22.10.2005 - 16:53:44
Beklenmeyen Nalçik
saldırısının, Rus basınında yol açtığı beklenmeyen şok sürüyor. ’Biz demiştik’le
başlayan cümleler kuran gazeteciler, ilginç iddialar da kaleme alıyorlar.
Bunlardan biri de Noveya Gazeta’dan Pavel Felgengauer. î Başa
Pavel Felgengauer,
Rusların çeşitli ordular içinde tam 300 bin askerinin Kuzey Kafkasya’ya musallat
olduğunu yazdığı haber-yorumunda, ama bu kadar askerin bile er ya da geç gelecek
patlamayı engelleyemeyeceğini savunuyor.
Bizimkiler yani silovikler, Nalçik'te askeri eylem beklemiyorlardı. Tabii, Kabardey-Balkar'da durumun her geçen gün daha da tehlikeli olduğunu, toplu olarak mescitlerin kapatılmasının toplumu radikalleştirdiğini, î Başa Moskova'ya daha yakın Kabardeyler ile dağlı Balkarlar arasındaki etnik sürtüşmelerin durumu daha da kızıştırdığını ifade ettiler, fakat her şeye rağmen kimse direnişçilerin darbesinin, bu kadar koordineli ve cesurca olacağını beklemiyordu.
Raşid Nurgaliyev, Nalçik'te bulunan sekiz güç biriminin, 13 Ekim sabahı aynı anda saldırıya maruz kaldığını doğruladı, ancak direnişçilerin nereden geldiği, bu zorluklarda bir eylem planlayanların cephelerinin nerede olduğu konusunda, bakan açık bir şey söylemedi. Şimdi hükümette, direnişçilerin bir kısmının Şamil Basayev ve Doka Umarov'un adamları olduğu, diğerlerinin yerel İslami yeraltı örgütlerinin mensupları olduğu iddia ediliyor. Bu sonuçları çıkarmak için bölge ajan haber şebekelerine bile gerek yok, direnişçilerin internet sitelerini okumak yeterli. Görülen o ki, bizimkilerin hiçbir güvenilir kaynakları yok, şu ana kadar halen direnişçilerin şehre hiçbir engelle karşılaşmadan sabah mı girdiklerini, yoksa daha önceden şehirde örgütlenip saati mi beklediklerini, bunları bile bilmiyorlar.
RF içişleri ordusu generallerinin, saldırının doğaçlama olduğu ve 13 Ekim sabahı Belaya Reçka kasabasında yürütülen yerel temizlik operasyonuna cevap olarak gerçekleştirildiği iddiaları ise çok ilginç. Çıkan sonuç şu ki, bizim hükümetimiz, Kabardey-Balkar'da yeraltında organize olmuş silahlı ve etkili örgütün, bir saat sonra alınan beklenmedik bir emir üzerine, hazırlanıp, şehrin en önemli stratejik noktalarına saldırı gerçekleştirebilecek kadar yüksek askeri hazırlığı olan bir örgüt olduğunu kabul ediyor. Ve Rus güvenlik güçleri de hemen yanlarında kendilerinden daha iyi, organize olmuş bir güç biriminin olduğunu da fark edemiyorlar!
Hem polis ve asker hem de görgü tanıkları, saldırganların her hedefe 5-10 kişilik gruplarla saldırdıklarını teyit etti. Olaylarla ilgili havadislere göre, militanların büyük çoğunluğu 13 Ekim öğlene kadar, yani şehre takviye güçleri gelinceye kadar ya halk arasına karıştı, ya da geldikleri yere –ormana? dağlara? Çeçenistan'a?- geri döndüler.
Yerli halk ve gazetecilerin iddiasına göre, zaten Nalçik çevresindeki Rus kontrol noktaları yetersizdi ve 13-14 Ekim tarihlerinde onlar, şehrin güneyinde ne Belaya Reçka ne de Volnıi Avul bölgesinde yoklardı.
Az sayılı direnişçi grubun, aynı anda sekiz noktaya birden dağılmaları, açıkça şehri ele geçirme görevlerinin olmadığını gösteriyor. Nalçik'te daha büyük ses getirmek ve geri çekilmek amacıyla büyük düşman garnizonlarına, partizan saldırısı düzenlendiler. Sadece ondan fazla direnişçi yaralandı ya da nedense şehirde kaldı ve onlar da ikinci günü ele geçirildi. Eğer onların hepsi kalsaydı, inatlı mukavemet merkezleri kıyaslanamayacak kadar büyük olurdu.
