NEW YORK NOTLARI II
Uğur ALPER
/İstanbul
Bu yazı Mart ayı başında yaptığım New York seyahatinden hemen sonra yazmıştım ama kısmet bugüne ve KAOS GL'de yayınlamakmış.
Yazının başlığını II diye numaralandırdım, çünkü aylar önce Demet Demir`in New York Notları isimli bir yazısı yayınlanmıştı Lambda İstanbul`un dergisi "...cins..."de. O zaman adı %100 GL idi. Bu seferki notların sahibi ise benim. Uzatmadan hemen Lambda`nın ikinci New York macerasına geçelim. Uluslarası Gay Lezbiyen İnsan Hakları Komisyonu (IGLHRC), San Francisco merkezli, uluslararası çalışan, Amerikalı bir insan hakları kuruluşudur. Habitat II`den bu yana IGLHRC ve Lambda İstanbul arasında sıkı bağ
lar vardır. IGLHRC Mart ayının başında eşcinsel hakları konusunda pek ileri sayılamayacak ülkelerden eşcinsel aktivistler için bir eğitim semineri düzenledi. Seminere katılacak gruplar şimdiye kadar yaptıkları çalışmalara göre değerlendirildi ve Lambda İstanbul da en yoğun çalışan gruplar arasında görüldüğü için davet edildi.Bu 10 günlük seminere bizden başka Hong Kong, Arjantin, Nikaragua, Güney Afrika, Zimbabwe ve Macaristan`daki eşcinsel örgütlerden temsilciler katıldı. Filipinler`den gelmesi beklenen temsilci ise vize alamadığı için ne yazık ki katılamadı. Benim ise vizeyle ilgili sorunum olmadı. Daha önce Demet Demir ile ilgili birçok sorun yaşandığı için IGLHRC Amerikan Konsolosluğu ile görüşmüştü. Artık Lambda için Amerika yolları açılmıştı.
Toplantıların 1 Mart`ta New York`ta başlayacak olmasına karşın, üç gün önce bir süredir temasta bulunduğumuz "Philadelphia Gay News" gazetesinin yayıncısıyla buluşmak üzere Philadelphia`ya gittim. Uzun yıllardır yayın yapan bu gazete son derece profesyonel bir şek
ilde yayın hayatına devam ediyor. Ve tüm gay örgütlerle iletişim içinde. Beş katlı büyük bir "community center"a, yani eşcinsel kültür merkezine sahipler ve bunun için para doğrudan Başkan Clinton`dan alınmış. Ben merkezi gezerken, bu söylenenleri masal gibi dinliyordum. Ama New York`ta karşılaşacaklarımı bilsem içimden "Bunlar da ne ki" diye geçirirdim.New York`ta toplantılar Columbia Üniversitesi`nde yapılacaktı ve tüm katılımcılar okulun otelinde kalıyorduk. On gün boyunca sabah 9`dan akşam 5`e bazen 6`ya kadar toplantılar devam etti. Günde 3 ya da 4 uzman bizi ziyaret ediyordu ve tartışmayla karışık ders görüyorduk. Çoğu zaman da konuşmalar tecrübe paylaşımı şeklinde gelişiyordu. Hepimiz dünyanın farklı köşelerinden geldiğimiz halde ne kadar ortak sorun
larımız olduğunu gördük. Hatta Zimbabwe`nin en büyük sorunu aynen bizde olduğu gibi kanunlarda eşcinsellikten hiçbir şekilde bahsedilmemesi ama üzerlerinde büyük bir sosyal ve kurumsal baskı olması. Ya da Arjantin`deki travesti ve transeksüellerin durumu... Ha Ülker Sokak, ha Buenos Aires`teki travesti ve transeksüeller.Grubumuz da oldukça neşeliydi ve en sıkıcı konuları bile eğlenceli bir şekilde tartışıyorduk. Birleşmiş Milletler`in yapısı, öteki yerel sivil toplum kuruluşlarıyla çalışmak, kanun ve polis, avukat ve savcılarla çalışmak, kampanya düzenlemek, tanıtım yapmak, insan hakları, Uluslararası Af Örgütü, Medyayı kullanmak, İnternetten faydalanmak, uluslararası ilişkiler, fon bulma, şiddete karşı önlemler, din ve eşcinsellik, sağlık, AIDS bilinçlendi
