Alaylı Gazetecinin Eşcinsellik Kitabı

COŞKUN / İstanbul

Kendi ifadesiyle "Alaylı Gazeteci" Ali Kemal Yılmaz "Erkekte ve Kadında Eşcinsellik" adında bir kitap yazdı. Okudum.

Kitap, adı ve güzel kapağıyla iddialı. Zaten Ali Kemal, Eşcinsellik konusunda bu kitabın kaynak olacağını söylüyor. Ama içerik maalesef bir aşure çorbası.

Yazar belli ki oturduğu yerden kütüphanesindeki bütün KAOS GL dergisinin sayılarını özetleyerek, onlara üç beş kitaptan aldığı alıntıları da ilave ederek bir kitap yazmış. Farklı kaynaklardan aldığı bilgileri kitaba koyarken bunları ortak bir mantık süzgecinden geçirmemiş. Üstelik kaynaklardan, verdikleri bilgilerin değerine göre, orantılı bir alıntı yapmamış. Çok yanlış bir kaynaktan uzun uzun alıntılar yaparken, aralara kısa güzel alıntılar da serpiştirmiş. Yani yazar kütüphanesinde ne varsa onları özetleyip kitap yapmış, özel, yeni bir çaba harcamamış. Böyle yaparak yazar konuya yabancı okuyucuları doğru olan bilgiye yönlendirici olamamış.

Örneğin: Kitabın 1. bölümünde Tıbbi Yaklaşım adı altında homoseksüelliğin bir sapıklık olduğu bize, sayfalarca anlatılıyor. Oysa bugün Çapa Tıp Fakültesi'nde Prof. Dr. Şahika Yüksel'in yazdığı ve ders kitabı olarak okutulan psikoloji kitabında her toplumda %10 oranında görülen homoseksüellik sapıklık değildir, diyor. Fakat, alaylı gazeteci bu tıbbi yaklaşımdan habersiz çünkü, geniş bir araştırma yapmamış.

Lezbiyenler konusunda Ali Kemal modaya uymuş ve hetero gazeteciler gibi, sanki başka bir lezbiyene ulaşılamıyormuş gibi, Güneş K. Göker'in görüşlerini yansıtmış. Güneş'e itirazım yok ama Lambda'dan, Venüslülerden bir lezbiyenin ya da yazılı eşcinsel tarihi Kaos GL'nin kuruluşunda imzası olan Yeşim T. Başaran'ın ya da bir başkasının niçin görüşleri alınmamış? Çünkü Ali Kemal'in kütüphanesinde sadece Güneş'le yapılmış eski bir röportaj vardı. Yeni bir çalışmaya gerek yoktu!

Kaynaklar numaralandırılıp her alıntının (satır, sayfa, paragraf) sonunda, bu numaralar konulabilir ve okuyucu hangi alıntının hangi kaynaktan alındığını anlayabilirdi. Ama öyle yapılmamış.

Kitap, bence, Dinde ve Osmanlı'da eşcinselliği güzel vermiş ancak yazı içinde kaynaklar yine kodlanmamış.

Kitabın diğer bölümlerinde kütüphane bir yana bırakılıyor ve yazar, gençliğinden, aklında kalan bazı anılarından hareketle bazen komik, bazen, doğru ve bazen de çok yanlış şeyler söylüyor. Üstelik bunları tüm eşcinseller adına yapıyor.

Kitapta Lambda, KAOS GL grupları eksik, yanlış ve yetersiz bilgiyle tanıtılmış. Bu gruplardan bahsederken yazar kulaktan dolma eski bilgileri vermek yerine, doğrudan bu gruplarla diyaloga geçebilirdi.

Bu kitap "Ormanın içinden birinin ormanı anlatması" değil, "Ormanın içinde bir ağacın dibinde oturan kişinin gördüğü üç-beş ağaçtan hareketle bütün ormanı anlatmaya kalkışma-sının örneğidir".