Söylenenlerden çıkan sonuç, gerçek direnişçi sayısının 80'den fazla olmadığı ve hemen hemen hepsinin gittiği yönünde. Fakat Nurgaliyev, 72 direnişçinin öldürüldüğünü, 31'inin sağ olarak ele geçirildiğini iddia ediyor. Evet, şimdi soru şu; kimi öldürdüler? Ve devlet başkanının, 'elinde silahı ile mücadele eden herkes öldürülecek' yönündeki emri doğrudan ihlal edilerek ele geçirilen bu 31 kişi kim? Büyük ihtimalle, Çeçenistan'da, İnguşetya'da ve Dağıstan'da sürekli yapıldığı gibi, Nalçik'te de 13-14 Ekim tarihinde ölen tüm silovikler de ayırt edilmeden, hepsi direnişçilere yazıldı, temizlik operasyonlarında tutuklananlar da 'ele geçirilen militanlar' olarak takdim edildi.
Nalçik'te genel temizlik operasyonu halen yürütülüyor. Kabardey-Balkar İçişleri Bakanlığı Basın Sekreteri Marina Kyasova, 'güvenlik organları şehirde olabilecek direnişçi ve militanları arıyor' açıklamasında bulundu. Vladimir Putin de kendi adına 'Katı davrandık, bundan sonra da böyle devam edeceğiz, katı ve gerektiği gibi' eklemesinde bulundu.
Direnişçilerin Nalçik'teki temel görevi yerine geldi, kıvrak partizan saldırısı, sadece yeraltında büyük bir potansiyel olduğunu göstermedi, aynı zamanda, hükümeti ağır teknik silahlar ve helikopterlerle, anlamsız ve katı bir operasyon yürütmeye tahrik etti. Nalçik'te vahhabilere toplu bir destek yoktu ve öyle de olacak.
Her geçen yıl, Rusya'nın gerçek imkanları etkili olmak için bölgede daha da toplaşıyor. Bugün Çeçenistan'a 80 bine yakın federal güç bağlandı, onun sınırları çevresindeki garnizonlara ise 40 bin, tüm Kuzey Kafkasya bölgesinde 300 bin kadar, Savunma Bakanlığı, İçişleri Bakanlığı ve FSB gibi farklı ordulara bağlı asker bulunuyor. Tüm bu ordular yavaş yavaş fakat gerçekten kontrol altından çıkan bölgede, durumu zorlukla kontrol altında tutmaya çalışıyor. Güney Osetya veya Abhazya'da durum kızıştığı takdirde Transkafkasya'ya da girilecek olursa, Kuzey Kafkasya patlayacak. Eğer şu anda olduğu gibi aynı pozisyonda oturmaya devam edilecek olursa, eninde sonunda yine patlayacak.
Siyaset uzmanları, bir yıl önce, federal bölgelerin başkanlarının seçimlerinin iptal edilmesi ve başkanların Moskova'dan atanacağı konusunda ve anayasaya da aykırı olan kanunun, mevcut durumu Kafkasya'da hızlı bir felakete götüreceğini söylemişlerdi. Ve şu anda bu oluyor. Bir de Kremlin tarafından atananların yolsuzlukla bağlantıları, hortumculukları, Dmitri Kozak'ın yapacağı herhangi bir pozitif girişimi de, Moskova'da tamamen felce uğratıyor.
ÖZ/AK
22.10.2005 - 16:02:10
Çeçen direnişçiler ile
halen Londra’da yaşayan işadamı Boris Berezovski arasında ve FSB’nin
kontrolündeki basın üzerinden yürüyen tartışmada, nükleer silaha sahip olma
konusunu her iki taraf da birbirinin üzerine atıyor.
Geçtiğimiz Pazar günü FSB ile
dirsek temasındaki Chechen Soicety isimli bir gazete, Çeçen direnişçilerin
nükleer silahı olduğu haberini geçti. Gazeteye 'Zahar' imzasıyla gönderilen
mektupta, Çeçen direnişçilerin silahları, İngiltere'de siyasi sığınmacı olarak
bulunan oligark Boris Berezovski'den aldığını iddia ediyordu. Bu mektup, nükleer
silah yapımı ve satımı konusunda, Berezovski ile Çeçen direnişçiler arasında
devam eden tartışmanın şimdilik son noktası.
Geçen sene Ekim ayında
Berezovski, verdiği bir röportajda, kendisine 3 milyon dolara küçük ebatlı
nükleer silah satımı teklifinde bulunan Zahar ile görüşerek bir eylemi
engellediğini ileri sürmüştü. Berezovski ayrıca Zahar ile konuşmasını bir teybe
kaydettiğini ve kaseti Rusya Güvenlik Hizmeti Başkanı Nikolay Patruşev ile
FSB’ye verdiğini de söylemişti.
Berezovski röportajında,
‘Görüldüğü kadarıyla onlar bana, benim Putin rejiminin açık düşmanı olduğum ve
teklifleri ile ilgileneceğimi düşünerek geldiler’ iddiasında bulunmuştu.
