekanları yer alacak. İşletmelerdeki toplam kapalı alanın 300 bin metrekare olması bekleniyor. Tamamen zenginlere hitap eden bir proje ile bölge vatandaşa tamamen kapatılacak.

Bak yeşil yeşil!..
Beyoğlu Belediye Başkanı Ahmet Misbah Demircan’ın sözleri bu iddiaları doğruları nitelikte. Konuyla ilgili bir açıklama yapan Demircan, “Yılda en az 2,5-3 milyon zengin turist gelerek bize günde en az 300 bin dolar bırakacak” diyor. Demircan, “Fındıklı ve Beyoğlu’na çıkan Boğazkesen Caddesi’nde düzenlemeler başlıyor. Bölge butik otellerle, cafelerle ve mağazlarla dolacak” dedi. Hükümetin bu girişimleri önümüzdeki günlerde yeni tartışmaları gündemimize taşıyacak gibi görünüyor.

î Başa Haydarpaşa’da büyük oyun
Haydarpaşa garı ve limanı çevresindeki 1.000.000 m2’lik kamusal alan da uluslar arası gayrimenkul sektörünün yağmasına sunuluyor. Dünya Ticaret Merkezi ve Kruvaziye Yat limanı adı altında  satılmaya çalışılan proje kamuoyunda Manhattan projesi olarak biliniyor. Haydarpaşa garı, liman alanı ve çevresi, İstanbul ve Anadolu’nun demiryolu ve ulaşım bağlantısı yok edilip, tarihi-kültürel değerleri yağmalanıp, küresel şirketlerin emrine sunulmak isteniyor. Türkiye Mimarlar Odası İstanbul Büyükkent Şubesi ve Birleşik Taşıma Çalışanları Sendikası, bölgenin peşkeş çekilmemesi için büyük bir mücadele veriyor. Sendika, konuyla ilgili bir açıklamasında “Dünya Ticaret Merkezi ve Kruvaziyer Liman adı altında IMF ve Dünya Bankası’nın emri doğrultusunda IMF’ye para aktarımı gerekçesiyle, küresel şirketlerin yağması gerçekleşirse, Haydarpaşa alanı İstanbul’un 1970 yılındaki, nüfusuna eşit yeni kullanıcılara açılacak, İstanbullular’a ve ülkemize kapatılacaktır” diyerek tepkisini dile getiriyor.
Haydarpaşa Garı, limanı ve çevresini ve Türkiye’deki tüm limanları özelleştirmeye açan ve küresel sermayenin şantiyesi haline getirecek olan özelleştirme ve talan projelerine toplumunu tepkileri ise sürüyor.

î Başa Galataport’tan sonra sıra Zeyport’ta
Öte yandan, 17 Agustos 1999 sonrası İstanbul Büyükşehir belediyesi Japon Jıcca firması ile pilot bölge seçilen Zeytinburnu’nda deprem çalışması yaptıktan sonra mevcut 16 bin 30 binadan 2400 binayı depreme dayanıksız olduğu için yıkma kararı aldı. Bu kamuoyuna “kentsel dönüşüm” projesi diye sunuldu. Ancak Zeytinburnu için önümüzdeki yıllarda önemli oranda değişime uğrayacak projeler hazırlandığı belirtiliyor. Bu çerçevede, İstanbul Zeytinburnu sahilinde büyükşehir belediyesi tarafından 3 adet 5 yıldızlı otel projesine de start verildi. Otel projeleri ile birlikte buraya gelecek misafirlerin de karşılanabilmesi bir otel daha yapılacak. Önceleri Kum deposu olarak kullanılan ve daha sonra gümrüklü sahaya dönüştürülen Zeytinburnu Limanı’nda Büyükşehir Belediyesi aynı Galata Limanı’nda olduğu gibi Zeyport yapma kararı aldı. Buranın da Galataport gibi önümüzdeki aylarda ihaleye çıkması bekleniyor. Bu limanın da aynı anda 10 tane büyük yolcu gemisinin yanaşabilecği şekilde yapılması bekleniyor. Öte yandan, şu anda devam eden 3 adet 5 yıldızlı otelin yanı sıra aynı Dubai’deki gibi 7 yıldızlı Kalyon Otel yapma projesi de Büyükşehir Belediyesi tarafından hazırlandı.
Bu arada, Zeytinburnu’nda eski deri fabrikalarının olduğu yer Büyükşehir Belediyesi tarafından yıkıldıktan sonra turizm ve kültür alanı ilan edildi. Bu alan da uluslar arası turizm devlerinin ve Türkiye’deki büyük holdinglerin iştahını kabartıyor. Ayrıca bölgede bulunan Türk Silahlı Kuvvetleri’ne ait, ağır bakım ünitesinin kaldırılması ve o arazinin de turizm bölgesine katılması planlarının yapıldığı bildiriliyor. Yine aynı bölgede bulunan Et ve Balık Kurumu’nun arazisi için de önemli planlar yapıldığı haberleri geliyor.