Herkes kendi özelini ve anılarını yayınlama hakkına sahiptir ancak, kendi özelini bütün hemcinslerinin özeliymiş gibi anlatmak insanları yanıltmaktır.

Yazarın, bir araştırmacı edasıyla girdiği sauna ve porno sinemasında duyduğu bazı argo sözleri okuyan bir eşcinseli dahi dehşete düşürecek bir kaba üslupla, bu kitaba koymasının gereğini anlayamadım. Sadece sansasyon amaçlı yazılmış olan bu sözler, alaylı bir gazeteci için, bir gaftır.

Çok özel mekanlarda çok özel argo sohbetler kadınlar arasında da, hetero erkekler arasında da ve eşcinseller arasında da olabilir. Ama bu kitapta bu argo sohbetler altı çizilerek, bunun genel bir eşcinsel sohbet tarzıymış havasında verilmesi yanlış. Üstelik yazarın kendisi de yazdıklarının yanlış olduğunu biliyor olmalı ki, gençliğinin bir bölümünün geçmiş olduğu bu mekanlarda "yok yahu ben sadece araştırma amacıyla bulunmuştum oralarda" diyor.

KAOS GL'deki yazılarımda ben de argo kullanıyorum ama yaşanan o hikayeyi benim yaşadığımı söylüyorum ve hikayemi sevabıyla günahıyla sahipleniyor, "bu benim anımdır", diyorum. Bunu bütün eşcinsellere mal etmiyorum.

Kitapta "sık eşdeğiştiren geylerin partner bulma mekanları" başlığı bence bir skandal. Eşcinsel ilişki iki insan arasında, iki insanın yüreğinin coşmasıyla oluşan çekimle başlayan bir beraberliktir. Bunun için asgari olan iki erkek veya iki kadının aynı ortamda bulunması ve birbirlerinden hoşlanmasıdır. Yani insanın yaşadığı, toplumun herhangi bir noktasıdır. Yani eşcinsel ilişki ve partner (eş) bulmak için özel birkaç mekan ismi vermek 70'erden kalan yanlış bir söylemdir. Eşcinseller toplumun her noktasında olabilirler ve gönül prensine herhangi bir mekanda rastlayabilir. Yazar, eşcinseller için Taksim, Aksaray ve Beyazıt'ı mekan gösteriyor, çünkü kendi yaşamı bu üç mekanda geçmiştir. Sanki çok özel bir bitki veya böcekten bahseder gibi Türkiye'de sadece bu üç mekanda eşcinsele rastlanır demek, bizim için çok komik, alaylı gazeteci içinse bir hazindir.

Yazarın yaptığı anket ise kaç denekle ve hangi hamamda yapılmış olduğu belli değil. Ama sonuçlarına bakılırsa, tek bir hamamda ve üç kişiyle yapılmış gibi. Çünkü anketten garip sonuçlar çıkmış.

Bütün heterolar tekeşlidir demek ne kadar yanlış ise, bütün geyler çok eşlidir, bütün geyler tek gecelik ilişkiler kurar ve ilişki sonrası asla dostluk ve arkadaşlık kurmazlar demek de o kadar yanlıştır.

Alaylı gazeteci yaşlı eşcinsellerin kulağını da şöyle çınlatmış: (Sayfa 221)

"Eşcinsel yaşlanınca partner bulamaz demek çok yanlış. Gençlere göre avantajları var, bir gelirleri ve yerleşik düzenleri var. Eviyle sorunu olan çok sayıda gençler ve sarhoşken eve gidemeyenler yaşlı eşcinsellerin evine giderler ve yaşlı eşcinseller gençliğinin tersine ilişki bolluğunu yaşlılıkta yaşarlar." Yorumu ve alaylı gazeteciyi size havale ediyorum.

Bu kitap, doğrularla yanlışların içiçe girdiği, özelin genellendirilip, bir kişinin yaşam kaderinin, bütün hemcinslerinin kaderiymiş gibi gösterildiği bir kitap. Sadece yazarın özelini anlattığını itiraf etseydi ve bu özeli genelmiş gibi vermeseydi kitap için "başarılı" denilebilirdi.