Zahar ise aslında silahları Berezovski'nin satmaya teşebbüs ettiğini
söylüyor. Adını aklamak için yazdığını öne sürdüğü mektubunda Zalar, ‘Milyarder
Boris Berezovski basında benim adımı karalamaya yönelik olarak yalan bir
kampanya başlattı, beni nükleer silahlara ulaşan tehlikeli bir terörist olarak
tasvir etmeye teşebbüs etti. Görüşmelerimizin birinde, 2000 yılında Paris'te,
Berezovski bana kendisinin hiçbir zaman Çeçenistan'ın bağımsız bir devlet
olmasına müsaade etmeyeceğini söylemişti’ diye yazıyor.
Zahar, elinde bulunan tüm
belgeleri de, Berezovski'nin aleyhine Londra mahkemesinde dava açılması için 8
Eylül tarihinde Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne sunduğunu da vurguladı.
Zahar'ın mektubunda, ‘Ben inanıyorum ki, Boris Berezovski atom bombasının
kullanılması için emir verebilir, daha sonra da suçu Çeçenlere atabilir. O bunu
kendisine veya Moskovalı kafadarlarına gerektiğinde yapabilir’ iddiası da
bulunuyor.
IP/ÖZ/AK

22.10.2005 - 12:15:12
Radio Liberty, Çeçenistan
direnişinin Batı bölgesi komutanı Doka Umarov ile dağlarda bir söyleşi
gerçekleştirdi. 10 yıldır mücadelenin içinde olan, babası, karısı ve çocuğundan
sonra geçtiğimiz aylarda kızkardeşi de Kadirov’un ölüm mangaları tarafından
kaçırılan ve bir daha haber alınamayan Umarov, Radio Liberty muhabirine şu anki
mücadeleden ve mücadelenin alması beklenen şekilden, Çeçenistan’daki radikalliğe
ve vehhabiliğe kadar bir çok konuda açıklamalar yaptı.
Dik bir yamacın dibinde ıslanmış
bir küme çadır. Burası, Çeçen güçleri Batı kanadı komutanının kampı. İki
haftadır süren yağışlar, hiç bir şey yapmamış görünüşe göre, sadece Doku
Umarov’un ruhunu biraz nemlendirmiş. Hafif bir topallığa rağmen Umarov, yiyecek,
ilaç ve mermi gibi gelecek baskın için gerekli lojistikleri toplamakla
meşgul.
Umarov, sadece 40 yaşında ama yüzü, bir kurşun yarası ve on
yıllık savaş bedeliyle olduğundan çok daha yaşlı görünüyor. Doku Umarov, bugün
Rusya’nın en çok aranan adamlardan biri. Ama hiçbir bıkkınlık ya da yorgunluk ve
korku işareti göstermiyor. Silahlı mücadele, onun için bir yaşam tarzı haline
gelmiş.
Radyo Liberty muhabirine ‘Mashadov’un kaybı çok ağır oldu ama bir
komutanı kaybettiğimizde yeri daha genç ve enerjik biri tarafından dolduruluyor
ve ölümünün etkisi atılıyor’ diyen Umarov, sözlerini şöyle sürdürüyor; ‘Faşist
Rus yönetiminden özgür kalana kadar hiçbir alternatif göremiyorum. Çünkü şu anda
bize bırakılmış başka bir ihtimal yok, özellikle Rusya ve sözde Rus ordusunun
altı yıl boyunca burada yaptıklarından sonra. Bana göre hiçbir dürüst vatansever
ya da Çeçenistan vatandaşı başka bir yol göremez.’
Umarov da, şu andaki
birçok isyancı lider gibi, Putin ile diyalogun imkansız olduğu görüşünde,
silahlı direnişin de şu an ki Rus liderliğinden daha uzun süreceğine inanıyor.
Doka Umarov’a göre, 2000’den beri yani Putin döneminden beri işler biraz kötüydü
ama zaman değişiyor. Putin’in zamanı bitmek üzere ve mantıklı biri Rusya’nın
başına geçecek.
Umarov, Rusları sıkıştıran ve en
sonunda çekilmeye zorlayan bir savaştan söz ediyor.
Ama on yıl süren
şiddetli bir savaştan sonra kaç tane Çeçen, savaşa devam etmeye dayanabilir?
Çeçen lider, ilk savaşa destek verenler de dahil olmak üzere birçoklarının
günlük hayata etki eden korku ve umutsuzluğa yenildiklerini kabul ediyor. Doku
Umarov’un ifadesi net; ‘Bugün onlar, FSB ve diğer hükümet yapıları tarafından
oluşturulan korku yüzünden biraz kırıldılar. Çeçenistan’da yaptıkları her şeyi,
insanların huzurunu ve insanlık onurunu kırmak için yapıyorlar. Ve gerçek
başarıya ulaştılar çünkü korkunç şeyler yapıyorlar.’
