Son Sayı      Eski Sayılar      Dosyalar      Linkler      İletişim     
Kara Gazete - Sayı 2 / Ağustos 2003

K A P İ T A L İ Z M     D O Ğ A Y A     S A L D I R I Y O R
Son nehir kuruduğunda, ve son balık öldüğünde; Ancak o zaman anlayacaksınız paranın yenmediğini
Orman Yangınları

Doğanın talanı kapitalizmin ruhuna uygun bir biçimde sürüyor. Hükümetin orman alanlarının satışı doğrultusunda sürdürdüğü çalışmalara paralel olarak özellik bol para getirecek Bodrum, Marmaris, Antalya gibi turizm bölgelerindeki ormanlar vahşice yok ediliyor. Her sene olduğu gibi yüzlerce hektar orman yakıldı ve yakılmaya devam ediyor.

Termik santralin çevresel etkileri
Bacadan atılan kükürt ve azot oksitler etkileşime girerek asit yağmurlarını oluşturur. Asit yağmurları nedeniyle ağaçlar kurumakta, yaprakları dökülmekte, çiçek ve meyve veremez hale gelmekte. Ormanların azalması ve toprağın çoraklaşması sonucu oluşan erozyon büyük miktarlarda toprak kaybına neden olmakta. Bu gazlar insan ve hayvanların sağlığınıda etkilemekte.
Termik santrallerde soğutma, buhar elde etme ve temizleme gibi çeşitli amaçlarla su kullanılmaktadır. Bu işlemler sonucunda çıkan atık sular ne kadar işlemden geçirilirse geçirilsin çevre kirliliğine yol açmaktadır
Biga'da Termik Santral

Geçimini tarım ve hayvancılıkla kazanan Çanakkale'ye bağlı Biga ilçesi, yakında faaliyete geçmesi düşünülen termik santral tehlikesiyle karşı karşıya.

Fosil atıklarla çalıştırılması planlanan termik santral projesi halkı ayaklandırdı. "Doğa ve insan hayatı tehlikede" diyen Biga halkı santrale karşı hızla örgütleniyor.

Termik santralden görüntü almak amacıyla Biga halkından bir grup tekneyle santrale yaklaşmak istedi. Fakat santral güvenlik görevlileri gruba tazzikli su sıkarak santrale yanaşmalarına izin vermedi.

Kentte sürekli olarak basın açıklamaları, paneller, söyleşiler yapılıyor. Kentin her yerinde "HEMEN ŞİMDİ! TERMİK SANTRALE HAYIR!! BUGÜN DEĞİLSE NE ZAMAN?" afişleri asıldı.

Halkın santrale karşı tepkisi giderek büyüyerek devam ediyor.


Ö Z G Ü R L Ü Ğ Ü N Ü Z     B İ B E R     G A Z I     K O K U Y O R

Haziran ayı içinde gerçekleştirilen Avrupa Birliği zirvesine karşı yapılan gösterilerde gözaltına alınan eylemcilerden yedisi, çıkartıldıkları mahkemede suç işledikleri gerekçesi ile tutuklandılar.

Bu tutuklamalar başta Yunanistan olmak üzere birçok ülkede gerçekleştirilen eylemler ile protesto edildi.

23 Haziran tarihinde Berlin'de bir grup eylemci Yunan Konsolosluğunu işgal etti. Eylemciler konsolosluğa, Selanik sokaklarında polislerin yoğun kullandığı biber gazını hatırlatmak amacıyla "Özgürlüğünüz biber gazı kokuyor - Tüm suçlamalar düşürülsün" yazılı bir pankart astılar ve balkondaki Yunan bayrağını indirip korsan bayrağı astılar.

24 Haziran'da Graz'da bir dayanışma yürüyüşü yapıldı. 27 Haziran'da Viyana'daki Yunan Konsolosluğu önünde bir eylem gerçekleştirildi.

Bütün bu eylem, protestolara rağmen tutuklular henüz serbest bırakılmadı.



HOMOFOBİ İŞ BAŞINDA

İstanbul'da polislerin son bir aydır artan bir biçimde yoğun baskısına maruz kalan, Vali'nin "travestilere ve transeksüellere karşı mücadele başlatıyoruz" diyerek hedef gösterdiği travestiler 18 Temmuz gecesi saat 22:30'da Merter'de pompalı tüfekli saldırıya maruz kaldı. Saldırgan, saldırıya neden olarak "Travestilerin toplumun ahlakını bozduğunu" gösterdi.

Seks işçisi olarak çalışmak zorunda bırakılan travestilere yönelik bu saldırı sonucunda

toplumdaki heteroseksizmin ne kadar vahşi boyutlara varabileceği bir kez daha ortaya çıktı.

Bu konuda 23 Temmuz Çarşamba günü Lambdaistanbul'un bürosunda bir basın açıklaması yapan Travestiler var olan önyargıların bir kenara bırakılması gerektiğini vurgularken bu "yıldırma ve korkutma operasyonlarının" durdurulmasını istedi.

Basın açıklamasını okumak için tıklayın
KAN PAZARI YİNE AÇILIYOR

Irak'ta savaşın bittiği söyleminin yalan olduğu Iraklıların devam eden direnişiyle ortaya çıktı. Kayıplarının artmasından korkan ABD, Türkiye, Hindistan ve Pakistan başta olmak üzere pek çok ülkeden asker istedi.

Türkiye'nin dış işleri sorumlusu Abdullah Gül, bu istek karşısında hükümet adına pazarlık yapmak için Amerika'da Colin Powell ile bir görüşme yaptı. Abdullah Gül, zor durumdaki ABD'den Türkiye'den gidecek askerlere karşılık Irak'taki ihalelerden daha fazla pay istedi.

İnsan hayatını hiç önemsemediklerini bir kez daha gösteren egemenler para için insanların kanını satma çalışmalarını hızla sürdürüyor. Halkın büyük çoğunluğunun savaşa ve asker göndermeye karşı olduğu, aylarca meydanları "savaşa hayır" sesleriyle inlettiği ve son olarak da 1 Mart'ta Ankara'da toplanan 100.000 kişinin, Irak'a asker gönderilmesini içeren tezkerenin geçmesini engellediği günlerin üzerinden çok geçmeden ortaya çıkan bu gelişmeler sokakları yeniden hareketlendirecek gibi görünüyor.

Hosted by www.Geocities.ws

1