haberler

Portekiz’de Sosyalist Parti’nin Gençlik Seksiyonu (YSP), poli-tika taktikle-ri kitabın-dan bir ör-neği daha yaşama ge-çirdi! 1997 yılının orta-larında, YSP, aynı cinsiyetten eşleri de kapsayan bir ‘Birliktelik Yasa Tasarısı’ (Partnership Bill) ha-zırladı. Bu, parlamentodaki dinci ve merkez sağ gruplarca büyük tepkiyle karşılandı. Konu, gay, lezbiyen, biseksüel ve transeksüel grupları umut-landıracak boyutlarda kamuoyunda tartışıldı. Tartışmalar sonrası, YSP farklı cinsiyetten eşlerle ilgili bir yasa tasarısı üzerinde sessizce çalışmaya başladı. Nihayet, Ocak 1999’da, eşcinsel bir-liktelikleri dışlayan bir yasa tasarısını kamuoyuna sunup sağcı gruplardan alkış koparabildi. Bu gelişme ise Portekiz’deki GLBT toplulukları çileden çıkarttı; YSP iki hafta içinde yasanın kapsamının, 1999 yaz aylarında,eşcinselleri de içerecek şekilde genişletilmesine niyetli olduklarını açıklamak zo-runda kaldı. Associacao ILGA-Portugal üyeleri bir kaç önemli siyasiyle görüştükten sonra, yasa tasarısının ilk görüşmelerinin yapıldığı 3 Mart’ta, parlamento oturumunda, milletvekillerine ‘sırtlarını döndüler’. YSP’nin yaptığı ayrımcılığın kabul edile-mez olduğunu savunan göstericiler, saygısızlıkla-rından ötürü binadan çı-kartıldılar. Dışarıda kendi-lerini bekleyen protestocu-larla birlikte medya önün-de bir süre pankart açıp slogan atan eylemciler, bir basın toplantısıyla eylem-lerine son verdiler. Gidişat YSP’nin eşcinselleri de kapsayacak değişiklikleri yaz aylarında yapacağını gösteriyor. (ILGA-Portu-gal)

*

Portekiz’de ilk kez, sen-dika temsilcileriyle, GLBT organizasyonları toplan-tılar yaptılar. Sendikaların programlarına GLBT ile ilgili konuları da dahil etmek üzere yapılan bu toplantılardan güzel haberler alınacakmış gibi geliyor. (ILGA-Portugal)

*

PSI

Uluslararası Kamu Emekçileri Sendikaları Fede-rasyonu (PSI), kendisine üye sendikalara eşcinsel üyeleriyle ilgili çalışmalar yapacak birimler kur-maları için yardımcı olmaya hazırlanıyor. Bu a-maçla aralarında ülkemizde 3 memur, 2 işçi sen-dikası da olan üyelerine bir araştırma formu yolladılar. PSI araştırma formuyla birlikte amaç-larını da bildirmiş. Soruşturma sonuçlarına göre sendikalara yardımcı/yol gösterici tasarı, kitapçık ve programlar hazırlanacaktır. Çalışmanın başlıca hedefleri:

Araştırma formunda üye sendikalardan istenen, eşcinsellikle ilgili bir politikaları olup olmadığı, bu konularda herhangi bir çalışma yapılıp yapılmadığı, bununla ilgili olarak bütçe, yayın, görevli ayrılıp ayrılmadığı, bunlar varsa nasıl ulaşılabileceği gibi bilgiler.

PSI, kamu sektöründe örgütlü, 141 ülkeden toplam 525 sendikanın üye olduğu bir federasyon. Yak-laşık 20 milyon çalışanı temsil ediyor.

Okurlarımızdan kamu sektöründe çalışan gay, lezbiyen, biseksüel memur ve işçilerin bizimle iletişime geçmelerini bekliyoruz. Özellikle 2 yıl önce sendikalara "bir grup eşcinsel kamu emekçisinin" yolladığı kamu çalışanlarının tebliğinden sonra haber alabildiğimiz sendikaların hepsinde "aaa, bizde öyle üye yok, acaba şu sendikada var mı", "bu polislerin sendikaları kötülemek için uydurdukları bir şey" gibi tepkileri hatırlandığında, Türkiye'deki sendikalardan PSI'ın istediği türde çalışmalar beklemek zor. PSI'a üye sendikalar, mecbur kalıp eşcinsel üyeleriyle ilgili bir çalışma yapmaya kalkışsalar bile bu şartlar altında eşcinsel üyelerin kendilerini açık etmesinin zor olduğunu düşünürsek, bize ulaşacak bilgilerin önemi daha da artıyor.

