Eşcinsel Ebeveynler de Çocuk Bakabilir

Pascale Krémer

Le Monde, 15 Mart 1999

Derleyerek çeviren: Deniz KARESİ / İstanbul

Gittikçe artan sayıda kadın ve erkek eşcinsel, genellikle gizli bir şekilde, çocuk yetiştiren ebeveynler haline geliyor. Bu eşcinsel çiftlerin büyük çoğunluğu çocuklarını daha önceki karşıcinsel ilişkilerinden devralmış oluyorlar. Fakat geri kalanlar, evlat edinme, yapay döllenme, taşıyıcı annelik yöntemlerine başvuruyorlar. Kadın ve erkek eşcinseller arasında bir takım ‘özel düzenlemeler’ de uygulama alanı buluyor.

Psikolog ve psikiyatrlar, bu gelişmenin anlamı ve sonuçları konusunda tam bir fikir ayrılığı içerisindeler. Toplumbilimciler; eşcinsel ebeveynliği, cinsellikle, döllenme kavramları arasındaki genel ayrıma ve çocuğun toplum içindeki artan rolüne bağlıyorlar. Ayrıca, aile biçimlerindeki evrimin (yeniden oluşmuş aileler, tek ebeveynlilik vb.) aynı cinsiyetten ebeveynlerin oluşturduğu ailelerin varlığının tanınmasını sorgulamaya açtığını vurguluyorlar.

Fransa’da, yasal ya da gizli, çeşitli yollarla çocuk sahibi olan eşcinsel çiftlerin sayısı otuz bin olarak tahmin ediliyor. Yapay döllenmenin daha serbest bir yasal düzenlemeye tabi olduğu Hollanda’da yaklaşık yirmi bin çocuğun eşcinsel çiftler tarafından yetiştirildiği düşünülüyor. Ancak bu rakamlar yoruma son derece açık. Birleşik Devletler’de 1994 yılında yayınlanan bir bilimsel çalışmada bir ile beş milyon arasında lezbiyen anne ve bir ile üç milyon arasında gay babanın varlığı tahmin olarak ileri sürüldü.

Fransa’da 1986’da kurulan Bugünün ve Geleceğin Gay ve Lezbiyen Ebeveynleri Birliği’nin (APGL-Association des parents et futurs parents gays et lesbiens) üye sayısı iki yıl önce yetmiş iken, bugün sekiz yüzün biraz üzerinde.

Eşcinsel aile kavramı iki yıl önce eşcinsel ebeveynliğinin militanlarınca ortaya atılmıştı. Aile toplumbilimcisi François de Singly, bu kavramda, "‘aile’ sözcüğünün çoğulculuğunu arttırmayı hedefleyen normatif terimlerle ifade edilebilecek bir meydan okuma” görüyor. Tek ebeveynli aileler için bunun yararlı bir strateji olduğunu da hatırlatıyor. “Bir anne ve çocuğun bir aile oluşturduğu görüldü.”

Eşcinsellik Mekezi’nin (Le Centre gay et lesbien) bildirdiğine göre, Paris’te yaklaşık iki yıldan beri, boşanma durumunda çocuğun velayetini almak için hukuksal danışmanlık talebinde bulunan eşcinsellerin sayısı gittikçe arttı. Têtu/BSP’nin iki yılda 1.040 eşcinsel üzerinde yaptığı bir araştırmaya göre lezbiyenlerin %11’i çocuk sahibi, %45’i de çocuk sahibi olmak istiyor. Gayler için bu oranlar sırasıyla %7 ve %36.

Eşcinsel ebeveynliği çok yönlü bir evrim. Sivil Dayanışma Paktı (PACS-Pacte de Solidarité Sociale) üzerindeki güncel tartışmalar da bu evrimin bir parçası. Sosyalistlerin evlilik dışı birlikteliklerin yasal olarak tanınmasına ilişkin yasa tasarıları, çocuk sahibi olma konusunu ele almaktan titizlikle kaçınıyor. PACS muhalifleri, gaylerin evlat edinme hakkını elde etmesi tehlikesini sürekli öne sürerek sonunda istemeden de olsa eşcinsel ebeveynliğini kamusal düzeye tartışmaya açtılar.

