Nasıl Bir Eşcinsel Hareket
TartışmasıFethi IŞIK /
AnkaraBu sayıda bu başlık altında yazıyı tekrar başlatarak, bu konuda fikir ve düşüncesi olan herkesin bir şeyler yazmasının eşcinsel harekete büyük katkısı olacağı inancıyla yazıma başlıyorum.
Ne yazık ki bir sömürü dünyasında yaşıyoruz. Tüm veriler dünyadaki yaşamın öyle olduğunu gösteriyor. En azından ekonomik verilere baktığımız zaman dünya gelirinin %80'ini %20 gibi bir mutlu azınlık paylaşırken, geri kalan %20'lik kısmı %80 gibi büyük bir çoğunluk paylaşmak zorunda kalıyor.
Bu sömürü sistemi ise ömrünü uzatmak için her türlü gayreti gösteriyor.
Öncelikle bu düzenin varlığı, sistemi bölmekten geçtiği için (böl-yönet) şiddetle ırk, cinsiyet, etnik grup vb. ayrımları körüklüyor. Bu ayrım altında insanlar birbirini yerken yukardakiler kadeh tokuşturuyor.
Arkasından insanlar uyutulmaya çalışılıyor, uyuşturucu ticareti körükleniyor, dinlerle uyuşturuluyor, reklamlarla, tv ile uyuşturuluyor. Bunlar da etkili olmadığı zaman insanlar hapse atılıyor, asılıyor, otellerde yakılıyor, darbeler yapılıyor.
Sindirilmiş, uyutulmuş, susturulmuş, artık hiçbir şey düşünemez hale gelmiş insan yığınları için herşey çok doğal görünüyor. Yolsuzluk çok doğal, hırsızlık çok doğal, çete-mafya-Susurluk çok doğal, ırzına geçilmesi çok doğal, dayak-sopa-kafalarda copların patlaması-işkence-açlık-adaletsizlik-sefalet hepsi çok doğal.
Sömürü sistemi bu umutsuzluk içinde insanlara hayal aşılamaktan geri kalmıyor. En kenar köşeden birisini çıkartıp meşhur ederek, milyarlara boğarak örnekler veriyor. "Bakın bu adam meşhur oldu, milyarder oldu, siz niye olamayasınız? Bu sistem herkesi her yere getirir" uyutmasıyla çarkını döndürmeye devam ediyor. Şimdi herkes futbolcu ya da süperstar olma peşinde. Her nedense bu sevda peşinde koşanların çoğunun hangi batakh
anede sermaye oldukları ya da başarısızlıkları hiç gösterilmiyor. Bu hayal dünyasında piyangolar, lotolar, ganyanlar alabildiğince oynanıyor. Bu sistemin kurtuluş olarak önerdiği tek şey olan tek başına kurtuluş örnekleri alabildiğine körükleniyor.Ne yazık ki tüm bunlar tıkanıklığı aşamıyor. Bu tıkanıklık öyle bir artıyor ki insanlar arada bir dırdırlanmaya ve söylenmeye başlıyorlar. İşin ucu farklı yönlere gitmesin diye sistem tarafından bilinçli olarak çıkartılan patlayacak olan fıçıda sibop görevi gören
sözde halktan yana olan kimi sarı parti ve sarı sendikalar halka destek veriyor. Ve bu tıkanıklık sırasında zaten tümü halkın olan bal küpünden sistem insanların ağzına bir parmak bal sürmekten geri kalmıyor. O zaman insanlar çok büyük bir zafer kazandıkları için seviniyorlar, herşeyi çekilen tüm acıları, baskıları unutuveriyorlar o an. Sırtına vurulmuş olan semeri, mahvedilmiş yaşamını ve geleceğini görmeyip büyük bir hevesle kendilerini eşek yerine koyan efendilerine hizmete devam ediyorlar. İşkence mi yapılıyor canım bunlar çok doğal, insanları mı asmışlar, bir otelde mi yakmışlar, hapislerde mi çürütmüşler, aman boş geç canım sen de, kim bilir hangi mihrakın adamı bunlar. Ah zavallılar, ah insan sürüleri siz daha çok otlarsınız. Şu bir gerçek ki ister işçi, ister öğrenci, ister kadın, ister çevreci, ister eşcinsel hareket olsun asıl mücadele sistem içinde belli birkaç hak alma değil, gerçek kurtuluş mücadelesi olmalıdır. Sömürüye, toplumsal eşitsizliğe, baskılara son veren KURTULUŞ.-Emeğin sömürüsüne dayanan sistemde çalışanlara nereye kadar hak verilir?
-Sırf kâr için ağaçların kesildiği, yakıldığı, hayvanların öldürüldüğü, doğanın katledildiği sistemde çevreciliğin değeri nedir?
-Irk ve cinsiyet ayrımcılığının sistemli olarak körüklendiği sistemde feminizm ve eşcinsel hareket ne kadar yol alır?
Benim sormak istediğim sömürü sistemiyle beraber miyiz, değil miyiz? Yani sömürüye evet mi, hayır mı?
Patlayacak olan fıçıda sibop görevi mi yapacağız? Eğer evet diyorsak bir zamanların feminist papatyaların
dan ve netekim Marmaris'teki çevreci meşhur ressamdan ne farkımız kalır?Kuşkusuz, feminist-çevreci ve eşcinsel hareket sömürü sistemine hizmet etme niyetinde değil. Ama bu hareketler de devrimden kaçışın ve dönekliğin yeri haline gelmemeli.
Nasıl Bir Eşcinsel Hareket Tartışması
Mayıs 1996'da 21. sayımızda başlamıştı. Bir süre devam etti. Bitmiş ya da bir sonuca bağlanmış olmadığı halde uzun zamandır doğrudan bu konuyu ele alan yazılar kaleme alınmaz oldu. Bu konuda sözü olan ve katkıda bulunabilecek arkadaşları yazmaya çağırıyoruz.Adres:
Ali Özbaş, P.K. 53, Cebeci-ANKARAe-mail: [email protected]
fax: 0.312.363 90 41