î Başa Katliam yaptık yıktık, övünecek bir şeyimiz yok - Hürriyet - 3 Ekim 2005 |
|||
î Başa Doğu Perinçek, Ermenistan’ın ilk başbakanı Kaçaznuni’nin 1923’te Bükreş’te yapılan Taşnak Partisi Kongresi’ne sunduğu raporu açıkladı.
î Başa
Kaçaznuni raporda, ‘İntihar etmeyi öneriyorum. Partiyi dağıtalım
yoksa bizi şerefsizlik bekliyor’ demiş. İŞÇİ Partisi (İP) Genel Başkanı Doğu Perinçek, sözde Ermeni
soykırımı iddialarına, Ermenistan’ın ilk Başbakanı Hovannes
Katchaznouni’nin (Kaçaznuni) 1923 yılında Bükreş’te yapılan Taşnak Partisi
Kongresi’ne sunduğu ve Rus arşivlerinden çıkan raporuyla yanıt verdi.
Raporun Ermenistan’da yasaklandığını, batı ülkelerinin kitaplıklarından da
yok edildiğini vurgulayan Perinçek, Katchaznouni’nin İngiliz himayesindeki
Ermenistan devleti kurulduğu zaman 1918 Temmuz ayından 1919 Ağustos ayına
kadar hükümeti yöneten ilk başbakan olduğunu da ifade etti. Perinçek,
Katchaznouni’nin 1923 yılında Bükreş’teki Taşnak Partisi Kongresi’ne
sunduğu raporda özetle şu ifadelere yer verildiğini
belirtti: Silahlı gönüllü birlikleri oluşturmamız hataydı. Terör eylemlerimiz
batı kamuoyunu kazanmaya yönelikti. Karşılıklı Müslüman ve Ermeni
kırımları oldu. Güç dengesi Türkler’in lehineydi, macera yaptık. î Başa
1915
yılı yazında ve güzünde uygulanan tehcir (zorla göç ettirme) Avrupalı
diplomatların bize söz verdiği bağımsız Ermenistan hayalimizi suya
düşürdü. Türkiye ne yaptığını çok iyi biliyordu. Bugün pişmanlık duyması
için hiçbir neden yok. Sevr Antlaşması gözlerimizi kör etmişti. Sevr
yerine, Türkler’le anlaşsaydık çok şey kazanırdık. İngilizler karşılıklı
katliamları kışkırttı. Müslüman bölgelerinde düzeni sağlayacak idari önlemler alamadık, silaha
sarılmak zorunda kaldık, ordular gönderdik, yıktık ve katliamlar
gerçekleştirdik. Türkler savunma güdüsüyle hareket ettiler. Övünülecek
hiçbir işimiz yok. Kendi dışımızda suçlu aramayalım. Evet, intihar etmeyi
öneriyorum. Taşnak Partisi’nin artık yapacağı hiçbir şey yok. Partiyi
dağıtalım. Bu kararı almazsak, bizi yıkım ve şerefsizlik bekliyor’
| |||
| |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
î Başa Kasım Ömer, tecavüz kurbanlarından birinin namusunu korumak için ilk kadın canlı bomba olarak dün kendini patlattığını bildirdi. Atatürkçü Düşünce Derneği Genel Başkanı Ertuğrul Kazancı, Ulusal Kanal Yönetim Kurulu Başkanı Ferit İlsever, Türkmen Danışma Meclisi Başkanı Prof. Dr. Ümit Akkoyunlu, Türkmeneli Aydılar Derneği Genel Başkanı Fuat Tigin ve Irak Demokrat Türkmen Partisi Genel Başkan Yardımcısı Kasım Ömer, ABD Büyükelçiliği karşısında bulunan Best Otel’de, Telafer’e yardım için başlatacakları kampanya hakkında basın mensuplarına bilgi verdiler. Irak Demokrat Türkmen Partisi Genel Başkan Yardımcısı Ömer, Telafer’de bir insanlık dramı yaşandığını belirterek, halkın aç ve susuz olduğunu söyledi. Telafer’in iki Kürt bölgesi arasında tampon bölge olduğunu, bu sebeple halkın bilinçli olarak sürgün edilmeye çalışıldığını ifade eden Ömer, 9 mahalle, 32 etaptan oluşan şehrin çevresine önce 75 kilometre uzunluğunda hendek kazıldığını, daha sonra tanklarla evlerin teker teker yıkılmaya başlandığını anlattı. Şehrin sularının kesildiğini ve su tanklarının da bilinçli olarak bölgeden uzaklaştırıldığını belirten