MEMLEKETİMDEN KAOS MANZARALARI
Kemal YİĞİT
Diyarbakır
“İnsana dâir hiçbir şey bana yabancı değil”
K. Marx
(Komünist)“Kimdi söyleyen, nasıl biriydi hatırlamıyorum ama biri, ‘İnsana dâir hiçbir şey bana yabancı değil’ demişti.” Yeşim T. Başaran
(Ninemiz, Marx’ın çağdaşı-asker arkadaşı; “di”li geçmiş zaman. Çok görmüş, çok duymuş, çok yaşamış-ama hatırlamıyor. Retrograd amnezik…)
“KAOS GL eşcinselliği disipline etmeden; hoşa gitse de gitmese de herşeye ve herkese açık olsun.” K. Yiğit
(Saftirik, Marksist-paradigmatist. Soy soylayan, boy boylayan, Bok YİYEN…)
“Ben kıçıma tava sapı soktum” (Aha! Başladılar. Herşeye.… herkese Ha!?…) Coşkun
(Suistimalci, fırsatçı, münasebetsiz, açık kollayan, herşeyin herkesin öncüsü-sözcüsü…)
“Bu ne la??… Ne? Tava??…” K. Yiğit (Lâ havle velâ kuvve…)
“Kıçına tava sapı soktu diye; insanları aşağılayamazsın” A. Karakış
(Özgürlükçü)
“Ben de kıçıma tava sapı soktum”
(Aha! Bi tane daha) Uysal Uyumsal (Uyumcu, normcu, vokalist, ekmek-peynir…)
“Bana ‘Gay’ler kıçlarına tava sapı sokuyorlar’ dedirtemezsiniz!!…” K. Yiğit (Deve kuşu. Pişman. Şişman. Sılogundır. Marx mağduru. Bağımsız Devletler Topluluğu…)
“Benim orospuluğum tuttu!!” (Tam sırasıydı!)
B.E. (24) (Gay-aktivist. Hayat Kadını…)
“Ben, cumhuriyetçiyim; lâikim, demokratım, Atatürkçüyüm...” Barış Evren
(İşte bu ahvâl ve şerâit içerisinde dahi vazifen… açtığın yolda, kurduğun ilkede, gösterdiğin amaçta; hiç durmadan yürüyeceğime… and?!..(??…)…)
“Yok, yok! Ben, Spartaküs’üm.” (… Ha şöyle yola gel) Barış Evren (Aslında iyi çocuktur. Biraz kararsızdır ama herkeste birazcık kişilik problemi vardır. Doğru yoldadır. Gözlerinden öperim…)
“Tam tipim asker, beni, yaladı!..”
B.E. (24) (İtirafçı! Dönek! Romalı lejyoner. Pompei’nin partneri)
“Bir de… dergide de çıplak erkek resimleri olsun. Bu resimler; hem sanatsal; hem pornografik; hem mutaâssub; hem erotik olsun. Ve de bu saydıklarımın hepsi de aynı resimde olsun, hem de aynı anda… bir de bu resimler çıplak olsun… olsun da olsun… olsun da olsun… olsun da…”
Hâriçten Dert’li Gazelhân (Bir sen eksiktin… Tahakkümcü! Sapık! Fantezi yoksunu mastürbatör! Fantezi varsılı Kollektivist! Dünya eşcinselliğinin yüzkarası! Tüfu!)
“Ulen, biz plân yaptık, program yaptık, örgütlenelim dedik. Vakıflar, Hastaneler, Loncalar, Huzur evleri kuracaktık. Adamlar eyleme bile geçtiler. Halkım bunları bir duyarsa… Ulen susun… Sus oğlum sus tamam… Elinizi ayağınızı öpeyim susun… Ya’u tamam yapın; yapın, bâri, demeç vermeyin. Halkım duymasın onlar da yapar.” K. Yiğit
(Panik-Histerik. Tahakkümcü. Örtbas edici. Susurluk Komisyonu…)
“Hâlis, benimle evlenir misin?” Muhlis (Oğlancı-Komprador)
“Siktir lan! Asıl sen benimle evlen”
Hâlis (Oğlancı-Muhâlif)
“Aha! Asıl Şimdi Boku Yedik!! Halkımıza da yansıdı. Gel de çık işin içinden!” K. Yiğit
(Bu halk tuttuğunu koparır. Yok, yani evriliriz evrilmesine de; devriliriz!!.. “Hadi Hâlis Ya’u, hem her zaman ben yapmam; arasıra sen de yaparsın…” “Siktir lan! Asıl sen benimle evlen...”)