Korku direnişin
ruhunu kemirirken Rus devlet propagandası, Çeçen direnişine islami aşırıcılığın
hakim olduğu fikrini besliyor. Radikal Müslüman savaşçılar yerlerindeler ama
ayrımcı birliklerden fazla uzakta değil. Bugün Ruslar, geleneksel Çeçen
Müslümanlara ve laik vatanseverlere karşı savaşıyorlar. Umarov kendini bir
gelenekselci olarak tanımlıyor; ‘İlk savaşın başlamasından önce 1994’de işgal
başladığında, savaşın kaçınılmaz olduğunu anlamıştım. Buraya bir vatansever
olarak geldim. O zamanlar doğru dürüst ibadet etmeyi bilip bilmediğimi bile tam
hatırlamıyorum. Bana Vehhabi ya da radikal Müslüman demeleri çok
komik.’
Her tarafa yayılan korkuya rağmen Umarov, boşalan kadrolarını
tekrar doldurmada pek zorluk çekmediklerini söylüyor. Ama çok sayıda tecrübeli
saha komutanının Ruslar tarafından öldürdüğünü de kabul ediyor: ‘Hayat böyle.
Belki yarın buralarda olmam. Ölümsüz ya da Tanrı değiliz, hayat devam ediyor.
Çoktan yaşlandık. Ve yerlerimizi bırakmak zorundayız. Biz bıraktıktan sonra
yerlerimizi doldurmak için kaç tane gencin kuyruğa gireceğini izleyin. Mashadov
ve birçokları Allah yolunda canlarını verdiler. Mashadov şehit oldu ve yeri 38
yaşındaki, genç, parlak, iyi eğitimli ve enerji dolu Sadullayev tarafından
dolduruldu. Mashadov’un kaybı ağır oldu ama bir komutanı kaybettiğimizde yerine
daha genç ve daha enerjik biri gelir ve bu kayıptan dolayı hissettiğimiz
üzüntüyü unuturuz.’
Karanlık bastığında Umarov’un küçük kampı uyanıyor.
Gündüzleri hareket etmek çok tehlikeli ama gece karanlığında, ormanda Ruslar ve
Çeçen vekilleri, direnişçileri yalnız bırakmayı tercih ediyorlar.
î Başa CHP'Lİ VEKİL REHİN OĞLUNU SENETLE KURTARDI! - Haber Vitrini î Başa CHP Milletvekili Bayındır, özel hastanenin çıkardığı 43 milyarlık tedavi faturasını ödeyemedi. Borçlandı, ağladı: Peki ya vatandaş ne yapsın? 22 Ekim 2005 Cumartesi 10:55
|
|
CHP Kırşehir
Milletvekili Hüseyin Bayındır’ın başına gelenler, Başbakan Recep Tayyip
Erdoğan’ın, “Hastanelerde kimse rehin kalmayacak” sözlerini tekzip etti.
Bayındır’ın iki aydır hastanede tedavi gören oğlu, borç senedi
imzalandıktan sonra taburcu olabildi.
Bayındır, beyin tümörü nedeniyle 16 yaşındaki
oğlu Deniz’i Anadolu Sağlık Merkezi’ne yatırdı. Oğlu iki ay hastanede
kalan Bayındır’a, 43 bin YTL’lik (43 miliyar lira) fatura çıkarıldı.
Faturayı ödeyemeyince zor anlar yaşayan CHP’li vekil, oğlunu senet
imzalayarak çıkarabildi.
Paran yoksa öl
Bayındır, “Ben milletvekili olarak çocuğumu
hastaneden senetle çıkardım, vatandaş, asgari ücretli ne yapacak?” diye
sordu. Parası olmayanın yaşama şansı bulunmadığını savunan Bayındır,
“Türkiye’deki sağlık tamamen paralı. ‘Paran varsa yaşarsın, yoksa ölürsün’
deniliyor” diye yakındı.
“Benim yerimde asgari ücretli bir vatandaşın
çocuğu olsaydı, ölürdü” diyen Bayındır, devletin hastaneleri kendi
kaderine terk ettiğini savundu. Oğlunun tedavisi içen gereken robotun
sadece bir özel hastanede olduğunu belirten Bayındır, “Gidebileceği bir
tek yer vardı. O da özel hastaneydi. Devlet tarafından da ödeme
yapılmıyor” diye konuştu. Türkiye’de devlet hastanelerinde MR ya da
tomografi çektirmek için aylar sonrasına gün verildiğine işaret eden
Bayındır, “Oysa benim 2-3 gün içinde bunları yaptırmam gerekiyor. Sağlık
Bakanlığı, teknolojinin çok gerisinde” dedi.
Hastanelerle aylardır iç içe yaşadığını,
ortaya çıkan manzarının içler acısı olduğunu belirten Bayındır, “Ben
damdan düştüm, damdan düşenin halini anlarım” diye konuştu. Yaşadığı
duruma isyan eden Bayındır şunları söyledi:
“Doktor var, yetişmiş insan var ama onlara
sahip çıkan anlayış yok. Vatandaşa sağlık hizmeti vermesi gereken Sağlık
Bakanı, tüccarlık yapıyor. Başbakan’ın pazarlama anlayışıyla sağlık kâra
dönüşmüş. Sürekli özelleştirmeyi savunuyorlar. Ama ben bir
milletvekiliyim, bunun fiili hayatta böyle olmadığını yaşayarak gördüm.”
