MEKTUP-LAR-DAN
Oleg Ovdeenko, Harkov, Ukrayna
Ukrayna’dan selamlar. 1994 yılından beri Ukrayna basınında editör ve yayıncı olarak çalışıyorum. Geçen yıl kurulan Asant Medya adında bir özel şirketim var.
Ülkemizde gay özgürlüğüyle ilgili birçok sorunumuz var. Bize geçmişimizden miras kalan ahlaki değerlerle ve toplumumuzdaki yüksek düzeydeki homofobi sebebiyle burada açık bir gay olarak yaşamak kolay olmuyor.
1994’ten beri yaşadığım şehirde dört kere gaylere özel gazete çıkarma girişiminde bulundum. Bu gazetelerin basım sayısı 5.000-27.000 arasında değişti. Harkov, Ukrayna’nın ikinci büyük şehridir. Nüfusu 1.8 milyon olmasına rağmen ne bir gay mekanı ne de herhangi bir gay aktivist grubu vardır. Yerel gay yayınlarının ülke geneline yayılmasıyla il
gili çalışmalarım bürokratlar tarafından sürekli olarak engellendi. Yöneticilerimiz, gay medyasına taviz vererek bir uzlaşma içine giremeyeceklerini belirtiyorlar. Bu yüzden Ukraynalı gaylere yönelik bir yayın konusunda yurt dışındaki gay yayıncılarla ortak bir proje başlatmak istiyorum. Benim aradığım yabancı bir yatırımcı değil; amacım tamamen farklı: bu periyodik yayın ancak ortak bir proje olarak hayata geçirilirse ülkemizdeki resmi makamlar tarafından engellenmez ve yasaklanmaz. Çünkü yöneticilerimizde yurt dışından gelebilecek kamuoyu baskısı korkusu vardır. Bizim yöneticilerimiz için oyunun kuralları böyle işler: Yerli girişimleri arkada hiçbir yasal belge bırakmadan tamamen yok edebilirler. Ancak yabancılarla ortak yatırımlarda bunu yapmaları mümkün değildir. Yayınları yasaklayacak olsalar bile hükümler yasalara dayandırılmak zorundadır. Şunu da belirtmek gerekir ki, yasalarımız erişkinler arasındaki homoseksüel aktı yasaklamaz.Bu proje konusunda detaylı bilgi için faks numaram: +380 572 650 285. Resmi homofobi dışında basınımızdaki diğer tüm koşullar oldukça iyi ve elverişlidir.
Ayrıca fikir ve deneyim alış verişinde bulunmak konusunda Türkiye’den gay arkadaşlarla iletişim kurmak isterim.
26 yaşında, 1.80 boy, 70 kiloda, zeki, straight görünüş ve davranışlı, dost canlısı, monogam bir Ukraynalıyım (Yandaki resim). 22-30 yaşları arasında, benzer özelliklerde, arkadaşlığa önem veren gayler arıyorum. Aşağıdaki adrese İngilizce veya Almanca yazabilirsiniz. Oleg Ovdeenko, Post Restant, Kharkiv-1, 310001 Ukr
aine.***
Ercan, İzmir
Eşcinsel duygularımı fark ettiğimde çok paniklemiştim. Lise ikiye giderken bir öğretmenimize –kendisi erkekti- durumumu anlatmıştım. Ben, o zaman kendimi hasta olarak görüyordum. Öğretmenim de hasta olduğumu, tedavi konusunda bana yardım edeceğini söyledi. Onun yardımıyla doktora gitmeye başladım. Başka psikolojik sorunlarım da vardı. Gittiğim psikiyatr bana bazı ilaçlar verdi. Ben onları kullanmaya başladım. İlaçları öğretmenim alıyordu. Ailemin doktora gittiğimden haberleri yoktu. Zaman ilerliyordu. Ben durmadan psikiyatr dolaşıyordum. Sabırsızdım. Durumumda düzelme olmuyordu. Ben ne kadar sık doktor değiştirirsem o kadar çabuk düzeleceğime inanıyordum. O sıralar kendimi günahkar, lanetlenmiş, suçlu, aşağılık bir insan olarak hissediyordum. Utancımdan kalabalık bir ortama giremiyordum. Girersem eşcinsel olduğum anlaşılır diye korkuyordum. Israrla doktora gitmeye devam ediyordum. Hastaydım ve birgün düzelecektim. Erkek(!) olacaktım. Ailem için yüzkarası(!) olmayacaktım.
