![]() |
î Başa Etnik kanser hücreleri - Akşam - Nihat Genç - 25 Ağustos 2005 |
Bu bir Balkan hastalığı mı? Yoksa, Doğu topraklarını sömürmek için uydurulmuş ve artık bulaşıcı bir hastalık gibi coğrafyaları yiyip bitiren ve dünyanın sonunu hazırlayan bir büyük insanlık felaketi mi? Sınırlarımız etrafındaki etnik hücreleri takip edin. Sırplar, Hırvatlar, Boşnaklar ve diğerleri yalnız oturuyor artık. Başka dile, dine, başka kültüre tahammülleri yok. Etnik hücreler kurmuşlar. Etnik hücrelerden küçük devletçikler yapmışlar. Ve bu atom parçacıkları her an birbirine sürünerek infilak edebilir, ediyor da.. Kıbrıs’ta Annan referandumu yapıldı. Kıbrıslı Rumlar yalnız oturmayı seçti. Karışmak istemiyorlar. Lübnan’da Hristiyanlar. Bir diğer adları Maruniler. Müslüman mahallerine karışmak, pazarlarını ortaklaştırmak istemiyorlar. Tek başlarına ve aralarına kimseyi almadan yaşamak istiyorlar. Şehir savaşlarında yüzbinlerce kişi öldü. Ermeniler zaten tek ırk esasına göre devlet kurmuşlar. Gürcistan’ın işi daha bitmedi, şimdiden üç/dört bölgeye bölündüler bile. İsrail’i anlatmak gereksiz. Onlar zaten din esasına göre tek dinden insanlar topluluğu. Şimdi de Kuzey Irak’ta Kürtler aynı kanser hücresi... Bu etnik kanser hücreleri son yüzyirmi yıl içinde oluştu. Bu etnik kanser devletçiklerinin hepsinin güçlü ‘hamileri’ var. Çoğu tampon devlet. Ve hepsi Batılı. Ya Batı’dan güç, silah, siyasi destek alıyor ya da hepsi Batılı değerlere harfiyen inanmış devletçikler. Bu küçük etnik devletçikler, ya da tampon devletler ya da ırk esasına din esasına kurulmuş devletçiklerin hepsi özgürlük, demokrasi diyor ve yine hepsi ‘birlikte yaşamdan’ ‘dinlerarası hoşgörü’den dem vuruyor. Gerçek bir korkumuz var, çünkü, soylu ve yüce Anadolu toprakları bu etnik kanser hücrelerinin sıçrama tehdidi altında. Ancak Anadolu bambaşka bir ülke. Bilinen tarihi, birbirine açılan kervanyolları, çarşıları, İpek Yolları üzerine kurulu. Binlerce kavim, renk, mezhep, dil, din, kültürel çeşitliliğiyle burada oturuyor. Ama asıl önemlisi Anadolu’nun kültürel karakteri şu: Hızla karıştırıyor, emiyor, hazmediyor. Çünkü Anadolu şehirleri birbirine muhtaç. Bilinen tarihi inanılmaz hızlı bir sosyal hareketlilik içinde. Doğu’dan Batı’ya göç sanıldığı gibi sanayileşmeyle hızlanmadı. Bu hız, beşyüzyıl önce de aynı tempoyu taşıyordu. İşte geçtiğimiz otuz yıl içinde doğudan batıya Diyarbakır büyüklüğünde on tane şehir nüfusuyla topyekün gelip yerleşti. Şüphesiz sosyal ve siyasi sarsıntılar yaşadı, yaşıyor, ancak, bu büyük nüfusu hızla emdi, hazmetti, eritti, başka büyük bir kazan içinde hepsini kucağına aldı Ege Sahilleri’nde yepyeni bir Anadolu kuruldu ve her yıl on milyonlarca turist ağırlıyor, son yirmi yılda İstanbul bir dünya devi oldu ve bu yepyeni Anadolu’yu doğudan gelenler kurdu. Sosyal