Ömer, halkın bir bölümünün göç etmek zorunda kaldığını, ancak şehirde hala kalabalık Türkmen ailelerinin yaşamla ölüm arasında mücadele verdiğini bildirdi. Bazı ABD askerlerinin bir ay içerisinde 25 Telaferli kadına tecavüz ettiğini söyleyen Kasım Ömer, bu kadınlardan birinin, namusunu ve şerefini korumak için ilk kadın canlı bomba olarak dün kendini patlattığını ve olayın medyada yer bulduğunu kaydetti. Ömer, ABD askerlerinin "direnişçileri ele geçirmek" gerekçesiyle şehire girdiğini, ancak kadın, çocuk onlarca masum insanı da öldürdüğünü savunarak, "Ana karnındaki ceninler bile kurşunlanıyor" dedi ve bunlara ilişkin fotoğrafları basın mensuplarına gösterdi. "HER ŞEY BOP YÜZÜNDEN" Telafer’in ortadan kaldırılması ile kuzey sınırı boyunca bir Kürt devletinin kurulması için çalışmaların büyük bölümünün tamamlanacağını savunan Ömer, İsrail’in Gazze’den çekilmesinin de "Büyük Ortadoğu Planı-BOP" ile ilgili olduğunu kaydetti. "İsrail’in güneye doğru genişlemesi gerekmiyor, onlar kuzeye yönelecekler" diye konuşan Ömer, Telafer kentinin tamamen Kürtlerin eline geçmesinin ardından kurulacak Kürt devletinin hem ABD hem de İsrail’in emelleri doğrultusunda çalışacağını belirtti. TELAFER’E HABUR’DAN YARDIM Ulusal Kanal Yönetim Kurulu Başkanı Ferit İlsever ise dünyanın değişik bölgelerindeki barışsever ve antiemperyalist örgütlerin katılımıyla Türkiye’de yürütülecek kampanyayla ayni ve nakdi yardım toplanacağını bildirdi. İlsever, toplanacak yardımı, "yüzlerce aydın, öğretim üyesi ve kitle örgütü temsilcileri ile" Habur sınır kapısından konvoylar eşliğinde Telafer’e götüreceklerini de kaydetti. Telafer’deki ABD askerlerinin faaliyetlerinin amatör kamerayla çekilmiş görüntülerinin de sinevizyonda izletildiği toplantıda, diğer sivil toplum kuruluşları temsilcileri de fikir ve düşüncelerini anlattı. | |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
| Bu haber 729 defa
okundu. | |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
î Başa Taksim’i mi bombalayacaksınız? - Milli Gazete î Başa ABD ve İngiltere, Bağdat’ta, Basra’da, Felluce’de, Tel Afer’de yaptıklarını bütün dünyaya yayıyor. CIA Başkanı, dünyanın her köşesinde kimsenin hayal edemeyeceği operasyonlar yapacağız diyor. Irak’ta yaptıklarını, Suriye’de yapmayı planladıklarını Türkiye’de de yapacaklar… î Başa CIA’nın patronu Porter Goss, örgütün yeniden yapılandırılacağını, bütün dünyada operasyonlar yapacağını, “müttefik ülke” teşkilatları yerine doğrudan kendi elemanlarını kullanacağını, dünya genelinde tek taraflı operasyonlar yapacağını belirterek, “Öyle yerlerde olacağız ki, kimse hayal bile edemeyecek” diyor. î Başa
Bugüne kadar Filipinler’den Mısır’a Büyük Okyanus’taki üslerden
Özbekistan’a ve Afrika’ya kadar dünyanın bütün kara ve denizlerinde gizli
operasyonlar yapmaları, birçok ülkeden sayısız insanı kaçırmaları, askeri
üslerini ve savaş gemilerini esir kamplarına dönüştürmeleri, insanları
sokak ortasında füzelerle katletmeleri, gizli işkence merkezleri
kurmaları, gizli işkence turları düzenlemeleri, milyonlarca insanı terör
listesine alıp tehlikeye atmaları, insan onurunun asla kaldıramayacağı
işkence yöntemlerini masum insanların üzerinde denemeleri, zevk için ya da
stres atmak için cinayet işlemeleri yetmedi mi?