*

Bu metin İspanya'dan "Fundación Triángulo" ve "De Par en Par" adlı iki Gay-Lezbiyen organi-zasyon tarafından İspanya'da 1937'den 1975'e kadar ülkeyi diktatörlük politikalarıyla yöneten Ge-neralissimo Franco tarafından eşcinsellere yöne-lik baskının, şiddetin varlığının ve halen bu diktatör zamanında yapılan yasaların İspanya'da yaşayan eşcinselleri etkilemesinin ve 21. yy. eşiğindeki dünyada bu tür anti-demokratik yasaların etkisini ortadan kaldırabilmek için tüm dünya eşcin-sellerinin güçlerini birleştirmelerinin ve birlikte mü-cadele edilmesi gerektiğinin bir kanıtı olarak ka-leme alındı.

İspanya'da halen tartışma konusu olan ve bizleri de yakından ilgilendiren Franko döneminde eşcin-sellere uygulanan ayrımcılık ve şiddet politikasının sonucu olarak o dönemde gözaltına alınan eş-cinseller hakkında tutulan polis raporlarının (ve kayıtlarının) yok edilmek istenmesi bu metni ka-leme almamıza neden oldu.

Bu fişleme politikası kapsamında (anti-gay ya-saların yardımıyla) polislerin bu kayıtları yapmaları Franko'nun ölümüne kadar sürdü (1975). Fakat bu yasalardan bir kısmı 1995'e kadar varlığını sür-dürdü. Asıl sorun bu noktada başladı, tutulan polis kayıtlarının akıbeti ne olacaktı?

Bizler bu kayıtların ve dosyaların yokedilmesinin veya hasır altı edilmesinin karşısındayız. Bu dosyaların ve kayıtların, İspanya'daki eşcinsellerin yanında tüm dünya eşcinsellerinin diktatör, faşist, gerici devlet yapılarında maruz kaldıkları baskıların ve ayrımcılığın belgeleri olması sebebiyle, bizler açısından oldukça önemli olduğuna inanıyoruz.

Ayrıca Franko döneminde, yani eşcinselliğin ya-sadışı olduğu bir devirde eşcinsellere yapılan iş-kenceleri olduğu gibi, aynı zamanda bu eş-cinsellerin akıbetini de bu belgelerden öğrenebiliriz.

Bu kayıtların ve dosyaların ortaya çıkmasında u-laşılmak istenen amaçlardan birisi insan haklarının önemini vurgulamak, cinsel ayrımcılığın ulaşa-bileceği boyutları göstermek, diğeri gelecek ne-sillere bu bilinçle yön verilmesinin gerekliliğidir. Bu yüzden bütün kayıtları ve dosyaları araştırma, açıklama noktasına gelindiğinde bizler için bu durum bir dönüm noktası olacaktır.

Eşcinsellerin yaşam hakkının tanınması için bir kısım düzenlemeler yasalarda yapıldıysa da, bu kayıt ve dosyaların yokedilmesini önlemede ve tutulan kayıtların açıklanması konusunda başarılı olamadık. İspanyol yasalarına göre bu belgeler "Merkezi Arşiv"e gönderilip, gizli etiketiyle 25 yıl saklanması gerekiyor. Bu süre içinde bu belgeler açıklanamıyor. İstisna olarak kişinin ölümünden sonra bu dosyaların açıklanabileceği hükmü getirildi.

Bizler bu dosyaların açıklanmama nedenlerinden olan kişinin özel hayatına müdahale olabileceği yö-nüne katılıyoruz. Fakat açıklanmamasının asıl ne-deni olarak yapılan baskıların, işkencelerin ortaya çıkacağı korkusu olduğunu düşünüyoruz.

Diğer taraftan bu kayıtların bir kısmı saklanırken, bir kısmı emniyet kuvvetlerinin bilgisayarlarında yüklü durumdadır. Bu kişiler bu bilgilere rahatlıkla ulaşabilmektedir. Devletin "Bilgi Koruma Daire-si"nce muhafaza edilen kayıt ve dosyalara yet-kililerin yazılı izni olmadıkça ulaşamazsınız. Tabi bu yazılı izni verip vermeyecekleri de garanti değil. Ne zaman eşcinsellere uygulanan çifte standartlı politikalardan vazgeçilirse İspanya'da eşcinseller gerçek anlamda özgürleşecektir.

