BaharANKARA

BaharANKARA Türkiyeli Eşcinsellerin, Eylül 1998’de İstanbul’daki buluşmalarından sonra 2. buluşmalarıydı. 23 Nisan’ın Cuma gününe denk gelmesi dolayısıyla Ankara dışından gelecek olanların zamanı daha rahat kullanabileceklerini düşünerek BaharANKARA’nın tarihini 24-25 Nisan olarak belirlemiştik. Tarihin belirlenmesinin ardından Kaos Grubu olarak bir organizasyon komitesi oluşturuldu ve bu arkadaşlar hafta içinde toplanmaya başladılar. Yaptıkları toplantılarda genel bir program çıkartıldı ve BaharANKARA’dan yaklaşık 1 ay önce e-maille, posta yoluyla ulaşabildiğimiz yerlere çağrı ve önbilgi yazısı gönderildi.

İstanbul’dan gelecek arkadaşların çoğunun Cuma günü Ankara’da olmaları gözönünde tutularak Cuma günü (hazırlanan ve dergide önceden duyurulmayan) bir ek yapıldı ve coming-out üzerine bir toplantı gerçekleştirildi. Kabare Sanat Evi’nde gerçekleştirilen bu toplantıya 65 kişi katıldı.

Cumartesi gününün ilk etkinliği piknikti. Pikniğe katılım sayısı 111 kişiydi. 18:00’de Ankara’ya dönüş planlanmasına rağmen havanın bozması nedeniyle (aslında yağmurda da eğlenceye devam edilebilirdi, ama otobüslerin piknik yerinin bataklığa dönmeden yola çıkması gerekiyordu) 17:00 dolaylarında Ankara yollarına düştük.

İsteyene istediği eğlence olarak duyurduğumuz bölüme sıra gelmişti. Hamama 22 kişi gidildi. Barda ise sayım yapılması imkansızdı ama oldukça kalabalık olduğu gözlenmiş.

Pazar günü kokteyl-ortak toplantının yapılacağı yerde bizden önce başka bir toplantı olması nedeniyle metinde duyurduğumuz saatte değil, 19:00’da başladı toplantımız. 106 kişinin katıldığı toplantı saat 23:00’de sona erdi.

Toplantıdaki sunumların başlıkları şunlardı:

-Çalışma Hayatı ve Eşcinsellik,

-Eğitim ve Eşcinsellik (Liseler, Kampüs Grupları)

-Lezbiyenlik ve Feminizm

-Kaos GL Dergisi

-Eşcinsellik ve İltica

-Cinsel Yolla Bulaşan Hastalıklar ve korunma yolları

Yukarıda verdiğimiz rakamlar “genel nüfus” sayımı şeklinde yapılmadığından her etkinlikte 1-2 kişi az ya da çok olabilir. Sonuçta sayının ne önemi var? Bu üç gün boyunca yaşananlar ve birlikteliğimiz, katılamayanların da yanımızda olduğunu hissetmemizdi önemli olan.

Bu arada BaharANKARA’ya mesaj yollayanlar da şunlardı:

İNGİLTERE: UNISON Sendikası Kürşat KAHRAMANOĞLU, DANİMARKA: Mehmet Ümit NECEF, Akademisyen, AF ÖRGÜTÜ: Helmut OBERDIEK, İSVEÇ GAY HAREKETİ: Bjoern SKOLANDER, ABD; Girlfriend Magazine, Sarah FRIESENA, MURAT, Arda ARIKAN, ALMANYA; TÜRKGAY, Sibel TÜRKER, FRANSA: Lesbia Magazine, Regan KRAMER, KANADA: Lavender RHINOCEROS, LG Magazine, KANADA QUEBEC Magazine RG, Alain BOUCEHARD, ON LINE NEWS MAGAZINE GAY TODAY, Jack NİCHOLS, POLONYA; Geyjzer (gay magazine), Slavwek Starosta, YUNANİSTAN; O.P.O.TH. (Aris Batsioulas) Selanik.

 

BaharANKARA anket sonuçları

BaharANKARA’nın son etkinliği olan ortak toplantı-kokteyle gelenlerin eline hemen bir anket tutuşturduk. 50. sayımızda verdiğimiz anketin bazı sorularının da aynı şekilde yer aldığı bu anketimiz program katılımcılarının genel profilini çıkarmanın yanısıra duyulan kaygılar, yaşanılan sorunların yeniden altının çizilmesi ve önümüzdeki dönemlerde düzenlenecek toplantıların, etkinliklerin planlanmasına yardımcı olmaktı. Belirtmemiz gerekir ki 3 günlük programın tüm katılımcılarına değil, sadece Pazar akşamki programa katılanlara uygulandı bu anket.

Her ne kadar gelenlerin eline tutuşturduysak da bazıları anketi doldurmamış ya da doldurduktan sonra geri vermeyi unutmuş olmalı ki toplantıya 106 kişi katıldığı halde sadece 94 adet anket geri döndü.

Çıkan sayılar şöyle sıralanıyor:

    1. Geldiğiniz şehir? Ankara; 56, İstanbul; 17, İzmir; 2, Denizli; 2, Çorum; 1, Adana; 5, Mersin; 1, Hatay; 1, Polatlı; 1, Bolu; 1, Paris; 1, Kars; 1, Nazilli/Aydın; 3 (Kayseri, Hatay ve Edirne’den BaharANKARA’ya gelen arkadaşlarımız Pazar akşamı toplantıya katılamadan döndüler).
    2. Yaşınız: 17; 2, 18; 3, 19; 5, 20; 3, 21; 4, 22; 11, 23; 7, 24; 10, 25; 9, 26; 9, 27; 5, 28; 5, 29; 4, 30; 5, 31; 5, 32; 2, 34; 1, 36; 1, 45; 1, 47; 1
    3. Cinsiyetiniz: Kadın;16, Erkek; 78
    4. Cinsel yöneliminizi nasıl tanımlıyorsunuz?
    5. Eşcinsel/Gay; 66, Eşcinsel/Lezbiyen; 12, Biseksüel; 10, Travesti; 1, Transeksüel;3, Heteroseksüel; 3

    6. Mesleğiniz nedir? (Gerekiyorsa birden fazla maddeyi işaretleyiniz)
    7. Öğrenci-lise; 4, üniversite; 46, master/doktora; 8

      İşçi/Özel sektör; 26, İşçi/Kamu;2, Memur;9, İşsiz; 4, Serbest; 11

    8. Kimle birlikte yaşıyorsunuz?
    9. Tek başıma; 25, Ailemle; 35, Sevgilimle; 6, Arkadaşlarımla; 20,Kardeş; 3, Yurt; 7

    10. Eşcinseller için: Eşcinsel olduğunuzu bilenler (Birden fazla maddeyi işaretleyebilirsiniz):
    11. Ailemden bir kişi ya da birkaç kişi; 40, Ailemin tümü; 12, En yakın heteroseksüel arkadaş/larım; 53, Bütün arkadaşlarım; 23, Öğretmen/lerim; 10, Patronum; 10, İş arkadaş/larım; 18, Diğer; 11

    12. Aileniz biliyorsa:
    13. Ben açıkladım; 36, Başkalarından duydular; 1, Kendileri keşfetti; 11, Diğer; 6

    14. Ailenizin tepkisi ne oldu?
    15. Hiçbir sorun çıkmadı, ilişkimiz devam ediyor; 24, Çok üzüldüler ama dışlamadılar; 19, Doktora sürüklediler; 1, Şiddet gösterdiler ama kabullenmek zorunda kaldılar; 1, Diğer; 6

    16. Cinsel kimliğinizle bağlantılı olarak karşı karşıya kaldığınız en önemli sorunlar nelerdir? (Birden çok madde işaretleyebilirsiniz)
    17. Cinsel kimliğimi belirleyememek; 12, Partner ve dostluk eksikliği; 44, Yalnızlık ile duygusal ve ruhsal problemler; 40, İçinden çıkılmaz aile içi huzursuzluk; 11, Diğer; 13, Sorun yok; 5

      Diğer: Gayler arası samimiyetsizlik ▼ Diğer insanların anlayışsızlığı ▼ İş hayatı ▼ Gay hayatında etik eksikliği ▼ Toplumsal gizlilik ▼ Evlenmem için baskı yapıyorlar. ▼ Toplum baskısı. ▼ Ölüm isteği! ▼ Heteroseksizm ▼ Homofobik davranışlar. ▼ Özgüven eksikliği.

    18. Cinsel yöneliminizden hareketle içinde yaşadığınız toplumda taşıdığınız hayati kaygıları belirtiniz.
    19. Sosyal güvencesizlik; 34, Can ve mal güvenliğimin olmaması; 27, Aile, okul, iş gibi hayatın her alanında ayrımcılığa maruz kalmak; 61, Diğerleri; 6, Sorun Yok; 2

    20. Programdan nasıl haberiniz oldu?
    21. Dergiden öğrendim; 44, Adresime çağrı geldi; 5, Arkadaşlarım haber verdi; 59