î Başa Daha ne yapacaklar? Kimleri öldürecekler? Kimleri kaçıracaklar? Devlet terörünü uygulamadıkları başka örnekleri kaldı mı? Gelip Fatih’te, Kadıköy’de sokak ortasında ya da Taksim Meydanı’nda insan mı öldürecekler? Paris’te, Londra’da, Kahire’de, Kudüs’te sabotajlar mı düzenleyecekler? Bugüne kadar çok yerde yaptılar. Neden olmasın? î Başa İki İngiliz askeri Arap kıyafetleriyle Basra’da yakalanıyor. Cüppeli, sakallı iki kişi, halkın arasına girip saldırı düzenliyor. Halkın uyanıklığı sayesinde yakalanıyorlar. Üzerlerinde patlayıcı ve silahlar çıkıyor. Şiiler’e yönelik saldırılara karıştıkları anlaşılıyor. Gözaltına alınıp hapsediliyorlar. İngiliz askerleri hapishaneyi yerle
bir edip bu iki askeri geri alıyor. İki kişinin İngiliz istihbaratına
bağlı çalıştıkları ortaya çıkıyor. Basra karışıyor? Muktada Sadr’ın
sözcüsü, Abdulhadi el Deraci, İngiltere’nin Şiiler’e yönelik kitlesel
bombalama olayları gerçekleştirip bunu Sünnilerin üstüne atarak Irak’ta iç
savaş çıkarmaya, mezhep çatışması çıkarmaya çalıştıklarını açıklıyor.
Sözcü, İngiliz istihbaratçıların bu amaç için İsrail istihbaratı ile
birlikte çalıştığını da söylüyor. Diğer taraftan Şiiler’e saldırılar düzenliyor. Bombalıyor, öldürüyor ve korkunç bir intikam dalgası oluşturuyor. Kime karşı? Tabiî ki Sünnilere karşı… Kuzey İrlanda’da yaptıkları infazlara Irak’ta devam ediyorlar. İşgalden bu yana sivilleri hedef alan saldırıları kimlerin planladığı ortaya çıkıyor. Etnik ve mezhep eksenli savaş ABD-İngiliz-İsrail üçlüsünün Irak’ı ellerinde tutmak ve üçe bölmek için geliştirdikleri en orijinal buluş! Bağdat’ta, Kerbela’da, Necef’te ve Sünni bölgelerde yüzlerce kişi öldürüldü, onlarca cami bombalandı. Namaz kılan insanlar kurşun yağmuruna tutuldu. Mezhep savaşı çıkarmak için her türlü tahrik kullanıldı. Irak halkı çok ağır bedeller ödedi, ödüyor. 28.9. 2005 / İBRAHİM KARAGÜL / YENİ ŞAFAK | ||||||||
î Başa
Dünya, Türk Medeniyetini Özlüyor -
iha - 19 Eylül 2005
Dünya, Türk Medeniyetini Özlüyor
-
PROF. DR. DAVUT ALBAYRAK:
î Başa
- "BATI MEDENİYETİ YAŞLANDI, HAZMEDEMİYOR"
- "ABD'YE KARŞI AB FİKRİ ORTAYA ATILDI ANCAK İNSAN, COĞRAFYA VE KAYNAKLARI
BİRARAYA GETİRMEK ZOR"
î Başa
- "ÇİN, MISIR, RUSYA VE JAPONYA'NIN YENİ BİR
MEDENİYET KURABİLMEK İÇİN UYGUN ŞARTLARI YOK"
- "TÜRKİYE ÇALIŞKAN, YAYILMA
ALANI GENİŞ VE KADEMELİ, GEÇMİŞTEN GELEN İMPARATORLUK TECRÜBESİ VAR"
- "TÜRK
DÜNYASININ NÜFUSU, MEDENİYET İNŞASI İÇİN YETERLİ"
- "TÜRKİYE'DE MEDENİYETİ
KURUCU VE TAŞIYICI MİLLET ÖZELLİĞİNE SAHİP BİR HALK YAŞIYOR"
- "TÜRKİYE,
