BEN NEYMİŞİM Kİ ABİ?!.
AHMET /
İstanbul... Bu iş olmuyor. Olmayan bir şey var. Ya benim dünyam, ya onlarınki farklı. Ben uzaylı değilim, ama galiba dünyadan da gelmedim! Duygularım isteklerim, hatta fantezilerim bile farklı! Farklı bir insan ayrıntılarında gizlidir. Ayrıntılar bizi farklı kılan temel unsurlar ise bunun kime, neye, niçin
zararı var? Çünkü ne geldiyse başıma, detaylara önem verdiğim için geldi.Nakış nakış işlediğim şu iç dünyamda artık mutlu olmak istiyorum. Fakat onu bulamıyor, acaba bulan var mıdır diyerek O'nu tanımak istiyorum. Aslında karamsar değilim, fakat içimde huzurlu değil. Yolunda gitmeyen bir şeyler var. Umutla, sabırla işlediğim nakışın tam ortasında birileri gelip sözüm ona "kazara" üzerine boyalı bir su döküyor ve sanki herşeyi berbat ediyor! Oysa uyumsuz da değilim. Kaslarım yok, uzun boylu hiç değilim. He
le hele vücut güzeli asla seçilemem! Fakat gerçek bir eşcinselin olması gerektiği gibi olduğuma ve kendimin "O insan" olduğuna inanıyorum. Duygularım, hayallerim, hele isteklerim yıldızlarda değil! Sadece sevdiğim erkekle mum ışığında dans etmek istiyorum. Salacak yolunda elleri temas ettirerek (mümkün olsa da elele olsa!) yürümek çok da zor veya imkansız değil! Karlı bir dağda sıcak bir kulübede sevdiğimle Fransız müziğinde sevişmek istiyorum saatlerce... (Başka bir şey istiyorsam (N) EY'İM!) Oysa birisi geliyor "Ayy, sıkıntı bastı, içim karardı" deyip atıyor boyayı nakışın üstüne! Birisi mektup yazıyor, yeni umutlar yaşıyorum belki bu "O" diyorum. "Kesiştiğimiz çok şey var. Yolumuz aynı " deyip olası dostluğumuzdan sözediyor ama daha birkaç saat sonra neredeyse fenalık geçiriyor, yüzünü yüreğini allar basıyor! Pişman oluyor! Eski sevgililer geliyor akıllara... Kendimde suç buluyorum. "Ben nerde yanlış yaptım!" Kimisi kopamadığı bayanları, boyları, hatta eski hanımlarını düşünüp onlara dönüyorlar! Yahu bunları hep ben mi hatırlatıyorum onlara? Kimine de öyle uğurlu geliyorum ki bahtını açıyorum! Adam 30 yıl süren gay'liğini 1 haftada bertaraf edip evliliğe karar veriyor. Başından atmanın yollarını ararken, çıktığı kızı, alışkanlık, rol gereği uğruna derken baştacı ediyor. Ne diyeyim Allah mesut bahtiyar etsin. MutluluklarHatta bazıları "Yahu sana kız bulalım da belki değişirsin" deyip beni kız arkadaşları ile tanıştırmaya kalkıyor. "Bak nasıl da sıyrılacaksın bu beladan" diyerek yeni bir "keşif"te bulunuyor. (Zaten reenkarnasyona göre Kristof Colomb zamanında yaşayan ve aslında Amerika'yı O'na keşfettiren tayfalardan birisi idim ben!) Bir de şu mutluluğu keşfedebilsem!... Kimi yıllardır ayrı kaldığı sevgilisine dönüyor. Uzaklara gidip artık bu işleri (bir zama
nlar benim denediğim gibi) bırakmayı düşündüğünü söylüyor. Oysa bilmiyor ki karşısındaki insan kısa bir geçmişi de olsa, bu hayatın, bu tercihin asla silinmeyeceğini çoktan fark etmiş. Öyle farkındaki, sadece Kaos GL satırları ile buluştuğu, yaşayamadığı şu 3 - 5 olayı görmüş ve gerçeği ondan önce benimsemiş! Bazılarının uzaktaki sevgilisi ona çiçekler yollayıp geri dön diyor. İşte bunların olması için çok değil, benim yanımda sadece üç beş saat kalması kâfi! Başka "tık" yok, inanın bana! Hani bir şarkı varya "sevdim sevilmedim..." onun gibi vallahaaa! Yakında bir "Mutluluk Dağıtım Merkezi" açacağım. Kocasızlar, kadınsızlar, eşcinseller, kısacası tüm bahsıztlar size bahtsız, şansız Ahmet'in eli gerek! İnanın 24 saat içinde herşey istediğiniz gibi olacak! Zaten bir süre sonra bunu ticari duruma dönüştürüp "ücrete mukabil" mutluluk satacağım! Duyurulur!!!Bu kadarı zevzeklik, gırgır, veya yakınma, belki de duygu sömürüsü diyebilirsiniz, artık fazla değil mi? Lâkin benim gibi insanlar da var mı acaba diyerek yazdım. Çünkü inanın özeleştirimi çok yapıyorum. Kendimden kaynaklanan hatalar var mı diye kendimi defalarca imtihanladım. İnanın hep geçtim sınavlarımı. Tipik bir şansızlık vakası benimkisi.. Bilmem belki de bir süreç, yaşanması gereken... Bu satırları başla
madan biten bir hikâye sonrası yazdığım için traji komik oldumsa özürler olsun. Bu mektubun burada bitmeyeceğini de biliyorum üstelik. Bu mektup burada bitmez. Bitmesi belki de işimize gelmez. Hergün yeni bir umut, her umut bir nakış diyerek, o evimde, kendi köşemde, her nekadar bazılarının inandıramasam da (!) o amatör ruhum ve dünyamla hanım hanımcık kergâhımı dokuyorum! Buyrun gelin efendim, modellerimiz güzeldir, hoştur! Kendim ise boştur! ...Her türlü soruna rağmen yine de gay'im diyorum. Belki herkese değil, kendime söylüyorum. "Fazla iyi" mi daha da zenginleştirmek için, nakışlarımı, emeklerimi, tekyüzümü hep ak tutmak için halen umutluyum. Aslında nedir biliyor musunuz, galiba bu acıları bizler yaratıyor ve çekmekten de zevk alıyoruz. Oysa başımıza
iş almayıp hazırlopçu olsak şüphelerimizle gerçek insanları yıkmanın dayanılmaz hafifliğini hissetsek (!) ne acısız bir hayat yaşarız (!) Ama olmaaaz. Zahmet zevk veriyor bana! Nakışımı işlerken hem üfleyip püflediğim, hem de desenler ortaya çıktıkça "ne hoş oluyor" dediğim gibi! Bir de şu sentetik boyacılar olmasa!...