Liseyi bitirdikt
en sonra üniversite sınavlarını kazandım. Bu şehirden ve sevmediğim ailemden ayrıldım. Üniversitedeyken doktora gitmeye devam ettim. Gittiğim psikiyatr bana Murathan Mungan’ı okumamı önerdi. Onu okumaya başladım. Kitaplarında kendimi buldum. Onu acayip sevmeye başladım. Ona mektuplar yazdım. O da bana bir kitabını göndermişti. Hayatımda en çok mutlu olduğum anlardan biridir; onun kitabını aldığım an.Bütün bu duyguları yaşarken cinsel ilişkide bulunmuyordum. Günah işlemekten korkuyordum. Cinsel ihtiyaçlarımı mastürbasyon yaparak karşılıyordum. Erkeklerle seviştiğimi hayal ediyordum. Okulu bitirdim. Tek isteğim vardı: Murathan Mungan’la tanışmak. Birinden telefonunu buldum. İstanbul’a gittim. Kendisini aradım. Bana ev adresini verdi. Evine gidip kendisiyle k
onuştum. Ben kafamda çok havalı bir tip çizmiştim. O ünlü bir yazardı. Kendisi bana çok sıcak davrandı. Çok mütevazi bir insan olduğunu anladım. (Aynı özelliği Yılmaz Odabaşı’nda da gördüm). M. Mungan bana kendime baskı uygulamanın yanlış olduğunu ve kendimi rahat bırakmamı söyledi. Bazı psikiyatrlar –özellikle bir tanesi- eşcinselliğin hastalık olmadığını bana anlattı. Önemli olanın sağlıklı bir insan olmak olduğunu söyledi. İki kere geneleve gittim. İkisinde de cinsel organım sertleşmedi.Zaman hızla ilerliyordu. Ben artık bazı gerçekleri yavaş yavaş öğrenmeye başladım. Kendime şu soruları sormaya başladım: Hırsız mıyım? Başkalarını ezip sömürüyor muyum? Diğer insanlara zararım dokunuyor mu?… Sorduğum bütün soruların cevabı olumsuzdu. O halde ben niye utanıyordum. Birçok pisliği yapan insan utanmadan ortalıkta dolaşıyorlardı. Asıl utanması gereken onlardı. Ben değil. Hz. Ali’nin bir sözü vardır: “İnsanların çoğu uykudadır” diye. Toplum bizi yargılayamaz. Bu toplumun içinde o kadar çok pislik var ki. Önce he
teroseksüellerin kendilerini yargılamaları lazım. Onca zülüm, onca sömürü, onca açlık, onca savaşlar bunlar bizleri küçümseyenlerin, yargılayanların eseriydi. Uykuda olan çoğunluk uyanmaya hiç niyetli değil. Uyanmadıkları gibi boş şeylerle uğraşıp saçma sapan değer yargılarıyla başka insanları yargılıyorlar.Artık eşcinselliğinden utanan, kendini gizlemeye çalışan insan gitmiş yerine eşcinselliğini kabullenen, bundan dolayı kendinden utanmayan bir insan gelmişti. Teşekkürler psikiyatrım, teşekkürler Murathan
Mungan.Birgün Cumhuriyet Kitap Kulübüne gittim. Orada dergilere göz gezdirirken dergiyi gördüm ve dergiyi almaya başladım. İlk cinsel ilişkimi 2 yıl önce yaşadım. Ondan sonra 4 kişiyle oral seks yaptım. Bu alemde yaşanan ilişkileri gözönüne aldığımda kendimi biraz acemi görüyorum. Yaş:29.
