MEKANLAR VE EŞCİNCELLİK
ŞENER /
İstanbul"Büyürken örtündüğümüz, örtmek zorunda kaldığımız çocukluğun, çocuksuluğun saf izlerini taşır içinde, hayal ile gerçek arasında salındığımız mekanlarımız!"
(1)İnsanoğlunun en temel ihtiyaçlarından birinin, barınma ihtiyacının, vazgeçilmez kıldığı olgulardan en önemlisidir mekanlar. Evsiz, okulsuz, hastahanesiz kısacası binasız bir hayat düşünülemez. 2000 yılına çeyrek kala mekanların gelişimi hakkında, ilkçağlardan günümüze değin bir süreçte inceleme yapılması hemen hemen imkansız gibidir. O kadar hayatımızdan bir parçadaki ki m
ekanlar, psikolojimizi, kişiliğimizi, cinselliğimizi kısacası bizi biz yapan hemen herşeyi etkilemiş, kanıksamayacak denli derinliği, ağırlığı kazıtmıştır kişisel tarihimizeBelki de ruhumuzun da mekanı bedenimizdir. Zira, Onu da tıpkı yaşadığımız mekanı süsler gibi, dekore eder gibi giydiriyor değişiklikler yapıyor, temizliyor, bakımını yapıyoruz. Gerçi O, kimi zamanlarda ihanet edebiliyor bize beklenmeyen konuklar ağırlayarak (mikroplar, hastalıklar). Ama konumuz bu değil...
Eşcinsellerin mekan kavramı, mekan anlayışı... Bu denemeyi Cogita adlı derginin kent ve kültürü isimli 96-8. sayısıyla karşılaştığım için yazıyorum. Küçük İskender'in de bir yazısı var dergide ve eşcinsellik ve mekanları üzerine kaleme almış kendine ayrılan bölümde. Eşcinselliğin tam
anlamıyla medya popart, postmodern anlayış itibariyle popülerlik kazanmaya başlaması, sektörün tükettiği tüm konularının dışında kalmayı başarabilmiş olması, yeri keşfedilen bir olgu olarak MALZEME olarak görülmesi ve bundan bir şekilde rant! sağlanabilir olması gibi konular dahilinde tam bir sömürü saldırısına uğramaya başlaması beni bu konularla birlikte düşünmeye itti. Ve düşündüklerimi paylaşmak istedim..."Eşcinsellik ve kenti kullanım mekanizması, aslında eşcinselin kimliği, bu kimliğin dışavurumu ile doğrudan bağlantılı."
(2)Kuşkusuz, metropoliten şehirlerde birbirinden bağımsız kitleleri biraraya toplayıp ortak bir mekanda elbet bu birliktelikten "ticari" bir rant sağlamayı akıl edebilmiş kişiler bar sahipleri. Bu, sadece eşcinsellere özgü değil elbet. Bir çok sorun yaşanan ülkemizde ki insanların akdenizli kanının eğlenceye düşkünlüğü bar, meyhane, disco vs gibi alanların en temel beslenme kaynakları olmasıyla muteber. Yine de biraz biraz farklılık gösteriyor gay barlar. Örneğin aynı kalitede olan diğer barlardan daha pahalıdır içkileri. Sıkışık, alabildiğine kalabalık olan duman altı olmuş dar mekan, müşterilerine gereken ilgi ve özeni gösterme konusunda pek dikkatli değildir. Gidilecek pek fazla alternatifleri yoktur eşcinseller, malum, toplumca dış
lanmış, tecrid edilmişlerdir ya... Peki hepsi böyle mi? Elbette ki, hayır! Tanrıya şükürler olsun ki!Peki, hangi mekanlar, hangi amaçla tıka basa doluyor? Bu cevaplaması hiçte zor olmayan sorulardan biri.. Elbette ki eğlenmek, deşarj olmak, yaşanılagelinen stresten sıyrılmak ve partner bulmak için. Cinselliğini heteroseksist egemen bir toplumda yaşayabilmenin zorluğunu bilen eşcinseller, kimliklerinin aleni olarak açık olduğu bu tür mekanlarda daha rahat iletişim kurabiliyor daha rahat cinselliklerini payl
aşacakları eşler edinebiliyorlar. Ancak, cinsel açlık bazen had safhalara dayandığı için bundan, bu doğal ihtiyaçtan rant sağlamak isteyenlere de gün doğmuyor değil. Örneğin güvendiği organıyla, kendini bulunmaz hint kumaşı zanneden aygır edasıyla tur atan mantiler, jigololuk adı altında orospuluk yapıyorlar. İşin kötü yanı gaylerin cinsel tatminsizliğinden, onların zengin olduklarından, sadece amaçlanan büyük iri penisten başkaca hiçbir arayışları olmadığından o kadar eminler ki, iki kişi arasında belki de en özel olması gereken seks olgusunu iyice ucuzlatıp, saygısızlık raddesine bile götürebiliyorlar olayı. Açık açık pazarlık yapanları, küfür edenleri, aşağılayanları vs. vs. çıkabiliyor. Ve elbet, hiç istenmeyen olayları doğuruyor böyleleriyle yaşanılan birliktelikler. Gasp, soygun, şiddet ve belki de cinayet. Beni bu noktada en çok üzen şey ise gaylerin bu hayvanlarla "herşeye rağmen" deyip birlikte olabilmeleri. 1 gecelik bile olsa partneriyle en azından konuşup onu tanımalı ve salt seksi cazibesi ile değil biraz da kişiliğiyle ilgilenmeleri gerektiğine inanıyordum.Hamamlar sonra... Daha az tehlikeli. Soygun, şiddet için fırsat verilmeyen mekanlardır hamamlar. Yalnız değildir çünkü eşcinsel. Ve sinemalar tabi orada da bu tür sorunlarla karşılaşılması olası değildir pek...
Ancak, özellikle cadde, sokak, parklar vs gibi alanlar tehlikeyi içlerinde barındırırlar. Partner, kendisini haklı çıkaracak bir toplumu ardına almış olduğunun güvenini taşıyabilir. Ne yaparsa yapsın, bir eşcinsele, bir sapığa yapıyordur ve toplum bu tür sapıkları cezalandırmaya her an hazırdır ona göre. Aman dikkat!...
Yine de Her AŞK KENDİNE AİT BİR MEKAN İSTER! Biliyorum bunu. Bu açıdan herkese öncelikle gidecekleri mekanlar konusunda biraz bilgi edinmeleri gerektiğini, her önlerine çıkan kişiyi en azından birazcıkta tanımaya çalışmalarını, çok çabuk güvenmemelerini, barlarda, caddelerde vs. birine yapılan haksızlığa, bir gün kendi başına da gelebileceğini düşünerek tepki göstermesini, belli haksızlıkları arkadaşlarına ve çevrelerine an
latıp onları uyarmalarını, önlem olabileceği ve kötü olaylarla karşılaşma yoğunluğunu en azından bir parça azaltabileceğini düşünerek tavsiye ediyorum. Bizler birbirimize destek olmayacaksak, nasıl sona erer acılar?...Ben yanmazsam, sen yanmazsan, biz yanmazsak
Nasıl çıkar karanlıklar aydınlığa?
(3)