Türk Ceza Kanununda…

Eşcinsel hukuk öğrencileri ve eşcinsel avukat arkadaşlar…

Katkılarınızı bekliyoruz.

Eşcinsel Hakları İçin Hukuk Bürosu'nu birlikte oluşturalım.

Türk Ceza Yasası'nın Adabı Umumiye ve Nizamı Aile Aleyhine İşlenen Cürümler (Genel Terbiye ve Aile Düzenine Karşı İşlenen Suçlar) ile Ahlâki Umumiyeye Müteallik Kabahatler (Genel Ahlaka İlişkin Suçlar) bablarının (bölümlerinin) Cebren Irza Geçme-Kız, Kadın ve Erkek Kaçırmak- Edebe Muhalif Hareketler fasıllarında (alt bölümlerinde) yer alan maddelerinde aynı cinsler arasında cinsel ilişki, tek başına ve açık bir şekilde düzenlenmemiştir.

Yasal mevzuatımıza göre ahlâk dışı kabul edilip suç olarak belirlenen fiiller, (Irza geçme, ırz ve namusa tasaddi, söz atma ve sarkıntılık, alenen hayasızca yapılan hareketler) "Bir kimse", "Küçük" gibi genel ifadeler kullanılarak düzenlenmiş ve suç tiplerinin hemen hepsinde fiilin aynı cinsler arasında işlenmesi, cezayı ağırlaştırıcı sebep olarak kabul edilmemiştir. Yasanın "söz atma" ve "sarkıntılık" suçlarını düzenleyen 421. maddesinde "Kadınlara ve genç erkeklere söz atanlar... sarkıntılık edenler... hapsolunur." hükmü ile, söz atma ve sarkıntılık suçlarının mağdurunun erkek de olabileceği açık bir şekilde belirtilmiştir.

Ceza Yasamızın 414. maddesinde, cebren (zorla) ırza geçen, küçükleri baştan çıkaran ve iffete saldırıda bulunanlara verilecek cezalar düzenlenmiştir. Bu madde gereğince, rızası (istek ve onayı) olsun olmasın 15 yaşını bitirmemiş bir küçüğün ırzına geçilirse, ırza geçen, 5 seneden aşağı olmamak üzere ağır hapis cezasına çarptırılır. Bu, fiilin basit hali olup, ırza geçme fiilinin zor ve şiddet kullanımı ile; tehdit yoluyla; akıl veya beden hastalığı olan; cebir ve şiddete karşılık veremeyecek durumda (Kendini bilemeyecek derecede sarhoş, baygın, uyuşturucu madde alması sonucu kendinden geçmiş...) olan bir küçüğe karşı işlenmesi halinde ceza ağırlaşmakta, bu gibi hallerde, faile verilecek ağır hapis cezasının 10 seneden aşağı olamayacağı ifade edilmektedir. Eğer mağdur 15 yaşın üzerindeyse ve fiil, yukarıda belirtilen nitelikli hallerle işlenirse, fail, 7 seneden az olmamak üzere ağır hapis cezasına çarptırılmaktadır.

Irza geçme deyimi, "Bir erkeğin bir insan üzerinde doğal veya doğal olmayan bir şekilde cinsel temasta bulunmasını" ifade eder. Bu suçun mağduru (ırzına geçilen), kadın veya erkek olabilir. Failin cinsel organının (penis-kamış) normal (kadın cinsel organı) veya anormal (erkek veya kadının anüsü-dışkı çukuru) yoldan vücuduna menisini akıtabilecek şekilde tamamen veya kısmen girmesi, ırza geçme suçunun oluşabilmesi için gerekli ve yeterlidir. Hareketli üreme organı sadece erkeklerde bulunduğuna göre, ırza geçme suçunun failinin (işleyeninin) sadece erkek olabileceği de açıktır. Kadının, diğer bir kadın veya erkek üzerinde gerçekleştireceği cinsi hareketler ırza geçme suçunu oluşturmaz. Lezbiyen (sevici) kadınlar arasındaki cinsi, şehevi arzularını doyurmaya yönelik hareketler, ırza geçme değil, ırza tasaddi (sataşma) olarak kabul edilebilmektedir.

Ceza Yasamızın 415. maddesinde "Her kim 15 yaşını bitirmeyen bir küçüğün ırz ve namusuna tasaddiyi içine alan bir fiil ve harekette bulunursa 2 seneden 4 seneye kadar hapsolunur." denilmektedir. Irz ve namusa tasaddi fiili, zor ve şiddet kullanımı ile, tehdit yoluyla, akıl veya beden hastalığı olan... bir küçüğe (15 yaş altı) karşı işlenirse ceza ağırlaşmakta ve fail, üç seneden beş seneye kadar hapis cezasıyla cezalandırılmaktadır. Fiil, yukarıda belirtilen nitelikli hallerle işlenirse ve mağdur 15 yaşın üzerindeyse, fail, üç seneden beş seneye kadar hapsolunur.

