Derivative Duo
MÜZİK VE KOMEDİ
Yeşim T. BAŞARAN
/ AnkaraRastlantılar ne şaşırtıcı. İnsan bugün başına gelen küçük bir olayın ileride nelere kadir olabileceğini kestiremiyor, yaşamını eline alıp alamadığını, yaşama müdahale etme şeklinin ve derecesinin beklentileriyle örtüşüp örtüşmediğini ölçemiyor. Ancak araya zaman girip yaşanılanlar yerleşince anılar arasına, şaşkı
nlıkla seçebiliyor insan kendine dair tuhaf rastlantıları ve değerli bulduğu şeyleri.İşte Derivative Duo, benim yaşamımdaki tuhaf rastlantılardan ve değerli bulduğum şeylerden biri. Yaşamımdaki şu günkü yerlerini kanıksamış olsam da, onlarla ilk karşılaştığım ve iletişimimizin kurulduğu zamanlar, bu insanlarla nasıl olup da tanıştım ve bu tanışıklık nerelere gidecek, ayırdedemiyordum. Birden girmişlerdi yaşamıma, hem de zaten tanışması, sohbet etmesi gereken insanlarmışız gibi hemen ısındık birbirimize.
İnternette alternatif lezbiyen müziği ile ilgili bir şeyler bulmaya çalışıyordum. k.d. lang ve indigo girls ile ilgili bilgi yığınla idi ama ben asıl 70’lerde lezbiyenliğini açıkça albümlerinin adına taşımış (
Lavender Jane Loves Women) folk şarkıcısı Alix Dobkin’in bahislerinden sıkılıp da kendilerine ulaşmak istediğim şarkılarından aranıyordum ve çoktan icra edilmiş bir radyo programının içeriğini buldum. Programda kimler yoktu ki, k.d. lang, indigo girls, alix dobkin, tracy chapman, joan jett, vs. Bunun muhtemelen lezbiyen şarkıcılara ayrılmış bir radyo programı olduğunu ümit edip, hazırlayan kadına “lezbiyen altkültürden mahrum zavallı bir ülkenin, diğer ülkelerdeki lezbiyen altkültüründen bihaber zavallı lezbiyeni” olarak bilgi dilenen bir mail attım. “Lezbiyen müziğine susadığım” konusunda ikna olmuş olan kadın, bana yardımcı olabileceğini düşündüğü linkler gönderdi. Yazının sonunda kullanabileceklerin hizmetine açıyorum. Bu linklerde gezerken, hem Alix Dobkin’in şarkılarından örnekler dinledim önyargılarımdan dolayı pek sevdim hem de başka kadınlardan.Derivative Duo da bu müzisyenlerin arasındaydı. Derivative Duo, soprano Susan Nivert ve mezzo Barb Glen’den, bilindik opera aryalarını politik sözlerle yeniden söyleyen bu iki kadından oluşmuş bir grup. Üşenmemişler, şarkılarını web’e koymuşlar. Bazı konulardaki kabalığımdan ötürü işyerindeki arkadaşlarım aynı şarkılara bir hafta kadar maruz kaldılar. “Think I’ll grow up to be a dyke”. Şarkı sözlerini tam olarak anlayamadığım için, sonunda dayanamayıp
Derivative Duo’ya email attım. Tabii ciddiyetimden şüphe duymamaları için "öhhööö öhöö.. bir lezbiyen ve gay dergisine hakkınızda yazı yazacağım. Acaba şarkı sözlerinizi gönderebilir misiniz?” diplomatik söylemiyle kendi gözlerimi bile yaşarttım. Ama asıl gözyaşartıcı şey meğer henüz olmamış. Barb ve Susan’dan bir mail geldi, Barb’ın dillendirdiği: “Amanınn… Ne heyecan verici. Türkiye’li bir lezbiyenden mail. Çocukluğumda Türkiye’de bulunmuştum, o nedenle çok heyecanlandım. Madem şarkı sözlerini istiyorsun, Türkiye’deki güzel günlerin anısına sana kasetlerimizi gönderelim, içinde şarkı sözleri zaten var.” O andan itibaren bu yazıyı yazmak zorundaydım artık, bir kere söz vermiştim. JDerivative Duo çalışmalarını 93 yılında
