Aileye Açılmak ya da Açılmamak

HÜLYA / Ankara

O akşam eve biraz geç gelmiştim. Kapıdan girdiğimde annem beni mutfağa çağırdı. Karşılıklı oturduk. Ablam da vardı. O günün sabahı beni M’in teyzesi aramış. Neden aradığını sordu annem. Ben bilmediğimi söyledim. Halbuki eşek gibi biliyordum onun bizim eşcinselliğimizle uğraştığını.

-“Kızın kötü bir huyu mu var niye rahatsız ediyorlar bizi?”, dedi annem.

-“Yooo”, dedim.

-Sence kötü olmayabilir. Onlarca kötü bir davranışı var mı?

-Bilmem ki…Çok iyi bir insan aslında.

-Kız hasta falan mı?

-Hayır. Sadece eşcinsel.

-İyi. O zaman senin ayarttığını düşünüyorlardır. Sen üniversitedesin, o daha lisede ya o yüzden. Ama ben senin öyle olmadığını biliyorum. Daha önce böyle bir düşünce sende de vardı, geçti. Onunki de geçer. Sen de bir ara dergiler okuyordun. Meraktı, geçti işte. Bak, şimdi ne güzel erkek arkadaşın var. (ben ablama bakıp nabız yokluyorum, söyleme diye işaret ediyor) Değil mi?

-(cevap vermiyor, yere bakıyorum)

-Yoksa sen de mi öylesin?

-Evet anne.

-Ama senin erkek arkadaşın var.

-O da eşcinsel.

-Onun için mi çıkıyorsunuz.

-Hayır. Bu sadece siz anlamayasınız diye kurgulanmış bir yalandı. Biz hiçbir zaman çıkmadık onunla.

-(kısa bir sessizlik) Aslında bu çok doğal. Ama ben senin erkekleri sevmeni istiyorum. Bir doktora gidelim mi?

-Hayır. Bu durum değişmez bunu sen de biliyorsun.

-Yine de bir gidelim. İleride çok sıkıntı çekeceksin.

-Tedavisi çok ağır. Kaldıramam. (duygu sömürüsü yapıyorum)

-Ben hep yanında olacağım (sarılıyor).

-O zaman ben bir araştırayım. Gideriz. Ama tedaviyi bilemem.

-Peki.

Çok sevinmiştim. Annemin bu kadar iyi karşılamasını beklemiyordum. Bayağı bir gelişme vardı. Yine de güvenmemek lazımdı. Çünkü iki gün sonra bir telefon daha geldi.

M’in teyzesi bize gelmek istiyordu. Annem cumartesiye erteledi. Mutfaktan bağırdı:

-Kızım buraya gel, biraz konuşalım.

-Evet anneciğim?

-Hemen yarın bir doktora gidiyoruz. Senin düzelmen için.

-Anne ben hasta değilim.

-Hayır, değişmek zorundasın.

-Ben böyle mutluyum. Değişmek istemiyorum. İstesem de değişemem zaten. Bunu sen de biliyorsun.

-Bunun bir yolu olmalı. Doktorlar onca sene boşuna mı okuyorlar. (ağlamaya başlıyor) Sevgilin var mı?

-Maalesef yok.

-İyi ama ileride cinsel isteklerin olacak. Bunları nasıl karşılayacaksın?

-(cevap vermiyorum)

-Erkeklerle karşılaman gerekiyor.

-Kızlar olmazsa erkekler de olmaz. O zaman aseksüel olurum.

-Sen bilirsin. Ama mutlaka isteklerin olacak. Çocuğun olmayacak mesela.

-Çocuk zaten istemiyorum. Yine de tıp iyice ilerledi. Kadın kadına da çocuk yapılabiliyor artık.

-(çok kötü baktı)

-Şaka canım…

-Tabii ki şaka. Peki okulunu bitirince bir iş sahibi olacaksın. Ayrı evin olacak. Yalnız mı yaşayacaksın?

-Hayır, kızarkadaşımla.

-(bir süre sessizlik) Yavrucuğum, sen neden eşcinselsin?

-Sen neden heteroseksüelsin?

-(şaşırıyor) Doğal olan bu. Dünyanın %99’u heteroseksüel. Eğer sizin yaptığınız normal olsaydı %99’u eşcinsel olurdu.