Bir de, eşcinsel de olsa, eski kuşak neden eşcinselliği sadece gariban, ezilen, ağlayan ve fuhuş yapan insanlar olarak algılar, anlayamıyorum. Bilimin, kültürün, ekonominin ve siyasetin önsaflarındaki eşcinsellerin varlığı niçin hiç düşünülmez?

Yine de her şeye rağmen ortaya bir eser koyduğu için Ali Kemal'e ve kitabın satışında, başarılar dilerim.

 

Gay'e EFENDİSİZ / Ankara

 

1986'da, üniversiteye kaydımı yaptırmak için Ankara'ya gelmiştim. Kaydımı yaptırdıktan sonra aynı gün geri dönmek için, artık boşaltılmış olan, eski otobüs terminalinde kalkış saatini beklerken, terminaldeki kitapçıda poşetli bir kitap dikkatimi çekmişti. Henüz 16 yaşındaydım ama hiç tereddüt etmeden bu kitabı almıştım. Birileri poşete koymuş olsa da, saklamadan, gizlemeden köyüme götürdüğüm bu kitap, artık çoktan miadını doldurmuş olan "Türkiye'de Eşcinsellik-Dün, Bugün" başlıklı Dr. Arslan Yüzgün'ün kitabıydı. Daha sonra 1991'de Pınar Çekirge'nin "Yalnızlık Adası'nın Erkekleri/Psiko-sosyal Açıdan Eşcinsellik" adlı çalışması yayınlandı. 1995'te "Müslüman Toplumlarda Erkekler Arası Cinsellik ve Erotizm" geldi. Şimdi sırada, dönem dönem KAOS GL'de de yazıları yayınlanan Ali Kemal Yılmaz'ın "Erkek ve Kadında Eşcinsellik" başlıklı kitabı var. Ekim 1998'de yayınlandı. Yeni çıkan bu kitabı tanıtmak, eleştirmek için birşeyler yazmak istiyorum; çıkacağından önceden haberdar olduğumdan merakla bekliyordum fakat önümde duran bu kitap da, kitapla ilgili yazacaklarım da bana heyecan vermiyor. Maalesef!

Ali Kemal Yılmaz, çalışmasının, "Türkiye'de erkek ve kadın eşcinselliği konusunda kaynak kitap" olması için iki yıl çalıştığını yazıyor. "Araştırma-Derleme" olarak adlandırdığı kitabı için tüm kaynaklara ulaşmaya çalışmış, hatta lezbiyen arkadaşı Mehtap K. kaynak konusunda çok yardımcı olmuş! Hadi KAOS GL dergisini geçelim; geriye üç-beş kitap ile ERO Cinsel Yaşam Ansiklopedisi kalıyor. Pınar Çekirge'nin kitabı ile Arslan Yüzgün'ün kitabını anma gereği bile duymayan (Pınar Çekirge de Arslan Yüzgün'ün çalışmasını anmıyor!) Yılmaz, kaynak konusundaki sözleri adettendir diye yazmadıysa (her yıl binlerce tezin hazırlandığı üniversitelerde, bazen haklı olarak, çoğu zaman da adettendir diye böyle şeyler yazılır!) okuyucu ile dalga geçiyor olmalı. Kendisi zaten derleme olan bir ansiklopediden (ERO) tam 9 yazı yeniden derlenmiş. 'Yok denecek kadar az' kaynaklardan biri olan "ERO Cinsel Yaşam Ansiklopedisi" 90'ların başında Boyut Yayın Grubu tarafından bir İtalyan Ansiklopedisi'ne Türkiyeli yazarların katkısı da eklenerek yayınlanmıştı. Aynı alandaki diğer ansiklopedilere benzemeyen, gerçekten başarılı bir çalışmaydı. Yılmaz, bu ansiklopediden bazı yazıları derlerken kaynağını anmamış. Örneğin Murat Bardakçı, kaynaklar bölümünde anılmayan kitabından ERO'ya bir derleme veriyor, Ali Kemal Yılmaz bu metni ERO'dan tekrar derliyor! ERO Cinsel Yaşam Ansiklopedisi'nden "derlenen" yazılar dahil, derleme yazıların pek çoğu kendi içinde önemli ve anlamlı metinler; bu, açık. Bununla birlikte bu araştırma-derleme çalışmasının tekniğini ve yöntemini anlamak güç!

