MUHAMMED
ve ERKEK EŞCİNSELLİĞİJIM WAFER
Çev: SELÇUK /
Ankaraİslam'ın yasası şeriat, Kuran'a ve hadislere dayanır. İslam'ın eşcinselliğe yönelik yaklaşımlarının kendilerinden türediği bu metinlerin yorumlanmasından ortaya çıkan genel sonuç, aynı cinsten insanlar arasında cinsel ilişkilerin suçlandığıdır.
İslamiyet'in egemen din olduğu ülkelerde gay ve lezbiyenler için eşit hakların elde edilmesi, İslam kültürünün kutsal metinlerini göz ardı eden dindışı argümanlarla olanaklı olabilir gibi görünmemektedir. Bu türden bir yaklaşım daha çok eski sömürgeci güçlerin değerlerini dayatma çabası olarak algılanarak geri tepecektir. Eşcinselliği bir insan hakları sorunu olarak ele alan az sayıdaki Müslüman bilim ad
amlarından biri olan Halit Duran Müslüman ülkelerde yaşayan gay ve lezbiyenler için en iyi seçeneğin yedinci yüzyıl Arabistan'ın toplumsal ikliminden görece kopmuş yeni bir şeriatın geliştirilmesine dayanan ve Peygamber Muhammed'in Mekke'de ilan ettiği özgürlük ve adaletin etik ilkelerine vurgu yapan bir tür "teolojik bağdaştırma" formu bulmak olduğuna inanıyor.Bu yazıda böylesi bir "teolojik bağdaştırma" doğrultusunda deneme niteliğinde bir adım olarak İslam'ın temel metinleri tartışılıyor. Burada iki amaç var. Birincisinde bu metinlerin genellikle düşünüldüğü kadar, eşcinselliği yasaklamalarında katı ve acımasız olup olmadıklarını inceliyorum. İkincisi, bu metinlere dayanan erkek-erkeğe davranışın sembolik örgütlenişi üzerinde duruluyor ve bunun tüm oğlan çocuklarının erkekliğe geçiş süreçlerinin eşcinsel pratikler içerdiği kültürlerle çarpıcı benzerlikler taşıdığını gösteriyor.
Tartışmamızın bu ikinci kısmındaki amacım İslam'ı taşlamak değil, aksine İslam'ın erkek kültürünün eşcinsel imgeleme böylesi bir yer vererek kendi içinde derin çelişkiler taşıdığına işaret etmek, Müslüman araştırmacılar için bu çelişkiler üzerinde düşünmek Duran'ın bahsettiği "yeni şeriatın" gelişiminde önemli bir adım olabilir.
EŞCİNSELLİK VE İSLAM'IN TEMEL METİNLERİ
Jehoeda Sofer'
in Müslüman devletlerde sodomi'ye (oğlancılık ya da livata) ilişkin yasalar üzerine yaptığı araştırma (1992) erkekler arası sekse ilişkin birörnek bir yasal duruşun olmadığını göstermiştir. Bu şeriata dayalı ceza kanunları olan devletler için de geçerlidir. Ancak genel olarak şeriatla yönetilen ülkelerde sodomi yasadışıdır. Kuran' da Lut ve Lut kavminden yani erkek eşcinsellerden yedi yerde bahsedilmektedir. Lut kavminin helak olmasının onların cinsel pratikleriyle ilişkili olduğu düşünülmektedir. "Alemlerin içinde erkeklere mi gidiyorsunuz? Ve rabbinizin sizin için yarattığı eşlerinizi bırakıyorsunuz? Siz aşırı giden bir kavimsiniz...Ve üzerlerine öyle bir yağmur yağdırdık ki, o uyarılanların yağmuru gerçekten çok kötü oldu!"Ancak Kuran'da peygamber ümmeti
nden erkekler arasında cinsel ilişkilere yönelik özel bir yasal duruş emri olarak yorumlanabilecek yalnızca tek bir pasaj vardır: "Ve bu nedenden dolayı suçlu olanlardan her ikisini de cezalandırın. Eğer pişman olur ve hatalarını düzeltirlerse bırakın. Allah affedici ve merhametlidir."Ben Nahum'un bu ayetin ilk pasajını çevirisi geleneksel yorumlanıştaki manayı yakalıyor: "eğer iki erkek birbirleriyle bir iffetsizliğe bulaşırsa, her ikisini de cezalandırın."