YENİ BİR MEDENİYET KURABİLİR"
AYHAN GONCA
SAMSUN (İHA) - Ondokuz
Mayıs Üniversitesi (OMÜ) Öğretim Üyesi Prof. Dr. Davut Albayrak, dünyanın yeni
medeniyet arayışına girdiğini ve bu noktada insanlığın Türk medeniyetini
özlediğini söyledi. ABD'nin dünya insanlığının ihtiyaçlarına cevap veremediğini
söyleyen Albayrak, ABD'ye karşı kurulan AB, Çin, Mısır, Rusya ve Japonya'nın
yeterli şartları bünyesinde bulunduramadığını, dünyanın yeni bir medeniyete
ihtiyacı olduğunu ve bu medeniyeti de Türkiye'nin kurabileceğini belirtti.
'Yeni Bir Medeniyet Nasıl Kurulur?'un analizini yapan OMÜ Öğretim Üyesi
Prof. Dr. Davut Albayrak, medeniyetlerin tarihi sürecini ve medeniyet kurmak
için gerekli şartları kaydettikten sonra, dünya insanlığının ihtiyaçlarına cevap
verebilecek medeniyeti sadece Türkiye'nin kurabileceğini ifade etti.
"AB, ABD İLE REKABET EDEBİLMEK İÇİN KURULMUŞTUR"
ABD'nin dünya
insanlığının ihtiyaçlarına cevap veremediğine değinerek, "ABD'yle rekabet için
insan, coğrafya ve kaynakları biraraya toplamak ihtiyacını hisseden Avrupalı
aydınların AB'yi kurduğunu, ancak AB ülkelerinin kendi aralarında
anlaşamadıklarını, batı medeniyetinin artık bittiğini, yaşlandığından yeni kurum
ve kuralları hazmedemediğini ifade eden Prof. Dr. Davut Albayrak, yeni
medeniyetin kurulması noktasında Türkiye ve Türk Cumhuriyetleri'nin önemli bir
nüveyi meydana getirdiğini vurguladı.
Dünyada yeni medeniyeti Çin, Mısır,
Rusya, Japonya ve Türkiye'nin kurabileceğinin düşünüldüğünü, ancak Türkiye
dışındaki ülkelerin medeniyet kurabilmek için yeterli şartlara sahip olamadığını
kaydeden Prof. Dr. Albayrak, "Çin çalışkan ama hareketsiz, yani yayılma alanı
yok. Mısır tembel, yayılma alanı yeterli, eski medeniyeti var ama çok eski.
Rusya yorgun ve ihtiyarlamış. Batı dairesindeki Rusya'nın yayılma alanı yeterli,
batıyı yenileyebilir ancak batı dairesinden çıkamaz. Japonya çalışkan,
yapabileceğinin zirvesinde zira yayılma alanı yok. Türkiye ise çalışkan. Yayılma
alanı geniş ve kademeli, geçmişten gelen imparatorluk tecrübesi var. Türkiye
yeni medeniyeti kurabilir" dedi.
"MEDENİYET KURMA KABİLİYETİ
ATALARIMIZDAN BİZE GEÇMİŞTİR"
Türkler'in 17 devlet kurduğuna ve medeniyet
kurma yeteneğinin yüksekliğinin şüphe götürmeyeceğine işaret eden î Başa
Prof. Dr.
Albayrak, "Biz devlet ve medeniyet kuran bir unsurun nesli olan bir topluluğa
mensubuz. Medeniyet kurma kabiliyeti atalarımızdan bize geçmiştir.
Göktürk-Karahanlı-Selçuklu-Osmanlı zincirini kuran Acina idareci sülalesinin
uzantısı Türkiye'dir.
