ANA SAYFA

GÜNCEL İNDEKS

 

 


- 300 BİN RUS ASKER, KAFKASYA'YA MUSALLAT OLMUŞ DURUMDA… - ajans kafkas
  ~ Pavel Felgengauer, Rusların çeşitli ordular içinde tam 300 bin askerinin Kuzey Kafkasya’ya musallat olduğunu yazdığı haber-yorumunda, ama bu kadar askerin bile er ya da geç gelecek patlamayı engelleyemeyeceğini savunuyor.
  ~ Moskova'ya daha yakın Kabardeyler ile dağlı Balkarlar arasındaki etnik sürtüşmelerin durumu daha da kızıştırdığını ifade ettiler, fakat her şeye rağmen kimse direnişçilerin darbesinin, bu kadar koordineli ve cesurca olacağını beklemiyordu.

- NÜKLEER SİLAH KİMDE ÇEÇENLERDE Mİ, BEREZOVSKİ’DE Mİ? - ajans kafkas

- Nalchik Violence and Government Conduct - Ajans Kafkas
  ~ "It would seem that after the original rebel force mostly melted away, the security forces began revenge attacks against the population, kidnapping and killing suspects more or less at random." Pavel Felgenhauer. Independent defense analyst. Moscow. 
  ~ there are over 300 corpses in the local morgue.
  ~ Experts have warned the Kremlin that repressions will backfire.
  ~ The official line is that the attackers were Islamic militants or Wahhabis, but nowadays all armed resistance forces in the Northern Caucasus are universally branded by the Kremlin as ´´Wahhabis´´and ´´international Islamist terrorists.´´
  ~ Most of the engagements lasted about an hour, and then the rebels melted away before Russian reinforcements could enter the city.
  ~ Three small groups of rebels (less than 20 men, most of them wounded) were stranded in Nalchik and were killed by Special Forces the next day.
  ~ After the Beslan school hostage-taking last year that ended in the loss of over 300 innocent lives, there was much fear that something as bad may happen in Nalchik.
  ~ Vladimir Putin has praised the security forces for preventing the capture of schools and mass hostage taking, though there is no evidence that the rebels had any intention to capture any school.
  ~ There is also no evidence that if the rebels would have in fact attack the civilian population in Nalchik, the security forces, could have done anything to stop them.
  ~ The history of contemporary urban anti-guerrilla engagements by Russian forces in the Caucasus, Americans in Iraq and so on, indicates that dislodging, killing or capturing over a hundred determined fighters, holed up within a big modern city requires much effort, a week or so of action and lots of tanks, heavy guns and attack aircraft support.
  ~ The casualty list, the duration of the fight and it´s intensify in Nalchik do not match do not match each other.
  ~ Information has been coming out of Nalchik that many families are reporting that young men are missing without explanation.
  ~ It would seem that after the original rebel force mostly melted away, the security forces began revenge attacks against the population, kidnapping and killing suspects more or less at random.
  ~ This may explain the abnormally large number of ´´terrorists´´ killed.
  ~ Another victory, another ´´liberated city,´´ some have been ´´liberated´´ so many times, they have been flattened.
  ~ By Pavel Felgenhauer. Independent defense analyst. Moscow.

- DOKA UMAROV; 'SİLAHLI MÜCADELEDEN BAŞKA ALTERNATİF YOK' - Ajans Kafkas

- CHP'Lİ VEKİL REHİN OĞLUNU SENETLE KURTARDI! - Haber Vitrini 
  ~ CHP Milletvekili Bayındır, özel hastanenin çıkardığı 43 milyarlık tedavi faturasını ödeyemedi. Borçlandı, ağladı: Peki ya vatandaş ne yapsın?

- KABARTAY-BALKAR'DAN GUANTANAMO'YA VE ÖTESİNE - Ajans Kafkas
  ~ Kabartay-Balkar’lı Müslüman Resul Kudayev ve Ruslan Odigov, yaklaşık 4 yıl kadar önce Amerikan askerleri tarafından Afganistan’da tutuklanmış ve terörist oldukları iddialarıyla apar-topar Guantanamo’ya gönderilmişler, yaklaşık 18 ay Guantanamo’da tutuklu kaldıktan sonra terörist olmadıkları, suçsuz oldukları Amerikan makamları tarafından yapılan soruşturma ve incelemeler sonrası anlaşıldığı için 2004’te ülkelerine iade edilmek üzere Rus makamlarına teslim edilmişlerdi.

- KABARDEY BALKAR’DAN DERSLER… ‘EVRİM Mİ DEVRİM Mİ?’ - Ajans Kafkas
  ~ 13 Ekim trajedisi tüm Rusya'ya Kabardey-Balkar hakkındaki gerçeği öğrenme fırsatı verdi: rüşvetçi, etkisiz ve yetkisiz hükümet halkı az kalsın 'İslam devrimine' götürüyordu.

- AKP'li vekil rektöre 'Ermeni' dedi - internet haber - 22 Ekim 2005
  ~ ‘100 rektör Van’a yürüyecekmiş. Ermenilerin göz diktiği Van’a, biz Ermeni kökenli Yücel Aşkın’ı rektör atıyoruz. Ama Ermenistan’ın 13 maddesinde Ağrı Dağı tasviri yer alıyor. Bunun diplomatik dildeki karşılığı egemen bir ülkenin başka bir egemen ülke topraklarına göz dikmesidir.’

 



î Başa
300 BİN RUS ASKER, KAFKASYA'YA MUSALLAT OLMUŞ DURUMDA… - ajans kafkas

22.10.2005 - 16:53:44
Beklenmeyen Nalçik saldırısının, Rus basınında yol açtığı beklenmeyen şok sürüyor. ’Biz demiştik’le başlayan cümleler kuran gazeteciler, ilginç iddialar da kaleme alıyorlar. Bunlardan biri de Noveya Gazeta’dan Pavel Felgengauer. î Başa Pavel Felgengauer, Rusların çeşitli ordular içinde tam 300 bin askerinin Kuzey Kafkasya’ya musallat olduğunu yazdığı haber-yorumunda, ama bu kadar askerin bile er ya da geç gelecek patlamayı engelleyemeyeceğini savunuyor.