î Başa
ŞOK GELİŞME!.. IRAK POLİSİNİN DURDURDUĞU ARAÇTAN ARAP KIYAFETLİ 2 İNGİLİZ AJAN VE YOLA DÖŞENMEK ÜZERE HAZIRLANMIŞ MAYINLAR BULUNDU - Haber Vitrini 


Basra'nın Emin Dahili mevkiinde polis kontrol merkezinde dur ihtarına uymayan bir araca Irak polisi tarafından ateş açıldı.
20 Eylül 2005 Salı 00:06

 

Basra'nın Emin Dahili mevkiinde polis kontrol merkezinde dur ihtarına uymayan bir araca Irak polisi tarafından ateş açıldı.


Irak polisine ateşle karşılık veren araç, diğer polis araçlarının önünü kesmesiyle durdurulabildi. Üzerlerinde Arap kıyafetleri bulunan 2 kişi, aracın içinden İngiliz bayrağı sallayarak ateş edilmemesini istedi.


Araçtan indirilen şahısların üst aramasında Iraklı değil İngiliz oldukları tespit edildi. Araç içinde yapılan aramada yola döşenmek üzere hazırlanmış mayın ve silah ele geçirildi.


Irak polisince gözaltına alınan İngilizler, istihbarat servisine götürülerek sorgulanmaya başlandı. Yakalananların Iraklı grupların saldırısına uğramaması için aracın ele geçirildiği bölge ve istihbarat binası çevresinde İngiliz polisi yoğun güvenlik önlemleri aldı. Ayrıca 3 İngiliz ve Irak helikopteri havadan güvenliği sağlamaya çalışıyor. Iraklı otoritelerin 2 askeri serbest bırakmayı reddetmesinin ardından İngiliz bugün Basra'nın merkezindeki polis karakolunu kuşattı. Ardından göstericiler tarafından çevrelenen ve taş yağmuruna tutulan İngiliz güçleri protestoculara uyarı ateşi açtı. Bunun üzerine protestocular, 2 İngiliz tankını ateşe verdi. Tanklardan inen askerler ateş etmeden geri çekildi. Olayda yaralanan olup olmadığına dair bilgi verilmedi.

 


î Başa
SPK, Unakıtan'ı Tüpraş konusunda yalancı çıkardı - Vatan - 17 Eylül 2005

SPK Başkanı Cansızlar, Unakıtan'ın Tüpraş'ın yüzde 14.76'sının satışına ilişkin kararın İMKB'ye bildirilmesini istemedikleri iddiasının doğru olmadığını belirterek, "SPK bildirmeyin der mi? Bildirmemek mevzuata aykırı" dedi

17.09.2005

Maliye Bakanı Kemal Unakıtan'ın, Tüpraş'ın yüzde 14.76'sının satışına yönelik kararın "SPK istemediği için İMKB'ye bildirilmediği"ne ilişkin açıklamasına rağmen, Sermaye Piyasası Kurulu (SPK) Başkanı Doğan Cansızlar, "SPK'nın istemediği doğru değil. 2003 yılında çıkarttığımız bir tebliğ var" dedi. Cansızlar, durumu şöyle anlattı:

"Aksine Özelleştirme İdaresi Başkanlığı'nın (ÖIB) bu kararı bildirmesi zorunlu. Zaten bu yüzden inceleme yürütüyoruz. Bundan 10 yıl önce, 1995 yılında ÖİB'e SPK tarafından gönderilen bir yazı var. Yazıda, 'Uzun zaman alabilecek satış kararlarını, kararı aldığınız gün açıklamayın, bu piyasalarda bozucu etki yapıyor' şeklinde bir ibare var. O döneme ilişkin bir yazı bu. Ancak 2003 yılında biz bir tebliği çıkarttık. Bu kararların derhal bildirilmesine ilişkin çıkardığımız bu tebliğ Resmi Gazete'de yayımlandı. Ancak ÖİB'deki arkadaşlar bu tebliği gösterince 'Biz bu tebliği bilmiyorduk. 95'teki yazıyı esas alıyorduk' diyor."