Opera for the Masses (OM olarak anılacak) ve 96 yılında Mutiny at the Matinee (MM olarak anılacak) albümlerinde toplamış. Barb hemşire, Susan da psikiyatrist. Yıllarca feminist bir koroda beraber söylemişler, birlikte müzik yapmanın yollarını orda keşfetmişler. Aynı zamanda parodiler yazmayı çok seviyorlarmış. Susan operayla ilgilendiği için bir gün kendi kendilerine opera aryalarına komik sözler yazmaya kalkmışlar. İlk ürünleri olan Coming Out Mozart’ı içinde bulundukları koronun bir konserinde söylemek istemişler. Koro bu girişimlerini destekleyince bir de bakmışlar, yaptıkları beğeni topluyor, onlar da kendi çaplarında böyle bir hobi geliştirmişler. Lezbiyenlerin ve gaylerin içinde bulundukları toplumda yaşamak zorunda kaldıkları şeylere kendi bakış açılarını ve mizahı katarak, homofobik insanlara gülünçlüklerini farkettirmişler şarkılarında. Propaganda’da yan evlerine bir gay çiftin taşınması nedeniyle kaygılarını nereye sığdıracağını bilemeyen dehşete düşmüş komşu, başka bir komşusuna “Well, I’m so terribly afraid ‘cause if they touch me I’ll get AIDS” derken, duruşundan bu kadar emin iki lezbiyen şarkıcıdan bunları dinleyen insanlar bir süre sonra kendi önyargılarına gülmeye başlıyorlarmış. İşte böyle böyle bu iki albümün öyküsü başlamış…A Şarkılar (veya Parodiler):
Derivative Duo sözler
inde birkaç temayı işliyor. Lezbiyen ve gay olmak, feminizm ve kediler. Aslında kendi yaşamlarını ve politik geçmişlerini özetliyorlar bunlarla. Kedi batıda lezbiyenlere ait bir stereotip. Evinde kendisi ve geçenlerde “Yeter artık.. Bu ne biçim ev..” diyerek kapıdan elinde bir açelyayla giren sevimli arkadaşının bu katkısı dışında hiçbir canlı olmayan bir lezbiyen olarak “bu kedi mevzuunun” psikodinamiklerini bilemeyeceğim ama Amerika’nın sıradışı grubunun diğer konuları olan lezbiyenlik, gaylik ve feminizm bana çok şey ifade ediyor. sapphonun kızları’nın varolma nedeninin anlatıldığı yazıda da bahsedildiği gibi lezbiyenlerin politik duruşu feminist hareketle, eşcinsel kurtuluş hareketinin kesişim ve birleşim noktalarında. Amerika’da 60’lar ve 70’lerde gaylerle çalışmaya başlayan lezbiyenler, gaylerin de cinsiyetçilikten nasiplerini aldıklarını farkederek böyle bir noktaya geldiler. Barb da politik geçmişini bu şekilde yaşayanlardan. O nedenle şarkılarında tüm bu konuları evirip çeviriyorlar. Bu arada bunu da çok etkileyici bir şekilde yapıyorlar. Evimde tek başıma şarkılarını dinlerken başkalarıyla paylaşamamanın acısını çekiyorum.Kedi:
OM’da The Gato in the Grotto (Rossini/ / The Barber of Seville / Oveture) adlı şarkıyla, kendini evin asıl sahibi zanneden soylu ve de özgür kedilerini artiz yapmışlar. 