Bizimkiler yani silovikler, Nalçik'te askeri eylem beklemiyorlardı. Tabii, Kabardey-Balkar'da durumun her geçen gün daha da tehlikeli olduğunu, toplu olarak mescitlerin kapatılmasının toplumu radikalleştirdiğini, î Başa Moskova'ya daha yakın Kabardeyler ile dağlı Balkarlar arasındaki etnik sürtüşmelerin durumu daha da kızıştırdığını ifade ettiler, fakat her şeye rağmen kimse direnişçilerin darbesinin, bu kadar koordineli ve cesurca olacağını beklemiyordu.

Raşid Nurgaliyev, Nalçik'te bulunan sekiz güç biriminin, 13 Ekim sabahı aynı anda saldırıya maruz kaldığını doğruladı, ancak direnişçilerin nereden geldiği, bu zorluklarda bir eylem planlayanların cephelerinin nerede olduğu konusunda, bakan açık bir şey söylemedi. Şimdi hükümette, direnişçilerin bir kısmının Şamil Basayev ve Doka Umarov'un adamları olduğu, diğerlerinin yerel İslami yeraltı örgütlerinin mensupları olduğu iddia ediliyor. Bu sonuçları çıkarmak için bölge ajan haber şebekelerine bile gerek yok, direnişçilerin internet sitelerini okumak yeterli. Görülen o ki, bizimkilerin hiçbir güvenilir kaynakları yok, şu ana kadar halen direnişçilerin şehre hiçbir engelle karşılaşmadan sabah mı girdiklerini, yoksa daha önceden şehirde örgütlenip saati mi beklediklerini, bunları bile bilmiyorlar.

RF içişleri ordusu generallerinin, saldırının doğaçlama olduğu ve 13 Ekim sabahı Belaya Reçka kasabasında yürütülen yerel temizlik operasyonuna cevap olarak gerçekleştirildiği iddiaları ise çok ilginç. Çıkan sonuç şu ki, bizim hükümetimiz, Kabardey-Balkar'da yeraltında organize olmuş silahlı ve etkili örgütün, bir saat sonra alınan beklenmedik bir emir üzerine, hazırlanıp, şehrin en önemli stratejik noktalarına saldırı gerçekleştirebilecek kadar yüksek askeri hazırlığı olan bir örgüt olduğunu kabul ediyor. Ve Rus güvenlik güçleri de hemen yanlarında kendilerinden daha iyi, organize olmuş bir güç biriminin olduğunu da fark edemiyorlar!

Hem polis ve asker hem de görgü tanıkları, saldırganların her hedefe 5-10 kişilik gruplarla saldırdıklarını teyit etti. Olaylarla ilgili havadislere göre, militanların büyük çoğunluğu 13 Ekim öğlene kadar, yani şehre takviye güçleri gelinceye kadar ya halk arasına karıştı, ya da geldikleri yere –ormana? dağlara? Çeçenistan'a?- geri döndüler.

Yerli halk ve gazetecilerin iddiasına göre, zaten Nalçik çevresindeki Rus kontrol noktaları yetersizdi ve 13-14 Ekim tarihlerinde onlar, şehrin güneyinde ne Belaya Reçka ne de Volnıi Avul bölgesinde yoklardı.

Az sayılı direnişçi grubun, aynı anda sekiz noktaya birden dağılmaları, açıkça şehri ele geçirme görevlerinin olmadığını gösteriyor. Nalçik'te daha büyük ses getirmek ve geri çekilmek amacıyla büyük düşman garnizonlarına, partizan saldırısı düzenlendiler. Sadece ondan fazla direnişçi yaralandı ya da nedense şehirde kaldı ve onlar da ikinci günü ele geçirildi. Eğer onların hepsi kalsaydı, inatlı mukavemet merkezleri kıyaslanamayacak kadar büyük olurdu.

Söylenenlerden çıkan sonuç, gerçek direnişçi sayısının 80'den fazla olmadığı ve hemen hemen hepsinin gittiği yönünde. Fakat Nurgaliyev, 72 direnişçinin öldürüldüğünü, 31'inin sağ olarak ele geçirildiğini iddia ediyor. Evet, şimdi soru şu; kimi öldürdüler? Ve devlet başkanının, 'elinde silahı ile mücadele eden herkes öldürülecek' yönündeki emri doğrudan ihlal edilerek ele geçirilen bu 31 kişi kim? Büyük ihtimalle, Çeçenistan'da, İnguşetya'da ve Dağıstan'da sürekli yapıldığı gibi, Nalçik'te de 13-14 Ekim tarihinde ölen tüm silovikler de ayırt edilmeden, hepsi direnişçilere yazıldı, temizlik operasyonlarında tutuklananlar da 'ele geçirilen militanlar' olarak takdim edildi.

Nalçik'te genel temizlik operasyonu halen yürütülüyor. Kabardey-Balkar İçişleri Bakanlığı Basın Sekreteri Marina Kyasova, 'güvenlik organları şehirde olabilecek direnişçi ve militanları arıyor' açıklamasında bulundu. Vladimir Putin de kendi adına 'Katı davrandık, bundan sonra da böyle devam edeceğiz, katı ve gerektiği gibi' eklemesinde bulundu.

Direnişçilerin Nalçik'teki temel görevi yerine geldi, kıvrak partizan saldırısı, sadece yeraltında büyük bir potansiyel olduğunu göstermedi, aynı zamanda, hükümeti ağır teknik silahlar ve helikopterlerle, anlamsız ve katı bir operasyon yürütmeye tahrik etti. Nalçik'te vahhabilere toplu bir destek yoktu ve öyle de olacak.

Her geçen yıl, Rusya'nın gerçek imkanları etkili olmak için bölgede daha da toplaşıyor. Bugün Çeçenistan'a 80 bine yakın federal güç bağlandı, onun sınırları çevresindeki garnizonlara ise 40 bin, tüm Kuzey Kafkasya bölgesinde 300 bin kadar, Savunma Bakanlığı, İçişleri Bakanlığı ve FSB gibi farklı ordulara bağlı asker bulunuyor. Tüm bu ordular yavaş yavaş fakat gerçekten kontrol altından çıkan bölgede, durumu zorlukla kontrol altında tutmaya çalışıyor. Güney Osetya veya Abhazya'da durum kızıştığı takdirde Transkafkasya'ya da girilecek olursa, Kuzey Kafkasya patlayacak. Eğer şu anda olduğu gibi aynı pozisyonda oturmaya devam edilecek olursa, eninde sonunda yine patlayacak.