Tam bu esnada Amerika’da-
“Madiler ve Şilakilere karşı dikkatli olmalıyız. Her an saldırabilirler…”
Mitsouri (Sîu kabilesinden. Paranoyak.)
“Saçlarımdan anal ilişki kurarken; takım taklavata hümanist oldum. Organımdan düşen patateslere üşüşen böceklerden dökülen kepeklerin arasına dilimi sürtmeye başladım. Sokaklarda birbirimizi düzelim, derilerimizi yüzüp spermlerde yüze
lim.” k. İskender (Sürrealist. Dejenere.)
“Küçük İskender’den mektup almak bizi çok heyecanlandırmıştı. Hatta, mektupta imzası olmasına rağmen birçok arkadaşımız inanamamıştı…”
Gazi KAOS GL (Kahramanlık Hatıraları-Mücâdele Anıları)
“Biz, her türden politik iktidarlara karşıyız. Prezervatiften politikaya kadar herşey bizi ilgilendirir; bilgilendirir. Bütün Televizyonlar Kapatılsın! Bedenlere Özgürlük! Güzellik Yarışmaları Kaldırılsın!… sin!… san!… sın!… Toprak!… Kom… Kom… Kommen sie, bitte? İch Liebe dich! Erst, fiecke ıch dich, dann, fieckst der mich OK?.. Oh Yaaa! Sie machen sehr schôn! Oh! Ah! Oh! Sehr gutt, Schnell!!.. Schnell!!.. Özgürlük!” Gay’e Efendisiz (Toprak! Komün! Özgürlük! Politik. Anti-genital emperyalist. Porno resim teşhircisi. Slogancı. Titretir. Savulun sapıklar Devrim’e gidelim!... Açılın kapılar yatak odasından çıkalım!… Aç! Aç ulan! Bak “aç” diyorum Murat. Açsana ulan!)
“Gay’e sapt das: ‘Top(lanın)… Top(lanın)… Lütfen Gelin (KAOS’a). Hepinizi seviyorum (Sizden daha çok). (Siz de birbirinizi sevin). (Gün) Eylem (günüdür). Önce dayanma (zorluklara karşı); sonra da dayanışma (günüdür). Tamam?… Oh Yaaa! (Herşeyin başı) çok güzel(lik) yapmak! Oh, iyi(lik)! (Kaybedecek vakit yok) Oh! (Bir saniye bile yok) Ah! (Şimdi yapmazsak ki
m, ne zaman yapacak) Oh! (Demokratik bir toplum ve) çok güzel (yarınlar uzakta değiller). Acele (edin)!!.. (Gün mücâdele günüdür) Acele (edin)!!:: (… ve şuna yürekten inanın ki; Özgürlük Çok Yakındır!)” (Almanca aslına sadık kalarak; Gay’e’den) çeviren SELÇUK (Gay’e’nin en samimi, en yakın, en can dostu, arka çıkanı… paklayanı… aklayanı… Alman edebiyatının babası… und also Sprach Zarathustra…)
“Peki KAOS GL porno dergilerin işlevini de üstlenmek zorunda mıdır?” M. Yalçınkaya
(Hööööö?? Dumur!! Prezervatiften, kondoma; kondomdan kaputa; kaputtan, kılıfa; kılıftan, prezervatife kadar her şeyin ilgilisi, bilgilisi. Yatak odası yastık-nevresim takımı. Fildişikıyısı Cumhuriyeti’ne asla “katil!” demeyen Apolitik. Alçak, Deyyus, Hain, Tukaka…)
“Misâk-ı Millî sınırları içerisinde, herkes Türk’tür”
Güntaç Aktan (Anadolu’dan Görünüm)
“Lı Tırkiya’da, Kürt mürt tûne; herkes Tırk e” (Tırkiya’da, Kürt mürt yoktur; herkes Tırk’tır) Şıvan Kürt Cebe Alp Temoçin
(Korucubaşı-Kendini bilmez)
“Söyle: ‘Biz Türk’üz’; söyle: ‘Biz Türk’üz’” Ertürk Yöndem (Perde Arkası-kamera önü)