rme çalışmaları, açılma sorunu, aile ve çevre, psikolojik yardım gibi günlerce sürse de bitirilemeyecek konularda ufak çapta eğitim aldık. Bazı zamanlar gelen uzmanlar farklı ülkelerdeki kanun ve kültüre yabancı oldukları için bize yardımcı olamıyordu ve biz kendimiz fikirler üretiyorduk. Toplantıların en büyük eksiği ise bu öğrendiğimiz bilgileri gruplarımızın öteki üyelerine nasıl aktarmamız konusunda bir yöntem bilgisinin verilmemesiydi. Ama bu seminerin birkaç saate sığdırılmış bir özetini Lambda çekirdek grupla paylaştım. Önemli olan zaten bu bilgileri projelerle hayata geçirebilmek ve bunun için de tüm Lambda çekirdek grup üyeleri çalışıyor.New York`ta tüm vaktimi toplantılarla geçirmedim tabii. Bir yarım ve de bir tam gün çeşitli organizasyonları ziyarete ayrılmıştı. Bunlardan iki tanesi en ilginç olanıydı. New York Community Center, Philadelphia`da gördüğümün çok daha gelişmişiydi. 7 katlı tarihi bir binanın içinde arılar gibi çalışan yüzlerce insan. Büyük bir tiyatro salonu, irili ufaklı ofisler, ka
feterya, sohbet mekanları... Girişteki büyük salonda yaşlı eşcinsellerin toplantısı vardı. Dedem yaşında adamlar sarmaş dolaş oturmuş sohbet ediyorlardı. Tekerlekli sandalyelerde oturanlar, kulaklarında işitme cihazları olanlar ve de kucağından radyosunu ayırmayan o tatlı ihtiyar. Buranın halkla ilişkiler müdürü bize bütün binayı gezdirdikten sonra her yıl düzenledikleri sokak partisinden bahsetti. Büyük bir organizasyonla parti sırasında yardım toplanıyor. Aynı zamanda da eğleniliyor. Hemen akla bu kadar yapılan şeyin parasının nerden olduğu geliyor. Sadece bağışlarla! Evet, sadece eşcinsellerin yaptığı bağışlarla bu merkez ayakta duruyor ve yıllık bütçesi 4 milyon dolar. Dahası bina eski olduğu için düzenlenen bir kampanyayla binanın onarımında kullanılmak üzere 10 milyon dolar toplanmış. Yani iki buçuk trilyon lira. Ben bunu hesaplamaya çalışırken bizi gezdiren adam, "Bu da birşey mi, Los Angeles`daki merkezin yıllık bütçesi 32 milyon dolar" demez mi! Bunu da hesaplamayalım artık isterseniz.İkinci en ilginç yer ise Hetrick Martin Institute adında bir kurumdu. HMI 13-22 yaş arasındaki gay ve lezbiyenlere kapısı açık olan ve onlara her türlü yardımı yapan bir kuruluş. Psikolojik danışmanlıktan tutun da giyecek yardımına kadar herşeyi yapıyorlar. Örneğin herh
angi bir sorunla oraya gelen genç bir eşcinseli kapıda bir görevli değil de kendisi gibi başka bir genç eşcinsel karşılıyor ve iletişim kurmaya çalışıyor. Ondan sonra derdi öğrenilip yardımcı olmaya çalışılıyor. Burdaki çocuklar için sanat atölyeleri, televizyon ve bilgisayar odaları mevcut. Etrafta çocukların çektiği fotoğraflar ve yaptıkları resimleri görüyoruz. Yemek düzenleri çocukların isteği üzerine, yemekhane tarzında değil de kafeterya gibi düzenlenmiş. Giyecek dolabından ise isteyen istediğini alıp giyebiliyor. Sonuçta çocuklar oraya kimsesiz ve parasız oldukları ya da aileleri tarafından dışlandıkları için geliyorlar. HMI`nin içinde bir de ortaokul-lise var. Adı Harvey Milk School. Burda sıradan okullarda ayrımcılığa uğradıkları için barınamayan eşcinsel gençler veya ebeveyni eşcinsel olan çocuklar ayrımcılıktan uzak bir ortamda eğitim almak için geliyorlar. HMI 1970'li yıllarda kurulmuş ve hala modern bir binada faaliyetlerine devam ediyor. Etrafıma bakınca kendimi başka bir gezegende hissettim. Tıpkı bir bilim kurgu filmi dedim kendi kendime. Görevliye burası Türkiye`den 40 yıl ileride deyince, Amerika`nın geri kalanınından da 20 yıl ileride cevabını aldım. Sonuçta New York bir dünya başkentiydi ve ileri olmak zorundaydı.New York anıları burada yazılan kısa bir yazıyla tabii ki sınırlı değil. Gay-lezbiyen sirki, gay barlar, gay dergiler ve gazeteler, Serpil Barlas deyimiyle kızılderililer, zenciler.... Bunlar anlatmakla bitmez. Ama bizim için önemli olan Lambda`nın orada çok iyi temsil edilmesiydi
ve sanırım başarılı olduk. Artık uluslararası platformlarda daha saygın bir yerimiz var.