Siyaset uzmanları, bir yıl önce, federal bölgelerin başkanlarının seçimlerinin iptal edilmesi ve başkanların Moskova'dan atanacağı konusunda ve anayasaya da aykırı olan kanunun, mevcut durumu Kafkasya'da hızlı bir felakete götüreceğini söylemişlerdi. Ve şu anda bu oluyor. Bir de Kremlin tarafından atananların yolsuzlukla bağlantıları, hortumculukları, Dmitri Kozak'ın yapacağı herhangi bir pozitif girişimi de, Moskova'da tamamen felce uğratıyor.

ÖZ/AK



î Başa
NÜKLEER SİLAH KİMDE ÇEÇENLERDE Mİ, BEREZOVSKİ’DE Mİ? - ajans kafkas

22.10.2005 - 16:02:10
Çeçen direnişçiler ile halen Londra’da yaşayan işadamı Boris Berezovski arasında ve FSB’nin kontrolündeki basın üzerinden yürüyen tartışmada, nükleer silaha sahip olma konusunu her iki taraf da birbirinin üzerine atıyor.

Geçtiğimiz Pazar günü FSB ile dirsek temasındaki Chechen Soicety isimli bir gazete, Çeçen direnişçilerin nükleer silahı olduğu haberini geçti. Gazeteye 'Zahar' imzasıyla gönderilen mektupta, Çeçen direnişçilerin silahları, İngiltere'de siyasi sığınmacı olarak bulunan oligark Boris Berezovski'den aldığını iddia ediyordu. Bu mektup, nükleer silah yapımı ve satımı konusunda, Berezovski ile Çeçen direnişçiler arasında devam eden tartışmanın şimdilik son noktası.

Geçen sene Ekim ayında Berezovski, verdiği bir röportajda, kendisine 3 milyon dolara küçük ebatlı nükleer silah satımı teklifinde bulunan Zahar ile görüşerek bir eylemi engellediğini ileri sürmüştü. Berezovski ayrıca Zahar ile konuşmasını bir teybe kaydettiğini ve kaseti Rusya Güvenlik Hizmeti Başkanı Nikolay Patruşev ile FSB’ye verdiğini de söylemişti.

Berezovski röportajında, ‘Görüldüğü kadarıyla onlar bana, benim Putin rejiminin açık düşmanı olduğum ve teklifleri ile ilgileneceğimi düşünerek geldiler’ iddiasında bulunmuştu.

Zahar ise aslında silahları Berezovski'nin satmaya teşebbüs ettiğini söylüyor. Adını aklamak için yazdığını öne sürdüğü mektubunda Zalar, ‘Milyarder Boris Berezovski basında benim adımı karalamaya yönelik olarak yalan bir kampanya başlattı, beni nükleer silahlara ulaşan tehlikeli bir terörist olarak tasvir etmeye teşebbüs etti. Görüşmelerimizin birinde, 2000 yılında Paris'te, Berezovski bana kendisinin hiçbir zaman Çeçenistan'ın bağımsız bir devlet olmasına müsaade etmeyeceğini söylemişti’ diye yazıyor.

Zahar, elinde bulunan tüm belgeleri de, Berezovski'nin aleyhine Londra mahkemesinde dava açılması için 8 Eylül tarihinde Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne sunduğunu da vurguladı. Zahar'ın mektubunda, ‘Ben inanıyorum ki, Boris Berezovski atom bombasının kullanılması için emir verebilir, daha sonra da suçu Çeçenlere atabilir. O bunu kendisine veya Moskovalı kafadarlarına gerektiğinde yapabilir’ iddiası da bulunuyor.


IP/ÖZ/AK



î Başa
Nalchik Violence and Government Conduct - Ajans Kafkas

22.10.2005 - 00:15:11

î Başa "It would seem that after the original rebel force mostly melted away, the security forces began revenge attacks against the population, kidnapping and killing suspects more or less at random." Pavel Felgenhauer. Independent defense analyst. Moscow. 

´´Eyewitnesses not only report horrific stories of indiscriminate killings, a massacre, but also say that the number of dead in Nalchik is several times higher than officially reported and that î Başa there are over 300 corpses in the local morgue.

The situation is especially urgent and of great public concern, because the killings in Nalchik have not stopped bloody cleansing or zachistki, accompanied by heavy shooting are continuing in residential areas...´´

By Pavel Felgenhauer

 

The attack by rebels last week on Nalchik - the capital Kabardino-Balkaria - was hardly a surprise.

Local authorities have been accused by human rights organization of brutal suppression of Islam and of closing mosques in the predominantly Muslim Kabardino-Balkaria.

î Başa Experts have warned the Kremlin that repressions will backfire.

The security services and their local cadre in Kabardino-Balkaria still do not know for sure where did the rebels come from, how many fighters were involved in the attack, how many fled after the shootout and were to.

î Başa The official line is that the attackers were Islamic militants or Wahhabis, but nowadays all armed resistance forces in the Northern Caucasus are universally branded by the Kremlin as ´´Wahhabis´´and ´´international Islamist terrorists.´´

The authorities have accused well-known Chechen warlords Shamil Basayev and Doku Umarov of contributing forces to the attack on Nalchik.

Again, the Russian security services do not seem to know how many if any Chechens were involved or how did they penetrate Kabardino-Balkaria that does not have a common border with Chechnya.

It´s possible that our security officials are deriving their information on the Nalchik attack from rebel Web sites, because they do not have any reliable agents of the ground.

Small groups of rebels of 3 to 10 men simultaneously attacked police stations and other military targets (9 locations in all) in Nalchik last Thursday at 9 am.

î Başa Most of the engagements lasted about an hour, and then the rebels melted away before Russian reinforcements could enter the city.

Security forces and army units began putting up roadblocks around Nalchik long after most of the action was over and these pickets did not cover the entire perimeter of the city.

î Başa Three small groups of rebels (less than 20 men, most of them wounded) were stranded in Nalchik and were killed by Special Forces the next day.