Biz eşcinseller heteroseksüelleri eleştiriyoruz. Onlara karşı tepkiliyiz. Ben bizim dünyamızda gördüğüm bazı olumsuzlukları yazacağım. Eşcinsellerin çoğu maalesef göt-sik hastası. Cinsellik konusunda maymun iştahlılar. Cinsellik elbette önemlidir. Bizler de cinselliğimizi yaşamalıyız. Ama sadece cinselliği ön plana çıkarmak doğru mu? Yaşadığımız cinsellikte biraz seviye olmalı. Sevginin saygının olmadığı bir cinsellik hayvanların yaşadığı cinsellikten farklı olur mu? İki
eşcinsel arkadaşla tanıştım ayrı zamanlarda. Tanıştığımız gibi beni altlarına almak istediler. Ben kabul etmedim. Bu itirazım onların gözünden düşmeme neden oldu. Erkek görünümlü eşcinseller kadın kılıklı arkadaşları sevmiyorlar (Benim gözlemim). Eşcinsellere karşı olumsuz davranışların nedenlerinin bu insanlar olduklarını ileri sürüyorlar. “Herşeyin bu kadar açık olması gerekli mi?” diye soruyorlar. Hoşgörüsüzlükten, insanların sizi anlamadıklarından şikayet edeceksiniz ama siz de diğer insanlara karşı hoşgörüsüz olacaksınız. “Bu ne yaman çelişki”. Ben pasif olmaktan hoşlanıyorum. Bunu açık açık söylüyorum. Birçok eşcinsel arkadaş-çoğunluğu aktif olduklarını söyleyerek bununla övünüyorlar. Bu çok acı verici bir durum. Pasif insanları küçümsedikleri izlenimi bende kaldı. Sikici(!) toplumun sikici çocukları(!). Birbirimize yeterince yardımcı olmuyoruz. Birbirimizin problemleriyle ilgilenmiyoruz. Eşcinseller arasında çekememezlik oldukça fazla. Birbirinin yüzüne gülenler arkadan demediklerini bırakmıyorlar. Ezilenlerin biraraya geldiği ortamlarda yine ezilip dışlananlar oluyor. Yakışıklı bir eşcinselle herkes arkadaş olmak istiyor. Fiziksel bozukluğu olan bir eşcinselle arkadaş olma isteği aynı oranda güçlü değil.Dergiye yönelik eleştirilerim şu: Sadece eşcinsellikle ilgili yazılar çıkıyor. Bu konuda aşırıya gidildiğine inanıyorum. Bizim dışımızda da Türkiye’nin bir çok problemi var. Kürt sorunu konusunda ne düşünüyorsunuz? Zulmün, sömürünün, insan hakları ihlallerinin bol olduğu bir ülkede sadece eşcinsellerin
sorunlarını yazmak ne kadar doğru? Bunu sorgulamak lazım değil mi? Bizler Cumartesi anneleri için ne yaptık? İşkencede öldürülen insanlar için gerekli olan duyarlılığı gösterdik mi? Bir greve çıkan işçileri desteklemek için ne yaptık? Yapmamız gereken diğer insanların problemleriyle de ilgilenmek, onlara yardımcı olmaya çalışmaktır. Bundan yararlanarak kendimizi, onlara daha iyi tanıtabiliriz. Tava sapıyla poposunu genişletmeyi düşünen birinin yazılarını yayınlayacağınıza yukarıda değindiğim konularla ilgili yazılar yayınlasanız daha doğru olmaz mı? Alsın tava sapını müsait bir yerine soksun. Gerçi artık tava sapına da ihtiyacı yoktur. Bir yazısında kova burcundan olduğunu yazmıştı. (Arkasından gören öyle diyormuş).Haziran 1998, 46. Sayıda Bursa cezaevinden yazan bir siyasi mahkumun mektubunu yayınlamışsınız. Sizden kendisine dergiyi göndermenizi istiyor. Ben de sizden aynı şeyi istiyorum. Eğer tutuklu arkadaş size abonelik ücretini göndermediyse ya da verecek durumda değilse onun abonelik ücretini ben verm