    22. Aşağıdakilerden katıldıklarınızı işaretleyiniz.
    23. Coming-out toplantısı; 60, Piknik; 65, Hamam; 15, Bar; 63

    24. Bundan sonraki ortak programlar için önerileriniz (Konuşulacak konular ve etkinlikler)
    25. Yayılımcı bir politika izlenmeli. Kendi kimliğimizi iyi bir şekilde ortaya koyabilmeli, başarabilmeliyiz. Bu yöndeki çalışmaların arttırılması ve ülke genelinde yaygınlaştırılması gerekmektedir. Öncelikle basılı ve görsel yayın araçlarının aktif hale getirilmesi sağlanmalı. Cinsel kimliğimize karşı varolan önyargının ortadan kaldırılması için halka açık toplantıların yapılmasında yarar olduğunu düşünüyorum. İfade biçimimizde gözle görünen eksikliklerin bu yolla giderilmesi mümkün olabilir. Kitaplar yazılmalı, müzikler yapılmalı, resimler çizilmeli ve bireysel olarak mücadelenin yaygınlaştırılabilirliğini cinsel kimliği bu yönde olan arkadaşlara aşılanmasını sağlamalı. Varlığımız kök salıyor, kalbimiz kırık ölmeyeceğiz! ▼ Toplanılan şehrin toplu şekilde gezilmesi ▼ Kampüs çalışmalarının devamı. Diğer sivil toplum örgütleriyle temas. Dergide forum köşesinin artması. Daha sık toplantılar ▼ Eşcinsel hayatta etik. ▼ Lezbiyenler ayrıca bir etkinlik düzenleyip sorunlar üzerinde alternatifler sunulması. ▼ Bu toplantılar devam etmeli. Ayrıca lezbiyenler de bu toplantılar bünyesinde ayrı da toplanabilmeli. ▼Toplantıların sıklaştırılması. ▼ Buluşmaların sıklığını arttırmak. ▼ Türkiye’de eşcinsel hareketin tarihi ve geleceği. ▼ Daha sık biraraya gelmek ve 2000 yılında eşcinsel festivali istiyorum. ▼ Ortak toplantı; İstanbul. ▼ Workshop ve toplantıların içine, somut bir üretim çıkartacak aktiviteler sokmak. Örneğin; bir tür “günlük” ya da not defteri tutmak gibi. ▼Bunlar çok iyiydi. ▼Konuşulamayan herşey. ▼English translator! ▼Birey olarak yapılan çalışmaların bir örgüt adı altında toplanılması gerekmektedir. Eğitime gereken önemin verilmesi gerekir. Cinsel kimlikleri nedeniyle sorun yaşayan insanların öncelikle sorunlarının neler olduğunu tespit etmeli. Kalıcı ve sağlıklı çözümlerin getirilmesi gerekir. Toplumun bu konudaki korkusunun ve sessizliğinin yapılacak etkinlikle giderilmesi gerekir. Bu yöndeki çalışmalar ve etkinlikler kendi aramızda sınırlı olmamalı. Öncelikle bizim gibi düşünmeyen insanların eğitilmesi ve bilinçlendirilmesi gerekir. ▼Diğer grupların katılması ▼Bir Türkiye ortak genelge projesi ve forumu. Daha çok anket ve araştırma ile sonraki toplantıların oluşturulması için gerekli bulgu sağlanabilir. ▼Coming-Out benzeri konuların konuşabileceği toplantılar olmalı, çalışma grupları oluşturulmalı. ▼Küçük tartışma grupları oluşturulabilir. (Evliliğe bakış, sanata eşcinsel bakış açısı). ▼İşsiz olan arkadaşlara iş imkanı ve maddi yardım. ▼Benzeri programlar düzenlenebilir. ▼İyi ki eşcinselim, iyi ki varız. Mükemmeldi... Yeter ki program olsun, mahiyeti önemli değil. ▼Tüm grupların katılacağı III. etkinliğin gerçekleşmesi. ▼Hedeflenen dünya ortamına ulaştıracak (misyon-prensip-kanun-kural-değer yargıları) oluşturma çalışmaları. Daha detaylı program, çalışma grupları (küçük gruplar veya büyük katılımcı tartışma toplantıları). Grup kaynaştırma amaçlı oyunlar. Bireysel sunumları destekleyecek bölümler. Özde iki konunun altını çizmek isterim: 1) Özlenen dünya için her bir adımı planlamak, bugünden onu hayal etmek, vizyon (ülkü) oluşturmak için çalışmak, çalışma grupları veya topluca grup çalışması. 2) Özlenen dünya için bugünden örgütlü çalışma ve kitle iletişim araçları (Kaos GL) en önemli araçlardandır. Bunların gelişimin altının çizileceği, motive edilecek ve yol gösterici etkinliklere yer verilebilir. ▼Programların hepsi çok güzeldi. Tekrar toplanılabilir. ▼Sosyal faaliyetler artırılabilir. ▼İstanbul Eylül▼Benzer toplantıların yapılması gerekli. (kesinlikle). Öncelikle İzmir ve Bursa’da yapılmalı diye düşünüyorum. ▼Kendi kendimizi nasıl motive edebileceğimiz, kendi kendimize nasıl yetebileceğimiz konusunda konuşulabilir. ▼Aynı türden programlar sıklıkla tekrarlanmalı. ▼Görüşme sıklığını artırmak. ▼Şu ana kadarki tempoyu fena bulmuyorum. Toplantıda daha canlı ve aktif bir katılım sağlanabilir. ▼Daha sık buluşmaların olması. Daha çok sosyal faaliyetlerin olması, eşcinselliği ve bizleri ilgilendiren konuların daha çoğunlukta olduğu konular. ▼Gerçek hayattan yola çıkarak karşılaşılması muhtemel sorunları nasıl aşıldığını/aşılabileceği üzerine. ▼Bu tür buluşmaların daha sık olması ve İzmir grubunun da oluşturulmasıyla İzmir’de de bir buluşma toplantısı yapılmalı. Ayrıca bu tür katılımlarla geziler yapılmalı. ▼Bu organizasyon oldukça başarılı. ▼Ankara dışında bir günlük geziler. Tartışılan konuların bir sonuca bağlanması. ▼Kesinlikle tekrarlanmalı, eşcinsel grupların daha organize olarak bu işi ciddiye almaları ve ortak hareketi pekiştirmelerini dilerim. ▼3. buluşmayı belirleme. ▼Film gösterimi. İnsanların çok daha iletişim kuracağı türden faaliyetlerin daha sık olması gibi. ▼ Daha çok reklam. ▼Bir üniversite destekli seminer (3 günlük) ▼Piknik, gezi, kamp. ▼Etkinliğin daha uzun süreli olması ve zamanın daha iyi ayarlanması (sınav öncesi olmaması gibi). ▼Evlilik, din▼Nasıl sevgili, Kaos’un geleceği. ▼Bu gibi programlar daha sık düzenlensin. Kapadokya’ya gezi olsun. ▼Senede iki defa İstanbul ve Ankara ortak toplantıları düzenli yapılmalı. ▼Grup çalışmaları. ▼Bütün yapılan etkinliklerin devamı. Fırsat bulunduğu sürece bu etkinliklerin daha da artması. ▼Grup çalışmaları (psikolojik odaklı). ▼Ulaşamadığımız gaylere de ulaşarak, daha çoğalarak, daha sık etkinlik yapmalı. ▼Bu gibi etkinliklerin çeşitlendirilerek daha sık yapılmasını istiyorum. ▼İleriye yönelik daha fazla etkinlikler ve daha fazla insana ulaşmak. ▼İnsanlar övünmekten, ne iyi durumda olduklarından, ne zeki olduklarından falan bahsetmekten vazgeçse. ▼Her şey çok güzel, bu şekilde devam…▼Arkadaşlık ilişkilerimizdeki davranışlar. ▼Artık 3 ayda bir böyle toplantılar, Türkiye çapında gerçekleşmeli. ▼1 Mayıs’a katılmak. Yaz kampı (gece de kalınacak). ▼Programlar daha sık yapılmalı. ▼Sosyal etkinliklerin artırılması. ▼Çalışan ve okuyan eşcinsellerin yılda bir ya da iki kez ortak toplanmaları.

    26. Programla ilgili genel düşünceleriniz: (Programa gelirken taşıdığınız kaygılar, programın akışıyla ilgili görüşleriniz ve eklemek istediğiniz her şey)

Daha önceden buna benzer etkinliklere katıldığımdan kaygısız ve rahat geldim. ▼ Program bitiminde gerekli iletişim kanallarını kullanarak toplumun diğer kesimlerinin bu etkinlikler ve sonuçları hakkında bilgilendirilmesi ▼ Daha sık bir araya gelmek ▼ Böyle bir program için çok mutlu oldum. Çeşitli konularda sunumlar yapılması ayrıca güzel. Eşcinseller birbirleriyle buluşup diyaloga girebildiler. Kanaatime göre bu tür etkinlikler mücadele açısından önemlidir! ▼ Devam ettirilebilmesini umuyorum. Katılımın daha da artacağını düşünüyorum. Ve emek harcayanlara teşekkür ediyorum. ▼ Graffity ile iletişim eksikliği (?) ve toplantı saatinin değiştirilmesi iki olumsuz durum. ▼ Yorucu olmasına rağmen çok güzeldi. Ankara’dan mutlu ayrılıyorum. ▼ Organizasyonun bu kadar iyi geçeceğini açıkçası tahmin etmiyordum. Bence umduğumdan daha iyi oldu, her açıdan. ▼ Programın varoluşu başlı başına çok önemli. Yüzyüze görüşüp yakınlaşmak, her türlü sorunlarımızı çözmek için ilk adım. Dayanışma ruhu. ▼ Önceki etkinliklere katılamadım. Bu akşamki program umarım iyi geçer. ▼ Herşey çok güzel. Başarılarınızın devamı!… ▼ Katıldığım kısmının insanları kaynaştıran özelliklerini benden çok heteroseksüel arkadaşım dile getirdi. Sosyo-ekonomik düzeyleri vs. çok farklı insanlar hep birarada eğlendiler ve dertleştiler. Sorunlarına çözüm aradılar. Toplumsal kimlikleri ve rolleri en azından iki günlüğüne sorgulamış olmak da diğer bir önemli kazanım oldu tümümüz için. ▼ Kaos’un yaşamımda ve Türkiyeli eşcinseller için ne kadar önemli ve gerekli olduğunu bir kez daha anlamamı sağladı. ▼Kaos GL dergisi ile 5 aydır çok yakın ilişkiler içerisindeyim ve kendimi daha iyi hissetmekteyim. Programlarda bir kaygı taşımadım. Kaynaşma açısından çok sevindirici. ▼Mükemmel. ▼Programa gelirken hiçbir kaygı duymadım. Aksine uzun süredir bu tür bir şeyin özlemini çekmiştim. Bence her şey çok iyi ve yolunda. ▼Workshop (Coming-Out) toplantısı beklediğim gibi olmadı. ▼Böyle bir organizasyona ilk kez katıldığımdan ve gelecek insanlar hakkında çok fazla bilgim olmadığı için pek fazla beklentim yoktu. Kalabalık ve yabancılık, organizasyon problemleri sorun olabilir diye düşünüyordum. Ama yanıldım. Bence çok samimi, yabancılık çekmediğim hatta çok sıcak, kalıcı olabilecek dostluklara vesile olduğuna inandığım çok hoş bir organizasyon oldu. Herşey için teşekkürler. Umarım bundan sonraki aktivitelere de katılabilirim. ▼Genelde iyiydi. ▼Bu programın eşcinsel hareketin ülke çapında genişlemesi, geliştirilmesi amacı, destekleyici ve itici bir güç oluşturacağına, ayrıca ortak paydalarda bir araya gelen gruplardan bireylerin kolayca kaynaşıp anlaşabileceğinin bir ortam arayışına cevap verdiğini düşünüyorum. ▼Program çok iyiydi. Organizasyon komitesine teşekkür ederim. Toplu halde bir arada bulunmanın sonucu oluşabilecek kaygılarım vardı. Fakat çok sıcak geçti. ▼Tanışma ve kaynaşma için zaman uzun tutulmadan, çeşitli workshop çalışmaları düzenlenebilir. Program daha yoğun ve dolu olabilir. İnsanları bir arada tutmak için daha farklı aktiviteler de eklenebilir. ▼Gelirken bu kadar güzel olacağını düşünmemiştim. Ama gördüm ki istenilince herşey yapılabiliyormuş. Bu olayı organize eden ve ev sahipliği yapan tüm arkadaşlara teşekkür ediyorum. ▼Programa gelirken hiçbir kaygı taşımıyordum, programı beğendim, devamını dilerim. ▼Tek kelime: Harika. ▼Bu kadar kişiyi ağırlamasına karşın güzel bir organizasyon. Daha sonra ortak organizasyonlar olması dileğiyle. ▼Anadolu insanının misafirperverliğini gördük. Kaos’tan arkadaşların sıcak yaklaşımları çok kolaylaştırıcıydı. Kaynaşma amacının altı özellikle çizilmeli. Lambda, Sappho’nun Kızları ve Kaos gibi örgütlenmeler katılımın artırılması için desteklenebilirdi. ▼Herşey için teşekkürler. ▼Programa gelirken hiçbir kaygım yoktu. Eklemek istediğim ise; herşey için teşekkürler. ▼Çok iyiydi. Çok güzeldi. Organizasyon için, tüm içtenliğimle Kaos’u kutluyorum. Piknik çok uzak bir alanda olduğu ve sabahın köründe olduğu için zordu ama çok keyifliydi. Kalıcı dostluklar kurabileceğimize inanıyorum. Dayanışma içinde olunmalı. Evinde kaldığımız arkadaşları da içten kutlarım. ▼Her şey çok güzeldi. Yeni dostluklar, olağanüstü sıcaklık ve beraberliğin en güzel tanımı, hayatımın ve eşcinselliğimin en güzel 3 günü... Aşığım sana Kaos, aşığım sana Ankara, aşığım sana…▼Daha temiz bir hamama gidilsin. Işık dağı biraz uzak kalıyor. ▼Düşündüğümden çok daha iyi. Kaygılarım gerçekleşmedi. Kendimi eşcinsel olarak daha güçlü hissediyorum. ▼İletişim ve konaklama ile ilgili sorunlar olacağını düşünmüştüm. Ama her şey yolunda gitti. ▼Maalesef piknik, bar ve hamama katılamadım. Bu akşamkinin iyi geçeceğine eminim. ▼Güzel bir organizasyondu. Bizleri daha samimi bir şekilde bir araya getirdi. ▼Oldukça olumlu düşüncelerim var. Gayet eğlenceliydi. Adaptasyon konusunda kaygılarım vardı. Ancak olumsuzlandı. ▼Her şey çok güzel organize edilmiş fakat zaman darlığı dolayısıyla her şey çok sıkıştırılmış bir şekilde yapıldı. Bu programlar güzel fakat farklı aktiviteler de yapılmalı diye düşünüyorum. Özellikle havaların ısınmasıyla yaz döneminde topluca küçük bir tatil hiç fena olmaz. ▼Herkes gibi bir kaygı taşımadım. Kaos GL hazırladığı her programa kişisel olarak katılabilirim. ▼Eşcinsellerin doğal ortamlarda yerken, içerken , sohbet ederken bulunmalarını görmek çok hoştu. Dostluk, yetenekler, yaşam biçimleri paylaştık. İlişkiler bunlar üzerine kuruldu. Kapris yoktu. Beraberlik duygusu ise bu birlikteliğin en güzel duygusuydu. Beraber eğlendik ve