87 yılının ürünü olan bu şarkının başkahramanı Gato (İspanyolca kedi) evin içinde dolaşıyor, günde iki kez yemek kabını kontrol ediyor, gazete okuyan insanların ilgileri için taklalar atıyor, tırmıklıyor, mırlıyor, bu “wellknowna persona nongrato” beklenmedik anlarda gizlendiği yerlerden insanların üstüne fırlıyor… yani evin içinde özgürce yaşıyor hayatını. Kedilerini ilk albümlerinde dinleyicilerine tanıtan grup, MM’de the CataLogue Aria (94Mozart / Don Giovanni / Catalogue Aria)'da sonu Don Givanni gibi olan çapkın bir kediden bahsediyor. Bu kedi her ne kadar kısırlaştırılmış olsa da geriye kalan sekiz hayatıyla atak yapıp, öcünü almayı planlıyor. The Cat Who Loved Too Much (95 Verdi / La Traviata / Un di felice)’da da aşk acısına çare bulmak için psikiyatriste giden bir kedi var. Görünen o ki, mesleklerinin de yardımıyla kedilerin iç dünyasının kapılarını biraz olsun aralamışlar.Gay:
OM’da bu konuyla ilgili yalnız bir şarkı var. Propaganda (86 Mozart / The Magic Flute / Papageno–Papagena Duet) Bu şarkıda toplumun sağ kanadından tutucu bir kadın komşularını AIDS ve gaylere karşı savaş açmak adına örgütlemeye çalışıyor. Anita Bryant ve Jerry Fallwell’in televizyon konuşmalarından güç alan bu ürkmüş kadın, pembe giysileriyle yürüyüşlerde boy gösteren gaylerin cennete gidemeyeceğini anlatıyor. Jerry Fallwell, ABD’nin sağcı politikalarında büyük etkisi olan bir vaiz. Anita Bryant ise televizyon reklamlarına çıkan bir güzellik kraliçesi. 70’lerde gayler bu kraliçenin reklamında oynadığı bir meyve suyunu boykot edince, işinden olmuş. Bir zamanların kazancı, tartışılır… Derivative Duo, MM’de de gaylere yalnızca bir parçada yer vermiş. Greting Card (94 Mozart / Piano Concerto #21)’da oğluna kart yazan bir annenin yakarışları yer alıyor. Ona babasının en yakın arkadaşı Dr. Klein’a giderek tedavi görmesini öğütlüyor. Gerçi Dr. Klein’ın kendileri hakkında olumsuz düşünmesini istemiyor ama oğlunun yeniden normal olması için başka bir yol da göremiyor. Kendisine torunlar doğuracak hoş bir kız bulacağına söz veriyor. “Nerede hata yaptım ki?” diyor. Çünkü oğlu okulda beyzbol oynardı, güreş takımındaydı. Oğluna öğüt veriyor: “Erkekler sana sadece gözyaşı verirler… Bunu çok iyi biliyorum, çünkü otuz yılı geçti, babanla aynı evde yaşıyorum. Ama katlandım. Yeter ki aile şerefimiz kirlenmesin.” Annenin oğlundan beklentisi, oğlunun, Dr. Klein’in tedavisinden sonra golf oynamaya başlaması ve koça sarkmaması.Feminizm:
OM’da The Barbie Doll Song (86 Offenbach / The Tales of Hoffman / Doll Song) ve Carmen’s Dreams (84 Bizet / Carmen / Habanera), MM’de de Mutiny at the Matinee (93 Verdi / Rigoletto / Questa o quella), yani albüme adını veren parça kadınlara ayrılmış. The Barbie Doll Song, Barbie tarafından dillendiriliyor. Barbie artık sadece bir seks sembolü olmadığını, kariyer basamaklarında ilerlediğini anlatıyor. Ama bu arada işten eve dönerken kuaföre de uğramayı ihmal etmiyor, çünkü harika arkadaşları Kenler’e iyi görünmeli. Carmen’s Dreams’de tahmin edersiniz ki Carmen fabrikada kendi içmediği tütünleri sararken hayaller kuruyor (gerçekten). Gece okuluna gidecek, mezun olduktan sonra da fabrikadaki kadınları örgütleyecek. Tabii bunları yapabilmek için önce çocuklarının büyümesi gerekiyor. Mutiny at the Matinee’de ise opera sahnelerinde kadınların öldürülmelerine veya hastalıktan ölmelerine daha fazla dayanamayan seyirci ve sanatçı kadınlar opera binasında ayaklanıyorlar.Lezbiyen:
Grubun diğer şarkıları ise lezbiyenler ve yaşamlarını anlatıyor. Aileleri ve sevgilileri ile olan ilişkileri, sevgili arayışları, vs. Bu şarkılarda anlatılanları ne gaylerle ilgili olan konulardan ne de feminizmden ayırmak olası. Sırayla albümleri inceleyelim.OM
: Ode to Grethe (92 Bizet / Carmen / The Toreador Song), lezbiyen olduğu için Amerikan ordusundan kovulan Grethe Cammermayer’in öyküsünü anlatıyor. Ulusal güvenlik tehlikede, orduda şehvet düşkünlüğüne ve günaha izin yok. Eine Kleine Visit (89 Mozart / Eine Kleine Nachtmusik)’de endişeli anlatıcı kızarkadaşına duvardan posterleri, holden de Sappho’nun büstünü kaldırmasını söylüyor. Çünkü kızının lezbiyen olduğunu bilmeyen annesi gelecek. Kızarkadaşı Karen bundan pek hoşnut değil, çünkü sevgilisinin annesine gerçekleri söylemesini istiyor. P.M.S. Aria (87 Mozart / The Magic Flute / Queen of the Night Aria)’da, regl öncesi dönemlerini yaşayan bir lezbiyen çift anlatıyor. “Tatlım, bilirsin aslında sana taparım. Ama şu an senden tiksiniyorum ve sana acıyorum.” “Neyse daha kötüsü de olabilirdi”, diyerek bunun geçmesini bekliyorlar. Classified (89 Gounod / Romeo and Juliette / Je veux vivre)’da hangi kadınların, ne tür kadınlar aradığından, buluştuklarında neler yaptıklarından bahsediliyor. “Acaba ona lezbiyen olduğumu ne zaman söylesem?” Coming Out Mozart (82 Mozart / The Magic Flute / PaminaPapageno duet)’da, babasının erkeklerle ilgilenmesi gerektiğine dair öğütlerini hiçe sayarak, kocasından ve toplumsal saygıdan boşanan bir kadın kendi hayatını yaşamanın mutluluğunu çıkarıyor.MM
: Christmas Quandary (93 Tchaikovsky / Nutcracker Suite / Dance of the Reeds), bu sefer Noel tatilini ailesinin yanında geçirmek istemeyen genç bir kadını anlatıyor. Lezbiyen olduğunu keşfederek, artık babasının küçük kızı olamayacağı için Noel tatilini aile ortamının boğucu ve geleneksel havasında geçirmek istemiyor. Annesi çağrılarına devam ediyor herşeye rağmen: “Erkek arkadaşını da getirebilirsin, yoksa henüz bulamadın mı?” Obfuscation (84 J. Strauss / Die Fledermaus / Mein Herr Marquis), yine aile konularını ele alan bir şarkı. Genç kız annesine, odasında kızarkadaşıyla ne yaptığını görmek istiyorsa daha iyi taktikler geliştirmesi gerektiğini söylüyor. Babasına da günlüğünü okursa dikkat etmesini, zira her edebiyat öğrencisinin bildiği gibi anlamın şiirde gizli bulunacağını söylüyor. Modern hayatta tekrarlanan günlük sorumluluklardan bıkan kadın, Rachmaninoff Romance (95 Rachmaninoff Piano Concerto #2)’da sevgilisini bu koşuşturma içinde istediği gibi sevemediğinden yakınıyor. Telefonun fişi çekilse de, köpek dışarı çıkarılsa da çekilmesi gereken fakslar, ödenmesi gereken faturalar aklından çıkmıyor. Her zaman yapılması gereken çok iş var: jimnastiğe gidilecek, alışverişe gidilecek, araba yıkanacak, yer cilalanacak, tik tak, tik tak… Fabio’s Lament (94 Donizetti / The Elixer of Love / Una furtiva lagrima)’de hayatının kadınını bulmak için görüntüsünü mükemmelleştirmesi gerektiğini zanneden bir kadın anlatılıyor. Derivative Duo’nun en eğlenceli şarkılarından biri olan Party