haberler

ABD, İLK EŞCİNSEL ELÇİSİNİ ATADI

ABD Başkanı Bill Clinton, Kongredeki muhafazakârların adaylığını iki kez bloke ettiği eşcinsel James Hormel'i Lüksemburg Büyükelçiliği'ne atadı. Böylece ilk kez eşcinselliği kamuya malolan bir kişi ABD büyükelçisi oldu. Clinton, atamayı Kongrenin tatilde olduğu bir sırada yaparak Hormel'in Senatoda bir kez daha veto edilmesini engelledi. 'Tatil ataması', ABD başkanlarının nadiren ve yüksek düzeyli atamalar için kullandığı bir yetki. Amerikalı muhafazakâr ve dindar çevreler, bir eşcinselin büyükelçi olması kadar, Clinton'ın atama şeklini de eleştirerek, Başkan'ın özel yetkisini bazı seçmen gruplarını etkilemek için kullandığı iddiasında. (Radikal, 6 Haziran 1999 - Advocate, 4 Haziran 1999)

CUMHURİYET

Cumhuriyet Gazetesi'nde, 27 Haziran 1999'da "En Önemli Cinsel Organ, Beyin" başlıklı bir çeviri haber yer aldı. Bu haberde "ünlü Fransız beyin uzmanı ve seksolog Serge Stoleru, beyinin insanın en önemi cinsel organı olduğunu belirtiyor." deniliyor. Haberin ara başlıkları ise; "Seks Bağımlılığı", "İktidarsızlık Sorunu", "Oral Seks Üçüncü Sırada", "Erotik Film Seyretmek Testosteronu Arttırıyor" şeklinde. Bu haberden bildik iki paragraf aktarıyoruz:

"Seksologlar eşcinselliğin genetik mi, psikolojik mi olduğu konusunda tartışmalarını sürdürüyorlar. Xq-28 adı verilen bir eşcinsellik geni keşfedilmiş olmasına rağmen bulguların bilimsel olmadığı iddia ediliyor.

Yapılan araştırmalar sonucunda erkeklerin yüzde 4'ü, kadınların ise yüzde 2'sinin eşcinsel olduğu ortaya konuluyor. Ancak uzmanlar gizli eşcinseller ve biseksüellerle birlikte bu oranların yüzde 5 ile 10 arasında seyrettiğine inanıyorlar."

"Eşcinselliğe İslam'da yer var"

New York'ta geçen hafta gerçekleşen kapalı bir toplantıyla, belki de dünyada ilk kez alternatif kimlik arayışları, İslami örgütlenme çabasıyla birleşti. Eşcinsel kadın ve erkek müslümanlar, islamda eşcinselliğin yerini tartışarak, kendilerine ve kendileri gibi olanlara destek olabilecek bir örgüt kurmaya karar verdi. ABD'de hristiyan ve yahudi eşcinsel grupların varlığına karşın, 'El-Fatiha' isimli bu yeni grup ilk kez İslam ve eşcinsellik ilişkisini irdeliyor. Kendini 'müslüman' olarak tanımlayan ve dini günlük yaşamda uygulayan 60'a yakın kadın ve erkek, uzun süre internet üzerinden yazıştıktan sonra New York'ta buluştu. Toplantıya konuşmacı olarak katılan Gazala Anwar isimli Colgate Üniversitesinden bir araştırmacı İslamiyet ve eşcinselliğin bağdaştırılabileceğini belirterek, Kur'an'dan ayetlerle bu tezi savundu. Toplantılara katılanların verdiği bilgiye göre, El-Fatiha üyeleri arasında İslamın eşcinsel davranışları teşvik etmediği ve kınadığı fakat bazı insanların eşcinsel duygular içinde olabileceğini ve toplumun diğer bireylerinden farklı yapıda olabileceğini kabul ettiği yolunda bir fikir birliği oluştu. Tartışma gruplarında da, müslüman olup eşcinsel duygular beslemenin zorluğu ve eşcinsellerin müslüman cemaatlerde kimliğini nasıl koruyabileceği tartışıldı. (Aslı Aydıntaşbaş, Radikal, 8 Haziran 1999 - Advocate, 4 Haziran 1999)

El-Fatiha ile ilgili bir haberi daha önce KAOS GL'nin 54. sayısında aktarmıştık. Ayrıca bu grubun e-mail adresini iletişim sayfamızda bulabilirsiniz.

