sapphonun kızları
Biz bir kadın grubuyuz. Kadınları seven kadınlarız.
Hâlâ kadınların neden biraraya gelip saatlerini, gecelerini incir çekirdeğini doldurmayan (!) konularda konuşarak geçirdiklerini anlamayan insanlar varken, lezbiyen kadınların neden birarada olmayı seçtiklerini ifade etmek için gerekli kelimeleri bulmak oldukça zor. Neden varız?... Çünkü biz, diğer tanıdığımız veya tanımadığımız benzerlerimiz gibi kırgındık, yaralıydık, korkuyorduk, kendimizi anlar gibiydik ama dilimi
z yoktu, ürkütücü bir dünyanın yalnız çocuklarıydık. Herbirimiz kadınlara ayırdığımız hayâl dünyasını keşfedişimiz ve kabul edişimizin şu veya bu aşamasında etrafımızda benzerlerimizi arar olmuştuk. Kimimiz bir gazeteye telefon açıp onların varolduğunu düşündüğü bağlantılara bel bağlarken, bir diğerimiz çaresizce “ben varsam, başkaları da vardır” diyerek günlük yaşantısında gözü açık gezinmişti. Mantığımız “anormal, garip, ucube” olmadığımızı söylerken, insanın kendine güveninin zayıf bağlarını yoketmeye hazır dünya yüzünden benzerlerimizden “anormal, garip, ucube” olmadığımızı dinlemek istiyorduk. Aslında o yıllarda bu arayışımızın gerekçelerini dillendirebilecek kelimelerimiz yoktu. Sadece hissimiz, duygumuz vardı. Birbirimizi bulsak ne konuşacağımızı bilmiyorduk. Kendimizi hem lezbiyen yerine, hem de “lezbiyen”in ne olduğuna çok emin olmadığımızdan lezbiyen’den başka bir şey yerine koyduğumuz için, yavaş yavaş birbirimizle tanışmaya başladığımız zamanlarda bu kadar çok aradığımız “birbirimizken” kolay kolay yakınlaşamadık.Birçoğumuz birbirini KAOS GL’de tanıdı. Onlarca gayin arasında “lezbiyen adacıkları”. KAOS GL’nin iki gay ve bir lezbiyenin hayâl dünyasının birleşmesinin ürünü olduğunu biliyoruz. Ama derginin ilk yılında grubun tek lezbiyeni başka bir şehirden yazı göndermek dışında katılımda bulunamazken Ankara’da bir çok gay biraraya gelmiş ve şehirde daha önceden birbirlerinden habersiz yaşamadıkları için ortak dil oluşturmakta zorlanmamışlardı. Ne de olsa gayler lezbiyenler kadar görünmez olmadıkları
ve “kamusal alan” denilen ve biz kadınlara kelimeyi kullanırken bile ürkütücü gelebilen yerde, küçük gettolarda kendi kimliklerini geliştirebildikleri için KAOS GL’de birbirleriyle konuşabiliyorlardı, katıldıkları ilk toplantıda bile. Lezbiyenlerin aynı şansa sahip olmadıklarını anlamalarına imkan yoktu. İkinci yıldan itibaren yavaş yavaş gruba katılmaya başlayan lezbiyen kadınların ise bunu anlatacak donanımları yoktu. Lezbiyenlikleri ile ilgili birbirleriyle bile konuşamazken, toplumsal hiyerarşide bir şekilde kendilerinden daha özgüvenli bir noktada duran gaylere anlatmaları mümkün değildi. KAOS GL tek tek bireyler değil de grubun kendisi olarak, aralarında bir tane bile lezbiyen olmasa da, her zaman “gayler ve lezbiyenler” telaffuzunu kullandı. Her zaman, az da olsa eline geçen lezbiyen yazılarına öncelik tanıdı. Ancak grubun hayal edilen bireyler üstü ilkeleriyle, gruptaki bütün gaylerin davranışlarının örtüş-memesi şaşırtıcı değildi. İkinci yılın-dan itibaren KAOS GL’ye katılan tek tük lezbiyenlerin dergiye katılımı elbette vardı, var, ancak bu katılımlar ger-çekçi bir kimlik tanımı üzerinden olamıyordu. Öyle ki toplantılarda lezbi-yenler kendilerini hep gayler hak-kında konuşurken yakalıyorlardı. O yıllarda yavaş ya-vaş kurulan lez-biyen kadınlar arası iletişim, 13 Mayıs 98’de ger-çek anlamda bir kadın grubu şeklini aldı. Ve haftalık ev toplantıları başladı.
“Adacıklar” birleşerek tek bir ada oluşturdular. Bu bütünlük, kendi kimliğimize dair bütünlük hissimizi de besliyor. Bu beslenmeden “sapphonun kızları” doğdu. Birbirimizle konuşmaya, farklı feminist yaklaşımlarımızı anlamaya alışıyoruz. “Anormal, garip, ucube” olduğumuza dair hissimiz gidip geliyor hâlâ. Ama grubumuzda, toplantılarımızda penisten bahsetmiyor oluşumuz, kendimize dair şeyleri paylaşmaya yönelik yarattığımız ortamımız bizi geçmişdekinden farklı yılların beklediğinin göstergesi.