Eşcinsellik düşmanı duyguların görece gerilemiş olması ve bunun yanında eşcinselliğin artan görünürlüğü sayesinde, eşcinsel çiftler çocuk sahibi olma konusunda eskisi kadar kolay pes etmiyorlar. APGL’den Eric Garnier, “kendimize anne baba olmayı yasaklamıştık çünkü bize atfedilen olumsuz imgeyi içselleştirmiştik” diyor ve şöyle devam ediyor: “Havai, sorumluluk almaktan aciz, tuhaf hatta çocuklar için tehlikeli mahluklar olarak görülürdük. Eğer bugün eşcinseller tamamen normal insanlar olarak görülüyorsa neden her insan gibi onların da çocuk sahibi olmayı düşünmeleri şaşırtıcı bulunsun? Neden buna layık olmasınlar?”

Yirmi yıl önce belki de aile içinde yaşayan, buna koşut ayrı bir hayat süren kişiler bugün boşanıp eşcinsel çiftler olarak yaşama ve çocuklarının velayetini isteme cesaretini gösterebiliyorlar. Eşcinsellerin de kendilerine bakışı değişti. Artık, çocuk sahibi olmak isteyen hemcinslerine kitle içinde erimek isteyen karşı cinsel taklitçileri oldukları kuşkusuyla yaklaşmıyorlar. Öte yandan, ailenin kendisi de evrildi. Aile biçimleri çeşitlendi. Bu çeşitlilik, bugün aynı cinsiyetten ana-babanın oluşturduğu ailelerin de tanınıp tanınmayacağı sorusunu gündeme getirir oldu. Özellikle François de Singly şunu vurguluyor: “Eşcinseller 80’li yıllardan beri icat edilmiş yeni bir aile modeline daha yatkındırlar: Kişiler arası ilişkiler aracılığıyla kendini gerçekleştirme biçimi olarak aile. Eşcinseller cinsiyet ve yaş çerçevesinde tanımlanmamış belirli bir aile tipine yöneliyorlar. Aile artık toplumsal statü ve kurumsal ilişkiler yerine gittikçe artan ölçüde seçimlik bağlılıklarla tanımlanıyor. Aile yakınlar arası duygusal ilişki haline gelmiştir.”

Bilimsel gelişme kadar toplumsal evrim de cinsellikle döllenme arasındaki bağın gevşemesine katkıda bulundu. Kısır çiftler bile çocuksuz kalmaya razı olmuyorlar. Etnolog Anne Cadoret günümüzde çocuksuz aile sayısının yüzyılın başına göre çok daha düşük olduğunu hatırlatıyor ve şöyle devam ediyor: “Çocuk, aile içerisinde eskiden evlilik bağının işgal ettiği merkezi konumu ele geçirdi. Birey oluşumunun tamamlanmasının yolu yine çocuktan geçiyor; ancak mülkiyetin miras bırakılması değil, bir kimliğin devam ettirilmesi düşüncesi çerçevesinde.”

Eğer yükselişini sürdürürse, eşcinsel ebeveynlik üzerindeki tartışma son derece ateşli tepkiler doğurmaya devam edecektir. ‘Toplum hazır değil’ sloganı bir nakarat gibi tekrar beliriyor bile. CNRS (Cente National des Recherches Scientifiques) araştırma görevlilerinden Marcela Iacub’un teşhisine göre “eşcinsel çiftlerden söz edilebilir, fakat çocuk sahibi olma konusuna gelince insanlar da düşüncenin son sınırına ulaşıyorlar.” Iacub şöyle devam ediyor: “Eşcinsel ebeveynliği, içinde yaşadığımız döllenmeye dayalı üreme düzeni açısından son derece sarsıcı bir gelişme. Çocuğun ana-babası onu dünyaya getirenlerdir. Her türlü çocuk edinme edimi doğanın taklit edilmesi anlayışına dayanır. Bu yüzdendir ki, evlat edinilen çocukların kökenleri saklanır; yardımla döllenme durumunda ise sperm vericisine ait her türlü kimlik bilgisi ortadan kaldırılır. Biyolojik ve hukuki ebeveynin varsayımsal özdeşliğini tehlikeye düşürmektense bir aldatmaca oyununa girmek tercih edilir.”

Hosted by www.Geocities.ws

1