Bu pasajın yumuşaklığı diğer günahlar için feci cezaların emredildiği Kuran ayetleriyle bariz bir çelişki içindedir. (Örneğin zina için yüz kırbaç atılması emredilir). Bu yumuşaklık peygamberin erkekler arası sekse yönelik müsamahakâr bir tavır takındığı düşüncesine dayanak oluşturmuştur. Örneğin
Ben Nahum şöyle demektedir: "Peygamberin söz konusu ahlâksızlığı felsefi bir kayıtsızlıkla karşıladığı kesindir. Sadece herhangi bir ceza salık verilmemekle kalınmaz -muhtemelen biraz nasihat etmek veya çok kaba olmayan bir tarzda hakaret etmek- sadece pişmanlık göstermek cezadan kurtulmaya yeter."Hadisler ve peygamberin yaşamından menkıbeler onun konu üzerine varsayılan düşüncelerine dair daha çok ayrıntı sağlar. Ancak bunlar tutarsızdır ve doğruluklarından emin olmak da zordur. Bu yüzden farklı yazarlar peygamberin duruşunu oldukça farklı şekillerde yorumlamışlardır. Örneğin
al-Tifashi evriklerin peygamberin kabilesi Kureyş'de yaygın bir halde varolduklarını ve peygamberin Hayth adlı bir evriğin (invert) nüktelerinden çok keyif aldığını söyler. Aynı zamanda peygamberin evriklerin karılarıyla, karıları peçe takmazken aynı odada oturmalarına izin verdiği söylenmiştir.Ancak Hanbeli mezhebinden
İbni el-Cevzi'ye göre, peygamber sodomitleri (oğlancı ya da genel anlamda erkek eşcinsel) çok sayıda hadiste lanetlemiştir. Örneğin "Ne zamanki bir erkek başka bir erkeğin üzerine çıkar, Allah'ın tahtı sarsılır; melekler nefretle bakar ve şöyle derler: Rabbimiz neden yeryüzüne onları cezalandırmasını ve gök kubbeye onların üzerine taş yağdırmasını emretmiyorsun?"Sodomi'ye
karışan hem aktif hem de pasifin taşlanmasını isteyen başka bir hadis de vardır, ancak bunun pratikteki etkisi önemsiz olmuştur. Bellamy kendi incelediği bütün hadis ve menkıbelerin sodomi için ölüm cezasında ısrarcı olduğunu iddia etmektedir. Ancak peygamberin konu üzerindeki düşünceleri hakkında çok çeşitli görüşler vardır. Çünkü erkekler arası sekse değişik hukuk okullarınca, farklılık gösteren geleneksel literatür temelinde, farklı şekillerde yaklaşılmıştır. Tüm hukuk okulları erkekler arasındaki seksi yasadışı bulur, ancak cezaların şiddeti konusunda ayrılırlar. Hanefi okulu bunu herhangi bir fiziksel ceza gerektirmediğini çünkü hadislerin "Müslüman kanının sadece zina, dinden dönme ve cinayet" durumunda dökülebileceğini söylediğini belirtir. Hanbeliler ise erkekler arasındaki seksin daha şiddetle cezalandırılması gerektiğine inanırlar. Kaynak olarak da Kuran'daki Lut kavminin taş yağmuruyla yok edilmesini gösterirler. Peygamberin ardılı ve kayınbabası Ebu Bekir'in bir lutı'yi (sodomit'in Arapça karşılığı) canlı canlı yaktırarak öldürttüğü anlatılır. İbni Abbas ise sodomit'in kentteki en yüksek binadan atılarak taşlanması gerektiğini söylemiştir.Erkekler arasındaki seksten erkekler arasındaki aşk ya da çekime döndüğümüzde karşımıza farklı bir tablo çıkıyor. Peygamberin diğer erkeklerin cazibesine ilgisiz olmadığına dair bir dizi belirti vardır. Kuran'da cennet yalnızca kadın cinsiyetinden hurilerle dolu değildir, aynı zamanda müminlere şarap taşıyan ölümsüz gençlerden de söz edilir. Peygambere ait şöyle