Bu durumun değişmesini beklemek aptallık olur kanısıyla harekete geçerek az ve öz olarak aşa-ğıdaki taleplerimizin hükümetçe sağlanmasını isti-yoruz.

1. Polisteki tüm kayıt ve dosyalar, Franko dönemini de kapsayacak şekilde, buralardan alınarak Mer-kezi Arşive gönderilmeli ve bu dosyaların 25 yıldan daha az bir süre gizli kalması sağlanıp daha sonra incelemeye açılmalıdır. Yetkili insanlar tarafından bu kayıtların yokedilmemesi garanti altına alın-malıdır.

2. Polisteki bilgisayar dosyalarında bulunan konuy-la ilgili kayıtların hepsi silinmelidir. Hükümet gü-vence vererek, fişlenmiş eşcinsellerin kaygılarını ortadan kaldırabilmek için, devlete bağlı "Kişisel Bilgi Koruma Diresi"ndeki tüm kayıtları silmeli. Bu kayıtların açıklanması için ilgili kişinin ölümünü beklemeden kendi isteğiyle açıklanmasını isteme hakkı olmalıdır.

Bu isteklerimizin olduğu gibi uygulanabilmesi ve sonuca ulaşabilmek için yaptırım gücüne ihtiya-cımız var. Asıl tehlike ise bu dosyaların bir kısmının yokedilmesi ihtimali ve buna yetkililerin göz yum-masıdır. Bu konunun unutulmamasını sağlamak, gündemde tutmak, bir dönemin gerçek yüzünü ortaya çıkaracak. Bu dönemde ceryan eden hak-sızlıkların, işkencelerin (insanlık suçlarının) tek-rarlanmasını önleyerek, temiz bir geçmiş olmadan temiz bir geleceğin de olmayacağına olan inan-cımızı tüm dünyaya hakırabileceğiz. (Çev: Bora)

*

AIDS Davasında Beraat

Fransa'da görülen AIDS'li kan skandalı davasında iddia makamı, eski başbakan ve bakanların suçsuz olduğuna kanaat getirdi. Savcı Jean François Bur-gelin, eski Başbakan Laurent Fabius ile eski sağlık ve sosyal işler bakanları Edmond Herve ve Geo-rgina Dufoix'nın "hata işlemekle" birlikte suçlu ol-madıklarını bildirdi. Savcı, 9 Şubat'tan bu yana "is-temeyerek de olsa ölüme yol açmak"tan yargılanan eski bakanların tutumlarının cezai yaptırımı ge-rektirmediğini kaydetti. Fabius ile iki eski bakan, 1985 yılında görevde bulundukları dönemde, kan bağışlarında AIDS test merkezi kurdurmadıkları için 4 binden fazla kişiye virüs bulaşmış olmasından so-rumlu tutularak yargılanıyorlardı. HIV virüsü alan-lardan 1000 kişinin öldüğü belirtiliyor. Savcının ye-terli kanıt bulunmadığı yolundaki bu değer-lendirmesi, davanın düşmesi anlamına geliyor. (26.02.1999, Evrensel)

*

Yiğit'e AIDS Tazminatı

Henüz 20 günlük bebekken Kızılay'ın verdiği kan nedeniyle AIDS'e yakalanan 2 yaşındaki Yiğit O-yal'ın ailesinin hukuk savaşı, hükmedilen 61 milyar lirayı teslim almalarıyla sona erdi. Neşe ve Nazif O-yal, "paranın tamamı çocuğumuzun tedavisinde kullanılacak" diye konuştu. Yiğit'in avukatı Mehmet Emin Keleş ise, "bu, tüm manevi tazminat dava-larında emsal olarak kullanılacaktır" dedi. (30 Mart 1999, Radikal)