AIDS'li aile Yargıtay'da.

Şanlıurfa Kızılay Kan Merkezi'nden 3 yıl önce verilen AIDS'li kanın sezaryenle doğum sırasında kullanılması sonucu iki ferdi AIDS'e yakalanan Siverekli Işıkgöz ailesi Yargıtay'a başvurdu. Işıkgözlerin avukatı Şehmuz İnal, Şanlıurfa 2. Asliye Ceza ve Asliye Hukuk Mahkemelerinin, Kan Merkezi görevlileri hakkında verdiği beraat kararı ile tazminat davası kararlarını bozmak amacıyla temyiz yoluna gideceklerini söyledi. Avukat İnal, dosyayı Yüksek Sağlık Şurası ile Gülhane Tıp Akademisinin incelediği ve olayla ilgili kişileri ve kurumları yüzde 100 kusurlu bulduğunu hatırlattı. (Radikal, 2 Haziran 1999)

Güler Kazmacı ve Eşcinsel Müslümanlar

Posta Gazetesi köşe yazarlarından Güler Kazmacı 12 Haziran 1999 tarihli köşesini Radikal'de yer alan Aslı Aydıntaşbaş'ın "Eşcinselliğe İslam'da Yer Var" başlıklı haberinden hareketle "Eşcinsel Müslümanlar" başlıklı bir yazıya ayırmış.

Türkiye-Amerika karşılaştırmasından hareketle aslında eşcinsellik açısından olumsuz bir şey yazmayan Güler Kazmacı'nın yazısı yine de laf ola beri gele türünden bir yazıdan öteye gitmiyor. Her şeye rağmen olumlu olan bu yazının sonunda Güler Kazmacı kendisini medyatik ve magazinel zihniyetten kurtaramayarak "… güzel memleketimizde, bir gün birileri çıkıp 'hem eşcinselim hem de şeriatçı' diyebilir mi sizce" gibi bir soruyla bitiriyor. Konuyu anlamak için sorulabilecek en son soru!

Arda Uskan

Arda Uskan'ın, 7 Haziran 1999 tarihli Radikal'deki "Özlemin Eskitadı Yok" adlı köşesinden "Çöple Saman" başlıklı bir değinmesinden bir bölümü aktarıyoruz:

"Mudanya'daki basın mensupları kendi aralarında geyik muhabbeti yapıyorlarmış. Habere göre en önemli 'fantezileri' ise şu: Apo'nun artık 'gay' olduğunu açıklaması bekleniyormuş. Üstelik cinsiyet değiştirip adını da 'İrina Öcalanova' yapacakmış. Pes doğrusu! Dünyanın gözlerinin üzerinde olduğu böylesine önemli bir olayın belden aşağı esprilere bağlamak hiç de hoş değil. Basın mensupları kendi aralarında bu 'geyiği' yapmış olabilirler. Ama bunun gazete sayfalarına yansımamsı en azından 'gay'lere ayıp."

Ayılana Gazoz, Bayılana Limon!

Düşman cephesinde yer alan ve heteroseksizme hizmet eden Haydar Dümen, Sabah Gazetesinin "bayan" okurlarını çok orijinal bilgilere gark ediyor. Aslında Haydar Dümen, tipik bir eşcinsel düşmanlığı yapmıyor ve insaf için eşcinsellik realitesini yadsımıyor. Ama yapacak bir şey yok demeye getiriyor. Oysa Sabah Gazetesinin Bayan Sabah ekini okuyan ebeveynleri dosdoğru, ahlâksal ve bilimsel ikiyüzlülüklere prim vermeden bilgilendirebilirdi. Ve gerçekten eşcinsel çocuğu olan ama bu konuda yeterli bilgisi olmayan anne-babalara biraz yardımcı olurdu. Anlaşılan psikolojik, çevresel, biyolojik, genetik derken Haydar Dümen'in de kafası karışmış olmalı. Peki bu durumda "Bayan Sabah" okurlarının kafaları nasıl netleşecek? Önce kafaları karıştırın, sonra çözümün kendinizde olduğunu düşündürün ve nihayetinde psikologlara gelsin yeni para kaynakları. Ne de olsa "bu hassas ve ince konu"yu ne kadar anlaşılmaz kılarsanız o kadar işinize gelir!