AKP’nin sağlık politikasının tam bir fiyasko
olduğunu iddia eden Bayındır, “Her şeye katkı ödüyorsunuz ama kaderinizle
başbaşa bırakılıyorsunuz. AKP’nin sağlık anlayışına göre parası olan
yaşar, olmayan ölür” dedi. Hükümetin sürekli yasa çıkardığını ancak gerçek
yaşamdan haberi olmadığını belirten Bayındır, “Cilalı laflarla bu işler
olmuyor” diye konuştu.
Oğlu Deniz’in şu anda evde olduğunu belirten
Bayındır, “Allah’tan umut kesilmez” dedi. Yaşam mücadelesi veren oğlunun
ızdırabı ile aylardır yaşayan Bayındır, kimi zaman engel olamadığı göz
yaşları ile hakkını aramaya çalışıyor. CHP’li vekil, “Hastane parasını
nasıl ödeyeceksiniz?” sorumuzu ise dolu gözlerle bakarak cevapsız
bırakıyor.
Kirada oturuyor otomobili ise 1992 model
HÜSEYİN Bayındır, milletvekili seçilmeden
önce Kırşehir İl Kültür Müdürü’ydü. Kirada oturan Bayındır’ın 1992 model
Broadway marka otomobili var. “Dün de paramız yoktu, bugün de yok” diyen
Bayındır, “Borcumuzu ödeyeceğiz” ifadesini kullandı.
Bayındır’ın oğlu Deniz’i, Prof.Dr. Gazi
Yaşargil 16 Temmuz’da Bayındır Hastanesi’nde ameliyat etmişti. Yaklaşık
25-30 milyar lira tutan hastane masraflarını o dönem Meclis ödemişti.
Deniz’in tedavisi için girmek zorunda olduğu
‘Siberknife’ adlı robotun sadece Anadolu Sağlık Merkezi’nde olduğunu
belirten Bayındır, “Başka hastanede yoktu” ifadesini kullandı.
Meclis İdare Amiri Fevzi Berdibek, Meclis’in
anlaşmalı hastanelerin faturalarını ödediğini belirterek, “Anadolu Sağlık
Merkezi ile anlaşma yok. Bu nedenle karşılanmıyor” ifadesini kullandı
Bayındır’ın durumu Meclis Başkanlık
Divanı’nda konu gündeme geldiğinde TBMM Başkanı Bülent Arınç’ın, “Biz,
milletvekillerinin sağlığı ile ilgili gerçek anlamda harcama olduğunda
hiçbir şeyden kaçınmayız. Yapılabilecek bir şey varsa, formaliteler yerine
getirildikten sonra yapalım” dediği öğrenildi.
|
22.10.2005 - 11:08:53
FİKRET
ERTAN
Rusya’nın Kafkaslar’daki Kabartay-Balkar bölgesinin başkenti
Nalçik’e kalabalık bir silahlı grup tarafından geçen hafta yapılan baskın ve
sonuçları hâlâ gündemde.
Haberlere göre, Nalçik hâlâ
gergin durumda; şehrin çeşitli yerlerinde polis ve ordu barikatları var;
devriyeler hâlâ geziyor, operasyonlar hâlâ devam ediyor.
Nalçik baskını
benim de gündemimde; baskının mahiyetini, amacını, sonuçlarını değerlendiriyor,
bunların Kabartay-Balkar için gelecekte hangi anlama geldiğini düşünüyorum.
Diğer yandan Kabartay-Balkar başka bir bağlantıyla da benim ve dar bir çevrenin
de gündeminde bugünlerde.
Amerika’nın Küba’da bulunan ve Afganistan’da
tutukladığı 600 kadar kişiyi yaklaşık 4 yıldır tuttuğu Guantanamo hapishanesi
ile Kabartay-Balkar’lı iki Müslüman arasındaki bağlantı bu...
î Başa
Kabartay-Balkar’lı Müslüman Resul Kudayev ve Ruslan Odigov, yaklaşık 4 yıl
kadar önce Amerikan askerleri tarafından Afganistan’da tutuklanmış ve terörist
oldukları iddialarıyla apar-topar Guantanamo’ya gönderilmişler, yaklaşık 18 ay
Guantanamo’da tutuklu kaldıktan sonra terörist olmadıkları, suçsuz oldukları
Amerikan makamları tarafından yapılan soruşturma ve incelemeler sonrası
anlaşıldığı için 2004’te ülkelerine iade edilmek üzere Rus makamlarına teslim
edilmişlerdi.
