REFORM, ÖZGÜRLÜK VE EŞİTSİZLİK-2

Colin SPENCER*

Çeviren: SELÇUK/Ankara

Eşcinsellere yapılan baskı tarihsel olarak kadınlar üzerindeki baskıyla ilintili kültürel bir aşılama olarak tanımlanmıştır. Bunun kadınları ve eşcinselleri bir araya getirmesi gerekirdi. Ancak kadınlar eşcinsel toplantılarının ezici bir şekilde erkek yönelimli ve cinsiyetçi tutumların dışarıda olduğu kadar gay hareketin içinde de hüküm sürdüğü hissettiler. 1972 yılında Gay Özgürlük Cephesindeki (GLF) kadınlar ayrılıp kendi organizasyonlarını kurdular. Ayrılığın ardında yatan fikir toplumdaki en büyük yanlışın erkeklerin değiştirilemez “erkeklikleri” ve erkek eşcinsellerin de bunun bir parçası olduğuydu. Mantıklı olan artık tüm iktidarı kadınlara bırakmaları ve eril ayrıcalıklarından vazgeçmeleriydi. Gay özgürlüğü erkeğin kültürel erkek kimliğini bırakmalarında ilk adım olabilirdi. Bazı erkekler bu düşünceyi hayata geçirdiler ve uzamış sakalın üzerine ağır makyaj yapıp kadın giysileri giyerek yürüyüşlere katıldılar. Ancak izleyicilerin bundaki siyasi amacı anladıkları oldukça kuşkuludur. Çoğu kişinin gördüğü sadece bir hilkat garibesiydi, ki bu tüm hareketin var gücüyle kurtulmaya çalıştığı imajın tam da kendisiydi.

1972 yılının Gay Gurur haftasında tüm gerilimler ve çatışmalar açığa çıktı. Sorun insanların nasıl giyinip nasıl davranacaklarıydı. Aylar geçtikçe GLF giderek küçülen gruplara parçalandı. Gay Özgürlüğü ruhu devam ediyor olsa bile, artık GLF’nin himayesi altında değildi. GLF artık eşcinselliğin yasadışı olmamasından ötürü yaşamlarını sessiz sedasız sürdürebileceklerini düşünen eşcinselleri korkutmuştu. Bunun yanında kadın kıyafetleri ve makyajla yapılan yürüyüşler, çığlık çığlığa sloganlar kötü bir zevkin yansımasıydı. Çok daha fazla sayıdaki eşcinsel ise GLF’nin aşırı Marksist ideoloji ve militanlığından ürkmüştü. Eşcinsel Eşitliği Komitesinin (CHE) genel sekreteri The Guardian’da insanların daha makul ve hareketin yandaşlarını yabancılaştırmayacak önerilerini CHE’ye yazmalarını istedi. Tüm ülkede küçük gay organizasyonları yeşermeye başladı. Homofobik tutum sergileyen kitaplar, TV programları ve filmlere karşı kampanyalar düzenliyorlardı. Üyeler için dayanışma geceleri düzenleyip, konuşmacılar çağırdılar ve bazıları danışma servisi kurdular.

Onbeş günde bir yayınlanan Gay News gazetesi 1972 yılında kuruldu. Gazete popülist bir çizgi izledi, amacı tüm gay camiasına hitap etmekti. Gazete homofobi ve adaletsizlik dolu vakaları yayınlamakta hızlı davranmasına karşın, eşcinsel bilincini değiştirmek için hiçbir şey yapmadı; sadece güncel duyguları aktarmaya çalıştı. Dağıtım başlangıçta sorun oldu ve polis gazetenin içeriğini sürekli gözetim altında tuttu. Gazetenin editörü Denis Lemon gay barlardaki polis tacizini fotoğraflarken tutuklandı. Gazetenin en büyük başarılarından birisi kişisel ilanlardı. Bu ilanlar yalnız kalmış gaylerin yerel gay gruplarına katılmalarına ve diğer gaylerle tanışmalarına imkan sağladı. Gazetenin tirajı dört yıl içinde 20,000’e çıktı.

