KİM HASTA ACABA?
Yusuf CAN /
KaramanTarih 15 Kasım 1988. Yatmaya hazırlanıyorum... Telefonum çalıyor.. Açıyorum bir ses var Alo diyen.. Bu ses yüreğime nakşediyor. Aman allahım.. İlk sevdiğim ilk erkeğim değil mi bu.. Niçin aradı bunca yıldan sonra beni.. Ne yüzle aradı. Acep yüzü kızarmadı mı beni ararken.. Tanrım, ellerim tit
riyordu, üşüyordum.Ben unutmadım konuşmayı. Muzafferin, muzafferimin sesiydi bu...? Gel diyordu. Geleceğim diyordu. Ama gelmiyordu, bekleyeceği yerde beklemiyordu. Seviyordu ama hiç sevmiyordu. Beni arama diyemiyordum, haykıramıyordum kendisine.. Çok istediğim halde defol git benden diyemiyordum...
Tarih 1995… Gazetede bulmuş adımı. Çok beğenmişmiş... Yazmışmış. Yazdım. Sıcak yazıyordu. İnanıyordum. Güveniyordum. O bana yavrum diyordu, ben seviniyordum… Yazıyordum, resmini elimde, avucumun ortasında taşıyordum, gülümsüyordu bana... Gel diyordu bana.. Gidecektim.. Beni kaç kez düzmeye çalışan fırıncıdan aldım birkaç kuruş, okulu astım, harçlığımı yolluk yaptım, yolların kapandığı bir kış günüydü.. Kar kapamıştı Eskişehir- Ankara yolunun bilmem kaçıncı kilome
tresini.. Ben uyumamıştım yol boyu.. O bekleyecekti beni. Onun olacaktım.. Açtım inanın açtım. Önce sevdaya önce seven erkeğe.. Sonra ekmeğe.. Ama mutluydum giderken Beyazdı Bursa o gün, karlıydı. Bekleyen yoktu beni.. Bekleyeceğim diyen can, beklenilen yerde yoktu. İnsanların gözlerine bakıyordum, ama insanlar bakmıyordu insanların gözlerine… Gelmedi Alçak. Yüz kızartarak gidiyorum işyerine.. Kuru bir hoş geldin. Ama öpmeliydi beni. Sarılmalıydı. Kırarcasına belimi. Eli değmemişti elime.. Bir kuru çay tutuşturdu elime. Sonra bekleyişler. Bir çıkıyor, pir çıkıyor.. İşçinin birisi gelip yanıma, muzafferimin amcasının kaza yaptığını, gelemeyeceğini, dilersem Karamana geri döneceğimi söylüyor. Bu bir kovuştu, bir defediş. Tanrım, o ne ızdıraptı. Yabana atılış mı, fiziğe verilen önem mi, aradığımı bulamamak mı? Akar gözlerle dönmüşüm Karamana. Anam sorarda derdin ne diye, yok ana derim, birşeyim yok. Bilir miydi anam, adamın birisine koyuca sevdalanışımı. Bilse basar mıydı bağrına.1995'lerde yine çalıyor telefonu
m.Gel diyordu. Özlemiştim. Özlemişmiş beni.
Bu kez mutlak olacakmış. Ben deli, deli divane yine kanıyorum Bursalı'ya, param beni ancak Bozüyük tren istasyonuna atıyordu. Ve o da gelecekti. Bir otel odasında bir kış ayında yanacaktık. Gelecekti istasyona. Ancak trenler tehir yapar bilirdim. Posta treni 4 saat tehirliydi o gün ama geldi. Alçağın birisi asla, ama asla gelmedi. Duydum ki, eniştesi ölmüş. Tam da ölecek günü buldu puşt. Öldüyse tabi.
Aynı şeyi ayrı umut, aynı terkediliş, aynı bekleyiş, aynı istasyonda bir kez daha oldu.. Söz veriyor gel diyor, bekleyeceğim diyordu. Ama beklemiyor, ama gelmiyordu. Ben ağlıyorum yalvarıyordum tanrıma, alçak Bursalı bilmiyordu. Biliyordum ki, bu yine olacaktı.
Tam yedi kez gelecekti Karamana. Yedi kez bekledim memle
ketimde. Bekletildim. Sikilmeden sikildim. Doğrusu bu ya ekildim.Hasta mıydı ne… Bekletmek hoşuna mı gidiyordu. Bir kulun kendisine yalvarması, bir kulun kendisi için ağlaması…
Adına şiirler yazmıştım, istemiştim, sevmiştim. Evet sevdim. Enayice belki, am
a sevdim.Ses ver Parisli amcam, ses ver. Kim hasta amca, her defasında gel deyip getiren, ama bekleyen mi, yoksa beklenmediğimi bile bile giden ben mi? Şefkatin sevgin lazım ola, hasta yüreğime şefkatin sevgin eksik olmaya, tüm yüreklere…
Şimdi gel diyor benim Bursalım. Gelmezsem o gelecekmiş. Bilirim sevdaydı, ona haykıramamak, sesinde erimek, titremek. Ve bilirim sevdaydı, yine Bursa'ya sefer etmek. Beni öpecekmişmiş. Saracakmış. Ulan rüyalarımda bile esirgedin bedenini benden sen hasta ben senden hasta. Ben yine geleceğim sana. Bilirim hataydı seni sevmek Bilirim zordu. Ama güzeldi. Sesinin sıcaklığında, soluğun altında, bir gün bulmayı ümit ettiğim insanlığının altında sevmiştim seni. Kahretsin. Bursa beni bekliyor. Acep bulur muyum umudu, acep gelir mi umudu? Yoksa, yoksa sevda bu muydu… Söyleyin kim hasta?