ek istiyorum. Gönderdiği mektuplara cevap alamadığını yazmış. Cezaevinde oluşundan dolayı büyük bir olasılıkla cevap yazılmamıştır. Dışarıda olsaydı bir de zengin olsaydı yazan çok olurdu. Sizde adresi varsa kendisine yazabilirim. Eğer cezaevinde olan siyasi tutuklu bir eşcinsel varsa kendisine yardım edebilirim. (sadece bir kişiye maddi durumum ona müsait. Kendi kendime yeten biriyim.) derginize yazsın böyle bir arkadaş varsa.Aslında kafamda yazmak istediğim çok şey var ama bu mektupta bu kadarlık yeter. Çalıştığım ilde dergimiz yok. Abone olamıyorum. Daha önce bazı edebiyat dergilerine abone oldum. Fakat elime geçmediler. Birileri benden önce dergileri alıyor. Mümkünse bu mektubu derginin Ağustos sayısında yayınlayın. Sizinle iletişim kurabileceğim bir te
lefon numarası varsa onu da dergide yayınlayın. Sizinle iletişime geçmek istiyorum. Bu olmazsa bile Eylül ayı içinde Ankara’ya geleceğim. O zaman toplantıların yapıldığı adrese gelirim. Böylece tanışırız. Üzerime düşen bir görev varsa yapmaya hazırım. İstanbul’a gittiğimde toplantılara gitmeye çalıştım. Ordakilerden hoşlandığımı pek söyleyemem. Bana soğuk ve itici geldiler. Eleştirilerime rağmen ben yine KAOS dergisini beğeniyorum ve bu gurup içinde yer almak istiyorum.Mektubumu bitirirken selam ve sevgiler
imi yollar hepinize mutluluklar dilerim. Kendinize iyi davranın.Sevgili Ercan, içten mektubun için teşekkür ederiz. Temmuz-Ağustos sayısını birlikte yayınladığımız için mektubun Eylül sayısına kaldı. Umarız Eylül sayısına ulaşır ve bu satırları okursun. Çalıştığın ilde mektupların sana ulaşması için iki önerimiz olacak: Bunlardan biri posta kutusu kiralamak olabilir. Pahalı bir işlem değil. Diğeri ise, postane hizmetlerinden olan post restant denilen yol. Mektuplar adına belirttiğin postaneye gelir, sen d
e gidip alırsın. Bir eşcinsel olarak toplumsal duyarlılığın sonucu dile getirdiğin konular aslında toplumda yaşayan herkesin sorunu olmalı. Ama bu durum sorunlar arasında hiyerarşiye yol açmamalı. Bununla birlikte dikkat çektiğin eksik konular, profesyonellerce değil, sorunu doğrudan yaşayan ilgili insanların yaşadıklarını yazıya dökmesiyle daha sağlıklı giderilebilir. Dayanışma ise birilerinin başkalarının sorunlarına sahip çıkarak popülist bir ikamecilikle değil, her insanın kendi sorununa sahip çıkıp buna karşı verilen mücadelelerin birbirine eklemlenmesiyle maddilik kazanır ve dönüştürücü olur. Üstelik biz eşcinsellerin işçileri, memurları desteklemesi, Kürt sorununa değinmesi, zulüm ve işkence görenlerin yanında yer almasına gerek yok; bizler zaten işçiyiz, memuruz, Kürtüz ve zulüm görüyoruz. Eğer biz seslerimizi yaşadığımız alanlardan heteroseksüel kardeşlerimizle birlikte yükseltebilirsek altını çizdiğin ve dergide eksikliğini hissettiğin toplumsal duyarlılık bir anlam ve maddilik kazanacaktır. Bununla birlikte 20’sine 30’una gelip kendisiyle barışamayan, cinselliği içinden geldiği gibi yaşayamayan insanların öncelikle ve daha çok cinsel konularda yazmaları anlaşılabilir bir durum olmalı. Bu bizi gocundurmamalı.Cezaevlerinde eşcinsel siyasi tutuklu var mı bilmiyoruz ama, bize yazan tutsaklara eşcinsel ya da heteroseksüel olduğuna bakmadan dergimizi ücretsiz ve düzenli olara gönderiyoruz.
Ankara’ya geldiğinde doğrudan tanışmayı umarak mektuplarını bekliyoruz.
