KARANLIK DOĞU'dan YÜKSELDİ…
Burhan MURAT /
BalıkesirDünya dönüyor, dönüyor dünya… Işık hep doğudan yükselirdi oysa… Ama doğu'da dönüyor… Dünya dönüyor, doğu da dönüyor… Şimdi soğuk doğu, şimdi karanlık, karanlık artık doğu… Ne ışık beklemeli ondan artık ne de söz… Aydınlığın içinde bir karanlık artık doğu. Ayrı olmak ve ayrımsanmaksa tutkusu şayet yine ayrı artık karanlığıyla farklı... Şeriat tosuncukları ile aynı çağda yaşıyor… Zaten başka türlü nasıl savaşır ki onlarla, aynı çağda, aynı karanlıkta yaşayacak ki savaşabilsin… Yirmibirinci yüzyıldan uzun
ve parlak düşünleri yok ki onun o karanlık zebanileriyle dövüşebilsin… Doğu da karardı artık… Mavi gözlü dev adamın yüreği atamaz onda, atmıyormuş, atmayacak da… O mutsuzluk ve önyargı mühendisi… O artık ak-kara ülkesinin tek mutlakiyetçisi…Ak-kara ülkesin
in padişahı o… Kimler var bu ülkede ve nasıl var? Gümrüklerde doğu var ve ancak onun vizesi olmalı ülkeye girişte… Hem ya beyaz ya siyah olacaksınız başka renk yok… Liberal olamazsınız. Kapitalist olamazsınız. Komünist olamazsınız. Birdenbire ve seksenlerden sonra sevmeye başladığı mavi gözlü dev adamı bile ancak onun kriterleriyle sevebilirsiniz. Ama Tanrıya şükür minik bir derebeylik bu. Doğu'dan başka kimsenin tanımadığı, bu çağda değil ortaçağda kalan ve şeriatçı tosuncuk beyliklerle sınır savaşı yapan… Evet sınır savaşı yapan, fikir değil aydınlık değil… Kuvayi Milliye ateşini yeniden yakmayı iddia eden bu minik derebeyi o ateşin küllerini bari sürseydi eline gözüne böyle hoyrat ve böyle uzak kalmazdı bu çağa. Yobazlığın sağı solu olmuyormuş meğer. Sınır savaşı bu. Düşmanın yeni sınırlar koyuyor sen de öyle. Düşmanın aydın insan katliamı yapıyor, sen fikir ve özgürlük katliamı. Hani senin farkın nerede? Yaşatmak ve yaşamak adına bir mücadele değil sizlerin yaptığı mücadele yok etmek, sınırlar koymak adına… Tanrıya şükür bu çağda değilsiniz ve hâlâ her ikiniz de minicik bir derebeyliğisiniz ortaçağda sınır savaşı yapan, bu çağda adına irtica dediğimiz… Koyduğunuz sınırlar bizi içine almak yerine sizi daha da uzaklaştırıyor bizlerden…İşte bu minik derebeylikte son yayımlanan komedizi genelgesiyle eşcinselliğin yaşam hakkı elinden alındı. Siz eşcinselseniz tüü size, püüh… Bir çöpsünüz siz, kapitalizmin. Kanınız emilip, içiniz boşaltılmıştır ve siz mutsuzsunuzdur da. Mutsuzluk saçarsınız dört bir yana. Ey ef
endisi liberal olan GAY dur ve sakın kimliğini gösterme, arkanı dön ve git. Sen böyle bu şeklinle, bu içinle yaşayamazsın. Erkek ol gel veya maskeni tak gel, dürüst olma ki yaşayasın, aldatasın… Doğu abin bir sabah kazara devrim yaparsa üzülme bu sefer sen kaynanaları yarıştırmazsın, kimliğini unutursan eğer belki bir belgesel sundurur Doğu abin sana… Türkiye'de devrim tarihi belgeselin adı. Şimdinin sunucuları gibi sen de "türk ananelerine göre" yerine "devrim kanunlarının Doğu maddesine göre imal edilmiş, sapına kadar bir devrim askeriyim" dersin. Devrim kanunları uygulansın ve sen unut kimliğini… Doğu abin sana verecek.Bir eşcinselim ben ama mutluyum da. En önce insanım çünkü. Eşcinselim ama yüreğim var, hem de mangal gibi Doğu abi. Coşkuyla kutlanan Cumhuriyet bayramlarıyla coşar yüreğim benim de. Cumhuriyet çocuklarının gözlerindeki aydınlık suyu olur benim tanımında. Evet canım da yanar yeşil tesbihli deccaller diri diri yaktıklarında türkü gibi insanlarımı yanar canım da gencecik evlatlar, beyinler, y
ürekler hapishanelerde yirmi yaşında tutanaklarda kalp yetmezliğinden ölürken yanar canım benim de. Bir eşcinselim ben ama mutsuzluk değil hayatım, umut dolu türkülerim var, eşcinselliğim o minik bir parça cebimde ve onu oraya kim koydu bilmiyorum hep vardı ve olacak, çünkü benim o. Kendimi inkâr ederek varolamam. Ama tüm dünyayı koca bir yaşamı unutup da hep onunla da yaşayamam. Eşcinselim ve mutluyum Doğu abi dediğin ülkede de… Çünkü siz aynı zamanda benim ülkemin bir partisinin genel başkanısınız ve doğal olarak değiştirme iddialısınız… İşte bu noktada başlıyor en büyük talihsizlik. Eşcinsellik adına bilimsellikten uzak muhteşem fikirleriniz İ.P. tabelalı binalarda da geçerliliğini sürdürecek ve demek ki ben, demek ki bizler o binalara, o yazı dizisine kadar aydınlık noktaları olarak gördüğüm yerlere giremeyeceğiz. Eşcinsellik adına komik ama insan hakları için vahim olan fikirlerinizden dolayı sizi kınıyorum. Aydınlık doğudan yükselecek yine inancım sizlere rağmen hâlâ var çünkü artık biliyorum ve isteseniz de Doğu olamazsınız… (8 Şubat 1999)