“Sıle bız Tırk’tır; sıle bız Tırk’tır”
Gariban Köylünün Biri (Perde Arkası-kamera önü)
“Meclis’te Eşcinsel Var…” Salman Arıkboğa
(Dünya’daki liderimiz, Uranüs’teki temsilcimiz, Venüs’teki ataşemiz)
“Yüce mecliste eşcinsel meşcinsel yoktur”
Vita Sackwille-West (Pijama pijama don külot fanila…)
“Bendi, Seyfo’ydi, Mıho’ydi... Bız lı hevdu toplandi. U bız gitti hemama. Bız geldi Merdivanın onune; bi de bakti bi tene adem merdivandan ini. U bız o ademla biribirimıza dikkat kesıldi. Yano, biribirımızın dikkatini çekti. U, O bıze bakti; bız one baktı; O bıze bakti; bız one bakti. U sonre gozlerımızi biribirından kaçırdi. Adem, eyni Şanzelize
(Ule Ule Ule, ben, ne biçım telafuz etti…) meydanındeki kokanelere benzidi. Bıyıksızdi, gögüsleri bembeyaz u kılsızdi. Lawo, Istambol’un da batılısi oldıği bellidi…” Perşembe Pazarı Hırdavatçı Hamalı (Doğulu, görgüsüz, câhilin teki. Kısâs a Kısâsçı. Estet. Fenomenolog. Burasi İstambol! Fıransa degıl! Amcamıza kulak tıkacı…)
“Ya’u arkadaşlar, bakın, şimdi var ya; birileri bizi manipule etmeye çalışıyor şimdi, diyorlar ki: “Politikleşelim”. Yahu, bireysel olan, zâten, politik değil midir? O zaman, ne diye, ayrıca ve bir daha politik olalım ki… Bireysel olalım, yeter... Böylece ne kadar bireysel olursak; o kadar çok, politik olmuş oluruz. Uganda’daki Hutu’lar, Tutsi’ler bizi neden ilgilendirsin ya’u?… Birbirlerini yesinler yamyamlar. Hem eşcinselliğin zemi
ni ile Amerika’daki Maya yerlilerinin zeminleri, sizce, aynı zeminler midir? Amerika nere? Eşcinsellik kim? Amerika taa Çin’in, Japonya’nın arkalarında bir yerlerde; zemini de engebeli. Eşcinsellik ise; bir cinsel “tercih”... Bakın bakın, biri “engebeli” biri de “tercih”... Allahaşkına elinizi vicdanınıza koyun, “engebeli” ve “tercih” aynı şeyler mi?… Bence çok çok farklılar, ama tabi, sizin görüşlerinize de saygı duyarım; ancak, sadece, saygı duyarım… hem ben, bir tek “maya” bilirim, onu da hamura katıyorlar. Sabah gider fırından ekmeğimi alır, yusuf yusufçuk yer; bedenimi ve vücudumu yararlı besinlerle beslerim. Bir de… bir uzay filmi vardı… çocukken hem tecavüze uğruyor; hem de o filmi izliyordum… orda da bir “maya” vardı, ama, o maya dişi olduğu için; o da beni ilgilendirmemeli; çünkü ben gay’im; erkek yalarım!… Laf aramızda, “arı maya” da anti-militaristleri soksun. Ben apolitikim. Hadi beni arayın, bana yazın, güçlenelim, sevişelim… önümüzde aşılacak nice engeller var; hep beraber aşalım.” Yusuf Yusuf (Yorumsuz)
“Şimdiii... gelelim bir mevzuâta: Benim yazdıklarım KAOS grubunun düşüncelerini değil; benim düşüncelerimi yansıtır.” K. Yiğit (İronist-Uranist İmza Sahibi)
“Dergide yer alan imzalı yazılar KAOS grubunun düşüncelerini değil; imza sahiplerinin düşüncelerini yansıtır.”