*

Ortodokslar Oyun Bastı

Romanya'nın başkenti Bükreş'te, eşcinselleri konu alan bir tiyatro oyunu olaylara yol açtı. Tony Kush-ner'ın "Amerika'daki Melekler" (Angels in America) adlı oyununun sahnelendiği Nottara Tiyatrosu'na gelen Ortodoks protestocular, afiş ve posterleri yırttı. Protestocular ayrıca oyunu izlemeye gelenleri de kapıda taciz ederek girişlerini engellemeye ça-lıştı. Eşcinsel kültürü ve Juadizm'in anlatıldığı oyun, 1993 yılında Broadway'de sahnelenerek Pulitzer ödülü kazanmıştı. Oyunu Brüksel'de sahnelemek isteyen Popescu ise birkaç tiyatro tarafından geri çevrilmiş, sonunda Nottara Tiyatrosu'nca kabul edilmişti. (28.02.1999, Radikal)

*

Hinduları Kızdırdı

Hindular, ABD'de tv dizisi "Zeyna: Savaşçı Pren-ses"in, Hinduizmin kutsal tanrılarından Krişna'yı iş-leyen bölümünün yayımlanmamasını istedi. Bu bö-lümün, Krişna'yı kurgusal olarak ele aldığı ve Krişna ile Hinduizm'in kutsal kitabı Veda'dakilerin lezbiyen ilişkileri onaylar çerçevede verildiği ileri sürüldü. (26.02.1999, Radikal)

*

Hemcinsiyle Evli Siyasetçi

Danimarka'nın eski Sağlık Bakanı ve Sosyal De-mokrat Parti'nin önde gelen isimlerinden Torben Lund, bir hemcinsiyle evlendi. Lund, "Kalbimin se-sini dinledim. İnsan bir kere doğar" dedi. Dani-marka'da eşcinsel çiftler, evlatlık ve yapay döl-lenme dışında diğer çiftlerle aynı haklara sahip. (14.03.1999, Radikal)

*

Erkekler de Doğuracak

İngiltere'nin ünlü doğum uzmanlarından Lord Wins-ton'a göre karın bölgesine embriyon yerleştirilen er-kekler de doğurabilecek. Dokuz ay sonra sezar-yenle doğacak bebek, karın bölgesine plasenta içinde konacak. Fetus, iç organlardan birine bağ-lanan plasenta sayesinde beslenecek. Yöntemin en önemli riskleri ise plasentanın kanamaya neden olması ve hormon tedavisi nedeniyle göğüslerin büyümesi. (22.03.1999, Radikal)

*

Sağın Yeni Kurbanı

New York'lular bugünlerde Hillary kadar Tinky Winky'yi tartışıyor. Tele Tubbies isimli İngiliz çizgi romanı, karınlarında birer televizyon ekranı, ka-falarında anten olan dört garip mahlûkun mace-ralarını anlatıyor. Aslında üç yaşında çocuklar için düşünülmüş olan çizgi roman, dünyanın birçok ye-rinde çocuklar arasında inanılmaz popülarite ka-zandı. Fakat geçenlerde ABD'deki sağ Hıristiyan kesimden rahip Jerry Falwell, Tinky Winky isimli mor kıyafetli karakterin efemine davranışlarına ve yanında taşıdığı ufak çantaya dikkat çekerek, Tinky Winky'nin homoseksüel olduğunu ve dolayısıyla çocukların beyinlerini yıkadığını iddia ediyor. Rahip, bu karakterin kafasındaki ters üçgenin homo-seksüellik sembolü olduğunu belirterek, Winky'ye açtığı savaşı amansız biçimde sürdürüyor. Ho-moseksüel nüfusun yoğun yaşadığı yerlerde, Falwell fena kaybediyor. Tinky Winky bir anda homoseksüellerin ve liberallerin sembolü oldu. Birçok dükkan, mor karakteri vitrinine yerleştirdi. Mahalledeki gözlükçü, vitrinini gözlük takan Tinky Winky'lerle doldurmakla kalmadı, aynı zamanda kocaman harflerle "Jerry, artık saklandığın yerden çık dışarı, çık dışarı" yazarak rahip Falwell'in de gizli bir homoseksüel olduğunu iddia etti. Şu aşa-mada Tinky Winky galip gelmiş gibi gözüküyor. (21.02.1999, Radikal, New York Mektubu, Aslı Aydıntaşbaş)

*

TURK-GAY 3 YAŞINDA

Bundan tam üç yıl önce, 9 Mart 1996`da Türkiyeli yirmi dolayında eşcinsel, Köln (Almanya)`da bira-raya gelerek TURK-GAY grubunu kurdu.