sokakta, caddede, pikniğe giderken birlikte, biz bizeydik. Dışarıya karşı hiçbir sorumluluk duymadan yaptık bunları. Dileğim böyle bir duyguyu ebedi kılmak için çalışmayı kamçılamış olması bu toplantıların ve aktivitelerin. ▼Güzeldi. Herhangi bir kaygım zaten yoktu. ▼***** ▼Güzel!... ▼1) Program oldukça güzel ve düzenli oldu. 2) Pikniğe gidilecek mesafe çok uzundu. Piknik sadece 4 saat olabildi. ▼Öncelikle teşekkürler! Yinelenmesi dileğiyle öneri: Bir dahaki sefere kapanış konuşmaları benzeri açılışta olsa da (ya da 3 günlük düzenleme içinde akşamlara yayılsa) ve gezi, eğlence faslı sonra gelse. Ya da açılış ve kapanışta konuşmalar ya da açılışta konuşmalar, kapanışta sadece panel olsa (mı?) Yemek ve piknik yol masrafı 500.000 TL daha artırılabilir ve dergiye gelir sağlanabilir. Buna kimse karşı çıkmazdı. ▼Organizasyonluk kaygım vardı, çünkü ben organizasyon ekibindeydim. Ama…▼Çok güzeldi. Devamını istiyorum. ▼Hiçbir kaygı taşımadan gayet rahat geldim. Kaos’ta olmak güzel. Emeği geçen herkese teşekkürler. ▼Tartışmaya daha çok zaman ayrılmalı, eğlenceninki yeterli olmuş ama. ▼Beklediğimden daha az ilgi var. Onun dışında güzel, başarılı(?). Göreceğiz. ▼Aferin bize, helal olsun. ▼Program çok güzel. Bir sürü eşcinsel bir arada ortak güzel duyguları paylaşıyorlar. ▼Sıkılacağımı zannediyordum. Piknik gerçekten mükemmeldi. Biraz daha reklam daha iyi olurdu. Bir çok kişi haberi olmadığından gelememiş. Her şey güzeldi. ▼Programa gelirken hiçbir kaygı duymadım. Aksine bu tür programları eşcinseller ve eşcinsellik için yararlı ve sağlıklı olduğuna inanıyorum. Bu tür etkinliklerin eşcinsellerin kurtuluşu için başlangıç olduğunu umuyorum. ▼Programlar oldukça düzenli yapılmış. Organizasyon ve etkinlikler profesyonel bir şekilde düzenlenmiş. Programa katılım ücretinin ucuz olması da olumlu bir faktör. ▼Çok fazla katılamadım. Ama organizasyon iyi idi. ▼Organizasyon bence başarılıydı. Bu konuda kaygım vardı. ▼İyiydi. Bir dahaki sefere çok daha güzel şeyler olacağından eminim. ▼Louis Armstrong’un “What a wonderful world” şarkısını daha iyi anlıyorum. ▼ Her şey umduğum gibi oldu. ▼Programa gelirken hiçbir kaygım yoktu. Organizasyon tek kelimeyle harikaydı. Ama eğlenmemin yanında yaşadığım birkaç üzücü noktanın dışında. ▼Her şey çoook güzeldi! ▼Çok güzel. ▼Çok güzeldi. ▼Programı çok güzel buldum. Kaygılarım hiç olmadı. ▼İçinde yaşadığımız koşullarda olağanüstü ve başarılı bir organizasyondu. Pek çok insanın ‘hayatımda bu kadar eşcinseli ilk defa bir arada görüyorum’ demelerinden de anlaşılacağı gibi, tanışma-kaynaşmanın önemi ortada olmalı. Onun için özellikle Pazar günkü toplantı konularının derinlemesine ele alınabileceği ayrı buluşmalar organize dilebilir ve edilmeli.

 

BaharANKARA sunumları

 

KAMPÜS GRUPLARI

Türkiye’deki eşcinsel gruplaşmalara dahil olan kişilerin çoğu halen öğrenci veya hayatlarının büyük bir bölümünü eğitim kurumlarında geçirmiş bireylerden oluşmakta. Bu gerçeklik farkında olmasak da eğitim sürecine özel bir önem vermemiz gerektiğini ortaya çıkarmaktadır. Çünkü gençken ve gençliğin getirdiği bir takım zorluklarla eğitim sürecinden geçiyoruz. Yani 6 yaşından 20’li yaşların ortasına kadar zorunlu olarak tabi tutulduğumuz eğitim cenderesi bizi her yönden, özellikle de, kendi kimliğimizi oluşturmada baskıcı bir rol üsleniyor. Sistem, milliyet olarak Türk, dinsel olarak Sünni Müslüman olmaya zorlarken bireylerin cinsel kimliklerini de kendi doğru saydığı şekilde biçimlendirmeyi bunun dışında tutamazdı. Oysa 1739 sayılı M. E. temel kanundaki Türk Eğitim Sisteminin temel ilkelerinde yer alan Genellik ve Eşitlik ilkesi “Eğitim kurumları dil, din, ırk ve cinsiyet ayrımı gözetmeksizin herkese açıktır. Eğitimde hiçbir kişiye, aileye, zümreye veya sınıfa imtiyaz tanınmaz” demektedir. Evet açıktır ama Türk, Müslüman ve Heteroseksüelsen. Ayrıca sınıflı toplum yapısının devamını hedef alan bu sistemin kimseye imtiyaz tanımadığı tam bir yalandır.

Sırasıyla geçtiğimiz ilk, orta, lise ve üniversite eğitim kurumlarının kendine özgü koşullarının bilincinde olarak biz üniversiteli Kaos eşcinselleri kendi okullarımızda Kaos eşcinsel grubunun cesaretlendirmesiyle bağımsız bir eşcinsel varoluşu için çalışmalar gerçekleştirdik. Biliyoruz ki üniversitelerin diğer eğitim kurumlarından görece farklı bir yeri vardır. Yani yapabileceklerimiz ve bitmek bilmeyen hayallerimizi hayata geçirerek yaşam alanlarımızı genişletebilir, varoluşumuzu üniversite içerisinde duyurabiliriz. Üniversitelerde İlk ve orta dereceli okullardaki gibi sıkı disiplin yönetmelikleri, veli toplantıları, öğretmenlerin sürekli gözetimi yoktur. Yada daha ortak kaygılara sahip öğrencileri bir araya getiren topluluk ve kulüp gibi öğrenci örgütlülükleri de mevcuttur. Özellikle, ODTÜ ve Hacettepe’de yaygınlık kazanan öğrenci kulüpleri bizim, yani lezbiyen ve geylerin kampüs gruplarını oluşturmada ve etkinlik düzenlemede faydalanabileceğimiz yapılardır. Zaten dönem dönem var olan H. Ü. ve ODTÜ gey ve lezbiyen kampüs grupları bu klüplerden yararlanmıştır. Her iki topluluk da farklı bir kulübün altında çalışmalarını yürüttü. Ayrıca aynı okulda bizim gibi insanların olması ve birtakım etkinlikler yapmamız bizleri motive etti. Üniversiteye gelen her birey gibi bizler de devletin dayattığı harç ve vergileri öderken eğitim sisteminde gözardı edilmemizin ve yok sayılmamızın doğru olmadığını, kendi okulumuzda misafir öğrenciler değil tıpkı diğer öğrenciler gibi her türlü hakka sahip olduğumuzu düşünüyor ve ortaya çıkarak gerçekleştirdiğimiz etkinliklerle hem bizim gibi olan insanlara ulaştığımızı hem de eşcinsellerin sadece şarkıcı ve modacılardan oluşmadığını dosta düşmana göstermiş oluyorduk.

