MEKTUP-LAR-DAN
..../ Cezaevi / Kahramanmaraş
"İnsanlar yanımıza gelince onları tanıyamayız; durumlarının ne olduğunu öğrenebilmek için bizim onlara gitmemiz gerekir." (Goethe)
İlişkilerde (bileşenlerin karmaşıklığı içerisinde merkezi yöne doğru bireysel başvurula
r olduğunda) mikro iletişimde tasarlanılan davranışın özel şartlarında ve yalıtık düşüncenin kültürel ortamında bulunan bizler sizlere ulaşmak istiyoruz. Nasıl karşılanacağımızı bilmiyoruz. Buna rağmen (yaşadığımız dünyaya ait sorunlarla birlikte) yayınlanan dergilerle sürekli bir iletişimin alt oluşumunu bulmaya çalışıyoruz. İlişkileri öznelleştiriyor ve gerekli olan diyaloğu bu yolla edinmeye çabalıyoruz. Sizleri ikna edebilmede sözcüklere asıl anlamını veren kuvvetin "yoksunluk" olduğunu belirtmeme izin veriniz.Sizlere ilk başvurumuzun ardından derginizi ulaştırmakla düşünsel çevrenize bizleri de dahil etmiş olacaksınız. Kabul edersiniz ki faaliyetlerdeki kutupluluk daha yoğun üretkenliğin yaşandığı bölgelere oranla taşra kalabilmektedir. İrili ufaklı her çabanın okunabileceği, aydınlatabileceği ve genişletebileceği olgusu; çeşitliliğin, farklılığın olduğu bir yelpazeyi okumayı ilgi çe
kici hale getirmektedir. Men edildiğimiz "kültürel tad"dan sizler aracılığıyla faydalanmak istiyoruz.Hikmet / Mersin
Devrimci, aydın insanlara birkaç söz:
İçimizden bazı kişiler aydın olduğunu belirtip de fakat o sorumluluğu taşıyamayan veya o bilince erişmemiş örümcek beyinli aydın kişilikli insanlar çevremizde, bazen yanıbaşımızda bi
tiveriyor.Sadece birkaç tane kitap (Lenin, Marx vs.) okuyup da kendisini ay
dın veya devrimciyim diye tanıtan insanlar kendilerini geliştirmekten aciz ve yoksun olarak diğer insanların hak ve kişiliklerine rahatça ve utanmadan, pervasızca saldırıp, kendilerini haklı göstermeleri bizler için çok acı ve utanç verici bir olgu. Ve sözde, bizlerde insan ayrımı ve yayın ayrımı yok deyip gay ve lezbiyen yayınlarını ayırt etmeleri çok utanç verici. Gay olanlar gay yayınlarını takip ederler veya izler diye söylenmesi çok ayıp. Gayler, gay yayınların dışında kendilerini geliştirmek ve her konuda az çok bilgi sahibi olmak için devamlı okuyup bir adım daha ileride neler yapabileceğimizi konuşup tartışıyorlar. Aydınım diyen bir kişinin gay veya lezbiyen dergisi okuması şarttır. Her konuda bilgi sahibi olmak istiyorlarsa, en azından okumayı bir denesinler bu yayınlardan. Kendilerine herhangi bir şey bulaşmaz. Bundan emin olsunlar. Aynı kafada devam ederlerse ellerine hiçbir şey geçmez. Sadece kazanacakları çevrelerindeki insanları kaybederler o kadar. Ben gay veya lezbiyenim, bu hiçbir aydın insanı ilgilendirmez. Çünkü gaylik benim cinsel yönelimimdir. İnsanların gayliğini yargılamadan önce kendi düşünce sistemlerini ve kendilerini yargılasınlar ve insanları sen gaysin veya lezbiyensin diye ayırt etmesinler. Önce kendi örümcek beyinlerini aydınlatsınlar. Tüm insanlar düşüncede ve cinsellikte özgürdür.Kerem / Adana
