ÇOK ZOR DEĞİL!

COŞKUN / İstanbul

Okulda arkadaşlarıma anlatırken, bir muhabirle röportaj yaparken toplumun hangi kesiminden olursa olsun, bir heteroseksüel kişiyle eşcinsellik üzerine söyleşirken hepsinin son sözleri: “Ne diyeyim, işiniz çok zor” olmuştur.

Onlarla konuşurken bazı sorularını cevaplamış oluyorum belki ama, o soruların yerine pek çok yeni soru işaretleri oluşuyor kafalarında, besbelli.

Zaten kendi cinselliğini sorgulamamış, cinsel kavramlar üzerine hiç kafa yormamış, belki de kendi cinselliğini dahi özgürce yaşayamayan bu kişilerden ayaküstü, eşcinselliği anlayabilmelerini beklemek fazlaca iyimserlik oluyor. Sohbet sırasında iyice kafası karışan bu sayın heteroseksüel arkadaşım da, sohbet sonunda nasıl bir yorum getireceğini bilemiyor ve sadece “işiniz çok zor” diyerek, “işte, ne diyeyim, Allah kurtarsın” gibilerinden bir yorumla durumu idare etmeye çalışıyor. Ben ise, bütün bu kendimi anlatabilme gayretlerimin sonucunda zaten bitkin düşmüşken, bir de “ömürboyu hapis olmuş” mahkumlara yapılan türden bir teselli tam bir soğuk duş etkisi yapıyor üzerimde. O insanların, bu teselliyi iyi niyetleriyle yapıyor olmaları ise durumu daha da vahimleştiriyor.

Düşünüyorum da; tercih etmemelerine rağmen, sadece, “bakireliğini koruyabilmek” için, gençlik ateşini anal ilişkilerle söndürmek zorunda olan genç kızların hatta, mastürbasyon yaparken kazayla bakireliğini kaybeden ve bu nedenle intihara kalkışan kızların, 25 yaşlarında henüz eline karşıcins eli değmemiş, flört olayını beyaz perdeden seyretmekle yetinen, üniversiteli gençlerin, kırsal kesimde ise ilk tecrübelerini keçilerle, atlarla ve eşeklerle paylaşan delikanlıların, görücü usulü ile evlendiği kişiden ne çıkacağını gerdek gecesine değin öğrenemeyen ve o gece tanıştığı “o nesne”ye bir ömür boyu katlanmak zorunda kalan, ve yıllarca manukyan’ı vergi rekortmeni yapan heteroseksüel insanlarımızın durumları çok mu kolay bu ülkede acaba?

İşsizlik, enflasyon gibi ekonomik problemler, kent sorunları, insan hakları ihlalleri ve demokrasinin eksikliği aynı toplumda yaşayan her insanı etkileyen, cinsel kimliğe endeksli olmayan sorunlardır. Eğer biz bazı problemleri bazen daha derinlemesine hissediyorsak bu bizim zaafiyetimiz değil, toplumdaki bazı insanlar gibi başımızı kuma sokmak istemeyişimizdendir. İsteklerimiz insan hakları kapsamındadır ve toplumdaki bazı yoz tabuların yıkılması sadece eşcinsellerin değil, aynı zamanda heteroseksüellerin de rahat nefes almasını sağlayacaktır. Diğer bir deyişle, eşcinsellerin özgürleşmesi heteroseksüellerin de özgürleşmesini sağlayacaktır. Bunun dışında eşcinsellik, acil aşı bekleyen, tedavi gerektiren, insanları tüketen bir hastalık değildir.

Belki de eşcinselliğin, içinden çıkılmaz bir kaos olduğunu biz anlatıyoruz karşımızdakine.

Eşcinselliğin hep negatif yanlarını dile getirmemiz; renginden dolayı aşağılandığı konusunda kendini şartlandırmış olan bir zencinin bitmeyen müzmin şikayetçiliğini çağrıştırmıyor mu? Belki de iç dünyamızdaki bitmemiş çatışmaların dışa yansımasıdır bu.

Oysa eşcinsellik güzelliktir. Kişini kendini inkar etmemesi, kendini sevmesidir. Dünyaya alternatif bakıştır. Kemikleşmiş, şartlandırılmış heteroseksüel düzene bireysel bir başkaldırıdır. Kötü olan nefrettir, ayrımcılıktır. Sevgi hangi insana yönelik olursa olsun, kutsaldır. İnsanlara eşcinselliğin zengin ruh halini, dizginlenemez heyecanlarını ve zaman zaman bir volkan gibi patlayan sevinçlerini de anlatabilmeliyiz.

Dünyada hiçbirşey tam ak veya tam kara değildir.

Eşcinselliğin kendine özgü problemleri tabi ki olacak fakat eşcinsellik bir eşya değil ve zorlukları varmış, yani defoluymuş diyerek gidip bunu değiştiremeyeceğimize göre, “Eşcinsellik zordur” demenin de pratikte hiçbir faydası yok. Bu durumda yapmamız gereken mevcut kimliğimizle, mutluluğa ulaşmada çok gerekli olan azmimizi, moralimizi ve özgüvenimizi sarsacak söylemlerden kaçınmaktır.

Sadece problemlere takılıp kalmak, ve pembe üçgenin ışıltısını görmemek büyük bir kayıptır. O pembe ışıltı kaynağını kalplerimizden almaktadır. Kendimizle barışıklığımız arttıkça kendimizi daha çok sevdikçe ve nihayet “teşekkürler anne!” diyebildikçe, o pembe rengin ışıltısı heteroseksitlerin bağnaz baskılarını kıracaktır.

Bu biraz bilinçlenmek ve biraz özgüvenle çok da zor olmayacaktır.

Hosted by www.Geocities.ws

1