***
………, Cezaevi/Mersin
Adıma gönderdiğiniz KAOS GL’nin eski sayıları elime ulaştı. Ayrıca aylık gönderdiğiniz sayılar da elime ulaşıyor. Duyarlılığınız için teşekkürler.
Aslında bu kadar geç yazmamın nedeni dergilerinizi inceledikten sonra kısa bir değerlendirme yapmaktı. Çünkü, bir özgürlükçü olarak yaşadığımız coğrafyada bir eşcinsel hareketin ortaya çıkışını, hele “Eşcinsellerin kurtuluşu, heteroseksistleri de özgürleştirecektir” şiarıyla ortaya çıkan bir hareketi oldukça önemli görüyorum. Ancak bir özgürlükçü de olsam, b
ir heteroseksist olarak bir değerlendirme yapmamın doğru olup olmayacağına dair tam bir karar veremediğimden dolayı bir değerlendirme yapmadan bu kısa kartı yazdım. Çalışmalarınızda başarılar diliyorum.Sevgili arkadaş, dergimizin adının altında her sayıda yer alan “Eşcinsellerin Kurtuluşu aynı zamanda Heteroseksüelleri de Özgürleştirecektir.” sözünü yanlış okumuş olmalısın. Heteroseksüel ile heteroseksist birbirinden farklı iki kavramdır. Bizim mücadelemiz heteroseksizme ve bu ideolojinin savunucusu hetero
seksistlere karşıdır. Heteroseksizm yalnızca eşcinselleri değil aynı zamanda özgürlük isteyen sizin gibi heteroseksüelleri de ezen bir ideolojidir. Öyle sanıyoruz ki siz bir özgürlükçü olarak heteroseksüel olduğunuz halde heteroseksist olamazsınız. Hayatınıza yeni giren kavramlar olduğu için gözünüzden kaçmış olmalı. Bundan dolayı ilgili kavramların tanımını burada tekrar ediyoruz.HETEROSEKSİZM: Bir tür ırkçılıktır. Kadınlara yönelik ayrımcılık olan seksizmin (cinsiyetçilik), heteroseksüel olmayanlara yönelik halidir. Heteroseksizm, heterosek-süelliği bir zorunluluk olarak görme ve biricik varoluş biçimi olarak dayatma halidir.
HETEROSEKSİST: Heteroseksizmi savunan kişidir. Hetero-seksüellik dışında hiçbir varoluşu kabul etmez ve he-teroseksüel olmayanlara ş
iddete varan fizik ya da psikolojik terör uygular.HETEROSEKSÜELLİK
: Bireylerin, cinsel, duygusal ve erotik olarak karşı cinsten kişilere yönelmiş olma halidir. Kendiliğinden ve zorunlu olarak, toplumda egemen varoluştur. Bu kendiliğinden ve zorunluluk hali, hete-roseksüel bireylerin kendilerini "heteroseksüel" olarak tanım-lamalarına bile gerek duyurmamaktadır. Bu durum-daki bireyler, kendini "eşcinsel" ya da "heteroseksüel olmayan" diye tanımlayan bireylerin ortaya çıkmasını kavrayamamakta, "homofobik" ve "heterosek-sist" olabilmektedir. Doğal olarak bu durum, bütün heteroseksüellerin hetero-seksist olduğu anlamına gelmemektedir.HOMOFOBİ: Bu terim, eşcinsellere yönelik önyargı ve nefreti anlatır. Bir tür kaygı ve korku ifadesidir.
***
Serdar, Manisa
… Sevgili Şarmut A. İkarus’un ‘Eşikteki Erkek’ yazısına hayran kaldım. Doğrusu bu kadar net, yalın olunabilir. Diğer taraftan şu Parisli Amca ile tanışmak isterdim doğrusu. Ayrıca, sevgili Güner Kuban’ın ‘Sevişmenin Rengi’ adlı kitabını kendisine armağanım olarak yollamayı isterim. Yıllar önce Ankara’dan aldığım ve kitaplığımın en müstesna yerinde olan bu kitabı, değerini bileceğine inandığım Parisli Amca’ya gönderebilirim.
*Biseksüellerle mektuplaşmak ve tanışmak istiyorum.
Serdar, P.K. 76, 45000 MANİSA