-Doğada örnekleri var ama. Bazı hayvan türlerinde de görülebiliyormuş. Ayrıca Amerikan Psikiatri Derneği’nin hastalık sınırlandırmasında da yer almıyor.

-Gene kitap gibi konuşuyorsun. Ben okumadığım için bilemem. Ama bana söz vermeni istiyorum. Değişeceksin.

-Bunun için söz veremem anne.

Zil çaldı. Kurtuldum. Babam gelmişti. O beni bilmiyordu. Annem de söylemeyi düşünmüyordu. Cumartesi günü de evdekilere tembihlemiş telefonu açmayın diye. Telefon edip öyle geleceklerdi, M’in teyzesi, annesi vb… Annem beni seviyordu. Yaşasın!…

Bir hafta sonrasında BaharAnkara vardı. Ben piknik için izin almaya çalışıyordum. Annem araya girince izni aldım. Tabii yine yalan söylemiştim. Okulun pikniği demiştim. Ne okul ama?…

O hafta sonu da çok güzeldi. Aylardır planlıyordum. Mutlaka orada olacaktım. Ve de oldum zaten. BaharAnkara’dan cesaret alıp adımlarıma devam ettim.

27 Nisan gecesi M’in intihara kalkıştığını öğrendik. Ölmesini istemiyorduk. Bir büyüğümüzün M’in ailesini arayıp haber vermesi gerekiyordu. Ağlayarak annemin yanına gittim. Gene mutfağa. Olayı söyledim. Tam konuşurken telefon çaldı. H arıyordu. Annemle konuştular. Sonra annem ailesini arayıp haber verdi. Ve nihayetinde bana döndü:

-Şimdi kızın başına bir şey gelirse sizi sorumlu tutacaklar. Hapse gireceksiniz.

-Anne, o kendisi geldi toplantıya.

-Sen oraya da mı gidiyorsun?

-Evet. Oradan tanışıyoruz zaten.

-Kızın başına birşey gelse manşetlere çıkacaksınız.

-Önemli değil. Okulda herkes beni biliyor zaten.

-Niye bu kadar açıksınız? Ya başınıza bir şey gelirse?

-…. .

-Hani bana söz vermiştin, değişecektin?

-Ben söz vermedim anne, yalan söyleme!

-Hayır, söz verdin.

-Doktora gelirim demiştim sadece.

-…. .

-Bak anneciğim, Hacettepe’de Ahmet Göğüş, Aylin Uluşahin, Ankara tıp’da Mehmet Sungur var. Hangisine gitmek istersin?

-Ben tedavi olmayacağım. Sen olacaksın!

-Biliyorum…. .

-Onlar da mı eşcinsel?

-Eşcinsel olsaydı hemen giderdik.

-…. .

-Ben artık değişemem anne. Sana şimdiye kadar hep yalan söyledim. Artık söylemeyeceğim. Geçen hafta sonu okulun pikniğine gitmedim. BaharAnkara vardı, Türkiyeli eşcinsellerin ikinci buluşması. Oraya gittim. Pazarları Kitap Topluluğu’na değil Sapphonun Kızları’nın toplantısına gidiyorum.

-Toplantılarda ne yapıyorsunuz? Birbirinizi mi seviyorsunuz?

-Hayır anne, konuşuyoruz. Broşürümüz de çıkacak yakında. Ayrıca geçen sene ben okulda söyleşi de düzenlemiştim.

-Siz bu kadar çok musunuz?

-Evet, sadece görülmüyoruz.

-(yüzünde şaşkınlık ve hüzün) Ben bunları zaten biliyordum.

-Neyi?

-Senin böyle bir eğilimin olduğunu. Ama değişeceğini sanmıştım. Ama ne olursa olsun sen benim kızımsın. Seni herşeyinle seviyorum.

-Ne komik değil mi anne. Ben senin beni kabullendiğini, sen de benim tedaviyi kabul ettiğimi düşünüp çok mutlu olmuştuk.

Ertesi gün H’ın okul çıkışına gittim. Tehdit ettiler çocuğu diye. Beraber yürüyorduk. H durdu. M’in teyzesini (onların okulunda öğretmen) görmüş. Ben kolundan çektim, gidelim diye tutturdum. Gelmedi. İlla beni tanıştırmak istedi. M’in teyzesi “kim bu? Niye çekiştirip duruyo seni” dedi. H da “Tanıştırayım. Hülya. ”dedi. Kadın garip garip baktı:

-Demek Hülya sensin.