Artık heteroseksüel düzenin çarklarından geçmiş ODTÜ ve H. Ü. öğrencileri kendi okullarında yani yanıbaşlarında eşcinsellerin olduğunu bilmekteler. Kimisi herkesten şüphelenirken kimikerinin de hayatları boyunca düşünmeyi akıllarına bile getirmedikleri heteroseksüelliklerini düşünmeye başladıklarını görüyoruz. H. Ü. ve ODTÜ’de, bir zamanlar oluşturulması hayal olan, kampüs grupları dönem dönem varlıklarını göstererek imkansızı gerçekleştirmiştir. Bu oluşumlar Türkiye Eşcinsel Hareketinin önünü açacak olan kendi yerelliğinde var olma deneyimidir. Bir tür toplu açılma girişimidir. Biliyoruz ki Türkiye’deki her üniversitede eşcinseller yaşamaktadır ve her üniversitenin kendine özgü koşulları vardır. Bu özgün koşulları kullanarak üniversitedeki eşcinsel öğrenciler de bir araya gelip varoluşlarını ortaya koyarak üniversite içerisinde açık yada kapalı var olan koşulu zorlayan ya da bunu hedefleyen çalışmalar yürütebilirler. Üniversiteli eşcinsellerin verecekleri mücadeleyi eşgüdümleyecek karşılıklı görüş ve deneyim aktarımı sağlayacak bir ağ örgütlemesi önümüzü açacaktır. Bu ağda karşılıklı iletişimle gerçekleşecektir. Süreç içerisinde de bu iletişim yıl içerisinde yapılacak Üniversiteli Eşcinsel Öğrencilerin dönemsel toplantısıyla gerçekleşecektir.

 

*-*

EŞCİNSELLİK VE İLTİCA

İltica; sözlük anlamı ile sığınma, güvenilir bir yere sığınma.

Bilinen anlamıyla da kişinin vatandaşı olduğu ve yaşadığı ülkede yaşam hakkının ciddi tehlike ve tehdit altında olması nedeniyle başka bir ülkeye sığınmasıdır.

Ülkeler uluslararası antlaşmalar ve kendi yasaları çerçevesinde kimlere sığınma hakkı tanıyacaklarını belirlemişlerdir. İltica talebinde bulunanların bu şartlara uygunluğunu çeşitli belgelerle kanıtlama zorunluluğu vardır. Bunu kanıtlayanların da iltica talebinin kabul edilmesi garanti değildir.

Hollanda, Danimarka başta olmak üzere kimi ülkeler eşcinselliği iltica talebi olarak kabul etmektedir. Ancak bu, talebin kabul edilmesi anlamına gelmemektedir.

Günümüzde insanların daha iyi bir yaşam süreceği umudu ve beklentisiyle yurtdışına yerleşme istekleri herkes tarafından bilinmektedir. Nitekim yakın zamanda gazetelerde yer alan bir araştırmaya göre Türk gençlerinin büyük bir çoğunluğu, şansları olsa Amerika’da doğmak/yaşamak istediklerini belirtmişlerdir.

İşte bu istek ve beklentiler kişileri iltica ederek, yurtdışından birisiyle evlenerek vb. yollarla yurtdışına yerleşmenin olanaklarını aramaya itmektedir. Bunun farkında olan ülkeler de artık bırakın iltica taleplerini kabul etmeyi, kimi ülke vatandaşlarının turistik gezi için vize başvurularını bile oldukça zor şartlara bağlamaktadırlar.

Yurtdışında yaşamak isteyenlerin bunu başardıkları noktada yaşadıklarına bakacak olursak;

Bugün yurtdışına kapağı atmış olup da güllük-gülistanlık bir hayat yaşayana rastlamak pek mümkün değil. Geçmişte taşı-toprağı altın şehir İstanbul’a göç edenlerin yaşadığı hayal kırıklığı, uğradığı yıkım yurtdışında daha iyi bir hayat düşleyenleri de beklemektedir.

Neden yıkım ve hayal kırıklığı sorusu, sanırım sorulması gereken ve beni bu sunumu hazırlamaya iten bir soru.

Öncelikle daha iyi bir yaşam nedir, kime göre, kimin hayatı daha iyidir, iyi bir yaşamın kriterleri nedir gibi sorular akla geliyor. Bu soruların yanıtlanmasının ardından kişinin kendi hayatını değiştirmeye, hayatına müdahale hakkının ne kadarını kullandığına bakması gerekir.

Mücadele gerekliliği hayatımız boyunca karşımıza çıkar. En basit sorundan en karmaşık durumlara kadar içinden çıkmak için bizleri kişi olarak zorluklar beklemektedir. Elbette mücadele zorlu bir yoldur. İnsanı yorar, yıpratır ve zorlar. Amaç daha iyiyi, daha güzeli, özgürlüğü yakalamak ise işimiz her zaman zordur.

Kişi eşcinselliğinden dolayı çevresinden dışlanıyor, işinden atılıyor, iş bulamıyor, ailesi tarafından reddediliyor, fiziki şiddete maruz kalıyorsa bunlardan kurtulmanın yolu yurtdışına kaçmak değildir, olmamalıdır. Bunları bertaraf etmenin yolu kişisel mücadelelerin yanında ortak bir mücadele hattı oluşturmaktır.

Bunun yanında yurtdışı özlemi dolayısıyla eşcinselliğini bahane etmek, Türkiye’de eşcinsel hareketi oluşturan, gelişmesi için çaba harcayanları görmezden gelmek, “enayi” olarak görmek anlamına gelmektedir.

Ayrıca kurtuluşu yurtdışına kaçmakta görenlerin aklında bulundurması gereken bir şey daha var: Gittiği yer şu an ne kadar “cennet” gibi görünse de sessizce yaşadığı sürece birgün orada da eşcinsellerin sahip oldukları hakları kaybetmelerinin sözkonusu olabileceğini düşünürsek, sorunla karşılaştıkları takdirde oradan da kaçıp kaçmayacaklarını merak ediyorum.

*-*

KAOS GRUBU, KAOS GL DERGİSİ

Eşcinseller için, eşcinseller tarafından çıkarılan, Türkiye eşcinsel hareketinin bağımsız bir bileşeni olan KAOS GL’nin ortaya çıkışında iki önemli noktanın altını çizmek istiyoruz.

1. KAOS GL şimdiye kadar Türkiye’de yaratılmaya çalışılan “hareket”lerden “oluşum”lardan, radikal bir kopuştur.

2. Hiçbir iktidar hedefi olmayan KAOS GL, özgürlükçü perspektifiyle, eşcinsellerin kurtuluşunun yalnız lezbiyen ve geylerin elinde olduğunu söyler.

KAOS GL bu ülkede yaratılan siyasi geleneklerden radikal kopuşunu, hareketin belirli bir hiyerarşiye dayanmaması “öncü”nün “sözcü”nün olmaması ile gerçekleştirdi.

Küçük bir grup eşcinselin 94’de İHD Ankara şubesinden çıkartılmalarından sonra KAOS Grubu adını alan KAOS GL’li eşcinseller düzenli olarak toplantılar yapmaya başladı. Gündemi; grup içi seminerler, film gösterimleri yada terapi işlevi gören sohbetlerden oluşan toplantılarımızda, toplantılarımızın işleyişini düzenlerken de KAOS GL dergisini çıkarırken de parmak demokrasisini, atölye demokrasisini hep reddettik.

İnançlı ve samimi insanların “nasıl bir araya gelebiliriz, nasıl birlikte olabiliriz?” sorusunu devamlı sormaları derginin ve toplantıların formatının düzenli olmasını sağladı.

Yolumuzda adım adım ilerledik. Derginin ilk sayısıyla son sayısını karşılaştırdığınızda, dizgiden, mizanpaja teknik olarak ne çok yol katettiğimizi görebilirsiniz.

Sadece eğlenmek için değil, ”gün ışığını da istiyoruz” şiarıyla geçen yıl düzenlediğimiz pikniğe bir minibüs geyle gitmiştik, dünkü pikniğimizde 2 büyük otobüste bir sürü insan ayakta kaldı.

Toplumsal Araştırmalar Vakfı’nın, tiyatro festivali organizasyonu yüzünden vakıf merkezinde toplanamaz olduk. Sivil Toplum Örgütleriyle, Meslek Kuruluşlarıyla iletişim kurmayı denedik. Ama geçişime izin vermeyen cemaat anlayışları, bu kurumların mekanlarından, bir sivil toplum örgütü olarak bizim de faydalanmamızı engelledi.

Hayallerimiz hiç bitmedi. Bugün Türkiyeli Eşcinsellerin 2. buluşmasını gerçekleştirirken, kendimize ait bir kültür merkezinin, bir mekanın hayalini kuruyoruz. Şimdiye kadar bir şey isterken, inisiyatifimiz dışındaki koşulların engellenebileceğini de düşünmemiz sayesinde, kurduğumuz hayallerin realitede karşılığını bulabildik.

Yaklaşık 20 yıldır bu ülkede insanlar güçler dengesini göz önünde bulundurarak hareket ediyor. Sahip oldukları cemaat olgusuyla kendileri söyleyip kendileri dinleyen, geçişime izin vermeyen bütün bu kurumlar, bir gün gelecek bizi davet edecekler, kendi etkinliklerinde yararlanmak için bizden mekan isteyecekler.

KAOS Grubu bugüne kadar düzenlediği, katıldığı tüm etkinliklerde beraber olmanın, birlikte hareket etmenin önemine vurgu yaparak, kendini anlattı, ön yargıları anlattı, yeni bir toplumsal hareket olarak Eşcinsel Hareketi anlattı.

İletişim kurmayı hep önemsedik. Örneğin Lambda İstanbul ile çok iyi bir iletişimimizin olması Türkiye Eşcinsel Hareketi için çok sevindiricidir. Bundan sonra yapmamız gereken: bu noktaya gelen ilişkilerimizi “nasıl yan yana durabiliriz, birlikte neler yapabiliriz” sorularıyla geleceğe evriltmektir.

*-*

ALTI ÜSTÜ RİSK

BaharAnkara'da uygulanan Risk Belirleme Anketi değerlendirmesi

BaharAnkara'da birçok yerden gelen yüzü aşkın eşcinselin biraraya geleceğini düşünerek, cinsel yolla bulaşan hastalıklar açısından riskli davranışları ele alan ve bu konularda genel durumla ilgili bilgi verebileceğini umduğum bir anket hazırladım. Anketi hazırlarken daha önce internette kendime uyguladığım bazı testlerden de faydalandım. Anket son bir gün içerisinde hazırlandı, ben hiç tecrübeli değildim filan gibi mazeretlerden dolayı sorularda azımsanamayacak hata ve eksikler var (ki bunu da bana uygularken arkadaşlar hatırlattı). Uygularken çok bir sorun yaşamadık (sadece ben dört tükenmez kalem kaybettim). Büyük çoğunluğun Cuma günkü 'Coming Out Atölye Çalışması'nda doldurduğu bilgi formunu, sonradan gelenler de ertesi gün pikniğe giderken doldurdular.

Sonuçları değerlendirip Pazar günkü toplantıda sundum (evet, bara gittikten sonraki sabah erken kalkıp akşama kadar onları değerlendirdim). Tabi ki değerlendirme konusunda tecrübeli değilim. Bu yüzden istatistik bilgisi olanların da affına sığınarak sonuçları şöyle toparlayabildim:

Toplam 97 kişi katılmış. Bunların 61'i homoseksüel erkek, 9'u homoseksüel kadın, 15'i biseksüel erkek, 2'si biseksüel kadın, 4'ü heteroseksüel, 4'ü belirtmemiş, 1'i de transseksüel (dikkat dikkat! ben şıklara bunu yazmayı unutmuşum!). Katılanların %75'i 20-29 yaşları arasında.

