MEKTUP-LAR-DAN

Zamir Karaağaç /E Tipi Kapalı Cezaevi, 46060, Kahramanmaraş

Kaygılarla oluşturulmuş bir dünyanın yaşamadığımız-doygunluğa kavuşamadığımız ortamlarda sürekli bir tatminsizliğin atmosferinde bocalıyoruz. İşte burada sizler ortaya çıkıyor ve bir-birini anlamanın, güzelliklerin tecrübelerle armonileştirildiği sözcüklerle sanal bir çevreye adımımı atıyorum. İletişim köşesinde yer almak istiyorum. Engellerin olabileceği ve nasıl karşılanacağı, sonuçlarının eksiltili bir cesaretin bütün yükümü kaldırabileceği noktasında tered-dütler yaşıyorum. Hizmet ettiği işlev-selliğin, kapalı bir mekanda olan, erişilmeyecek uzaklıkta yer alan birisine ulaşmanın çekici olmayan görünümünde şansımız pek olmayacağını düşünü-yorum. Yanılıyor muyum? Pesimizme gömülen kelimelerde bir umudun çekin-gen fısıltısını mektupla düğümlendir-diğime göre sizlerden şunları isteyebilirim: a) Analiz edilmesinde mantıki karar alma sürecinin dumura uğratıldığı göz önünde tutulacak olursa, verdiğim (köşede yer almak isteyişimi) kararın ikinci bir edimselleşen baskıyı getirip geti-rmeyeceği konusunda yaşadığım karar-sızlığı doğru değerlendiriyor muyum? b) Bütüne katılmada istekliliğimi gizleyen yönde, tam bir kısacık metnin içeriğinde: "konverjansa uygun, pasifize edilmiş duygularla haz alan (symbol), gözlerle ve sözcüklerle sevişebilen (şimdilik) arka-daşlıkları önemseyen kişilerle buluşmak" şeklinde yer verebilirsiniz. c) Ölüm ilanı gibi (otokontrol yöntemini benimsedi-ğimden) cellata teslim edilen adı ve adresi yazmanızda bir sakınca gör-müyorum.

Sedat / Çorum

Adresinizi Karanfil Sokak'taki bir kitapçıda gördüğüm bir kitaptan aldım. 1979 doğumluyum ve Ankara'da okuyorum. Sizinle yazışmaya, görüşmeye ihtiyacım olduğunu hissediyorum. Gerek konuşma tarzım, gerek ses tonum, uzun saçım ve küpemle kendimi bu yaşıma kadar baskı altında hissetim. Aslında insanları çok da takmıyorum. Yaşım ilerledikçe insanların (ben onları yoz, çağdışı olarak nite-lendiriyorum) alayları beni ilgilen-dirmemeye başladı. Ancak çocuklu-ğumdan beri gerek okul hayatımda, gerekse akraba ve sosyal hayatımda benimle alay edenler oldu. Ailem bu yıla kadar artık nedendir bilmiyorum (öyle görmek istemediklerinden midir) benim cinsel tercihim vb. hiç konuşulmamıştı. Ailem demokrat, çağdaş bir aile. İnsanlar ne kadar okumuş yazmış olsalar da, üniversite görseler de kendi kanlarından, canlarından oğullarının bir gay olmasını bir türlü sindiremiyorlar. Ablam son 5-6 aydır benim normal olmadığımı, cinsel sapıklıklarım olduğunu vb. laflarla an-nemlerin, babamların yanında beni iğnelemeye başladı. Bizimkiler de artık şimdi daha dikkatli inceliyorlar beni. Ben normalim. Gay olmaktan hiç utanç duymuyorum. Ancak yine de korkuyorum. Gelecek beni korkutuyor açıkçası bu ülkede. Yani askerlik durumu, toplumun bakış açısı beni korkutuyor. Hayat felsefem her zaman iyiliğe karşı iyilik olduğu gibi kötülüğe karşı da iyiliktir. 68'lerin hippileri gibi sevgi doluyum. İnsanların dil, din, cinsel tercih, yaşam biçimi ve değerlerine göre ayrılmasına karşıyım. Başkalarına zarar vermediğimiz sürece her insanın özgür olduğunu düşünüyorum. Ama gel gör ki bu ülkede bu laflar boşuna.

