BİZDEN OROSPU OLMAZ

COŞKUN / İstanbul

 

Yıllardır en samimi olduğum arkadaşım Bahattin ile evlerimiz çok yakındır. Yakınımızda başka bir eşcinsel olmadığından onunla yıllardır zoraki arkadaşız. Bahattin'in adı, iriyarı vücuduyla uyumludur ama, bir kadın kadar ince olan ruhuyla asla. Bu nedenle ben Bahattin'e Neriman derim.

Neriman ile benim tek hayat bağlarımız erkeklerle yaptığımız sekstir. Bize göre yaşamak erkeklerle oynaşmaktır. Bunun dışında ne bir sosyal yaşam, ne bir spor, ne de başka bir eğlencemiz yoktur. Varsa yoksa erkekler.

Neriman ile iki kızkardeş gibi birbirimizi severiz de erkekler sözkonusu olunca iki elti, iki kuma gibi hırlaşır dururuz. Hiç tanımadığımız bir erkeği, bir gecelik ilişki için paylaşamaz, Neriman'la bir anda kanlı bıçaklı oluruz. Ertesi gün erkek gitmiştir. Bizimse ellerimiz yine koynumuzda. Çaresiz barışırız. Yine her akşam onun evinde oturur, kendilerini toplumdan soyutlamış iki eşcinsel olarak, birbirimizin yalnızlığını paylaşırız. Karşılıklı sevgimiz ve samimiyetimiz yeni bir erkekle karşılaşıncaya kadar devam eder. Sonra yine kavga ve ardından zoraki gelen barış.

Neriman beni çok kıskanır. Haftada ben bir kişiyle yatsam, o üç kişiyle yatar. Ben üç kişiyle yatsam, o mutlaka beş kişiyle yatacaktır.

Neriman, evi olduğu için benden daha rahattır. Hiçbir akşam eve eli boş gitmez. İş çıkışında, tramvaydan kör topal ne bulursa evine götürür, yer; sonra hemen bana telefon açıp "ay şekerim artık içime üç parmağım birden giriyor, çok genişledim, na'pıcam?" diye söylenerek güya bana dert yanar ama, gerçekte amacı kıskançlıktan beni çatlatmaktır.

Bu karşılıklı nispet sonucunda ben son üç yılda yüze yakın erkekle yattım. Neriman'ın yattıklarını tespit etmek için ise ya sayım memuru olmak gerekir ya da anüsüne koli-metre takılmalıdır.

Ama allah biliyor, ne yaptıysak erkekleri sevdiğimizden yaptık. Bugüne kadar hiçbir erkeğin kör kuruşunu dahi aldıysak namerdiz.

Bir akşam yine Neriman'la oturmuş, son haftanın bilançosunu tartışıyorduk. Gerek Neriman'ın ve gerekse benim, ilişkilerimizde ciddi bir azalma olmuştu. "Endişeye gerek yok, zaman zaman piyasa durgunlaşabilir, moralimizi bozmayalım" dedim. Neriman ise geçen gün bir travesti arkadaşımızı görmüş, altında bir tempra. Travesti sekse doymuş, parasız parmağını oynatmıyormuş. Biz bedava veriyoruz ya, işte o nedenle kıymetimiz bilinmiyormuş. Biz de orospuluk yapsak yani dolgun bir ücret istesek erkekler bizim de peşimizden koşarlarmış.

"Sahi koşarlar mı Neriman'cığım" dedim.

"Tabi koşarlar ayol, bizde bu kaş, bu göz, bu muamele varken, ne eksiğimiz var, orospuluk yapan travestilerden" dedi.

Derin bir iç çekişten sonra "Desene yıllardır bedavaya gitmişiz Nerimancığım" dedim. "Yattığımız her kişiden hiç olmazsa bir paket sigara almış olsaydık, şimdi bir tekel bayii açmış olurduk."

Ardından ben Neriman'a, Neriman bana iltifatlar yağdırarak iyice havaya girdik ve bir daha parasız ilişki yapmamak üzere birbirimize söz verdik.

Birkaç gün sonra, bir akşamüzeri evdeyken içim daraldı. Hemen banyoda traş oldum, deri montumu ve çantamı alıp Taksim'e gittim. Parkta bir bankta otururken, hava kararmaya başlamıştı. Biraz ötede başka bir bankta ise esmer, iri bir inşaat işçisi oturuyordu. O sırada, önümüzden yüzü gözü boyalı, şen şakrak iki adet travesti geçerken, inşaat işçisinin gözlerinin faltaşı gibi açıldığını farkettim. Derken inşaat işçisi önce eliyle pantolonunun içindeki penisini bir iki kez avuçladı. Sonra da kalkıp travestilerin peşine takılınca, ben de kalkıp inşaat işçisinin peşine takıldım.

Düşünün şimdi. En önde yüksek sesle konuşurken, ceviz büyüklüğündeki memelerini elleriyle hoplatıp duran iki travesti. Arkalarında ıslık çalarak yürüyen ve eliyle pantolonunun önünü avuçlayan inşaat işçisi. Onun da arkasında ise eliyle poposunu kaşıyan ve "ay, ay, ay çok yoruldum ayol!" diye inleyerek dikkat çekmeye çalışan ben.

Bu sırayı hiç bozmadan parkın etrafında birkaç tur attık. Ama benim ne "ay!" demem işe yaradı, ne de "oy!" demem; inşaat işçisi hedefe kilitlenmiş roket gibi travestilere kilitlenmiş, gözü hiç beni farketmiyordu. Egosu tatmin olan travestiler caddeye çıkıp, kalabalığa karışınca, sevinçle koşarak inşaat işçisinin önüne geçtim. Artık hem travestiler gibi kırıtıyor, hem popomu kaşıyor ve hem de "ay, oy, ayol!" gibi iniltilerle şansımı sonuna kadar kullanmak istiyordum.