Kabartay-Balkar’a tutuklu
gelen ve durumları Rus makamları tarafından da bir kere daha soruşturulan Resul
Kudayev ve Ruslan Odigov, bu makamlar tarafından da suçsuz bulunup 24 Haziran
2004 tarihinde serbest bırakılmalarına rağmen bu tarihten bu yana polis gözetimi
ve baskılarından bir türlü kurtulamamışlardı.
Bu iki Kabartay-Balkar’lı
Müslüman genç, Guantanamo tutuklularını kendine dert edinen, bunların haklarını
savunmak için olağanüstü bir mücadele veren bir İngiliz insani yardım kurumu ve
bunun güzide avukatı Clive Stafford Smith’in de gündeminde. Smith, bu iki
Müslüman’a, adına çalıştığı kurum adına bir mektup yazarak kendilerini haksız
yere Guantanamo’da tutan Amerikan hükümetini dava etmelerini, tazminat talebinde
bulunmalarını istemiş bulunuyor.
Smith, mektubunda bu iki mağdurdan cevaplamalarını istediği Guantanamo şartları ile ilgili birçok soruya da yer verirken bütün Guantanamo tutuklularının katılacağı bir de konferans düzenleyeceklerini de bildiriyor.
Yeri geldiği için Smith’in çalıştığı kurumu burada belirtmeden geçmemem gerekiyor. Smith REPRIEVE adlı İngiliz kurumu adına çalışıyor; esasen kendisi REPRIEVE’in hukuk bölümü başkanı. REPRIEVE, İngilizce bir cezanın ertelenmesi ya da iptali anlamına gelirken geniş anlamda yardım etmek, yardımda bulunmak anlamlarını da taşıyor. İlgilenenler olabileceği için burada REPRIEVE’in internet adresini de verelim: Reprieve.org.uk.
Smith’in mektubuna dönersek, bu mektubun söz konusu kişilerin eline geçip geçmediğini, geçtiyse nasıl hareket ettiklerini doğrusu bilmiyorum. Ne var ki, bu kişilerin akrabalarından alınan haberlerden, bu ikisinin hâlâ polis gözetiminde oldukları, evlerinin sürekli arandığı, hukuken serbest olmalarına rağmen fiilen olmadıkları, kalçasında hâlâ mermi bulunan Kudayev’in pasaport alamadığı, kısacası bugünkü şartlarda ikisinin de İngiltere’ye gitmelerinin mümkün olmadığı anlaşılıyor.
Kabartay-Balkar’dan Guantanamo’ya uzanan bağlantı ve iki Kabartay-Balkar’lı genç Müslüman’ın hikayesi işte böyle. Bu bağlantının bir de ötesi var tabii; o da mesela geçen yıl Guantanamo’dan serbest bırakılıp Türkiye’ye dönen ve serbest bırakılan iki Türk ile ilgili tarafı. Serbest kalan ve Guantanamo’da başlarına gelenler hakkında hiç konuşmayan bu iki şahıs acaba Smith’ten mektup aldılar mı, aldılarsa ne yaptılar, bunlar dava açmayı düşünüyorlar mı acaba?
Oldukça uzun olan bu yazıyla haberleri yoksa ben onları da REPRIEVE ve Smith’ten haberdar etmiş olayım.
kaynak/zaman
gazetesi
21.10.2005 - 16:09:53
KavkazWeb’in genel yayın
yönetmeni Osman Mazukabzov, 13 Ekim’in bir trajedi olduğunu söylüyor, rüşvetçi,
etkisiz ve yetkisiz hükümetin, halkı az kalsın bir 'İslam devrimine'
götüreceğinin altını çiziyor. İşte Mazukabzov’un kendi sitesinde yayınlanan
Nalçik saldırısı ve sonrasını değerlendirdiği yazısı.
î Başa 13 Ekim trajedisi tüm Rusya'ya Kabardey-Balkar hakkındaki gerçeği öğrenme fırsatı verdi: rüşvetçi, etkisiz ve yetkisiz hükümet halkı az kalsın 'İslam devrimine' götürüyordu.
BESLAN’IN VERDİĞİ DERSLER
Bir sene önce toplumun dikkati Nalçik'teki okul ve anaokullarının saldırıya maruz kalabileceği konusu üzerinde toplandı. KavkazWeb.net web sitesinde yayınlanan ' Dünyanın sonu senaryosu', sade halkın terör tehdidi karşısındaki çaresizliğinin sembolü oldu. Dünya medyasının dikkatini çeken paniğe bakmaksızın, Nalçik önceden olduğu gibi aşırılar için açık hedef olarak kalmaya devam ediyor.
FSB BENİ KORUYABİLECEK
Mİ?