Hikmet / Mersin

Heteroseksüel Kıskacında Gay

Türkiye'de ve dünyada heteroseksüellerin acımasızca, çirkef bir şekilde saldırılarına maruz kalıyoruz. Kendi düşünce sistemleri içerisinde biz gayleri eritip un ufak etmek, gayliği "ahlak" ve "onur" meselesi yaparak her fırsatta aşağılamak ve terslemek onlar için onur verici bir durum olsa gerek. Gaylere yönelik gizliden gizliye kin ve soğuk savaş güden heteroseksüellere karşı yapılabilecek tek bir şey kalıyor: Onları kendi silahları ile vurmak ve bilgileri ile devirmek.

Burada Kaos GL sayfalarından tüm gay arkadaşları birlik ve beraberliğe çağırıyorum. Toplu bir şekilde atılacak bir adımın bizlere neler kazandıracağını gözler önüne serebildiğimizde ilerde kimseye hesap vermeden daha özgürce bir yaşam için bunların gerektiğini daha bir net şekilde göreceğiz. Gerekli olan herşeyden önce kendimizle barışık olmaktır. Bunun için her işi oluruna bırakmamak gerekiyor. Burada halkın kültürel yapısını gözardı etmemeliyiz. Halkın gay ve lezbiyenliği benimsemesi kolay bir iş olmayıp, gay ve lezbiyenliği benimsetmek yine bizlere düşüyor. Bizlerin de dikkat etmesi gereken kulaktan dolma bilgileri bir tarafa atıp yeterince ve devamlı kitaplar ve dergiler okuyarak kendimize daha bilimsel bir yol çizmemiz gerektiğidir. Karşımızdakini ürkütmeden ve korkutmadan açıklamalar yaparak kendimize doğru çekmeliyiz. Bilinçli ve düşünceli bir sistemle daha ileri dönük sağlam adımlarla yol alabilmek için nerede nasıl davranacağımızı bilebilirsek içimizdeki ve çevremizdeki düşmanı akıllıca ortadan kaldırabiliriz. Biz gayler kendimize ve diğer arkadaşlara açık sözlü olmadıkça çevremizdeki heterosek-süellerin saldırısına maruz kalmaktan kurtulamayız. Gelin bu kapitalist sömürü dünyasında kendimizce birşeyleri de-ğiştirip daha özgürce yaşanası bir gay dünya kuralım. Heteroseksüeller onurlu ise biz gayler onlardan daha az onurlu değiliz. Gay olmak bir suç olmadığı gibi bir günah asla değildir.

Oğuz / Ankara

Ben bir heteroseksüelim.

Ve özürlüyüm. Ellerini ve ayaklarını kullanamayan bir özürlü. Yani, yaşamını ikinci bir şahsın yardımı olmaksızın sürdüremeyen biriyim. Yani farklıyım.

Toplumda kabul görmek için, yer edinebilmek için, yadırganmamak ve dışlanmamak için; mücadele ediyorum. Yani sizler, eşcinselliğinizle farklı olup mücadele ederken, ben özürlü olu-şumdan dolayı farklılığım için mücadele ediyorum. Sonuçta yaptığımız iş aynı, farklılığımızdan ötürü savaşıyoruz.

Ellerimi ve ayaklarımı kullanamamam yüksek okul mezunu olmamı engel-leyemedi. Daha geniş bir ifadeyle; özürlü oluşum yaşamamı engelleyemedi (Te-şekkürler Anne). Dışlanmaya mahkum olduğum bu ülkede, dışlanmayan bir hayat sürdürmeye çalışıyorum. Aynı sizin gibi.

Eşcinsel bir arkadaşım var. Ne cinsellik, ne de sevgililik yaşıyoruz onunla; her-kesin imreneceği bir dostluk yaşıyoruz. 27 senedir hiçbir cinsel ilişkim olmamasına rağmen asla kullanmayı geçirmedim aklımdan.