Irza tasaddi (sataşma), bir kimsenin vücudu üzerinde zorla, doğrudan doğruya cinsel ilişkiye (penisin normal veya anormal yoldan mağdurun vücuduna menisini akıtabilecek şekilde tamamen veya kısmen girmesi) varmayacak şekilde yapılan, onun ırz ve namusuna saldırıyı gösteren ve şehvet duygusuyla gerçekleştirilen harekettir. Tasaddide failin amacı, şehvet duygularını, cinsel ilişki derecesine varmayan ilkel şekillerde fiilen yatıştırma ve doyurmadır. Bu amaçla başlayan tasaddiler örneğin amacına meyil ve istek uyandıracak telkinatta bulunmak, resimler göstermek, sözler söylemekten başlayarak şehvet uyandırıcı yerlerini tutmak, tutturmak, açmak, açtırmak, kucağına oturtmak, öpmek, sıkmak, istimna (kendi kendini tatmin- mastürbasyon) yapmak veya yaptırmak ve nihayet badana yapmak gibi hareketlerin bir kaçını içerebilir ve bir engele uğramadıkça şehvetini, cinsel arzularını doyurmaya kadar devam eder.

Irza sataşmada mağdur, kız veya kadın ya da erkek olabilir. Fail (suçu işleyen) herhangi bir kimsedir. Sevici kadınlar da bu suçun işleyeni olabilirler. Çünkü ırza tasaddi suçunda, ırza geçmenin aksine, duhul (sokma) amacı yoktur.

Reşit olmayan (18 yaşını doldurmamış) bir kimse ile onun rızasıyla cinsel ilişkide bulunanlar, fiil daha ağır bir cezayı gerektirir olmadığı takdirde 6 aydan 3 seneye kadar cezalandırılırlar. (TCY m. 416 /3)

Yukarıda değinilen fiil ve hareketler birden fazla kişiler tarafından işlenir veya usulden (ana baba, büyükanne büyükbaba) biri veya veli, vasi (Koruman: Yasanın belirttiği durumlarda küçüklük ve kısıtlılık nedeniyle bu tür kişilerin yararlarını korumak üzere sulh yargıcı tarafından atanan yasal temsilci.) veya mürebbi (Eğitici: Küçüğün terbiye ve eğitimi ile ilgilenen kişi.) ve öğretmenleri ve hizmetkarları veya terbiye ve nezaret veya muhafazaları altında bırakılan (Evin dışında hizmetkar: Kurumlar, çocuk bakım evleri, kreşler gibi yerlerde çalışanlar.) veya suçtan zarar gören üzerinde egemenlik ve etkisi olan (Mağdurun, evinde kaldığı eniştesi gibi.) kimseler tarafından gerçekleştirilirse, yukarıda belirtilen, yasada yazılı olan cezalar, yarı oranında artırılır.

Ceza Yasamızın 419. maddesi, "Alenen Hayasızca Hareket"i cezalandırmaktadır. Buna göre, "Alenen hayasızca harekette bulunanlar 15 günden 2 aya ve alenen cinsel ilişkide bulunanlar 6 aydan 1 seneye kadar hapis ve ayrıca ağır para cezası ile cezalandırılırlar."

Hayasızca hareket, bir kimseye tecavüz şeklinde gerçekleşmemekle beraber, her göreni edep ve namus bakımından utandıran ve bu bakımdan halkın namus, edep ve temiz hislerine dokunan aleni (açık) ve utanmazca bir harekettir. Aleni olması şart ise de mutlaka herkesin görmesi gerekli değildir. İki kişinin birbiriyle halkın görebileceği bir yerde halkın edep ve nezahet (saf, temiz) hislerine dokunacak şekilde ve herhangi başka bir şekilde şehevi (Cinsel boşalım isteğini doyurmaya yönelik) harekette bulunmaları (Tutmak, tutturmak, sıkmak, okşamak, şehvetle öpmek..) alenen hayasızca hareket suçunu oluşturur. Haya duygularına, genel ahlaka ve adaba aykırı olan bir fiilin, genel ve genele (halka) açık olan yerlerde gerçekleştirilmesi halinde eylemin failleri cezalandırılır. Hayasızca hareketin, olay tanıklarının dikkatsizliği veya dalgınlığı gibi sebeplerle görülmemiş olması, görülebilme ihtimalini ortadan kaldırmaz. Önemli olan, olayın, birden fazla kişi tarafından somut olarak görülebilme olanağının varlığıdır. Çünkü yasanın, 419. maddesinde yazılı hareketleri yaptırım altına almasındaki temel amaç, ahlâka aykırı olan hareketi değil, bu hareketin açıkça yapılması sonucu halkın edep ve namus duygularına yapılan saldırıyı cezalandırmaktır. Hayasızca hareketin gündüz ve gece yapılması arasında fark yoktur. Yasanın ifadesinden de anlaşılacağı gibi, alenen hayasızca hareket ve cinsel ilişkide bulunanlar, ister aynı cins, ister ayrı cins olsunlar aynı yaptırımla karşılaşırlar.

