EL DEĞİŞTİRMİŞ AŞKLAR'dan

Burhan MURAT / Balıkesir

Gizli bir maceraydı bu… Bitti işte… Şiir yazardım… tedirgin bir balık gibi uyurdum geceleri… kimseler bilmezdi… yıldızlara bakardım… ayın doğuşunu izlerdim ırmak kıyılarında… ne de parlaktı yıldızlar… ama ne de az kayardı… ne çok dileğim vardı oysa… ama dayanırdım… dileksiz yaşamayı da öğreniyordum… gizli bir maceraydı bu… tek başıma yürürdüm bir takım dağ yollarında… dağ meltemleri vururdu yüzüme, üşümezdim… üşümezdim işte… ben dağda ama aklım da martılarla… denizlerde… üşümezdim işte… ıslık çalardım… gece olurdu… korkmazdım… ağlamasına ağlardım da tutunurdum cüzdanımda bir resme… Gizli bir maceraydı bu… Bitti işte… bittim… Şimdi sen el değiştiren bir kenttesin… gözlerin uzaklara bakmakta… Bak mevsimlerden Eylül günlerden hüzün… Çıkarma ellerini cebinden… Üşümesin ellerin…

Piyano çalarsan gelirim… ve yağmur yağar… sokak lambasının ne kadar da sönük olduğunu ayrımsarsın sonra… bir taksi durur camının önünde ve bir kadın içinden bıçaklanarak iner… yazdıklarımda hiçbir şey anlatamam sana ve sen sevişirken anlayamazsın bu kimsesizliği, şefkatsizliği… tırmandığım tüm akasya ağaçları tüm incir ağaçları kesildi diyerek yazmak istiyorken sadece sevişiriz… ve sadece silahlar atılır, depremler olur, kamyonlar geçer ve biz sadece sığınırız etimize… göğüs kıllarının her biri bir anne olsaydı onlardan anne sütü… anneler dünyayı emin kılmaya yetmezler… bir yanılgı da olsa bu boşver sen bana hazırım haydi sütümü içir uyut beni…

Ellerini montunun cebinden çıkar… Üşüyorum… Beni sevmesen de olur… Dolunay'a bak… ırmak ne kadar kırgın akıyor… Beni bırakacak mısın… Durdur şu arabayı… Hadi inip zil çalıp kaçalım… Uçan balonlar alalım… Gece gece deme… sen büyüksün… Cep telefonun bile var… İstersen bulursun… Balonlara ismimizi yazalım, kalp çizelim liseli aşıklar gibi, sonra havaya atalım… Dolunay'a gitsin balonlarımız… Varoşların bacalarından dumanlar çıksın… Köpekler ulusun ve birbirine saldırsın… İzin ver sarılayım… Üşümemden değil, ben köpeklerden çok korkarım bilirsin… Götür beni hızlıca götür haydi bak çok korkuyorum… Eğer beni burada bırakırsan ölürüm… Aşkımdan değil korkumdan… Haydi bırakacaksan bırak artık… Aşkımla ölmek aşkımla düşmek istiyorum… Eve girer bir kahve yaparım kendime… Camlardaki tüm buhara adını yazarım… Çok üşürüm ama yelek falan almam üzerime… Kahvemi koltuğun üzerine dökerim sonra kızıp içki koyarım kendime… Üşümem gelmez aklıma… Ellerini düşünürüm… Parmak uçlarını… Sigara içişini… Direksiyon tutuşunu… Kapı açışını… Uyurum sonra… Sabah olur… kahvaltı hazırlarım… İki kişilik… Yumurtayı tam istediğin gibi hazırlarım… Bunlar zaten senin aldığın kahvaltılıklar… Ama çayın soğur, yumurtan… Masadaki çiçek solar… İlk o an anlarım beni bıraktığını… Ve ben de giderim… Isırılıp yarım bırakılmış ekmekleri melekler alır derdi annem ben küçükken… Aşkımızı ısırıp masada bıraktın… Melekler gelir almaya, onlarla giderim ben de…

Hosted by www.Geocities.ws

1