"Sen heteroseksüel olduğunu söy-lüyorsun, tabii böyle bir şey istemezsin" dediğinizi hissediyorum. Ama benim telekız olarak anılan arkadaşım da oldu. Yıllarca birbirini görmemiş iki arkadaşın kucaklaşması gibi, penisimi onun va-jinasıyla kavuşturabilirdim, yapmadım. Onun, halk deyimiyle orospuluğundan yararlanmadım. Çünkü onu aşağılayan, basit gören, değersiz bulanlar; daha adiydi. Ondaki ruh ve düşünce güzelliğinden mahrum kaldıkları için acıyorum onlara. Bu güzelliklerden dolayı aşıktım ona.

Bu iki kişiyle olan ilişkim uzunca bir süre yadırgandı. Beni aracı yapıp kullanmak isteyenler bile oldu.

Mücadele, mücadele, mücadele.

Ve kazandığımı sanıyorum. Çünkü, artık bu iki insan için benim yanımda ya da bana karşı olumsuz bir şey söylemeyi kendilerine hak görmüyorlar.

Tüm bunları, özürlü bir heteroseksüelin, sizi ne kadar insan gördüğünü anla-tabilmek için yazdım.

Emrah / Ankara

Aynaya bakmaktan korkmuyorum artık. Her seferinde başka bir suretle kar-şılaşmaktan ya da her karşılaşmada küçük bir çocuk edasıyla oyun hamurları gibi kişiliğime şekil vermekten. Özünde herşey aynı, oluşturduğum karakterler. Eni topu aynı malzemeden yapılmış. Sadece görünüşleri farklı, insanlar uyandırdıkları çağrışımlar.

Dediğim gibi artık aynaya bakmaktan korkmuyorum. Çünkü aynadan yansıyan görüntü kendim (Her ne kadar gerçek bir görüntü olmasa da, onu ben yara-tıyorum). Hayatım, sevdiklerim ve de nefret ettiklerim ya da ikisinin ortasındaki herşey.

Artık aynaya bakmaktan korkmuyorum. İtiraflar, itiraflar ve yine itiraflar... Bir kuş kadar hafifim artık, özgürce yaşaya-biliyorum. Utanmadan, sıkılmadan ve daha birçok duyguyu tadarak.

Artık aynaya bakmaktan korkmuyorum. Kendimle yüzleşmekten, aslımı bul-maktan ve mutlu olmaktan korkmuyorum. Hayatı yaşamaya başlıyorum her aynayla buluşmamızda. Artık denileni daha iyi anlıyorum. BÜTÜN PİSLİĞİNE VE YOZ-LAŞMASINA RAĞMEN HAYAT YİNE DE YAŞAMAĞA DEĞER!

Artık aynaya bakmaktan korkmuyorum. Yalan söylemekten, saklanmaktan ve daha ne varsa...

Artık aynaya bakmaktan korkmuyorum. ÇÜNKÜ BEN KENDİMLE KENDİMCE MUTLUYUM.

Yusuf / Ankara

Önce saygı ve sevgilerimi sunuyorum. KAOS GL ile dün akşam tanıştım. Yıllardır hep böyle bir organizasyonun hayaliyle yaşardım. Böyle bir çalışmada bulunan bütün arkadaşlara çok teşekkür ediyorum. Yakın zamanda Kaos GL'nin çalışmalarını görmek için mutlaka geleceğim, elimden gelecek bir yardım var ise en iyisini yapmaya hazırım.

