H A B E R L E R

 

Kan davası'nda beraat

Siverekli Müzeyyen Işıkgöz ve bebeği Rukiye'nin doğum sırasında verilen kanla AIDS'e yakalanması üzerine Işıkgöz ailesinin Kızılay Kan Merkezi görevlileri aleyhinde açtığı ceza davasında sanıklar beraat etti. Mahkeme, sezaryen ameliyatında test edilmemiş kanı kullanan Dr. Osman Konyalı hakkında suç duyurusunda bulunulmasına karar verdi. (Radikal, 11 Mayıs 1999)

µ

15 milyarlık AIDS parası

Kızılay'dan verilen "mikroplu" kanın sezaryenle doğum sırasında kullanılması sonucu iki bireyi AIDS olan Işıkgöz ailesinin açtığı davada Kızılay ve Sağlık Bakanlığı 15 milyar lira manevi tazminata mahkum oldu. Mahkeme, maddi tazminatı reddetti.

Kızılay, daha önce de İzmirli üç yaşındaki Yiğit Oyal'a "mikroplu kan vererek AIDS'e yakalanmasına yol açtığı" için 30 milyar lira tazminat ödemeye mahkum edilmişti. (Radikal, 12 Mayıs 1999)

µ

Mandela ve Williams'ın Filmi

Nelson Mandela ile Kuzey Afrika'yı geçerek yaşamını riske atan eşcinsel, İngiliz tiyatro yönetmeni Cecil Williams'ın yaşamını konu alan film, Cannes Film Festivali'nde gösteriliyor. Mandela ve Williams, Kuzey Afrikalı siyahların hakları için mücadele ederken, Kuzey Afrika yönetiminin en çok istediği kişi olan Mandela, Williams'ın kuaförüymüş gibi seyahat ediyordu.

İkilinin 1962 yılında yakalanıp hapse atılmasının ardından İngiltere'ye dönen Williams'ın anısını unutmadı Mandela. Onun ırk ayrımcılığına karşı verdiği mücadeleye karşılık olarak, yönetime geçince ülkesinde eşcinsel hakları konusunda dünyanın en anlayışlı yasaları kabul ettirdi.

Cecil Williams'ın direnişteki rolü gizli tutulduğu için ismi uzun süre örgütteki üst düzey yöneticiler dışında hiç kimse tarafından bilinmedi. Kısa süre önce Kuzey Afrikalı gazeteci ve eşcinsel hakları savunucu Mark Gevisser, Williams'ın yaşamını araştırmaya başladı. Araştırma sonucunda ortaya çıkan öykü, bir İngiliz şirketi tarafından satın alınarak "The Man Who Drove With Mandela" adlı filmin senaryosu için kullanıldı.

Williams'ı Corin Redgrave'ın canlandırdığı 82 dakikalık filmde, Kuzey Afrika'daki mücadelenin görüntülerine ve Nelson Mandela ile yapılan söyleşilere de yer veriliyor. 1906 yılında dünyaya gelen Williams, 1928 yılında Johannesburg'a giderek öğretmenlik yapmaya başladı. Önce antifaşist eylemlere katıldı, daha sonra siyah ve beyaz oyuncuların bir arada rol aldıkları oyunlar yönetti. Danny Kaye ve Lourence Olivier gibi oyuncular, dostları arasında yer alıyordu. Eşcinselliğin tabu olduğu dönemlerde eşcinsel olduğu için dövülmüştü.

Mandela, Etiyopya'daki askeri eğitimden geri dönerken yanında Williams da vardı. 5 Ağustos 1962 günü yakalanmışlar, ancak Williams kısa sürede serbest bırakılmıştı. Kuzey Afrika'dan ayrılan Williams, 197 yılında Kuzey Londra'da yaşama veda etti. Irkçılık karşıtı ve eşcinsel hakları konusundaki mücadelelerin sembolü haline gelen Williams'ın yaşamını konu alan film, Kuzey Afrika'daki Eşcinsel örgütleri yararına 24 Mayıs'ta Londra'da gösterilecek. (Cumhuriyet, 20 Mayıs 1999)

