EŞCİNSEL İŞARETLER

Uğur ALPER / İstanbul

Aşağıdaki metin “BEDEN DİLİ” adlı kitaptan alınmış bir parçadır. (Kitap Nisan ayı başında Kuraldışı Yayıncılık’tan çıkacak) Beden dili üzerine çalışmaları olan bir uzmana Amerika’nın çeşitli yerlerinden yazılmış mektuplar ve bunların cevaplarını içeren bu kitabın aşağıdaki kısmı çok ilgimi çekti ve KAOS GL okuyucularıyla paylaşmak istedim:

"Ben Amerika’nın orta batısında yaşıyorum ve eşcinselim. Başka eşcinsel erkeklerle tanışma fırsatını ancak büyük bir şehre gittiğimde bulabiliyorum. Onların beden dili oldukça açık oluyor. Yine ben kendi küçük kasabamda da benim gibi pek çok erkek olduğunu hissediyorum. Eşcinsel erkeklerin birbirlerine beden dili aracılığı ile yolladığı bazı sinyaller nelerdir?"

"Bu sinyallerden bazıları dediğiniz gibi çok açıktır ama bazıları da belli belirsizdir. Sizinki gibi küçük kasabalarda yaşayan eşcinsel erkekler cinsel konumları hakkında pek açık davranamaz. Toplum içinde hayatta kalmak için eşcinselliklerini maskelemek zorundadırlar. Bu maske onların gerçek yüzünü gizlemekte genellikle çok etkilidir.

Heteroseksüel kadın ve erkeklerde olduğu gibi eşcinsellerde de göz teması standart bir sinyaldir. Her durumda “ahlaki” bir bakış süresi vardır. Sokakta birisi ile göz göze geldiğinizde bu süre bir iki saniyeyi aşmaz. Erkeklerden biri diğerinden daha uzun süre bakarsa, bunun birkaç anlamı vardır: “Seni tanıyor muyum?”, “Dost yaratılışlıyım ve seninle tanışmak istiyorum”, “Seni daha önce gördüğüme eminim” gibi.

Bu mesajlar verildiğinde bir gülümseme ve baş sallama genellikle onaylayıcı anlam taşır. Gülümseme ve baş sallama yoksa ve göz teması sürdürülüyorsa anlam tümüyle değişir. Bu, “sen yabancısın” “sende bir gariplik buluyorum” ya da “sana cinsel ilgi duyuyorum” olabilir.

İki eşcinsel erkek arasında aşırı uzun göz teması en yaygın olarak kullanılan sinyallerdendir. Bunu takip eden sinyal ise birbirlerini geçtikten sonra arkaya dönüp tekrar bakmaktır. Bundan sonrası ise herhangi bir heteroseksüel tanışma biçiminde gelişir.

Eşcinsellerin birbirlerini tanımasına yarayan bazı başka net sinyaller de vardır. Örneğin kırmızı bir kravat yıllardır bir eşcinselin kendini tanıtma biçimi olarak kullanıldı. Kuşkusuz her kırmızı kravat takan erkek eşcinsel değildir ama yine de bir başlangıç noktası olarak işe yarar.

Günümüzde aynı netlikte sinyaller var ama bunlar halkın geneli tarafından daha az biliniyor. Tek kulakta küpe, blucin kemerine takılmış anahtarlık ve deri ceket eşcinsel dünyasındakilerin birbirlerine kendilerini tanıtma biçimlerine örnek verilebilir. Küpe sol kulaktaysa anlamı, “ben aktifim”, sağ kulaktaysa, “pasifim” olur.

Ne yazık ki kemere takılı anahtarlar her zaman eşcinsellik sinyali değildir. Pek çok heteroseksüel erkek de anahtarlıklarını bir aksesuar olarak kemerine takar. Bu yüzden gay alt kültürü pantolonun arka cebinden bir mendil sarkıtmaya başladı; sol cepte aktif, sağ cepte pasif anlamında.

Peki bu mendilin renginin bir anlamı var mı? Evet. Sadistler ve mazohistler siyah, bağlanmak ve disiplin isteyenler için yeşil, cinsel organın boyutunu belirtmek için hardal rengi ve sıradan seks için sol tarafta, yani aktif-pasif şifresi.

Eşcinsel otoritelerine göre bu renk sinyalleri gittikçe yaygınlaşıyor. Örneğin araba ile dolaşarak arkadaş bulmak isteyen eşcinsel erkekler için renkli çamurluk yapıştırmaları satılıyor. İş çevrelerinde arkadaş bulmak isteyen eşcinsel iş adamları içinse renkli küçük kravat iğneleri mevcut."

 

Kültürlerimiz, yaşam şartlarımız ve çevremiz farklı olsa da, tüm eşcinsellerin birbirini tanımak için yırtındığını görüyoruz. Belki bu bağlamda bu tür semboller yaratmak işimizi kolaylaştırıyor. Bizde en yaygın olan sembol galiba sağ kulağa takılan küpe. Geçenlerde ise sağ elin baş parmağına takılan bir yüzüğün de bu anlamda olduğunu duydum. Bizim için KAOS GL dergisi de bir sembol olabilir esasında. Fakat sürekli elimizde rulo yapılmış bir KAOS’la gezmek pratiklikten uzak. Zaten karşımızdakine bakıp gülümsemek en güzel işaret bence. Ben hep öyle yapıyorum.

Hosted by www.Geocities.ws

1