Travestiler gözden kaybolunca, inşaat işçisi hedef değiştirdi ve bana yöneldi. Heyecandan perişan olmuştum. İnşaat işçisi yanıma geldi, eliyle önünü kaşırken bana "bu akşam boş musun?" dedi. "Boşum" dedim. İnşaat işçisi "Kaç para istiyorsun?" diye sorunca, sevinçten uçacak gibi oldum. Düşünsenize, iri bir inşaat işçisiyle yatıcam ve üste para alıcam. Bunu duyunca Neriman'ın nasıl da çatlayacağını düşünüp, zevkten dört köşe oldum ve bu ilk profesyonel müşterimi kaçırmamak için "sen kaç para verirsen, razıyım" dedim. Çok az parası olduğunu söyledi. "Miktar önemli değil canım, siftah olsun" dedim.

Otele gittik. Odaya girip de kapıyı kapayınca ben, derhal diz çöküp, Mustafa'nın fermuarına saldırdım. Onun kemerini çözmesini beklemeden, penisini fermuardan dışarı aldım ve annesinin memesini emen, aç kalmış bir yavru misali Mustafa'nın penisini emmeye başladım. Bu açlığım karşısında şaşkına dönen Mustafa "çok ateşliymişsin" dedi. Ardından, üstünüze afiyet, bana arkadan iki posta gittikten sonra, yorgunluktan sırtüstü yatağa düşüverdi. Ben de yatağın kenarına oturup, sırtüstü yatan Mustafa'nın boşalmış, yumuşamış, penisini yalancı emzik gibi ağzıma aldım.

Mustafa nazik bir ses tonuyla "bırak bir saat uyuyayım, sonra devam ederiz" dedi. Çaresiz "peki" dedim. O tam uykuya dalacakken penisini tekrar usulca ağzıma aldım. Mustafa uyandı. Ben özür diledim. Saatimi elime aldım, onbeş dakika zar zor bekledikten sonra tekrar sessizce penisini yalamaya başladım. Sonunda, Mustafa oflayıp puflamaya başladı. Ama mümkün değil penisi ağzımdan bırakmıyor "cuk, cuk, cuk" emip duruyorum. İyice bunalan Mustafa, yataktan çıkıp, montunun cebinden sigarasını almaya gidince ben de annesinin peşinden koşan bir kedi yavrusu gibi, dizlerimin üzerinde dört ayak, peşinden koşturuyorum. O ayakta montunun ceplerini ararken ben dizlerimin üzerine kalkıp, penisini ağzıma almaya çalışıyorum. O ayağını sallıyor, git bırak beni diyor ama benden kurtulamıyor. İyice kızan Mustafa "yeter artık, hiç mi penis görmedin, ne biçim orospusun?" dedi. "Gördüm, ama böyle ballısını görmedim. Sen bu ballı penisinle adamın kralını düzer, üste de para alırsın" dedim.

Demez olaydım. Önce "sigaram kalmamış" dedi. "Önemli değil, al bu parayı sigara alırsın" dedim. Bu esnada ben penisini emmeye devam ediyorum. "Karnım acıktı, bırak beni" dedi. "Önemli değil, al bu parayı, karnını doyurursun" dedim.

Yatağa geçtik. Bir yandan ona iltifatlar yağdırırken, öte yandan yorulmuş, sünger gibi olmuş penisini buruşturup anüsüme sokmaya çalışıyordum.

"Yahu dört defa boşaldım yeter artık" dedi Mustafa. Bu uyarıyı dikkate alıp, sigara paketindeki son sigarayı yaktım. Mustafa'ya havadan sudan, en çok da onun ne kadar yakışıklı olduğundan bahsettim. Sigaram bittikten sonra, "hadi son postayı yapalım, ne olur gel" diye yalvarmaya başladım. Mustafa "hayır, çok geç kaldım, merak ederler, gitmeliyim" dedi. "Gitme, lütfen bir daha yapalım" diye yalvarınca "Öyleyse taksi paramı verirsin" dedi. "Veririm, vallahi veririm" diyerek cüzdanımdaki bütün parayı ona verdim ve odanın ortasında, çocuğun dizlerinin dibinde öne doğru eğildim. Nasıl yaptıysa yaptı, Mustafa son kez yorgun, şişmiş penisini içime soktu. O artık boşalamıyordu ama ben el yordamıyla iliklerime kadar boşaldım.

Sonra giyindik. Büyük bir aceleyle Mustafa oteli terk etti. On kuruş kazanıcam diye geldiğim otelden meteliksiz olarak ayrıldım.

Koştum, Neriman'ın evine gittim. Kapısının zilini amansızca çalarken "Bizden orospu olmaz, bizden orospu olmaz" diye bağırıyordum.

Neriman telaşla kapıyı açtı. "Sus ayol, orospu-morospu deme kapının önünde, duyan konu-komşu bizi orospu sanacak" dedi.

"Yok şekerim, yok, kim ne sanarsa sansın, bizden orospu olmaz" dedim ve başımdan geçenleri bir bir Neriman'a anlattım. Sonra fahişelik yapan travesti arkadaşımızı telefonla arayıp, önce olanları anlattık ve sonra ona akıl danıştık.

Travesti arkadaşımız da "Yahu, orospu dediğin, biraz ağır başlı olur. Kendini naza çeker. Kendini ağırdan satar. Siz öyle değilsiniz ki şekerim. Gördüğünüz penise kıtlıktan çıkmış gibi saldırıyorsunuz. Daha doğrusu siz, erkek delisi olmuşsunuz. Üzgünüm çocuklar ama, maalesef sizden orospu olmaz!"

Hosted by www.Geocities.ws

1