hareketliliği, yani karışma, kardeşleşme, aileleşme hızı bu kadar yüksek Anadolu coğrafyasında etnik kanser hastalığı yayılabilir mi? Sosyal olarak mümkün değil. Ama, siyasi, ideolojik olarak canınız bir müddet yanar ve kardeş kanı dökülür. Asıl sorumuz şu: Anadolu binlerce yıldır neden bölünmedi? Anadolu’da etnik, dil, din, mezhep savaşı hiç yapılmadı. Bilinen iç savaşların hepsi ‘siyasi iktidar’ kavgasıdır. Anadolu bölünseydi binyıl önce bölünürdü. Uzun Hasan’la bölünürdü, Safevilerle bölünürdü, Celalilerle bölünürdü, yerel isyanlarla bölünürdü, Kurtuluş Savaşı’nda bölünürdü. Anadolu tüm bu tarihi savaşları, iç isyanları aşarak kuvvetlenerek geldi. Anadolu bu muazzam beden gücünü nereden alıyordu? Şüphesiz coğrafik yapısından. Kervanyolları, yaylakları, çarşıları, sahilleri, iş merkezleri ve büyük şehirlerinin sosyal karakterinden. Anadolu birbirine muhtaç eksik ve tamamlanmamış şehirlerden kuruludur. Her şehir bir başka şehre hayati önemde muhtaçtır ve Trabzon’dan, Diyarbakır’dan binlerce yıldır şehrinden çıkanların geriye dönüşleri sıfır düzeyindedir. Bu sosyal analiz uzun hikaye. İnancımız şu; önümüzde dünyalar güzeli, kendini böldürmeyen, kendini iç isyanlara kaptırmayan ve kendini durmaksızın karıştıran, aileşleştiren, kardeşleyen bir soylu coğrafyayla karşı karşıyayız. î Başa Ve etrafımızı kanser hücreleri sarmış. Yüzyirmi yıldır ilerliyor ve bu sağlıklı bedene çarpıp geri dönüyor.. Aydınlar, yazarlar, gazeteler, eğitim politikaları, hepimizin insanlık görevi bu yüce coğrafyanın sosyal ve kültürel büyüklüğünü anlayabilmek. Ve ona kardeşleyen, aileleştiren, karıştıran, eşitleyen, ortaklaştıran soylu hikayeler, yazılar yazmak!.. Anadolu’nun kültürel, sosyal, siyasi karakterini tanıdıkça ve derinlerine, halkına indikçe, korkularımız azalıp yok oluyor. Çünkü çok güçlü ve artık Tanrısal anlamları olan bir beden. Kendini her şeye ve herkese rağmen savunan ilahi mekanizmaları var. Ayet gibi Kur’an gibi okuyoruz artık Anadolu’yu... Dünyada bu kadar hızla birbirini karıştıran, kardeşleyen, aileleştiren bir başka coğrafya parçası bulamayız.. Sırf bu yüzden, ilahi bedeni öpüp, koklayalım, boynuna, insanlık adına, birliktelik adına, demokrasi adına çelenkler asalım... Toprağımızın hangi köyünde, hangi sokağında, insanımız memleketim dese Anadolu dese hâlâ gözleri yaşarır. î Başa Bu topraklarda doğan her insan, coğrafyasının ruhunu tanıdıkça doğduğu memlekete secde etmeye başlıyor. Ve bazen duygusallıkta aşırıya da kaçıyor. Bu yüzden yazarlığımız dualarla, tespihle, sarılıp sarılıp kucaklaşmayla sürüyor... Çünkü üstünde yaşadığımız toprak parçası yüzlerce kavmi, mezhebi, dili, kültürü karıştırma ve kaynaştırma gücüyle artık insanlık için ‘tanrısal anlamlar’ taşıyor. î Başa Aydınlar kuşkuya düşüyor o düşmüyor, devlet siyasiler, kuşkuya