ALIŞKANLIK
AHMET’Etersten esişlerinde rüzgârın
inadıma gittiğini düşünürüm,
hüzünden gözüme sızan damlalar altında
eridiğimi; esridiğimi düşünürüm
ürpertisinden ölümün…
ardımda saplı kalan her bıçak
kanatsa da gençliğimi
duramam ki dönüp bakmadan
sırtımdaki kahpeye, bakalaklığımı düşünürüm
acısından alıklığımın…
herşeyin oluverdiği anlarda,
herzamanki yoklayışlarımda
hep köşesindedir çantamın;
ya olmasaydı? Da düşü
nürümasalak yalnızlığım.
ardımdan esişine ters rüzgârın,
korkusuna ölümün,
bıçağın sırtımı kanatan
tadına tadlarına aşığım.
düşünürüm de: asırlardır ben
kan görmeye alışığım.
GÜRKAN
/İzmir
LACRIMA’NIN LANETİ
hiçbir şey gelmiyor aklıma
çimenlerin kokusu
ırmakla yarışan günün bulutsu dokusu
ıslık çalan meşedeki ormana saklı neşe
aramızdaki ipincecik kelebek perde
kalkıverecek gibi de olsa
ah o dantel düşleri unuttum, unuttum hepsini
kışa hazırlanıp çürüse de krizantem
mekânımda asılı
kalsa da kehribar yüzünün suretiiçimden gelmez yazmak eski şarkıya yeni söz
ben eksik etmem kendi gölgemi kucağımdan
arka bahçede usulca ölürüm
ve hiç gitmez oğlan
seni artık sevmediğim aklımdan.
unuttum, her şeyi unuttum Lakrima
kapıyı çalan dahi
içeri girmezherkes bilir çünkü seni sevmediğim
ölürüm de aklımdan gitmez.
Şarmut
A. İKARUS/Ankara
(*Lacrima:lat. Gözyaşı)