bir hadisten bahsedilir: "Rabbimi zarafet tahtında otururken, altından giysiler içinde, saçlarında altından bir taç ve ayaklarında sandalla gür saçlı ve muhteşem güzellikte bir oğlan şeklinde gördüm."Peygamber başka bazı hadislerde de müminlere oğlanlara gözlerini dikerek bakmamalarını çünkü onların çok çekici olduklarını söyler. Bu hadislerden birisi Binbir Gece Masallarında geçer "daha sakalı çıkmamış oğlanlara uzunca bakmayınız çünkü onların hurilerden bile daha baştan çıkarıcı gözleri vardır."
Bell benzer bir hadisten söz eder: "Anas'a göre, peygamber şöyle demiştir: 'Kralların oğullarıyla arkadaşlık etmeyiniz. Doğrusu, insanın ruhu onları azat edilmiş köle kızları arzulamadığı kadar arzular.'"Şurası açıktır ki, peygamberin genç oğlanların çekiciliklerine hassasiyeti ne olursa olsun, bu çekime teslim olmayı onaylamamıştır. Ancak bu çekimin kendi doğasına yabancı olduğunu söylediğine dair hiçbir bulgu yoktur. Hatta sonraki dönem yazarlarından, örneğin İbni el-Ferit, peygamberin bir başka erkeğe, dostlarından Mu'adh ibni Jabal'a, aşık olduğunu söyler. Peygamberin şöyle söylediği anlatılır, "Ah Mu'adh, seni hakikaten seviyorum." İbni el-Ferit bu ilişkiyi erkekler arasındaki temiz sevginin bir örneği olarak anlatır.
İSLAM'DA ERKEKLER ARASI İLİŞKİLERİN SEMBOLİK ÖRGÜTLENMESİ
Erkekler arasındaki romantik sevginin, temiz kalmak koşuluyla, İslam kültürlerinde Musevilik veya Hıristiyanlıkta pek ender görüldüğü bir tarzda kabul gören bir yeri vardır. Daha sonra "aşk teorisi" olarak tanınacak konu üzerinde çalışan İbn
i Davut ve İbni Hazm gibi Arap yazarları kadınlararası ve erkeklerarası aşkı aynı teorik çerçeve içinde incelemişlerdir. Aynı cins aşkı tehlikeli bir ayartı kaynağı olarak gören muhafazakâr aşk kuramcıları bile erkekler arasındaki çekime doğal gözüyle bakmışlardır.Arap kültürlerinin erkeklerarası seks konusunu ele alırken bu kadar zorlanmalarının nedeni cinsel ilişkide pasif rolü üstlenenin erkekliğinin tehlikeye girmesidir; ve bir Arap erkeği için erkekliğinden şüphe edilmesi olabilecek en büyük hakarettir, Cebel'e göre. Madalyonun diğer yüzü ise aktif partnerin imgesinin "geleneksel toplumlarda eşcinsel aşağılama rolünün donmuş şeref kodlarıyla" boyanmasıdır (Duran 1993:187). Çünkü bazı Müslüman erkekler diğer erkeklerin içine cinsel tatminden çok düşmanlarını aşağılamak amacıyla girerler, eşcinsel ilişkilerde aktif rol yaygın bir biçimde gaddarca bir saldırganlıkla ilişkilendirilir.