Bu ay yaşadığım olaylar herhalde ömrümün birkaç yılını götürdü. Beni hayatımdan bezdirdi di
yebilirim.Herşey, Kaos GL'nin çantamda bulunmasıyla başladı. Ardından ben en büyük salaklığı yaptım, mektuplarımı iyi saklayamadım ve onlar da bulundu. Ve hepsini de okumuşlar. Buraya kadar annemin hiçbir şeyden haberi yoktu ben de hepsini inkâr ediyordum. Çünkü mutlu
olmak zorundaydım ve bu mutluluğumu bozacak hiçbir şey diyemezdim. Her şeyi tam yerine oturtmuştum ki en yakın arkadaşım da mektuplarını yakalattı. Üstüne üstlük posta kutum olduğu anlaşıldı ve baskılar arttı. Bu arada hayatımın en laçka günlerini yaşadım. Ne ders çalışabiliyordum ne de başka bir şey yapıyordum.En sonunda 6.2.1999'da ablam Kaos GL'nin Şubat sayısını aldı ve orada mektubumu okudu. Ve birkaç şey daha... Artık bir çıkış noktası bulamadım ve herşeyi itiraf ettim. Aslında ne kadar saçma itiraf ettim demek. Çünkü kötü bir şey yapmıyordum ki. Beni psikiyatriye gitmem için ikna ettiler. Bakalım ne kadar faydalı olacak.
Eve saat 24 suları gelmiştim. Herşeyi anlatmak zorunda kaldım ve arkasından annem bir sinir krizi geçirdi. O an öleceğinden çok korktum ve ne yapabilirim ki diye düşündüm. Annemi biraz rahatlattım ve en başından itibaren herşeyi anlattım. Bunları anlatmam oldukça zor oldu. Ama üstümden de büyük bir yük kalktı. Ama yine de istemediğim şeyleri yapmakta zorluyorlar. Çünkü kalpten psikiya
triye gitmek istemiyorum. Sırf onlar mutlu olsun diye... ve bana o kadar etki edeceğini sanmıyorum.Artık beynimin içinde karıncalar dolaştığını düşünüyorum. Hele büyük ablamın Adana dışını yazmayacaksın demesi evde kıyameti kopardı. Allaha şükür bu konuda ben kazandım. Çünkü annem benim tamamen onlardan kopacağımı düşündü kendi kararlarımı vermezsem.
Kerem'in Notu: Adana'dan Utku arkadaşın mektubu elime geç ulaştığı için kendisiyle iletişime geçemedim. Tekrar mektup ya
Mehmet / İzmir
K
aos GL gibi bir derginin olabileceğini bile akıl edememişken oldukça da düzeyli bir yayınla karşılaşmak beni hem sevindirdi hem bir kez daha "uğraşanlar yapıyor" dedirtti.Ben heykel ve resim yapıyorum. Eğer isterseniz dergiye katkıda bulunmak isterim. Grafik çalışmaları, desenler ya da resimler çizebilirim. Hatta resimli romana kadar. Ya da sizin istekleriniz doğrultusunda, çizilecek herşey için elimden geleni yapmak isterim.
Selçuk Heybet / Adana
Adana'da insanların bir araya gelmesinin çok zor olacağını düşünüyorum. Çünkü bazı insanlar örgütlü mücadeleye inanmıyorlar. Bazıları ise bu tür toplantılara katılan kişilerin asıl amaçlarının yeni bir arkadaş bulmak olduğunu söylüyorlar. Üstüne üstlük bunu söyleyenlerin bir kısmı da eğitilmiş. Yine de baharda Ankara'da yapılacak olan toplantıya katılmak konu
sunda istekliler.Ben ve bir arkadaşım Kaos GL'nin Şubat sayısını alıp okulumuzun kantinine bırakmayı düşünüyoruz. Bütün gün takip edeceğiz. İnsanların birazını daha kazanmaya çalışacağız. Ayrıca kampüsün her tarafına (panolara, duvarlara) Kaos GL'yi tanıtan ve nerede satıldığını belirten küçük notlar asmayı düşünüyoruz.