Unakıtan, önceki gün yaptığı toplantıda, "Piyasaları altüst edici etki yapıyor diye SPK 'Bu kararları açıklamayın' dediği için İMKB'ye bildirmedik" demişti.

"Tebliği bilmiyorduk"
Gerekçe olamaz

Cansızlar, 1995 yılında OİB'e SPK Başkanı Ali İhsan Karacan imzasıyla gönderilen yazıyla ilgili "O zaman SPK'dan bir yazı gitmiş. ÖİB bir saüş kararı alıp, 6 ay sonra yapacağı satışı, kararı aldığı gün açıklıyor. Dönem itibarıyla da bu kararın açıklanması piyasalarda dalgalanma yaratıyor. SPK Başkam da demiş ki, 'Kararı aldığın gün açıklama, satış zamanı açıkla'. Sonra 8 yıl sonra biz 2003 yılında bir tebliğ yayınladık. 'Böyle bir şey yok, açıklanacak' dedik. Bu da Resmi Gazete'de yayımlandı. Bununla ilgili kurumları bilgilendirdik. Duyurduk. Web sitemize koyduk. Biz arkadaşları 'Neden açıklamadınız?' diye uyarınca, bize bu 95 tarihli yazıyı gösterdiler. Ama Tebliği bilmiyorduk' dediler. Bu tabii ki bir gerekçe olamaz. Bilmemeleri, mevzuata aykırılığı ortadan kaldırmıyor. Biz uyarımızı da yaptık, incelemeyi de başlattık" diye konuştu.

Insider için de inceleme başlattı
SPK Başkanı Doğan Cansızlar, geçtiğimiz Mart ayında Tüpraş'ın yüzde 14.76'sının Global Menkul Değerler aracılığıyla aralarında israilli Sami Ofer'in de bulunduğu yabana fonlara satışında iki ayrı inceleme yürüttüklerini söyledi. Cansızlar "Bu konuyla ilgili iki ayrı inceleme yürütüyoruz. Birincisi ÖIB'in bu satişa olanak sağlayan 7 Ocak'ta aldığı ÖYK kararını, bizim tebliğimize rağmen ve buna aykırı olarak ÎMKB'ye bildirmemesiyle ilgili, ikincisi de satışta insider (içeriden bilgi öğrenenlerin ticareti) olup olmadığına ilişkin" dedi.

'Mahkeme bilgisiyle haberdar olduk'
SPK'nm bu durumdan Petrol İş'in Mayıs ayında başvurusu üzerine mahkemeden gelen bilgiyle haberdar olduklarını söyleyen Cansızlar, ÖIB'in satışına dayanak oluşturan 7 Ocak 2005 tarihli ÖYK kararının, ÖlB'ce kamuya açıklanmamasının Özel Durumlar Tebliği'ne aykırılık oluşturduğuna karar verdiklerini söyledi. SPK'nın bu karan, "ÖYK kararının kamuya açıklanmaması, Seri 8/39 no'lu tebliğin (Özel Durumların Kamuya Açıklanmasına ilişkin Esaslar) 5/h-10. maddesine aykırılık oluşturmaktadır" şeklinde alındı. Cansızlar, bu kararın ardından, Ağustos ayında gönderdikleri bir yazıyla da önce ÖİB'i uyardıklarım, ardından da inceleme başlattıklarını söyledi. Cansızlar, başlattıkları insider incelemesi için de şunları söyledi:

"ikinci incelememiz insider olup olmadığıyla ilgili. Bu inceleme öyle kolay bir iş değil. Bu süreci tek tek inceleyeceğiz. Bu yönde bir ilişki var mı, yok mu araştırılacak. Tek tek ÖIB yetkililerinin ve gerekirse Global Menkul Değerler'in patronu Mehmet Kutman'ın da bilgisine başvuracağız" dedi. Cansızlar, ayrıca, bu incelemeye, gazetelerde yer alan haberleri ihbar kabul ederek başladıklarını belirtti.