Bu anlatılanlar peygamberin eşcinsel ilişkilere yönelik varsayılan yasağının anlaşılmasını kolaylaştırır. Aynı zamanda bunlar İslam'ın ergenliğe geçiş simgeciliğinin geliştiği kültürel arkaplana dair ufkumuzu da genişletir. Ortaya çıktığı zamanda İslam bir savaş diniydi ve İslam'ı kabul etmek onun askeri örgütüne girmeyi de gerektiriyordu. Bu giriş bir çok yönden dünyanın başka bir çok yerinde gerçekleşen erkekliğe dahil edilme töreniyle benzerlikler taşır. Buralarda kültürel iletim zinciri simgesel olarak daha yaşlı bir erkekle, ki bu erkek aynı süreçten daha önce geçmiştir, genç bir erkek arasında, ki bu erkek cinsel ilişkide alıcı konumunda yer alandır, varolan ilişkiyle bağlantılandırılır. Bu kültürel iletimin cinsel simgeciliği bazı Malenezya kültürlerinde en açık biçimini alır.
İslam'ın kelime anlamı "itaat etme"dir ve Müslüman olmak Allah'ın iradesine, ümmetin yasalarına ve kabul edilmiş olanların kolektif otoritesine itaat etmek demektir. Erkekliğe dahil edilme sürecinin olduğu kültürlerde dahil edilenin itaat ettiği kolektif otoritenin merkezi simgesi penistir. Ancak bu simge İslam'da kılıçtır. Kutsal savaş (cihat) İslam kozmogonisinde merkezi bir nosyon haline gelmiştir. Sherly Burkhalter Kuran'daki kozmogoni'nin kasten eksik bırakıldığını çünkü insanın görevinin kozmik düzeni tamamlamak olduğunu söyler.
Cihad bu ilahi adaletin yerleşmesinin aracıdır. Bunun anlamı bir adam İslam'a dahil edildikten sonra, onun görevinin cihat yoluyla diğer insanlara boyun eğdirmek olduğudur.
Cinsel bir erkekliğe dahil olma sürecinin varolduğu kültürlerdeki gibi aynı pasif rolden aktif role dönüşüm durumunu gözlemliyoruz. Erkekliğe giriş sürecinde itaat ettirilen erkek bu sefer kendisi başkalarını itaat ettiren olur. Bunların yanısıra, İslam toplumunun erkek mensupları arasında cinsel ilişkilerin yasak olduğu gerçeği diğer kültürlerdeki erkekliğe dahil edilme ilkesiyle çelişmez çünkü bu kültürlerde erkekliğe dahil edilme sürecini yaşamış olanlardan birbirleriyle cinsel ilişkiye girmemeleri beklenir.
Ortodoks İslam doğal olarak bunun Müslümanlarla Müslüman olmayanlar arasında cinsel ilişkiyi meşru kıldığını söylemez. Ancak büyük Arap şairi Ebu Nuvas Hıristiyan, Yahudi ve Zerdüşti oğlanlarla yattığını çünkü bunu her Müslüman'ın görevi olarak gördüğünü söyler. Başka Müslüman şairler arasında da Müslüman olmayan oğlanlara yönelik bir eğilim görülür. Ebu Nuvas neden bunu bir görev olarak gördüğünü açıklamaz ancak bunun sebebinin Müslüman olmayan oğlanları bir Müslüman'a itaat ettirmek olduğu açıktır.
Cihat'ın İslam'da bir de ruhani bir anlamı vardır. Peygamber'in bir seferden dönüşünde söylediği aktarılan ünlü bir hadisi vardır: "Küçük cihadı bitirdik, şimdi sıra büyüğünde". Guenon tarafından özetlenen geleneksel yorumlarına göre bu hadis cihadın "insanın kendi içinde taşıdığı tüm düşmanlara, yani düzen ve bütünlüğe karşı içindeki tüm unsurlara, karşı vermesi gerektiği mücadeleyi simgeler.