The authorities have announced that 92 rebels have been killed, 37 - taken prisoner, 24 security force members and 12 civilians perished and that there are over a hundred wounded.

î Başa After the Beslan school hostage-taking last year that ended in the loss of over 300 innocent lives, there was much fear that something as bad may happen in Nalchik.

î Başa Vladimir Putin has praised the security forces for preventing the capture of schools and mass hostage taking, though there is no evidence that the rebels had any intention to capture any school.

î Başa There is also no evidence that if the rebels would have in fact attack the civilian population in Nalchik, the security forces, could have done anything to stop them.

The Kremlin has declared the entire engagement a victory, arguing that the rate of casualties is strongly in favor of the security forces.

But the official body count raises many questions.

î Başa The history of contemporary urban anti-guerrilla engagements by Russian forces in the Caucasus, Americans in Iraq and so on, indicates that dislodging, killing or capturing over a hundred determined fighters, holed up within a big modern city requires much effort, a week or so of action and lots of tanks, heavy guns and attack aircraft support.

î Başa The casualty list, the duration of the fight and it´s intensify in Nalchik do not match do not match each other.

î Başa Information has been coming out of Nalchik that many families are reporting that young men are missing without explanation.

î Başa It would seem that after the original rebel force mostly melted away, the security forces began revenge attacks against the population, kidnapping and killing suspects more or less at random.

î Başa This may explain the abnormally large number of ´´terrorists´´ killed.

Local security officials could have used the occasion to settle old scores with suspected ´´Wahhabis,´´ while the large number of dead ´´terrorists´´ pleased the Kremlin and allowed it to declare victory.

In the past human rights groups have accused security forces in the Caucasus of constantly kidnapping and massacring civilians, including women and children to terrorize local populations to into accepting rule from Moscow.

Now Putin, during a televised meeting with his security chiefs last Friday, has indorsed the same policy in Kabardino-Balkaria: ´´We have acted ruthlessly and will do the same in the future.´´

Heavy-handed Russian policies have in the past only fanned the flames in the Caucasus.

Repression, kidnappings by security forces, mass murder - have increased hatred, recruited new rebels and caused the conflict to spread out of Chechnya over the region.

î Başa Another victory, another ´´liberated city,´´ some have been ´´liberated´´ so many times, they have been flattened.

î Başa By Pavel Felgenhauer. Independent defense analyst. Moscow.

Source:
www.worldsecurityinstitute.org

 

 

211005 Pavel Felgenhauer



î Başa
DOKA UMAROV; 'SİLAHLI MÜCADELEDEN BAŞKA ALTERNATİF YOK' - Ajans Kafkas

22.10.2005 - 12:15:12
Radio Liberty, Çeçenistan direnişinin Batı bölgesi komutanı Doka Umarov ile dağlarda bir söyleşi gerçekleştirdi. 10 yıldır mücadelenin içinde olan, babası, karısı ve çocuğundan sonra geçtiğimiz aylarda kızkardeşi de Kadirov’un ölüm mangaları tarafından kaçırılan ve bir daha haber alınamayan Umarov, Radio Liberty muhabirine şu anki mücadeleden ve mücadelenin alması beklenen şekilden, Çeçenistan’daki radikalliğe ve vehhabiliğe kadar bir çok konuda açıklamalar yaptı.

Dik bir yamacın dibinde ıslanmış bir küme çadır. Burası, Çeçen güçleri Batı kanadı komutanının kampı. İki haftadır süren yağışlar, hiç bir şey yapmamış görünüşe göre, sadece Doku Umarov’un ruhunu biraz nemlendirmiş. Hafif bir topallığa rağmen Umarov, yiyecek, ilaç ve mermi gibi gelecek baskın için gerekli lojistikleri toplamakla meşgul.

Umarov, sadece 40 yaşında ama yüzü, bir kurşun yarası ve on yıllık savaş bedeliyle olduğundan çok daha yaşlı görünüyor. Doku Umarov, bugün Rusya’nın en çok aranan adamlardan biri. Ama hiçbir bıkkınlık ya da yorgunluk ve korku işareti göstermiyor. Silahlı mücadele, onun için bir yaşam tarzı haline gelmiş.
Radyo Liberty muhabirine ‘Mashadov’un kaybı çok ağır oldu ama bir komutanı kaybettiğimizde yeri daha genç ve enerjik biri tarafından dolduruluyor ve ölümünün etkisi atılıyor’ diyen Umarov, sözlerini şöyle sürdürüyor; ‘Faşist Rus yönetiminden özgür kalana kadar hiçbir alternatif göremiyorum. Çünkü şu anda bize bırakılmış başka bir ihtimal yok, özellikle Rusya ve sözde Rus ordusunun altı yıl boyunca burada yaptıklarından sonra. Bana göre hiçbir dürüst vatansever ya da Çeçenistan vatandaşı başka bir yol göremez.’

Umarov da, şu andaki birçok isyancı lider gibi, Putin ile diyalogun imkansız olduğu görüşünde, silahlı direnişin de şu an ki Rus liderliğinden daha uzun süreceğine inanıyor. Doka Umarov’a göre, 2000’den beri yani Putin döneminden beri işler biraz kötüydü ama zaman değişiyor. Putin’in zamanı bitmek üzere ve mantıklı biri Rusya’nın başına geçecek.

Umarov, Rusları sıkıştıran ve en sonunda çekilmeye zorlayan bir savaştan söz ediyor.
Ama on yıl süren şiddetli bir savaştan sonra kaç tane Çeçen, savaşa devam etmeye dayanabilir? Çeçen lider, ilk savaşa destek verenler de dahil olmak üzere birçoklarının günlük hayata etki eden korku ve umutsuzluğa yenildiklerini kabul ediyor. Doku Umarov’un ifadesi net; ‘Bugün onlar, FSB ve diğer hükümet yapıları tarafından oluşturulan korku yüzünden biraz kırıldılar. Çeçenistan’da yaptıkları her şeyi, insanların huzurunu ve insanlık onurunu kırmak için yapıyorlar. Ve gerçek başarıya ulaştılar çünkü korkunç şeyler yapıyorlar.’

