Zeki'nin kendi ağzından hayat hikayesinin kısaltılmış şeklidir.
H. KANDOK /
Denizli
Adım Zeki. 1978 yılında Denizli'nin bir köyünde doğdum. Babam işi gereği şehir dışında olduğu için annem, iki ablam ve iki küçük kız kardeşimle erkeksiz bir ortamda büyüdüm.
Kendimde bir farklılık olduğunu ilkokul çağımda anladım ve erkek olan öğretmenime aşık oldum. İlkokuldan sonra okumadım, istemediğim için.
Kadınların bulunduğu ortamlarda bulunmak ve kadınların yaptığı işleri yapmak hoşuma giderdi. Evde kimse olmadığı zaman ablalarımın kıyafetlerini giyer ve saatlerce aynanın karşısında kendimi seyrederdim.
İlk ilişkimi 14 yaşında köyde aşık olduğum bir çocukla yaşadım. Onun bir kızla evlenmesinin verdiği üzüntüyle Denizli'ye teyzemin yanına geldim. Eniştemin çalıştığı bir benzin istasyonunda işe başladım. Patronun küçük oğluyla aramızda 1 yıl süren bir aşk başladı. Onun askere gitmesiyle beraberliğimiz de bitti.
Daha sonra eniştemlerden ayrıldım ve kuzenimle yaşamaya başladım. Artık daha özgürdüm ve dikkat çekmek için görüntüm ve davranışlarımla daha bir efemineydim. Deneyimli bir aktif eşcinsel tarafından avlanmam fazla uzun sürmedi, hem de para karşılığı, onunla bir-iki beraberlikten sonra askere gittim zaten babam yaşımı büyük yazdırdığı için askere 16 yaşında gittim. Askerde çocuk muamelesi görüyordum. Çok istediğim halde nöbet
e bile göndermiyorlardı. Eşcinselliğimi farkeden erlerden biri nöbet arkadaşının çarşıdan dönmediğini söyleyerek nöbet tutmayı çok istediğimi bildiği için beni nöbete götürdü. Bira içmediğim halde gizlice aldığı biralardan bir tanesini bana içirdi. Yanında getirdiği porno dergiyi gösterdi. Cinsel özgürlükten bahsederek bana yaklaşmaya çalıştı. Birden dudaklarını dudaklarıma yapıştırdı. Hiç itiraz etmedim. Benimle beraber olmak istediğini söyledi. Bilmiyorum, diyerek biraz naz yaptım. Nöbet dönüşü kimsenin göremeyeceği ağaçlık bir yerde beraber olduk. Bu askerdeki ilk beraberliğimdi ama arkası geldi. İki-üç derken altı kişiyle beraber oluyordum. Askerlerden bir tanesiyle duygusal bir yakınlaşma oldu aramızda. Sevgili olduk, büyük bir aşk yaşadık askerliğimiz boyunca. Bana olan aşkı yüzünden nişanlısından ayrılmak için izine gitti. Onun yokluğunda ben başka askerlerle beraber oluyordum. Geldiğinde beraber olduklarımdan birisi benimle beraber olduğunu ona söylemiş, o da beni tokatladı. Ona olan aşkım bitmişti, o devam etmek istese de… Bu arada askerliğim de bitti…Askerden sonra eşcinsel beraberliklerim bütün hızıyla devam etti. Eşcinsel arkadaş çevremi de genişlettim. Duygusal beraberlik yaşadığım çocuklardan birinin evlenmesi sonucu gene yıkıma uğradım. Kuzenlerimden bir tanesi partner bulmamda bana aracı oluyordu. Ailemin baskısıyla nişanlanmak zorunda kaldım. Onları kırmak istemiyordum, çünkü bu arada eşcinsel beraberliklerim devam ediyordu. Sahil yerlerine gidiyordum hem çalışmak hem de yeni erkeklerle tanışm
ak için.Derken hayatımın en büyük aşkını gördüm. Beni tanımıyordu. Ona ulaşmak için çok çaba sarfettim ama karşısına çıkmaya cesaret edemiyordum. Ancak telefonla konuşabiliyordum. Sonunda onunla tanıştım ama onu telefonla rahatsız eden eşcinsel olarak değil. Düğünüme bile davet ettim ama gelmedi. Evlendim ama ne eşcinsel ilişkilerimi bırakabildim ne de sevdiğim erkeği unutabildim. Geceleri erkeğimin adını sayıklıyormuşum. Karım, kim o sayıkladığın erkek diye soruyor sabahları kalkınca.
Bir arkadaş aracılığıyla gerçek cinsel kimliğimle konuşabildim. Aşık olduğum erkekle, benimle beraber olmayı kabul etti. Bir yıldır peşinde koştuğum erkeği elde edebilmiştim. Büyük bir heyecanla beraber olacağımız anı bekliyordum. Bir akşam bize aracı olan arkadaşa telefon aç
tığımda, sevdiğim erkeğin benimle beraber olmak istemediğini öğrendim…