CİNSELLİĞİMİZ VE GÜ
L VE AY VE DERYADuygu ZAFER /
İstanbul
Bakireliğim zamansızlıkta kaldı. Parmaklarım arsızca gezindi durdu çünkü. Tenin tenime değdi. Piyanonun tuşlarında gezinir gibi gövdemdeki her hareketin bir notaydı. Çığlıklarım ise söz. Düşlerimizi bölen belki de tarla kuşuydu. Mezarlarımızın üzerinde gezinen benekli ineklerdi.
Dişleye dişleye dudaklarımızı, tükürüklerimizi ikram ede ede birbirimize saatlerce öpüşürdük önceleri. Bir volkan kızgın lavlarını püskürtürdü sonraları. Elim vajinanda ahenkle dans ederdi. Dilim ustaca gezinirdi klitorisinde. Her inleyişin bana yol olurdu, diğer inleyişlere açılan.
Ölü kargaları toplardık o mor çimenlerden. Göbek ve bel çukurundaki gezinti uzar, büyür, dağ olurdu. Ah o ellerin. Emek veren, seven ellerin. Parmaklarını teker teker emmek, bir daha bir daha. Gözlerinin, içindeki yüreğinin eli bana gel işareti yaparken ağzım ağzına yapışırdı. Nefessizlikten ölene kadar devam ederdik.
Beyaz şarabımız hazırdı. Buz gibi. Gülüm, balıklar tavada. Ne etsem tutturamıyordum salatanın limonunu. Uzaklarda bir bebek ağlardı. Sen zannederdim. Bebeğim ağlıyor der ve ben de ağlardım. Ağlama bebeğim sana meme vereceğim. İstediğin kadar em memelerimi, aşkın ve zevkin kekremsi tadını hisset.
İki bulut çarpışırdı ve vajinalarımızdan yağmur yağardı. İçerdik o yağmuru. Yağmur gibi aziz ol kadınım. Akıllı kazla aptal kaz kavga ederdi. Galip gelen kurnaz tilki olurdu her zaman.
Sırtını boyardım çikolatalı dondurmayla, yalardım. İki lezzeti aynı anda tadardım. En çok da vücudunun gül kokusunu severdim. Tenin pürüzsüz, tenin esmer, tenin çıldırtıcı. Bir kedi beni beklerdi nankörlük etmek için. Tanımadığım kişilerin mezarlarına giderdim. Her gün kendi ölüm ilanımı aradım gazetelerde. Şükür bugün de ölmemişim derdim. Bugün de kadınımın vajinasını ısırabileceğ
im derdim.Onların sevdasının sökülmüş tırnakları vardı. Bizden başka herkes, benim için de bir tırnak sökün derdi. Belki de onların kalplerine kazık çakmaktan zevk duyacaklardı. Ağzın benim, ağzın herşeyim. Dilini emmek zevklerin en büyüğü, defalarca. Islak öpüşler. Ağzımızda gül bahçesi açardı. Dikensiz rüya mavisi güller. Vücudun ne güzel kız senin. Sporla seviştin mi hiç. Sevgilim dilinle karate yap bana. Vücudum büyük bir şehvetle eğilsin ağzının önünde. Bir daha orgazm, bir daha orgazm. Dayanamıyorum
artık gel, yine gel sev beni, okşa beni, öp beni.Tren sesleri uyandırsın bizi. Yük vagonuna binelim. Orada da sevişelim, kendimizden geçelim. Güzel popona dokunayım saatlerce. Sen de bana gel sınırsızca, her tarafıma gel. Bilirsin en çok nerelerimden etkilendiğimi. Evet evet bebeğim. Etim de senin kemiğim de senin. Bu can sana kurban, bu yürek sana deli.
Düşünme başka bedenlere yapılan işgalleri. Bu anın tadını çıkar. Hem bizim bedenlerimiz özgür. Belki de birbirimize tutsak. Ben sana sadık, sen bana sadık. Üzülürüm yabancı eller dokunursa, yabancı gözler bakarsa. Kıymetini bilelim mutlu tutsaklığımızın.
Boşver alkışı. Gün gelir uyanırlar uykularından. Bir mavi böcek dolaşır kırmızı bulutlarda. Ellerim simsiyah olur ve sapsarı kan tükürürüm yollara. Öpüştür bulutları, vajinalarından yağmur yağsın. İç gülüm. Zevkin suyu bu.
Küçülürüm, bedenine girerim, içine, muhteşem cinselliğine, daha içine. Bir dantel gibi işlerim seni. İpliklerinden beni örerim. Varlığını kimse bilmesin. Bir dağ evine mi kitlesem seni! O kadar bencil ve ilkel miyim acaba! Belki de deliyim. Sen de bu kadın güzelliği varken deli olmaya mecburum. "Ben sana mecburum." Vajinandan akan ılık tatlı sıvıya mecburum. Vajinanın ipeksi tüylerine mecburum. Sen benimsin ve helalimsin. Başkaları sana da
bana da haram olsun. Aşkından bu yürek elinde asa, ayağında çarık dağlara mı vursun kendini?Soyun karanlığım gitsin. Soyun açlığım bitsin. Soyun susuzluğum dinsin. Bedeninin her lokmasının, her yudumunun tadını, keyfini çıkarayım. Dışarıda tozlu çimenler var. Yalınayak toprakta dolaş gel. Elektriğini boşalt. Kısa devre yapmasın bedenin. Öpeyim defalarca emekçi ellerinin içini, boynunu. Mesajla acısını dindireyim bacağının. Menisküsüne küs artık. Sarıl beyaz kadınına. İpekböceğin hediye etsin canını saçını
n tek teline.Nerede o eski İstanbul. Ben de eskilerde kaldım. Büyüdüm büyümesine ama, hâlâ küçüğüm saf duygularımla. Kalplerimiz aynı anda dursa ne güzel bir ölüm olurdu. Sen çıplak ben çıplak ve bedenlerimiz birbirine örtü olmuş. Siyah gecelerin, siyah enerjilerin, siyah sanatların kara kadını. Kara kadınım, kara şiirim. Dokunalım vücutlarımızın her yerine, öpelim, ısıralım, emelim, yalayalım. Dokundur vajinanı vajinama, sularımız buluşsun. Tuzlu sularımızda yıkanalım, o sularda ölelim, o sularda yaşayalı
m. Yüreğime işledin, vücudunda çıldırdım. Siyahla beyazın farkını gördüm.Düşümde ip atlardım, ip yılana dönüşürdü. Çıplak bedenimde dolaşırdı o muhteşem renkleri ve desenleri ile. Sonra yılan sen olurdu. En seksi yılan olurdun. Penceremi açar bütün güneşi alırdım eve. Sen güneşte bir başka güzeldin, karanlıkta bir başka güzel. Sen çiçekte de güzeldin çiğ tanelerinde de. Sen kendinde de güzeldin. Yıllar geçmiş ak düşmüş saçlarına ve karakteristik burnun karakterin olmuş.
