haberler
PERŞEMBE ANNELERİ
Otuz kü
sur anneydiler. Otuzu da tek makyajı gülücükleri olan tertemiz yüzlü, otuzu da orta yaşın detayı sorulmayacak kadar üstü. Ve ana yürekleriyle, otuzu da ayrımcılık yapmakla suçladıkları sistemin oğullarına, kızlarına reva gördüğü haksızlık karşısında üzülmekle yetinmeyecek kadar güçlü. Britanya'nın dört bir yanından gelerek sessizce Westminster Sarayı'nın Aziz Stephen kapısı önünde toplandılar, soğuk bir Perşembe öğleye doğru. Taşınacak pankartları bölüştüler, atılacak sloganları seçtiler, çevrelerini saran gazetecilere dertlerini tüm ülkeye duyurmaları konusunda verecekleri destek için peşin teşekkürlerini sunmayı da ihmal etmediler. Derken, dekoru ansızın polisler tamamladı. Allahtan, hiçbiri anaların tepelerinde Azrail kesilmeye, ak düşmüş saçlarını coplara dolayıp onları yerlerde sürüklemeye programlanmamıştı. Hem zati topu topu iki, hadi sivilleri de katalım, bilemediniz beş taneydiler ve protestocuları boy göstermesi muhtemel karşı protestoculardan korumakla görevliydiler. Eşitlik, özgürlük ve sevgi çağrılarıyla yüklü pankartlar kalkmaya başlarken, arkalardan bir erkek sesi duyuldu; "Çocuklarınızın hepsi cehenneme! Çocuklarınızın hepsi şeytan!" diye bağıran. Polislerden teki yaşlı sesin eli İncil tutan, her boka maydanoz tipli, yarı bunak sahibini bulur bulmaz, anaları kızdırmaktan ziyade güldürmeyi başaran adama provokatörlük yapmamasını, aksi halde derhal tutuklanacağını söyledi. Nihayetinde karşı protestocu sesini kesti, esas protestocular seslerini yükseltti. Biri "Yasada ayrımcılık varsa, bu ülkede adalet yok" diye haykırdı. Bir başkası, "Bırakın evlatlarımız sevgiden mahrum kalmasın!" diye. Açık sözlü bir diğeri ise "Sırf eşcinsel olduğu için oğlumu cezalandıramaz, cinsel hayatını iki yıl geç başlatamazsınız!" diye. Uzun lafın kısası, Perşembe annelerinin derdi, eşcinsel ilişki kurma yaşının 18'den 16'ya indirilmemesi, yıllardır bir türlü heteroseksüel ilişki kurma yaşına eşitlenmemesiydi. Annelerin evlat sevgisi her ülkede aynı, ama Britanya'dakilerle Türkiye'dekilerin hem dertleri, hem günleri, hem de polisten gördükleri ilgi epey bir farklı. Ne dersiniz, Perşembe ile Cumartesi arasındaki uçurumun böylesine derin olmasına şaşılmaz mı? (Radikal Gazetesi, Eralp Baydar, 19 Şubat 1999)Eşcinsel politikacı evleniyor.
Danimarka'da sosyal demok
ratların lideri Torben Lund'un erkek arkadaşıyla evlenmeye hazırlandığı öne sürüldü. Bir gazete haberine göre eski Sağlık Bakanı Torben Lund, 13 Mart tarihinde üniversite öğrencisi sevgilisiyle nikah masasına oturmaya hazırlanıyor. Lund'un önceki evliliklerinden iki kızı var. Danimarka'da eşcinsel evlilikleri 1989'dan bu yana yasal. (Hürriyet Gazetesi, 4 Şubat 1999)Fransa'da Tarihi AIDS Davası
Fransa'nın üç önde gelen politikacısı (halen millet meclisi başkanı, 1985 yılında da başbakan olan, Fransız Sos
yalist Parti üyesi Laurent Fabius, aynı dönem hükümetinin Sosyal İşler Bakanı Georgina Dufoix ve kendisine bağlı bakan yetkisinde Sağlıktan sorumlu Devlet Sekreteri Edmond Herve) kan yoluyla binlerce kişinin AIDS virüsü kapmasına yol açarak kasıtsız adam öldürmek, kişinin fiziksel bütünlüğüne istemeden tecavüz ve en önemlisi ihmalkârlık suçlamalarıyla 1942 yılından bu yana ilk kez kurulan Cumhuriyet (Yüce) Adalet Divanı'nda yargılanıyorlar. (10 Şubat 1999, Cumhuriyet)Kızılay'ın Ödeyeceği Tazminat
Yargıtay, İzmirli Neşe ve Nazif Oyal çiftinin 2.5 yaşındaki çocuğu Yiğit'e AIDS'li kan verildiği gerekçesiyle Kızılay'ın 75 milyar lira tazminat cezasına çarptırılmasını onaylamasını caydırıcılık
gerekçesine dayandırdı. Yargıtay'ın yayımladığı gerekçeli kararda Kızılay'ın olayda kullanılan kanı, mevcut teknolojinin öngördüğü teste tabi tutmadığına işaret edilerek, manevi tazminat miktarının belirlenmesinde zarar görenin tatmin duygusunun karşılanması ve bu tür olayların tekrarlanmaması için caydırıcı olunması gereğine dikkat çekildi. Kızılay'ın, tazminat miktarının fazla olduğuna ilişkin temyiz istemlerinin de yanıtlandığı gerekçeli kararda, olayda çocuğun, annesinin ve babasının yaşamlarının çekilmez hale geldiğine işaret edildi. (13 Şubat 1999, Radikal, Cumhuriyet)AIDS'li Kan Davası
Kızılay Kan Merkezi'nden verilen AIDS'li kanın sezaryenle doğum sırasında kullanılmasıyla 2 bireyi AIDS'e yakalanan Siverekli Işıkgöz ailesinin 110 milyar liralık tazminat davasına devam edildi. Şanlıurfa Asliye Hukuk Mahkemesindeki duruşmaya Işıkgöz ailesi ile davalı Kızılay ve Sağlık Bakanlığı vekilleri katılmadı. Duruşmada, "kusur oranının saptanması amacıyla bilirkişi olarak atanan Ankara Üniversitesi'ne gönderilen dosyanın incelemesinin tamamlanmadığı" bild
irildi. Mahkeme hakimi, dosyanın beklenmesi için duruşmayı erteledi. (10 Şubat 1999, Cumhuriyet)Transeksüel Demet Demir, Özgürlük ve Dayanışma Partisi'nden Beyoğlu Belediyesi Meclis Aday Adayı Gösterildi.