Panic (94 Verdi / The Sicilian Vespers / Merci, juenes amies)’de yeni sevgilisi Chris’le yılın en büyük partisine gidip orada eski sevgilileri Sharon, Karen ve Renee’yle karşılaşınca ne yapacağını bilemeyen bir kadın anlatılıyor. Parents and Friends of Lesbian and Gays’e adanmış It’s Not Who You Love (It’s Who You Are) (96 Massenet / Manon / Gavotte) adlı şarkı, Derivative Duo’nun bütün şarkıları içinde en göz yaşartıcı olanı (gerçekten ağladım). Bir çocuk annesine eşcinsel olduğunu söylüyor ve annesi de ona kimi sevdiğinin değil, kim olduğunun önemli olduğunu, her zaman arkasında olacağını, sevgililerini arkadaşlarını seçtiği gibi seçmesini söylüyor.B Medya ve Derivative Duo
Derivative Duo alternatif lezbiyen ve gay medyasının kendilerini sevdiğini, ancak daha çok pop şarkıcılarla ilgilendiklerini söylüyor. Yine de hem lezbiyen ve gay medyasında hem de mainstream medyada Derivative Duo'dan hayranlıkla bahsediliyor.
"Klasik opera, kabare, komedi ve politikanın nükteli bir karışımı, tamamen yeniden yazılmış sözlerle geleneksel operayı alaşağı ediyorlar... Onların Carmen'i tütün fabrikasından kurtulup doktora yapmayı arzuluyor."
Ms. Magazine"Sıra dışı bir yetenek. Müzik hakkında ne kadar çok şey biliyorsanız Derivative Duo'yu o kadar çok seveceksiniz, ama tamamen acemi dinleyiciler bile onlara bayılıyor."
The Seattle Times"Her tür müzik kulağını tatmin eden iki kayda değer şarkıcı."
Speight Jenkins, General Director, Seattle Opera"Harika bir muziplik, seveceksiniz. Zamanlamaları mükemmel, sözleri zeki ve nükteli."
The Seattle Weekly"Vahşice eğlenceli."
The Advocate"Her şeyi hicveden operatik şarkıcılar."
Vancover Folk Music Festival"Müzikleri evi alaşağı ediyor. Bir sınıf mücadelesi."
Dennis Coleman, the Seattle Men's Chorus"Bugüne kadar dinlediğim en eğlenceli şey."
Albay Margarethe CammermayerBir gün Türkiye'de KAOS GL dışındaki yayınlar da onlardan bahsedecek mi? Keşke.
C Kadın ve Eşcinsel Kurtuluş Hareketleri'nde Derivative Duo'nun Yeri:
Derivative Duo şarkılarının bazılarında sadece cinsiyetçiliği işlerken (
The Barbie Doll Song, The CataLogue Aria, Mutiny at the Matinee), bazılarında da sadece gaylerle ilgili konulardan bahsediyor (Propaganda, Greeting Card). Çünkü lezbiyen olmaları onları hem gay hareketin hem de feminizmin içinde yer almalarını sağlıyor, ve yalnızca lezbiyenlerden bahsetmek kadınların ve gaylerin uğradığı ayrımcılıkları anlatmaya yetmiyor. Yaşam öyle parçalı bulutlu bir şey değil, bir bütün. Kadın festivallerinde, müzik festivallerinde, kendi festivallerinde verdikleri konserlerde dinleyiciler feministler, lezbiyenler, gayler ve diğer muhalif insanlardan oluşuyor. Gerçi feminist kadınların gaylerle ilgili şarkıları, gaylerin de cinsiyetçilikle ilgili şarkıları dinlemekten hoşlanmadığı oluyormuş. 