Formu dolduranlardan önemli bir çoğunluğun son yıl içindeki cinsel birlikteliği olan eş sayısı 2-5 arasında. Hayat boyu eş sayısı %30'unun 11-50 arası. Partner sayısı arttıkça AIDS ve diğer cinsel yolla bulaşan hastalıklar açısından risk artar. (Sadece merak edenler için: geçen yıl 51'in üzerinde eşi olan 6, hayatı boyunca 1000'in üzerinde eşi olan 6 kişi var.) Geçen yıl içinde para karşılığı seks yapan 9 kişiden sadece 3'ü hep korunmuş. Birisiyle yatarken, onun daha önce yatmış olduğu kişiler de aslında yataktadır; ama zevk vermektense hastalık taşımayı tercih ederler.

Birlikte oldukları kişilerle tanışma yeri olarak barlar birinci sırada. Bunu arkadaş aracılığıyla tanışma, eşcinsel grup ve sinema takip ediyor. (Eşcinsel grubun bu kadar yüksek olması formun buluşmadakilerce doldurulmasından kaynaklanıyor olabilir.) Homoseksüel kadınlarda arkadaş aracılığı bardan daha önce geliyor.

Bir yıl içinde hiç tanımadığı birisiyle birlikte olma %62. Homoseksüel erkeklerde %77, homoseksüel kadınlarda %30, biseksüellerde %58. Tek eşlilik riski belirgin bir şekilde azaltır. (Tabi eşlerin birbirine sadık kaldığı uzun süreli bir ilişki olarak tanımlanırsa. Biriyle üç, diğeriyle beş ay yaşanıp eşini hiç aldatmamış olmak tek eşlilik değildir.) Her kiminle yatılıyorsa yatılsın kondom kullanılması gerekir, özellikle hiç tanımadıklarınızın nasıl bir cinsel yaşamları olduğunu bilemezsiniz.

Genelde arada sırada içip sarhoş olmama ile arada sırada içip bazen sarhoş olma en sık görülüyorlar ve birbirlerine eşit sıklıktalar. İçmiş olmak korunmayı güçleştirebilir. Damar yolu ile alınan uyuşturucu ise sadece iki kişi tarafından denenmiş, AIDS riski açısından önemli olan enjektörü paylaşmamak.

Katılımcıların %60 kadarı hiç HIV/AIDS için test olmamış. En sık tercih edilen test merkezi özel/resmi hastane/poliklinik/laboratuvar. Belli bir sıklıkla test olmanın koruyucu bir etkisi yok, ama korunmadığımız ilişkilerden sonra test olmak herşeyi netleştirir, eğer hastalık tespit edilirse erken takip ve tedavi mümkün olur. Test bir kerede hasta olduğumuzu göstermez, doğrulama testleri yapılması gerekir. Her yataklı devlet hastanesinde test yaptırılabilir. Eczanelerde satılan testleri tavsiye etmiyoruz (Dünya'da sadece Türkiye'de böyle yanlış bir uygulama var). Kan bağışlayarak eğer virüs bulunursa bana haber verirler diye düşünmek yanlış: test edip etmemiş olduklarından, eğer birşey bulurlarsa sizinle birlikte medyaya da söylemeyeceklerinden emin olamazsınız. En sağlıklısı testi danışmanlık hizmeti ile birlikte almak, bunun için de danışmanlık hizmeti veren yerlere başvurabilirsiniz. Hem bilgilendirilirsiniz, hem de gerektiğinde isminiz saklı kalır.

Sıklık sırasıyla geçirilmiş/geçirilmekte olan cinsel yolla bulaşan hastalıklar şöyle: bit, mantar, belsoğukluğu, uyuz. Bu hastalıklarla ilgili bilgi önümüzdeki sayılarda yayınlanacak. Cinsel organlardan akıntı belsoğukluğu belirtisidir, akıntı geçirip de belsoğukluğunu işaretlememiş olanlara bilhassa duyurulur. Cinsel organlar üzerinde veya çevresinde her türlü yara da frengi belirtisi olabilir. Herhangi bir belirti görüldüğünde mutlaka doktora başvurulup, gerekirse tedavi olunmalıdır.

%77 Hepatit B aşısı yaptırmamış. Her yenidoğana artık aşı yapılıyor. Ama acil önlem olarak cinsel yaşantısı olan herkesin Hepatit B'ye karşı aşılanması gerekiyor. Aşı üç kez yapılıyor. Bazı sigorta kuruluşları masrafı karşılıyor. Olmazsa da çok pahalı değil. (Türkiye'de her on kişiden biri Hepatit B taşıyıcısıdır.)

Mastürbasyondan sonra en sık cinsel edim korunmadan oral ilişki (%60). Oral ilişkide ağzına boşalınma ise %25. Oral ilişkide prezervatif kullanılması tavsiye edilir, çünkü anal ilişkiden daha az olsa da hastalık bulaşma riski vardır. Gene de kullanılmayacaksa, ağıza boşalınmaması, ilişki önce ve sonrasında dişlerin fırçalanmaması, ağızda kanama, cinsel organda yara ya da kanama varken ilişkiye girilmemesi riski belirgin biçimde azaltır. Oral ilişkiyi korunarak/korunmadan anal ilişki izliyor. Korunan ve korunmayanların sayısı eşit. İçine alma ve içine girme de aynı sayıda. Homoseksüel erkeklerin sadece yarısı anal ilişkiye girmiş. Anal ilişki en yüksek risk taşıyan ilişki biçimi, mutlaka prezervatif kullanılmalı. %24 oranında yapılan anüsü dille uyarma AIDS açısından değilse de diğer hastalıklar açısından risklidir, yapılmamasını tavsiye ederim.

Cinsel ilişki sırasında korunmuyorum, risk altında değilim diyen 3 kişi var (cinsel ilişkiye giren herkes değişen oranlarda risk altındadır aslında). Hiç korunmadığını söyleyenlerin oranı %18. Her eşiyle her ilişkisinde korunanların oranıysa %25. Sadece bazı eşleriyle birlikte olurken korunanlar %24. AIDS ve Hepatit yıllar boyunca belirti vermeden taşınabildikleri için kişinin dış görünüşüne, mesleğine, nerede tanışıldığına ve yaşına bakılmaksızın herkesle korunmak gerekir. Eşleriyle bazen korunup bazen korunmayanlarsa %20. Kondomun koruyuculuğu her ilişkide ve doğru kullanılmasına bağlıdır.

Formu dolduranların hemen hemen hiçbiri AIDS veya diğer cinsel yolla bulaşan hastalık geçiren birisiyle birlikte olmamış. (En azından formları dolduranlar böyle zannediyor, çünkü bu grupta cinsel yolla bulaşan hastalık geçirmiş onca kişi varken, nasıl olur da birlikte oldukları kişiler de hiç birşey olmaz?) Cinsel yolla bulaşan hastalık belirtileri olan birisiyle tedavisi tamamlanıncaya kadar (yani belirtilerin ortadan kalkması yeterli değil) yatmamak gerekir. Yakın zamanlarda birlikte olunmuş eşlerin de doktora gitmeleri için uyarılmaları gerekiyor.

HIV/AIDS hastası tanıyor musunuz sorusuna yanıt olarak tanıdığını söyleyenler %12, bahsedildiğini duydum diyenler %14. Bu sorudaki hata da bu Türkiyeli hastaların sorulduğunu belirtmemesiydi. 1998 sonu Sağlık Bakanlığı rakamlarına göre hastalardan 79'u eşcinsel (tabi eşcinsel olanların asıl çoğunluğunun bunu söylememeyi tercih etmiş olacağını biliyoruz.).

Prezervatif kullanmamanın en popüler sebebi hissetmeyi engellemesi (%22). Bu genellikle sadece bir önyargı. Eskiye göre kondomlar çok daha hassas. Hissetmeyi arttırmak için takmadan önce kondomun içine de sadece birkaç damla olmak üzere kayganlaştırıcı sürülebilir (abartmamak gerekiyor ama). Bundan sonra en sık kullanmama sebebi ilişkiye ara verip takmanın zor gelmesi (%15). Bunu çözmenin tek yolu kondomu sevişmenin bir parçası haline getirmek. Yani eşlerden birinin diğerinin kondomunu takması gibi (herhalde heyecanı azaltmak yerine arttırabilecek birşey bile olabilir). Önemli bir nokta da kondomun kolay ulaşılabilir bir yerde olması; sevişmeyi bırakıp dolabın en dibinden, defalarca sarılmış, gizlenmiş bir kondomu çıkartmak, haklı olarak ortada heyecan filan bırakmaz. Zaten eğer evde yapılmıyorsa yanımızda taşıyor olmamız en iyisi (her saatte eczane ya da süpermarket bulamayabiliriz). Eşleri ikna etmekte zorlanan ya da eşinin ona güvenmediğini zannetmesinden çekinenlere ise önerim eşleriyle bu konuyu mümkünse başka bir zaman tartışarak halletmeleri. Eğer herşey aniden gelişiyorsa da kondom kullanılması için ısrar ederek kurtulacağınız hastalıklar, nedense kullanmamakta ısrar eden bir eşten daha önemlidir (yani gerektiğinde hayır demeyi öğrenmemiz gerekiyor). Kondom kullanmanın güvensizlikle ilgili olmadığını, onu sevdiğiniz için onu korumaya çalıştığınızı, ya da güveninizi ispat etmek için ikinizi de riske atamayacağınızı söylemenizin faydası olabilir.

Kayganlaştırıcı mutlaka su bazlı olmalıdır. K-Y gelly, Gleitgelen sırf kayganlaştırıcı olarak üretilmiş, su bazlı kremlerdir. Birincisi Türkiye'de yok, dışardan getirtiliyor (gene de en çok kullanılan kayganlaştırıcı o: %20). Gerçi bazı eczanelerde bulunabildiği söylendi, araştırmak gerekiyor. Gleitgelen ise İstanbul, Ankara’da sadece bazı eczanelerde bulunabiliyor (%12). Biz kayganlaştırıcı olarak gliserin öneriyoruz. Bu hemen her eczanede bulunan, satın alırken utanılmayacak, ucuz bir kayganlaştırıcı. Bunların dışında kullanılan vazelin, bebeyağı, güneş kremi gibi şeyler yağ bazlı olduklarından kondomun güvenilirliğini ortadan kaldırıyorlar. (%17 vazelin, %23 kozmetik krem kullanılıyormuş; kozmetik krem kullanılacaksa içinde yağ mı su mu olduğuna bakmak gerekiyor). Tükrük kullanan arkadaşlar da aslında doğru yapıyorlar ama ne kadar pratik olduğunu bilemeyeceğim.

Eeee…Yani?