Korku direnişin ruhunu kemirirken Rus devlet propagandası, Çeçen direnişine islami aşırıcılığın hakim olduğu fikrini besliyor. Radikal Müslüman savaşçılar yerlerindeler ama ayrımcı birliklerden fazla uzakta değil. Bugün Ruslar, geleneksel Çeçen Müslümanlara ve laik vatanseverlere karşı savaşıyorlar. Umarov kendini bir gelenekselci olarak tanımlıyor; ‘İlk savaşın başlamasından önce 1994’de işgal başladığında, savaşın kaçınılmaz olduğunu anlamıştım. Buraya bir vatansever olarak geldim. O zamanlar doğru dürüst ibadet etmeyi bilip bilmediğimi bile tam hatırlamıyorum. Bana Vehhabi ya da radikal Müslüman demeleri çok komik.’

Her tarafa yayılan korkuya rağmen Umarov, boşalan kadrolarını tekrar doldurmada pek zorluk çekmediklerini söylüyor. Ama çok sayıda tecrübeli saha komutanının Ruslar tarafından öldürdüğünü de kabul ediyor: ‘Hayat böyle. Belki yarın buralarda olmam. Ölümsüz ya da Tanrı değiliz, hayat devam ediyor. Çoktan yaşlandık. Ve yerlerimizi bırakmak zorundayız. Biz bıraktıktan sonra yerlerimizi doldurmak için kaç tane gencin kuyruğa gireceğini izleyin. Mashadov ve birçokları Allah yolunda canlarını verdiler. Mashadov şehit oldu ve yeri 38 yaşındaki, genç, parlak, iyi eğitimli ve enerji dolu Sadullayev tarafından dolduruldu. Mashadov’un kaybı ağır oldu ama bir komutanı kaybettiğimizde yerine daha genç ve daha enerjik biri gelir ve bu kayıptan dolayı hissettiğimiz üzüntüyü unuturuz.’

Karanlık bastığında Umarov’un küçük kampı uyanıyor. Gündüzleri hareket etmek çok tehlikeli ama gece karanlığında, ormanda Ruslar ve Çeçen vekilleri, direnişçileri yalnız bırakmayı tercih ediyorlar.

 
 




î Başa
CHP'Lİ VEKİL REHİN OĞLUNU SENETLE KURTARDI! - Haber Vitrini 


î Başa CHP Milletvekili Bayındır, özel hastanenin çıkardığı 43 milyarlık tedavi faturasını ödeyemedi. Borçlandı, ağladı: Peki ya vatandaş ne yapsın?
22 Ekim 2005 Cumartesi 10:55

 

CHP Kırşehir Milletvekili Hüseyin Bayındır’ın başına gelenler, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın, “Hastanelerde kimse rehin kalmayacak” sözlerini tekzip etti. Bayındır’ın iki aydır hastanede tedavi gören oğlu, borç senedi imzalandıktan sonra taburcu olabildi.

Bayındır, beyin tümörü nedeniyle 16 yaşındaki oğlu Deniz’i Anadolu Sağlık Merkezi’ne yatırdı. Oğlu iki ay hastanede kalan Bayındır’a, 43 bin YTL’lik (43 miliyar lira) fatura çıkarıldı. Faturayı ödeyemeyince zor anlar yaşayan CHP’li vekil, oğlunu senet imzalayarak çıkarabildi.

Paran yoksa öl

Bayındır, “Ben milletvekili olarak çocuğumu hastaneden senetle çıkardım, vatandaş, asgari ücretli ne yapacak?” diye sordu. Parası olmayanın yaşama şansı bulunmadığını savunan Bayındır, “Türkiye’deki sağlık tamamen paralı. ‘Paran varsa yaşarsın, yoksa ölürsün’ deniliyor” diye yakındı.

“Benim yerimde asgari ücretli bir vatandaşın çocuğu olsaydı, ölürdü” diyen Bayındır, devletin hastaneleri kendi kaderine terk ettiğini savundu. Oğlunun tedavisi içen gereken robotun sadece bir özel hastanede olduğunu belirten Bayındır, “Gidebileceği bir tek yer vardı. O da özel hastaneydi. Devlet tarafından da ödeme yapılmıyor” diye konuştu. Türkiye’de devlet hastanelerinde MR ya da tomografi çektirmek için aylar sonrasına gün verildiğine işaret eden Bayındır, “Oysa benim 2-3 gün içinde bunları yaptırmam gerekiyor. Sağlık Bakanlığı, teknolojinin çok gerisinde” dedi.

Hastanelerle aylardır iç içe yaşadığını, ortaya çıkan manzarının içler acısı olduğunu belirten Bayındır, “Ben damdan düştüm, damdan düşenin halini anlarım” diye konuştu. Yaşadığı duruma isyan eden Bayındır şunları söyledi:

“Doktor var, yetişmiş insan var ama onlara sahip çıkan anlayış yok. Vatandaşa sağlık hizmeti vermesi gereken Sağlık Bakanı, tüccarlık yapıyor. Başbakan’ın pazarlama anlayışıyla sağlık kâra dönüşmüş. Sürekli özelleştirmeyi savunuyorlar. Ama ben bir milletvekiliyim, bunun fiili hayatta böyle olmadığını yaşayarak gördüm.”

AKP’nin sağlık politikasının tam bir fiyasko olduğunu iddia eden Bayındır, “Her şeye katkı ödüyorsunuz ama kaderinizle başbaşa bırakılıyorsunuz. AKP’nin sağlık anlayışına göre parası olan yaşar, olmayan ölür” dedi. Hükümetin sürekli yasa çıkardığını ancak gerçek yaşamdan haberi olmadığını belirten Bayındır, “Cilalı laflarla bu işler olmuyor” diye konuştu.

Oğlu Deniz’in şu anda evde olduğunu belirten Bayındır, “Allah’tan umut kesilmez” dedi. Yaşam mücadelesi veren oğlunun ızdırabı ile aylardır yaşayan Bayındır, kimi zaman engel olamadığı göz yaşları ile hakkını aramaya çalışıyor. CHP’li vekil, “Hastane parasını nasıl ödeyeceksiniz?” sorumuzu ise dolu gözlerle bakarak cevapsız bırakıyor.

