aktüel
Gay'e EFENDİSİZ /
Ankara
Daha önce "YANKI" vardı ama yanılmıyorsam her şey "Nokta" ile başladı. Nokta'nın seksenlerdeki işlevini artık uzun zamandır "aktüel" (Tempo …) yerine getiriyor… Nokta'yı satın almayı bırakalı yıllar oluyor; aktüel'i ise şimdiye kadar para vererek toplam 5 ya da 10 adet almışımdır. "İslamcı gay'ler" kapaklı, 395 sayılı aktüel'i Hatay'dan gelen bir arkadaş getirdi. Çikolata için (!) aldığını söylese de Nokta'nın ilk döneminden kalma "kapak"lar hâlâ etkili ve bile
bile lades dedirtiyor anlaşılan!Eşcinsellik, homofobi, aids, transeksüellik ile ilgili haberleri Yankı'dan da hatırlıyorum. Nokta ise nerdeyse birkaç haftaya bir, bu konuları "kapak"tan patlatırdı. O zamanlar KAOS GL yoktu! Ve ben küçücük, eline erkek eli değmemiş (ne acı ki 21 yaşıma kadar da değmedi!) yalnız bir eşcinseldim. Ortaokulu ve liseyi Mersin'de yalnızlık içinde bitirmiştim; KAOS GL'yi çıkarmaya başladığımızda Mersin'den liseli bir genç gayin postaladığı mektup,
"Mersin is a gay city" diye başlıyordu!!! Almasam meraktan çatlayacağımı sandığım o, "kapak"tan vuran Nokta'ların hiçbirini kaçırmazdım. Fakat yalnızlığıma ve kezbanlığıma rağmen "kapak" esprisini çok çabuk çözmüştüm: Meraktan kudurtan bir "kapak", hemen satın alıyorsun, bir süre sonra içinde bir bok olmadığını görüyorsun. Bunu anladığım halde yine alır, yine alırdım. Meraktan kudurma yerini, sinirden kudurmaya bırakmıştı. Bir zaman gelmişti ve kararımı vermiştim: Ne kaçırırsam kaçırayım artık satın almayacaktım. Nokta, Yeni Gündem, Panorama, Tempo, aktüel… Demek ki hepsinin bir zamanı oluyormuş. Onun için aktüel'in "İslamcı gay'ler" kapağı, bomboş 5 sayfa beni hiç şaşırtmadı. Böyle bir gazetecilik anlayışı var ve anlaşılan bu işler böyle oluyor!Gazeteci Baki Koşar bahsetmişti, "İstanbul'da islamcı gayler bile var!" diyerek. Tuncay Opçin'e nasip olmuş, çok önemli ve "ilk kez aktüel'e anlatılan" bu haber! Tuncay Opçin, 10 milyonluk İstanbul'da iki zibidi bulmuş, 'yaşamlarını, açmazlarını, özlemlerini' "konuşmuş"!..
Aslında "aktüel"i eleştirmek ne derece anlamlı bilemiyorum. Yanılmıyorsam "aktüel" kendini hiçbir zaman 'haftalık haber-yorum dergisi' olarak sunmadı; adı üstünde "aktüel", gelir-geçer… Ayrıca "aktüel" pek doğal olarak işi de biliyor; nasıl olsa eşcinsel dünya bir derya ve 'kapak'
sıkıntısına bire bir. Bu ülkenin ünlü olmak hastalığından muzdarip kasaba oğlanları ile gecekondu kızları tükenmeyeceğine göre, ortalık malı olmaktan henüz kurtulamamış "gay"in başına ya da kıçına bir sıfat, al sana yeni bir "kapak"!.. İddia ediyorum ki ilerde onlarca benzer kapakla karşılaşacağız: Belirtmek bile gereksiz elbette ki "ilk kez"… Alan razı, satan razı olsa da, birazcık sorumlu gazetecilik yapmak bu kadar zor mu, insan merak ediyor.Eşcinsel düşmanı bile olsa birazcık aklı olan herkes aslında bilir: Her tür dinsel, mesleksel, etnik, sosyo-kültürel ve sosyo-ekonomik çevrede eşcinsellerin olduğunu. Ama önyargılar hep "öteki" üzerine kurulur. "Öteki", "biz"den uzaktır ve bize benzemez. Acaba, başında sarığı, elinde kalemi ile aynanın karşısına geç
en Tahsin "kardeşimiz" aktüel'e poz vermeden önce Tuncay Opçin/aktüel, %99'u müslüman olduğu söylenen bu ülkenin eşcinsellerinin dinsiz ve de ruhsuz taş parçaları olduğunu mu düşünüyordu?Bu ülkede, bu toplumda yaşayan bir insan, heteroseksüel bile olsa, eğer toplumsal hayata ve kültüre yabancılaşmadıysa, eşcinsel bireylerin eşcinsellikleri ile barışma sürecinde dinsel, toplumsal, suçluluk duygusu yaşatan pek çok konu ile hesaplaşmak zorunda kaldıklarını bilir. (Ya da ben öyle sanıyorum!) Eşcinsel birey, di