KAOS-Grubu (Papağan-Totoloji)
“Dergide yer alan çıplak insan resimleri kimin düşüncesini, zevkini veya bilmem nesini yansıtır?…” K. Yiğit
((Sorucu-Sorgulayıcı ve tabı “Gıcık”)
…“Birkaç arzulu erkek fotoğrafının arasında yayımlanabilir umuduyla aklıma gelenleri yazmaya başladım…” Barış Taner Bortaçina (KAOS GL 45/10) (İmza sahibi. İlgili. Sorumlu. Anti-militarist ve de umutlu(!)…)
“Al sana resim(!…) Arzusuz… ama olsun çıplak ya… hem de asker ve dâhi sayfanın tam ortasında, yazdıklarının her tarafına ilişiyor: Soluna, sağına, aşağısına, yukarısına… tam da umud ettiğin gibi(!…)”
KAOS GL (B. Taner’e cevap… İroni-Tezât. Biraz da (ama çok az ha!…) Küstâhlık…)
“O resim, o sayfaya, zembille inmedi: Biri bulmuş, biri getirmiş; biri de sayfanın tam ortasına, resmi, oturtmuş olmalı…”
Socrates (Feylezof)
“Barış Taner’in yazısı elimize geçtiğinde, elimizde, hâlihazırda çıplak asker resmi vardı. Ve hazır yazı da askerlikle ilgili olduğu için; fırsat bu fırsat deyip, resmi “trick” bastık. Ayrıca, yazı elimize geçtikten sonra –ve tabii ki, içeriğini de özümsedikten sonra- çıplak asker resmi aradık; bulduk ve o muhteşem resmi sayfanın tam ortasına “cuk” oturttuk. Belki de, çıplak asker resmini, A. Karakış’ın yazısının olduğu s
ayfada yayımlayacaktık, ama iki yazı da askerlikle ilgili olduğu için yanlışlık –belki de karışıklık- oldu ve resim B. Taner’in yazısıyla aynı sayfada yayınlandı… elimize sağlık… trick!… cuk!… Hem o çıplak asker resmini sayfa 10’a koyalım diye şiddetle ısrar edenler de lezbiyenlerimizdi. En çok da Yeşim ısrar ediyordu. Tabi, matbaâcının fırlama çırağının o resmi bizden habersiz, o sayfaya, bastığı gerçeğini de, es geçersek; geriye bir tek ihtimâl kalıyor: O sayfada resim mesim yayınlamadık. Hem yayınlamadığımız o çıplak asker resmini yayınladığımızda mevzu bahis asker giyinikti. Dergiler postaya verilene kadar da hâlen giyinik olarak kontrolümüz altındaydı. Şimdi, resme iyi bakarsanız, o askerin kendi kendine soyunduğunu da görürsünüz yaaaaa??…” KAOS GL Armoni Mızıkası (Sağ Anahtar)
“Yaaaaa?!… B. Taner ve benzerlerinin hiç de hoşuna gitmeyecek bir biçimde, anti-militarist bir yazının yer aldığı sayfanın tam ortasında çıplak bir militan resmi duruyor ve alay ironi kokuyor. Her ne kadar KAOS GL’de yer alan imzalı yazılar, sâhibinin düşüncelerini yansıtırsa da; bu düşüncelere indirekt müdahâle hakkını KAOS-GL Armoni Mızıkası kendisinde buluyor. Ihhhhh!!!…” KAOS-GL Filarmoni Orkestrası
(Sol Majör)
“Evet, bence de olay ironi kokuyor. Ve yine bence, KAOS-GL Armoni Mızıkası Barış Taner’e diyor ki: Senin düşüncen sana aittir ve yazını yayımlarız da; ancak biz bildiğimizi okur, istediğimizi istediğimiz şekilde yayınlarız. Militarizm’e karşı olabilirsin, bu da bir tercihtir, ama biz tarafsız(!) olmalıyız. Dergi okuyucuları arasında anti-militarist olmayanlar da var. Onları da memnun etmek zorundayız. Sen öyle düşünürsün, bir başkası dergide çıplak asker resmi ister. Hiç kimseyi, hiçbir şeyi, hiçbir düşünceyi –bu bağlamıyla- bir başkasına tercih etmiyoruz. Zaten, en küçük bir olayda, haksız yere, politik olmakla suçlanıyoruz!” Çiçero (Hatîb)
