KAOS GL
6. YILINDA
İKİ ŞEYDEN EMİN OLMAMIZ GEREKİYOR:
BİRİNCİSİ,
MÜCADELE YOKSA ÖZGÜRLÜK DE YOK!İKİNCİSİ, EŞCİNSELLERİN KURTULUŞU HETEROSEKSÜELLERİ DE ÖZGÜRLEŞTİRECEK!
"… Bizler
yalnızca yatak odasında değil her yerde ve her zaman gayiz. Toplumsal latentliği reddediyoruz. Nicel anlamda heteroseksüeller karşısında azınlık olabiliriz ama nitel anlamda azınlık olmayı reddediyoruz. Salt heteroseksüellerle bir sorunumuz yok; asıl düşmanımız bizlere yaşam hakkı tanımayan heteroseksistlerdir. Aşağı ya da üstün olmayı reddediyoruz. Biliyoruz ki iktidar, egemenliği dışında herşeyden vazgeçebilir. İçinde yaşadığımız toplumun egemeni burjuvazi, demokrasi adı altında, aynı şekilde kendi iktidarı dışında her şeyden vazgeçebilir. Belki "demokrasi" o kadar gelişir, o kadar gelişir ki (!) gayler de özgür olabilirler! Ama bizler özgürlüğü bütünsel bir var olma olarak algıladığımızdan heteroseksist diktatörlüğün politik ve toplumsal olarak bütünüyle naşlamasını hedefliyoruz. Bunun için çıkıyoruz…" (EYLÜL 1994, Sayı:1)"… KAOS GL
gerek tiraj olarak, gerek de ulaştığı şehirler açısından farkedilmese de bayilerdeki bir çok dergiden daha geniş çevreye ulaşıyor. Ticari anlamda bir tiraj kaygımız olmadı, olmayacak da. Ancak ulaşılan insan sayısı her zaman bizi ilgilendiriyor. Ve hiçbir zaman bu sayı bizim için yeterli olmuyor, olmayacak. Çünkü biliyoruz ki milyonlarca gay, lezbiyen, anti-heteroseksist var. Ve biliyoruz ki birbirimizin sesini duymaya, seslerimizi duyurmaya ihtiyacımız var.3 yıl öncesinden de gelen düşünceler, birikimler vb. ile yokluğu hissedilen “eşcinsel dergisi”ni başkalarından beklemek yerine neden biz çıkarmıyoruz diyerek hazırlıklara başladık. Gerçekten sayıca çok azdık ve maddi imkanlarımız ancak günlük ihtiyaçlarımızı karşılayacak düzeydeydi. Ama artık bıçak kemiğe dayanmıştı. Bir yerlerden başlanması gerekiyordu. Maddi imkansızlıklar içinde matbaa baskısı bir dergin
in çıkması mümkün değildi. En az iki aylık dergi basım masrafının hazır olması gerekiyordu. Ayrıca olabilecek herhangi bir aksaklık, başarısızlık gibi durumların, uzunca bir dönem eşcinsel hareketin olumsuz etkilenmesine neden olacağının bilincindeydik. Amacımız sesimizi duyurmaksa eğer, bir kıvılcımla başlamak, zamanla bu kıvılcımın büyük bir şenlik ateşine dönüşmesine katkı koymak demekti. Önceden Express dergisinde KAOS GL imzalı bir yazımız çıkmıştı. Sıra KAOS GL’nin kendisindeydi. Söyleyecek sözümüz çoktu, yazı sıkıntısı çekmezdik. Ama herkesin sesimizi duymasını istiyorduk. “Ne yazarım”, “nasıl yazarım” kaygısı taşımadan tüm eşcinsellerin ve anti-heteroseksist heteroseksüellerin yazmasını istedik. Bizler hakkında bilir bilmez, sözde bizlere anlayış gösteren yazılardan, sözümona araştırmalardan gına gelmişti. …" (EYLÜL 1996, Yıl:3, Sayı:25)" … Eşcinsel
bireyler, çok sınırlı sayıda mekan ve ortamlarda yan yana, yüz yüze gelebilmekteler. Bunları artık eşcinsel olsun olmasın, bilmeyen kimse kalmadı. Hamam, park, sinema, bar, çark alanları... Buralarda biraz deşarj olmak -gullüm- daha çok da partner bulmak için buluşuluyor. Hiç kimse böyle ortamlarda sorunlardan, heteroseksizme karşı mücadeleden konuşulmasını beklemesin. Zaten kimsenin sıkıcı(!) konularla kaybedecek zamanı da yoktur. Stonewall, belki de bıçağın kemiğe dayanmasıyla, Amerikalı kardeşlerimizin ‘yetti ulan!’ diyerek kendiliğinden yarattıkları bir direnişti. Türkiye’de bir Stonewall olmayacak, bu kesin! (Bunun nedeni ayrı bir tartışma konusu olabilir). Ankara’da eşcinsellerin Z Pub’tan aşağılanarak kovulmaları, benzer bir tepkiye yol açmadı ama içinden KAOS GL’nin de çıkacağı bir sürece ivme kazandırdı. Geniş katılımlı bir-iki ev toplantısının ardından tartışmalar İHD Ankara Şubesi’ne taşındı. Yani sıkıcı konular ve sorunlar yaşanılan ortamlarda değil salonlarda tartışılmaya başlandı. Aslında Ankaralı eşcinseller daha önce de pek çok kez pek çok yerden kovulmuşlardı. Öğrendiğimiz kadarıyla yıllar önce Jazz Time’dan kovulunca Hitit’e, Hitit’ten kovulunca bilmem nereye gidenler yeni dönemde “neler oluyor” merakı ile bir kaç kez kenardan seyrettiler ama daha sonra, her seferinde bir yer bulabileceklerinden, katılmaktan vazgeçtik, kenardan bile seyretmez oldular. Bu dönemde, tahmin edilebileceği gibi her kafadan bir ses çıkıyordu. (Bu arada sidik yarışına, benmerkezciliğe düşülmedikçe, her kafadan bir sesin çıkmasının neresi kötüdür hâlâ anlamamışımdır). 19-20 yaşına gelmiş, derdini ve de kendini hiçbir yerde anlatamamış bir insan konuşma olanağı bulduğunda, ya ağzını hiç açmaz ya da onu hiç kimse susturamaz. Sözün uçup yazının kaldığını biliyorduk ve biz yazı’yı seçtik! …" (EYLÜL 1997, Yıl:4, Sayı:37)"… KAOS
GL Türkiyeli eşcinsellerin sesi olma kaygısı dışında bir kaygı taşımıyor.Gelen yazılardan kaynaklı olarak kimi zaman duygusal ve cinsel anlatımların yoğunluk kazandığı, kimi zaman politik söylemlerin fazla olduğu sayılarla karşınıza çıkıyoruz. Ama belirttiğimiz gibi, bir sayı varolan yazılardan oluştuğu için “öykü ağırlıklı”, “cinsellik ağırlıklı”, “
politika ağırlıklı” bir sayı olsun diye yola çıkılmıyor o sayı hazırlanırken.Eşcinseller olarak daha yolun başında olduğumuzu düşünüyoruz. Söyleyecek çok sözümüz, alacak çok yolumuz var.
Her zamanki gibi birlikte hareket etmeye, bu yolda birlikte yürümeye
çağırıyoruz herkesi. Eşcinseller olarak bizlerle ilgili kararları ancak bizler, birlikte vereceğiz. Gelin, sizler de sözünüzü söyleyin. Gelin birlikte söyleyelim sözümüzü. …" (EYLÜL 1998, Yıl:5, Sayı:49)