Şimdi bu soruşturmanın sonuçlarını izninizle yorumlayacak olursam: Durum vahim. Ama henüz geç kalmış değiliz (üstelik beni biraz şaşırtan bir %18-20 bu konularda bayağı dikkatli). Biz sapır sapır hastalıktan dökülmeye başlamadan bilinçli davranırsak beladan yırtarız gibi geliyor. Batı'da eşcinsellerin bunu öğrenmesi için neredeyse bir kuşağın tümden AIDS ile silinip gitmesi gerekmiş, biz bunu beklemeyiz herhalde?

(Bu anketin sonuçları doğrultusunda hem bazı hastalıklar hem de korunma yöntemleri ile ilgili dergide yazılar yayınlanacak. Ama merak ettiğiniz ve yazılmasını istediğiniz bir konu varsa bunu dergiye yazarsanız yol gösterici olabilir. Teşekkürler)

 

BaharANKARA güncesi

 

Uğur ALPER / İstanbul

22 Nisan Perşembe 22:00: Haydarpaşa Garı'nda ufak çaplı da olsa bir hareket var. Koşuşturan insanların arasında tamamı erkeklerden oluşan bir grup dikkat çekiyor. İşte o dikkat çeken grup bizdik. Lambda İstanbul'dan on eşcinsel erkek 23 Nisan Çocuk Bayramı'nı kutlamak üzere Ankara'ya hareket etmek üzere olan Anadolu Ekspresi'ne bindik.

23 Nisan Cuma 01:00: Trende tüm dikkatleri üzerimize çekmek uzun zaman almamıştı. Başka vagonlardan insanlar üşenmeden bizi görmeye gelip "bakın burada ibneler var" türünden cümleler kuruyorlardı. Bu ilgi bizi memnun etti ve her geçene gülümsemeyle karşılık verdik. Hatta bazı arkadaşlarımız işi genç delikanlıları kompartımanımızda misafir etmeye kadar götürdü. Bu arada Çocuk Bayramı çoktan başlamıştı.

23 Nisan Cuma 07:15: Ankara Garı'na indiğimizde ellerinde bayraklarla TRT çocuk korosunu beklerken Kaos'tan Atilla'yı karizmatik güneş gözlüğü ve kıyafetleriyle karşımızda gördük. Hemen boynuna atılıp tanıdık bir yüz görmenin mutluluğuyla yakınlaştım. Sonra "toplum henüz buna hazır değil" diyerek geri çekildim. Atilla kusursuz bir rehber olarak hepimizi dağıtım merkezi diyebileceğimiz Kızılay'da bir muhallebiciye götürdü.

23 Nisan Cuma 8:30: Dağıtım ve ayarlama işleri muhallebici romantizmi yaşamaya çalışan birkaç hetero çiftin arasında halledildi. Bu arada Lambda ve Kaos elemanları tanıştılar, kaynaştılar. Misafirler ve ev sahipleri olarak eşleştik ve dinlenmek üzere evlere dağıldık. Ben ve Öner çok az tanımamıza rağmen hakkında çok şey duyduğumuz Atilla'ya gittik.

23 Nisan Cuma. 9:00: Atilla'nın evi bir eşcinsel sığınma eviydi. Biz de oraya sığındık. Adını vermezsem ölürüm, Akif'in hazırladığı kahvaltı bizi Ankara'ya karşı daha sıcak hissettirdi. Akif zaten kusursuz bir aşçı ve ev erkeğiydi. BaharAnkara'nın geri kalan günlerinde sürekli İstanbullu geylerden evlenme teklifi aldı. Valla sevgilisi izin verse alıp İstanbul'a getirecektik.

23 Nisan Cuma 13:00: Saat 15:00'deki toplantıya dinç gidebilmek için uyumamız gerekiyordu. Ama biz uyuyarak vakit kaybetmedik ve birbirimizi tanımaya devam ettik. Atilla'nın evine zaten sürekli tanıyacak yeni birileri geliyordu. Atilla hakkındaki hayallerimiz sevgilisi olduğunu duyana kadar sürdü. Ama bu sefer sevgilisi gelince onu da beğendik ve hayallerimizin boyutunu değiştirdik, onu da dahil ettik.

23 Nisan Cuma 15:15: Tabii ki Coming Out Workshop'ına (workshop kaçınılmaz olarak tartışma toplantısına dönüştü) biraz geç gittik. BaharAnkara boyunca bu böyle oldu zaten, hep geciktik. Toplantı Kabare Sanat Merkezi adında, diskotek tadında bir mekandaydı. Bir an kendimi coming out toplantısında değil de, dans yarışmasında hissettim. Rahatlama açısından bu fikir iyiydi. Ali (sakallı olan) sosyo-ekonomik, sosyo-kültürel ve sosyo-seksüel bir açılış konuşması yaptı. Ali'den de en az Atilla kadar etkilendik. Toplantıda söz alıp konuşan herkesten, daha doğrusu çoğunluktan çok güzel fikirler dökülüyordu ve herkes birbirini anlamak için çaba sarf ediyordu. Bu geyler arasında pek sık rastlanan bir şey değildi. İnsanlar arasında karşılıklı fikir teatisi şeklinde gelişen bu başlangıç toplantısı, BaharAnkara'nın geri kalanı için çok güçlü umut sinyalleri veriyordu.

23 Nisan Cuma 21:00: Atilla'nın evinde, yani evimizdeyiz. Yemek yiyip yatacağız. Ertesi gün erkenden uyanıp pikniğe yetişmek zorundayız.

24 Nisan Cumartesi 03:00: Daha yeni yatabiliyoruz. Ev o kadar şenlikli ki kimsenin canı uyumak istemiyor. Zaten o kadar kişi nasıl yatay vaziyette o eve sığabilirdi ki. Neyse, bir şekilde sığdık ve yattık. Henüz Atilla ve sevgilisiyle ilgili fantezilerimizi gerçekleştirememiştik.

24 Nisan Cumartesi 07:30: Kalktık. Ama tam uyanıp uyanmadığımızdan emin değildik. Akif'in insanüstü çabalarıyla ve geylerin vazgeçemediği kadın Begüm'ün yardımlarıyla hazırlanan piknik yemekleri ve içecekler paketlendi. Büyükçe bir grup olarak yola çıkıldı. Ve tabii ki otobüse geç kalındı. Çok şükür tek geç kalan biz değildik. İstanbul'dan gelen lezbiyen grup (buna o gün için Yeşim de dahildi, o da İstanbul'dan geliyordu) gecikmişti. Bu arada Lambda'dan 6 kişi daha aramıza katılmıştı.

24 Nisan Cumartesi 8:45: Otobüsler anca hareket etti. Daha sonra öğrendik ki 111 kişiymişiz. Adana'dan, İzmir'den, Edirne'den ve Kayseri'den dünya tatlısı insanlar vardı. Otobüste kaynaştık. Kaynaşma işi çok hoşumuza gitmişti.

24 Nisan Cumartesi 12:00: Işık Dağı'na anca vardık ama kimsenin bu gecikmeden şikayeti yoktu. Sanki dağda otobüste eğleneceğimizden fazla mı eğlenecektik. Atilla bizim otobüsümüzü organize ediyordu, bunda da çok başarılıydı. Ona olan hayranlığımız katlanarak artıyordu.

25 Nisan Cumartesi 18:00: Lambda'dan esmer güzeli, yakışıklı arkadaşımız Bora'nın gür sesli uyarısıyla, yağmur yağmadan önce toparlanmak üzere koşuşturduk. O saate kadar çok iyi vakit geçirmiştik. Ben insanları o güzel doğanın içinde yatırıp kişilik tahlilleri yaptım, hepsi eşcinsel çıktı. Kaos'un en beğendiğim elemanlarından Güneş de bize psikolojik oyunlar oynattı ama yağmur yüzünden yarıda kaldı. Bu arada ne yazık ki Güneş'in de sevgilisi vardı, hem de çok hoştu. Kimi beğensek başı bağlıydı. Daha sonra öğrendik ki son zamanlarda Ankara gey ortamında sevgili sahibi olmak çok modaymış. Darısı başımıza, "gözümüz yok" dedik biz de.

26 Nisan Cumartesi 20:00: Ankara'ya sağ salim ve mutlu bir şekilde dönmüştük. Çok kirlendiklerini hisseden arkadaşlarımız hamama gitti. Piknikte, uzaktaki ağaçların arasında en çok vakit geçiren arkadaşların hamama gitmekte sabırsızlandıkları hiç de gözden kaçmadı. Biz ev ahalisi olarak bir fireyle hamama gitmeden eve geldik. Atilla bize evde kese yapmaya söz vermişti.

26 Nisan Cumartesi 24:00: Atilla'nın sevgilisi ona kese konusunda izin vermeyince başımızın çaresine baktık. Temiz ve pak bir şekilde gündüz tarifesi açtıracak bir taksi bulmak umuduyla kendimizi sokağa attık. Ankara'nın güzide gey barı Graffiti'ye ulaştık. Halk arasında "Graf" diye bilinen bu mekanda da eşcinsel eğilimli arkadaşlarla kaynaştık. Toplantılara katılan herkes oradaydı. Koskoca bir aile gibiydik. Birtakım arkadaşlarımızın bu aileye çocuk kazandırma isteğiyle denemelerde bulunduğunu gördük ve onlara bazı biyolojik gerçeklerden söz etmek zorunda kaldık. Bu arada Atilla altın sarısı gömleğiyle organizasyonun aksamaması için canla başla dans ediyor, balkona bile çıkıp enerjisini bizimle paylaşıyordu. Atilla'ya karşı hayranlık duygularımız artık ifade edilemeyecek boyutlara gelmişti.

27 Nisan Pazar 05:00: Graf'dan ayrılıp eve geldik. Akif bize yataklarımızı hazırlamıştı. Uzun, yorucu ama eğlenceli bir gecenin ardından ilk kez evimizde o kadar kısa sürede yatmaya hazırlandık. Eve dönüşte sayımızın arttığını fark ettik. Galiba birileri bizle gelmişti. Yatak sorununu halletmek için bizle gelen arkadaşları yataklarımıza paylaştırdık. Zorlu ve sıkıntılı olsa da sığmayı başardık. Bu konuda ise en rahatsız olan Öner'di çünkü daha o gece tanıştığı bir yabancıyla aynı yatakta yatmak zorunda kalmıştı.

27 Nisan Pazar 14:00: Uyandığımızda bir önceki geceye dair hiçbir şey hatırlamıyorduk. Kim bilir başımıza neler gelmişti. Ama kesin mutlu bir şey gelmişti çünkü trenden indiğimizden beri dudaklarımızdan eksik olmayan gülümseme daha da büyümüştü.

27 Nisan Pazar 16:00: Güzel evimize Güneş güneş gibi doğdu, nurlu ışığıyla bizi aydınlattı. Bilgeliğin verdiği ağırbaşlılıkla bizi selamladı. Sırayla hepimiz önünde eğildik. Sonra ev ahalisine piknikte yarım kalan psikodrama oyunları oynattı. Güneş'in Kaosçulardan bir grup kurup psikodrama yaptırması gerektiğini düşündük. Herkesin kişisel gelişimi için çok yararlı olabilir. Mutlu birer eşcinsel olmanın yolu Güneş'n terapilerinden geçiyor sevgili Ankaralılar.