Geçen üç yıl içinde, her yıl Avrupa'nın en büyük Gay Pride'nın yapıldığı bu kentte araçlarıyla, Türkiyeli eşcinseller TürkGay tarafından temsil e-dildiler. Almanya Gayler Birliği SVD (yeni adıyla LSVD)`nin çatısı altında çalışmalarını sürdüren TürkGay, üç yılda TürkGay Köln (merkez Köln), TürkGay Ruhr (merkez Gelsenkirchen), TürkGay Nord (merkez Bremen) ve TürkGay Saar (merkez Saarbrucken) gruplarıyla Almanya çapında geniş-lemekte ve en ücra köyde yaşayan Türkiyeli eş-cinsellerin bile ulaşabilecekleri bir özyardım grubu olmaya çalışmakta. Bunun yanısıra Almanya için-de ve dışında (Fransa, Hollanda, İngiltere, İsviçre, Türkiye) da eşcinsel harekette yeralan gruplaşma ve derneklerle de iyi ilişkiler içinde olan TürkGay, 1998`de Amsterdam Gay Games'te on kişilik bir temsilci grupla temsil edilmişti. Eylül '98'deki İS-TANBuluşma'ya da (bir rastlantı sonucu) üç kişiyle katılan TürkGay, bu yılki BaharANKARA'ya da da-ha kalabalık bir ekiple katılmayı planlıyor.

*

ALMANYA GAYLER DERNEĞİ, ALMANYA LEZBİYENLER VE GAYLER DERNEĞİ OLDU

Kısa adıyla SVD olarak tanınan Almanya'nın en büyük eşcinsel organizasyonu Schwulenver-band in Deutschland (Almanya Gayler Derneği) 6 Mart'taki 1999 yıllık Genel Kurul Top-lantısı'nda aldığı bir kararla kapılarını kadın eşcinsellere de açan, değiştirilmiş yeni tüzüğü-nü mutlak çoğunlukla kabul ederek, LSVD, Lesben- und Schwulenverband in Deutsch-land (Almanya Lezbiyenler ve Gayler Derneği) adını aldı. Kadın üyelerin sayısının art-masıyla, lezbiyenlerin de bu dernekte söz sahibi olmaları bu değişimde etkili oldu. Bu olumlu yenilik genel olarak iyi tepkiler alıyor, ancak bu gelişmenin eski SVD'nin çalışmalarını ne derece etkileyeceği ya da değiştireceği henüz bilinmiyor.

LOLA & BILIDIKID ALMANYA`DA GÖSTERİME GİRİYOR

"Lola ve Bilidikid" adli film 11 Mart`ta vizyona giriyor. Film Şubat ayındaki Berlin Film Fes-tivali'nden eli boş döndü ama, şimdiden Al-manya'daki eşcinsel medyadan olumlu tepkiler yükselmeye başladı. Filmin öyküsü şöyle: Murat 17 yaşında, hayata aç, Berlinli bir Türk gencidir. Murat`in gizli tutkusu, cıvıl cıvıl eşcinsel barlarına takılan, geceleri belli parklarda gezen erkekleredir. Bu arzularını yaşamaya başladığında ağabeyinin şiddetli baskısıyla ve ailesinin korkunç geçmişiyle yüzyüze gelir. Bu geçmişin bir parçası da Lola'dır. Bir yalanla yaşamakla, acı dolu gerçek arasındaki seçim artık Murat'ındır.

Trajik olduğu kadar, Türk-Alman eşcinsel yeraltı dünyasına umut dolu bakan binbir Berlin gecesi masalı gibi, "Lola ve Bilidikid"i Köln ve çevre-sindekiler 10 Mart`ta, yani gösterim öncesi izleme olanağı bulabilecekler. TürkGay Köln ve Box adlı eşcinsel bir derginin ortaklığıyla gerçekleştirilecek bu gösterimden elde edilecek gelirlerin yarısı Alman AIDS Yardım Derneği'ne, diğer yarısı da TürkGay`e kalacak.

"Lola ve Bilidikid" İstanbul Film Festivali`nde gösteriminde, Türkiye`den gelecek tepkileri de merakla bekliyoruz.

LOLA VE BILIDIKID. Almanya, 1998. 91 Dk. Yön: Kutluğ Ataman.

Oyuncular: Baki Davrak, Gandi Mukli, Erdal Yıldız.

Hosted by www.Geocities.ws

1