µ

Maço Futbol Âlemine Neşter

Britanya yönetimi maço zihniyetin hakim olduğu futbol dünyasını eşcinsellikle yüzleşmeye zorluyor. Spor Bakanı Tony Banks, sporda eşcinsellik fobisiyle mücadele etmek için, eşcinsel futbolcuları cinsel eğilimlerini açıklamaya çağırdı. BBC'ye yaptığı açıklamada, birkaç yıldız sporcunun eşcinsel eğilimlerini açıklamasının bu soruna el atmak için iyi bir başlangıç olacağını söyleyen Banks, "Eğer bu konuyu tartışmazsak, insanlar böyle bir sorunun var olmadığını iddia eder" dedi. Ancak bir futbolcunun eşcinselliğini açıklayıp sahaya çıkmasının büyük bir cesaret gerektirdiğini kabul etti. Banks'ın açıklaması, Liverpool'lu Fowler'in Chelsa'lı La Saux'a eşcinsel olduğunu ima eden hareketi yaptığı son Liverpool-Chelsa maçının ardından geldi.

Geçen yıl Nottingham Forest'in "21 yaş altı takımı"nda oynayan eşcinsel siyahi golcü Justin Fashanu, kendini asarak intihar etmişti. İntiharı, Fashau'nun eşcinselliğine yönelik önyargılara bütün çabalara rağmen direnememesine bağlanmıştı. İstatistiklere göre, Britanya'da bir çok eşcinsel futbolcu ve taraftar bulunuyor. (Radikal, 16 Mayıs 1999)

µ

Eşcinsellere Nafaka Hakkı

Kanada eşcinsel haklarında devrim yaptı. Kanada Üst Mahkemesi eşcinsel çiftlerin de resmi nikahlı çiftler gibi nafaka hakkından yararlanabilmesinin önünü açtı. Ontario'daki yerel mahkemenin bu yöndeki bir başvuruyu reddetmesini ele alan üst mahkeme, heteroseksüel "eş" kavramını yeniden değerlendirerek, nafaka hakkının eşcinsellere de uygulanmasında anayasal bir engel bulunmadığını açıkladı. Bire karşı sekiz oyla alınan karar, yürürlükteki aile yasasının da değiştirilmesini gerektiriyor. (Radikal, 23 Mayıs 1999)

µ

Hayvanlar dünyasında eşcinsellik

Hayvanlar alemindeki eşcinsel davranış biçimleri, bilim adamlarınca aslında 18. yy'dan bu yana inceleniyor. Ancak konu bugüne kadar pek açıklığa kavuşmadığı gibi, araştırmalar da hep yüzeysel kalmıştı. Amerikalı biyolog Bruce Begamihl, davranış bilimcilerin hayvanlardaki eşcinselliği dikkate almadığından yakınıyor. Bu tür davranışlar, şimdiye dek çoğunlukla, basit bir selamlaşma, üstünlük ifadesi veya saldırganlık olarak yorumlanmış.

Begamihl, "Biological Exuberance" (biyolojik taşkınlık) adlı eserinde, sayısız fotoğraflarla çeşitli hayvan türlerindeki eşcinsel davranışları açıklayarak, davranış biyolojisindeki bu tabuyu yıkmaya çalıştı.

Bagemihl'in yıllar süren araştırması sonucunda topladığı malzeme kesinlikle kayda değer.

Tam 450 hayvan türü, eşcinsel davranışlar sırasında görüntülenmiş.

"Eşcinsel evlilikler" lezbiyen davranışlar sergileyen gümüş martılarında da görülür. Üremek için erkek martıyla zoraki çiftleşmeye giren dişi martı, yumurtasını hemcinsiyle büyütmeyi tercih eder. (Cumhuriyet Bilim Teknik, Sayı: 633 / Radikal, 7 Nisan 1999)

µ

Wall Street'te 1 milyar dolarlık çıplak poz davası

New York'un en büyük yatırım bankası Morgan Stanley'in, ‘‘Eşcinsel dergiye poz verdiği için’’ işten atılan uzmanı Christian Curry, banka aleyhinde 1 milyar dolarlık tazminat davası açtı. Curry, ‘‘Beni hem siyah olduğum için, hem de eşcinsel olduğumu düşündükleri için attılar’’ dedi.