düşüyor o düşmüyor.. Üzerine her çağda her dönemde yüzlerce siyasi hastalık getirilip atılıyor, o bu güçlü bedeniyle hiçbirini bulaştırmıyor... Anadolu topraklarında her dönem sorunlar oldu, yine var, ama bu sorunu, devlet, siyasiler, aydınlar değil, Anadolu coğrafyasının bu bilinmez ve hayran kaldığımız ilahi bedeni, kendi başına çözecektir! Yani hızla karıştırılıp, hızla hareketlendirilip, kardeşleşip aileleştirerek!... |
î Başa HAKKARİ'DEKİ İNEK ÖLÜMLERİNDE ÜZEN İDDİA...- Haber Vitrini î Başa Hakkari'de kayalıklardan atlayarak telef olan 7 ineğin, besin kaynağı bulamadıkları için aç kalınca dağdan atladıkları iddia edildi. 25 Ağustos 2005 Perşembe 15:42
|
|
FEYZULLAH TAŞ
HAKKARİ (İHA) - Hakkari'de kayalıklardan
atlayarak telef olan 7 ineğin, besin kaynağı bulamadıkları için aç kalınca
dağdan atladıkları iddia edildi. Biçekenk mezrası sakinlerini ziyaret eden
Durankaya Belediye Başkanı Fatih Keskin, ''Hayvanlarını kaybeden ailelere
imkanlarımız dahilinde yardımcı olacağız; ancak Valilik Sosyal Yardımlaşma
ve Dayanışma Vakfı'nın (SYDV) da bu ailelere yardımcı olmasını istiyoruz''
dedi.
Durankaya Beldesi Belediye Başkanı Fatih
Keskin, geçtiğimiz günlerde kayalıklardan atlayarak telef olan 7 ineğin
sahiplerini ziyaret etmek için Biçekenk mezrasına giderek, hayvan
sahiplerine geçmiş olsun dileklerinde bulundu. Vatandaşlarla telef olan
hayvanların durumuyla ilgili bilgi alan Keskin, köylünün 'Hayvanların
kayalıklarda ot bulamadıkları için intihar ettiler' iddialarıyla hayrete
düştü. Yerleşim biriminden 5 kilometre uzakta bulunan yayla yolunun
yapılması halinde vatandaşların bu sıkıntıdan kurtulabileceğini vurgulayan
Keskin, belediyenin imkanlarının yetersiz olduğunu, bu konuda valilikten
destek beklediklerini ifade etti. Keskin, ''Hayvanlarını kaybeden
vatandaşlarımızın üzüntüsünü paylaşıyoruz. Tek geçim kaynakları
hayvancılıktır. 7 hayvanın dağdan atlamasıyla ilgili ise çeşitli yorumlar
yapılıyor. Vatandaşın beyanına göre, 7 kilometre uzaklıkta bir Mehed
Yaylası var. Köylüler, bu yaylanın yolu olmadığı için mecburen
hayvanlarını otlamak amacıyla sarp kayalıklara gönderiyor. Çünkü
hayvanların besin alacağı başka otlak yerleri yoktur. Belediye olarak
kısıtlı imkanlarımız olduğu için yayla yolunu yapamıyoruz. Valilik ve
diğer kurumların destek vermesiyle birlikte yol yapılacaktır. Hayvanlarını
kaybeden ailelere imkanlarımız dahilinde yardımcı olacağız. Ancak Valilik
Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfı'nın (SYDV) da bu ailelere yardımcı
olmasını istiyoruz'' dedi.
Hayvanların telef olduğu sarp kayalıklara
çıkamayan Başkan Keskin, beraberinde getirdiği el dürbünüyle bir süre
bölgeyi inceledi. Metin Gezek isimli vatandaş ise, hayvanlarını otlatmak
için yaşadıkları sıkıntıları anlattı. Gezek, ''Eskiden yaylalarımız vardı.