Haber: Gülümhan GÜLTEN
 


î Başa
Kim bu Sami Ofer?- internethaber - 17 Eylül 2005 - Bekir Coşkun
 
--------------------------------
î Başa Bugün türlü hilelerle bir kaç milyar dolar karşılığında İsrailli ve uluslararası şirketlere devlet ve milletin bekası olan varlıklar satılıyor. Petrol, haberleşme, demir çelik, bankalar, kıyılar...
Türkiye Filistinlileştiriliyor. Doğru. İsrail devleti satın alınan Filistin toprakları üzerine kuruldu, şimdi ise Filistinliler devletlerinin bir kısmını geri alabilmek için savaşıyorlar.
Gün gelir bugün bir iki milyar dolara satılan değerleri 100 milyar dolar bile versek satmaya yanaşmazlar. Bugün milyar dolarlarla satılanlar gün gelir devlet ve milletin bekası için milletin kanı pahasına yedi düvele savaş açılarak geri alınmak zorunda kalınır. (s.ö.)
---------------------------------
 
Kim bu Sami Ofer?
17 Eylül 2005 03:09  
Bekir Coşkun, Tüpraş'ın hisselerinin önemli bir kısmının İsrailli iş adamı Sami Ofer'e satılmasına tepki gösteriyor. Coşkun, bakın hükümete nasıl çatıyor...
     Tüpraş hisselerinin yüzde 17.4'lük kısmının İsrailli iş adamı Sami Ofer'e satılmasına tepkiler sürüyor. Bugün de Hürriyet'ten Bekir Coşkun hükümete çattı: Bunlar ülkeyi yönetemez

Yazı: Bekir Coşkun
Kaynak: www.hurriyetim.com.tr


î Başa ‘Özelleştirme-Güzelleştirme’den yana olanlar hep birlikte ‘Koç daha iyi idare eder... Koç daha iyi idare eder...’ diye zıpladılar.

Kemal Abi mutlandı.

İçinden Ankaralı Oğuz’un ‘Gördün mü, gördün mü...’ türküsünü geçirdi.

(........)

İşte ucu Yüce Divan’a kadar gidecek olan bir rezalet, tam o saatlerde patladı:

Meğer TÜPRAŞ’ın yüzde 14.7’lik bir hissesini kamuoyundan gizli olarak, sessiz sedasız altı ay önce İsrailli işadamı Sami Ofer’e satmışlar.

TÜPRAŞ önceki gün özelleştirilince Sami Ofer’in havadan 240 milyon dolar para kazandığı ortaya çıktı.

Anladığım kadarıyla Başbakan’ın ‘Yolsuzluklara damardan girdik, artık her şey şeffaf’ dediği günlerde, Sami Ofer ile kapıların arkasında anlaşılmış ve TÜPRAŞ’ın yüzde 14.7’si satılmış.

Türkiye’nin haberi yok...

Bunda şeffaflık var mı?

*

Kim bu Sami Ofer?..

Bakın İsrail Haaretz Gazetesi ‘Ofer sadece İsrail’de değil, tüm dünyada hükümetleri maymuna çevirmeyi bilir’ manşetini attı, bizim daha ‘maymun’ olduğumuzdan haberimiz yokken.

Arkadaşımız Çiğdem Toker dünkü Hürriyet’te Sami Ofer’e hisse satışının gizli-kapaklı ve mevzuata aykırı nasıl satıldığının öyküsünü aktardı.

Vatan Gazetesi ise dün Sami Ofer’in oğlunun 23 Ocak 2004’te Davos Viktoria Otel’de Kemal Unakıtan ile, aynı gün Rinhaldi Otel’de Başbakan Erdoğan ile görüştüğünü yazdı.

Doğru mu?..

*

Bence Meclis Soruşturması gerekiyor.

Er-geç Yüce Divan’a uzanır bu iş.

Türkiye’yi yönetmeye kalkan, ama Türkiye’nin milyonda biri TÜPRAŞ’ı ‘Koç bizden daha iyi idare eder’ diyerek, farkında olmadan yeteneksizliklerini ve beceriksizliklerini itiraf eden Maliye Bakanı Kemal Abi aslında haklıydı.

î Başa Bunlar Türkiye’yi yönetemezler.

î Başa Yahudi işadamları ile otel odalarında iş bağlamak ile din-iman bezirganlığı çelişiyor.

Siz görseniz de, görmeseniz de...
Hosted by www.Geocities.ws

1