Dr. Andre Morali-Daninos'un "Cinsel İlişkiler Tarihi" (Türkçe'si S. Tiryakioğlu, Varlık Yayınları, İstanbul, 1974.) adlı kitabı meğer ne önemli bir kaynakmış! Aynı değerli kaynaktan (!) daha önce Arslan Yüzgün ve Pınar Çekirge de yararlanmışlar. Ali Kemal Yılmaz, bu kitaptan tam sekiz sayfa derlemiş. 1974, kitabın Türkçe'deki ilk baskısı mı bilmiyorum ama anlaşılan o ki bu kitabın orijinali batıda en azından 1969'dan önce yayınlanmıştır. Böyle bir kitap, eşcinsel kurtuluş hareketinin ortaya çıkmasından sonra yayınlanmış olsa, belki eşcinsel düşmanları "kaynak" olarak kullanabilirler ama "ormanın içinden biri" olsa olsa ibreti alem için kullanır. Büyük bir kitapçı, bu kitabı sahaflarda belki bulabileceğimi söyledi. Bence bir kayıp değil, eksik olsun!

Öyle sanıyorum ki kitaptaki teknik hataları sıralamanın bir anlamı yok. Ayrıca uygulanan anket tekniği ve sonuçları üzerine yorum yapmak da anlamsız. Türkiye eşcinsel hareketi geliştikçe "ormanın içinden" ya da "dışından" pek çok çalışma ortaya konacaktır. Ali Kemal Yılmaz'ın kitabını da bunlardan biri olarak ele alabiliriz. Ama örneğin 80'lerin ikinci yarısında, kendisinin de doğrudan içinde yaşadığı dönemi daha ayrıntılı ve belgesel bir döküm olarak sunsaydı eline sağlık der ve minnettar kalırdık.

 

Zekeriya GÜN / Ankara

Kitabın I. bölümünde yer alan "Osmanlı'da Eşcinsellik" başlığı altındaki bilgiler, bu alanın üstadı sayılabilecek olan Murat Bardakçı'dan biraz kısaltılarak alınmış. Burada kısaltmanın dışında yazarın (A. K. Yılmaz) herhangi bir "katkı"sı söz konusu değil. Bu kısaltmaların bile Yılmaz'ın tasarrufuyla mı, yoksa, Bardakçı'dan yararlanan ikinci el kaynakların tasarrufuyla mı yapıldığı konusunda şüpheye düşüyorsunuz. Oysa Bardakçı'nın kitabı piyasada kolayca bulunabilecek bir kitaptır ve 6 baskısı yapılmıştır.

Bu kitaptan tümüyle alıntılama yerine, bölümde yer alan "Dellakname-i Dilküşa" ve Enderunlu Vasıf'ın şiirlerinin bir değerlendirmesi yapılabilirdi. Bu metinler üzerinde yapılacak iyi bir değerlendirme, Bardakçı'nın kitabını aşmak anlamına bile gelebilirdi. Oysa onun söylediklerinin bir tekrarından başka bir şey göremiyoruz.