YEREL MEDYADAN

Çanakkale'den İlhan arkadaş, Çanakkale'de yayınlanan 25 Mayıs 1999 tarihli Çanakkale Haber adlı günlük gazeteden bir kupür iletti. Yazıdan alıntı ile birlikte İlhan arkadaşın yorumunu aktarıyoruz:

Çanakkale Haber yazarının Güncel-Politik adlı köşesindeki yazısı "Liderlik ve Kadınlık" başlığını taşıyor ve yazıyı Huysuz Virjin'in bir resmi süslüyor. "ABD Boston Filarmoni Orkestrası Şefi Benjamin Zander, akılları karıştıracak bir açıklamada bulunmuş. 21. yy.da geleneksel ERKEK özellikleri gösteren liderin değil, daha çok KADIN özellikleri gösteren liderlerin önde olacağını söylemiş. … Ne günler yaşıyoruz. Amerika şaşırtıyor bizi. Kıyamet günleri yaklaşıyor galiba? Tövbe, tövbe. … ABD'li şefin açıklamasını okurken aklıma büyük kentlerde yaşam savaşı veren travestiler geldi. Kimbilir onların arasında bizi yönetecek, çekip çevirecek ne liderler vardı da kıymetini bilemedik. Onları yerlerde sürünürlerken ve polisten kaçarlarken gördüğümde ne yalan söyleyeyim içim parçalanıyordu. Arada kalmış, biraz şaşkın ve neşeli insanlardı onlar.

Analara babalara bir tavsiyem var: Sakın ABD'li şefin sözlerine kanıp, erkek çocuklarınıza kız elbisesi falan giydirmeye, ellerindeki tabancaları alıp, bebek tutuşturmaya kalkışmayın. Aman ha! Zaman kötü, kollayın erkeği!"

"Size Çanakkale'de çıkan yerel bir gazetede yazılan bu yazıyı aktarmak istedim. Gazetecilik yapıyorum sanan, masa başı yazılarıyla bir şeyler yazdığını sanan, kafasını kuma değil çekmeceye sokmuş, dünyadaki araştırmalardan bihaber bir zat. Bu yazıyı yazan gazeteci herhalde televizyonda seyrettiği travesti-polis koşturmasından başka eşcinsellerden haberi yok.

Erkek çocuğun kız çocuğu gibi saçını uzatsan da, kulağına küpe taksan da, etek giydirsen de ruhunda yoksa o eşcinsel olmaz. Bir kız çocuğuna erkek tıraşı yapsan, pantolon giydirsen, ayağına erkek ayakkabısı giydirsen de ruhunda yoksa lezbiyen olmaz. Hâlâ eşcinselliği giyimde kuşamda sanan cahillerle dolu etrafımız."

Eşcinsel Katiline Ömür Boyu Hapis Cezası

ABD'nin Kaliforniya eyaletinde, AIDS hastalığının yayılmasına engel olmak için 5 eşcinseli öldüren Juan Chavez adlı katil, 5 kez ömürboyu hapis cezasına çarptırıldı. Chavez'in (35), birlikte olmak vaadiyle barlarda tanışarak evlerine gittiği eşcinselleri boğarak öldürdükten sonra, kurbanlarının paralarını çaldığı belirtildi. Chavez, savunmasında "Bu sapık adamları, başkalarına AIDS bulaştırmasınlar diye öldürüyordum" dedi. (Gözcü, 23.06.1999)

Bu "haber"e aynı günün diğer gazetelerinde (Hürriyet, Radikal, Asabi, Posta, Star, Milliyet…) rastlamadık. Haberde adı geçen katil Juan Chavez ve gerekçesi size de çok tanıdık gelmedi mi? Katilin adı, AIDS, cinayet gibi noktalardan hareketle "haber"i farklı okumak mümkün. Ama biz, bu haber gerçekse eğer, katilin heteroseksüel toplumun riyakârlığına sığınarak "iş"ini gördüğünü ve sonuçta verilen cezaya epeyce şaşırdığını sanıyoruz.

Hosted by www.Geocities.ws

1