Kirada oturuyor otomobili ise 1992 model

HÜSEYİN Bayındır, milletvekili seçilmeden önce Kırşehir İl Kültür Müdürü’ydü. Kirada oturan Bayındır’ın 1992 model Broadway marka otomobili var. “Dün de paramız yoktu, bugün de yok” diyen Bayındır, “Borcumuzu ödeyeceğiz” ifadesini kullandı.

Bayındır’ın oğlu Deniz’i, Prof.Dr. Gazi Yaşargil 16 Temmuz’da Bayındır Hastanesi’nde ameliyat etmişti. Yaklaşık 25-30 milyar lira tutan hastane masraflarını o dönem Meclis ödemişti.

Deniz’in tedavisi için girmek zorunda olduğu ‘Siberknife’ adlı robotun sadece Anadolu Sağlık Merkezi’nde olduğunu belirten Bayındır, “Başka hastanede yoktu” ifadesini kullandı.

Meclis İdare Amiri Fevzi Berdibek, Meclis’in anlaşmalı hastanelerin faturalarını ödediğini belirterek, “Anadolu Sağlık Merkezi ile anlaşma yok. Bu nedenle karşılanmıyor” ifadesini kullandı

Bayındır’ın durumu Meclis Başkanlık Divanı’nda konu gündeme geldiğinde TBMM Başkanı Bülent Arınç’ın, “Biz, milletvekillerinin sağlığı ile ilgili gerçek anlamda harcama olduğunda hiçbir şeyden kaçınmayız. Yapılabilecek bir şey varsa, formaliteler yerine getirildikten sonra yapalım” dediği öğrenildi.



î Başa
KABARTAY-BALKAR'DAN GUANTANAMO'YA VE ÖTESİNE - Ajans Kafkas

22.10.2005 - 11:08:53
FİKRET ERTAN


Rusya’nın Kafkaslar’daki Kabartay-Balkar bölgesinin başkenti Nalçik’e kalabalık bir silahlı grup tarafından geçen hafta yapılan baskın ve sonuçları hâlâ gündemde.

Haberlere göre, Nalçik hâlâ gergin durumda; şehrin çeşitli yerlerinde polis ve ordu barikatları var; devriyeler hâlâ geziyor, operasyonlar hâlâ devam ediyor.
Nalçik baskını benim de gündemimde; baskının mahiyetini, amacını, sonuçlarını değerlendiriyor, bunların Kabartay-Balkar için gelecekte hangi anlama geldiğini düşünüyorum. Diğer yandan Kabartay-Balkar başka bir bağlantıyla da benim ve dar bir çevrenin de gündeminde bugünlerde.
Amerika’nın Küba’da bulunan ve Afganistan’da tutukladığı 600 kadar kişiyi yaklaşık 4 yıldır tuttuğu Guantanamo hapishanesi ile Kabartay-Balkar’lı iki Müslüman arasındaki bağlantı bu... î Başa Kabartay-Balkar’lı Müslüman Resul Kudayev ve Ruslan Odigov, yaklaşık 4 yıl kadar önce Amerikan askerleri tarafından Afganistan’da tutuklanmış ve terörist oldukları iddialarıyla apar-topar Guantanamo’ya gönderilmişler, yaklaşık 18 ay Guantanamo’da tutuklu kaldıktan sonra terörist olmadıkları, suçsuz oldukları Amerikan makamları tarafından yapılan soruşturma ve incelemeler sonrası anlaşıldığı için 2004’te ülkelerine iade edilmek üzere Rus makamlarına teslim edilmişlerdi.


Kabartay-Balkar’a tutuklu gelen ve durumları Rus makamları tarafından da bir kere daha soruşturulan Resul Kudayev ve Ruslan Odigov, bu makamlar tarafından da suçsuz bulunup 24 Haziran 2004 tarihinde serbest bırakılmalarına rağmen bu tarihten bu yana polis gözetimi ve baskılarından bir türlü kurtulamamışlardı.
Bu iki Kabartay-Balkar’lı Müslüman genç, Guantanamo tutuklularını kendine dert edinen, bunların haklarını savunmak için olağanüstü bir mücadele veren bir İngiliz insani yardım kurumu ve bunun güzide avukatı Clive Stafford Smith’in de gündeminde. Smith, bu iki Müslüman’a, adına çalıştığı kurum adına bir mektup yazarak kendilerini haksız yere Guantanamo’da tutan Amerikan hükümetini dava etmelerini, tazminat talebinde bulunmalarını istemiş bulunuyor.

Smith, mektubunda bu iki mağdurdan cevaplamalarını istediği Guantanamo şartları ile ilgili birçok soruya da yer verirken bütün Guantanamo tutuklularının katılacağı bir de konferans düzenleyeceklerini de bildiriyor.

Yeri geldiği için Smith’in çalıştığı kurumu burada belirtmeden geçmemem gerekiyor. Smith REPRIEVE adlı İngiliz kurumu adına çalışıyor; esasen kendisi REPRIEVE’in hukuk bölümü başkanı. REPRIEVE, İngilizce bir cezanın ertelenmesi ya da iptali anlamına gelirken geniş anlamda yardım etmek, yardımda bulunmak anlamlarını da taşıyor. İlgilenenler olabileceği için burada REPRIEVE’in internet adresini de verelim: Reprieve.org.uk.

Smith’in mektubuna dönersek, bu mektubun söz konusu kişilerin eline geçip geçmediğini, geçtiyse nasıl hareket ettiklerini doğrusu bilmiyorum. Ne var ki, bu kişilerin akrabalarından alınan haberlerden, bu ikisinin hâlâ polis gözetiminde oldukları, evlerinin sürekli arandığı, hukuken serbest olmalarına rağmen fiilen olmadıkları, kalçasında hâlâ mermi bulunan Kudayev’in pasaport alamadığı, kısacası bugünkü şartlarda ikisinin de İngiltere’ye gitmelerinin mümkün olmadığı anlaşılıyor.

Kabartay-Balkar’dan Guantanamo’ya uzanan bağlantı ve iki Kabartay-Balkar’lı genç Müslüman’ın hikayesi işte böyle. Bu bağlantının bir de ötesi var tabii; o da mesela geçen yıl Guantanamo’dan serbest bırakılıp Türkiye’ye dönen ve serbest bırakılan iki Türk ile ilgili tarafı. Serbest kalan ve Guantanamo’da başlarına gelenler hakkında hiç konuşmayan bu iki şahıs acaba Smith’ten mektup aldılar mı, aldılarsa ne yaptılar, bunlar dava açmayı düşünüyorlar mı acaba?