“Ya’u siktir edin bu imâm-hatîbleri; dış mîhrâkları ne bulaştırıyorsunuz. Olay çok basit: KAOS-GL’nin sütten ağzı yanmış; Barış Taner yoğurttur. KAOS-GL’nin kötü niyeti yok, ama, yine de yanlış bir şey yapmamalıydılar… O resmi o sayfada yayınlamamalıydılar…”
Darbuka (Alaturka)
“Benim yoğurtla ilgili de anım var. Durun anlatayım: Hani, gay’lar, her Cuma yoğurt yiyerek erkek kangurularla sevişen Anzak’ları hayâl ederler ya; İşte, geçen Cuma, ben de yoğurdumu almış ayaklarımla yiyordum ki, ne göreyim: Anzak’ın biri, keseli bir kanguruyla sevişiyor!!… Çok komikti çok Hihihohaha!!… Durun, asıl komik olan: Aynı Anzak, bundan 4 sene önce Mart ayının 2. Cuma günü de a
ynı hatayı yapmış; bu kangurunun teyzesinin kızıyla tam 3 gün ara vermeden sevişmiş ama dişi olduğunu anlayamamıştı. Siz de benzer anılarınızı anlatır mısınız?… Hani Cuma günü yoğurt yiyerek… Sizin de ilginç bir anınız olmalı… Vardır muhakkak… Siz de anlatın. Benim salak Anzak’ın adı Hanzak, 15 bin kişilik Tugayın en salağı… 3. Bölükteki Henry de salak ama bu kadar değil… bu ikisi, sizde de böyle salaklıklar yapıyorlar mı yazın… anlatın!” Sultan I. Kahraman (Avustralya fâtihi).
“Bu ne ya’u?? Ne biçim mâhluk bu ya’u!!.. Kaçınız yapıyor ulan bunu?!.. Yoksa ben eşcinsel miyim??…” Yiğitoğlan (Halk Kahramanı)
“Ben de yapacağım!!!.”
Çelebi Uysal (Galapagos Valisi)
“Yoğurt??… Teeebi Yaaa!!… İçine “kına”da kattım mı; o biçim bir karışım elde ederim. Bir de “teleskop” bulsam. Danimarka ordusundan bile rapor alırım…”
Sultan II. Kahraman (Finlandiya Seferi-Kolleksiyoncu)
“Bir de dergide de şey de olsun… (Hah! Puşt! Ortam bulandı ya; “tam sırası” dedi yine çıktı. Ya’u ben de buna “gıcık” oluyorum. Nedir bu ya’u, insanda biraz utanma olur. Sakız gibi ikide bir… kimbilir ne isteyecek yine…).
Benim sizden bir ricam var... (Ha! Ne?) Dergide de şey de olsun… (Şuna bak ya’u; “şey olsun” dese yine neyse… “Şey de olsun” diyor “de” oluyor “dede”. Ulan, dergide posta’ya kim bakıyor, insanlara ne soruyorsunuz da “_de”li, “_da”lı atlıyorlar… “dergide ne de istersin?” mi “… Bir de dergide de ne de olsun?” mu ne soruyor, nasıl soruyorsunuz allahaşkına kafayı yiyeceğim… ne bu ya’u?…) … şey de olsun… şey de yapın benim için… (Ne oğlum ne?!!!) Şey de olsun… (Oğlum, istesene… Ya’u vallahi billahi “gıcık” ya’u bu. Ama dur, bu büyük bir şey isteyecek; yoksa çıkarırdı hemen baklayı. Allâhın utanmazını zorluyorsa bu istek; hayra alâmet değil…)… Benim için şey yapsanız diyordum… dergide… şey… PORNO FİLM OYNATIN!!!!