Bir ba
şka deyişle ruh dahil edilmişlerin, yani Müslümanların ve düşmanların, yani Müslüman olmayanların, yer aldığı bir toplumsal dünya olarak kavramsallaştırılır. Dahil edilmenin sembolizmi bu şekilde İslam tinsel yönteminin bir parçası olur.Tinin bu toplumsal
dünyasında en büyük düşman kişisel çıkar, ego, insanın aşağı tabaka ya da hayvani özü olarak çevrilen nefistir. İlginç olan bazı tinsel İslam yazılarında nefsin "efemine" olarak algılanarak ibne ile özdeşleştirilmesidir. Tinin İslami unsurlarının görevi nefsin Tanrının iradesine itaat etmesini sağlamaktır. Nefsin bazı yönlerden cinsel olarak edilgen erkeğe benzetilmesi yine cihadın sembolizminde örtük bir erotik unsurun olduğunu gösterir.İslam'da kişinin kendi cinsinden olanlara duyduğu cinsel arzuya karşı savaşmasının nefse karşı sürdürülen büyük cihada paradigmatik olduğunu söylemek abartı olmaz. Çünkü livata ya da sodomi'nin, "tüm cinsel ve cinselötesi sapkınlık formlarını" içeren genişletilmiş bir anlamı vardır. Kişi herhangi bir yasak cinsel arzuya k
arşı savaşırken erkekler arasındaki seksin modelini oluşturduğu bir şeye karşı mücadele etmektedir. "İslam'da erkek eşcinselliği ahlaksızlıkların en ahlaksızı olarak tüm sapkınlıkları ve oluşumları temsil eder." Nefsin tüm asi arzuları ki cihad bunlara karşı yürütülür, livata ya da sodomi'nin ayartısında özetlenir.Burada açıkça görülen derin bir ironi vardır. Eğer İslam'ın dahil etme sembolizmini en basit ögelerine indirgersek, Müslüman olmayanların veya tinin İslami olmayan ögelerinin ibne muamelesi görmeleri ve onların eşcinsel saldırı yoluyla fethedilmeleri gerektiğini çıkarırız. Bir başka deyişle, sodominin hakkından sodomiyle gelinmelidir.
Bu çelişkinin Müslüman kültürünün her seviyesinde, rutin erkekler arası etkileşimden uluslar arası ilişkilere dek, derin anlamları vardır. Batı dünyası Müslümanlar tarafından yalnızca eşcinselliği giderek daha fazla kabul etmesinden ötürü değil, aynı zamanda, İslam'ın dahil etme sembolizmine göre, efemine olarak görülmek zorunda olduğu için "dekadan" olara
k nitelendirilir.Şu olasıdır ki İslam'ın eşcinselliğe yönelik tutumlarının derin çelişkilerle dolu doğasından ötürü çağdaş Müslüman kültürler konu hakkında bir suskunluk komplosu sürdürmektedir. Bu tutum en katı formunda değişmez bir kutsal norm olarak yedinci ve sekizinci yüzyılların durgun şeriatına dayanır. Bu suskunluğun Batı'dan gelen eleştirilerle kırılması pek mümkün değildir. Gay ve lezbiyen Müslümanlar ve onların heteroseksüel müttefikleri için tek değişim ümidi İslam kültürleri içerisinde yerel b
ir tartışma başlatmaktır. Bu sözü edilen kültürlerin daha açık ve anlayışlı olmasını sağlayacaktır. Bu bir ölçüde, özellikle yurtdışında yaşayan Müslümanlar arasında gerçekleşmektedir. Bu Müslüman araştırmacıları eşcinselliğe yönelik varolan İslami politikaların içindeki çelişkileri çözümlemeye ve peygamberin özgürlük ve adalet konusundaki düşüncelerini daha dikkatle düşünmeye zorlayabilir.