Oldukça uzun olan bu yazıyla haberleri yoksa ben onları da REPRIEVE ve Smith’ten haberdar etmiş olayım.



kaynak/zaman gazetesi



î Başa
KABARDEY BALKAR’DAN DERSLER… ‘EVRİM Mİ DEVRİM Mİ?’ - Ajans Kafkas

21.10.2005 - 16:09:53
KavkazWeb’in genel yayın yönetmeni Osman Mazukabzov, 13 Ekim’in bir trajedi olduğunu söylüyor, rüşvetçi, etkisiz ve yetkisiz hükümetin, halkı az kalsın bir 'İslam devrimine' götüreceğinin altını çiziyor. İşte Mazukabzov’un kendi sitesinde yayınlanan Nalçik saldırısı ve sonrasını değerlendirdiği yazısı.

î Başa 13 Ekim trajedisi tüm Rusya'ya Kabardey-Balkar hakkındaki gerçeği öğrenme fırsatı verdi: rüşvetçi, etkisiz ve yetkisiz hükümet halkı az kalsın 'İslam devrimine' götürüyordu.



BESLAN’IN VERDİĞİ DERSLER

Bir sene önce toplumun dikkati Nalçik'teki okul ve anaokullarının saldırıya maruz kalabileceği konusu üzerinde toplandı. KavkazWeb.net web sitesinde yayınlanan ' Dünyanın sonu senaryosu', sade halkın terör tehdidi karşısındaki çaresizliğinin sembolü oldu. Dünya medyasının dikkatini çeken paniğe bakmaksızın, Nalçik önceden olduğu gibi aşırılar için açık hedef olarak kalmaya devam ediyor.



FSB BENİ KORUYABİLECEK Mİ?

FSB'de işe başlamak, Wall Street'deki yatırım bankasında olduğu gibi gerçekten çok zor. Yarışmalar, seçimler vs. En iyiler alınıyor gibi. Faka önceden olduğu gibi bu organizasyonun ne ile meşgul olduğu belli değil. Onların ajan şebekeleri, 13 Ekim’de nerdeydi? Şamil Basayev'in iddia ettiği gibi bilgi sızması olduysa, neden halka olabilecek saldırı hakkında bilgi verilmedi?

Görülen o ki, panik yaratmak istemediler. Yine güç birimlerinin açık yetkisizliği görülüyor. Ben inanıyorum ki, eğer halka şehirde 200 militanın bulunduğu bilgisi verilse idi 13 Ekim’de hiçbir eylem olmayacaktı. Halk ve içişleri hazır olurdu. Böyle hatalar affedilemez!



ÇEÇEN SENDROMU

Kabardeyler ve Balkarlar misafirperverlikleri ile ünlüdür. Son birkaç yıldır, burası onbinlerce Çeçen mültecinin ikinci anavatanı. Ve onlar aşama aşama Kabardey-Balkar'da toplum yaşamına girmeye başladılar. Fakat mültecilerle beraber Kabardey-Balkar'a vahhabiler ve ayrılıkçılık gizli ajanlar da geldi. İşte özellikle bu ajanlar, güç birimi çalışanlarına Adıge, Balkar, Rus değil de 'münafık', 'kafir' vs. etiketi vererek halkı 'İslam devrimine' itiyorlar. Böylece direnişçileri toplumumuz Çeçenistan'da olduğu gibi parçalamayı ve ülkeyi bir vatan savaşına itmeyi istiyorlar.



REFORMCU-DEVLET BAŞKANI

Arsen Kanokov kimdir? Biz onu Moskova'dan çok başarılı bir işadamı olarak biliyoruz. Siyasette o henüz bir ayrıcalık göstermedi. Onunla yakından tanışan arkadaşlarım onun dürüst ve güzel konuşan biri olduğunu söylüyor.

Kanokov ilk günlerden itibaren ülkede reformlar yapmak istediğini açıkladı- rüşvetle, entrika ve klanla mücadele- Mükemmel! Yeni devlet başkanının ilk adımı- cezalı bakanlar ekibini eski görevlerine atamak oldu. Yardımcıları da aynen eski görevlerine atandı. Kanokov'un ilk siyasi adımını hata olarak kabul edebiliriz. Ben onun reform istediğini ve halkın ona tüm kalbiyle desteklediği konusunu ihtimal dışı görmüyorum. Fakat bir başka konu- kim ona reform yapma imkanı verecek? Entrikalarla mücadele için kendi ordusunun olması ve tankla gitmek gerekiyor. Herkes geçenlerde bir trafik kazasında ölen ve defnedilen, bana göre tek adaletli valiyi hatırlıyor. O yemliği aldı, onlar ise onun hayatını aldı. Kanokov bunu anlıyor ve şu anda ciddi adımlar atmaya hazır mı belli değil. Aynı zamanda o, 5-10 sene sonra bazı iyi gidişler vaat ediyor. Yarın değil, bir yıl sonra değil tam on yıl sonra! Tüm inancımla söylüyorum- zamanın değeri şu anda çok yüksek. 13 Ekim, bir an önce reformların yapılması gerektiğini gösterdi, gösteriyor.



MİLLİ GÜVENLİK

Kafkasyalılara karşı en iyi Kafkasyalılar savaşıyor. Bu gerçeği Rus sömürgecileri, 19. yüzyılda anladı. İşte bundan dolayı da onlar Kafkasya'yı zaptetmek ve kendine boyun eğdirmeyi başardı. Şimdiki Rusya da, çar imparatorlarının kahramanlıklarını tekrarlamak istiyor fakat Kafkasya'nın yeni fethi için yerel profesyonelleri işe katmak gerektiğini anlamıyor. 13 Ekim tecrübesi gösterdi ki, Kabardey-Balkar özel ekipleri, geniş bir eyleme hazır değildi. Tek çıkış yolu- yerel halktan oluşan, şahsen Putin'in kontrolünde bulunan iyi para verilen profesyonellerden oluşan milli bir taburun kurulması. Milli tabur savaşçıları teröristler için ilk ve etkili bir engel olacak.