Katır olduğu için böyle bir sıkıntımız olmuyordu. Olaylar nedeniyle
katırlarda olmayınca mecburen hayvanları dağlardan geçiyoruz. Dağlarda
besin kaynağı bulamayan hayvanlar, çareyi ölümden buldu. Köyümüzde onlarca
aile Mehed Yaylası'na gidiyor. Yol olmadığı için bu yaylayı
kullanamıyoruz. Bu yol yapılmaz ise, bu danaların yerine insanlar bile
intihar edebilir, bu sıkıntılarımızın giderilmesini istiyoruz'' şeklinde
konuştu. |
î Başa 'MÜDÜRÜNE ŞANTAJ YAPAN POLİS, VATANDAŞA NE YAPMAZ?' - haber vitrini - 25 Ağustos 2005 Fatih Altaylı: "Gaziantep Emniyet Müdür yardımcısı, Rus kadınlarla alem yapmış. Burada bir acayiplik yok. Birkaç yüz doları denkleştiren ve canı çeken, tıyneti uygun olan herkes yapabilir..." 25 Ağustos 2005 Perşembe 05:48
|
|
FATİH ALTAYLI'NIN SABAH'TAKİ
YAZISI:
Amirine şantaj yapan vatandaşa ne
yapar!
Gaziantep Emniyet Müdür yardımcısı, Rus kadınlarla alem
yapmış. Burada bir acayiplik yok. Birkaç yüz doları denkleştiren ve canı
çeken, tıyneti uygun olan herkes yapabilir. Tabii bir polis müdürünün
normalde yakalayıp sınır dışı etmesi gereken yabancı fahişelerle alem
yapması rezalet ama bence asıl rezalet bundan sonra başlıyor.
Ancak polis müdürünün bu alemi, bir başka polis tarafından
görüntüleniyor.
Ve görüntüleri kaydeden polis, umduğu terfiyi alamayınca,
görüntüleri Gaziantep Emniyet Müdürü'ne gönderiyor ve skandal
patlıyor.
Bir düşünün, bir polis mücadele etmesi gereken fuhuşla
mücadele etmeyip, olayın bir parçası haline geliyor. Ama daha vahimi, bir
başka polis bu görüntüleri kaydedip "Şantaj amacıyla" elinde saklıyor. Ve
gerektiğinde kullanıyor.
Bu olacak iş mi? Emniyet müdür yardımcısının yaptığının
kabul edilir tarafı yok. Ama onunki bir görevi ihmal, iki uçkur
düşkünlüğü. Hesabını hem teşkilatına, hem eve verir.
Ama ya öbürü..
Kendi müdürüne şantaj yapan polis, vatandaşa ne
yapmaz..
Düşündükçe tüylerim ürperiyor.
Polisin elinde binlerce kişinin dinleme kayıtları var,
izleme kayıtları var.
Kendi amirinin görüntülerini kişisel amaçları için
kullanan bir zihniyet, bu kayıtlarla neler neler yapar.
Ankara'da adını kimsenin bilmediği bir Emniyet Genel
Müdürü var.
Acaba bu konuda ne yapmayı düşünüyor!
|

Irak devrik lider Saddam
Hüseyin’i yargılamaya hazırlanırken, İtalyan asıllı ingiliz avukat Giovanni di
Stefano, Saddam’ı dar ağacından kurtarmak için kolları sıvadı. İngiliz The Sun
gazetesi, geçmişi bir hayli karanlık olan di Stefano’nun kirli çamaşırlarını
ortaya döktü. Di Stefano’nun müşterileri arasında eski Yugoslavya’nın devlet
Başkanı Slobodan Miloşoviç, çok sayıda cinsel tacizle suçlanan rock yıldızı
Jonathan King’i ve İngiliz seri katil Doktor Herald Shipman gibi oldukça kirli
isimler bulunuyor.
3 yıl hapis yatmış
Eski Yugoslavya’da
Müslümanlara yönelik etnik temizlik sırasında Sırp kasabı Arkan’ın gönüllü
generallerinden birisi olarak görev yapan di Stefano, sahtekarlıktan da 3 yıl
hapis yatmış. 450 milyon sterlinlik servetiyle İngiltere’nin en zengin
avukatları arasında yer alan di Stefano, 1998 yılında Saddam Hüseyin ve Usame
bin Ladin ile tanışmış. Di Stefano, El Kaide liderinin “Kızlar gibi el
sıkıştığını hatırlıyor.”
Don Giovanni lakaplı di Stefano, kara para
aklama, şirket dolandırıcılığı ve katliamlarla dolu geçmişinin ardından şu an
İngiltere’nin en meşhur avukatlarından birisi.
