ARKAMIZI DÖNDÜĞÜMÜZ KOMŞUMUZ:

İRAN

COŞKUN / İstanbul

Bu yazı onlarca İranlıyla yapılan söyleşilerden derlenmiştir.

İRAN, yanıbaşımızda olmasına rağmen hakkında çok şey bilmediğimiz, dört mevsimin aynı anda yaşandığı, yeşil mi yeşil, güzel mi güzel doğudaki kocaman bir komşumuz.

REJİM, İran'da belki Türkiye'ninkine eşdeğer laik ve liberal rejim (şah yönetimi) 1978 yılında devrilince, Humeyni'nin İslam rejimi uygulanmaya başlandı. 8 sene süren İran-Irak savaşı sonrası gelen ekonomik zorluklarla beraber Humeyni'nin İslam rejimi en sıkı ve baskıcı yıllarını seksenli yılların sonlarında yaşadı. 90'lı yıllarla beraber tüm dünyada esen liberal rüzgarlar, batının siyasi baskısı ve İran'ın özellikle yeni kuşak genç nüfusunun (Gençler nüfusun büyük bir bölümünü oluşturuyor) artan özgürlük talepleri sonucu, özellikle son başkan Hatemi(1) ile beraber İslam rejimi esneklik sürecine girdi. Hatemi bir yandan Batı ile ilişkileri geliştirip, genç nüfusun özgürlük taleplerine kulak veriyor; öte yandan, İslami rejimin koruyucusu, taviz vermez muhafazakârların oklarını üzerine çevirmiş olmalarından da korkuyor. Ama ne olursa olsun İran'ın genç ve dinamik nüfusu 2000'li yıllarda dini ile beraber daha liberal bir İran düşlemekten de uzak durmuyor.

ASKERLİK, İran'da erkekler 21 ay askerlik yapıyor. Askerlik yapmayanlar pasaport alamıyor, resmi işlemlerde bulunamıyor. Askerlik esnasında çok uzun izinler kullanılıyor. Askerlerin %70'i kendi şehrinde askerlik yapıyor ve akşamları evine gidiyor. Askerler büyük şehirlerde belediye, hastane içinde, veya şehiriçinde çöplerin toplanmasında, belediye otobüslerinde şoför veya öğretmen olarak kullanılıyor. Yani devlet askere harcayacağı parayı silah, sanayi ve yatırıma kaydırıyor.

EKONOMİ, Şah döneminde refah düzeyi çok yüksek olan İran ekonomisi sekiz yıl süren savaş (İran-Irak) sonrası bir hayli bozulmuş. Yine de İran, petrol ve doğalgaz yönünden dünyanın sayılı ülkeleri arasında olduğundan elektrik, su, doğalgaz tüm kentlerde ve köylerde bedava denecek kadar ucuz. Yaşam genel anlamda çok ucuz ama maaşlar da o oranda düşük. İran, başta pirinç olmak üzere her türlü tarım ürünlerini bolca üretirken, aynı zamanda sanayileşmiş bir ülke. Kadın örtülü olmak şartıyla (manto + eşarp) her türlü meslekte çalışabiliyor. "Molla" diye bildiğimiz İran, aile planlaması açısından bizim refah (fazilet) partisinden daha çağdaş olarak halka bakabilecekleri kadar çocuk yapmalarını yani aile planlaması öneriyor.

EYALETLER, 70 milyonluk İran'da 25 eyalet var. Kürdi eyaletlerde (kürdistan, kırmanşah, kahkilüye) yaklaşık on milyon kürt var. Türki eyaletlerinde (Kuzey Azerbaycan, Güney Azerbaycan, Erdebil) yaklaşık 15 milyon Azeri Türkü yaşıyor. Eyaletlerde yerel kültür yaşatılabiliyor. Devlete ait 5 adet TV kanalı var. Özel TV yok. Bu kanallardan 4'ü Farsça yayın yaparken, bir tanesi eyaletlere göre, Kürtçe, Arapça veya Türkçe (Azeri) haber yayını yapıyor. TV kanalları, eğitim, sağlık, bankalar, ağır sanayi (silah, otomotiv, büyük fabrikalar) devlete ait.

Merkezi yönetim eyaletlerde yerel dilin kullanılmasına, yerel kültürlerin yaşatılmasına izin veriyor ama yine de gerek duyarsa eyaletlere ekonomik ambargo uygulayabiliyor (elektrik, su ve doğal gazın kesilmesi gibi).