…. (OOOOhaaaaa!!!! Çüüüşşşhaaaaaa!!!! “Bilim-Teknik”e mi yazıyorsun Muhtereeeeem!!!!! Pes ulan Pes haaaa!!) Biliyorum, bu isteğim size çok garip gelecek... (Yoo estağfurullah ne garibi buna da şükür, bu ne ki, sen yarın “şeyimizi” de istersen asıl o zaman garâbet olursun… La hâvle vela…) … ama biliyorum siz yaparsınız; size güveniyorum… (Tabi ya, neye yapmayalım…Porno dergi olduk… şimdi de nasıl-ne olabileceksek porno film seyrettireceğiz. Zaten, güvencen olmasa, böyle, sakız gibi yapışmazdın ya; sen o Gay’e’ye şükret. Ah, O yokmu O…) … bir de şey de olsun… (Dur, daha bitmemiş. Ha? Ne?) … şey de olsun… şey… PORNO FİLM!! (Haydaaa oğlum söyledin ya bunu, sakat mısın…) … yoğurtlu da olsun (Haaa o mesele; yoğurdu da duydu ya k. İskender’in yamağı…) … yoğurtsuz da olsun da (Oh nihâyet “da”lar ivmelendi, bitirecek herhal…) … Hı hı?… olsun da olsun… olsun da olsun… olsun da…” Hâriçten Münis Gazelhân (Sabır sınayan! Allâhın manyağı! Ulan, nerden buluyorlar KAOS’u, “adı” mı câzip; tesadüf mü ediyor. Biri de çıkmış şey diyor… şey… şey diyor: “Coşkun’u çok beğeniyorum; ama “daha geniş” kitlelere ulaşın.” “Kardeşim, dur bak görüyorsun elemanlarımız çalışıyorlar, acelen ne? “Yoğurtlu Teleskop” denememiz fiyasko olursa, elbet, “daha geniş” kitleleri de düşünürüz.” Ne bunlar, ya’u, istenecek şeyler mi?… Sanki herkesi test etmiş de, töbe töbe, mevcut kitlenin “dar” olduğunu nereden çıkarıyorsun. Nasıl karar verdin sen buna. “Geniş kitleler”; “Kitle” de değil “Kitleler”. Hadi “geniş”i anladık da; bu “genişler” kitleler halinde mi yaşıyorlar?… Bu ne biçim bir dünya bu… bu bu… ne biçim bir memleket… Mâkul olun gözünüzü seveyim…)
“Oğlum Mûnis, dergide de zaten çıplak resim de var; bir daha ne resim de istiyorsun?…”
Dertsiz (Dûhul eylemiş… Tecahûl-i Ârif… En baba KAOSçu’ya taş çıkartır billahi…)
“Ben, tam bir “top”um boyum 12 cm, kilom 120 g…” Glover (“Kuruvajenden Taze Postal”. Hadi kardeşim hadi… Endokrinoloji vakfına… hadi gözüm. Dur bakayım: Senin ayakkabı numaran kaç?… Ebced: 120 çarpı 120… bölü… eşittir… Erekte hâli mi bu?…)
“Bitireceğim, bitirmesine de… adetten oldu artık; birine sataşmadan geçmek istemiyorum. Evet, ne diyordum: “Dergide yer alan yazılar imza sâhiplerinin düşüncelerini yansıtır…” K. Yiğit
(Bakın şimdi ne olacak… Bakın!…)
Şşşşt Atilla! (Ya’u sataşmayayım diyorum; ama dedim ya adetten oldu çocuğa sataşmak…) Yahu Atilla, hani diyordum ki; şu komşun sayfada basılan çıplak asker resmini kendi sayfanda yayınlatsaydın ya! Biz de iyi-kötü o resmin, sadece erotik olduğunu anlar; gocunmazdık”
Ebû Süfyan (Travestik Bedevi Tüccar. DT: (MS)568; ÖT:?)“(…? …?? …???.)” A. Karakış
“E- bû diyor Atilla; biz ne yapalım!?…” K. Yiğit (İronist, karşı duruşçu, isyancı, sataşmadığım kimse kaldı mı diye dert etmeyen)
“Dinle Kemal!
Ama gerçekten dinle. Dinle ki; sırf fanilasını çıkarırken birazcık karnı görünen; bir de fermuarının altından donu görünen; mâsum ve de nâmuslu bir askercik insancığın resimciği dergide herhangi bir sayfada değil de; 10. Sayfada yayınlandı diye…” A. Karakış (Uyanık. Diazem…)
“Yürü Atilla yürü… yaş da yanar yanarsa kuru!…” K. Yiğit (Daha uyanık. Morfin Sulfat!…)
“Homoseksüeller, devlet düşmanıdır!”
Hitler (Geberdi)
“Sevginiz, hitabettiğiniz insanlarda sizinkinden daha büyük bir sevgi doğurmuyorsa; bu, “sizin” sevginizin yetersiz olduğunu gösterir…”
K. Marx (Komünist)