ABD’de bir Hollywood
stüdyosunu dolandırdığı için istenmeyen işadamı ilan edilen İtalyan,
İngiltere’ye gelerek burada avukatlık yapmaya başlamış. İngiliz The Sun
gazetesi, avukatın hem sabıkalarla dolu bir geçmişi olduğunu hem de avukatlık
sertifakası olmadığını iddia ediyor. Di Stefano, Amerikan Barolar Birliği’ne üye
olduğunu iddia etse de hangi hukuk fakültesini bitirdiğini açıklamıyor. Parti
kurmaya hazırlanan di Stefano, eski İngiltere Başbakanı Margaret Thatcher ve
İtalyan diktatör Benito Mussolini’nin politikalarını, kuracağı Radikal Parti’ye
aktaracağını belirtiyor.
î Başa 'YAŞLI BAKİRE' SORUNUNA ÇÖZÜM!.. Malezyalı politikacı Nik Abdülaziz Nik Mat, kadınlardan, eşlerinin ikinci eş almasına izin vermelerini istesi. 24 Ağustos 2005 Çarşamba 08:24
|
|
Malezya’nın önde gelen İslamcı
politikacılarından Nik Abdülaziz Nik Mat, kadınlardan, eşlerinin ikinci eş
almasına izin vermelerini isteyerek, ‘yaşlanan bakire sorunun tek
çözümünün çok eşlilik olduğunu savundu.
î Başa
İslami PAN partisinin dini lideri
olan Nik Mat, ‘Erkeklere ikinci kez evlenme hakkı tanınmadığı için bakire
yaşlanan ve ölenleri düşünün’ dedi ve ikinci kez evlenmek isteyen
erkeklerden de ilk eşlerinin hassasiyetini anlamaya çalışmalarını istedi;
‘Kadın kalbi cam gibidir, çok narindir, kolayca kırılır. Kocaların,
eşlerine nasıl davranmasını bilmesi gerekir’ dedi.
/Hürriyet |
| |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
Durankaya Beldesi'nde ise bu kez koyunların yerine 7 büyükbaş hayvanın, kayalıklardan atlayarak telef olduğu bildirildi. Edinilen bilgiye göre olay, önceki gün akşam saatlerinde Biçenek Mezrası'nda meydana geldi. Durankaya Beldesi'ne bağlı Biçenek Mezrası'nda otlatılmaya gönderilen 7 dana, Kırmızı Mağara Dağı denilen sarp kayalıklardan geçerken kayalıklardan atladı. Karanlıkta olay yerine giden köylüler, hayvan leşleriyle karşılaştı. Yasin Çiftçi'ye ait 1, Yusuf Çiftçi'ye 2, Ömer Çiftçi'ye 2 ve Salih Can'a ait 2 toplamda 7 büyükbaş hayvanın, mahsur kaldıkları dağdan düşerek telef olduğu bildirildi. Köylüler, yaşanan olayla birlikte yıllardır yetiştirdikleri hayvanları kaybetmenin üzüntüsünü yaşıyor. Konu ile ilgili İHA muhabirine açıklamalarda bulunan İsa Can isimli görgü şahidi, sarp kayalıklardan geçen danaların bir anda kendilerini teker teker aşağı doğru attığını belirterek, "Danalar kendilerini aşağı doğru atarken, bir toz bulutu oluştu. Ben de hemen köy sakinlerine haber verdim. Geldiğimizde danalarımızın telef olduğunu gördük. Biz köylülerin tek geçim kaynağı da hayvancılıktır" dedi. Hayvan sahiplerinden Ömer Çiftçi ise akşam saatlerinde kayalıklardan geçen danalarının aşağı düşerek telef olduğunu belirterek, "7 danamız telef oldu. Hayvanlarımızın nasıl kayalıklardan atladığını bilmiyoruz, ancak bunun sebebini araştırıyoruz. Köyümüzde ilk kez böyle bir olay yaşandı. Biz de şaşkınız" şeklinde konuştu. | |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
| Bu haber 288 defa
okundu. | |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
|
| ||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||