İran'da sağlık ve eğitime çok önem veriliyor. Özellikle eczacılık ve sağlık hizmetleri çok ucuz. İran'da ilköğretim ve lisede kızlar ve erkekler ayrı okullarda eğitim görürken, üniversitede kız erkek karışık eğitim yapıyor.

SOSYAL YAŞAM, Özellikle eğlence, disco, bar gibi kültürün olmayışından erkekler yoğun olarak sporla ilgileniyorlar. Özellikle güreş, bady, dövüş sporları çok revaçta. Özellikle sahil kentlerinde çarşaflı kadınlar, örtünmüş kızlar ve kot pantolon, tişört giymiş gençler beraber yürüyüşler yapıyorlar, gençler arasında seks yok ama flört, arkadaşlık çok yaygın. (2)

Kadınlar örtülü olmasına rağmen, makyaj ve modaya düşkünler. Resmi olmasa da gizliden gizliye fahişelik yapan kadınlar ve bir tür randevu evleri de mevcut.

Bekar gençler zina yaparlarsa birbirleriyle evlenmek zorunda kalıyorlar. Evlilerin zinası ise yakın geçmişe kadar taşlanarak ölüm cezasıyla sonuçlanırken, son dönemde evlilerin zinasında idam kalkmış. Para, hapis, kırbaç cezaları var. (3)

İran'da laiklik propagandası olmasın diye Türk TV kanallarının izlenmesi yasak. Mesela, binaların çatılarına çanak anten koymak yasak. Fakat pek çok aile anteni gizlemek suretiyle Türk tv kanallarını seyrediyor ve beğeniyorlar. Gizliden gizliye evlerde porno kaset seyredilebiliyor, içki de içebiliyorlar. Ciddi bir şikayet, ihbar olmadığı takdirde evlerde arama yapılmıyor. Bu tip suçların cezaları, kırbaç, para veya hapis olabiliyor ama içki, porno kaset, uyuşturucu satışı ise çok daha ağır cezalar getiriyor.

Bütün TV kanallarında genel yayın akışı esnasında ezan vakti yayın kesiliyor ve (sabah, öğle, akşam, üç kez) ezan naklen veriliyor. İran, şii olduğundan ikindi ve yatsı ezanları okunmaz. Bu namazlar bir önceki namazla beraber veya keyfi bir saatte kılınabilirler.

İran'da HOMOSEKSÜALİTE; İran'da cinselliğin baskı altında ve sadece evlilik dahilinde yaşanabilmesi özellikle gençler arasında büyük bir cinsel açlık yaratıyor. Yasaklara karşı bir tepki olarak içki ve sekse büyük bir düşkünlük var. Bu nedenle pek çok İranlı genç birkaç haftalığına da olsa Türkiye'ye (özellikle İstanbul'a) gelip aşka içkiye sekse doyup ülkelerine dönüyorlar. Konuştuğum İranlı gençlerden bazıları evleninceye kadar eline kadın eli değmediğinden, bazıları ise basit kız erkek arkadaşlığı kurmuş olduğundan sözediyor. İran'da erkek erkeğe yapılan homoseksüel ilişkilerin yaygınlığından söz ediliyor. Ancak İran toplumu homoseksüelliği "oğlancılık kültürü" dahilinde algılıyor. Özellikle fakir semtlerde taze genç erkek çocukların kandırılıp, yetişkinlerce homoseksüel ilişki için zorlandıkları söyleniyor. İran erkekleri eşcinselleri "verici, ibne" olarak tanımlarken onlarla cinsel açlıklarını gidermeye bayılıyorlar.

İran'da homoseksüellik resmi anlamda yasak, ilişki anında yakalananlara, kırbaç, hapis cezaları veriliyor, suçun tekrar halinde ise ceza çok daha ağırlaştırılıyor.

Ancak bütün bu yasaklar İranlı erkeklerin kalbinde kopan aşk fırtınalarını dindirmiyor ve yolda, parkta, şurda, burda bakışan, telefonlaşan erkekler, pilav partileri düzenliyorlar ve evlere şenlik eğlenceler ve aşklar yaşıyorlar. Özellikle uzun bayram tatillerinde anne babaların evden gitmesiyle gençler birbirlerinin evlerinde buluşuyor ve gençlik ateşlerini söndürüyorlar.