27 Nisan Pazar 19:00: Sunumların yapılacağı mekana geldik. Herkesin göğsüne ismi ve nereden geldiği yazan kağıtlar iğnelendi. Ama biz zaten çoktan birbirimizi tanımıştık. Kaynaşa kaynaşa bir hal olmuştuk.

27 Nisan Pazar 20:00: Yemeklerin ve alkollü içkilerin havasına kendimizi kaptırmıştık. Tam birkaçımız masalara çıkıp oynamak üzereydik ki. Ali tekrar sosyo-ekonomik, sosyo-kültürel bir konuşma yaptı. Utandık ve sustuk. Zaten bir yandan da sunumlar devam ediyordu. Yapılan sunumlarda birkaç Kaosçunun "ya biz bunları zaten aylardır konuşuyoruz" dediğini duymama rağmen özellikle "eşcinsel öğrenci ağı" ve "liselerde eşcinsellik" konulu sunumları tüm dikkatimle dinledim. Liseyle ilgili sunumda "Liseli çıtırlar nasıl tavlanır, İstanbul'daki en yakışıklı çocukların olduğu liseler" gibi yararlı bilgiler almayı bekliyordum. Bunları öğrenemedim ama en azından bir fikir edindim.

27 Nisan Pazar 22:00: Yeşim'in sunumu ortalığı hareketlendirdi. Yeşim enejisiyle herkesi büyüledi ve sempatikliğiyle sevgisini kazandı. Onu zaten çok seviyorduk, daha bir kendimize yakın hissettik. Ona "anne" demek istedik. Sonuçta Yeşim'le de kaynaşmıştık. O ve birkaç lezbiyen arkadaşımız, dışarıdan bakıldığında birbirine çok yakın gibi gözükmeyen geyler ve lezbiyenler arasında bir köprü oldular ve bizi birbirimize yakınlaştırdılar. Bu arada, unutmadan, Atilla her zamanki gibi çok yakışıklıydı. Kerem'in "Cinsel Yolla Bulaşan Hastalıklar" sunumu ise yemeğin üzerine çok iyi gitti. Biz slayt makinesini görünce, eğlenceli şeyler izleyeceğimizi sandık ama yaşamın acı gerçekleriyle karşılaştık. Kerem'in BaharAnkara'nın başından beri yaptığı anketlerin sonucu ise bence vahimdi. Ben geylerin daha bilinçli olduğunu sanıyordum. Zaten anketin sonucu herhalde Kaos'ta da yayınlanır.

27 Nisan Pazar 23:00: Toplantı bitti ama kimse ayrılmak istemiyordu. Saat 1:00'de otobüsü olan bizler otobüsü kaçırma planları yapıyorduk. Lambda'dan arkadaşımız Öner ise geceyi parkta geçirmek istiyordu. Atilla yüce duyarlılığıyla Öner'in hamam ve barı hallettiğini, bir de parkın tadına vararak üçgeni tamamlamak istediğini çözümledi. Ama bir de eksik kalan sinema vardı bence. İnşallah bir dahaki Ankara seferine D'önercim.

28 Nisan Pazartesi 00:15: Yedi İstanbullu ve onları uğurlamak üzere orada bulunan 15 Ankaralı'nın oluşturduğu eşcinsel kalabalık Metro otobüs şirketinin önünde duygusal zamanlar geçiriyorduk. Üç harika günün sonuna gelmiştik ve gideceğimize hala inanamıyorduk. O güzel insanlarla sanki 40 yıldır dosttuk. Atilla'ya hatta 50-60 yıldır dosttuk. Herkesle tek tek sarıldık. Ben beğendiklerime ikişer kere sarıldım, hatta çok yakından "kaynaştım". Servis minibüsüne bindiğimizde Kadir bizi küfrederek uğurladı. Bu onun bize çok değer verdiğinin işaretiydi. Gözlerimiz bu davranışı karşısında dolu dolu oldu... Bunun orada kalmayacağını, bitmeyeceğini biliyorduk. Bir yarımız Ankara'da kalmıştı ama çok şükür telefon, e-mail gibi teknoloji destekleri vardı. Otobüs hareket ederken son bir kez Ankara'ya bakmak istedim. O hiç hoşlanmadığım şehir şimdi içindeki insanlar sayesinde bir şehirden çok daha fazlasını ifade eder olmuştu. Yaşadığım bu harika şeylerin eşcinsel olmanın bir nimeti olduğunu düşündüm. İyi ki geyim, iyi ki Ankara'ya gittim.

ÖNER / İstanbul

Sevgili arkadaşlar, Uğur'un benden önce davranıp e-mail atması benim için bir şanssızlık, adam İngiliz edebiyatı okumuş, kesin Shekspir'in en az bilinen eserlerinden arak yapmıştır, ruhumuz bile duymamıştır!

Neyse, ben çok uykusuzum ama kısıtlı vaktimizi uyumakla harcayamazdık, değil mi? Hiç pişman değilim. Bütün gün arkadaşlarıma, büyülü Ankara gezisini yazdım e-maillerimde. Güneş, büyülü istekler dükkânını şimdi yapsan, ne isteyeceğimi biliyorum, Ankara'da sonsuz bir haftasonu! Ben durumu, her ne kadar bu yaz orada olmamış olsam da, duyduğum kadarıyla, Amsterdam Gay Games'in ufak bir modeli diye özetliyorum. Bunu etkinlikler anlamında değil (ki o anlamda da belki ufak bir modeli sayılabilir), daha çok duygu anlamında söylüyorum. Bir arkadaşıma yazarken de, ortasında, aslında oradaki atmosferi ve duygu yoğunluğunu dile getirmede sözlerin çok yetersiz, hatta ilgisiz kaldığını farkettim, çünkü ben olayları yazıyordum sırayla ve bu da çok birşey ifade etmiyor. Oradaki ruh hâlimizi, o sıcaklığı ve yakınlığı, o kaynaşmayı, güven duygusunu, korkusuzluğu, vs. orada olmayan bir insana anlatmam çok zor ama sizler beni anlıyorsunuz. Bence tüm bu olayın önemi de burada saklıydı. Tabii ki toplantılar, etkinlikler de hem öğretici hem de eğlenceli oldu ama bunlar sanki bizi birbirimize yaklaştırmada bir araçtı sanki. Yani bazen teorik olarak saatlerce, ya da sayfalarca tek başımıza yanıt aradığımız sorunları çözmede bize bir ipucu, hatta bir başlangıçtı. Şimdi bir kez tadını alınca, insan hep sürsün istiyor. Daha doyamamıştık ki birbirimize! O yüzden, bulduğumuz her fırsatta birbirimizi arayacağız, Ankara'ya gideceğiz, İstanbul'a geleceğiz, workshop'lar yapacağız, Olimpos'a gidip çifte büyü yaşayacağız. Kendimi o kadar rahatlamış ve farklı hissediyorum ki! Uğur'un İstanbul'da aldığı workshop konusunda yaptığı gibi (hani şu doğa manzarası meselesini öğrendiği yer!) abartıp, B.Ö., B.S. (Baharankara'dan önce, Baharankara'dan sonra) diyecek değilim, ama yine de en azından farklı, daha umutlu, daha cesur ve kararlı, daha iyimser ve güleryüzlü bir ruh hali içindeyim ve bugün öğle yemeğinde, bir yıldan fazladır birlikte çalıştığım, evli ve heteroseksüel (galiba) bir erkek arkadaşımla yemek yerken, haftasonu Ankara'da ne yaptığımı sorunca, gayet sakin (tabii biraz öncesinden planlamıştım) "Türkiyeli eşcinsellerin buluşmasına gittim, üç günlük bir etkinlikti ve harikaydi" dedim. Belki bunu aşırı bir rahatlık ve vurdumduymazlık içinde söylemedim, ama bu benim için çok cesur bir adımdı, ilk defa iş ortamımla uzaktan yakından ilgili birine açıldım ve daha önce hiç yapamayıp da Ankara'dan döndüğün gün yapmam tesadüf değil. Giderek şu coming-out işine bulduğumuz bahanelerin işleyiş surecini daha iyi kavrıyorum ve Baharankara bu yönde bir itici güç oldu, bunu hepimize borçluyum. Ha, işin daha ilginci, arkadaşımın tepkisi: "Ha, evet, o buluşmayı duymuştum." Tabii ben biraz gergin olduğum için, "Aa, sahi mi, nerden duymuştun?" diyemedim ama bir ara diyeceğim. Sizce de ilginç değil mi? Neyse, aslında saatlerce yazabilirim ama nasılsa yakında İstanbul'da görüşeceğiz. 19-23 Mayıs bir fırsat olabilir mi? Benim evimde üç kişilik daha yer var ama sizin için yer yataklarıyla falan çok daha fazlaya çıkabilir bu sayı, yeter ki gelin! Sizleri çok seviyorum.

 

KAANGİR / İstanbul

22 Nisan “Günlük”

“Evde duramadım saat 15:40 ve ben Kadıköy vapurundayım.

İçimde inanılmaz bir sevinç ve bu sevincin getirdiği coşkulu bir heyecan var. Benim gibi benden, ben olan insanlarla inanılmaz olacağına inandığım üç gün geçiricem. Yanında kalacağım insanları, insanı çok merak ediyorum…

Can dostum Kadir’le Tuzla’da vedalaştım. Şimdi Haydarpaşa’ya dönüyorum…”

Heyecanımı anlamanız için günlüğümden kısa bir alıntı yaptım. Evet tam anlamıyla inanılmazdı…

Öncelikle BaharANKARA katılımcılarına sonsuz teşekkürler… Bana ve katılımcılarına böylesi güzel bir duyguyu yaşatan KAOS GL’ye, Atilla’ya, Ahmet’e, Ali Ferhat’a (Arap) ve ismini bilmediğim ama yüreklerini tanıdığım bütün katılımcılara sonsuz kez teşekkürler, hepinizi sonsuz kez muckluyorum!!!