Bardakçı'nın kitabının, konuyla ilgili bölümleri alıntılanan bir "miri mal" olduğunu görüyoruz. Sarp Bengü'nin Cinselnâme'sinde de bu kitaptan yer yer uzun alıntılar yapıldığını, fakat bu alıntıların yazarın değerlendirmeleriyle birlikte verildiğini söylemeliyiz. Ayrıca cinsel bilgiler ansiklopedisi ERO'da da Bardakçı'nın eşcinsellikle ilgili metninin alıntılandığını görüyoruz. Bu kaynakları Yılmaz'ın kitabıyla karşılaştırdığımızda, onun direkt Bardakçı'dan değil de bu ikinci el kaynaklardan yararlandığını söyleme olanağı doğuyor. İşin garibi, bu söylediklerimiz, sadece bu bölüm için değil, neredeyse kitabın tümü için geçerli…

"İslâma Göre Eşcinsellik"

Kitabın bu bölümü, sadece İslâm'a Göre Cinsel Hayat" adlı kitaba dayalıdır. Bu bölümde Ali Rıza Demircan'ın bu meşhur kitabı esas alınmakla birlikte, yazar(!) özetleme yoluna da gitmiş. Fakat bu özetleme esnasında göze çarpan bazı bilgi yanlışları yapmış. Örneğin Demircan'ın metninde bir kitap ismi olarak geçen "Ed-Dürrü'l-Mensur" Yılmaz'ın metninde "Peygamberin yaşadığı dönemlere tanıklık edenlerden (sahabe)" birinin adı diye zikredilmektedir (s.31). Bu bilgi yanlışını kitabın aslını görmek isteyen bir okuyucu kolayca farkedecektir.

Bu bölümde uzun alıntıların arasında Yılmaz'ın (veya yararlandığı ikinci el kaynakların) bazı ufak değerlendirmeleri de var. Demircan'ın dipnotlarda gösterdiği kaynakları metin içine alarak gösteren Yılmaz, bu duyarlığı dipnotları doğru alıntılama konusunda göstermiyor. Örneğin 131. sayfada yapılan bir alıntının kaynağını "a.g.e." diyerek gösteriyor. Demircan'ın metnine baktığımızda orada dipnotun bu şekilde verildiğini görüyoruz. Bu durumda bir önceki dipnota bakmak, bu "adı geçen eser"in hangisi olduğunu anlamamıza yetiyor. Oysa Yılmaz bu kadarcık bir zahmete katlanmamış ve ortaya komik bir durum çıkmış. Bu tip hatalar ortaokul-lise düzeyinde öğrencilerin yıllık ödev yaparken düştükleri bir hata cinsidir. Ciddi bir araştırmaya yakışmıyor.

Burada kolaycılığa kaçıldığını düşünüyoruz. Evet, Demircan'ın kitabı, alanında en derli-toplu kitap sayılabilir. Ama sadece bu kitaba başvurarak İslam'ın eşcinselliğe bakışını yansıtabilmek mümkün müdür? Yılmaz'ın alıntılama konusundaki savrukluğu, bu tür yetersizliklere eklenince, kolaya getirilmiş ve el çabukluğuyla kotarılmış bir bölüm (hatta bütünüyle kitap) çıkıyor karşımıza. Oysa bu temel hataların hiç olmaması gerekirdi. Bu bir yana, Demircan'ın söyledikleri iyice analiz edilmeli, diğer kaynaklarla karşılaştırılmalı ve İslam'ın kutsal kitabında ve fetva külliyatında yer alan hükümlerle, İslam toplumlarında var olan durum ve uygulamaların ne olduğu ortaya konulmalıydı. (Örneğin bakınız A. Udeh, Mukayeseli İslam Hukuku ve Beşeri Hukuk I-IX, Çeviri: R. Özcan-A. Şafak, 1. basım, Ankara, 1990)

Yılmaz, önsözünde kitabının bir "araştırma-derleme" çalışması olduğunu söylüyor. Ama ne derleme, ne de araştırma tekniklerine uygun bir çalışma ortaya koyuyor. Kitap, dikkatsizce yapılmış bir uzun alıntılar yığını görünümünde. Yine de konuya ilgi duyan ve elinde sözkonusu kaynakları bulundurmayan okuyucu için neredeyse derli-toplu bir kaynak olma görevini yerine getirebilir.

Hosted by www.Geocities.ws

1