Ceza Yasamızın 421. maddesinde söz atma ve sarkıntılık suçları düzenlenmiştir. Madde gereğince, kadınlara ve genç erkeklere söz atanlar 3 aydan 1 seneye ve sarkıntılık edenler 6 aydan 2 seneye kadar hapsolunurlar.

Sarkıntılık suçu, belirli bir kişiye karşı, onun rızasına aykırı olarak şehvet amacıyla, söz ve hareketle işlenen ve o kişinin edep ve namusuna dokunan edepsizce davranışlardır. Fakat bu davranışların, ırza tecavüz ve ırza tasaddi suçlarına veya bu suçlara teşebbüs derecesine varmaması gerekir. Aksi halde davranış, sarkıntılık olmaktan çıkar.

Suçun faili erkek veya kadın genç veya yaşlı herkes olabilir. Mağdur, kadın veya erkektir. Suçun, belirli bir kişiye karşı işlenmesi gerekir. Suç, hedef gözetmeden, belirli olmayan kişilere karşı işlenirse, diğer koşullar oluşmuşsa, alenen hayasızca hareket veya edebe aykırı hareket olarak nitelendirilebilir, fakat sarkıntılık olmaz.

Ceza Yasamızın 429. maddesi gereğince, her kim cebir ve şiddet veya tehdit veya hile ile şehvet hissi veya evlenme amacıyla, reşit olan veya reşit kılınan (18 yaşını doldurmamış olmasına karşın evlenmeyle reşit olan) bir kadını kaçırır veya bir yerde alıkoyarsa, 3 seneden 10 seneye kadar ağır hapis cezasıyla cezalandırılır. Kaçırılan kadın evli ise ağır hapis cezası 7 seneden aşağı olamaz.

Yukarıda yazılı suçun faili erkek veya kadın olabilir. Bir kadının evlenme amacıyla başka bir kadını kaçırması, yasalarımızda aynı cinslerin evlenmesi kabul edilmediğinden, olanaksız ise de kaçırmanın, şehvet amacıyla gerçekleştirilmesi mümkündür. Bu durumda, şehvet hissiyle bir kadının diğer bir kadını kaçırması halinde, faile, yukarıda yazılı cezaların uygulanabilmesi mümkündür.

Reşit kişiler arasında rıza ile gerçekleştirilen cinsel ilişki, Ceza Yasamızın alenen hayasızca hareketi cezalandıran 419. maddesinin kapsamına girmediği ölçüde olağan olup, aynı cinsler arasında alenen gerçekleştirilmeyen ilişki, suç oluşturmamaktadır.

Askeri Ceza Yasamızın "Askerlik Haysiyetine ve Şerefine Dokunan Suçlar ve Cezaları" faslında, ırza ve iffete tecavüz fiilleri düzenlenmiştir. Yasanın 153. maddesinin 3. bendinde, "Askeri şahıslarla gayri tabii mukarenette (doğal olmayan ilişkide) bulunan yahut bu fiili rızasıyla yaptıran askeri şahısların, tardı mucip (kovulmayı gerektirir) olmayan hallerde ordudan ihracına (çıkarılmasına) erbaşlarla onbaşıların rütbelerini geri alınmasına hükmolunur." denilmektedir.

Maddede yer alan 'gayri tabii mukarenet' ile anlatılmak istenen, erkekler arasında veya insanlarla hayvanlar arasında şehvet hissini uyandırmak veya doyurmak amacıyla gerçekleştirilen fiillerdir. Görüldüğü gibi, askeri şahıslar arasında rıza ile veya rıza dışı gerçekleştirilen cinsel ilişki, ilişkiye girenlerin meslekten çıkarılmalarına kadar varan bir takım yaptırımlarla karşılanmaktadır. Irz ve iffete tecavüz olarak kabul edilen fiiller ise, tanımlanmaları ve uygulanan yaptırımlar bakımından Ceza Yasası ile paralellik göstermektedir.

Yararlanılan ve alıntı yapılan kaynaklar:

    1. Türk Ceza Kanunu
    2. Askeri Ceza Kanunu
    3. Türk Ceza Kanununun Yorumu Vural Savaş- Sadık Mollamahmutoğlu

4 - Ceza Hukuku Özel Hükümler Prof. Dr. Ayhan Önder

Hosted by www.Geocities.ws

1