GÜNEŞGATE

SAPPHO/İstanbul

 

Ah!… Güneş Ah!... Sen ne kadersiz bir kulsun böyle… Garibimin çilesi Lambda’dan bir miktar para almakla başladı. Ne uğursuz bir paraymış bu… Başına gelmeyen kalmadı… Dergi çıkarılacaktı. Sanki şu an çıkarılan dergide her iş harika gidiyor da bir ikincisi lazımmışçasına… Sanki her şey tammış, her şey yolundaymış, KAOS rahat rahat çıkıyormuş… Pazar toplantıları için toplanan paralar artıyor, artanla da parti düzenleniyormuşcasına.

Neyse… Güneş, efendi efendi dergi için yansın tutuşsun, didinsin, birden aşk kapısını çalmaz mı?.. Ee... Aşk bu, geliyorum demez… Neyse bir bakar Güneş her gece barlara gitmekle dergi çıkarılmaz. Bari kendim bar açayım, der, vatana millete faydalı olayım. Neyse o konuyu gelecek satırlarda irdeleyeceğiz...

Ne diyorduk, aşk… Fakat Filizlenen bu aşk Filizlenip kök salması için birden Güneş’e emanet edilen paralara kötü gözle ve hatta zaman zaman gözlerini şehla yapıp bakar ve Güneş’in burnuna çubuk kraker sokmak suretiyle ve hatta ileri gidip kukunu yakarım tehditleri ile parayı alır ve geçirir, yani zimmetine… Efendim kuku bu… Ne yapsın arkadaş?.. Burnuna konuşlandırılan çubuk krakerle bir koşu Taksim barlarında alır soluğu. Bar açma fikri aklına o zaman mı geldi bilinmez. Neden sonra aklına Lambda’ya gelip insanlara açıklama yapmak gelir. Gerçi aradan hayli zaman geçmiştir. Bakanlar değişmiş, turizm sezonu iki kez açılıp kapanmıştır. Hatta bazı pembe diziler nihayete ermiştir. Aslında ne gerek varsa millet zaten bir kuzu, ne atsan yer. Lakin düşünceli insandır Güneş... Paramı çaldılar, der, bu arada dolar hesap cüzdanı ile burnuna sıcak masaj yapmaktadır. Tabii Güneş izahate başlar... Kandırıldığını, kullanıldığını ve hatta sevgilisinin sapık fantezileri yüzünden şarambole yuvarlanmış manda taklidi bile yapmaya zorlandığını hatta ve hatta gece yarısı ağzında kavuniçi bir gülle zorla tost makinesi görevini bile icra ettiğini hıçkırıklar içinde sahneler… aman söyler.

Birden alkışlar yükselir... Arkadaşlar höykürerek dinlemişlerdir bu hikayeyi ve en çok manda taklidine üzülen olmuştur ve Güneş affedilir.

Öyle ya, bu millet alışıktır zaten paralarının gasp edilmesine… Bal tutan parmağını yalar hikayesine... Civangate’lere, İSKİgate’lere, bir de GÜNEŞGATE olsun çok mu?..

Kederlenen Güneş çıkar bir iki tek atar hatta tek tek basarak, bade süzerek ilerler yollarda. Kendisine ikram edilen çubuk krakerlere tiksinti ile bakar, hatta evdeki tost makinesi ile tartışır, iki tokat atar terbiyesize... ve der ki; Ben bir bar açmalıyım...

Yani bu aklına nerden geldi, bi onu bulamadım, artık vahiy mi geldi, kafasına tuğla düşüp de ampul mü yandı, ya da arkadaşlarına daha fazla kazık mı atmak... aman hizmet etmek istedi bilemem anlayın artık.

Gider açar barını, oh olsun düşmanlara... Çatlasın komşular... Ne anlayışsız millet, Güneşçik şurda Lambda’ya faydalı olmak ister, arkadaşları 300.000 TL’ye bira içmesin, gelsin, bende 500.000 TL’ye içsin... Rahat rahat otursun kazığa.. aa... koltuğuna yani... Yine de yaranamaz. Hele bir Coşkun denen zındık vardır ki... Rahat bırakmaz kızın yakasını, ille de paramız, der durur. Paragöz kerata... Sana mı kalmış milletin parasının avukatlığı... Herkes memnun hayatından, düzen de düzülen de, yani üzülen de diyecektim. Kız zaten parasızlıktan, ızdırabından gitmiş bar açmış kendine... Sizler faydalanın diye... Ama nerde... Coşkun gibi kerata ne anlar insan halinden, sus rezil seni... Gelmeyim oraya...

Ama asıl sürprizi açıklamadım. Barı Güneş tek başına açmamış, burnuna sivri cisim ile ziyan veren sevgilisi ile. Elbette bu tamamiyle bir tesadüf, hemen fesatlanmayın siz de Coşkun gibi. Güneşçik hisleri ile başbaşa teklerken barda, o ne, sevgilisi der ki, bre berber gel beraber bir bar açalım. Tekerlemeyi seven Güneş, yakınlaşır ona ve ihtiyatı elden bırakmadan, neden yaptın, der. Sevgilisi de; yaptım, yaptım ama sor bakalım neden yaptım, der. Neden, niçin, falan derken Güneş kendini barda bulur. Ee, hadi gelmişken açalım der, malum kapalı bara giremezsin. Ve böylece bar açılır... Ne kadar güzel, iki seven barışmıştır öyle ya bir elin nesi var, iki elin barı var. Sizleri ikinci kez düdüklemek için...

Şimdi siz oraya gidersiniz... Nerede bizim paramız demezsiniz... Bir de alacaklı iken hesap öder, bahşiş bırakırsınız. Bütün çubuk krakerler girsin bir yerinize...

AÇIKLAMA: olayı bilmeyenler için

Güneş, gay aktivitelerinde başı çeken ya da çekmeye uğraşan lezbiyen bir arkadaşımızdır.

Bundan yıllar önce, Lambda’dan lezbiyen ağırlıklı bir dergi çıkaracağı vaadi ile yüklü miktar para almıştı.

Dergi çıkarmadığı gibi, ona emanet edilen parayı iade etmemiş, dahası arkadaşlarla alay edercesine, parayı sevgilim Filiz yedi deyip, hemen sonra bu şahısla İstanbul Beyoğlu’nda bir bar açmıştır. Her Pazar, Pazar toplantılarında insanları, “Dergi çıkaracağız, gelin barımda konuşalım” diyerek, kendi birahanesine götürerek, onlara ait parayı iade edeceği yerde, bir de onlara bira satışı yaparak müşteri portföyü oluşturma çabasında olan Güneş geleceğin tilki tüccarı olmaya adaydır.

Ve lezbiyen tarihinde utançla anılacaktır.

 

Hosted by www.Geocities.ws

1