HOMOFOBİ mi,
Yoksa Bi'tür Cinnet mi?COŞKUN
/ İstanbulKirpi gibisin çocuk
Her tarafın diken
Kim elini uzatsa, delik deşik
Üstelik
Sen de kan içindesin
Atilla İlhan
Son yıllarda sosyal bilimcilerin bir uyarısını gazetelerden hep okuyoruz. Böyle giderse bu toplumda sosyal patlamaların ve cinnetlerin kaçınılmaz olacağını.
Nasıl giderse?
Ahlaki, manevi, insancıl değerlerin süratle önemini kaybetmesi, insanlar arasında paranın tek ölçüt olması, gelir dağılımındaki bozukluğun giderek daha da artması, siyasetin kirlenmesi, hatta kirlilikten beslenmesi, çetelerin-mafyaların ortalıkta cirit atması, hatta devletin bile bir çeteler yum
ağı olduğunun söylenmesi, alt yapısı yetersiz büyük kentlere hızlı göçün ve yüksek enflasyonun devam edip gitmesi…Peki ne olacakmış böyle giderse?
İnsanlar cinnet geçirebilir veya sosyal patlamalar olabilirmiş. Bir an gözümü kapatıyor ve hayal ediyordum. Hıncahınç kalabalık bir otobüste bir insan, aniden yanındaki insanın kolunu mu ısıracak? Ya da, volkan patlaması gibi, insanların en yoğun olduğu noktalarda, meydanlarda zemin yarılacak, topraktan insanlar fışkırıp, zaten kalabalık olan insanların üzerine
yine insanlar mı yağacak? Hayali komik gelirdi bana. Anlamazdım. Yani nasıl olacaktı bu cinnet veya neydi sözü edilen sosyal patlamalar?Şimdilerde yeni yeni anlamaya başlıyorum.
Bir insan otobüste, vapurda, parkta ya da yolda henüz yeni tanımış olduğu insanın evine gider ve oturup müzik dinlemek, sohbet etmek veya bir kahve içmek yerine, o insanın paralarını zorla almak isterse… Bunun için ona şiddet uygulamayı, hatta cinayet işlemeyi bile olağan bir komşuluk ilişkisi soğukkanlılığıyla yaparsa, üstelik bun
u yaparken, “Yahu bak bu insanın kedileri de varmış. Bu adamın parasını zorla alırsam veya onu kesip doğrarsam, kedileri aç kalmaz mı? Bak kütüphanesinde dolu kitap dizili, birkaç tanesi yerde halının üzerinde. Ya o birkaç kitap, bu insan tarafından okunmayı bekliyorsa? Bak pencerenin önünde irili ufaklı, rengarenk saksı çiçekleri. Ben onlara su veren bu insana zarar verirsem, o çiçekler bana kızgın gözlerle bakmaz mı, bana darılmaz mı? Ben bu insana zarar verirsem, annesi ona bu akşam telefon açar ve cevap alamayınca kadıncağız endişelenmez mi, üzülmez mi? Bu insanın anıları yok mu ya da gelecekle ilgili hayalleri; sevinçleri olmamış mıdır bu insanın, ya da acı çekmemiş midir bazen benimki gibi? Yoksa insan değil midir karşımdaki ya da bu kadar ucuz mudur insanın hayatı” diye düşünmeyen insanlara rastladıkça ve onların varlığını duydukça…Köşk sinemasında, tam da filmin en pornografik anında, koltukta oturan birisi yanındaki adamın sertleşmiş penisini tuttu. Adam kalkıp onun yüzüne birkaç şiddetli yumruk indirdi. Etraftakiler başlarını çevirip onlara bakarken herkesin elinde erekte olmuş, çıplak, kendi penisleri vardı. Sonra başlar yine beyaz perdedeki görüntüye çevrildi. Dayak yiyen de, dayak atan da zaten birbirlerini hiç tanımıyorlardı, olaydan sonra da ta
nışmadılar. Dayak yiyen kalktı arka koltuklara geçti, dayak atan ise koltuğunu değişmedi.Cihangir yokuşundan çıkan üç gay insana, yol kenarındaki bir grup genç, “ibneler” diye saldırdı. Onları pantolonlarının kemerleriyle döverken daha önce birbirlerini hiç görmemişlerdi. Kavgadan sonra da birbirlerini hiç görmediler. Dayak atanlar kaçtı. Dayak yiyenler hastaneye gitti, onları seyreden meraklı esnaf, dükkanlarına çekildi.
Bir polis, yakaladığı travestiyi dövüyor. Onu hiç görmemiş, tanımıyor ve hiç tanışmayacak. Birbirlerinin ne tür müzikten hoşlandıklarını bilmiyorlar. Birbirlerine hayattan olan beklentilerini de sormuyorlar. Dahası konuşmuyorlar. Birisi sadece vuruyor ve ötekisi acıyla inliyor.
Bir eşcinsel Taksim parkında tanıdığı iki kişiyi alıp, Cihangir’deki evine götürdü. Gecenin bir saatinde eşcinsel uyurken misafirlerden birisi, eşcinselin boynunu ve göğsünü bıçakla kesmeye başladı. Güzel bir rüyadan acılar içerisinde, kanrevan içerisinde uyanmanın nasıl bir duygu olduğunu sormadı misafirler. Sordukl
arı ve istedikleri sadece paraydı. Genç eşcinsel, kalabalık kentin yalnızlığını paylaşmak için evine getirdiği bu iki insanın, gecenin ortasında vampirleşeceğini bilememişti. Onlar parayı alıp parka yeni insanlarla tanışmaya giderken eşcinsel, Taksim ilkyardım hastanesine kaldırıldı.Ondokuz yaşındaki yakışıklı bir genç, Kadıköy Vapurunda tanıştığı eşcinselin evine gitti. Sözde seks yapacaklardı. Ardından eve silahlı bir arkadaşı daha geldi. Evdeki bu eşcinseller, gelen bu iki genç tarafından silah zoruyla soyuldu. Ne evdekiler onları tanıyordu, ne de onların evdekileri tanımak gibi bir arzuları vardı. Belinde silah, cebinde paralar, altlarında beyaz bir Broadway. Gittiler.
Aksaray’da kapanmış olan Değirmen Birahanesi’nde uzun yıllar garsonluk yapmış orta yaşlı sempatik eşcinsel, üç gün önce evinde ölü bulundu. Celladıyla ya tanışmıştı ya da tanışmaya fırsatları kalmamıştı, bilinmez.
…
İnsanlar cinnet mi geçiriyordu?
Neden çoğunlukla kurbanlar eşcinseldi?
Yoksa eşcinseller toplumda korunmasız kalmış, zaafları olan, karnı yumuşak insanlar mıydı? Yoksa sosyal patlama denilen lanet, eşcinselin başında mı patladı? (24.08.1998)