Başkent Tahran'da öğrenci Parkı eşcinsellerin takıldığı park olarak ünlenmiş. Gizlilik esas. İki insanın konuşup gizlice yaşadığı ilişkide devletin veya islamın değil, aşkın kuralları hüküm sürüyor, tüm dünyada olduğu gibi.

İran, esmerlerden hoşlananlar için bir cennet. Gençlerin çoğu sporla ilgilendiğinden yatakta enerjileri bitmiyor. Siyah uzun kirpikleri, güzel badem gözleri ise tanrının onlara bir lütfu. İranlı erkeklerin yataktaki tek dezavantajları ise, iklimden mi, yoksa beslenme kültürlerinde baharatın önemli bir yer tutmasının etkisiyle mi bilinmez, taşıdıkları ağır bir ten kokusu. E, o kadar kusur kadı kızında da olur. Kaldı ki bu koku, bazı insanlar için uyarıcı bir unsur da olabilir.

İran'da zengin bir fıkra kültürü var. Öyle ki, Türkiye'nin meşhur Temel fıkraları "Temel bir gün..." yerine "Türkün biri birgün" şeklinde başlıyor. Yani Fars ırkını yücelten, Azeri Türk'ün zekasıyla alay eden fıkralardır.

İran'ın oğlancılık kültürü de Türkiye'ye benziyor. Türkiye'de "Urfa'lılar yorgansız yatar, oğlansız yatmaz" derler. İran'da ise benzer bir söyleyiş "Gazvin" şehri için geçerli. Öyle ki, Gazvin'li erkeklerin eşcinsellere olan düşkünlüğü fıkralara konu olmuş. Örneğin; hiçbir erkeğin Gazvin sokaklarında yere düşürdüğü parayı eğilip almaya cesaret edemediği çünkü, eğildiği anda "poposunu kaybedeceği" söylenir. Hatta Gazvin'de kuşların bile tek kanatla uçtukları, çünkü diğer kanatlarıyla popolarını tuttukları söylenir.

Halk arasında potansiyel eşcinsel mekan olarak bilinen yerler şunlardır:

TAHRAN: "Veliesr Dörtyol Kavşağı"

"Parke Danişcu = öğrenci parkı"

"Azadî meydanı, Parke Elmehdi"

"Veliesr caddesi, Parke sai"

"Tupğane, Parke Şehr"

İSFAHAN: "Zayenderud, Poleğacu"

(Nehirkenarında, poleğacu Parkı)

FARSÇA TERİMLER: Eşcinsel = Hemcinsbaz sevişelim mi = halkonim

Penis = kir / öpmek = busiden

Çok teşekkürler = heylimemnun / öpücük = buse

Popo, Anüs = Kun / Oral seks = Sak

İbne = Kuni, Obne / anal seks = kunkerden

vajina = Kos / Zina = zena

Beni yapar mısın = menu mikoni / suç = corm / Yasak = memnue

Not "İran'da ileri derecede efemine yada bitür travesti olan kişilere devlet tarafından fişlenerek "sarıkart" verildiği, bu kart sayesinde bu kişilerin askere alınmadığı, karakola düşmeleri halinde ağır ceza almadıkları, sadece doktor muayenesine tabi tutuldukları söylendi". Ancak bu bilginin doğruluğu ve ayrıntıları güvenilir kaynaklarca teyit edilmedi...

(1) Hatemi'nin Türkiye'de 12 Eylül darbesini yapan generallerden biri gibi olduğu unutulmamalı. Tahsin Şahinkaya ile Evren'in bambaşka kimseler olduğunu kim iddia edebilir? Hatemi kimseyi yanıltmasın.

(2) Orta ve üst sınıfa ait kimselerin özellikle Tahran civarında ama kentin dışına doğru olan bölgelerde yüksek bahçe duvarları olan evleri var. Ve bu evlerde sözgelimi bir İstanbul gecesini aratmayacak partiler veriliyor. Kadınlar da bu partilere dekolte kıyafetler ve makyajlarla katılıyor. Bu türden partiler partner ya da sevgili bulmak konusunda en çok etkisi olan pratikler oluyor.

(3) Bir kez evlenip boşanmış çiftlere tanınmış bir ayrıcalık var: "SİĞA". Bu, kısa süreli evlilik (sözgelimi 1 hafta) anlamına geliyor. 'Yasal' 'zina'! (Notları bir okur ekledi.)

Hosted by www.Geocities.ws

1