Dilim memelerinin çevresinde gezinir,
hiç bıkmaz o nefis tattan. Bilir miydin bir zamanlar, telefonlar soğuğa ağlayacak ve kadınlar kadınları sevecek. İlişkileri nokta ile değil üç nokta ile sürecek. Kulak memelerini ısırmamdan çok zevk alırdın. Sen benim herşeyimden zevk alırdın.Sen İstanbul kadardın, İstanbul sen kokardı. Ben ikiniz kokardım. Kadehlere kanlarımızı doldururduk, şerefe der içerdik. Kan kokardık, kan biz kokardı. Kan cinsellik kokardı. Güzel kadın cinselliğinin güzel kadınlarıydık. Cinselliğimizi A'da başlatırdık Z'de bitirem
ezdik. Milyarlarca harf üretirdik. Ayak parmaklarımdan zevk almayı senden öğrendim. Yemek üzerine sigara içmeyi ve istekle yaşamayı öğrendim. Ben de sana hayatta kalman gerektiğini öğrettim. Bedenlerimizde tutkuyla zevkten erirdik. Ipıslak kaldık. Hep benim kal ölümsüz olayım. Mavi ile sarının birleşince yeşile döndüğünü göreyim. Bebeklerin saf kokusunu içime çekeyim. Alkolün keskin tadını boğazımda hissedeyim. Ama alkolün esiri olmayalım. Dağıtmayalım, çirkinleşmeyelim, kusmayalım, sızmayalım. Yani ağzımızla içelim, dozunda bırakalım.Upuzun bir yolculukta ağzım. Kollarında; el bileklerinde, dirseklerinde, parmaklarında, omuzlarında, koltuk altlarında. Ağzım bacaklarında; ayak bileklerinde, diz kapaklarında, parmaklarında, kalçalarında. Dudaklarımı hisset. Ağzım alevlerde, kolların alevlerde. Ağzım alevlerde, bacakların alevlerde. Bütün vücudum yangınlarda, vücudun yangınlarda. Bedenindeki yolculuğumun son molası ebedi huzurum olsun. Dilim vajinanın ağzında dolaşsın. Yavaş yavaş içine gireyim. Başım dönsün g
üzel kadın kokundan. Ayrılmasın ağzım tatlı kadın organından. Kilometrelerce uzunlukta vücudun. Artık yolcusu değil hancısı olayım bu güzelliğin.Batıda bödül bir tırtıl rengârenk çoraplar giyerek erotik intiharlara sürüklenirdi. Doğuda seksi siyahi kızlar buz gibi egzotik morgda eski güzel kadınların cesedi ile sevişirdi. Bu arada güneyde bir oduncu, akşamüzeri bulduğu odunun en mahrem yerlerinin fotoğrafını çekerdi. Bizse sevgimizin kuzeyinin en derininde, bir lokma ekmeği, bir yudum suyu, bir nefeslik ha
vayı paylaşırdık. Tavşan için havuç neyse biz de birbirimiz için oyduk. Sonsuza kadar büyük bir arzu ile seviştik ve yine seviştik. Arada sırada et krizimiz tuttu. Bu açlığı bedenlerimizi koklayarak, öperek, ısırarak, emerek ve yalayarak giderdik. Yatağımızda iki vajina ve dört meme vardı. Ne mutlu bize ki biz kadındık ve kadınları seviyorduk.Etrafta çöpe atılacak o kadar çok insan vardı ki bunlar hâlâ elekle su taşıyorlardı. Ne kadar günah çıkarsalar da; sevdasız gönülleri, şehvetsiz bedenleri ve tutucu beyinleri aforoza uğruyordu. Bense bu hayatın akbaba-leş ilişkisine tiksinerek bakar ve birbirimizi sevmemizin bütün huzuruyla güzel memelerimizin arasına yüzümü sokup tatlı bir uykuya dalardım. Rüyamda bana enerji veren vajinanın tatlı sıvısını içerdim. Uy
kudan uyanırdım ve …Oh evet bebeğim böyle çok güzel, devam et lütfen devam et…
Ve sonsuza kadar büyük bir zaferle; alnımız ak, gece ay'ın gündüz bulut'ların dostluğunda uçsuz bucaksız sevgi deryalarında birbirimiz için yüzeriz. Bedenlerimizde gül, gönüllerimizde duygu ile.
Bana verdiğin mutluluk için teşekkür ederim. Candan can yaratmak diye buna denir. Güzel gözlerinden defalarca defalarca öpüyorum.