POST-GAY II: BİR ELEŞTİRİ

Paula MARTINAC

San Diego Lesbian and Gay Times

Çeviren: Selçuk/Ankara

 

Bazı gay toplum mensupları artık lezbiyen ve gayler için bir post-gay duyarlılığı geliştirmenin zamanının geldiğini söylüyorlar. Post-gay düşünüş aldatıcı çünkü gerçek anlamı lezbiyen ve gay toplumun kabuğunu kırıp "karma, gay dostu toplum" denen şeyi oluşturmak. Sorun şu ki; lezbiyen ve gayler post-gay olabilmek için öfkelerini bastırmalı ve "nazik" olmalıdırlar.

Post-gay uslamlamaya (akıl yürütme) göre artık lezbiyen ve gayler bazı hakları elde ettiler ve görünürlük sağladılar. Öyleyse, şimdi kendimizi cinselliğimizden daha fazlasıyla tanımlamalıyız. Gay kültürün yalıtılmışlığına bir son verilmeli ve lezbiyen ve gaylerin toplumun geri kalanıyla daha organik bir karışımı sağlanmalıdır. Bunların yanısıra post-gay savunucuları gay erkeklerin kaslı beden düşkünlükleri gibi konularda daha fazla özeleştiri yapılmasını istemektedirler. Bu sorunların hiçbirisi yeni değildir. 10 yıl kadar önce ulusal ölçekli lezbiyen ve gay yazarlar toplantısı OutWrite'da konuşan Edward Albee, çağdaş gay edebiyatını sanatsal yönden sınırlayıcı olarak damgalayarak, dinleyenlerini öfkelendirmişti. 20 yıl kadar önce "İbneler" adlı kitabında Larry Kramer gay erkekleri seks ve dış görünüş konusundaki var olduğu iddia edilen saplantıları için eleştirmişti. Yanısıra 1970 ve 1980'lerin lezbiyen feministleri, gay erkeklerin tek yönlü siyaseti olarak gördükleri şeyi eleştirip kendi hareketlerini sadece cinsellik üzerine yapılandırmayıp, bir dizi ilerici konuyu da kendi mücadele programlarına katmışlardı. Eğer post-gay, lezbiyen ve gay hareketinin gay yurttaş haklarından öteye genişletilmesi demekse, kendimi anında bir post-gay olarak ilan edebilirim. Emek, "renkli derili" ve kadın gruplarıyla kapsamlı bir toplumsal değişim gerçekleştirmek için ittifaklar kuran bir post-gay hareketin parçası olmayı çok isterdim. Ancak post-gay kalabalığın aklında olan bu değil. Amaçları, daha fazla sorun hakkında daha fazla öfkeli olmak değil, gay sorunları konusunda daha az öfkeli olmak. OUT dergisinin baş editörü James Collard Newsweek'de öfkeli bir eşcinsel ordusunun AIDS krizine tüm ulusun dikkatini çektiğini yazdı. Ancak Collard, artık öfkeyi bir kenara koymanın zamanının geldiğini, çünkü öfkenin gay hareketinin savaşım gücünü yaşamlarının sadece mücadeleden ibaret görmeyen pek çok gay insanı dışlayarak, zayıflattığını söylüyor. Birisi bana öfkelenmemem gerektiğini söylediğinde daha çok öfkeleniyorum. Bir süre önce en son kitabımda lezbiyen ve gaylerin heteroseksüeller, özellikle de Hıristiyan sağ tarafından hakir görüldüğünü yazdığımda editörlerimden birisi, bir lezbiyen, bana e-mail göndererek çok fazla öfkeli olduğumu söyleyip beni uyardı. Editörümün vurguladığı nokta aktif olarak lezbiyen ve gaylerin aleyhinde çalışsalar dahi heteroseksüellere saldırmanın gay toplumu böldüğü ve işe yaramadığıydı. Lezbiyen ve gaylerin fazla öfkeli oldukları ve haddinden çok mücadeleye odaklanmış oldukları savı bana yıllar önce post-feministlerin kadın hareketine yönelttikleri eleştirileri hatırlatıyor. Post-feministlere göre kadınlar belli bir eşitlik derecesine kavuşmuşlardı ve bu yüzden de öfke duymayı, özellikle de erkeklere karşı, bırakmalıydılar. Christina Hoff Sommers, Kate Roiphe, Camille Paglia ve daha pek çokları feminizmi kurban mentalitesi diye aşağılayarak iyi para kazandılar, hâlâ da kazanıyorlar. Çok sayıda genç kadın bu düşünceden etkilendi. 20 yaşlarındaki bir kadın, Esquire'e (heteroseksüel erkek dergisi) şunları yazıyor: "Ben ve diğer kadınlar erkek arkadaşlarımızla iyi geçinip, baskı konusunda endişelenmek istemiyoruz." Bu kişi anlaşılan kendi cinsel özgürlüğünün öfkeli feministler tarafından kazanıldığının farkında değil. Post-feminizm gibi post-gay de yalıtılmış ve elitisttir. Ancak salon köşelerinde viski ile beraber götürülebilecek bir entel geyiğidir. Peki zaten halihazırda teknik olarak post gay hayatlar süren lezbiyen ve gayler ne yapmakta? Bu insanların gay kültür ile pek bağlantıları yoktur, pahalı gay semtlerde yaşamaya ya paraları yetmemekte ya da bunu istememektedirler. Hatta fazla gay insanı da tanımamaktadırlar. Sorun bu insanların pek çoğunun işyeri, aile ve konut sorunları nedeniyle açığa çıkamamalarıdır. Bu insanların yaşamları post-gay değildir, homofobi ve ayrımcılıkla kuşatılmışlardır. Bir post "şey" olmayı seçebilmek için öncelikle seçeneklere sahip olmak zorundasınız. Gerçek şu ki bu kadar çok gay ve lezbiyenin saklanmak zorunda kalması beni öfkelendiriyor. Pek çok gay ve lezbiyenin saklanmak zorunda olması sahici bir post-gay çağın çok uzaklarda olmasının en büyük nedenidir.

Hosted by www.Geocities.ws

1