Mahmut / Adana
Mektup-
lar-dan köşesine kişilerin başından geçen kötü veya güzel olayları yazması çok güzel. Pırıl pırıl kendini yeni keşfetmiş genç insanların da aynı duruma düşmesini engellemiş oluyor. Tabi okuyan, kendini yetiştiren insan için geçerli. Erkekleri görünce aklına seksten başka bir şey gelmeyen insanlardan bahsetmiyorum.Adana'daki arkadaşların bir araya gelmesini sağlayacak bir kişinin olması gerekir. O da ben değilim. Olumlu bir şeyler yapmak adına bir araya gelirlerse ben de katılabilirim.
........./Antalya
Nutkum Tutuldu Antalya'dan Bildiriyor!
Ah dostlarım! Yağmurlu bir Antalya günü Ankara'ya doğru yola koyuldum. Kaos GL Dostluk ve Dayanışma Yemeği'ne… Yemek de yemek, organize de organize. Ahmet San halt etmiş Allah canımı alsın. Yemek saat 4'te başladı, içim içime sığmıyor. Önce çekingen ifadelerle bakışlarla etrafımızı süzdük. Sonra gelsin muhabbet. 5-10 dakikada muhabbeti gullümü yakaladık. Ben 2-3 biracıkla zılgıt çeken biri… Kimse yerinde durmuyor, herkeste bir neşe, bir şakırdama, Tanrım ölecem sandım. Benim geçirmiş olduğum en güzel yemekti.
İstenince ne de güzel organize olunuyormuş, eğleniliyormuş… Kendin gibi insanlarla coşmak insanı hayata daha da bağlıyor, inanın!
Lütfen kendiyle barışık olmayan arkadaşlar varsa; vaktiniz, olanağınız olduğunda Kaos GL'yi okuyun...
Uğur / .........
NE DE OLSA GAY BAR
Sentetik bir dünya bu, ödünç alınmış, çalınmış mutlu yüzler her hafta sonu karşımda. Bilinmeyen bir kaos, ne istediğini bilmeyen...! Bilmiyorum ben de ne kadar parçasıyım bu ödünç maskeli zamanların...
Bu naylon vücutlara mı çaldırdım içimdeki çocuğu yoksa bir one night standda mı yitirdim onu.
Kimbilir hangi yatakt
a uyuyor şimdi, hangi bozgunumda terketti beni Cuma'ya iki gün var şimdi. Hayallerimi, benliğimi, beklentilerimi bir dureks condoma yükleyip korumaya almalı.Hafta sonları transparanlarımızı giyip vücudumuzu cesurca ser
gilemeli ama beynimize ve yüregimize tesettürü giydirmeyi sakın unutmamalı. Ne de olsa hafta sonu one night stand olayı. Bu kadehi bizi kendi isteğimizle sömüren ve sadece kendilerini palazlayan tüm gay bar sahiplerine kaldırıyorum. Bu kadehi de sentetik 40 m2'yi aşmayan sadece biz burjuvalığını gizlemiş güleryüzlü sosyalistlerin gidebildiği özgürlük ülkemize kaldırıyorum.ŞEREFİMİZE
Acaba artık boy aynasına bir baksak mı?
Jester / Sapanca
Derginizin posta kutuma gel
mesiyle bende çok şey değişti. Ben, tamamen aktif bir erkeğim diyebiliyordum. Fakat derginize göz atınca ben bir gayim diyorum. Pek çok hemcinsim ile ilişkim oldu ve ben hep aktif, onlar hep pasif oldular. Ama onların duygularını ve cinsel zevklerini ben anlayamamışım bu dergiyi okuyana kadar.Cinsel tercihim erkeklerden yana yüzde 70, bayanlardan yana yüz
de 30 kullanıyorum. Ama daha hiç anal ilişkiye girmedim. Girmeyi ileride düşünüyorum. Çünkü onun da inanılmaz bir zevki olduğuna inanıyor ve de olması gereken olarak görüyorum.Diğer gayler ile iletişim sağlamak ve gay kültürü edinmek için çok iyi bir dergi olarak görüyorum.