ABD’de ise gay hareketi bu sırada aktif bir şekilde çalışıyor ve yerel idareleri sodomi yasalarını kaldırmaya zorluyor ve bazı yerlerde de bunu başarıyordu. Aynı zamanda polis tacizine direniyor ve tıp fakültelerine eşcinselliği resmi psikolojik çarpıklıklar listesinden çıkarması için baskı yapıyordu. Bunun yanı sıra gay erkeklerin aile, medya ve işyerinde kabul edilmelerini teşvik ediyordu. Gay varlığına karşı yasal ve toplumsal yaptırımların azalması çeşitli dallarda çalışan gaylerin yavaş yavaş karanlıktan çıkmalarına yol açtı.

TİCARİ BİR ALAN OLARAK SEKS

1960’lar boyunca seks giderek daha görünür bir hale geldi; cinsellik sinema ve edebiyatta her zamankinden daha çıplak görünür oldu. Halk daha fazla seks görmek istiyordu ve eşcinsel soft pornonun müstehcen ve cezai bir suç olarak sayıldığı zamanlarda, porno filmler tüm Amerika ve İngiltere’de vizyondaydılar. Bir porno kültü olan Deep Throat (Derin Boğaz) bir penisi bütünüyle ağzına alabilen bir kızın öyküsünü anlatıyordu. Aynı film bir erkekle çevrilmiş olsaydı, histerik bir öfkeyle yasaklanırdı.

Seks toplumda sadece karanlık bir odanın mahremiyetinde gerçekleşen bir olay değil bir zevk eğlence olarak görülmeye başlanmıştı. Seks kılavuzları kolay bir tarzda yazılıyor ve sık sık en çok satan kitaplar oluyordu. 1970’lerde ve 1980’lerde egemen toplumsal etik kişisel doyum, içsel ihtiyaçların ve arzuların tatmin edilmesi, tüketimcilik ve erotik keşfin teşvikiydi. Cinsellik artık üremeyle ilişkilendirilmiyordu. Pek az sayıda insan evlendiğinde bakir ya da bakireydi. Eşlerin değiş tokuşu çok rağbet görüyordu. Boşanma oranı tırmanıyor ve insanlar birlikte yaşamayı, çağdışı buldukları evliliğe tercih ediyorlardı. Ancak birlikte yaşamak evliliğin tek alternatifi değildi. Eşcinsellik tartışması insanların, çok tedbirlice yapılsa da, eşcinsellik veya biseksüelliğin kendileri için bir seçenek olabileceğini konuşmalarına neden oldu. Seks hakkındaki yeni popüler edebiyat cinsel teknikler konusunda insanlara geniş bir repertuar sağlamıştı. Tüm bu değişimler heteroseksüel toplumu eşcinsel dünyasına daha fazla yaklaştırmış olmalıydı, ancak zayıflamış olsa da cinsel edim ve üreme arasındaki ilinti heteroseksüel ilişkide varlığını koruyordu. Şuna inanıyorum ki heteroseksüel ilişkiyi eşcinsel ilişkiden ayıran üreyebilme yeteneği heteroseksüellerin üstünlük hissetmelerine ve sonuçta gayleri aşağılamalarına yol açmaktadır—heteroseksüel edimlerin çoğunda koruyucu kullanılsa da.

1967 yılında eşcinselliğin suç olmaktan çıkarılmasının üzerinden yirmi beş yıl geçti. Bu yirmi yıl süresince straight toplum gaylere daha fazla hoşgörü ve anlayış göstermeye zorlanmış olsa da, ki bunu sadece gayler talep etti, aynı süreçten homofobi de güçlenerek ve sertleşerek çıktı. Ancak bu yirmi beş yılda ateşli bir değişim süreci yaşanmıştır. GLF’nin kuruluşundan bu yana İngiltere, gay hareketinde ABD’nin hemen arkasında yer almıştır.

