bana anlatacağı özel bir şey yoktu…

H. KANDOK/Denizli

Mevlüt, ilgimi çeken eşcinsel kişilerden birisi. Arkadaşım, Denizli’nin en ağır topu diyebiliriz. Uzun süredir onunla ilgili bir şeyler yazmayı düşünüyordum, bugün benimle konuşmak istediğini telefonla söyledi, buluştuk (Zaten zaman zaman buluşup konuşuyoruz, ben onun dert ortağı sayılırım). Bana anlatacağı özel bir şey yoktu, canı sıkıldığı için aramış, daha önceki konuştuklarımızı gözönünde bulundurarak ona geçmişiyle ilgili sorular sordum. Anlattıklarının daha öncekilerden bir farkı yoktu. Farklı bir şeyler yakalamak için ona ayrıntıları soruyordum, çekinmeden anlatıyordu.

Köyde doğmuş ve orta okula kadar köyde yaşamış. Kendini bildi bileli erkekler onda merak uyandırıyormuş. Davranışları, görüntüsü ve sesi kız gibiymiş, bu kız gibilik babasını sinirlendiriyormuş. Köyde kendi koyunlarına çobanlık yapıyormuş. Sabahları koyun otlatmaya giderken, beline ekmek çıkınını bağlıyormuş. Üzerine uzun pardösü geçiriyormuş, başına da bir şeyler bağlıyormuş. Kendini kız gibi hissediyormuş. Özellikle pardösü ona fistan gibi geliyormuş. Örgü örmeyi de çok sevdiği için, örgü malzemelerini de pardösünün içine saklıyormuş. Çünkü babası kızıyormuş, kız işi yapıyorsun diye. Koyun otlattığı yerde kendini özgür hissediyormuş. Bağırıp çağırıyormuş, türkü söylüyormuş, oynuyormuş. Bazen tanıdıkları onu böyle yaparken gördükleri zaman ailesine şikayet ediyorlarmış. Ailesi neden böyle yapıyorsun, dedikleri zaman, kendimi rahatlatmak için böyle yapıyorum, siz karışmayın, diyormuş.

Dışarıdan bir akraba köye geldiği zaman hoşgeldine gidiliyormuş. Gelen kişi merak uyandırır, ona ilgi gösterirlermiş. Birgün halasının oğlu gelmiş, Mevlüt de onu görmek için halasıgile gitmiş. Odada bir ara halasının oğluyla yalnız kalmış, halasının oğlu birden ona saldırmış. Sevip okşamaya, öpmeye başlamış. Mevlüt onun penisini merak etmiş. Mevlüt o sıralar 15 yaşındaymış. Hiç deneyimi olmadığı için ve söylediğine göre penis çok büyük olduğu için alamamış. Bu olaydan sonra penislere çok ilgi duymaya başlamış.

Babasıgil onu ilçedeki imam hatip-orta okul yatılıya vermişler. Onun eşcinselliğini farkeden iki çocuk ona asılmaya başlamış (Pantolonlarını çıkarmadan sürtünüyorlarmış). Ama o, dini bir ortamda bulunduğu için erkek erkeğe beraberliğin günah olacağını düşünüyormuş. Eşcinselliğini ne kadar bastırsa da ibadet ederken dahi erkekleri ve penislerini düşünüyormuş. Ona asılanlar amaçlarına ulaşamayınca onun eşcinselliğini alaya almaya başlamışlar. Çağırırken, sarıkız, diye çağırıyorlarmış. Olayın daha fazla büyümemesi için okuldan ayrılmış.

Abisi, çalıştırmak için Denizli’ye getirmiş, ilk deneyimini patronuyla yaşamış ama bunalıma girmiş, intiharı bile düşünmüş.

Sonra askerlik, askerde asılanlar olmuş; askerler, hatta çok beğendiği bir teğmen. Ama hiç yanaşmamış bu tür beraberliklere. Şimdi ise pişman oluyor. Askerlikten sonra altı ay kadar daha köyde çobanlık yapmış, ama hareketlerinde daha temkinliymiş. Babası da karışmıyormuş artık (örgü örse bile).