FSB'de işe başlamak, Wall Street'deki yatırım bankasında olduğu gibi gerçekten çok zor. Yarışmalar, seçimler vs. En iyiler alınıyor gibi. Faka önceden olduğu gibi bu organizasyonun ne ile meşgul olduğu belli değil. Onların ajan şebekeleri, 13 Ekim’de nerdeydi? Şamil Basayev'in iddia ettiği gibi bilgi sızması olduysa, neden halka olabilecek saldırı hakkında bilgi verilmedi?
Görülen o ki, panik yaratmak istemediler. Yine güç birimlerinin açık yetkisizliği görülüyor. Ben inanıyorum ki, eğer halka şehirde 200 militanın bulunduğu bilgisi verilse idi 13 Ekim’de hiçbir eylem olmayacaktı. Halk ve içişleri hazır olurdu. Böyle hatalar affedilemez!
ÇEÇEN SENDROMU
Kabardeyler ve Balkarlar misafirperverlikleri ile ünlüdür. Son birkaç yıldır, burası onbinlerce Çeçen mültecinin ikinci anavatanı. Ve onlar aşama aşama Kabardey-Balkar'da toplum yaşamına girmeye başladılar. Fakat mültecilerle beraber Kabardey-Balkar'a vahhabiler ve ayrılıkçılık gizli ajanlar da geldi. İşte özellikle bu ajanlar, güç birimi çalışanlarına Adıge, Balkar, Rus değil de 'münafık', 'kafir' vs. etiketi vererek halkı 'İslam devrimine' itiyorlar. Böylece direnişçileri toplumumuz Çeçenistan'da olduğu gibi parçalamayı ve ülkeyi bir vatan savaşına itmeyi istiyorlar.
REFORMCU-DEVLET BAŞKANI
Arsen Kanokov kimdir? Biz onu Moskova'dan çok başarılı bir işadamı olarak biliyoruz. Siyasette o henüz bir ayrıcalık göstermedi. Onunla yakından tanışan arkadaşlarım onun dürüst ve güzel konuşan biri olduğunu söylüyor.
Kanokov ilk günlerden itibaren ülkede reformlar yapmak istediğini açıkladı- rüşvetle, entrika ve klanla mücadele- Mükemmel! Yeni devlet başkanının ilk adımı- cezalı bakanlar ekibini eski görevlerine atamak oldu. Yardımcıları da aynen eski görevlerine atandı. Kanokov'un ilk siyasi adımını hata olarak kabul edebiliriz. Ben onun reform istediğini ve halkın ona tüm kalbiyle desteklediği konusunu ihtimal dışı görmüyorum. Fakat bir başka konu- kim ona reform yapma imkanı verecek? Entrikalarla mücadele için kendi ordusunun olması ve tankla gitmek gerekiyor. Herkes geçenlerde bir trafik kazasında ölen ve defnedilen, bana göre tek adaletli valiyi hatırlıyor. O yemliği aldı, onlar ise onun hayatını aldı. Kanokov bunu anlıyor ve şu anda ciddi adımlar atmaya hazır mı belli değil. Aynı zamanda o, 5-10 sene sonra bazı iyi gidişler vaat ediyor. Yarın değil, bir yıl sonra değil tam on yıl sonra! Tüm inancımla söylüyorum- zamanın değeri şu anda çok yüksek. 13 Ekim, bir an önce reformların yapılması gerektiğini gösterdi, gösteriyor.
MİLLİ GÜVENLİK
Kafkasyalılara karşı en iyi Kafkasyalılar savaşıyor. Bu gerçeği Rus sömürgecileri, 19. yüzyılda anladı. İşte bundan dolayı da onlar Kafkasya'yı zaptetmek ve kendine boyun eğdirmeyi başardı. Şimdiki Rusya da, çar imparatorlarının kahramanlıklarını tekrarlamak istiyor fakat Kafkasya'nın yeni fethi için yerel profesyonelleri işe katmak gerektiğini anlamıyor. 13 Ekim tecrübesi gösterdi ki, Kabardey-Balkar özel ekipleri, geniş bir eyleme hazır değildi. Tek çıkış yolu- yerel halktan oluşan, şahsen Putin'in kontrolünde bulunan iyi para verilen profesyonellerden oluşan milli bir taburun kurulması. Milli tabur savaşçıları teröristler için ilk ve etkili bir engel olacak.
EKONOMİ
'Yeşil Pazar'- şimdiki Kabardey-Balkar ekonomisinin durumu bununla ifade edilebiliri. Tüm ekonomik hayat, günlük ihtiyaçlarının alınması ve satılması çerçevesinde toplanıyor. Üretim hemen hemen hiç yok. Rüşvetçiler küçük ve orta halli ticareti haraçla boğuyor.