Orta Asya'da Timurlular'dan sonra kurucu Türk unsuru batıya göçtüğünden geniş bir devlet kuramadık. Fakat biz daha önce de medeniyet kurduk. Geçmişte medeniyeti en üst unsurlarıyla kurduk. Türkler diğer medeniyetlerden farklı yöntemler ve unsurlar kullanabilmiştir. Türk Sanat Müziği, vakıflar, lonca sistemi, tımar sistemi Türkler'in eseridir. Dünyada Türk ve batı olmak üzere sadece iki klasik (sanat) müzik var. î Başa Göçer halka dayalı imparatorluk kurabilen tek milletiz. Orijinal yöntemleri bulabiliyoruz.
Geçmişte yapmışsak şimdi de yapacak kabiliyeti taşıyoruz. Yani teşebbüs unsuruna sahibiz. Medeniyetin felsefesini almış inançlı kadrolarımız da var. Medeniyet kurumlarını oluşturmalıyız. Düşmanlarımızı azaltmalı, çevremizdeki ülkelerle dost olmalıyız. î Başa Her şeyden önce de kendi içimizde bölücülük çağrıştıran kelimeleri, cümleleri ağzımıza almamalıyız. Devlet ve millet olarak bir ve bütün olmalıyız.
İyice anlamadan gereksiz yorumlardan kaçmalıyız. Herkesin
kendini akıllı sandığı bir ortamda olayları ve konuları çok iyi analiz
etmeliyiz" diye konuştu.
"MEDENİYET TEŞEBBÜSÜMÜZE YARDIM EDECEK UNSURLAR
VAR"
Bir fabrika kurmanın bile beş şartı bulunduğunu, bu şartların teşebbüs
sahibi insanlar, insan kaynakları, sermaye, yol, hammadde ve pazar olduğunu
hatırlatan Prof. Dr. Davut Albayrak, medeniyet kurmak için teşebbüs eden
inanmış, hırslı, taşıyıcı insan grubu olması gerektiğini açıkladı.
Albayrak,
"Teşebbüs sahiplerinin hedefine yöneltip aksiyona geçireceği yetişmiş insan
grubu, yeterli nüfus, insana yeni bir felsefi bakış ve inanç bizde var.
Medeniyet kurmak için gerekli olan medeniyetin üzerinde kurulacağı yeterli
coğrafya, yeterli doğal kaynaklar, beslenme ve barınmanın doyuma ulaşması,
medeniyetin kurumları, davranış kalıpları, kavramları, nesiller boyu düzenli
yönetim, en önemlisi de medeniyeti koruyacak güçlü bir askeri güce sahibiz. Biz
yeni bir medeniyet kurabiliriz. Teşebbüs edici bir fikir grubu olarak biz varız.
Teşebbüsümüze yardım edebilecek gruplar ve insanlar var ve yeterli. Türk
dünyasının nüfusu medeniyet inşası için yeterli. Türkiye Cumhuriyeti'nde
medeniyeti kurucu ve taşıyıcı millet özelliğine sahip bir halk yaşıyor.
î Başa
Türk'ün adaletini, şefkatini, çalışkanlığını da bütün dünya biliyor.
İnsanlığın Türk medeniyetine ihtiyacı var. Dünya Türk medeniyetini özlüyor"
şeklinde konuştu.
(AG-SN-SN-DE-Y)
19 Eylül 2005
09:23
î Başa Komedi bitti! - Milli GAzete î Başa Yamandı yeni oyuncular! “Hortumları keseceğiz... Yolsuzlukları durduracağız. Fakir fukaranın, garip gurebanın malını (yani devletin mallarını) kimseye yedirmeyeceğiz” sözleri veriyorlardı.. Hem halk yandaşıydılar. Hem sermaye! Hem yerliciydiler! Hem Ofer’ci!
Hem değişimci.