Neden ayrı bir grup? Lezbiyeniz, gaylerle bir grupta olabilirdik; feministiz, etrafta onlarca kadın grubu var. Ama biz toplumda yeterince birbirinden habersiz “adacıklar” olarak yaşadığımız için, bunu muhalif gruplar içerisinde de kendimize yapmak istemiyoruz. Eşcinsel erkeklerle ve heteroseksüel kadınlarla ortak olan sorunlarımızın yanısıra, her iki gruba da dahil olmamızdan kaynaklanan ve biz anlatmadığımız sü
rece toplumun -bugüne kadar yapmaya alıştığı gibi- asla tahmin edemeyeceği sorunlar yaşıyoruz. Eşcinsel olduğumuz için her an bizden haberdar olmaları bizim için tehlike oluşturacak insanlarla boğuşuyor, ailelerimizden dayak yiyor, işyerinde garip bakışlara maruz kalıyor, işten, yurttan atılıyoruz, kadın olduğumuzherkesinki kadar sıradan olan cinselliğimiz en iyimser bakış açısıyla “şiirsel, estetik” bulunuyor, başkaları tarafından tanımlanıyor, henüz iki yumurtadan bebek olabileceğine dair bilimsel bir bilgi toplumun huzuruna sunulmadığı için (!) “annelik içgüdümüz” sorgulanıyor; kimliğimiz ya lanetleniyor ya marjinal bir çeşni olarak görülüyor ya da aşağılanıyor.
Heteroseksüel kadınlardan tepki: “Ne var, biz de erkek arkadaşımız dolayısıyla ailelerimizle sorunlar yaşıyoruz, erkek arkadaşımızla birlikte yaşamaya karar verdiğimizde ev bulmakta zorlanıyoruz, siz en azından kendinizi gizlediğinizde sevgilinizle yaşayabiliyorsunuz, ne ailenizden ne de komşularınızdan tepki alıyorsunuz!” Yanıt: “Biz gizlenmek i
stemiyoruz!” Eşcinsel erkeklerden tepki: “Siz sesinizi çıkartmadığınız sürece varlığınızdan kimsenin haberi olmuyor, insanların aklına gelebilecek en son şey lezbiyenlik. Oysa biz canavar bir erkek dünyasına uymak zorundayız.” Yanıt: “Biz gizlenmek istemiyoruz!” Bize “rahat” yaşayabilmemiz için heteroseksüel kadınların ve eşcinsel erkeklerin bazılarından gelen öneriler işte. Yani en yakınımızdaki insanlar tarafından bile yok sayılabiliyoruz. Oysa sorunlarımızın başka olması, olmadıkları anlamına gelmiyor. O nedenle bizim bağımsız durmamız gereken bir nokta olmalı. Bunun anlamı feminist harekete ve eşcinsel harekete arkamızı dönmüş olmak değil, tersine tam ortadayız. Politikalarımızı geliştirirken her iki grupla da içiçeyiz, içiçe olmayı planlıyoruz.Şimdilik evlerde toplanıyoruz. Sayımız pratik olarak bunu engellemediği sürece hiç şikayetçi değiliz. Çünkü ev ortamının doğallığı gruplarda ve toplantılarda her zaman karşılaşılan sorunlara pratik çözümler üretmemizi kolaylaştırıyor. Heralde en çok vakit ayırdığı
mız şey birbirimizi konuşturmak, bunun için küçük kaprisler bile yaptık. Eğer feminist hareketin yıllardır vurguladığı bu konuya gözümüzü kaparsak hiç bir şeyin değişmeyeceğini biliyoruz. Gruplarda her zaman ortak bir yazı sorun oluşturmuşken, biz bu yazıyı çok başka konular hakkında konuşurken arada küçük oyunlar oynayarak yazdık. İnanıyoruz ki bize öğretilen ve dayatılanlardan başka yollara, tarzlara doğru ilerliyoruz. Kendimiz gibi insanlarla tanışmak için pratikte ilk akla gelen gay barlar veya yaşamın içindeki sonsuz bekleyişler yerine kendi ortamımızı kendimiz yaratıyoruz.Gelelim kişisel sohbetlerde nerdeyse istisnasız aldığımız için kendimizi tanıttığımız bu satırları okuyan insanların da soracağı bir soruya: “Dergi çıkaracak mıyız?” Bu soru ve her temelsiz “hadi dergi çıkaralım” cümlesine bir çift lafımız var tabi. İnsanların zihninde “gruplar dergi çıkarmadıkları sürece, grup olamaz” gibi bir tortu kalmış olmalı. Oysa biz grup bütünlüğümüz içinde “dergi çıkarmak” gibi bir fikre kapılmadık. Tembellik
değil bu, aksine bizim gelişimimizi engelleyen bir girişim olurdu. Üstelik biz KAOS GL’yi bizim olmayan bir dergi olarak görmüyoruz. Bizim zaten sesimizi duyuracağımız bir platformumuz var.Biliyoruz ki, tanımasak da bizimle aynı sorunları, hisleri paylaşan kadınlar evlerinde, okullarında, işyerlerinde yaşıyorlar. Belki sorunlarını dillendiriyorlar, belki dillendirmiyorlar. Ancak bilmeliler ki sapphonun kızları
tüm bunları paylaşmak için onları bekliyor.
Mektup adresimiz:
Ali Özbaş (SK), PK 53 Cebeci / An
karae-posta adresimiz: [email protected]