Ben bir eşcinsel olarak bu yaşıma (21) kadar çok ama çok acı çektim. Artık yürüyen bir ruh halindeyim. Ama gitgide bende değişiklikler oluyor. Eskisi gibi acı çekmiyorum. Sevgisiz, aşksız yaşamaya alışıyor gibiyim. Yıllardır kendime bir sevgili aradım ama hep yontuldum, alay konusu oldum. Benimle bir hayvanmışım gibi oynanıldı. Ama artık bunlara son vermenin çoktan zamanı geldi. İnsanlar bizi tanıyacak, anlayacak ve bize mutlaka hak verecek. Ben gedik.net gay odalarında sohbet ediyorum. Örneğin dün akşam bir vakıf kurmaktan bahsettim, hiç vakfımız yok, dedim. Bana Kaos'tan bahsettiler. Aralarında Kaos'la ilgili en çok bilgiye sahip olan sadece, bir örgüt, diyor. Biz gayler çok korkağız. Bunun sebebi ise Türkiye'de yaşamamız. Türkiye bir demokrasi devleti ise eşitlik ve adalet var ise bizi mutlaka kabul etmek zorunda. Hergün demokrasi, demokrasi diye yırtınan insanlar bizi kabul etmez iseler, biz de onlara demokrasinin ne demek olduğunu, haklarımızı savunarak ve kazanarak öğretiriz. Gay, lezbiyen ve diğer arkadaşlar gay gibi davranmak, yaşamak yeterli değil. Zaten hepimiz hapisteki mahkumlar gibi yaşamıyor muyuz? Çekiniyoruz, korkuyoruz, cesaret edemiyoruz. Hanginiz özgürce yaşamak istemez? Sevdiğiniz insanla rahat rahat sokaklarda elele dolaşabilmek, onunla öpüşmek… onunla omuz omuza verip sahilde güneşin batışını seyretmek. Hanginiz istemez soruyorum. Bu dünyada zaten hapisiz, firar etsek ne olmuş. Belki kurtulabilme şansımız var. Bizim mücadelemiz diğer ülkelerdekine göre daha zor olabilir ama bence güzeli zoru başarabilmektir. En büyük mutluluk budur, zafer mutluluğu. Arkadaşlar belki bu konuda size göre hayalperest gibi konuşuyor olabilirim ama hiçbir şey hayal değildir. Asıl hayal yoktan varede-bilmektir. Bu da imkansız olduğuna göre, bunun dışında hiçbir şey hayal değildir. Hepinizi bir araya gelerek tek bir ağaç dalı yerine, bir ağaç gövdesi olmaya davet ediyorum. Böyle saklanarak, gizlenerek hiçbir yere varamayız. Hepiniz dünyanın en nadide çiçeklerindensiniz.

Savaş Karşıtları

Halkı askerlikten soğutmak diye yasalarla belirlenmiş bir suç tanımı olan bir ülkede yaşıyoruz.

Demek ki sorgusuz sualsiz itaat et-mekten, istemediği halde nasıl silah kullanacağını öğrenmekten, şiddetten, sebebi ne olursa olsun insan öldürmekten kolayca soğuyabilecek bir çok kişi ol-duğunun farkında devlet…

Bu yüzden ordunun varlığını akıl-cılaştıracak her kavramı yükseltiyor, yüceltiyor. Ama bizim kişiliğimizi, vic-danımızı yokediyor. Düşünmemeye, ko-şulsuz itaate zorluyor. Birey olmamızı engelleyip, köle olmamızı istiyor. Kendinin ve savaştan katrilyonlar kazananların çıkarları uğruna bizleri zorla askere alıyor ve günü geldiğinde gözümüzü kırpmadan ölmemizi, öldürmemizi bekliyor!

Bu konudaki zıt fikirleri susturuyor, hele bu fikirler açıklanıp yayılmaya çalışılırsa en ağır baskılar fikirlerin sahiplerini buluyor: Kitaplar toplatılıyor, fikir ve eylem sahipleri gözdağı verircesine tutuklanıyor, hapsediliyor!

Şiddetten arınmış bir dünyada yaşa-yabilmek, özgürleşebilmek, yokedilmeye çalışılan kimliğimize sahip çıkabilmek için; sizleri de askerlikten soğumaya davet ediyoruz!

http://www.savaskarsitlari.org

e-mail: [email protected]

Irene / graswurzel revolution / Almanya

Sevgili Kaos GL'ler,

Biz bir sol lezbiyen-redaksiyonuz. Şu an-da Graswurzelrevolution gazetemiz içinde bir özel dört sayfalı lezbiyen gazete hazırlıyoruz.