Let The Sunshine In!
Hava iyiden iyiye soğumuştu. Bu saatlerde hep böyle olur, sabaha karşı, buz gibi. Üstelik yalnızlık hep bu saatlerde acı verir.
İçimden buradan ayrılmadan önce son bir kez bir şeyler yazmak geldi. Neler hâyâl etmiştim, ne umutlarla gelmiştim bu şehre. Artık üniversiteliydim, hayatım değişecek, bir sürü İNSANLA tanışacaktım. Belki onlarla sanat, politika konuşacak, gülecektim. Belki aşık olacaktım. Olmadı! Acaba çok mu şey istemiştim? Sanmıyorum! Çok olsa bile artık hiçbir önemi yok. Önce ailem hayallerimin şehri İstanbul'da yaşamama izin vermedi. Martılar şehrim, saatlerce sokaklarında yürümekten, denizi izlemekten bıkmadığım şehrim elveda. Olsun
dedim! Ankara da güzeldir. Hep bir şeyler ümit ederek geçti hayatım. Hep aslında insanlar ve hayat değişecek diye bekledim. Ama hiçbir zaman hiçbir şey değişmedi. Yoruldum artık! Yoruldum, beni anlıyor musunuz? O kadar yoruldum ki artık hayatın, insanlığın, cinselliğin hatta İstanbul'un bile değeri yok gözümde. Sürekli rol yapmaktan bıktım. İstediğim sadece insanca bir yaşam ve biraz özgürlüktü! Ne garip, hâlâ insanlar benim ne kadar eğlenceli, hayat dolu olduğumu söylüyorlar. Hâlâ kızlar, erkekler benim ne kadar yakışıklı olduğumu söylüyor. Bense her aynaya baktığımda ağlamak istiyorum.İçkiyi hiç sevmezdim ama artık neredeyse alkolik oldum. Üniversiteyi bitirmek için içimde hiçbir istek yok. Artık yaşamaya dayanamıyorum. Tek düşüncem arkamda bırakacağım ailem. Herhalde ben intihar edince ne kadar üzülüp, şaşıracaklar. Ne kadar hayat doluydu, belki kız meselesi diyecekler. Lanet olsun öldükten sonra bile arkamda koca bir yalan bırakacağım.
Yaşamak bazıları için bir tavuğun kanat çırpması gibi iğretidir derdi bir arkadaşım. Birkaç saat sonra herşey bitmiş olacak. Son kez müzik dinleyip, içki içip hayatımı noktalayacağım. Yine de siz hayatı, insanları sevin. Ben bunu başaramadım. Yaşamak hatadır. Affedin!
'Bırak güneş içeri girsin' diyorsun ama heteroseksist düzen bütün pencereleri üzerine kapadığında aklına ilk gelen intihar oluyor. Umarız yaşıyorsundur! Eşcinsel ya da heteroseksüel her insan hayatının şu ya da bu döneminde pek çok kez hafif ya da ağır
depresyon geçirir. Gepgenç insanları "yoruldum!" çığlıkları ile boğan bu düzene lanet olsun!Ama arkadaş sen de en kolay yolu seçiyorsun. Yani kaçıyorsun. Biz bu dergiyi genç eşcinsellerin intihar mektuplarını yayınlamak için çıkarmıyoruz. Bu mektubu yazmaya ayırdığın zamanda Pazar toplantılarına gelseydin (bekliyoruz!) eşcinsel kardeşlerinle tanışabilir, yaşadığın sorunların sadece sana özgü olmadığını görürdün.
Heteroseksist düzen genç-yaşlı eşcinseller için tek çıkış yolunun senin seçtiğin yol olduğunu dayatsa da birlik ve dayanışmayla bu ülkenin eşcinselleri kendi hayat ve özgürlük yollarını yaratacaktır.
Birlikte yaratmak için bekliyoruz.