nsel atmosferi ağır bir sosyo-kültürel ortamdan geliyorsa, suçluluk duygusuna bir de günah kıskacı eklenir ve ondan sonra gelsin bunalımlar, gel-gitler. Elbette ki her zaman böyle olmaz ve aynı ortamdan bile farklı bireyler farklı şekillerde etkilenirler. Kimisi için en önemli konu dindir, kimisi için ailesidir, kimisi için işini kaybetme korkusudur...Radyoda program yaptığımız dönemde, üç tek tanrılı dinin eşcinselliğe yaklaşımını ele almıştık (Radyo Kaos-Gay ve Lezbiyen Kültür Programı, ayrıca bakınız Kaos GL, Ağustos 1996, sayı:24). Üç büyük kutsal kitap, eşcinsellere ateş püskürse de, eşcinselliğin günah olmadığını, pek çok yorumcu ya da eşcinsel, kutsal kitapların farklı yorumundan hareketle iddia edebilmekte. (Bakınız Kaos GL, sayı:54, "Eşcinsel Müslüm
anlar…") Böyle düşünenler, bunu iki nedenle yapabilirler: Heteroseksüel toplumda meşruiyet kazanmak için ("Heteroseksüellerin yaptığı herşeyi biz de yapabiliriz" zihniyeti) ya da ilgili eşcinsel bireyler de pekâlâ samimi olarak inanıyorlardır ve bunu kimsenin ölçmeye hakkı olamaz. İnandığı ya da içine doğduğu din, eşcinseli yadsıyorsa farklı bireyler buna farklı yaklaşım geliştirirler. Bazılarının hayatında din ya da en azından ritüeller belirleyici değildir. (Aynı durum heteroseksüeller için de geçerlidir.) Bazıları dinsizliği seçer, bazıları dini kendine göre yorumlar ve iç barışını ve dengesini bir şekilde kurar. Bazıları da Tahsin kardeşimizin durumundadır!aktüel'in "islamcı gay'ler" diye tanıttığı Tahsin ve Yaşar'a, eğer anlattıkları samimi düşünceleriyse, "islamcı gay" yerine müslüman eşcinsel demek daha doğru olur. Elbette ki Tahsin ve Yaşar, celladını arayan kurban misali, gerçekte "islamcı" da olabilirler. Kendileri bilir! Yine de müslüman olmak ile "islamcı" olmak arasındaki politik farkın bilindiğini varsayarsak, "islamcı gay olmak"ın reel karşılığı, bir yahudinin Nazi, bir zencinin Ku Klux Klan'cı olması kadardır. Tahsin "kardeşimiz" sarığı ve cüppesi ile gece, Beyoğlu'nun neon ışıkları altında, gündüz yine aynı sarık ve ve cüppe ile Eminönü'nde
güvercinlere yem verirken aktüel'e poz veriyor. aktüel okuru üst orta sınıftan heterolar için yeni bir çerez, ay ne büyük bir çılgınlık! Tahsin için "gay olmak", markası farklı değişik bir "cüppe" olsa gerek; ya da tersi! Gay mi, yoksa transeksüel mi karar verememiş, kimlik karmaşası içinde gel-gitler yaşayan bu kardeşlerimizin hayatlarının ne kadarı fantezi, ne kadarı gerçek?Eşcinsel hareketin geliştiği ülkelerde, bağımsız yapılanmaların yanı sıra, nerdeyse her mezhebin bir de gay kilisesinin ortaya çıkmış olduğu görülüyor. Batı'da olan her şeyin bizde de olması gerekmiyor ama bu ülkedeki eşcinsellerin hepsinin dinsiz olması mümkün olmadığına/gerekmediğine göre inançlı eşcinseller kendi islam yorumlarını eşcinselliğin toplumsallaşmasıyla birlikte ortaya ko
yacaklardır. (Yoksa bireysel bazda zaten herkes herşeyi bildiği ve inandığı gibi yaşıyor.)"Geceleri gay kimliği ile dolaşan ama gündüzleri politik olarak kendini ifade etmekten çekinmeyen" (breh! breh!) "islamcı gay" kardeşlerimiz, "Bu işten kurtulmak için evlendim, karımı çok seviyorum.", "Bir gün mutlaka kurtulacağım.", "Günahlarımdan kurtulmak için cinsiyet değiştirmeyi bile düşünüyorum.", "Ama böyle olmayı biz istemedik.", "İşin içinden çıkamıyoruz, bizim sonumuz ne olacak?" diyorlarmış! Klişeleri, fan
tezileri, artık herkes biliyor! "Gay kimliği", gece barlara gitmekten ibaret birine, ne hakla yakınıyorsun, hangi gaylikten ve kimlikten bahsediyorsun, demek anlamsız olduğu gibi, ne acı ki doğru ya da yanlış neyin ne olduğuna karar vermiş birileri de yok karşımızda. Zavallılıkla zibidilik arasında gelip giden bu "kardeşlerimize" bir de biz vurmayalım. Bu gibiler, Taksim'i ve İstiklâl'i karış karış bilirler ama İstiklâl'deki Kaos GL'nin satıldığı kitabevlerini bilmezler, Lambda'nın İstiklâl'de toplantı yaptığı vakfı bilmezler! Ne diyelim, Allah yardımcıları olsun, akıl fikir versin!Gay kimliği, geceleri bara gitmeye indirgeyenler, din dahil heteroseksist kurumların kıskacından kurtulamazlar! Birilerinden "fetva" beklemek yerine kendi bağımsız eşcinsel varoluşumuzu yaratmak için mücadele etmek, bunalımlarımızın panzehiri, özgürleşmemizin tek yoludur. Güneş, sokaklar ve meydanlar bizim de hakkımızdır.