Almanya'daki eğlence eşcinsel hareketi ve Medeni Kanuna göre evlenmek is-teyen burjuva eşcinsel hareketini eleş-tiriyoruz ve red ediyoruz.

Türkiye'deki durumu çok başka ki biliyoruz. İstanbul'da bir kadın sevgilim var. Her ülkede yabancıyla eşcinsel olarak yaşamak çok zor, ilişki zayıf, heteroseksüel hayattan baskı büyük, her şey tesadüfe göre gidiyor. Destek yok. Almanya'daki durum iki milletli eşler için de zor. Yabancı eşcinseller için oturma izni problemi büyük. Kağıtlar için evlenmek lazım. Ama kiminle? Gittikçe bir karıkoca beraber oturmak zorunda, yoksa yabancı polis bu nikahı reddedecek. Ne kadar bir hayat?

Biz böyle bir durumu kabul etmek daha istemiyoruz. Hak danışması daha yetmez. Hak aslında yok. Millet sınırları iptal edelim.

Biz "wissenschaftlich-humanitäres komitee" (bilimsel insancıl konsey) destek veriyoruz. Savaşa karşı, millet nüfus politikasına karşı, her seksüel hayat koşulları için, sosyal hayat koşulları için, ırkçılık karşıyız.

Geçen Haziran'da İzmir ve İstanbul'da arkadaşlarımla bulundum. İzmir'deki Savaş Karşıtları Derneği'yle konuşup İstanbul'daki antimilitarizm inisiyatifle (Nisyan) ve ROZA dergisiyle görüştüm.

Adı Ot-kökü-devrim anlamına gelen gazetemiz (Graswurzel-revolution-GWR) aylık olarak çıkar.

Gelecek zamanda Graswurzelrevolution'de bir ağırlık merkezi (içerideki dört sayfa) Türkçe, Kürtçe ve Almanca makalelerle yapacağız. Severek zaman zaman sizden bir şey alabiliriz ve Almanya'da yayınlayabiliriz.

Size güzel yaz günleri dilerim.

GWR-München, Irene Kober, Frauenlesben-redaktion, Gravelottestr. 6 81667 München

Tel:0 89/48 95 43 02

 

Fax:0 89/48 95 43 03

 

E-Mail:[email protected]

http://www.comlink.de/graswurzel/

Dennis / İsveç

Benim Adım Dennis. Türkiye'de de İsveç'teki haklara sahip olabilmenizi umarım. İsveç'te kağıt üzerinde bir çok hakka sahibiz, ama gene de burada, özellikle Gotenburg'da hâlâ eşcinsel katilleri var. 1990'da bir kulüpteydim ve üyelerimizden biri çıkışta neo-nazilerce öldürüldü. Bundan sonra İsveç'de gazetelerde büyük tartışmalar yaşandı. O zamandan beri 5 gay aynı şekilde yaşamını kaybetti.

Benzeri sorunların Türkiye'de de yaşandığını sanıyorum. Yardım etmek isterim, ne yapabilirim? Bu konularda ilerlemeler olduğunu biliyorum (biliyorum, çünkü yarı Türk'üm), ama daha yapılması gereken çok şey var. İsveç'den bazı partilerden, özellikle Yeşiller'den, bu konuyla ilgili Türkiye'yi ziyaret edenler olduğunu biliyorum (tabi genel insan hakları ihlâlleri ile de ilgileniyorlar).

([email protected])

Ahmet ÖZTÜRK / İsviçre

Yaşam çocuk genç yaşlı akar gider

Annemiz aptal, oğlumuz kurnaz gelir.

Gün gelir oğlumuz çekip gitmek ister, engelleriz.

Yaşamın kaynağı, sonucu, amacı yanıltsatmaktır.

Ah edip ağlamalarımız ölülerimize değil,

çokyüzlülüğümüzün farkedilmesine

Küfür ve sloganlarımız başkalarının bizden daha

çıkarcı olmasına.

Yaşam çocuk, genç, yönetici akar gider, gericileşiriz.

akar,

akar,

akar,

Hosted by www.Geocities.ws

1