EKONOMİ

'Yeşil Pazar'- şimdiki Kabardey-Balkar ekonomisinin durumu bununla ifade edilebiliri. Tüm ekonomik hayat, günlük ihtiyaçlarının alınması ve satılması çerçevesinde toplanıyor. Üretim hemen hemen hiç yok. Rüşvetçiler küçük ve orta halli ticareti haraçla boğuyor.

Yatırım da yok. Moskova dolar sahipleri Stavropol sınırında duruyor, çünkü biliyorlar ki, - KBC'ye girersen ayakkabını ayağından, kıyafetini üstünden çıkarırlar. Bu şartlarda kim ülkeye yatırım yapmak ister? Özel mülkün korunması, vergi ödemeleri, bütçe dışı haraçların kontrolü- işte ülkede ekonomik reformun başlanılması gereken noktalar bunlar. Yatırım durumu ile ilgili sorunların çözülmesini, yeni işyerlerinin kurulması takip edecek. Herhangi bir bakanlıkta aylık 100 dolarlık maaşlı işe girebilmek için 3 bin dolar ödemek zorunluluğu kalmayacak.



SON SÖZ

Bu yazıyı yazdığımda, ülkenin farklı sorunları hakkında bilgi sahibi arkadaşlarımla sohbet ettim. Onların büyük bir çoğunluğu bana, 'Osman işin olmayan şeye karışma. Rusya'da halk demokrasiye, doğruya ve düzene hazır değil. Senin siten hiçbir şey değiştirmeyecek' dediler. Sustum fakat kendi kendime şöyle düşündüm; Eğer ben Kabardey-Balkar vatandaşı ve vatanseveri isem, neden susmak zorundayım?

Ben toplum düşüncesinin evrimine inanmıyorum. Ben devrime, demokratik kuvvet prensiplerine ve özgürlüğe inanıyorum. Halk bilinci de çoktan buna ulaştı. Genç nesil gerçek demokrasi reformlarını destekleyecek. Yaşlılar da ihtiyatla da olsa 'evet' diyecek. Kabardey-Balkar'da devrim zamanı geldi! Bu devrimi hükümetin kendisinin yapması gerekiyor. Yoksa bir dahaki sefere biz yine bir ayaklanma ile karşı karşıya kalacağız, fakat bu sefer 'İslami' ayaklanma da olmayacak açlar, işsizler ayaklanması ile karşılaşacağız ve o zaman sivillerin verdiği kayıplar on binlerle sayılacak.

KW/ÖZ/AK

 


î Başa
AKP'li vekil rektöre 'Ermeni' dedi - internet haber - 22 Ekim 2005
22 Ekim 2005 09:07  
Nano teknolojisini incelemek için Almanya'da bulunan AK Parti Aksaray Milletvekilli Ramazan Toprak, ‘Van’da tutuklanan Rektör Yücel Aşkın, Ermeni kökenlidir’ dedi.

     Toprak, rektörlerin Van’a gitmesinin asıl nedeninin de, hükümetin YÖK Yasası’nı değiştirme girişimleri olduğunu ileri sürdü.
     
     ATOM düzeyinde yeni üretim biçimlerinin şekillendirildiği Nano Teknoloji alanındaki son gelişmeleri yerinde incelemek için Almanya’da bulunan AKP milletvekili Ramazan Toprak, Türk rektörlerini bilim yerine siyaset üretmekle suçladı.
     
     Münih’te Goethe Otel’de Türk sivil toplum temsilcileriyle görüşen Aksaray Milletvekili Ramazan Toprak, şöyle konuştu:
     
     î Başa ‘100 rektör Van’a yürüyecekmiş. Ermenilerin göz diktiği Van’a, biz Ermeni kökenli Yücel Aşkın’ı rektör atıyoruz. Ama Ermenistan’ın 13 maddesinde Ağrı Dağı tasviri yer alıyor. Bunun diplomatik dildeki karşılığı egemen bir ülkenin başka bir egemen ülke topraklarına göz dikmesidir.’
     
     GÖREVDEN ALINACAKLAR
     
     Toprak, rektörlerin Van’a gitmesinin altında yatan asıl nedenin hükümetin YÖK yasasını değiştirme çalışmaları olduğunu söyledi. Rektörlerin 100. Yıl Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Yücel Aşkın’ın tutuklanmasını bahane ederek baskı yapmak istediğini belirten Toprak, Başbakan Erdoğan’ın bu rektörleri yakında görevden alacağını söyledi.
     
     NANO ÇALIŞMA YOK
     
     AKP Isparta milletvekili Emin Bilgiç ise üniversitelede bilim yerine siyaset üretildiğini tekrarlayarak, şunları söyledi:
     
     ‘Hiçbir devlet üniversitesinde geleceğin teknolojisi olarak görülen nano çalışması yok. YÖK ve rektörler bilimsel üretim yerine Van’a giderek bağımsız yargı üzerinde baskı oluşturma gayreti içinde. Devlet üniversitesi rektörleri Van’a değil kendi işlerine dönsünler. Biraz yüzleri kızarsın.’
     
     ORDUYU SINIRLAMAK
     
     ‘Bazı Alman siyasetçiler Başbakan Erdoğan’ın Türkiye’de ordunun gücünü sınırlamak için AB üyeliğini istediğini savunuyor, bu doğru mu?’ sorusuna Bilgiç şu yanıtı verdi:
     
     ‘Kısmen doğru. Türkiye’de milletin değerlerinin devlet yönetimine yansıdığı bir çalışma yürütülüyor. Karar alma mekanizmaları sivil kurumlara teslim ediliyor. Türkiye’de ordu da bunu destekliyor. Ben Brüksel’de parlamenterler toplantısına katıldım. Orada soru sorduğum bir NATO üst düzey subayı, ‘Ben askerim. Bunlar siyasi sorular’ dedi. Ordunun Türkiye’nin demokratikleşmesiyle ilgili bir sorunu, AKP’nin de gizli bir gündemi yok.’
     
     Haber: Celal Özcan
     Kaynak: www.hurriyetim.com.tr
Hosted by www.Geocities.ws

1