CLONE DÖNEMİ

Gay Özgürlük Hareketi, gay erkeklerin kendilerine bakışını radikal bir biçimde değiştirdi. Hareketin getirdiği en büyük değişim aynı cins aşkın doğal ve sağlıklı olduğu inancının yerleşmesiydi. Gayin yeni tanımı cinsiyet sapması kavramını tümüyle sildi ve böylece camp ya da karşı cins gibi giyinmeye duyulan ihtiyaca da son verdi. Bir gay erkek olmak, gurur duyulan ve sağlamlık hissi veren bir şeydi.

Artık eğlence olanakları gaylere açıktı. Barlarda, restoranlarda, kitapçılarda ve hamamlarda sosyal ağlar örüldü. Erkek dostlardan oluşan aileler yaratıldı ve bir gay mekandaki her kalabalık çok sayıda gruptan ve çark eden yabancılardan oluşuyordu. Gay buluşma mekanları bir dolaşım yarattı. Gayler belli restoranlarda yemek yiyor, belli bir salonda vücut çalışıyor, aynı üç ya da dört barı kullanıyor ve belli bir hamamda seks yapıyorlardı. Bu dolaşıma katılan gayler kendilerini gelişmiş vücutlu, Marlboro kovboy erkek ikonuna göre yapılandırdılar. Sert ve kaslı maço imajına ulaşmaya çalıştılar. Dar tişörtler, düğmeli Levi’s, işçi botu, kısa saç ve bıyık bu imajın değişmez unsurlarıydı. Kot pantolonlar kalçaları ve genital organları belli eder tarzdaydı. Hatta etkiyi artırmak için iç çamaşır giyilmiyordu. Tercih edilen cinsel edim ve pozisyonları anlatmak için ceplerde anahtar ya da mendil taşınıyordu.

Barlar, geleneksel çark alanlarının pabucunu dama attılar. Batı imgelemini kullanan barlarda barmenler ve koruma görevlileri bot ve kovboy şapkası giyiyorlardı. Bazı barlar arka odalarda porno filmler oynatıyor ve bazıları da kendilerine erotik isimler veriyorlardı—Sik Halkası ya da Damızlık Boğa Harası vs. Clone’lar için erotik ideal aynı tip erkeklerdi. Sert, kaslı, fiziği düzgün ve ateşli. Bakışma ve bir takım işaretlerin ardından iş çabucak bitiriliyordu.

Seks sert, sınırsız ve fallus merkezliydi. Seks penisin köküne kadar ağza alınması, sert sikiş ve meme uçlarının kanatırcasına ısırılması anlamına geliyordu. Bu tür cinsel tecrübelerin acısına katlanmak için de genellikle uyuşturucu kullanılıyordu. Süpet alıkmak (oral seks) penisin diğer kişinin ağzına, penisi ağzına alanın her an kusabileceği bir tarzda, sokulmasıydı. Sikmek ise tüm penis diğer kişinin anüsüne şiddetle sokup çıkartılırken aynı anda kalçaların tokatlanması demekti. Göğüslerin sevilmesiyle sert bir şekilde ısırmak ve meme uçlarının somurulması ve çimdiklenmesini içeriyordu.

Bu dayanılması güç sado-mazoşistik seks açıktır ki kendini cezalandırmanın bir başka biçimiydi. Şovenist ve seksist erkek cinselliğinin en korkunç aşırılıkları taşıyan gay kabadayı, cinsel partnerine şiddetle ve duyarsızca yaklaşırdı. İşin daha ilginci bu muameleye maruz kalan erkeğin bu duruma tümüyle rıza göstermesiydi. Bu ilişkileri yaşayan gayler, mutlu ve huzurlu aileyi oynarken olduğundaki kadar heteroseksüel yapıya hapsolmuşlardı. Yanı sıra böylesi bir sert erkek imajı ve normal erkekliğin taklidi daha önceki makyaj yapılan, kadın gibi giyinilen dönemdeki kadar yapay bir izlenim bıraktı. Ancak ne var ki sizi olumsuzlayan bir toplumda sosyal bir alan kazanmaya çalışmak, o toplumun size birtakım karikatürler dayatmasıyla sonuçlanır.

Devam Edecek

*Homosexuality: A History, Fourth Estate, London, 1995

Hosted by www.Geocities.ws

1