Oyun eski bir oyundu. Senaryo bildikti. Sahne tanıdıktı. Seyirci de aynıydı. Sadece aktörler yeniydi. î Başa Oyunun adı satmaktı! Mallar devletindi. Devlet tu kakaydı! Miskin ve tembeldi. İyi işletemiyordu. İyi işletememesi için de zaten “devletin malının içine ahlâksız
siyasetçi-ahlâksız bürokrat-ahlâksız iş adamı eli” sokulmuştu. Daha
sonraki yıllarda da özel sektöre satılmayan devlet malları, yeni yatırım
imkânları kesilerek ve finansman kaynakları kurutularak “ölüme” terk
edilmişti. Yeni aktörler, yeni kostümleriyle işte bu aşamada sahne
aldılar. Yorumları yeniydi. Soyluluk yandaşı, değişim yandaşı, halk
yandaşı olduklarını söylüyor; “Hortumları keseceğiz... Yolsuzlukları
durduracağız. Fakir fukaranın, garip gurebanın malını (yani devletin
mallarını) kimseye yedirmeyeceğiz” sözleri veriyorlardı.
Yamandı yeni oyuncular! Şaşırtmaca veriyorlardı. Hem halk yandaşıydılar. Hem sermaye! Hem yerliciydiler! Hem Ofer’ci! Hem değişimci. Hem halktan biriydiler ve hem de seçkinci burjuva... î Başa Halka karşı namuslu, dürüst, devlet malını gözetir rolü oynuyor, “kim hortumculuğa yeltenirse kemiklerini kırar, damarlarını kesip atarız” diyorlardı. Fakat gece yarıları Ankara’da yamaç otellerinde ve gündüz yarıları da İsviçre’de dağ otellerinde yabancı alıcılarla buluşuyor, sabahleyin “buluşmadık” diye inkâra sapıyor, geceleyin ise “Buluştuk... Görüştük... Biz mal satıcıyız...” diye çevir kazı yanmasın yapıyorlardı… î Başa Yamandılar, eski oyuncular gibi “çapaçul-kapkaç-mafya bağlantılı sermayeyi” bulmuyor, gerçekten işinin ehli “küresel bağlantılı kapitalistleri” bulup, görece yüksek fiyat da alıyorlardı. Ama yüksek fiyat veren alıcıya da çok ince avantajlar sağlıyor, malı
alınabilir yapıyorlardı. Satışı biliyorlardı. Simit satmışlardı. Simit satarak siyasete girmişler, şimdi “İstanbul Limanı”nı satıyorlardı ya da TÜPRAŞ hissesini... Halka da “Herkes tilkilik peşinde... Eski hortumcuların yerine yeni hortumcular türedi... Garip gurebanın, fakir fukaranın hakkını yedirmeyeceğiz... Ofer ile karda - kışta, buzda tipide otelin avlusunda mı görüşeydim... Tabii ki odada görüştüm...” nutukları atıyorlardı. Yeni aktörler eski komediyi böyle oynuyordu. Komedi bitti! İndirin perdeleri! 26.9.2005 / NECATİ DOĞRU / VATAN | |||||||||
| Ne var
bunda kızacak! Niye önüne gelen tepki gösteriyor? Özellikle bizim gibi ömründe dört koyunu gütmemişler! Ne güzel Baş-bakan, Maliye Bakanı değilde sanki bazirgan başı kapı kapı dolaşıp satılık malımız var diye pazarlama da bulunuyorlar ve pek te güzel satıyorlar..İyi güzelde benim bildiğim üretmeden satan esnafın sonu olmazki! Adam ölmüş çok büyük serveti üç çocuğuna kalmış..Biri iş yapayım demiş batmış..Biri gönül maceraları ile serveti tüketmiş.. Biride bütün servetini içkiye vermiş o da meteliksiz kalmış..Ne varki bütün servetini içkiye verip parasız kalan evlat ta kafa dank etmiş ama iş iştende geçmiş..Adam şaşkınlığı arasında bakmışki içki şişelerinden evin arkasında bir dağ oluşmuş..Son gayretle şişeleri satıp yeni bir hayata başlamış.. Bunların sonunda satacak içki şişeleride olmayacak biz mi biriktirsek (kimseye içki içmeyi ve başlamayı tavsiye etmiyorum bu arada) ne yapsak acaba! | |||||||||