70'lerden bu yana ABD muhalifliği oldukça değişime uğramış olsa da, heteroseksüel beyaz kadın, beyaz gay erkek toplumsal hiyerarşide üstünde bulundukları insan gruplarına karşı daha anlamaya yönelik yaklaşıyor da olsalar, hala herkesin bütünsel bir politik çizgiye eriştiği söylenemez. Feministler homofobiyi çok da kendi konuları gibi algılamıyorlar, cinsiyetçilik ve homofobinin temelinde aynı şeylerin yattığını gözardı ederek, gayler ise erkek dünyası ve erkek imajı ile sarmalanmış yaşar giderlerken "kadın"ı ve çektikleri acının temelinde aynı şeylerin yattığını gözardı ediyorlar. İşte bu noktada Derivative Duo ve benzeri aktivistler muhalif ortaklarını mütemadiyen gözü açık olmaya zorluyorlar. Feministler, Greeting Card'da annenin oğluna "Nerede hata yaptık ki? Oysa güreş takımına da katılmıştın okuldayken!..." şeklindeki seslenişinin kendi konuları olduğunu biliyorlar, veya kaç gayin başına gelmemiştir ki sevgilisiyle aynı evde yaşarken eve gay olduğunu bilmeyen bir yakını geleceği zaman evin yeniden düzenlenişini (Eine Kleine Visit) "Hayır... Hayır... Biz sadece arkadaşız."Derivative Duo kendine "Stealth Activists" diyor, düşman radarına yakalanmadan amacına ulaşan "Stealth Bomber"dan (Gizli Bombacı) esinlenerek. Eylem tarzları kızgın ve saldırgan değil, o nedenle şarkılarını dinleyenler kendi homofobik yanlarını keşfedip bunun ne denli aptalca olduğunu görerek, eşcinsellere değil eşcinsellerle gülmeye başlıyorlar. Söyleşilerde ben de benzeri bir itkiyle, homofobik bir davranışla karşılaştığım zaman "Sizi korkutmasın diye antenlerimi gizlemiştim." diyorum, espri yeteneğim ancak bu kadarına yetiyor. Ama gerçekten de şu eski safsata "güldürürken düşünd
ürmek", o kadar da safsata değil. Çünkü dinleyici kendisine lezbiyen olan kızının asla anlatamayacağı saçmalıklarını, başkalarının ağzından kendisi birinci tekil şahısmış gibi dinleyince, tepkisini törpüleyebiliyor. Güldürü, zaten insanın yaşadıklarına dayanamayarak onu alaya almaya başladığı noktada çıkmaz mı? Derivative Duo'nun şarkılarında kendi kişisel ve de şu kocaman dünyada ne önemi olan küçük acılarını, kaygılarını dinleyen lezbiyenler kendilerini güçlü ve de savunulabilir hissediyorlar. Bu anlamda Derivative Duo günümüzün lezbiyen ve gay hissedişini, lezbiyen ve gay yaşamını belgeliyor, geleceğe taşıyor. Müzik ve Komedi... Daha ne olsun ki?!...Ursula K. Le Guin'in dediği gibi "devrim ya içimizde, ya da hiçbir yerde". Devrim polisin coplarıyla sonuçlanan, hiçbir yaratıcılığı ve üretimi olmayan sokak gösterileriyle olmayacak, devrim resmi orduyla yapılan kanlı gerilla çatışmalarıyla olmayacak. Devrim içimizde yaşatarak, günlük hayatımızı mıncıklayarak, enerjimizi etrafımızdakilere sıçratarak, dans ede
rek yapabileceğimiz, yani olabileceğimiz bir şey. Benim gözümde, kendilerine yarızamanlı aktivist deseler de, Derivative Duo devrim olanlardan. Bir toplumsal hareketin içinde olduğumuzu düşünene bizlerin de meziyeti yaratıcılığımızda, şımarık özgüvenimizde yatıyor. Üstümüzdeki ölü umutsuzluk toprağını silkeleyip muhalif ve de yaratıcı bir yaşamın asıl ihtiyacımız olduğunu görmemiz lazım. Derivative Duo ve benzerlerinin eylemlilik alanlarının toplumu nasıl da dönüştürdüğüne gözlerimizi kapamamalıyız.Derivati