Geçtiğimiz yılın nisan ayına kadar genç bir yatırım uzmanı olarak Morgan Stanley Dean Witter şirketinde çalışan Christian Curry, yolsuzluk yaptığı iftirasıyla işten çıkarılıp hapse atılması sonucu şöhretine leke sürüldüğünü öne sürerek, uğradığı zararın tazmin edilmesini istiyor. Tamamen bağnazlık yüzünden işten atıldığını ve taciz edildiğini belirten Curry, başına gelenlerden ötürü iş bulamadığı için 1.35 milyar dolarlık tazminat talebinde bulunuyor.

1998 yılı nisan ayından işten atıldığı günden beri rahat yüzü görmediğini söyleyen Curry New York'ta düzenlediği basın toplantısında şöyle konuştu:

‘‘Yolsuzluk yaptığımı iddia ettiler. Ancak beni işten atmalarının nedeni rengimin siyah olması. Ayrıca bir eşcinsel dergisinde çıplak fotoğraflarım yayınlandığı için benim de eşcinsel olduğumu düşündüler.’’

Firmadan talep edilen tazminatın neden bu kadar yüksek olduğu yolundaki soruyu ise Curry'nin avukatı Benedict Morelli yanıtladı. Curry'nin 45 milyar dolar değerinde bir uzman olduğunu belirten Morelli, ‘‘45 milyar dolar değerinde biri için milyon dolarlık dava açamazsınız’’ dedi.

Morgan Stanley yetkilileri, geçen nisanda genç uzmanı işten attıktan dört ay sonra Curry'nin şirket bilgisayarlarını kullanarak ırkçı ve eşcinsel e-mail'ler yazdığı iddiasıyla polise başvurdular. Curry tutuklanarak hapse girdi. Ancak Manhattan Bölge Savcılığı yapılan soruşturmadan sonra Curry aleyhindeki suçlamaları düşürdü. Savcılık şimdi Stanley Morgan ile Curry aleyhinde ihbarda bulunan C. Joseph Luethke adlı şahısla ilgili soruşturma yürütüyor.

Philadelphia gerçek oldu

Morgan Stanley'de, eşcinsel dergiye poz verdiği için işten atılan yatırım uzmanı Christian Curry'nin başına gelenler, ünlü aktör Tom Hanks'in başrolünü oynadığı Philadelphia'yı hatırlatıyor. Hanks, filmde bir avukatlık firmasında çalışırken AIDS olduğu için işten atılan bir avukatın hukuk mücadelesini anlatıyordu. Filmde, eşcinsel avukatı oynayan Hanks, açtığı tazminat davasını kazanıyor ve avukatlık firması milyonlarca dolarlık tazminat ödemeye mahkum ediliyordu. (Hürriyet, 21 Mayıs 1999)

µ

İran'ın Transeksüeli

İran'da 21 yaşında genç bir kız cinsiyet değiştirerek erkek oldu. Buşehr'de yaşayan Maide adlı kızın, Şiraz'da geçirdiği operasyonla erkek olduğu bildirildi. Adını Muhammed olarak değiştiren Maide'nin doğumundan beri cinsiyetinin "kuşkulu" olduğu, 14 yaşında yapılan bir sonografi ile çifte cinsiyetli olduğunun anlaşıldığı belirtildi. Ailesi ise çocuklarının 20 yıldır acı çektiğini belirtirken, "Şimdi Allah bize bir erkek çocuk verdiği için mutluyuz" dedi. (Radikal, 11 Mayıs 1999)

µ

Lola'ya Torino'da Büyük Ödül

Kutluğ Ataman'ın önce Berlin'de, sonra İstanbul'da festivalde görücüye çıkan "Lola ve Bilidikid", İtalya'nın Torino kentinde yapılan uluslararası film festivalinde Büyük Ödül'ü (Grand Prix) kazandı. 18. İstanbul Film Festivali'nde seyirci oylarıyla belirlenen Halk Ödülü'nün de sahibi olan film, Berlin'de Panorama bölümnün açılış filmi olarak gösterilmiş ve Teddy Bear Özel Ödülü almıştı. Üç ay önce Almanya'da gösterime giren "Lola", halen kapalı gişe oynuyor. Filmin yakında ABD ve Avrupa'nın çeşitli ülkelerinde gösterime girmesi bekleniyor. (Radikal, 4 Mayıs 1999)

Hosted by www.Geocities.ws

1