Bu buluşmayı anlatacak kelimeler, cümleler ve tamlamaları bulmak çok zor… Literatürdeki bir kelime; sadece bir kelime tam anlamıyla olmasa da yaşananları özetleyebilir. MÜKEMMEL…

22 Nisan Perşembe saat 21:30 İSTANBULDAYIZ

Danışmanın önünde diğer katılımcılarla buluştuk. Ben, Alkan, Murat, Öner, Uğur Alper, Arif, Cenk, İbrahim, Buğra ve Yüksel’den oluşan grubumuz bizi Ankara’ya ulaştıracak trenciğimize doğru ilerledik… Dağınık kompartımanlardan bilet bulabilmiştik ama büyük bir çabayla sıkışarak da olsa iki kompartımana sığdık… Tren bir gullüm bir gullüm sormayın ayol… Herkes yerleştikten sonra av başladı… Ne avı mı? Manti avı ayol! Bazılarımız gelene geçene süzüm süzüm süzülürkene, bazılarımız birinin peşine takılıp vagonlarda seyri aleme daldılar… Ama içimizden birisi iffeti namusunu evde bırakarak gelmiş; hemen bir vagondan bir manti bulup kompartımana atmış… Olanlardan 10 dakika sonra haberimiz oldu… Topluca yan kompartımana yani Önerlerin kompartımanına gittik ve kompartımanımızın şeref ve haysiyetini kurtaralım diyerekten (kesinlikle kıskançlık yok canım…) çocuğu naşlattık… Tabi bu 10 dakikada neler oldu bilinmez… İbrahim’den aldığımız duyumlara göre trendeki son vagondan ilk vagona adımız çıkmış. Eee İbrahim, sen el alemin mantisini alırsan kompartımana adımız da çıkar canımız da ayol…

Şaka maka, trende acayip bir potansiyel vardı. Her yan cıvıl cıvıl manti anacım, ahlana vahlana Ankara’ya ulaştık.

23 Nisan Cuma, Saat 07:10 ANKARADAYIZ

Tüm gece uyumadım… Uyunur mu ayol 20 yılda ilk kez yaşıyorum böyle bir güzelliği… Neyse, uykulu gözlerle Kaos’tan gelecek arkadaşa bakınıyoruz… Ve beklenen an; adının Atilla olduğunu öğrendiğim arkadaş hepimizi öptü, tanıştık ve bizi misafir edecek arkadaşlarla buluşacağımız Akman Pastanesine gitmek için taksilere bindik.

On dakikalık bir yoldan sonra bizleri ağırlamak üzere pastaneye gelen insanlarla tanışmaya başladık. Birer ikişer, bazıları üçer olaraktan bir eve misafir edildik. Eminim her arkadaşımızı Kaosçular çok iyi ağırlamıştır ama Ahmet-Ali Ferhat bir başkaydı. Yani yaşamak lazımdı. Misafir olduğumuz sürece resmen ev bizimdi. Ne dersek o oluyor, son kararlar hep bize bırakılıyordu.Bana, Buğra’ya, Yüksel’e yabancılık çektirmeyen, birbirinden güzel iki şekeri öpüyorum sağolun… Tanıdığım için de ayrı bir sevinç duyuyorum.

Evimizde biraz dinlendikten sonra 14:30 sularında Kabare’ye gitmek üzere evden çıktık... KAOS GL’nin hazırladığı ve Kerem arkadaşımızın yönlendirdiği Coming-Out konulu Workshopa katıldık… 15:00’de başlayıp 19:00’a kadar süren toplantıda coming-out nedir- gerekli midir, ailelere coming-out yapmak gereklidir-gereksizdir gibi konularda hemen hemen herkes fikrini beyan etti. Uzun zamandır böyle hoş bir tartışma ortamı görmemiştim, büyük haz aldım.

Workshop bitiminden sonra Ali Ferhat bizleri KAOS’un toplantılarını yaptığı Sakal Cafe’ye götürdü, orada bir şeyler içtik ve eve dönme kararı almıştık ki Buğra’nın aşkı depreşti ve bir arkadaşını görmeye gitmek istedi. Ali Ferhat nasıl dilerseniz diyerekten kalktı… Ve Cinnah Caddesine geldik. Buğra bacım “biraz kalalım” dedi. Gittiğimiz yer bir restoranttı, “seni burada bırakalım” dedik. Buğra’yı orada bırakıp eve geldik… Hemen uyudum çok yorgundum. Ahmet ve Ali Ferhat sabaha kadar piknik için börek yaptılar, canlarım sağolun…

24 Nisan Cumartesi, PİKNİKTEYİZ

Sabah zar zor kalktık. İki otobüs bizi beklemiş. Hemen yerleştik yerlerimize. Işık Dağına gidilecekmiş. 2 saat kadar, sanırım zamanın tam farkına varamadım. Otobüs bir gullüm bir gullüm sormayın. Beni tanıyanlar bilirler, bir iki ibne görsem başlarım gullüme. Ayol 100 küsur ibne, rekor ayol. Ben nasıl durayım, tabi kabak çiçeği gibi açıldım. Tanıyım, tanımayayım herkesle gullüm geçiyorum… İnşallah rahatsız olmamıştır kimse. Rahatsız olanlar varsa… Bilemiyorum artıkın!!! Tabii şaka canım, herkes gullümdü piknikte…

Piknik mükemmeldi. Çocukken yaptığım ama sen kız mısın diyerekten ayıplandığım herşeyi bu sefer onur ve gururla yaptım. İp atladım, yakan top oynadım, bağırdım, çağırdım ama ben olarak yaptım tüm bunları. Cinsel kimliğimle rahatça katıldığım ilk piknikti. İlk kez bu kadar çok insanla benim gibi düşünen, seven, yaşayan insanlarla aynı havayı teneffüs edebilmenin onurunu ve mutluluğunu yaşadım.

Bu arada orada çok insan vardı, ama ben birisinden çok hoşlandım. Ona açılamadım ama… KAOS sayesinde açılıyorum. İsmi mühim değil ona bir öpücük borcum vardı hem de dudaklarından, ona bu satırlardan faiziyle ödüyorum MUCK!!! MUCK!!! MUCK!!! Ben ona TEA MAN dedim. TEA MAN seni çook çooook sevdim, oralarda iyi bak kendine MUCK!!!

Her güzel olayın bir sonu vardır. Nihayetinde piknik de bitti. Ama yeni bir güzellik vardı sırada… Hamama gidilecekti. Hamama herkes gelmedi, zaten gelseydi sığamazdık çok küçüktü hamam. İstanbul’un hamamları nerde anacım... Çük kadar yerde yıkandık pek gullüm değildi, bir iki uyuz balamoz vardı ortalıkta gezinen, rahatsız oldum… Hamamı beğenmedim, çok güzeldi demek isterdim ama hayır çok küçük, dar, koli imkansız, anca masum masum öpüşler olabilir, tabi yanımda partnerim olsaydı olurdu ama yoktu ki!!!

Hamamdan sonra evlere dağıldık. Sırada bar vardı. Ankara’da barlar az ama öz. Graffity Bar ve Blue Bar… Blue’ya gitme fırsatım olmadı ama Graffity çok hoş, kalite bir mekandı. Ve barı geyler doldurmuştu, yani İstanbul’daki gibi, köyden ineğini, davarını satıp şehre inen ayılar yoktu. Graffity’yi çok sevdim, tek olumsuzluk benim gibi genç ve güzel bir kadının kapıda dakikalarca bekletilmesiydi. İstanbul’da olmayan bir olay daha var. Düşünsenize bara gideceksiniz ve şehrin merkezinden bir servise biniyorsunuz, barın kapısında iniyorsunuz. Bardan çıkıp servisle eve dönüyorsunuz. Böyle mükemmel bir olayı gerçekleştirmeyi başaran tüm insanları kutluyorum. Bardan çıktık, tabii çok yorgunduk. Kimse durmadan dans etti. Yorgun ve bitap olarak saat 6 civarlarında eve geldik ve uyumaya başladık…

25 Nisan Pazar SON GÜN

Saat 13:00 kalktık ve son gece için kokteyle hazırlık yaptık. Ahmet’e beni sinemaya götürmesini rica ettim, orospuluğum tuttu ne yapayım? Gittim… Ayol ne hoş bir yer, lubunyalar pek gullüm, pek sıcak kanlı ama salon hetero dolu, gey aradım ama nakka, hep hetero. Ama insanlar çok rahat, İstanbul’da bu rahatlık yok. 18’e kadar sinemadaydık ama valla bir şey yapmadım. İnanmadığınızı biliyorum ama cenabım Allah biliyor ki 2 saat boyunca namusuma ve ırzıma mukayyet oldum.

Saat 19:00 gibi kokteylde olduk. Ali, Ali Ferhat, Yeşim ve ismini hatırlayamadığım arkadaşlar, lezbiyenlik, geylik ve iş hayatı, Kaosun Tarihi ve Kerem arkadaşımızın sunduğu cinsel hastalık konulu sunumları dinledik. Ve ayrılık vakti… Saat 23 gibi kokteyl bitti. Ev sahipleri konuklarını otobüslerin acentalarına kadar uğurladı.

Otobüse gitmek için servise binince bir garip oldum, olduk. Çok kısa sürdü. Ama güzel şeyler hep kısa sürmez mi, her insanı tek tek kucaklamak isterdim ama olmadı. Kendimi, insanları, şu an bu satırları okumayı başaran ve eşcinsel hareketin içinde olan her insanı seviyorum. İyi ki eşcinseliz, iyi ki ibneyiz ve iyi ki varız!!! Hepinizi öpüyorum. Sevgiler MUCK!!!!!!!!

NECATİ / Adana

Şu ana kadar dergiye hiçbir konuda yazmayı düşünmemiştim. Ama şu andan itibaren bir şeyler yazmamın gerektiğini hatta farz olduğunu anladım. En azından bir teşekkür mektubu.

Daha önce Aralık 98’de Ankara’ya gelip toplantınıza katılmıştım. Bir günlük bir Ankara gezisiydi. Pek bir şey anladığımı söyleyemem. Fakat şimdi çok daha farklı düşünüyorum. Nedeni!!

Hafta sonu oradaydım. BaharANKARA toplantısı için. Hem de iki gün üst üste. Gelecek ay 27 yaşında olacağım. Ve bu yaşıma kadar bu kadar geyi bir arada ve en önemlisi böyle uyum içinde görmemiştim. Herkes birbirine çok yakın davranıyordu.

Ankara KAOS GL grubu olarak çok güzel bir ev sahipliği yaptınız. Tebrik ediyorum.

Hayatımın en hareketli, en güzel hafta sonuydu diyebilirim. Demek istediğim şu; istenilince her şey yapılabiliyormuş. Organizasyon çok güzeldi, ev sahipliği çok güzeldi, en önemlisi dayanışma çok güzeldi.

Ve bize gösterdiniz ki, el ele verirsek herşeyin üstesinden gelebiliriz. Sizlerle sürekli olarak iletişim içinde olmaktan mutluluk duyarım. Her türlü yardıma hazır olduğumu söylemek isterim.

Tekrar KAOS GL grubuna çok teşekkür ediyor, iyi çalışmalar diliyor, sevgilerimi sunuyorum.

*-*

Yüksel / İstanbul

Ne iyi ettik de Ankara’ya geldik!

Ben ilk kez Ankara’ya gittim. Unutamadığım ve asla unutamayacağım bir şeyler var. Ankaralıların dostluğu, sevgisi, sıcaklığı herşeye değer.

Coming-Out toplantısından, muhteşem pikniğe, sonrasında hamam-bar-ortak toplantıya ve vedalaşmaya daha iyisini düşünemiyorum.

Hosted by www.Geocities.ws

1