Yatırım da yok. Moskova dolar sahipleri Stavropol sınırında duruyor, çünkü biliyorlar ki, - KBC'ye girersen ayakkabını ayağından, kıyafetini üstünden çıkarırlar. Bu şartlarda kim ülkeye yatırım yapmak ister? Özel mülkün korunması, vergi ödemeleri, bütçe dışı haraçların kontrolü- işte ülkede ekonomik reformun başlanılması gereken noktalar bunlar. Yatırım durumu ile ilgili sorunların çözülmesini, yeni işyerlerinin kurulması takip edecek. Herhangi bir bakanlıkta aylık 100 dolarlık maaşlı işe girebilmek için 3 bin dolar ödemek zorunluluğu kalmayacak.
SON SÖZ
Bu yazıyı yazdığımda, ülkenin farklı sorunları hakkında bilgi sahibi arkadaşlarımla sohbet ettim. Onların büyük bir çoğunluğu bana, 'Osman işin olmayan şeye karışma. Rusya'da halk demokrasiye, doğruya ve düzene hazır değil. Senin siten hiçbir şey değiştirmeyecek' dediler. Sustum fakat kendi kendime şöyle düşündüm; Eğer ben Kabardey-Balkar vatandaşı ve vatanseveri isem, neden susmak zorundayım?
Ben toplum düşüncesinin evrimine inanmıyorum. Ben devrime, demokratik kuvvet prensiplerine ve özgürlüğe inanıyorum. Halk bilinci de çoktan buna ulaştı. Genç nesil gerçek demokrasi reformlarını destekleyecek. Yaşlılar da ihtiyatla da olsa 'evet' diyecek. Kabardey-Balkar'da devrim zamanı geldi! Bu devrimi hükümetin kendisinin yapması gerekiyor. Yoksa bir dahaki sefere biz yine bir ayaklanma ile karşı karşıya kalacağız, fakat bu sefer 'İslami' ayaklanma da olmayacak açlar, işsizler ayaklanması ile karşılaşacağız ve o zaman sivillerin verdiği kayıplar on binlerle sayılacak.
KW/ÖZ/AK
| |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
Toprak, rektörlerin Van’a gitmesinin asıl nedeninin de, hükümetin YÖK Yasası’nı değiştirme girişimleri olduğunu ileri sürdü. ATOM düzeyinde yeni üretim biçimlerinin şekillendirildiği Nano Teknoloji alanındaki son gelişmeleri yerinde incelemek için Almanya’da bulunan AKP milletvekili Ramazan Toprak, Türk rektörlerini bilim yerine siyaset üretmekle suçladı. Münih’te Goethe Otel’de Türk sivil toplum temsilcileriyle görüşen Aksaray Milletvekili Ramazan Toprak, şöyle konuştu: î Başa ‘100 rektör Van’a yürüyecekmiş. Ermenilerin göz diktiği Van’a, biz Ermeni kökenli Yücel Aşkın’ı rektör atıyoruz. Ama Ermenistan’ın 13 maddesinde Ağrı Dağı tasviri yer alıyor. Bunun diplomatik dildeki karşılığı egemen bir ülkenin başka bir egemen ülke topraklarına göz dikmesidir.’ GÖREVDEN ALINACAKLAR Toprak, rektörlerin Van’a gitmesinin altında yatan asıl nedenin hükümetin YÖK yasasını değiştirme çalışmaları olduğunu söyledi. Rektörlerin 100. Yıl Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Yücel Aşkın’ın tutuklanmasını bahane ederek baskı yapmak istediğini belirten Toprak, Başbakan Erdoğan’ın bu rektörleri yakında görevden alacağını söyledi. NANO ÇALIŞMA YOK AKP Isparta milletvekili Emin Bilgiç ise üniversitelede bilim yerine siyaset üretildiğini tekrarlayarak, şunları söyledi: ‘Hiçbir devlet üniversitesinde geleceğin teknolojisi olarak görülen nano çalışması yok. YÖK ve rektörler bilimsel üretim yerine Van’a giderek bağımsız yargı üzerinde baskı oluşturma gayreti içinde. Devlet üniversitesi rektörleri Van’a değil kendi işlerine dönsünler. Biraz yüzleri kızarsın.’ ORDUYU SINIRLAMAK ‘Bazı Alman siyasetçiler Başbakan Erdoğan’ın Türkiye’de ordunun gücünü sınırlamak için AB üyeliğini istediğini savunuyor, bu doğru mu?’ sorusuna Bilgiç şu yanıtı verdi: ‘Kısmen doğru. Türkiye’de milletin değerlerinin devlet yönetimine yansıdığı bir çalışma yürütülüyor. Karar alma mekanizmaları sivil kurumlara teslim ediliyor. Türkiye’de ordu da bunu destekliyor. Ben Brüksel’de parlamenterler toplantısına katıldım. Orada soru sorduğum bir NATO üst düzey subayı, ‘Ben askerim. Bunlar siyasi sorular’ dedi. Ordunun Türkiye’nin demokratikleşmesiyle ilgili bir sorunu, AKP’nin de gizli bir gündemi yok.’ Haber: Celal Özcan Kaynak: www.hurriyetim.com.tr | |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||