Tekrar Denizli’ye gelmiş. Eşcinsel beraberliklere bir başlamış, tutabilene aşk olsun. Yatamadığı halasının oğlundan tutun da, diğer halalarının üç oğluyla, kayınbiraderiyle… yatmış. Askerden ‘91’de gelmiş, şu anda ’98 yılındayız; haftanın her günü beraberlik yaşıyormuş. Belki haftada bir gün olmayabiliyormuş, o da erkek bulamazsa. Günde sayı 10’a kadar çıkıyormuş. Mevlüt zaman zaman normal işlerde çalışsa da, genelde fuhuş yaparak sağlıyor geçimini. Ama beraber olduğu kişilerden zevk alarak yapıyor bu işi. Her insanın başına gelebileceği gibi onun da başına geliyor tecavüzler, şiddet olayları.

Hiç aşık olmuyor musun, diye soruyorum. Oluyorum ama benimkiler bir ayağı topal aşk, bir gecelik aşk. Toplumumuzda eşcinsel beraberlik normal karşılanmıyor ki, benimle uzun süreli bir aşk yaşasınlar, diyor.

Başka bir gün:

Mevlüt, gece yarısı aradı, uyurken, telefonla. Beraber olduğu kişi tarafından, seviştikten sonra kovulduğunu ve dışarıda kaldığını söyledi (Mevlüt’ün sürekli kaldığı bir evi yok ve yattığı erkeklerin evinde geceliyor. Bazen de dışarıda kalıyor işte.). Bana gelmek istiyordu, kabul ettim. Bende kaldı sabaha kadar.

Başka bir gün.

Mevlüt, abisinin evinden telefon açtı. Abisiyle konuşmuş. (Ailesi eşcinsel olduğunu biliyor zaten). Abisi geçmişine sünger çekmek, bundan sonra da hayatına çeki-düzen vermesi şartıyla yanında çalışmasına izin vermiş. Mevlüt de bir süre fuhuş yaşamından uzak kalmak istiyordu zaten. Mevlüt çok kişiyle, çok seks yapmak isteyen bir tip. Normal işler, onun hızlı seks yaşamını engelliyordu. Bu yüzden, zaman zaman çalıştığı işleri hep bırakıp kendini tamamen sekse veriyordu. Çalışmayıp, paraya ihtiyacı olduğu için de yattığı insanlardan para talebinde bulunuyordu. Çoğu zaman para alamıyordu, aldıklarıyla karnını bile doyuramıyordu. Yatacak yeri olmuyordu. Sefil bir yaşam sürüyordu. Rezilliğe dayanamayıp, tekrar çalışmaya başlıyordu. İnanıyorum, Mevlüt’ün yaşamını sürdürecek parası olsun, çalışmayıp, parasız, insanlarla sadece zevki için hayatı boyunca seks yapardı, gece-gündüz demeden. Onun için seks bir yaşam şekli çünkü.

Sonraki günler:

Mevlüt, abisinin yanında çalışmaya fazla dayamadı ve kendini gene sokaklara attı ve seks işçiliğine devam etti. Hatta kendine karı-koca bir pazarlayıcı bulmuş. Onlar Mevlüt’e Denizli’nin gizli ama zengin eşcinsellerini ayarlıyorlarmış. Mevlüt bu kişilerden zevkini alıyormuş, karı-koca çift de Mevlüt’ün sırtından para kazanıyorlarmış. Mevlüt kullanıldığının farkında ama karın tokluğuna seks yapmak ve değişik insanlarla tanışmak onun için yeterli. Çünkü o bu işten zevk alıyor.

Sonraki günler:

Mevlüt, zaman zaman telefon açıyor bana veya karşılaşıyoruz. Bazen sokaklarda sürtüyormuş, bazen de abisinin yanında çalışıyormuş.

Hosted by www.Geocities.ws

1