-Evet.

H’a döndü:

-Sözünü unutmadın, değil mi?

-Hayır. Ne zaman halledebilirsiniz?

-En geç pazartesi yeni okuluna başlarsın. Yalnız ailenin de bilmesi gerek.

-Zaten okul değiştirmeyi düşünüyordum.

Oradan H’ın evine sonra da Kızılay’a gittik. M iyiymiş. Biz aradığımızda çoktan hastaneye götürmüşler.

H’ı dersanesine bıraktım. Orada da şüpheleniyorlarmış. Beni kızarkadaşı diye tanıştırdı. Sonra eve döndüm.

M’in babası annemi aramış. Uyarısı için teşekkür edip böyle bir şey olmadığını söylemiş.

Ben anneme gerçeği anlattım ve H ile aramızdaki diyaloğu da. H, ”M’e bir şey olursa ben de peşinden giderim. Sen de gelir misin?”, demişti. Ben de “Ben ailemi seviyorum. Gelmem.”, demiştim. Annem çok korktu. Bir daha böyle bir şey yaparım diye. Zaten kaç yıldır benim yüzümden uyuyamıyormuş. ”Ölmemi mi istiyorsun?”, dedim. ”Bir dahaki sefere kaldıramam”, dedi.

Sonraki gün, yani 29 Nisan’da beş kişi buluşup Sapphonun Kızları’nın broşürünü matbaadan almaya gitmiştik. Çok mutluyduk. O sevinçle eve gittim. Geç kalmıştım. ”Matbaadaydık o yüzden geç kaldım”, dedim, ”topluluk bülteni çıkarıyoruz da”. Neyse bu sefer yalan değil eksikti. Biraz azar işittim. Sonra mutfağa gittim. Annem de geldi:

-Gene lezbiyenlerin işi değil mi?

-Eveeet.

Ertesi gün okula gitmemi istemediler, ne zaman döneceğim belli olmuyormuş diye. Sabahtan anneme broşürü okuttum. ”Dergi çıkartmayacak mısınız”, dedi. ”Hayır”, dedim, ”Kaos var ya zaten”. Başka bir şey demedi broşür hakkında.

O gün iyi ki de okula gitmemişim. Çünkü akşamına M’in annesi aradı. Kızı okuldan kaçmış. Benimle görüldüğü söylenmiş. Babam “Dışarı hiç çıkmadı bugün o”, dedi. Benimle görüştü. Yeşim’in telefonunu istedi. Vermedim. Annemi istedi telefona sonra. Telefonda şöyle dediğini duydum:

-Çocuğunuzun eşcinsel olmasından rahatsız olmuyor musunuz? Ben rahatsız oluyorum. Sizinle dertleşmek istiyorum.

Babam da yanımızdaydı. O duymamıştır. Annem de sözü uzatmadı. ”Pazar buyrun” dedi.

Annem babamı da haberdar etmek istiyordu anlaşılan, halbuki sonuçlarının ne olabileceğini pekala biliyordu. Ben dayanamadım. Babam öğrenmesin de ne olursa olsun diye M’i aradım. Annesi zar zor konuşturdu bizi. En azından onun müdahale şansı doğuyordu. Pazar oldu. Annemler onların gelmesini istemiyorlardı. Kavga çıkacağını düşünüp telefon ettiler. Babam, ”Bizim kızımız sizin kızınızla görüşmüyor daha niye rahatsız ediyorsunuz bizi?”, diye bağırdı. M’in annesi benim M ile bir gece önce telefonla görüştüğümü söyledi. Babam çok şaşırdı. ”Evet görüştüm”, dedim. Annem çok sinirlendi: "Ben sözümü tuttum niye sen tutmadın, bundan sonra okul bitene kadar ders dışında bir yere gidemezsin. ”dedi.

“Abartıyorsunuz”, dedim. ”Dua et, düşüncelerine karışmıyorum”, dedi. Bu da geçer bir gün elbette. Dün yasağa rağmen dışarı çıktım. Bir şey demediler.

Bugün 9 mayıs Pazar, anneler günü. Annemin ve bütün eşcinsel annelerinin anneler günü kutlu olsun.

Hosted by www.Geocities.ws

1