ve Duo'yu tanımaya çalışma email'lerimde, madem KAOS sayfalarına da sıçradı düşüncesiyle, postgay tartışmaları hakkında ne düşündüklerini sordum. Postgay hakkında kafamda kurmakta olduğum yazıyı Barb'ın ağzından hayretler içerisinde okudum. Evet, hepimizin amacı şu lanet kimlikleri adlandırmaya ihtiyaç duymayacağımız günler, Marge Piercy'nin Zamanın Kıyısındaki Kadını'nda Luciente'nin yaşadığı ütopya ülkesi. Postgay tartışmaları henüz lezbiyen, gay, kadın kimliklerimizi asimile edeceğimiz günler gelmediği halde, gelmiş gibi yapmaya çalışanların hayal dünyası. Aynı şeyi postfeminizm için de söylüyorlar. Önlerine eskisi kadar bariz bir cinsiyetçiliği olmayan bir yaşam serilmiş yeniyetme feministler, eski feminist çözümlemelere pek kulak asmıyorlar. Postgay, yirmi yıldır verdiği mücadelenin en son amaca uygun meyveler verdiği hayalini solumak isteyen gaylerin çıkarımları iken, postfeminizm de cinsiyetçiliği göz ardı ederek rahatlamaya çalışan feministlerin ürettikleri bir kavram, Barb'a göre. Ne diyiiim, Barb'ın söylediklerini çok fazla derinden hissettim.Türkiye'nin pek olmayan lezbiyen topluluğuna Derivative Duo hakkında bir çift dedikodu çıtlatayım. Barb ve Susan 17 yıldır birlikteler. Biz karşılaştığımız en ufak bir hayal kırıklığında kabuğumuza çekilme, kadınlar ve lezbiyenler hakkında kafası inanılmaz karışık fikirlere bürünme eğilimi gösteriyoruz. Bu konuda zaten gerekli cümleleri söylemiş olan Carol Anne Douglas'dan bir alıntılamayla, umutsuzluklarımızın, tutarsızlıklarımızın, zayıflıklarımızın yaratıcılığımızı törpülememesini, yaşama dair bütünsel politik bir duruşa sahip olmanın zenginleştirici deneyimlerinden korkmamamızı, yaşam panayırının çekiciliğini unutmamamızı diliyorum.
"Feminist hareketin içindeki çatışmaların, kadınların biriken öfkelerini kusmalarıyla kişisel bir nitelik kazandığı doğru. Uzun süredir feminist olan kadınların hem ataerkinin hem de bu iç çatışmaların yaralarını sarmayı öğrendikleri de doğru. Feministlerin birbirlerine karşı çıkmak için daha sevimli yöntemler bulmaları gerektiği
de... Yine de ne kadar kusurlu da olsa feminist harekete katılmak mutluluk demek. Bir amaca sahip olmak, hayatına bir yön vermek ve benzer görüşleri paylaşan insanlarla birlikte olmak, hareket dışındaki bir çok kadının tanımadığı bir tatmin duygusu veriyor. En son çıkan ürünlerden birini almak için nasıl para bulacağınızı değil de politik farklılıkları nasıl gidereceğinizi düşünmek çok daha tatmin edici. Feministlerin iletmesi gereken mesajın da bir kısmı bu zaten." Bu sözlerden gay kurtuluşçuları da kendilerine pay çıkarmalılar, öyle değil mi?ABD'nin liberalleşmiş muhalifimsi politikalarının dışından bir yerlerden müzik ve komedi yaptığınız için teşekkürler, Derivative Duo.
Lezbiyen müziği ve kültürüne dair linkler:
http://www.glnh.org/
http://www.sojourner.org/
http://www.fish.com/music/disappear_fear/
http://www.cristret.com/
http://www.ladyslipper.org/
http://www.masspride.net/glcccm/
http://www.bossymag.com/
http://members.aol.com/bmgnedra
http://www.geocities.com/WestHollywood/Village/1410/toc.html
http://members.tripod.com/~lesbianmusic/
http://public.yahoo.com/~haeberli/eric.html
http://www.inthelifetv.org/
http://www.goldenrod.com/indexgr.html