BOCALAMANIN VERSİYONLARI

COŞKUN / İstanbul

 

Aile, çevre, din, devlet, bütün bir toplum ortak bir sistem, yaşam biçimi, cinsel roller tespit etmiş ve bunun adını “normallik” koymuş.

Çocuk, bu sistemin bir parçası olarak bilgilendirilmiş, bunun tek ve biricik doğru olduğu konusunda şartlandırılmış. Çocuk annesinden “aferin” alabilmek için bu sisteme nasıl da uyum sağladığını, her an ispatlamaya çalışırken erginlik dönemine giriyor ve eşcinselliğini keşfediyor.

Bir anda, kendisine öğretilmiş olan tek doğrunun dışında kaldığını farkeden bu genç insan, büyük bir şok, yalnızlık, suçluluk, günahkârlık, yetersizlik ve özürlülük hissediyor. Böylelikle kendisi, çevresi, ailesi ve diniyle çatışmaya başlayan genç, adeta depresyonun eşiğine geliyor.

Bu yoğun içsel çatışmaların, bocalamanın yaşandığı dönemde, bireyde görülebilecek olası durumlardan bazıları şunlar olabilir.

(Burada bahsedeceğimiz durumlar, eşcinselliğe özgü davranışlar değildir. Sadece, eşcinselin yoğun çatışmalar yaşaması sonucu ortaya çıkabilecek duygulanma biçimleridir.)

-Depresyon: Bireyin sekse, hayata, kendine, çevresine küsme, içine kapanma hali. Bezginlik, bıkkınlık, iştahsızlık, anne-babadan nefret etme, aşırı suçluluk duyma hali. Sıkıntı, başağrısı, çarpıntı gibi organik şikayetlerle beraber de seyredebilir.

-Pasif intihar eğilimi: Aşırı suçluluk, günahkârlık ve toplumdan dışlanmışlık hissetmenin sonucunda gelişir. “Atın ölümü arpadan olsun, ben zaten ölmüşüm…” gibi düşüncelerle tedbirsiz cinsel ilişki kurma, zararlı maddelere karşı bağımlılık geliştirme durumu.

-Kendini inkâr etme: Birey, ben kesinlikle ama şimdilik eşcinsel değilim diye düşünür. Kendisine eşcinselliği çağrıştıran herşeyden nefret eder. Çünkü bunların, kendi içindeki cevheri ateşleyeceğini ve eşcinselliğini açığa çıkaracağından korkar. Eşcinsellere karşı saldırgan ve homofobik davranır. Bu nedenledir ki, aşırı homofobiklerin gizli eşcinsel olduğu söylenir.

-Hiperseksüalite: Kendisini, toplumun dışlamış olduğuna inanmış olan birey, toplumun bütün fertleriyle tek tek ilişkiye girmek suretiyle, toplumla yeniden bütünleşeceğini düşünür. Yani, toplumdaki insanlara, “siz beni sosyal platformda yanınıza kabul etmiyorsanız, ben sizi teker teker kendi platformuma yani yatağıma atmak suretiyle, sizinle bütünleşebilirim ve siz bunu farketmezsiniz bile…” diye düşünür.

Hiperseksüalite bazen pasif intihar eğilimleriyle beraber, içiçe de gelişebilir. Yani eşcinsel, hergün kendisini yollara, cadde kenarlarına atıp, hiç tanımadığı insanlarla tekrar tekrar yatar ve bütün gündelik yaşamını bu olaya endeksler. Eşcinsel bunu yaparak, aslında sevmediği, iğrendiği kendi bedenine eziyet etme, onu cezalandırma ve belki de onu yok etme arzusu da taşıyabilir.

Kişi kendini seksle öyle özdeşleştirir ki, kapı kolları penisi, erkek çocukları ona yetişkin delikanlıları çağrıştırır. Yedikçe yiyeceği gelir. Bir yattığıyla bir daha da yatmaz. Çünkü hedef bütün toplumla yatmak yani toplumla kucaklaşmak, bütünleşmektir. Hemen her gün 3-5 kişi ile yatmak onlar için zevk değil aynı zamanda bir görevdir. Ve onlar görevlerini hiç aksatmazlar. Sabah girdiği porno sinemadan akşam çıkarken, kolleksiyonuna kattığı penisleri saymak, tipik davranışlarındandır. Seks düşünmekten derse, işe ve sosyal gündelik yaşama konsantre olmaları güçtür.

Yukarıda bahsettiğimiz her bir durum için, eşcinsellik konusunda bilgili, iyi bir psikologtan yardım istemek, belki anti-depresif haplar kullanmak kişinin eşcinselliği ve kendisiyle barışmasında büyük bir yardımı olacaktır ama, iyi bir netice almak için bunların yanısına eşcinsel dostlar edinmek, eşcinsellerle biraraya gelmek de gerekmektedir.

Burada aklımıza şu soru gelebilir. “Tedavi veya müdahale gerektiren davranış biçimi nedir?” Kişinin

 

kontrolü dışına taşan, kişi şikayetçi olmasına rağmen vazgeçemediği, sağlığına, mutluluğuna, sosyal ve ekonomik başarılarına engel olan bir alışkanlık ve saplantı durumuna gelmiş davranış biçimidir, diyebiliriz.

Tabii ki bütün bu durumların dışında; eşcinsel bilgiye, kültüre ve bilince zamanında, genç yaşta sahip olan, eşcinselliğini ve seksi gereğinden fazla küçümsemeyen ve abartmayan, dengeli ve daha az çalkantılı bir yaşam süren eşcinseller de vardır.

Bocalamanın diğer bir boyutu ise başarıyı engellemesidir. Şöyle ki; ilk gençlik yılları bireyin aileden topluma geçiş ve toplumda bir yer ve meslek edinme yıllarıdır. Bu kariyer mücadelesi, heteroseksüel akranlara nazaran eşcinsel birey için hiç de adil olmamaktadır. Çünkü hetero genç, sadece iyi bir meslek edinme mücadelesi verirken, eşcinsel birey bu mücadele ile beraber, bir de kendi kimliğiyle mücadele etmek, yani iki cephede savaşmak zorunda kalıyor. Kimlik mücadelesi orta yaşlara doğru kendini kabullenme şeklinde sonuçlanıyor ama birey, hem psikolojik sağlığı açısından yıpranmış oluyor, hem de sosyal mücadelede istediği başarıyı elde edemiyor.

Bazı eşcinseller ise genç yaşta kendisiyle olan mücadeleyi erteliyor, kendisini abartılı bir biçimde derse veya işine veriyor yani kendisini saklıyor. (Bastırılmış eşcinsellik). Bu kişiler ise benzer çatışmaları ileri yaşlarda yaşıyorlar.

Bahsettiğimiz bütün bu bocalama çeşitliliklerinden uzak kalabilmenin çaresi ise eşcinsel bilinçtir. Eşcinsel hareketin (toplantılar, radyo programları, özellikle eşcinsel dergilerin Kaos GL gibi) eşcinsel bireye çok erken yaşta ulaşması ve eşcinsel bireyin genç yaşta ve kısa sürede kendisiyle barışıklığını sağlaması, bireyin psikolojik yıpranmaya kalmadan bir an önce, toplum içindeki sosyal ve ekonomik yaşama heteroseksüel akranlarıyla eşit şartlarda girebilmesidir.

O halde kafa yormamız gereken önemli bir konu ise, çözüm diye önerdiğimiz eşcinsel bilincin ve eşcinsel hareketin daha genç bireylere nasıl ulaştırılabileceği olmalıdır.

Hosted by www.Geocities.ws

1